Ergenekon´un Erzincan ayağına yönelik soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamenin gizli tanıklarından Munzur ile Eriza Otel´de görüştüğü kamera kayıtlarıyla belgelenen eski CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin, dokunulmazlığının kalkmasının ardından İzmir Adliyesi´nde talimatla ifade verdi. Gizli tanığa ifadesini değiştirmesi için 80 bin TL verdiği iddia edilen Ersin, görüşmeyi doğruladı fakat iddiaları reddetti.
06.11.2012 13:16 Gizli tanıkla görüşen Ahmet Ersin, dokunulmazlığı kalkınca ifade verdi. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı´nın, dönemin Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner ile ilgili soruşturmasında gizli tanık Munzur ile görüştüğü ve ifadesini değiştirmesi için içinde 80 bin TL bulunan bir çanta verdiği ileri sürülen eski CHP Milletvekili Ersin, sabah saatlerinde İzmir Adliyesi´ne geldi. Elinde, bahsi geçen çanta olan Ahmet Ersin, Terörle Mücadele Kanunu´nun 10. maddesi kapsamında görevlendirilen savcılığa, Ergenekon terör örgütüne yardım etmek, suç delillerini bozmak ve adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçlamalarıyla ifade verdi. Ersin´in ifadesi, yaklaşık 1,5 saat sürdü. Hakkındaki suçlamaları reddeden Ersin, çantasını açarak, O gün de bugün olduğu gibi çantamda pijamalarım, traş takımlarım, evraklarım vardı. Para verdiğim iddialarını kesinlikle kabul etmiyorum. Görüştüğüm kişinin gizli tanık olduğunu bilmiyordum ama bilsem bile yine de görüşürdüm. dedi.
Adliye çıkışında gazetecilere açıklamalarda bulunan Ersin, Ben milletvekiliyken fezleke geldi. Erzurum Özel Yetkili Savcılığı, dokunulmazlığımın kaldırılmasını istedi ancak o zaman kaldırılmadı. Dokunulmazlık kendiliğinden kalkınca soruşturma başladı. Terörle Mücadele Kanunu´na dayalı olarak ifademin alınması için talimat geldi. Ergenekon terör örgütüne yardım etmek suçlamasıyla şüpheli olarak ifademi aldılar. İfadem Erzurum´a gidecek, oradaki savcılık ya dava açacak ya da takipsizlik verecek. İki ihtimalden biri, bekleyeceğiz bakalım. diye konuştu.
Görüştüğü kişinin gizli tanık olduğunu bilmediğini tekrarlayan Ersin, Kendisini gizli tanık olarak tanıtıp da gelse yine görüşürdüm ama bu şahıs bana gizli tanık olarak gelmedi. Gelse yine görüşürdüm, bunda bir tereddütüm yok benim, çünkü bir gizli tanık benimle, milletvekiliyle görüşmek istiyorsa mutlaka söyleyeceği bir şeyler vardır. Dolayısıyla görüşmemem diye bir şey söz konusu olamazdı. Dolayısıyla benim dışımdaki gelişmeler, kendi aralarındaki konuşmalar beni ilgilendiren konular değil. Bunları söyledim, ifademi verdim. Tahmin etmediğim bir şey sormadılar. Gizli tanıkla oradaki bir şahsın kendi aralarındaki konuşmalardan bahsediliyor ve o konuşmalardan benim o gizli tanıkla görüştüğüm, şu çanta içinde 80 bin TL götürdüğüm iddiası var. Bunları anlattım, böyle bir şey söz konusu asla değildir. Kaldı ki biz o gün otelin restoranında kahvaltı yaparken 20-25 kişilik grup halindeydik. Üç milletvekiliyiz, il başkanı var, belde belediye başkanı var, dört Ankaralı gazeteci var. Gizli tanıkla iddia edildiği şekilde görüşme yapacaksam odama çağırırım, 40-50 kişinin arasında böyle görüşme yapmam söz konusu olamaz ama maalesef şimdi böyle bir konu gündeme geldi. dedi.
Gizli tanıklara para teklif ettiği ileri sürülen pastane sahibinin, kendi çantasını taşırken görüntülerde yer almasıyla ilgili soruları da cevaplayan Ahmet Ersin, Kahvaltıdan sonra bir televizyonun muhabiri, üç milletvekiliyle 5´er dakika son izlenimlerimizi anlatmamızı istedi. Şahısla görüştükten sonra hep beraber terasa çıktık, konuştuk. Sonra Erzincan il başkanlığına gitmek üzere restorana gittik. Asansörün başında ben, ´Çantam içeride kaldı, birisi getiriversin.´ dedim. Birisi aldı geldi, kim olduğunu bilmiyorum ama sonra onun Erdal Erdoğan olduğu iddia edildi. Ben onu tanımıyorum. Erdal Erdoğan ile iki ay önce bir Erzincan gezisinde il başkanı beni kahvaltıya pastaneye götürdü, onun pastanesiymiş, orada tanıştık ve adamı bir daha görmedim. Dolayısıyla istedik getirdiler, çantamı verdiler. Onun dışında getiren şahsın Erdal Erdoğan mı, başkası mı olduğunu ben bilerek bir şey yapmadım. İddiaları reddettim, benim dışımda olan konular, beni ilgilendiren konular değil. Benim dışımda birileri Erzincan´da, biz Ankara´da ya da başka yerdeyken kendi aralarında pazarlıklar yapmış, görüşmüşler falan. şeklinde konuştu. ( Cihan)
OLAY NEYDİ?
İlk olarak 10 Şubat 2010 tarihinde gündeme gelen ve geçen yaklaşık 3 yılda unutulmuş gibi görünen CHP´li iki milletvekilinin Erzincan Ergenekon soruşturmasına fiilen müdahale ettiği iddiası, aslında çok büyük bir olaydı ve Türkiye´yi sarsmıştı. Sadece bu haberde dile getirildiği gibi gizli tanığın para dolu çanta ile ikna iddiası değildi söz konusu olan. Bu olaydan başka CHP´li milletvekilleri Ahmet Ersin ile Erol Tınaztepe, Erzincan Ergenekon soruşturmasına bir çok kez müdahale etmişlerdi. Savcılığa ait arama emrini çarpıtarak basına vermiş, yine savcılığın gizli soruşturmaya ait cd´lerini açıkça suç teşkil eder şekilde CHP parti meclisine sunduğu rapora eklemişler, bu şekilde yürüyen bir soruşturmaya ait bilgileri deşifre ederek fiilen müdahalede bulunmuş ve engellemeye çalışmışlardı. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı işte bu nedenlerle bu iki milletvekili hakkında fezleke hazırlamış, yargılanmaları için dokunulmazlıklarının kaldırılması talebiyle Adalet Bakanlığı´na göndermişti.
CİHANER TUTUKLANINCA CHP´lİ MİLLETVEKİLLERİ DEVREYE GİRDİ
CHP´li milletvekillerinin Ergenekon soruşturmasına müdahale etmeleri olayı, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner´in Erzurum Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı´nca tutuklandığı 2010 yılı Şubat ayına dayanıyor. 18 Şubat´ta CHP´li milletvekilleri Ahmet Ersin, Erol Tınastepe ve Malik Ecder Özdemir Erzurum´a geldi. Ersin, İlhan Cihaner´i cezaevinde ziyaret edeceklerini, Erzincan ve Erzurum´da son günlerde cereyan eden olayları araştıracaklarını ifade etti. Ahmet Ersin ertesi gün, Erzincan Eriza Otel´de Erdal Erdoğan aracılığıyla gizli tanık ´Munzur´la bir araya geldi. Ersin´e ait siyah bond çantanın, görüşmenin ardından Erdal Erdoğan tarafından alındığı otel kamera kayıtlarından tespit edildi. İddiaya göre o çantanın içinde gizli tanıklara verilmek üzere 80 bin TL bulunuyordu.
İKNA EDİLMEYE ÇALIŞILAN GİZLİ TANIK MUNZUR
CHP´li iki milletvekili ile Radikal gazetesi muhabirinin de kendisini ikna ve ifadesini değiştirme operasyonunda yer aldığı ses-video-fotoğraflarla kanıtlanan gizli tanık Munzur, Ergenekon örgütlenmesine dair Erzincan´da görülen Ergenekon davasında mahkemeye şok bilgiler vermişti. Munzur bu bilgilerini İstanbul´da görülen Ergenekon davasında da tekrarladı.
Gizli Tanık Munzur, Erzurum´da yürütülen davada verdiği ifadesinde, Cihaner, Ocak-Şubat 2009´da Cihaner, 3. Ordu Komutanlığı´na geldi. Berk´le kahvaltı etti. Buluşmalarda plan yaptılar. Öğrencilere ait cemaat evlerine silah konulacaktı. Operasyonlarda silahları ele geçirip, bazı cemaatleri silahlı terör örgütü gibi göstereceklerdi demişti.
İstanbul´da görülen Ergenekon davasında da ifadelerini tekrarlayan ´Munzur´, ek bilgiler de vermişti. ´Islak imzalı İrtica ile Mücadele Eylem Planı´nı hazırlayan Albay Dursun Çiçek´in Erzincan´a gitmediğine yönelik iddiayı yalanlayan Munzur, emekli Org. Ergin Saygun ve Çiçek´in sivil helikopterle geldiğini, karşılayanların arasında kendisinin de bulunduğunu vurgulanıştı. Daha önceki ifadesini değiştirmesi karşılığında kendisine 80 bin lira verilmek istendiğini de belirten Munzur, teklifi yapan kişinin yanında dönemin CHP İzmir milletvekili Ahmet Ersin´in de olduğunu söylemişti.
SAVCI CİHANER İLE JANDARMA DA İKNA OPERASYONUNA KATILDI
Gizli tanığı ikna operasyonunda sadece CHP milletvekilleri ile Radikal muhabiri yer almamış.. Erzincan Ergenekon davasının ek delil klasörlerinde çarpıcı bir polis raporu yer alıyor. Raporda Başsavcı İlhan Cihaner´in ´Munzur´ ve diğer gizli tanıkları baskı altına almak ve ifadelerinden vazgeçirmek için yaptığı girişimlere de yer veriliyor. Cihaner ve jandarma yetkililerinin, Erzurum Savcısı Osman Şanal ve eski İliç Savcısı Bayram Bozkurt aleyhine ifade vermeleri için gizli tanıklara vaatlerde bulunarak ifade imzalattıkları belirtiliyor.
Görüntüler polisi doğruluyor
Gizli tanıkla görüşmesini önce inkâr eden ardından ´tesadüfen karşılaştım´ diyen CHP´li Ersin´in, ´Munzur´la görüştürüldüğünü otelin güvenlik kamerası kayıtları ortaya koymuştu. Randevunun görüntüleri, buluşmayı organize eden Erdal Erdoğan´ın, elinde çanta ile otele giren Ahmet Ersin´i, ´Munzur´la tanıştırdığını belgelemişti. Kayıtta, Ersin´in sütunun dibine bıraktığı çantayı, daha sonra Erdoğan´ın alması dikkat çekmişti. Çanta´da daha sonra ´Munzur´a verilmek üzere para olduğu ileri sürülmüştü. CHP´li Ersin´in gizli ´Munzur´a 80 bin TL teklif ettiği de iddia edilmiş, ancak Ersin Çantada pijama ve traş takımım vardı. Para yoktu diyerek kendini savunmuştu. Görüşmeye aracılık eden Erdal Erdoğan ise ´Ergenekon örgütü üyesi olmak´ suçlamasıyla tutuklanmıştı.
Avansı otelde verdi
Raporda Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner ve jandarma yetkilerinin gizli tanıkları ifadelerinden vazgeçirmeye yönelik girişimlerinin ardından yaşananlara da yer verildi. Cihaner´le gözaltına alınmadan önce görüşen ve CHP lideri Deniz Baykal´a Erzincan´daki soruşturmayla ilgili rapor yazan İzmir Milletvekili Ahmet Ersin´in gizli tanık ´Munzur´la 19 Şubat 2010 tarihinde yaptığı görüşme raporda şöyle anlatılıyor: Eriza Otel isimli işyerinde kalmakta olan CHP Milletvekili Ahmet Ersin ile Erzincan Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Hüseyin Baydaş ve yine yukarıda belirtilen Abdullah Erdoğan ve kardeşi Erdal Erdoğan isimli esnaf şahıslar marifetiyle görüştürülmüşlerdir. Alınan bilgiler arasında şahıslara yüklü miktarda para teklif edildiği ve bu paranın bir kısmının avans olarak verildiği hususları da bulunmaktadır.
BAŞBAKAN: SİZ ZANNEDİYOR MUSUNUZ Kİ BİZ BUNLARI HİÇ DUYMUYORUZ!
Olayları daha iyi anlayabilmek için biraz daha geriden bakmakta fayda var. 2002 sonunda iktidara gelen AK Parti hükümeti ilk yıllarında derin devletle mücadele etmedi. Ekonomik ve diğer yapısal değişikliklerle meşgul oldu. Başbakan Erdoğan´ın Balyoz planı medyaya ilk olarak yansıdığında söylediği, Siz zannediyor musunuz ki biz bunları hiç duymuyoruz. Ama biz işimize baktık. Ne yazık ki onlar da işlerine baktılar sözünü hatırlayalım. AK Parti iktidara gelir gelmez Ergenekon örgütünün ve TSK içindeki uzantılarının Balyoz, Sarıkız, Ayışığı ve benzer şekilde, çeşitli isimlerle kodladıkları çok sayıda darbe hazırlığı yaptığı ortaya çıktı. Balyoz kod adlı darbe hazırlığı, Balyoz davasında kanıtlandı. Diğer darbe planlarının doğru olup olmadığı ise Ergenekon davasının bitmesiyle ortaya çıkacak. Bu planlar doğrultusunda Türkiye´de yer altında sürekli bir hareketlilik yaşandı. Hükümet bunlara kayıtsız kaldı. 2005 yılındaki Şemdinli olaylarını soruşturan savcı ile mahkeme heyetlerinin nasıl sürgün edildiği ve davanın askeri mahkemeye alınarak sanıkların serbest bırakıldığı hatırlanırsa hükümet, yaşananlara sessiz kaldı. Yer altındaki hareketlilik hiç bitmedi. Cumhurbaşkanlığı makamına Abdullah Gül´ün seçilmemesi sürecinde ise bu hareketlilik zirveye çıktı.
CUMHURBAŞKANI GÜL´E YÖNELİK DARBE ÇABALARI BARDAĞI TAŞIRDI
Abdullah Gül´den önceki Cumhurbaşkanı Necdet Sezer´in görev süresinin 15 Mayıs 2007 tarihinde bitmesine 1 yıl kadar varken, Türkiye´de peşpeşe bir takım hareketlenmeler gerçekleşmeye başladı. Cumhurbaşkanlığı makamının kale olduğunu ve AK Parti´ye kaptırılmaması gerektiğini başlangıçta sağda solda dillendirilmekle yetinen çevreler, bir adım daha ileri gittiler ve Mayıs ayının başlamasıyla birlikte toplumsal boyutta ´kışkırtmalar´ sürecini başlattılar.
1 Mayıs 2006 tarihinde Süleyman Demirel´in, ´Başörtüsüyle okumak isteyen Arabistan´a gitsin´ diyerek birden ortaya çıkmasıyla başlayan 1 yılı aşkın bu süreçte, 29 tanesini tespit edebildiğimiz peşpeşe gerçekleşen bu kışkırtmalardan ikincisi 5 Mayıs 2006´da Cumhuriyet gazetesinin bahçesine peşpeşe günler içinde üç kez bombalı saldırı düzenlenmesi, üçüncüsü ise 17 Mayıs 2006´da Danıştay´a düzenlenen ve cinayetle sonuçlanan saldırı ve ardından cenaze töreninde kalabalıkların hükümet üyelerine saldırtılması idi.
VE HÜKÜMETTEN İLK HAMLE : 27 NİSAN MUHTIRASINA DİRENİŞ!
Genelkurmay´ın hükümete yönelik 27 Nisan 2007 muhtırası, bu kışkırtmaların 20´nci sırasında yer aldı. 21´nci kışkırtma ise 4 gün sonra geldi. 1 Mayıs 2007´de Anayasa mahkemesi, şaşırtıcı bir karar ile Sezer ve Demirel´in seçtiği 9 üyenin oy çokluğu ile Abdullah Gül´ün cumhurbaşkanlığına seçildiği Meclis´teki oylama işlemini 367 oy sayısı bulunmadığı için iptal etti.
Bu olaylar içerisinde en ciddi olanları 27 Nisan askeri muhtırası ile kanlı Danıştay saldırısı idi. Herkesin askeri müdahaleye doğru gidiliyor, hükümet herhalde pes edecek ya da sessiz kalarak Gül´ün adaylığını geri çekecek diye düşündüğü saatlerde hükümet en kritik hamlesini yaptı. Muhtıraya aynı sertlikte karşılık veren hükümet, Meclis tarafından seçilmiş olan Gül´ün cumhurbaşkanlığı makamından asker ve anayasa mahkemesi darbesi ile devrilmesi üzerine erken seçim kararı aldı. Üç ay sonra yapılan 22 Temmuz 2007 seçimlerini de oy patlaması yaparak kazandı.
İKİNCİ HAMLE: ERGENEKON SORUŞTURMASI
O günlerde çok kritik bir gelişme daha yaşandı. 12 Haziran 2007 tarihinde İstanbul Ümraniye´de bir evin çatısında 27 el bombasının bulunduğu ihbarı üzerine olaya el koyan İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz, Ergenekon soruşturmasını başlattı.
KARŞI HAMLE İŞTE BÖYLE GELDİ: ERGENEKON DAVASINI ÇÖKERTME PLANI
Bundan sonra ilginç gelişmeler peşpeşe geldi. İlk anda dikkati çekmeyen ve geriye doğru dikkatle bakıldığında farkedilebilen bu hareketlenmelerin Ergenekon davasına misilleme hamleleri olduğu görülebilir. Ergenekon soruşturmasının başlamasından üç hafta sonra dönemin HSYK´sı, 2 Temmuz 2007 günü İlhan Cihaner´i Erzincan´a başsavcı olarak atadı. Ergenekon´da tutuklamaların başladığı günlerde, Cihaner, 2007 yılı Kasım ayında İsmailağa cemaati soruşturması için düğmeye bastı. Soruşturmanın fitili, bir kadının ´Cemaat üyesi kocam beni dövüyor´ şikayetiyle yakıldı. Aile içi şiddet soruşturması, bir anda tüm Türkiye´yi kapsayacak şekilde bazı cemaatlere yönelik terör örgütü soruşturmasına dönüştürüldü. Ergenekon´da Veli Küçük ve arkadaşları tutuklandı, Erzincan´da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve Yeni Şafak Gazetesi Patronu Ahmet Albayrak dahil 16 ilde 235 kişi takibe alındı. 23 Şubat 2009 günü 29 kişi gözaltına alındı, 9´u tutuklandı. Yaygın iddia şuydu: Silivri´nin rövanşı Erzincan´da alınacak, tüm Türkiye´yi tarayan bir karşı dava yolu açılacaktı.
Ergenekon soruşturması giderek hızlandı. Peşpeşe gözaltı dalgaları Türkiye´yi sarsarken, karşı hamleler de gecikmedi. Bir kadının kocası tarafından dövüldüğü iddiasıyla başlatılan ´cemaat soruşturması´ masum insanların evlerine silah yerleştirerek yakalatmayı ve cemaatleri ´silahlı kalkışma´ aşamasında gösterme çılgınlığına kadar vardı. Kurmay Albay Dursun Çiçek´in ıslak imzalı ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı´ belgesi işte bu amaçla devreye sokuldu.
Alevi ve sünni kesimlerin yoğun olarak yaşaması nedeniyle hassas bölgelerden biri olan Erzincan´da uygulamaya konulan plan ile o bölgedeki cemaatler silahlı gösterilmeye, çok büyük gürültü koparılarak soruşturma AK Partili yetkililere dayandırılmaya kalkışıldı. Zaten hedef de buydu. Böylece Ergenekon soruşturma süreci en can alıcı açıdan vurulacak, ´siyasi´ olmakla suçlanarak durdurulması başarılabilecekti.
Başsavcı İlhan Cihaner, soruşturmayı iki yıl boyunca Adalet Bakanlığı´ndan gizli yürüttü. Ancak bu komploda yer almak istemeyen şahısların ihbarıyla plan suya düştü. Erzincan göletine atılarak jandarmaya buldurulması ve cemaatle bağlantılı gösterilmesi planlanan silahlar ihbar üzerine polis tarafından bulundu. Bu komploda yer alan çok sayıda tanık itiraflarda bulundu. Soruşturma inanılmaz şekilde genişledi. 3´ncü Ordu Komutanı Org. Saldıray Berk´in 1 numaralı, Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner´in 2 numaralı sanık olduğu 17 sanıklı Erzincan Ergenekon Terör Örgütü davası açıldı.
Soruşturma sürecinde savcılara baskılar yapıldı. Görevli dört savcı, korsan kararnamelerle hatırlanan dönemin HSYK´sı tarafından yetkileri kaldırılarak soruşturmadan alındı. Ancak soruşturmaya atanan yeni savcı soruşturmayı tamamlayıp iddianameyi mahkemeye sundu. İddianame kabul edilerek dava açıldı. Dava sürecinde de inanılmaz baskılar yapıldı. 1 numaralı sanık Berk komutasında askeri araçlar şehir merkezinde yürütüldü. Dava duruşmalarında savaş uçakları mahkeme salonu üzerinde alçak uçuş yaptı. CHP´li milletvekilleri ile Radikal gazetesi muhabirleri detaylarını yukarıda verdiğimiz gibi devreye sokularak bazı tanıkların para teklifleriyle ifadelerinden vazgeçmesine çalışıldı. Bazı tanıklara silahlı saldırılar gerçekleşti. Dava skandal şekilde Yargıtay´a alındı ve sanıklar serbest bırakıldı. Bunu ispatlayan Yargıtay üyelerinin ses kayıtları internette yayınlandı. Yargıtay´ın dahi devreye girmiş olması, komplonun ne kadar büyük çaplı olduğuna dair kanıt olarak yorumlandı.
12 Eylül darbecileri hakkında ilk iddianameyi hazırlayan, bu nedenle de meslekten atılan eski Savcı Sacit Kayasu, davanın skandal şekilde Yargıtay´a alınarak sanıkların tahliye edilmelerine en sert tepkiyi gösteren kişi oldu. Kayasu açıkça, Ergenekon örgütlenmesinin Yargıtay´a da sıçramış olabileceğini ifade etti. Yargıtay´ın davayı görev suçuna sokularak kapatma çabaları diğer mahkemelerden de tepki gördü. Cihaner´in yaptıklarının görev değil terör suçu olduğuna karar veren Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi, Cihaner´in yeniden yargılanmasına karar verdi. Yargıtay´da terör suçlarına bakmakla yükümlü olan Daire, 9. Ağır Ceza iken, önceki davaya bakan 11. Dairesi devreye tekrar girdi ve yargılamaya bir kez daha bakmaya başladı. Bu itibarla hukukçular arasında, davanın bir kez daha kapatılacağı, hatta İstanbul´da yürütülen Ergenekon dava dosyasının birleştirme amacıyla Yargıtay´a alınarak onun da aynı şekilde kapatılacağı ileri sürülüyor. Cihaner davası olarak da adlandırılan bu dava halen Yargıtay´da görülmektedir. CHP´liler hakkındaki soruşturma davaya dönüşecek olursa bu davanın da Yargıtay´daki dava ile birleşmesi beklenebilir. Islak imzalı planın Ergenekon´un Erzincan kolu tarafından uygulamaya konulduğu iddiası Yargıtay´da yargılanırken, aynı konuyu içeren daha geniş ölçekli Ergenekon davası ise İstanbul´da görülmektedir.
Abdullah Harun / kontrgerilla.com
CHP´lilerin tanık ikna operasyonu video 1
CHP´lilerin tanık ikna operasyonu video 2
(06 Kasım 2012, 13:16)
HABERLE İLGİLİ ŞİKAYET, DÜZELTME GİBİ TALEPLERİNİZİ İLETMEK İÇİN TIKLAYIN
HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
CHP´nin tanık operasyonu doğrulandı
Tanık: Albayı Erzincan´da karşıladık
ŞOK İDDİA!!! CHP´li Ersin gizli tanıklarla görüştü
Flaş!!! CHP´li Ersin´in Gizli Tanıkla görüşme kaydı yayınlandı
ŞOK SES KAYDI!!! Erzincan komplosunda ´Gizli Tanık´ pazarlığı
CHP´li Ersin: Tanıkla görüştüm, ama
Ersin´in avukat yalanı çıktı
Gizli tanıklara baskı yapan CHP´nin başını ağrıtacak, yakacak görüntüler
CHP´li Ersin´in gizli tanığa rüşvet vermesi polis raporunda
CHP´nin ´Gizli Tanıkları İkna´ operasyonu ayağına mı dolaşıyor?
Flaş!!! Ergenekon soruşturması CHP´ye sıçradı
CHP´lilerin fezlekesi Meclis´te
CHP fezlekeleri ne zaman gelecek?
Kontrgerilla yargısı suskun: Ya aynı şeyi AK Parti yapsaydı?..
Savcı: CHP-tanık görüşmesi suç
İşte adım adım Erzincan´daki Islak Komplo ve boşa çıkarılması
Erzincan´da savcı İlhan Cihaner ve Jandarma´nın ´ıslak imza´ operasyonları
Ergenekon ve benzer davaları tanıkları deşifre ve tehdit ederek etkisiz bırakma gayretleri
Örneklerle CHP´nin Ergenekon davalarında sempatizanlıktan öte tavırları
´Ergenekon ve CHP´ manşetlerimiz
Erzincan iddianamesinde ara
Ergenekon Islak İmza iddianamesinde ara
Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap
Cumhurbaşkanlığı sürecinde kışkırtmalar