İstanbul'da FETÖ'nün şifreli haberleşme programı 'ByLock' kullandıkları gerekçesiyle haklarında dava açılan 63'ü tutuklu 86 polisin yargılanmasına Silivri Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'nin karşısındaki binada yer alan duruşma salonunda başlandı.
25.03.2017 14:11 İstanbul'da FETÖ'nün şifreli haberleşme programı 'ByLock' kullandıkları gerekçesiyle haklarında dava açılan 63'ü tutuklu 86 polisin yargılanmasına Silivri Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'nin karşısındaki binada yer alan duruşma salonunda başlandı.
20.03.2017 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR
İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nin baktığı davanın ilk duruşmasında 61'i tutuklu, 5 tutuksuz sanık hazır bulundu. Sanıkların yakınları da duruşmaya izleyici olarak katıldı. Duruşma sanıkların kimlik tespitinin yapılmasıyla devam etti.
Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi karşısında oluşturulan binadaki duruşma salonunda İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesince görülen duruşmada Mahkeme Heyeti Başkanı Fikret Demir, tutuklu sanıklara TCK'nın 'etkin pişmanlık' düzenlemesini içeren yasayı hatırlatarak, haklarını anlattı.
Kimlik tespitinin ardından ilk olarak savunma yapan tutuklu sanık Mustafa Karaman, İstanbul Emniyet Müdürlüğünde çalıştığını, geçen yılın ağustos ayında açığa alındığını söyledi.
Hakkında herhangi bir soruşturma başlatılmadan açığa alındığını savunarak, ev aramasında ele geçirilen dijital materyalin imajının alınmadığını belirten Karaman, ihraç edildiğini medyadan öğrendiğini kaydetti.
Karaman, 'Kanunlara aykırı bir şekilde evim arandı ve kamera kaydı da yapılmadı. Yaşım itibarıyla bilgisayar programı gibi şeyleri pek iyi kullanamıyorum. İddianamede bu programı kullanmak için bir gruba üye olmak gerektiği söyleniyor. Ben böyle bir grubun içinde olmadım. Beraatimi talep ediyorum.' ifadelerini kullandı.
Tutuklu sanık Ramazan Yaman da 2011'de İstanbul'da Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünde göreve başladığını ve 2016'da açığa alındığını anlattı.
İddianamede, ByLock'u hangi tarihte kullandığının belirtilmediğini dile getiren Yaman, 'Wi-fi hattı aboneliği bana ait olduğu için mağdurum. Ev arkadaşım ve alt komşumla ortak interneti kullanıyorum. Bu internet hattı benim üstüme ait olduğu için buradayım, mağdurum. Tahliyemi talep ediyorum.' diye konuştu.
'ByLock'u FEM dershanesinde yüklediler'
Tutuklu sanık Muammer Sedef ise uzun süre Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde görev yaptığını belirterek, kanunsuz hiçbir eylemin içinde bulunmadığını savundu.
Sedef, kamuoyunun yakından takip ettiği önemli soruşturmaların hiçbirinde görev almadığını belirterek, 'Kimseye kumpas kurmadım. Hiçbir usulsüz suçlama içinde yer almadım. Örgüt üyesi olmadığım gibi bu örgüte hiçbir şekilde maddi destekte bulunmadım. Beraatimi talep ediyorum.' ifadelerini kullandı.
Bilerek veya isteyerek, ByLock'u telefonuna indirmediğini öne süren Sedef, şöyle devam etti:
'Çocuğum SBS'den iyi puan alınca FEM dershanesinden çocuğuma davet geldi. Ben de çocuğumu 2013'te FEM dershanesine kayıt ettirmiştim. Dershaneden sürekli arıyorlardı. 17 Aralık olayı yaşandıktan sonra dershaneye gidip bana mesaj göndermemelerini istedim. Telefonumu alıp 'size bir mesaj göndereceğiz, ondan sonra mesaj gelmeyecek' dediler. Bir şeyler yüklediler. Sonra müdürleri geldi, 'onu değil, bizim programı yükleyin' dedi. Bu programdan arada bir şeyler geliyordu. 15 Temmuz'dan sonra basında yayınlanan mavi logolu ByLock programına benzemiyordu.' diye konuştu.
Bunun üzerine araya giren Mahkeme Başkanı Demir, 'Bu program her türlü hale giriyor. Şimdi de araba yarışlarına ve şeker oyunu gibi uygulamalar altında telefonlara yükleniyor.' dedi.
Savunması alınan tutuksuz sanık Akif Hamza Yaman, 18 Temmuz'da görevden uzaklaştırıldığı dile getirerek, 'ByLock kullandığım suçlamasını nöbetçi mahkemede öğrendim. ByLock yüklendiği iddia edilen hat benim üzerime fakat bu hattı kardeşim kullanıyor.' dedi.
Saat 18.50'ye kadar süren duruşmada 37 sangın savunması tamamlandı. Sanıklar, savunmalarında FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olmadıklarını, 'Bylock' programı indirmediklerini ve kullanmadıklarını belirterek tahliyelerini ve beraatlerini talep ettiler.
Tutuklu sanıklardan Mehmet Murat Kırıkçı, iftiraya uğradığını öne sürerek, 'Adıma kayıtlı olan telefon hattına ByLock yüklediğim iddia ediliyor. Bu programı hiçbir şekilde telefonuma yüklemedim. Darbe teşebbüsünün yaşandığı gün görevimin başındaydım. Aralıksız 16 saat nöbet tuttum. Ben vatanımı korumakla görevli bir memurken FETÖ üyeliğinden yargılanıyorum.' dedi.
Savunmasını yapan tutuklu sanık Halit Sarı da, emniyet teşkilatında 30 yıl boyunca terörle mücadele görevinde bulunduğunu belirterek 'Terör örgütlerinin çalışma prensiplerini bilen biriyim. Ben, vatanıma, milletime asla ihanet etmedim, aksine bu ülkeye ihanet edenlere karşı mücadele ettim. Terör örgütü PKK ve diğer örgütlerin listesine girmiş biriyken nasıl olur da örgüt üyesi olabilirim. İddianamede yer alan telefon numaraları bana aittir, fakat ben bu numaralara kesinlikle ByLock yüklemedim. Suçlamaları reddediyorum' dedi.
Savunmasını yapan sanıklardan Ahmet Civelek, 'Darbe günü telefonuma 'imkanı olan görevine görevine gelsin' şeklinde mesaj geldi. Ben o gün gönüllü olarak ekiplere katıldım. 15 Temmuz günü yaşanan olaylarda yanımdaki ekip arkadaşım şehit oldu. Ben de şehit olabilirdim. Ancak şimdi terör örgütüne üye olduğum için yargılanıyorum. Terör örgütüyle bağlantım yok. Bu programı kullanmadım' dedi.
Sanık Yusuf Ziya Aken savunmasında 'Ceza kanununda bu programın kullanılmasının suç olduğu belirtilmiyor. Ayrıca bu program bir dönem uygulama pazarında yasal olarak indirilip kullanıma sunulmuş. Ben bu programı kullanmadım. Terör örgütü üyelerinin hiç biri kendi adına kayıtlı telefon hattını kullanmaz. İsimleri ifşa olmasın diye başkalarının adına alınmış hatları kullanır. Biz kendi adımıza en az 10 yıldır kayıtlı hattımızı kullanıyoruz' dedi.
Sanıklardan Adem Uçtu, 23 yıllık polis memuru olduğunu belirterek 'Bileğimin hakkıyla kazanarak polis memuru oldum. 15 Temmuz'dan sonra hain alçak terör örgütünün varlığını öğrendim. Hain terör örgütüyle bağlantım yoktur. 15 Temmuz'da çalışarak hain darbecileri yakalayarak karakola teslim ettim. Bu terör örgütüne üye olmak çok ağır geldiği için utanıyorum. ByLock yüklendiği iddia edilen telefon bana aittir ancak eşim kullanıyor. Böyle bir program yüklemedim kullanmadım.' dedi.
Sanıklardan Hüseyin Yalçın Öztürk ise, oğlu ile birlikte teknoloji meraklısı olduğunu belirterek 'ByLock programını cep telefonuma indirdik. Ancak daha sonra işimize yaramadığını öğrenince programı kalırdık. 18 yıllık mesleğim bir program yüzünden mahvoldu. Çok mağdur oldum.' dedi.
Duruşmada, savunma yapan tutuklu sanıklardan Yılmaz Yıldırım, evinde el konulan dijital materyallerle ilgili kendisine tutanak örneği verilmediğini söyleyerek, KHK ile ihraç edildiğini ve evinde yapılan aramalarda herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığını öne sürdü.
Tutuklu sanıklardan Mehmet Murat Kırıkçı, iddianamede bir kişinin kendisinden şikayetçi olduğunu aktararak, iftiraya uğradığını savundu. Adına kayıtlı olan telefon hattına 'ByLock' yüklediğinin iddia edildiğini kaydeden Kırıkçı, bu programı hiçbir şekilde telefonuna yüklemediğini savundu. Kırıkçı, darbe teşebbüsünün yaşandığı gün, görevinin başında olduğunu dile getirerek, 'Aralıksız 16 saat nöbet tuttum. Ben vatanımı korumakla görevli bir memurken, FETÖ üyeliğinden yargılanıyorum.' dedi.
Tutuklu sanık Halit Sarı da emniyet teşkilatında 30 yıl boyunca terörle mücadele görevinde bulunduğunu ifade ederek, savunmasını şöyle sürdürdü:
'Terör örgütlerinin çalışma prensiplerini bilen biriyim. Ben, vatanıma, milletime asla ihanet etmedim, aksine bu ülkeye ihanet edenlere karşı mücadele ettim. Terör örgütü PKK ve diğer örgütlerin listesine girmiş biriyken, nasıl olur da, örgüt üyesi olabilirim. İddianamede yer alan telefon numaraları, bana aittir, fakat ben bu numaralara, kesinlikle 'ByLock' yüklemedim. Suçlamaları reddediyorum.'
Tutuklu sanık Erdinç Akgün ise üzerine kayıtlı telefon hattını, 15 yıldır kullandığını ve silahlı terör örgütü FETÖ üyelerinin haberleşme aracı olan 'ByLock'u kullanmadığını öne sürdü.
Darbe teşebbüsünün yaşandığı 15 Temmuz günü göreve çağrıldığını anlatan tutuklu sanık Ahmet Civelek, evinde arama yapıldığını ve herhangi bir suç deliline rastlanılmadığını anlattı.
Tutuklu sanıklardan Yusuf Ziya Akel, FETÖ'yle bir irtibatının bulunmadığını ifade ederek, 'Program, bir dönem uygulama pazarında yasal olarak indirilip kullanıma sunulmuş. Ceza kanununda bu programın kullanılmasının suç olduğu belirtilmiyor. Ben, bu programı kullanmadım. Terör örgütüyle alakalı irtibatım yoktur.' savunmasında bulundu.
Hakkında arama kararını öğrendiği zaman emniyete giderek teslim olduğu savunmasını yapan tutuklu sanık Tecelli Hüzün, 2011 yılında 'ByLock' kullandığı iddiasını reddetti. Hüzün, Iphone marka telefon kullandığını belirterek, 'Bu telefona dışarıdan program yüklenmesi mümkün değildir. İddianamede, bu programı telefonuma kartla yüklediğim söyleniyor. Bu çelişkiyi belirtmek istiyorum.' dedi.
'Eşim kullanıyor, dayım kullanıyor, kardeşim kullanıyor'
Tutuklu sanık Adem Uçtu da yaklaşık yarım saat savunma yaparak, terör örgütü FETÖ/PDY üyesi olmadığını iddia etti. Mahkeme Heyeti Başkanı Fikret Demir, sanığın sözünü bitirmesinin ardından, 'ByLock yüklendiği iddia edilen telefon size mi ait? Bununla suçlanıyorsun, yarım saattir dinliyoruz, suçlamayla ilgili bir şey söylemedin' dedi. Sanık Uçtu da 'Terör örgütü üyesi olmakla suçlandığım için, utanıyorum. Bahsi geçen telefon bana ait ama eşim kullanıyor.' demesi üzerine Mahkeme Başkanı Demir, 'Utanıyorsan ne olduğunu anlatırsın.' ifadesini kullandı.
Tutuklu sanık Levent Kılıç da 'ByLock' indirdiği belirtilen hattın kendisinin adına olduğunu ancak söz konusu hattı kardeşinin kullandığını söyledi.
Sanık Yusuf Elik de suça konu programın indirildiği hattın kendisine ait olduğunu kabul ederek, bu hattı dayısının kullandığını ve dayısının yurt dışına çıktığını anlattı.
'İndirdim, işimize yaramayınca kaldırdım'
Tutuklu sanık Seyhun Özdemir de kendisi adına kayıtlı olan ve 'ByLock' yüklendiği belirtilen numarayı ağabeyinin kullandığını belirterek, hakkındaki suçlamaları kabul etmeyip tahliyesini istedi. Tutuklu sanık Hüseyin Yalçın Öztürk ise oğluyla teknoloji meraklısı olduklarını belirterek, 'Bu programı indirdik. Daha sona işimize yaramadığını fark edip kaldırdık. 18 yıllık mesleğim bir program yüzünden mahvoldu. Maddi ve manevi olarak çok mağdurum.' dedi.
Sanıklardan Mustafa Karaman 26 yıllık polis memuru olduğunu belirterek 'Mesleğimin 24 yılını İstanbul'da geçirdim. Çalıştığım birimlere bakınca bu yapının içinde bulunmam mümkün değil. Ben programı indirmedim. Kullanmadım' dedi.
2011 yılında polis memuru olarak göreve başladığın belirten Ramazan Yaman ise 'Operasyonel birimlerin hiç birinde çalışmadım. ADSL'i alt komşum ve ev arkadaşımla ortak kullanıyordum. Ev arkadaşım polis şu an çalışıyor. Bylock indirip kullanmadım. Örgütle hiç bir bağlantım yok' diye konuştu. Sanıklardan Akif Hamza Yaman ise, 'Program indirildiği iddia edilen telefon benim adıma kayıtlı ancak kardeşim kullanıyor. Kardeşimin Bylock indirip indirmediğini bilmiyorum' dedi.
Sanıklardan Muammer Sedef ise 1992 yılında polis memuru olarak mesleğe başladığın belirterek 'Terörle mücadele şube müdürlüğünde çalıştım. Kimseye kumpas kurmadım. Hiçbir usulsüz soruşturma içerisinde yer almadım. Kendim örgüt üyesi olmadığım gibi 'himmet' adı altında örgüte bağışta bulunmadım. Üzerime atılan suçlamaları kabul etmiyorum. Bilerek ve isteyerek bu programı indirmedim. Çocuğum lise öğrencisiydi. SBS sınavında başarılı olmasından dolayı FEM dershanesinden indirim kazandı. Dershaneye gönderdim. Dershaneden telefonuma sürekli mesaj geliyordu. Tarafıma mesaj gönderilmesini ve telefon açılmasını istemiyordum. Konuyu görüşmek için dershaneye gittim. Dershanede bir öğretmenle karşılaştım. Telefonuma mesaj gönderilmemesini söyledim. Beni öğretmenler odasına götürdü. Yardımcı olacağını söyleyerek telefonumu istedi. Telefonu kendisine verdim. 'Size mesaj göndereceğiz, bundan sonra mesaj gelmeyecek' dedi. Bu arada müdür geldi. Öğretmene yükleyip yüklemediğini sordu. Öğretmen ise 'Tamam yükledim hocam' dedi. Hangi programı yüklediğini sordu. O da 'bizim programı' dedi. Bunun üzerine müdür 'diğerini yükle' dedi. Bana yüklenen program o program değil. Rengi Bylock programının rengine benzemiyordu. Zaten hiçbir şekilde o programı kullanmadım ' dedi.
Duruşmada savunma yapan sanıklar suçlamaları kabul etmeyerek beraatlerini talep etti.
Duruşma diğer sanıkların savunmalarının alınması için yarına ertelendi.
21.03.2017 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR
FETÖ'nün şifreli haberleşme programı 'ByLock' kullandıkları gerekçesiyle haklarında dava açılan 63'ü tutuklu 86 polisin yargılandığı davanın ikinci duruşmasında 28 sanık savunma yaptı. Böylece 62'si tutuklu 65 sanığın savunması tamamlandı. Görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı 1 sanığın tahliyesini istedi.
İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nin baktığı davanın ikinci duruşması Silivri Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki duruşma salonunda yapıldı. Duruşmaya 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçundan 15 yıla kadar hapis cezası istenen 60 tutuklu sanık ve 2 tutuksuz sanık katıldı. Sanıkların avukatlarının hazır bulunduğu duruşmaya sanık yakınları da izleyici olarak katıldı. Bugün 28 sanığın ifade vermesiyle birlikte 2 günde 65 sanığın ifadesi tamamlandı.
Duruşmada savunmasını yapan tutuklu sanık Şenol Yağmur, eğitim hayatının devlet okullarında geçtiğini belirterek 'davaya konu olan ByLock yazışma programını kullanmadım. Bu programın adını 15 Temmuz sonrası medyadan duydum. Şahsıma yöneltilen suçlamaların detaylarını bilmek hakkımdır. ByLock kullandığım iddia ediliyor, fakat nasıl kullandığım ve mesajlaşmanın içeriği belirtilmelidir. Söz konusu programı kardeşim Cemil Yağmur kullanmış olabilir' dedi. Şenol Yağmur, eğitim hayatının devlet okullarında geçtiğini anlatarak, davaya konu ByLock kriptolu yazışma programını kullanmadığını söyledi. Yağmur, bu programın adını 15 Temmuz sonrası medyadan, detaylarını ise iddianameden öğrendiğini savunarak, 'Şahsıma yöneltilen suçlamaların detaylarını bilmek hakkımdır. ByLock kullandığım iddia ediliyor, fakat nasıl kullandığım ve mesajlaşmanın içeriği belirtilmelidir.' dedi.
'Ne zaman gitti, 16 Temmuz'da mı?'
Söz konusu programı kardeşi Cemil Yağmur'un kullanmış olabileceğini söylemesi üzerine araya giren Mahkeme Başkanı Demir ile sanık Şenol Yağmur arasında şu diyalog geçti:
'Başkan Demir: Savcılıkta, Cemil Yağmur'a ait olduğunu söylemişsin. Kardeşin olduğunu söylememişsin. Şimdi kardeşin olduğunu söylüyorsun.
Sanık Yağmur: O anda da 'Kullandı.' demedim 'Kullanmış olabilir.' dedim.
Başkan Demir: Şimdi nerede oturuyor?
Sanık Yağmur: Amerika'ya master yapmaya gitti.
Başkan Demir: Ne zaman gitti, 16 Temmuz'da mı?
Sanık Yağmur: Hayır, kasım ayında gitti.
Başkan Demir: Şimdi yurt dışında olduğu için söyleyebilirim diyorsun.
Sanık Yağmur: Efendim o zaman da 'Kesin kullanmıştır.' demedim 'Kullanmış olabilir.' dedim. Ben kullanmadıysam o kullanmıştır.'
Yağmur'un ardından söz alan tutuklu sanık Yunus Polat da suçlamaları reddederek, 'Göreve başlamadan önce mülakat ve soruşturmalardan geçtik. Eğer ben terör örgütü üyesi olsaydım mesleğe başlayamazdım. Örgütün bankasına para yatırmadım, eğitim kurumlarına gitmedim. Bu konuda her türlü araştırma yapılabilir. Atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Ben örgüt üyesi değilim.' diye konuştu.
Tutuklu Sanık Ali Rıza Korkmaz da savunmasında ByLock kullanmadığını anlatarak hakkındaki suçlamaları reddederek 'iddianamede, evimde yapılan aramada 1 dolar çıktığı yer alıyor. Ben polis olmadan önce garson olarak çalışıyordum 1 dolar da o dönemde aldığım bahşişlerden kalma. Kullanmadığım eski cüzdanımda kalmış, varlığından bile haberim yoktu. Polisler evde arama yaparken kullanmadığım bu cüzdandan bir doları buldu. Delil olarak kabul edilen bir şeyi açığa alındığım bir dönemde neden saklayayım. O da 1995 yılından kalma 'F' serisinden olmayan bir para' dedi.
Duruşmada tutuklu sanıklar, Yunus Polat, Mustafa Kurucu, Dursun Eryılmaz, Ersin Erol, Veysel Kar, Mustafa İncesu, Ömer Kar, Ebubekir Gül, İsmail Erdoğan, Erdem Usta, Harun Karataş, Fikret Hoşça ve tutuksuz sanık Sadık Tuzcu savunmalarını yaptı. Sanıklar ifadelerinde FETÖ ile bağlantılarının bulunmadığını belirterek, ByLock programı kullanmadığını söylediler. Haklarındaki suçlamaları kabul etmeyen sanıklar tahliyelerini ve beraatlerini talep ettiler.
Sanıkların savunmalarının tamamlanmasının ardından görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı tutuklu sanıklardan Levent Kılıç'ın tahliyesini isteyerek, diğer sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etti. Sanık avukatlarının taleplerin alınmasıyla duruşma devam etti.
Mahkeme heyeti, bir kısım sanık ve avukatın taleplerini aldıktan sonra yarın devam edilmek üzere duruşmayı erteledi.
İkinci duruşmada 28 sanık savunma yaptı. Böylece 62'si tutuklu 65 sanığın savunması tamamlandı.
22.03.2017 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR
İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nin baktığı davanın üçüncü duruşması Silivri Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki duruşma salonunda yapıldı. Duruşmaya 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istenen 62 tutuklu, 2 tutuksuz sanık katıldı. Duruşmada sanıkların avukatlarının talepleri alındı. Dün savunması alınmayan tutuklu sanık Metin Küymen'in de savunması alındı. Küymen savunmasında suçlamaları kabul etmeyerek tahliyesini talep etti. Avukatlar müvekkilleri hakkındaki suçlamaları kabul etmeyerek tahliyelerini talep ettiler.
2 KİŞİ TAHLİYE EDİLDİ
Saat 21.00'e kadar süren duruşmadan sonra ara veren mahkeme, saat 22.30'da da ara kararını açıkladı. Ara kararında sanıklar Mustafa Karaman ve Levent Kılıç'ın tahliyesine karar veren, diğer tutuklu sanıkların bu hallerinin devamına hükmeden mahkeme heyeti, duruşmayı 29 Mayıs'a erteledi.
İDDİANAMEDEN
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosunca hazırlanan iddianamede, 'ByLock' kullandığı tespit edilen 63'ü tutuklu 86 polis hakkında 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçundan 7,5 yıldan 15'er yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Sanık polislerin bir kısmının meslekten ihraç edildiği, bir kısmının da açığa alındığı belirtiliyor.
Paralel yapı-13 Şubat (2017) 'İstanbul Emniyet Yapılanması/Bylock kullanan polisler 86 sanık' davası
(25 Mart 2017, 14:11)
HABERLE İLGİLİ ŞİKAYET, DÜZELTME GİBİ TALEPLERİNİZİ İLETMEK İÇİN TIKLAYIN
HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER: