Denizli'de, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) Pamukkale Üniversitesindeki (PAÜ) yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında 'Silahlı terör örgütüne üye olmak' suçlamasıyla 73'ü tutuklu 115 sanık hakkında açılan davanın görülmesine başlandı. İddianamede, Örgütün, Pamukkale Üniversitesi yapılanmasındaki amacının YÖK tarafından üniversitede belirlenen kadroları ele geçirme, bu kadrolara kendi bünyesindeki üyeleri yerleştirerek kurumun yönetimini tamamen ele almak olduğu belirtiliyor.
17.06.2017 15:40 Denizli'de, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) Pamukkale Üniversitesindeki (PAÜ) yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında 'Silahlı terör örgütüne üye olmak' suçlamasıyla 73'ü tutuklu 115 sanık hakkında açılan davanın görülmesine başlandı.
13.06.2017 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR
Denizli 5. Ağır Ceza Mahkemesince Denizli Kongre ve Kültür Merkezindeki eski Güney Ege Kalkınma Ajansı'nın (GEKA) kullandığı binada görülmeye başlanan davaya sanıklar Denizli D Tipi Kapalı Cezaevi'nden 5 araçla geniş güvenlik önlemleri altında getirildi.
Bina çevresinde güvenlik önlemleri artırılırken, tutuksuz sanıklarla, sanık yakınları, polis ekipleri tarafından kimlik kontrolü ve üst aramasının ardından Kongre ve Kültür Merkezine alındı.
Sanık yakınlarından birer kişinin alındığı duruşmaya, sanıklar ve avukatları katıldı.
Sanıkların kimlik tespiti ve avukatların kayıtlarının yapılmasıyla devam eden ilk duruşmada etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak tutuksuz yargılanan eski PAÜ Rektörü Hüseyin Bağcı da yer aldı.
Tutuklu sanık Osman Kulak, cep telefonu numarasının sorulması üzerine '4-5 yıldır cep telefonu kullanmıyorum.' dedi.
Mahkeme başkanının, 'Uzayda mı yaşıyorsunuz' diye sorduğu Kulak, 'ABD'de herkes kullanmaz.' yanıtını verdi.
Tutuklu sanık Kenan Yılmaz, gelirinin sorulması üzerine, 'Gelirim yok, giderim çok.' diye konuştu.
Kimlik tespitinin tamamlanmasının ardından iddianame okundu.
Duruşmaya yarın devam edilecek.
14.06.2017 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR
Denizli 5. Ağır Ceza Mahkemesince Denizli Kongre ve Kültür Merkezindeki duruşmaya, tutuklu ve tutuksuz sanıklar, avukatları ile sanık yakınları katıldı.
Sanıkların savunmasına geçildiği duruşmanın ikinci gününde tutuksuz yargılanan eski PAÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Bağcı, üzerine atılı 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçlamasını kabul etmediğini belirtti.
Duruşmada ilk savunmayı 15 Temmuz darbe girişiminde Pamukkale Üniversitesi Rektörü olan tutuksuz sanık Prof. Dr. Hüseyin Bağcı yaptı. Bağcı, 54 sayfalık savunmasını flaş disk içinde mahkemeye heyetine verdikten sonra savunmasına başladı. Üzerine atılı suçlamaların hiçbirini kabul etmeyen Bağcı, savunmasında kendisini rektörlüğe örgütün getirdiği iddialarını kabul etmedi, örgüt adına da rektör yardımcılıklarına ve dekanlıklara atamalar yapmadığını söyledi.
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin belediye başkanlığı döneminde ve şimdiki Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan'ın danışmanlığını yapan Ç.S.'nin 2011 yılında rektör seçildikten sonra yanına ziyarete geldiğini anlatan Bağcı, 'Ç.S. belediye ile üniversite arasındaki sorunlarını bildiğini, çözebileceğini, basın kuruluşlarıyla iyi diyalog içinde olduğunu, kendi ajansı ve haber kuruluşlarıyla istediği şekilde çalıştığını söyleyip, sorunların çözülmesi için genel sekreter olmak istediğini söyledi. Ben de arkamdan iş çevrileceğini düşünerek kabul etmedim ve odadan çıkardım. Bir daha görüşmedim. Ben kabul etmeyince hakkımda 4 yıl süren iftira ve karalama kampanyası başlattı' dedi.
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji ve Genetik Ana Bilim Dalı Başkanlığı görevi yaptığını, bu görevden de alındıktan sonra Denizli'ye dönüp Pamukkale Üniversitesi Rektörlüğü için yeniden hazırlıklara başladığını belirten Bağcı, '2010 yılından itibaren her kesimden ve gruptan kimselerle pazarlık yapmaksızın görüşmeler yaptım. Gizli saklım olmadan Polisevi'nde, Çamlık gibi yerlerde toplantılar yaptım. Prof. Dr. Hasan Erdoğan ve Prof. Dr. Ceyhun Karpuz'un da bulunduğu konsensüs ekibi ile görüştüm. Sonuçta sosyal demokrat, milliyetçi ve muhafazakar oyları aldım. 4 oy farkla birinci oldum. Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından mevzuata uygun olarak atandım. Seçim sürecinden anlaşılıyor ki, örgüt tarafından değil, mevcut yönetime muhaliflerin oylarıyla seçildim' diye konuştu.
2015 seçimlerinde de Prof. Dr. B.T. ve şimdiki rektör Hüseyin Bağ'ı geride bırakarak rektör seçildiğini savunmasında anlatan Bağcı, '2007, 2011 ve 2015 seçimlerinde Prof. B.T. ile rakip adaylardık. B.T. 2007 yılına göre 2015'te oylarını 7 kat artırmış. Gizli toplantılarda 'Hüseyin Bağcı'ya oy vermeyelim. Bizi mağdur etti' diyenlerin oylarını kime verdiği anlaşılmaktadır. 3 Ağustos 2016 tarihinde görevden alınmam üzerine 2015 seçimlerinde ikinci sıradaki Bülent Topuz'un değil, 3'üncü Sıradaki Hüseyin Bağ'ın rektör vekili atanması sanırım bu sebeptendir' dedi.
FETÖ'nün Denizli İmamı Mehmet Boz ile görüştükleri iddialarını kesinlikle kabul etmediğini belirten Bağcı, 'Gerçek dışı. Telefonlarım dinlenmesine ve takip edilmeme rağmen bir görüşme tespiti yok. Kendisini birkaç toplantıda gördüm. Mehmet Boz'un Denizli protokolünde olduğunu söylediler. Bakan ve bürokratlarla yan yana oturuyordu. Bu adamı kim protokole almıştır? Bu konu niye sorgulanmıyor? Bu adam Bakan Nihat Zeybekci, bürokratlar ve milletvekilleri ile açılışlara katılabiliyordu. Bu yaklaşımla, protokolde yer alan devlet görevlilerinin de bu kişiyle irtibatlı olduğunu mu düşünmeliyiz?' şeklinde konuştu.
Göreve geldiğinde PAÜ Genel Sekreteri'nin Arzu Sarıca olduğunu, ancak uyumlu çalışamadıkları için kendi isteğiyle başka bir yerde görevlendirildiğini savunmasında söyleyen Bağcı, 'Prof. Dr. Kenan Çoyan önerildi. Onu tanıyanlarla istişareler yaptım. Atanmasının uygun olacağı yönünde görüş bildirildi. Kendisini Tıp Fakültesi'nin Histoloji ve Embriyoloji Anabilim Dalı'na ataması yapıldı ve vekaleten genel sekreter olarak görevlendirildi. YÖK ile siyaset arasında sıkışıp kaldığım için atamasını yaptım. Çoyan'ı 15 Temmuz sonrası görevden aldım. Prof. Dr. Cevat Akşit beni arayıp, bunu yapmamam gerektiğini, Yatağan'daki İslami Bilimler Enstitüsü'nün kuruluşunun akamete uğrayacağını söyledi. Ak Parti İl Başkanı Necip Filiz cep telefonuma 'Kenan Çoyan ile ilgili hiçbir sıkıntı yoktur' diye mesaj attı. Valilik, Ak Parti İl Başkanı Necip Filiz, Ak Parti Denizli Milletvekili Şahin Tin, Pamukkale ve Merkezefendi belediyelerinin başkanları, Prof. Cavit Akşit, oğulları Mahmut ve Mehmet Akşit'in referansları neticesinde geçici olarak görevlendirdim' diye konuştu.
15 Temmuz darbe gecesi kendisine ulaşılamadığı cümlesi kullanılarak, darbe gecesi ortadan kayboldu imajı yaratılmaya çalışıldığını belirten Bağcı, 'Ben o gece Denizli Milletvekilimiz Dr. Sema Ramazanoğlu, kardeşim ve yeğenimle İstanbul Kandilli'de akşam yemeğindeydim. Saat 06.26'da FSM köprüsüne gelerek halkla birlikte darbeye karşı durduk. Bu konudaki fotoğrafları mahkemenize sunuyorum. 16 Temmuz'da da Denizli'ye dönüp Üniversite Senatosunu topladım. Darbe karşıtı senato bildirisi hazırladık. Belki de darbe gecesi köprüde tanklara karşı duran ilk rektör bendim' dedi.
İddianameye konu olan kadrolaşma şikayetlerinin 2 kişiden oluşan bir sendika görevlisi ve Pamukkale Üniversitesi'nin şu anki rektörü Hüseyin Bağ tarafından verilen dilekçelerden ibaret olduğuna söyleyen Bağcı, '2007 yılındaki rektör seçimlerinde birinci olmuştum. Prof. Dr. Fazıl Necdet Ardıç ise ikinci olmuştu. Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e şimdiki rektör Hüseyin Bağ'ın imam hatip lisesi mezuniyet diplomasında evrakta sahtecilik yaparak göndermişler. Bağ soyadının yanına 'cı' eklenerek benimmiş gibi Sezer'e gönderilmiş. Böyle evrakta sahtecilikle rektörlük atamam engellendi' dedi. ByLock kullanmadığını, evinde ve makam odasında yapılan aramalarda suç unsuru bulunmadığını belirten Bağcı, suç işlemediğini, pişman olacak herhangi bir şey yapmadığını söyleyip, mahkeme heyetinden beraatini istedi.
PAÜ Rektörlüğü için 2007'de yapılan seçimlerde en çok oyu alıp birinci gelmesine rağmen o zamanki Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından atanmadığını, ikinci sıradaki Sabih Kanadoğlu'nun damadı Fazıl Necdet Ardıç'ın atandığını hatırlatan Bağcı, savunmasına söyle devam ettirdi:
'(Tekrar geleceğim) diyerek kadromun olduğu Akdeniz Üniversitesine döndüm. Antalya'da, Deniz Baykal'ın tanıdığını üniversiteye aldı diye şikayet edildim. Anabilim dalı başkanlığı görevinden alındım. Denizli'ye dönme kararı aldım. Daha önce 3 bin 500 kişiye mesaj atmıştım 'tekrar geleceğim' diye. 2011 seçimleri için 2010'da çalışmalara başladım. Fazıl Necdet Ardıç'ın karşısında olan her kesimle görüşmeler yaptım. Necip Fazıl'ın dediği gibi, 'yüz üstü çok süründük, artık ayağa kalkma zamanı geldi' diye aday oldum. Cemaat mensuplarından oy istemedim, bana da oy vermediler. 17-25 Aralık sonrası üniversitedeki paralel yapıya mensup olduğu kanaatini edindiğim tüm yöneticileri tasfiye ettim. 2015 seçim çalışmalarım sırasında o dönemdeki adıyla cemaat mensuplarından benim adıma oy istenmeyeceğini, o yapıdan kimseyle görüşülmeyeceği söyledim. Seçimlere 1 hafta kala paralel yapı örgüt, benim hala diplomalara başı açık fotoğraf istediğim yönünde haberler yaparak aleyhimde oldu. PAÜ'de paralel yapı ile mücadele ederek, tüm oylara talip olduk. Hiçbir zaman örgütten oy almadım. Gizli toplantılarda 'Hüseyin Bağcı'ya oy vermeyelim bizi mağdur etti' diyenlerin oylarını kime verdiği anlaşılmaktadır. 3 Ağustos 2016'da görevden alınmamdan sonra benden sonra en çok oyu alan B.T. değil de 3. sıradaki Hüseyin Bağ'ın atanması sanırım bu sebeptendir.'
Bağcı, 2011 seçiminden sonra örgütün önerdiği kişileri atadığı iddialarını kesinlikle reddederek, bu isimlerden bazılarının kendisinden önce göreve atandıklarını öne sürdü.
'Beni FETÖ'cüler getirdi.' diye bir söyleminin olmadığını ifade eden Bağcı, 'Burasının cemaat üniversitesi olmasına müsaade etmem dedim. Atamaları örgüt üyesi kişiler arasından yaptığım iddiası doğru değildir. YÖK raporu gerçekleri yansıtmamaktadır. Yaptığım yasalara uygun atamalardır. 17-25 Aralık süreci sonrası FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında ilk görevden almaları yapan rektörüm. 14 üniversitenin dahil olduğu konsorsiyumda diğer üniversitelere de bu konuda öncü olduk. YÖK'le diyalog ve işbirliği içinde hareket ettim. Bu yapının PAÜ'den arındırılması için mücadele ettim.' diye savunma yaptı.
'İfadesini gevşettiği' iddiasına cevap veren Bağcı, 'Evimde ve büromda yapılan aramadan sonra adliyeye gittik. 'Hocam seni biliyoruz ama bize yardımcı olman gerekiyor.' dediler. Ben de yardımcı olmak için bildiklerimi anlattım. Daha sonra bunları kayda aldılar, vakit geç olduğu için okumadan imzaladım. Verdiğim ifadeyi okuduktan sonra bazılarının yanlış yazıldığını gördüm. Bana etkin pişmanlık hükümleri tam anlatılmamıştı. İlk ifademde yer alan eksik ve yanlışları izah için dilekçe verdim.' dedi.
Kendisine hep komplo kurulduğunu söyleyen eski rektör Bağcı, 2007'deki rektörlük seçimleri sonrası şimdiki rektör Hüseyin Bağ'ın soyadına, Acıpayam İmam Hatip Lisesinden aldığı diplomasında 'cı' eklenerek, kendisinin imam hatip mezunu gibi gösterildiğini ve atanmaması izin komplo kurulduğunu öne sürdü.
Bağcı, 15 Temmuz gecesi geç e-mail ve SMS gönderdiği, kendisine ulaşılamadığı, kaybolduğu iddialarının olduğunu işaret ettiği savunmasında şunları söyledi:
'O gece İstanbul Kandilli'de eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu ile akşam yemeğinde beraberdik. Yemekten ayrıldıktan sonra kardeşim ve yeğenimle Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'ne yakın bir yerde olan yeğenimin evine gitmek üzere yola çıkarken bir hareketlilik olduğu telefonları gelmeye başladı. Cumhurbaşkanımızın 'Meydanlara çıkın' çağrısı ile Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'ne giderek halkla birlikte darbeye karşı durduk. Bilgi İşlem Daire Başkanımız darbeye karşı, Genel Sekreter Vekilini arayıp görüştü, hazırlanan yazıya eklemeler yapıp personele mesaj geçtik. Birçok kamu kurumundan önce açıklamamızı yaptık. Fatih Sultan Mehmet Köprüsüne çıkan ilk rektör benimdir, kardeşim de ilk öğretim üyesidir. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nde uçakların sesi ve kalabalıktan dolayı arayan herkes bu sebepten ulaşamamış olabilir. 16 Temmuz'da Denizli'ye dönüp üniversite senatosunu topladım ve darbeye karşı senatonun aldığı kararı açıkladık. Sokağa indik, demokrasi nöbeti tuttuk.'
Duruşma, eski Rektör Prof. Dr. Bağcı'nın savunmasını tamamlaması için yarına ertelendi.
15.06.2017 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR
Denizli 5. Ağır Ceza Mahkemesince Denizli Kongre ve Kültür Merkezindeki salonda görülen duruşmaya, tutuklu ve tutuksuz sanıklar, avukatları ile sanık yakınları katıldı.
Duruşmanın üçüncü gününde, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak tutuksuz yargılanan eski PAÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Bağcı'nın savunmasıyla devam edilirken, avukatlar ve sanıklar Bağcı'ya sorular yöneltti.
Avukat Halil Sarı, sanık Hüseyin Bağcı'nın savcılıkta verdiği ilk ifadesinden dolayı birçok kişinin mağdur olduğunu, fakat daha sonra savcılığa dilekçe verdiğini, iddianamede de sanık Bağcı hakkında etkin pişmanlık hükümlerinden bahsedilemeyeceğinin dile getirildiğini belirterek, 'Sanık Hüseyin Bağcı savcılık ifadesinin arkasında mıdır, yoksa mahkemede verdiği ifade mi doğrudur?' diye sordu.
Bağcı da 'Mahkemedeki savunmamız geçerlidir. Tüm detayları ile bunu açıklayıp izah ettim. Bunun dışında savcımıza 9 Ağustos 2016'da verdiğim dilekçedeki ifadem de geçerlidir. Ben normal sanığım. 12 saatlik aramada suç unsuru hiçbir emareye rastlanmamıştır. Benim etkin pişmanlık göstermemi gerektiren bir durum yoktur. Savunmamda belirtmiştim. Ben hiçbir zaman böyle bir örgütün üyesi olmadım.' savunmasında bulundu.
Tutuklu sanık Fatih Karaosmanoğlu'nu üniversiteye nasıl aldığı sorulan Bağcı, şunları söyledi:
'Denizli'de bir hukuk fakültesi açılması konusunu YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan ile eski rektör Fazıl Necdet Ardıç ve diğer protokol üyeleri ben göreve gelmeden bir programda konuşmuşlar. Ben göreve gelince YÖK'e teklifte bulundum. YÖK Başkanı 'Çok hukuk fakültesi açıldı, ancak öğretim üyesi olmadığı için atıl kaldı, önce dekanı bulalım, daha sonra fakülteyi açarız' dedi. YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, bana Fatih beyi önerdi. Ankara'da bu kişi ile ilgili araştırmalar ve görüşmeler yaptım. Hukuk fakültesi açmak için öğretim üyesi ve dekanı olmayan iletişim fakültesine dekan yaptık.'
Üniversitenin eski avukatlarından olan Bekir Çapar'ın, yargılanan diğer sanıklarla örgütsel hiyerarşik bağının olup olmadığı sorusuna Bağcı, 'Suç örgütünün içerisinde olmadığım için yok.' diye konuştu.
Dün 7 saatlik savunma yapan PAÜ eski rektör Hüseyin Bağcı, bugün avukatların sorularını yanıtladı. Bağcı'ya, trafik kazasında şehit olan Denizli Cumhuriyet Başsavcı Mustafa Alper hakkında çirkin paylaşımlar yaptığı gerekçesiyle İzmir'de tutuklanan Avukat Rabia Yüreklitürk'e neden vekalet verdiği de soruldu.
FETÖ/PDY'nin PAÜ yapılanmasına yönelik Denizli 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki davanın ilk duruşmasında eski rektör tutuksuz sanık Hüseyin Bağcı, dün savunması tamamladı, bugün ise avukatların sorularını yanıtladı. Sanık vekillerinden Avukat Bekir Çapar, mahkeme heyetine, 54 sayfalık savunma yapan Bağcı'nın seçim kampanyası gibi savunma yaptığını, iki gündür savunmasının sürdüğünü, sorulara da net yanıtlar vermediğini belirtip, '54 sayfalık savunmasına rağmen ifadesinde sadece 8 isim geçiyor. Adı geçen şahıslar rektör yardımcısı, rektör vekili, personel daire başkanı ya da dekan olan isimler. Yasalara göre rektör gerekli gördüğü hallerde her düzeydeki kişilerin yerini değiştirmeye yetkilidir. Belirttiğim sanıklarla Hüseyin Bağcı arasında örgütsel ve hiyerarşik bağ var mıdır?' diye sordu. Bağcı bu soruya, 'Asla böyle bir pozisyonda olmadım' yanıtını verdi.
Hüseyin Bağcı'nın savunmasında hep milliyetçi, ülkücü, muhafazakar, FETÖ'cülerle ilgili cümleler kurduğunu belirten avukat Çapar, 'Rektörlük seçimleri döneminde ve rektörlük görevinizde hiç mi solcu, Atatürkçü, sosyal demokrat insanlarla görüşüp, onlara bir şey danışmadınız?' sorusu yöneltti. Bağcı bu soruya da, her kesimden oy istediğini, sosyal demokratların da oyunu aldığını belirterek yanıt verdi.
Hüseyin Bağcı'ya duruşmanın en dikkat çeken sorusu yine Avukat Bekir Çapar'dan geldi. Çapar, geçtiğimiz ay kazada şehit olan Denizli Cumhuriyet Başsavcı Mustafa Alper'in ölümünden sonra sosyal medyada çirkin paylaşımlar yaptığı gerekçesiyle İzmir'de gözaltına alınıp, çıkarıldığı mahkemece tutuklanan Avukat Rabia Yüreklitürk'ü sordu. Çapar, 'Denizli Barosu'nda avukat kalmamış gibi, üniversitenin de 4 avukatı varken, rahmetli savcıya sosyal medyada hakaretler eden avukat Rabia Yüreklitürk'e şahsen vekalet vermişsiniz. Hem de bu şahsı üniversite yetkilisi avukat olarak göstermişsiniz. Bu hem meslek suçu, hem de görevi kötüye kullanmak değil mi? Şimdi siz burada, o ise İzmir'de örgüt üyesi iddialarıyla yargılanıyorsunuz' dedi. Bağcı bu soruya yanıt olarak, Rabia Yüreklitürk'ü hakaret davalarını takip etmesi için görevlendirdiğini, bu yüzden vekalet verdiğini söyledi. Bağcı'nın mahkemedeki savunması bugün sona erdi.
Duruşmaya yarın devam edilecek.
16.06.2017 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR
Denizli 5. Ağır Ceza Mahkemesince Denizli Kongre ve Kültür Merkezindeki salonda görülen duruşmaya, tutuklu ve tutuksuz sanıklar, avukatları ile sanık yakınları katıldı.
Duruşmanın dördüncü gününde, tutuklu sanık eski PAÜ Tıp Fakültesi Dekanı ve Psikiyatri Anadilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Herken, hakkındaki terör örgütünün üniversitede kendi bölümünde FETÖ'nün kadrolaşmasını sağladığı, hiçbir kurala uymayarak onları kolladığı, üniversitede terör örgütünün yöneticilerinden olduğu şeklindeki suçlamaları reddederek bu yapıyla hiçbir zaman alakasının olmadığını savundu.
'Sorunlu ve psikopat'
Psikiyatrist olduğunu anlatan Herken, savunmasında 'Hain darbe girişimi ile doğrudan ya da dolaylı bir ilgim yoktur. Bu hain yapının söz ve uygulamalarını hiçbir zaman tasvip etmedim. Sorunlu ve psikopat bir insanın bir cemaatin başına geçip ülkeye nasıl sorunlar çıkarabileceğini psikiyatrist olarak çok iyi bilirim. Bu hain FETÖ yapısında da durum böyledir ve bu görülmüştür.' dedi.
Herken'in savunmasını tamamlamadığı duruşmaya pazartesi günü (19 Haziran) devam edilmek üzere ara verildi.
İDDİANAME
Denizli'de Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede, örgütün kadrolaşma için uyguladığı farklı yöntemlere dikkat çekilerek, kurban parası vermeyen öğrencilerin tez sürelerinin uzatıldığı öne sürüldü.
Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ'nün PAÜ yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında 73'ü tutuklu 115 sanık hakkında hazırlanan ve Denizli 5. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede, sanıklar hakkındaki suçlamalar ve tanık ifadeleri yer aldı.
Sanıklara isnat edilen suçlamaların delilleriyle anlatıldığı iddianamede, örgütün üniversitede kadroları ele geçirmek için uyguladığı yöntemlere dikkat çekildi.
Örgütün, kendisiyle birlikte hareket etmeyen kişileri önce görevlerinden sonra da üniversiteden uzaklaştırdığının belirtildiği iddianamede, üniversitede hizmet veren ve kadro bekleyen kişiler yerine dışarıdan alım yapılan kişilerin hızla yükselmesinin sağlandığı kaydedildi.
Tutuklu sanık eski Tıp Fakültesi Dekanı Ali Keskin'in, yabancı dil sınavını geçemeyen bir tıp öğrencisinin geçirilmesi için dönemin yabancı diller sorumlusu E.M'ye baskı yaptığı, bu kişinin kabul etmemesi üzerine görevinden alındığının belirtildiği iddianamede, davanın tutuksuz sanıklarından eski rektör Hüseyin Bağcı'nın bu göreve atanmasının hemen ardından örgütün belirlediği iki ismin rektör yardımcısı ve genel sekreter olarak atandığına işaret edildi.
Tutuklu sanıklar Kudret Gezer ve Muzaffer Topçu'nun görevlerine atanmadan kutlama çiçekleri aldığına dikkati çekilen iddianamede, eski rektör Bağcı'nın bu kişilere deşifre olmaları nedeniyle farklı görevler verdiği belirtildi.
PAÜ'nün FETÖ ile iltisaklı üniversitelerle olan ilişkileri de iddianamede yer aldı. İddianamede, tutuklu sanık Hasan Kaplan'ın rektörü olduğu Arnavutluk'taki bir üniversiteden PAÜ'ye kadro geçişleri yapıldığı, son olarak Kaplan'ın da rektör yardımcısı göreviyle bu üniversiteye geçtiğinin görüldüğü ifade edildi.
FETÖ üyeleri soruşturmacı olarak görevlendirilmiş
İddianamede, tutuklu sanıklardan Osman Kulak'ın PAÜ'deki örgütün ilk yapılanmasına dahil olduğu öne sürülerek, 'Kulak, Hüseyin Bağcı rektör seçildikten sonra 2012 yılında TÜBİTAK'ta görevlendirilmiş, bu süre içinde de örgütsel faaliyetlerde bulunmuştur. Bu nedenle hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca kamu davası açılmış, 17-25 Aralık 2013 kalkışmasından sonra TÜBİTAK'taki görevinden el çektirilmiş, daha sonra PAÜ'ye dönerek bölüm başkanı olarak görevine devam etmiştir.' denildi.
Tutuklu sanık Günfer Turgut'un da Tıp Fakültesi dekan yardımcılığı görevi sırasında örgüte yönelik soruşturmalarda devreye girerek yine örgüt tarafından belirlenen isimleri soruşturmacı olarak görevlendirdiği, bu yolla soruşturmaların kapatıldığı iddia edildi.
Bağış yapmayanın tez süresinin uzatıldığı iddiası
Tutuklu sanıklardan eski Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Mustafa Serinken hakkında açılan soruşturmanın da bu yolla kapatıldığına değinilen iddianamede, Serinken hakkındaki iddialar arasında, kurban parası isteme, kurban parası vermeyenlerin tez süresini uzatma, kendi örgütlerinden olmayan kişilerin projelerini engelleme gibi suçlamalar yer aldı.
Paralel yapı-02 Ağustos (2016) 'Denizli Pamukkale Üniversitesi Yapılanması 115 sanık' davası
(17 Haziran 2017, 15:40)
HABERLE İLGİLİ ŞİKAYET, DÜZELTME GİBİ TALEPLERİNİZİ İLETMEK İÇİN TIKLAYIN
HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER: