Gazze'lilerin acısı acımızdır
YAYINA BAŞLAMA TARİHİ: 13.08.2001
24 Temmuz 2014, Perşembe
Kontrgerilla, Ergenekon, Özel Harp, terör ve bağlantılı konularda 2001 yılından beri yayındayız .. aharun.8m.net|www24.brinkster.com/aharun|kontrgerilla.com|ergenekon.ws
Suriye’de İnsanlar Soğuktan/Açlıktan Ölüyor. ACİL Giysi, battaniye, gıda, ilaç yardımı çağrısı
Taksim Gezi olaylarına destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçileri

Kontrgerilla.com.. Tanıklar.. Belgeler.. Bilgiler..

  Özet  EskidenYeniye
 
İSTEDİĞİNİZ MANŞETLER..         "bulent-arinc-suikast" için arama sonuçları    (Toplam 83 sonuç)           Arama sonuçlarını yazdırmak için tıklayın


Kozmik Oda´da paralel şüphe

2009 sonunda Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast şüphesiyle Özel Harp Dairesi'nde 1 ay süreyle aramaların yapıldığı Kozmik Oda soruşturması 5 yıla yakın süredir tamamlanmadı. 60'lı yıllardan itibaren büyük çaplı kitlesel kışkırtma ve terör olaylarını da kapsaması ve bu yönüyle Türkiye'nin en kritik soruşturması olması beklenen soruşturmanın hala sonuçlanmamış olması kafaları karıştırıyor. Ergenekon kapsamındaki bazı dosyaların paralel yapı tarafından sürüncemede bırakıldığı 17 Aralık sürecinde ortaya çıkmıştı. Şüpheleri besleyen son örnek, Ergenekon davasında gerekçenin aylardır tamamlanmaması, mahkeme heyetinin tahliyeler için ilginç şekilde devreye girip talepleri reddetmesi ile TBMM'nin mahkemelerini kapatma yetkisine sahip olmadığını açıklaması oldu. Paralel yapı üzerindeki şüpheler giderek yoğunlaşıyor. Sabah yazarı Mahmut Övür'ün yazısından hareketle hazırladığımız haberimizde Övür, Kozmik soruşturmanın da paralel yapı tarafından geciktirildiği şüphesini dile getiriyor ve şu soruyu soruyor: 'Kaç kez sorduk, dava açıldı mı diye. Hiçbir ses yok. Yoksa bu günlerde devreye sokulan kirli oyunun bir parçası olarak 'uyuyan hücreler'in listeleri alınıp hazırlık mı yapıldı? Yıllar önceden bugün için kirli hesap yapanların, yarın ne yapacağı hiç belli olmaz..' Öte yandan Ergenekon davasının başlangıcından beri dile getirilen, Ergenekon soruşturmasının taraflı ve kısıtlı yürütüldüğü, aslında derin devletin tümünün değil, ABD'ye direnen kesimlerinin üzerine gidildiği iddiasının son aylardaki paralel yapılanma ve bu yapılanmanın ABD ile bağlantısına dair ortaya çıkan ayrıntılarla örtüştüğü görülüyor.

14.03.2014 11:10 2009 sonunda Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast şüphesiyle başlatılan ve Özel Harp Dairesi'nde (ÖHD) 1 ay süreyle aramalar yapılmasına neden olan Kozmik Oda soruşturması 5 yıla yakın süredir tamamlanmadı. 60'lı yıllardan itibaren büyük çaplı kitlesel kışkırtma ve terör olaylarını da kapsaması ve bu yönüyle Türkiye'nin en kritik soruşturması olması beklenen soruşturmanın hala sonuçlanmamış olması kafaları karıştırıyor.

"Kontrgerilla.com" olarak biz de defalarca kozmik soruşturma ile ilgili haberler yapmış ve niçin gecikme yaşandığını sormuştuk. Ayrıca sadece bu soruşturma değil örneğin savcı Zekeriya Öz tarafından başlatılan Ergenekon kapsamındaki "Karargah Evleri" soruşturmasının yine 5 yıldır sonuçlanmamış olmasını da sorgulamıştık. 17 Aralık ertesinde başlatılmak istenen ancak hukuksuzlukları nedeniyle Başsavcı Turan Çolakkadı ve Başsavcıvekili Oktay Erdoğan'ın müdahalesiyle durdurulan savcı Muammer Akkaş'ın yolsuzluk soruşturması ile ilgili tartışmalarda ilginç bazı detaylar basına yansımıştı. Buna göre; savcı Akkaş, baktığı bazı soruşturmaları uzun süre ile sürüncemede bırakmıştı. Örneğin Fethullah Gülen hareketine son dönemde yakınlığı ile dikkat çeken Mustafa Koç'un Ergenekon'la bağlantısı şüphesine dair bir soruşturmayı.. Savcı Akkaş, Koç'un dosyasını bir kaç yıldır raflarda tozlanmaya terketmişti. Savcı Akkaş'ın Hrant Dink cinayetinin Ergenekon kapsamında yeniden açılan dosyasını da sürüncemede bıraktığı yine o günlerde gündeme gelmiş, iddialar üzerine bir açıklama yapan Akkaş, "tam operasyonlara başlayacaktım dosya elimden alındı" diye kendini savunmuştu.

İşte bu şekilde hem Ergenekon soruşturmasını başlatan ve 17 Aralık soruşturmasındaki bazı hukuksuzlukları ile kamuoyunda şaşkınlığa yol açan Ergenekon savcısı Zekeriya Öz, hem diğer Ergenekon savcısı Muammer Akkaş ile ilgili "Ergenekon'da taraflı bir soruşturma yürüttükleri, bu kişilerin paralel yapılanma ile bağlantılı oldukları şüphesi" bu ve diğer bazı bulgular ışığında dile getirilmişti.

Buna yeni bir örnek olarak da Ergenekon davasında 15 günde yazılması gereken gerekçeli kararın 7 aydır bitirilmemesi gösterilebilir. Bu konuyla ilgili şikayetlerin geçtiğimiz günlerde gündeme gelmesi üzerine bir açıklama yapan mahkeme heyeti, gerekçeli kararın önemli bir bölümünü tamamladıklarını, yazımın sürdüğünü belirtti. Yani görünüşe göre eğer bir değişiklik olmazsa eski hızla yazım daha aylarca sürebilecek. Ergenekon davası heyetinin bu geciktirmeyi bilinçli olarak yaptığı, toplumda gerginlik çıkmasını amaçladıkları iddiası dile getirildi. Bu iddiayı güçlendiren çok ilginç bir gelişme; heyetin TBMM'nin mahkemelerini kapatma yetkisine sahip olmadığını bu yetkiye HSYK'nın sahip olduğunu açıklamasıydı. Bu açıklama kamuoyunda şok etkisi yaptı. Hemen bir açıklama yapan HSYK 3. Daire Başkanı İbrahim Okur, açıklamaya tepki gösterdi ve mahkeme açma kapatma yetkisinin TBMM'de olduğunu ifade etti. Bu tartışmadan geriye, paralel yapılanmanın seçimler öncesinde 17 Aralık operasyonlarıyla başlattığı yargısal darbe girişimini bir başka eylemle sürdürmeye çalıştığı şüphesi kaldı.

Bu arada mahkeme heyetinin ikinci bir skandal girişimi daha yaşandı aynı zamanda. Kapatılmış olduğu ve bu nedenle tahliye başvurularına bakamayacağı bilindiği halde, mahkeme kendi inisyatifiyle, yani sanıkların başvurusu olmadan onlardan tahliye dilekçelerini toplayıp tahliye taleplerini reddetti. Bu girişim de hukukçulardan büyük tepki gördü.

Kaldırılan tek özel yetkili mahkeme Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi değildi. Tüm özel yetkili mahkemeler kapatılmıştı. Buna karşın diğer mahkemelerin göstermediği direnişi Ergenekon dava heyetinin göstermesine anlam verilemedi. Anlam verenler ise bunun paralel yapılanmanın bir başka eylemi olduğu konusunda hemfikir oldular. Bir açıklama yapan Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, heyete yönelik çok ağır ifadeler kullandı. İçişleri ve Devlet bakanlığı da yapmış olan Atalay, "Bu konuda çok şeyler biliyoruz, ama devlet ciddiyeti gereği herşey herzaman ve heryerde söylenmez" türünden bir şeyler söyledi.

Kısacası, paralel yapılanmanın varlığı her geçen gün çoğalan somut bulgularla açığa çıkıyor. Şüpheler kesin kanaatlere dönüşüyor. Yerel seçimler sonrası paralel yapılanmaya yönelik büyük bir operasyon başlatılacağı konuşuluyor.

DİLİPAK HAKLI ÇIKTI

Bir başka ilginç iddiayı, 23 Ocak 2014 tarihinde "Fethullah Gülen liderliğindeki paralel yapılanma" ile ilgili Çağlayan Adliyesi'ne yaptığımız suç duyurumuz sonrası adliye önündeki basın açıklamasında dile getirmiştik. Buna göre; örneğin gazeteci Abdurrahman Dilipak tarafından Ergenekon davasının başlangıcından beri dile getirilen, "Ergenekon soruşturması ile aslında derin devletin tümünün değil, ABD'ye direnen kesimlerinin üzerine gidiliyor" iddiası doğrusu bize biraz uçuk geliyordu. Ancak Ergenekon soruşturmasının kısıtlı tutulması, gitmesi gereken bazı yerlere gitmemesi, örneğin finans ayağının hala ortaya çıkarılmamış olması, Dink cinayeti, Karargah Evleri yapılanması gibi Ergenekon bağlantılı bazı soruşturmaların sonuçlanmaması gibi detaylar da kafamızı kurcalamaya başlamıştı. Son aylardaki paralel yapılanma ve bu yapılanmanın ABD ile bağlantısına dair ortaya çıkan ayrıntılar bunlarla bir araya geldiğinde, Dilipak'ın haklılığını ortaya çıkarmış bulunuyor bize göre. Bu bakış açısıyla şüpheler ortadan kalkıyor.

Tekrar edecek olursak, Ergenekon davasında bazı kesimlerin üzerine gidilmediği, eksik ve taraflı bir soruşturma ve dava yürütüldüğü şüphesi güçleniyor. Sadece Ergenekon davası değil bu dava ile bağlantılı şekilde Karargah Evleri ile Türkiye'nin en kritik soruşturması olması beklenen Kozmik Oda soruşturmalarının 5 yıldır tamamlanmamış olması da şüpheleri aynı yöne çekiyor.

UYUYAN HÜCRELER PARALEL YAPI İÇİN DEVREDE Mİ?

Bu şüpheyi dile getiren bir gazeteci ise Sabah yazarı Mahmut Övür oldu. Ergenekon kararının 7 aydır geciktirilmesini de hatırlatan Övür, Kozmik soruşturmanın paralel yapı tarafından geciktirildiği şüphesini dile getirdi. Övür'ün bugünkü yazısı şu şekilde:

"Kozmik Büro'ya neden girildi?.. Ergenekon ve Balyoz davaları Türkiye'de darbelerle yüzleşme davalarıydı. Darbelerden çok çeken bir ülkenin eninde sonunda böyle bir yüzleşme yaşaması kaçınılmazdı. Öyle de oldu, önce Ergenekon sonra da Balyoz türü davalar başlatıldı.

Bu sürecin önünü 27 Nisan e-muhtırasına direnen siyasi irade açtı, polis ve yargı da açılan bu yoldan yürüdü. Oysa geçmişte, patlayan Susurluk Skandalı'na, ortaya saçılan raporlara, faili meçhullere rağmen eski Türkiye bunu başaramamıştı.

2000'li yıllara girerken, Adana'da savcı Sacit Kayasu 12 Eylül darbesiyle ilgili bir iddianame hazırlamış ve başına gelmeyen kalmamıştı. Türkiye, bu durumdan darbecilere dava açan bir noktaya iktidardaki sivil iradenin kararlılığı sonucu geldi.

Ama dava süreçleri istendiği gibi gitmedi. Paralel yapı, bu süreci kendi lehine güç devşirmek için kullandı ve halen de kullanıyor. Çünkü Türkiye ilk kez bu tür darbe davalarıyla yüzleşiyordu ve hata yapma ihtimali de vardı. Ancak şimdi ortaya çıkıyor ki o hatalar, hata değil bilinçli tercihlerdi.

Tutuksuz yargılamalar yapılsın diye aylarca konuşup durduk. İnadına "Paralel yargı" bu çağrılara kulak vermedi. Nedim Şener, Ahmet Şık gibi KCK'dan seçilmişler gibi yoğun ve haksız tutuklanmalara karşı çıkıldı, duyulmadı.

Hatta birkaç yargı paketi hazırlandı ama yargı bunları da görmezlikten geldi. Şimdi tutukluluk sürelerinin en fazla 5 yıl olmasına ilişkin yasal düzenleme yapılınca herkesi birden salıverdiler.

Bu da yetmezmiş gibi toplumda infial yaratacağı bilinen ya da hesaplanan Danıştay ve Malatya Zirve cinayeti sanıkları da serbest bırakıldı. Bu açık biçimde seçim öncesi siyasete kurulan tuzaktır.

Yasal olarak 15 gün içinde yazılması gereken gerekçeli kararı 7 ayda yazamayan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Meclis'i yok sayan çıkışı da bunun açık delili oldu. Şimdi şu sorunun cevabını o yargıçların ve o yargıçların arkasındaki gücün vermesi gerekiyor: Yargı bu davaları neden geç sonuçlandırdı? Uzun tutukluluk konusunda neden direndi?

Öcalan gibi kritik bir davayı bir ayda bitiren Türkiye, ne hikmetse suçüstü yapılmış davaları 5-6 yılda sonuçlandırmıyor. Olacak iş değil.

Ortada kirli bir hesap olduğu açık. Bu yüzden tahliyeler, Türkiye'deki sık sık karşılaştığımız darbe gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Aynı şekilde Ergenekon ve Balyoz'da da darbe girişimcileri olmadığı anlamına gelmiyor.

Algı yaratarak dikkatleri başka yöne çekmeye çalışanlar başaramayacak. Bu arada kim bilir daha ne kirli hesaplarla karşılaşacağız... En önemlisi de "Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast yapılacak" diye başlatılan operasyon. Hatırlayın o günleri... Başbakan Yardımcısı Arınç'a suikast yapılacak diye "Kozmik Büro"ya girilmişti.

Peki, nasıl bir sonuç elde edildi? Kaç kez sorduk, dava açıldı mı diye. Hiçbir ses yok. Yoksa bu günlerde devreye sokulan kirli oyunun bir parçası olarak "uyuyan hücreler"in listeleri alınıp hazırlık mı yapıldı? Yıllar önceden bugün için kirli hesap yapanların, yarın ne yapacağı hiç belli olmaz."

UYUYAN HÜCRELERİN LİSTESİ VE DİĞER KOZMİK SIRLAR PARALEL YAPI'NIN ELİNDE

Övür'ün dile getirdiği korkunç şüphe bu şekilde.. Gerçi, 12 Eylül 2013 tarihinde yani 6 ay önce çıkan haberlerde Başbakan Yardımcısı Arınç'a yönelik suikasta dair yürütülen 'Kozmik Oda' soruşturmasının kapsamının genişletildiği ve derinleştirildiği belirtilmişti. Buna göre, soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Ergenekon davasına bakan mahkemeden 'mühimmat ve suikast' listelerini istedi. Emniyet'te de dosyalar arasındaki bağlantıları araştırmak için iki ayrı ekip oluşturuldu.

Ancak hala bir gelişme yok. Üstelik görüldüğü gibi o haber basına 6 ay önce yansımıştı. Bu önemli.. Şöyle ki; 3 ay kadar sonra başlayan 17 Aralık yolsuzluk operasyonları sonrasında da paralel yapılanmaya karşı özellikle emniyet içerisinde büyük çaplı görev değişiklikleri yaşandı. Paralel yapıya mensup olduğu şüphesiyle çok sayıda polis görevlisi başka yerlere tayin edildi. Kozmik oda sırlarının ve uyuyan hücre listelerinin paralel yapıya mensup bu polis ekiplerinin eline geçtiğine kuşku duyulmuyor. Bu itibarla Övür'ün de dile getirdiği bu şüphelerin ciddiye alınması gerektiği açık. Kozmik soruşturmaya paralel gölge düştüğü, dosya bilgilerinin paralel yapıya ve hatta oradan da yabancı istihbaratların eline geçtiği şüphesi oldukça ciddi görünüyor.

Somut bulgular ışığında gündeme gelen bu korkunç paralel şüphe konusunda Kozmik Oda soruşturmasına bakan savcı Mustafa Bilgili'nin ne diyeceği de merak ediliyor.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

------------------------------------------------------------------------------

ŞOK İDDİA: PARALEL YAPI KOZMİK SIRLARA SIZMAYA ÇALIŞTI

27.03.2014 14:38 Akşam gazetesi şok bir iddiayı gündeme getirdi. Buna göre; TSK'nın kozmik odasına girmek için Arınç'a "suikast yapılacağı" iddiasını kullanan paralel yapının müthiş planı ortaya çıktı. TÜBİTAK'ın bilgi-işlemci imamı Muaz, askere sızan personelin ne kadarının deşifre olduğunu öğrenme çabası fark edilince oyun bozuldu.

Kozmik oda baskınının perde arkasından da paralel yapı çıktı. Takvimler 20 Aralık 2009'u gösterdiğinde Ankara'nın Çukurambar semtinde, olağanüstü bir hareketlilik yaşandı. Bölgede operasyon düzenleyen polis ekipleri bir albay ve binbaşıyı, "Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast hazırlığı" iddiasıyla gözaltına aldı. Gözaltı sayısı ertesi gün 8'e yükseldi.

Özel Yetkili Savcı Mustafa Bilgili'nin yürüttüğü soruşturmada ses getiren gelişmeyse Genelkurmay Başkanlığı'na bağlı Seferberlik Tetkik Kurulu'ndaki Kozmik Oda'nın aranması oldu. Çok az sayıda Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) personelinin özel şifrelerle girebildiği bu odanın en önemli özelliğiyse ulusal güvenliği ilgilendiren 'çok gizli' bilgi ve belgelerin saklandığı yer olmasıydı. Bilgili, günler süren aramanın ardından kozmik odadan ayrıldı. Gözaltındaki askerler serbest bırakıldı.

Pensilvanya'da planlandı

Beş yıl önce Türkiye'nin gündemine oturan ve akıbeti konusunda bugüne kadar bir açıklama yapılmayan soruşturmanın bilinmeyenleri ortaya çıktı. Güvenilir kaynaklar, "Arınç'a suikast" soruşturmasının perde arkasında paralel yapının bulunduğunu iddia etti. Derin kurgu Pensilvanya'da planlanarak Ankara'da uygulamaya konuldu. Zamanlama, şüphelileri arasında emekli ve muvazzaf askerlerin de bulunduğu Ergenekon soruşturması sürecine bilerek denk getirildi. Paralel yapının amacı, TSK'ya sızmayı başaran kadroların ne kadarının deşifre olduğunu öğrenmek ve ulusal güvenlikle ilgili sırlara ulaşmaktı.

Derin senaryo uygulamada

TSK personeline ilişkin çok gizli dereceli istihbarat bilgilerinin Seferberlik Tetkik Kurulu'nda şifreli kozmik odada saklandığını bilen paralel yapı, buraya girmenin derin senaryosunu hazırladı. Türkiye'nin gündemine oturacak boyutta bir suikast girişimi kurgulanacak ve bu iddia üzerine başlatılacak soruşturma, kozmik odaya kadar ulaşacaktı. Bunun başarılması halinde savcılık tarafından kozmik odada yapılacak olası aramada, bir şifre uzmanına ihtiyaç duyulacak ve bunun için TÜBİTAK'ın kapısı çalınacaktı. Senaryo hatasız işlerse, şifre uzmanı olarak savcıya eşlik edecek TÜBİTAK'ın paralel elemanı kozmik odaya girmeyi başaracaktı.

TSK'nın paralelleri devrede

Derin örgütün toplantısında ses getirecek isim olarak "Bülent Arınç" belirlendi. Ardından olağan şüphenin oluşturulması için harekete geçildi. Önce, Arınç'ın Ankara'nın Çukurambar'daki evinin bulunduğu bölgeden olağan görevleri kapsamında geçen askeri araçlar belirlendi. Ardından da sivil araçlarla aynı güzergahı kullanan bazı askeri personel tespit edildi. Bu bilgilere ulaşmada, TSK içindeki paralel kadrolardan da destek alındı.

Gerekli materyal toplandıktan sonra, kimliği belirsiz kişinin malum ihbarı polise ulaştı. İhbarda askeri ve sivil plakalar verilerek Arınç'a yönelik suikast hazırlığı yapıldığı belirtildi. İhbarcı, suikastla ilgili bazı deliller konusunda ise Seferberlik Tetkik Kurulu'ndaki kozmik odayı özellikle işaret etti. Bunu yaparken de kendisini bir askeri personel yakını olarak tanıttı.

Muaz kod adlı uzman iş başında

Paralel yapının polisteki bazı unsurlarının da devreye girmesiyle senaryo, Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı'na "acil durum" uyarısıyla bildirildi. Derin plandan haberdar olmayan Savcı Mustafa Bilgili de olası risklere karşı operasyon için düğmeye bastı. Gözaltıların ardından savcılık, polise yapılan ihbarda özellikle dikkat çekilen kozmik odaya yöneldi. Bu noktada devreye giren bazı polislerin, "Kozmik odadaki şifrelerin kırılması için TÜBİTAK'tan uzman alın" telkini üzerine savcılık, Adalet Bakanlığı kanalıyla kuruma başvurdu. Başvuru üzerine paralel yapı içinde "Muaz" kod adıyla tanınan TÜBİTAK elemanı görevlendirildi ve savcıya eşlik ederek kozmik odaya girmeyi başardı.

TÜBİTAK'ın paralel uzmanı

Kozmik oda noktasına kadar hatasız işleyen senaryo, paralel uzmanın telaşlı hareketleri ve şifre gerektirmeyen bazı evrakları inceleme girişimi üzerine bozuldu. Şifre kırmak için kendisine eşlik eden uzmanın belge incelediğini fark eden Savcı Bilgili, olaya derhal müdahale etti. Bu gelişme üzerine daha da telaşlanan TÜBİTAK'ın paralel uzmanı, Savcı Bilgili'nin talimatıyla kozmik odadan çıkarılarak gönderildi.

Ankara'nın imamıyla temas

Savcı ve askeri yetkililerin dikkatini çeken durum ilgili birimlere bildirildi. Olayın ardından devreye giren istihbarat elemanları, "Muaz" kod adlı TÜBİTAK'ın uzmanını mercek altına aldı. Uzmanın, paralel yapının Başkent'teki okullarında öğretmen olarak görünen Ankara imamıyla İncek'teki bir kıraathanede buluşması ve bazı telefon konuşmaları tespit edildi. Elemanların 5 yıldır paralel yapıya bilgi, ve belge verdiği öğrenildi. Rapor Başbakanlığa da sunuldu. (Akşam)

İDDİA DOĞRU OLAMAZ

16.04.2014 14:44 Bize göre Akşam'ın aktardığı bu iddia, yani kozmik oda aramalarının yıllar önce ABD'de planlandığına yönelik iddia doğru olamaz. Çünkü hatırlanacağı gibi, Arınç'a suikast şüphesiyle gözaltına alınan iki askeri görevli bir not kağıdını yutmaya çalıştı. Üzerlerinde ve evlerinde belgeler gibi diğer bazı somut deliller ele geçirildi. Öyle ki Ergenekon medyası olarak nitelendirilen Odatv sitesi dahi bu olayın detaylarını aktararak faka bastıklarını itiraf etti. Bu itirafa Odatv davasının iddianamesinden ulaşılabilir. Ayrıca Arınç'a suikast ve kozmik oda aramalarını içeren soruşturma kapsamında hatırlanacağı gibi 8 özel harp subayı tutuklanmıştı. Daha sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmış olsalar dahi bu durum savcılığın elinde oldukça ciddi deliller bulunduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, ortada bu kadar delil varken kozmik oda olayının yıllar önce ABD'de planlandığı şeklindeki bir iddia bizce inandırıcı değildir. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(14 Mart 2014, 11:10), son güncel.: (16 Nisan 2014, 14:44)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA İLE İLGİLİ TÜM MANŞETLERİMİZ
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Siyasetteki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-7 Şubat 2012 MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-Soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------

44 paralel kulak yakalandı

Skandal!!! Hakim mi militan mı?

Paralel´e de Ergenekon´a da hayır

Şok!!! Ergenekon, yargıyı sarstı

Bir dinleme listesi de Mersin´den

Paralelciler bir bir ABD'ye kaçıyor

Azerbaycan: Cemaate geçit yok

Erdoğan: Montajı o gün görecekler

Şok!!! 509 bin kişi dinlenmiş

Azerbaycan´dan cemaate darbe

Başbakan: Operasyon çok yakında

Nöbet ısrarı darbeyi önledi

Paralel dinlemede yeni liste

FBI ajanı: Gülen, CIA operasyonu

Erdoğan: Saidi Nursi kaçmadı

Paralel polis suçüstü yakalandı

MGK´dan paralel yapıya savaş

Erdoğan: Hoca, ülkeyi karıştırma!

TIR soruşturmasına engel çabaları

Askeri savcıdan TIR baskısı

Flaş!!! TIR olayında 2 gözaltı

Tübitak'ta 5 şüpheli

Kılıçdaroğlu:Evet, Ayman:Hayır

Böcek kriptolu telefonda

Flaş!!! TIR baskıncılarına baskın

Başsavcı, telekulağı doğruladı

Mütalaa: Zirve=Ergenekon

Gülen, CIA kontrolünde mi?

7 bin kişiye paralel şok!

Böcekçilere kırmızı bülten

Paralel komutana soruşturma

Paralel yargı: Direneceğiz!

Savaşa gider gibi TIR bastılar

7 Şubat krizinde şok toplantı

´Beddualarınız tutmuyor´ fırçası

Böcek soruşturmasında 4 ifade

TIR baskınları karşı casusluk

Paralel´e şok: O komiser göreve

Savcı Öz´e şok: Bursa´ya atandı

Başbakan: Gülen, örgüt lideri

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

TIR komplosu çözülüyor

Paralel muhbir itiraf etti

Gül´den Gülen´e şok cevap

Gülen´e ananas soruşturması

Flaş!!! Taraf'a paralel soruşturma

Paralel Devlet´e 2. soruşturma

Paralel soruşturma endişeli başladı

Böcek soruşturması başladı

Paralel yargı imamı o mu?

Gülen'den yeni ses kayıtları

Taraf, şok suçlamalara sessiz

90 savcının görevi değişti!

Paralel Hakim = Hasan Şatır

Paralel Belge davası görülüyor

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

Durmazlarsa ateş edin!

Böcek´çiler yakında açıklanıyor

Paralel Devlet´e suç duyurusu

Suç duyurusu & Basın açıklaması

Balyoz hakimi değişti

Pensilvanya onaycısı zarfta

TIR´cı komutana paralel kollama

Paralel verginin adı: Himmet

Fethullah Gülen´e suç duyurusu

Savcılık: Van olayında İHH yok

Flaş!!! Yakalama kararları kalktı

Flaş!!! 20 savcı yer değiştirdi

Flaş!!! Emniyet´ten suç duyurusu

Koç suç duyurusunda şok iddia

Diğer ülkelere paralel uyarı

İşte paralel suç delilleri

Paralel Yapı = P2 Locası

Paralel devlet böyle yönetiliyor

ABD Yargısı: Gülen, menfaatimize

Bu kutu da ABD´yi sarsacak

Hanefi Avcı haklı çıktı

Avcı, Paralel Tehlikeyi anlattı

Casusluk davası durmayacak

Hanefi Avcı´dan şok açıklamalar

12.12.2013: Hanefi Avcı´dan cemaate tepki

Hanefi Avcı´nın kitabında ileri sürdüğü iddiaları konulu manşetlerimiz

Baykal´a kaset komplosu manşetlerimiz

Türkiye´nin gündemi Savcı Öz

Başsavcı, Savcı Öz´ü uyardı

Öz´ün intikamı belirginleşiyor

Hakim paralel devleti anlattı

Adalet Bakanı´ndan HSYK´ya şok

İhsası rey var, HSYK inceleyemez

Ergenekon hakiminden şok itiraf

Savcı Öz, Bakırköy´e atandı

Önceki dönem HSYK'sına ait tartışmalar

Esed sandılar, Paralel çıktı

TIR komplosu da cemaat işi

Komplo geliyorum dedi, geldi

Yargıtay İmamı´na soruşturma

Emniyet İmamı için şok iddialar

İşte cemaatin polis imamı

Yargıtay´a Pensilvanya onayı

6 ilden Erdoğan´a destek

Flaş!!! Savcı: Darbeye direnin

Hükümete yaygara, Koç´a örtbas

Adli cunta iddiası doğrulandı

Dosya, Savcı Akkaş´tan alındı

Paralel yapının polis evleri

AKP: HSYK bildirisi korsan

Adli Cunta´nın izi sürülüyor

HSYK´dan savcılara inceleme

Başsavcı 2. darbeyi önledi

Hukukçular: Savcılar çekilmeli

Erdoğan: İnlerine gireceğiz

CHP: Başbakan´ı hedef aldılar

Operasyonlara suç duyurusu

İşte ´Adli Cunta´nın delili

Adli Cunta için suç duyurusu

Adalet Platformu ile ilgili manşetlerimiz

Erdoğan: Boyun eğmeyeceğiz

Taraf´a 3 suç duyurusu

Baransu´nun haberine tepki

Dersane tartışmalarıyla ilgili manşetlerimiz

CHP: Cemaat okulları araştırılsın

97 STK´dan cemaate tepki

Dersaneler=Cemaat mi?

Erdoğan: Darbe hükümeti değiliz

Belgeleriyle Gezi´nin Ardındakiler

Taksim gezi olaylarıyla ilgili manşetlerimiz

İskenderun´da İsrail izi netleşiyor

Türkiye´den İsrail´e misilleme

İsrail´in PKK bağlantıları ve Türkiye´deki terörde rolü manşetlerimiz

İkinci 7 Şubat krizi

Cemaat-MİT çatışması mı yaşanıyor?

Hükümet sivil darbeyi engelledi

Erdoğan: Fidan´ı yedirmem

MİT müsteşarı Fidan hedefte

Odatv-Aydınlık-İsrail´in hedefi: Fidan

´Mesaja mesaj´ ses kaydı

MİT görevlilerinin ifadeye çağrılması krizi manşetlerimiz

Cemaat hala Gezi´de mi?

Cemaat de Gezi´de mi?

ARINÇ´A SUİKAST İDDİASI VE KOZMİK ARAMA MANŞETLERİMİZ

Kozmik soruşturma derinleşiyor

Flaş!!! Özel Harp´e dava açılıyor

Gezi´nin arkasından onlar çıktı

Gezi´de Özel Harp izi

Özel Harp´e operasyon geliyor

Flaş!!! İhbar üzerine yakalanan bomba kamyonu TSK´nın

Flaş!!! Özel Harp ve Ergenekon bombaları kardeş

Ergenekon savcıları devrede: Özel Harp bombaları soruşturulacak

Arınç suikast belgesi MİT´den

ÜlkeTV´deyiz: Özel Harp ve Arınç

ÜlkeTV Haber Bülteni Bölüm1

ÜlkeTV Haber Bülteni Bölüm2

Flaş!!! Yeni kitabımız: Arınç suikasti

İşte kontrgerilla.com´un da katkı sunduğu Özel Harp Dairesi konulu TBMM raporu

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

Tedavülden kalkan 100bin Meclis´te

TBMM: 100 bin özel harpçi var

TBMM: Derin güçler aktif

TBMM: Terör Özel Harp işi

Genelkurmay, Özel Harp´i yalanladı

Özel Harp başbakanları korkutuyor

2007 kaos süreci Özel Harp işi

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

TUSHAD ile ilgili manşetlerimiz

Tushad kimlikleri ek klasörlerde

Şok Tushad belgesi mahkemede

Zirve ek iddianamesi kabul edildi

Tanık: Özal´ı Tushad zehirledi

Tushad, bayrağı PKK´ya yaktırdı

Savcı: Hamido Özel Harp işi

Tanık: Dink´i Özel Harp öldürdü

Dink Özel Harp işi diyen tanığa koruma

Dink mahkemesi Özel Harp´in peşinde

MİT´ten bir Özel Harp belgesi daha

Arınç suikast belgesi MİT´den

Polis: Evler kaos için işaretlendi

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5890    yazdır/print


 

Kozmik soruşturma derinleşiyor

Başbakan Yardımcısı Arınç´a yönelik suikasta dair yürütülen ´Kozmik Oda´ soruşturmasının kapsamı genişliyor. Soruşturmayı yürüten başsavcılık, Ergenekon davasına bakan mahkemeden ´mühimmat ve suikast´ listelerini istedi. Emniyet´te de dosyalar arasındaki bağlantıları araştırmak için iki ayrı ekip oluşturuldu.

12.09.2013 12:15 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´a yönelik suikast girişimi iddialarının ardından, yaklaşık 5 yıl önce başlatılan ´Kozmik Oda´ soruşturmasını derinleştirme kararı aldı. Başsavcılık, ´Ergenekon´ ve ´Kozmik Oda´ arasındaki derin bağlantıları araştırıyor. Bu kapsamda Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nden mühimmat listesi, suikast listesi ve benzeri evrakı istedi. Soruşturmayı yürüten Savcı Mustafa Bilgili, belgelerde yer alan bilgilerin araştırılması için Emniyet´ten de taleplerde bulundu. Bu kapsamda Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü bünyesinde iki ayrı ekip oluşturuldu. Ekiplerden dokümanlardaki olaylara yönelik araştırma yapması istendi. Bilgili´nin bu yöntemle belgelerin doğruluğunu çapraz olarak onaylatmak istediği ifade ediliyor.

Malatya´daki Zirve Yayınevi davasına bakan mahkeme de Kozmik Oda belgelerini talep etti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gönderilen belgeler Zirve dosyasına eklendi. Bu gelişme üzerine Savcı Bilgili de iki dava arasındaki bağlantıları incelemeye başladı. 2009´da Bülent Arınç´ın evinin önünde muvazzaf askerlerin eve ait krokilerle yakalanması sonrasında soruşturma başlatılmış ve ´Kozmik Oda´ olarak adlandırılan Genelkurmay Seferberlik Tetkik Kurulu´nda aramalar yapılmıştı.

Suikast planlarına ve listelerine yönelik iddialar Ergenekon soruşturması kapsamında da araştırıldı. Ergenekon yapılanmasının Kozmik Oda bağlantıları, İstanbul Başsavcılığı´ndan istenen doküman ve belgeler mercek altına alındı.

Kozmik Oda´dan çıkan verileri tek tek inceleyen Savcı Bilgili, suç içeren durumlarla ilgili olarak soruşturmayı çok yönlü yürütme kararı aldı. Bu kapsamda Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü bünyesinde iki ayrı ekip oluşturuldu. Ekiplerden dokümanlardaki olaylara yönelik araştırma yapması istendi. Bilgili´nin bu yöntemle belgelerin doğruluğunu çapraz olarak onaylatmak istediği ifade ediliyor.

Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi Kadir Kayan, Aralık 2009´da Kozmik Oda´da 26 gün süren aramalar yapmıştı. Belgeler sadece Hakim Kayan tarafından okunarak not alınmıştı. İncelemeyi tamamlayan Kayan da hazırladığı raporu Savcı Bilgili´ye vermişti. Yaklaşık 5 yıldır sürmekte olan soruşturmada ve Bilgili tarafından hazırlanacak olan iddianame bekleniyor.

Aralık 2009´da Ankara Emniyeti´ne gelen bir ihbar üzerine harekete geçen ekipler, Bülent Arınç´ın evinin de bulunduğu Çukurambar semtindeki sokakta operasyon düzenleyip, biri albay diğeri binbaşı iki subayı kiralık bir aracın içinde gözaltına almıştı. Subaylardan birinin elinde Arınç´ın ev adresinin yazılı olduğu bir kâğıt ile Arınç´ın evine ait suikast krokisi olduğu ve polisi görünce bu kâğıdı yutmaya çalıştığı kamuoyuna yansımıştı. Savcının talimatı üzerine Binbaşı İbrahim G. ile Albay Erkan B.´nin evinde arama yapılarak bilgisayar hard disklerine el konulmuştu. Serbest bırakılan iki subay, savcılık ifadelerinde görevli olarak bir albayı takip ettiklerini, Arınç ile bağlantılarının bulunmadığını belirtmişlerdi. Genelkurmay Başkanlığı da, “Söz konusu askerî personel, bilgi sızdırdığı iddia edilen bir asker hakkında bilgi topluyordu.” açıklaması yapmıştı. (Zaman)

ÖZEL HARP´E BÜYÜK BİR DAVA GELİYOR

7 ay önce çıkan haberlerde kozmik soruşturmanın davaya dönüşmek üzere olduğu belirtiliyordu. Buna göre, açılacak dava çok geniş kapsamlı olacak. Ergenekon davasından daha büyük olacağı anlaşılan dava, adeta yakın tarihle yüzleşme davasına dönüşecek. Kozmik Oda´daki 60 yıllık devlet sırlarını barındıran belgeleri inceleyen Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili´nin açacağı dava Arınç´a suikast iddiasıyla sınırlı olmayacak. ´Kozmik oda´ davası 6-7 Eylül olaylarından 1 Mayıs´a, Çorum, Sivas olaylarından faili meçhuller ve Zirve katliamı ile Hrant Dink cinayetine kadar yakın tarihin karanlıkta kalan olaylarına uzanacak. Savcı Bilgili´nin elinde çok güçlü belgeler bulunuyor.

´Kozmik oda´da gömülü mühimmat krokilerine de rastlandı. Krokilerde gösterilen yerler kontrol edildi. Soruşturma sonucunda Ergenekon davasının başlangıcı kabul edilen Ümraniye´deki el bombaları ile çeşitli terör olaylarında ele geçirilen bombaların Özel Harp Dairesi´nin envanterinde bulunduğu belirlendi.

-Kozmik aramadan 3 ay sonra yakalanan bomba kamyonu-

Savcının elindeki en güçlü kanıtlardan birini bomba kamyonu oluşturuyor. Bu olay Ergenekon davasında savcılık mütalaasına girecek kadar kritik bir önem taşıyor. Aralık 2009 içinde gerçekleşen 26 günlük kozmik aramalardan 3 ay sonra Ankara´da ihbar üzerine bir sivil kamyon durduruldu. Ankara Emniyet Müdürlüğü´ne götürülen kamyonun Özel Harp Dairesi´nce (ÖHD) bomba taşımak için kiralandığı anlaşıldı. Kamyondaki 958 el bombasının seri numaraları değiştirilerek yeni baştan numaralandırılması için Muğla Bodrum Güllük´teki Genelkurmay Özel Kuvvetler Destek Grup Özel Eğitim Merkez´inden Ankara Gölbaşı´ndaki merkeze nakledilmekte olduğu askeri yetkililerce ifade edildi. Ankara Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili, kamyondaki bombaların seri numaralarını kayda geçirtti. Daha sonra askeri yetkililerin nakliyatı üstlenmesi, herşeyin evraka dayanması ve yasadışı bir durum olmaması gerekçesiyle kamyonu serbest bıraktı. Soruşturma takipsizlikle sonuçlandı. İlerleyen günlerde seri numaralarının incelemesi yapıldı ve şok bir durum ortaya çıktı. Kamyondaki bombalardan 733´ü Ergenekon soruşturmalarında sanıklardan ele geçirilen bombalarla aynı seridendi.

-Bomba kamyonu Ergenekon mütalaasına girdi-

Bu şok ayrıntı Ergenekon davasında savcılık mütalaasına da girdi. Yine bu bombaların 300´den fazlası değişik zamanlarda polis kayıtlarına girmiş 59 terör olayıyla da seri ve kafile numarası yönünden bağlantılı çıktı.

Olayda aslında çok kritik bir ayrıntı daha bulunuyor. Muğla´dan Ankara´ya yapılan nakliyatın amacı, bombalara yeni seri numarası verilmesi içindi. Yani eski numaralar değiştirilecekti. Bunun bir anlamı izlerin silineceği idi. Bunun ne kadar şok edici bir amaç olduğu seri numaralarının incelenmesiyle anlaşıldı. Ortaya çıkan somut şüpheler üzerine takipsizlik kararı verilen kamyonla ilgili soruşturma yeniden başlatıldı. Halen devam ediyor. Muhtemelen kozmik oda kapsamına alındı.

Ergenekon, Zirve ve Dink gibi davalarda hep Özel Harp Dairesi´nin izi çıktı. Zirve ve Dink davasına bakan mahkemeler, bu Daire´nin izini sürüyor. Mahkemeler kozmik odadan çıkan kendileriyle ilgili belgeleri talep etti. Genelkurmay Daire´nin teröre karıştığı iddiaları hep reddediyor. Ancak bu Daire´nin teröre karıştığı ve bunu da emir-komuta zinciri içerisinde yaptığı konusunda doğrudan ya da dolaylı çok fazla delil ortaya çıkmış bulunuyor. Savcı Bilgili´nin kozmik aramalarda ulaştıklarının dışında, dosyaya diğer davalardan da belgeler geldi. Örneğin, Ergenekon kapsamındaki internet andıcı soruşturması kapsamında mahkemeye gönderilen Genelkurmay´daki bilgisayarlarda aylar süren incelemeler sonucu ulaşılan Genelkurmay´ın varlığını yalanladığı Ergenekon-Özel Harp yapılanması ´Tushad´ın varlığını doğrulayan belgeler gibi. Diğer bir örnek, yine Ergenekon davasından Zirve davasına gönderilmiş olan ve Özel Harp´in Hatay´da DHKP-C ile ortak operasyonlar yaptığını gösteren ´Akdeniz Raporu´ belgesi gibi.

Tüm bu belgelere dayanarak açılacak davanın Ergenekon davasından çok daha büyük bir davaya dönüşeceği anlaşılıyor. Ergenekon örgütü, buzdağının üzerindeki kısım. Asıl örgüt ise Özel Harp Dairesi. Bu bir spekülasyon değil. Tüm bulgular bunu gösteriyor. Hem 2012 sonundaki Darbeleri Araştırma Komisyonu ile hem de hazırladığı daha önceki bir rapor ile TBMM de bu Daire´ye dikkat çekti. Bu yapılanmaya dokunmaya 70´li yıllarda cesaret eden Savcı Doğan Öz, terörün arkasında bu Daire´nin olduğuna dair hazırladığı raporu Başbakan Ecevit´e ulaştırdıktan kısa süre sonra uğradığı suikastle hayatını kaybetmişti. Başbakan Ecevit bu örgütün üzerine gidemediğini sık sık dile getirdi. Yakın zamana kadar dokunulamaz olan bu örgütün Egenekon´un da üzerinde olduğu nihayet mahkemelerce de farkedilmeye başlandı.

Nato ülkelerinin hepsinde var olduğu, o ülke yetkililerinin açıklamalarıyla 1990 sonunda anlaşılmış olan bu gizli devlet yapılanmalarından Türkiye´deki hariç hepsi ya tasfiye edildi ya da yasal sınırlara çekildi. Dış işgal için kurulan ancak dış işgali beklemeden harekete geçen, dış düşman ile iç düşman kavramını birbirine karıştıran, halkın seçtiği hükümetleri devirebilmek için suikast, sabotaj, darbe gibi her türlü terör ve kaos eylemini planlayıp emir-komuta zincirinde yürüten bu yapılanma ile nihayet Türkiye de yüzleşmeye hazırlanıyor.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

ÜlkeTV Haber Bülteni Bölüm1

(12 Eylül 2013, 12:15)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

ARINÇ´A SUİKAST İDDİASI VE KOZMİK ARAMA MANŞETLERİMİZ

Flaş!!! Özel Harp´e dava açılıyor

Gezi´nin arkasından onlar çıktı

Gezi´de Özel Harp izi

Özel Harp´e operasyon geliyor

Flaş!!! İhbar üzerine yakalanan bomba kamyonu TSK´nın

Flaş!!! Özel Harp ve Ergenekon bombaları kardeş

Ergenekon savcıları devrede: Özel Harp bombaları soruşturulacak

Arınç suikast belgesi MİT´den

ÜlkeTV´deyiz: Özel Harp ve Arınç

Bölüm2

Flaş!!! Yeni kitabımız: Arınç suikasti

İşte kontrgerilla.com´un da katkı sunduğu Özel Harp Dairesi konulu TBMM raporu

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

Tedavülden kalkan 100bin Meclis´te

TBMM: 100 bin özel harpçi var

TBMM: Derin güçler aktif

TBMM: Terör Özel Harp işi

Genelkurmay, Özel Harp´i yalanladı

Özel Harp başbakanları korkutuyor

2007 kaos süreci Özel Harp işi

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

TUSHAD ile ilgili manşetlerimiz

Tushad kimlikleri ek klasörlerde

Şok Tushad belgesi mahkemede

Zirve ek iddianamesi kabul edildi

Tanık: Özal´ı Tushad zehirledi

Tushad, bayrağı PKK´ya yaktırdı

Savcı: Hamido Özel Harp işi

Tanık: Dink´i Özel Harp öldürdü

Dink Özel Harp işi diyen tanığa koruma

Dink mahkemesi Özel Harp´in peşinde

MİT´ten bir Özel Harp belgesi daha

Arınç suikast belgesi MİT´den

Polis: Evler kaos için işaretlendi

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5569    yazdır/print


 

Özel Harp´e operasyon geliyor

Birkaç ağaç için başladığı söylenen Taksim olaylarının hızla tüm yurda yayılmasının arkasında Özel Harp var demiştik. Emniyet İstihbarat eski Başkanvekili Orakoğlu hem bu iddiayı doğruladı hem de şok bir ekleme daha yaptı: Bu yıl içinde bu güce büyük bir operasyon düzenlenecek!.. Ancak Özel Harp´e yönelik gelişmeler Orakoğlu´nun bahsettiği operasyonla sınırlı kalmayacak. Kozmik oda davası da çok yakında açılıyor.

10.06.2013 13:44 Gezi Parkı´nda ortaya çıkan Özel Harp´e iki şok darbe geliyor.. Türkiye´de pek çok karanlık olayın arkasında olduğu gibi Gezi Parkı olaylarının arkasından da Özel Harp Dairesi çıktı demiştik. Geçtiğimiz günlerde internethaber.com sitesinde yayınlanan röpörtajımızda şüpheleri ve ortaya çıkan bulguları analiz ediyorduk. İstihbarat birimleri olayın sokak eylemlerine dönüşmesinde Beyaz Kuvvetlerin varlığını tespit etti. Birkaç ağaç için başladığı söylenen Taksim olaylarının hızla tüm yurda yayılmasının arkasında derin güçler mi var?.. İstihbarata takılan telefon görüşmelerinde aynı anda tüm illerde olayları yönlendiren güçlerin varlığı Özel Harp´e mi işaret ediyor?.. Yakın zamanda yaşanan ve Gezi olaylarına benzeyen kitlesel hareketlenmeler aynı güçlerin işi mi?.. Bu şüphelere yanıt aradığımız ve somut bulgulara dayanarak ileri sürdüğümüz iddiamız tartışılmaya devam ediyor. Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanvekili Bülent Orakoğlu iddiayı doğrularken şok bir ekleme daha yaptı.

Geçtiğimiz günlerde 28 Şubat iddianamesi kabul edilerek dava açılmıştı. 1997 yılındaki 28 Şubat sürecinin en önemli isimlerinden birisi hiç kuşkusuz dönemin Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanvekili Bülent Orakoğlu.. 28 Şubat darbe sürecinde cuntanın merkezi yapılanması olan Batı Çalışma Grubu´nun (BÇG) içine eleman sızdırarak bilgi topladı. BÇG´nin yasadışı faaliyetlerini ve darbe hazırlıklarını somut belgelerle tespit edip raporlaştırdı, hükümete ulaştırdı. Başbakan Necmettin Erbakan gereğinin yapılması ve cuntanın uyarılması için raporu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel´e gönderdi. Ancak şok edici bir gelişme yaşandı. Demirel uyarmak bir yana raporu cuntacılara teslim etti. Ardından Orakoğlu ile Deniz Kuvvetleri içinde yapılanan BÇG darbe birimine sızan onbaşı Kadir Sarmusak hakkında askeri mahkemede dava açıldı. Suçlama, TSK´ya ait belgelerin Deniz Kuvvetleri´nden yasadışı yollarla dışarıya çıkarılması idi. Emniyet İstihbarat Dairesi´nde geçici görevle çalışan polis kökenli deniz onbaşı Kadir Sarmusak ile Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Bülent Orakoğlu, askerî savcı tarafından sorgulanıp tutuklandı. Yargılama sonucu Bülent Orakoğlu ve Kadir Sarmusak suçsuz bulundu.

28 Şubat sürecinde hükümet ve onu seçen halk kesimleri üzerinde kurulmaya çalışılan derin destekli baskı süreci, bugünlerde Taksim Gezi olayları üzerinden tekrar oluşturulmaya çalışılıyor. Eski Emniyet İstihbarat dairesi Başkanvekili Bülent Orakoğlu, 28 Şubat davasının açılması ve son günlerde yaşanan Taksim gezi olayları konusunda açıklamalar yaptı. O açıklamalardan bir kısmı şu şekilde:

KONTRGERİLLA´YA OPERASYON YAPILMADIKÇA TEHDİT SÜRECEK

28 Şubat sürecinde imaj ve prestij kaybına uğrayan derin yapının 28 Şubat süreci sonrasında da polisin millet iradesi ve demokrasi yanında yer alarak siyasi iktidarın da desteğiyle Türkiye´nin istikametine yön verecek büyük operasyonları gerçekleştirmesi karşısında operasyonel gücünü kaybettiği ve etkisini yitirdiği yönünde analizler yapılıyor.

Ancak derin yapının merkezi kontrgerillaya yönelik bir operasyonun bugüne kadar yapılamamış olması, kontrgerillanın tüm devlet kurumlarına nüfuz eden iç içe geçmiş yapısı ve dış bağlantıları provokasyon, dezenformasyon ve kamuoyunu etkileme gücü Türkiye´de demokrasi ve milli iradeyi tehdit etmeye devam ediyor.

Başbakan Erdoğan´ın polisi motive etmek amacıyla ´rejimin teminatı polistir´ açıklaması, bu yapıyı oldukça rahatsız etmiş olacak ki devletin anayasal kurumları ve güvenlik bürokrasisi arasında gerilim ve sürtüşme yaratma amacına hizmet eden bir dizi provokatif olay yakın tarihimizde ardı ardına yaşandı.

Bu yaşanan olayların arka planının çözümü şüphesiz ki derin yapının geçmişten günümüze farklı eylem ve olaylarda ortaya çıkan kodlarının çözülmesi ile mümkün görünüyor.

Darbe Komisyonu raporunda konuya açıklık getirecek önemli saptamalarda bulunuluyor:

´Türkiye´de derin devlet, hakim ve oligarşik zümre olan askeri yelpaze etrafında vücut bulmuştur. Yapının içinde istihbarat, medya, mafya, sermaye ve bürokrasiden unsurlar mevcuttur. Türkiye´de derin devlet devasa bir yapıdır, operasyonel eylemler yapmıştır, yapmaktadır ve tasfiye- ye tevessül edilmediği için belli ki yapmaya devam edecektir. Türkiye´de gerginlik ve kutuplaşma iklimini oluşturan ve tetikleyen gayri kanuni çetelerin sayısının 50´den aşağı olmadığı tahmin edilmektedir. Türkiye bu iç buhran gönüllülerini tabandan zirveye tespit ve tasfiye etmelidir.´

Özel Harp´in ilk kurucularından olan Kemal Yamak derin yapının TBMM ve devletin diğer kurumlarına nasıl sızdığının önemli ipuçlarını verdiği anılarını kaleme aldığı kitap´ta TBMM içinde birbirini tanımayan çeşitli partilere mensup Özel Harp´çi milletvekillerinin olduğunu itiraf ediyor. Yamak, Özel Harpçi olarak eğitilenlerin nasıl ve neden seçildiklerini de şöyle açıklıyor: ´Aslında onlar milletvekilliği dönemlerinde değil, daha genç yaşlarda bölgesinde güvenilir, saygın, sözü geçen ve gerektiğinde halkıyla bütünleşerek, milleti ve vatanı için yapılacak mücadelede önder olabilecek niteliklere sahip oldukları için seçilmişlerdi.´

Türkiye´de gerçekleştirilen tüm darbelerin arkasında olduğu anlaşılan kontrgerilla yapılanması, 28 Şubat Süreci ve bu süreç sonrasındaki darbe teşebbüslerinin Emniyet İstihbaratı tarafından deşifre edilmesi karşısında Emniyet İstihbaratı´nın kurumsal kimliğini hedef almış görünüyor.

BU YIL BİR OPERASYON GELEBİLİR

Bu yıl içinde derin yapının merkezine yapılması muhtemel, kontrgerillaya yönelik bir operasyon, belki de devlet kurumlarına sızmış kurumları karşı karşıya getiren Özel Harpçileri deşifre ederek, Gezi Parkı olaylarının iç ve dış provokatörlerini ve aktörlerini tanımamıza vesile olacak.

KOZMİK İDDİANAME HER AN AÇIKLANABİLİR

Bülent Orakoğlu´nun sözleri bu şekilde.. Ancak Özel Harp Dairesi´ne (ÖHD) yönelik gelişmeler bu operasyonla sınırlı kalmayacak. Kozmik Oda davası da çok yakında açılıyor.

Hatırlanacağı gibi 2009 yılı sonunda Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´a suikast iddiasıyla başlatılan soruşturma Özel Harp´in Ankara´daki merkezinde 1 ay süren kozmik aramalara neden oldu. 8 Özel Harp subayı gözaltına alınırken 3´ü için tutuklama talep edildi. Kendilerine yöneltilen suçlama silahlı örgüt kurarak anayasal düzeni değiştirmeye çalışmak, hükümetin görevini yapmasını engellemeye teşebbüs, seçilmiş meşru hükümete silahlı isyan ve TBMM´nin görevini yapmasını engellemeye teşebbüs idi.

Soruşturma kapsamında basına o günlerde yansıyan önemli bir iddia da gözaltına alınan Özel Harp subaylarının bazı Ergenekon sanıklarıyla, Ergenekon´un gençlik yapılanması olarak bilinen ve geçtiğimiz günlerde Rize´de Gezi olaylarına askerin de destek vermesi çağrısı yapan Türk Gençlik Birliği (TGB) üyeleriyle ve ayrıca sağ ve sol çeşitli terör örgütü mensuplarıyla bağlantılarının tespit edildiği idi. İddianame açıklandığında en çok merak edilen ayrıntılardan biri de bu iddianın doğru olup olmadığı olacak.

3 yılı aşan soruşturmanın tamamlanmak üzere olduğu Şubat ayında basına yansımıştı. Soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 28 Şubat iddianamesini tamamlayıp mahkemeye sunmasının ardından kozmik iddianameyi de tamamlayacağı ve mahkemeye sunacağı o bilgilerde yer alıyordu. Yine o bilgilerde çok çarpıcı bazı ayrıntılar da yer alıyordu. Buna göre;

-Savcı çok önemli bilgi ve belgelere ulaştı. İddianameye son şeklini vermeden önce emekli ve muvazzaf subaylarla birlikte bazı sivilleri ´şüpheli´ sıfatıyla ifadeye çağıracak. Kozmik aramalarda elde edilen çuvallar dolusu belge ve bilgiden şüpheli görülenler 38 klasör halinde mühürlendi. Savcı, 60 yıllık bir kısmı ´devlet sırrı´ olan belgelere ulaşmış oldu.

-Kozmik Oda´da gömülü mühimmatın krokilerine de rastlandı. Krokilerde gösterilen yerler kontrol edildi.

-Ergenekon soruşturması ile bazı terör olaylarında ele geçirilen el bombalarının Özel Harp Dairesi´nin envanterindekilerle irtibatı belirlendi. Kozmik aramadan 3 ay sonra Ankara´da yakalanan Özel Harp Dairesi´ne ait bir kamyondaki 954 bombadan 317 tanesinin Ergenekon ve terör olaylarıyla bağlantısı bir başka soruşturma kapsamında ortaya çıkmıştı.

-Aramalarda azınlıklara ilişkin bilgi, belge ve fişlemelere ulaşıldı. Hrant Dink, Zirve Davası, Rahip Santora cinayetine ışık tutacak bazı bilgiler ele geçirildi.

-Aramalarda Başbakan yardımcısı Bülent Arınç´la beraber Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin´in konutlarının krokileri bulundu.

-Kozmik Oda´dan çıkan sivil görevliler listelerinde kamuoyunun yakından tanıdığı siyasetçi, sivil toplum örgütü lideri gibi etkin kişilerin adları tespit edildi. Bu isimlerin iddianame veya eklerinde ortaya çıkması durumunda kamuoyunda şok etkisi yapması bekleniyor.

-En önemli ayrıntı da, davanın Arınç´a suikast iddiasıyla sınırlı olmayacak olması. 6-7 Eylül olaylarından 1 Mayıs´a, Çorum, Sivas olaylarından faili meçhuller ve Hrant Dink cinayetine kadar yakın tarihin karanlıkta kalan bir çok terör olayı dava konusu olacak. Bu dava ile Özel Harp Dairesi´nin Türkiye´deki terörün ardındaki asıl güç olduğu ortaya konulmuş olacak.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

ÜlkeTV Haber Bülteni Bölüm1

(10 Haziran 2013, 13:44)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Gezi´nin arkasından onlar çıktı

Gezi´de Özel Harp izi

Flaş!!! Özel Harp´e dava açılıyor

TAKSİM GEZİ OLAYLARIYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

ŞOK!!! İşte TUSHAD belgeleri.. Beyaz Kuvvetler.. Görmek için tıklayın

Genelkurmay, Özel Harp´i yalanladı

TUSHAD ile ilgili manşetlerimiz

Tushad kimlikleri ek klasörlerde

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

Şok Tushad belgesi mahkemede

Zirve ek iddianamesi kabul edildi

Tushad, bayrağı PKK´ya yaktırdı

Tanık: Özal´ı Tushad zehirledi

Zirve ek iddianamesi kabul edildi

Tushad´ın ilk kez telaffuz edildiği 22.06.2012´de kabul edilen 761 sayfalık Zirve ek iddianamesi

Arınç´a suikast iddiası ve kozmik arama manşetlerimiz

Flaş!!! Yeni kitabımız: Arınç suikasti

ÜlkeTV´deyiz: Özel Harp ve Arınç

Bölüm2

İşte kontrgerilla.com´un da katkı sunduğu Özel Harp Dairesi konulu TBMM raporu

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

Tedavülden kalkan 100bin Meclis´te

TBMM: 100 bin özel harpçi var

TBMM: Derin güçler aktif

TBMM: Terör Özel Harp işi

Flaş!!! Özel Harp ve Ergenekon bombaları kardeş

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5379    yazdır/print


 

Flaş!!! Zaman aşımları kalktı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarihi bir karar aldı. AİHM kararlarını uzun süredir incelemekte olan savcılık faili meçhul soruşturmalarda zaman aşımının uygulanamayacağına karar verdi. Dosyalar, failler tespit edilene kadar açık kalacak. Bu nedenle, zaman aşımı süresi 1 ay önce dolan Eşref Bitlis soruşturması devam edecek. Özal dosyası da kapatılmayacak. Uğur Mumcu dosyası da yeni bulgular elde edilmesi durumunda tekrar açabilecek.

17.03.2013 09:31 Faili meçhul cinayetlerle ilgili tarihi karar. Star´dan Mustafa Türk´ün haberine göre (1) Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´nın yürüttüğü faili meçhul cinayetlerle ilgili soruşturmalarda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) kararları temel alınarak “zaman aşımına uğratmama” kararı alındı. Buna göre, faili belli olmayan soruşturmalar failleri tespit edilene kadar açık kalacak. Başsavcılık, bu kapsamda Eşref Bitlis dosyasını zaman aşımı süresi 20 yıl dolmasına rağmen dosyayı kapatmadı.1993 yılında işlenen faili meçhul cinayetlerle ilgili soruşturmalarda da aynı kriteri dikkate alan Başsavcılık, sorumlular tespit edilene kadar dosyaları kapatmayacak.

Başsavcılığın bu kararıyla birlikte 17 Şubat´ta 20 yıllık zaman aşımı süresini dolduran Orgeneral Eşref Bitlis´in ölümüne ilişkin soruşturmayı yürüten savcı Hüseyin Şahin, AİHM kararlarını gerekçe göstererek dosyayı kapatmadı. İncelemelerini sürdüren Şahin, yeni delil bulunması halinde şüphelilere dava açarak cezalandırılmalarını sağlayacak.

Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın ölümüne ilişkin soruşturmayı yürüten savcı Kemal Çetin, Özal´ın yakınlarınca verilen üç tel saçı Adli Tıp´ta inceletiyor. Savcı, Özal´ın zehirlenip zehirlenmediğini tespit etmeye çalışıyor. Özal´ın ölümünde failler bulunana kadar dosya açık kalacak.

Uğur Mumcu cinayetinde bazı davalar açıldı. Ancak gerçek katillerin yakalanmadığı kamuoyunda yaygın kanaat. Dosyası zaman aşımından kapatılmış olsa da yeni bulgular elde edilmesi durumunda dosyanın tekrar açılması AİHM kararlarına binaen mümkün. (1)

ENDİŞELERİMİZİ AKTARMIŞTIK

Komutan cinayetleri adını verdiğimiz 1993 yılı içinde yoğunlukla gerçekleşen şüpheli ölüm ve suikast fırtınası dosyalarında bir zaman aşımı fırtınası yaşanabileceğini, dosyaların peşpeşe kapanabileceğini 4 Ocak 2013 tarihli yazımızda belirtmiştik. Ardından önce 24 Ocak´ta Mumcu dosyasında zaman aşımı süresi doldu ve dosyanın kapatıldığı bildirildi. Kamuoyunu üzen, katilleri ise sevindiren bu gelişme cinayet odaklarının toplumla adeta dalga geçmesiydi. Ardından 17 Şubat´ta Eşref Bitlis dosyasında zaman aşımı süresi doldu. Dosyanın kapatıldığına dair basında çok sayıda haber yapılırken ertesi gün savcılıktan sürpriz bir açıklama geldi. Dosyanın henüz kapatılmadığı, AİHM´nin bazı kararları çerçevesinde zaman aşımının uygulanmamasının mümkün olup olmadığının değerlendirildiği öğrenildi.

ÇÖZÜM BEKLENEN YERDEN DEĞİL BEKLENMEYENDEN GELDİ

Yazılarımızda hükümetin devreye girip zaman aşımı sorununu çözmesi gerektiğini belirttik. Faili meçhul cinayetlerde hayatlarını kaybedenlerin yakınları, TBMM´ye müracaat ederek yasal değişikliklerin yapılmasını istedi. Ancak bir çaba görülmedi. Beklenen yerden gelmeyen çözüm beklenmeyen yerden, AİHM´den geldi.

Uğur Mumcu, Adnan Kahveci ve Eşref Bitlis´ten sonra bu yıl içinde kapanması beklenen 4. dosya, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın dosyası idi. Bu ölüm olayının diğerlerinden bir farkı vardı. O bir cumhurbaşkanı idi ve makamında yani aktif görevde iken vefat etmişti. Üstelik politik açıdan çok etkin olduğu, terör sorununu çözmek için somut çabalar gösterdiği ve yeni anayasa çalışmaları yaptığı bir dönemde hayatını kaybetmişti. Bu çabaların günümüzde dahi tehlikeli olduğu kamuoyunun malumudur.

ÖZEL HARP ŞÜPHELERİN ODAĞINDA

Özal´ın dosyasının kapanmayacak olması kritik öneme sahip. Turgut Özal´ın ölümündeki baş şüpheli, çok sayıdaki somut delil ve bulguya göre Özel Harp Dairesi (ÖHD). Yani bir devlet dairesi. O dairenin bazı görevlilerinden bahsetmiyoruz. Emir komuta zinciri içerisinde resmi yazışmalarla görev alıp yerine getiren, görev olarak da teröre karışıp kışkırtan, yetkililerini ve halkını iç düşman görüp öldüren, camilerini bombalamak için askeri timler ve planlar oluşturan, asıl varlık nedeni iç savaş olan bir daireden bahsediyoruz. Bu Daire´nin kağıt üzerindeki varlık nedeni bir sovyet işgalinde cephe gerisinde direnişte bulunmak idi. Asıl varlık nedeni ise ABD menfaatlerine aykırı hükümetlerin devrilmesi idi. Gladio skandalı bu durumu resmi belgelerle ortaya koydu. Sadece İtalyan yetkililer değil NATO üyesi tüm Avrupa yetkilileri de bu iddiaları kabul etti. Dairelerin ya tasfiye edileceğini ya da yasal sınırlara çekileceğini açıkladı. Atılması gereken adımları attı. Bir tek Türkiye hariç.

Genelkurmay hep inkar etti. Ne tuhaf.. Kendi dairemizle ilgili bazı bilgileri dahi Gladio soruşturmasıyla öğrenebiliyoruz. Örneğin, NATO´ya üye olmak isteyen her ülkeye bu dairenin kurulmasının ABD tarafından şart koşulduğunu. NATO üyesi olduğumuza göre bu şartı gizli bir antlaşma ile kabul etmişiz demektir. O kadar gizli ki, meclis ve hükümetler dahi varlığından haberdar edilmedi. Sadece Türkiye´de değil diğer NATO üyesi Avrupa ülkelerinde dahi aynı durum yaşandı.

ABD ödeneği ile kurulan, ABD´li askeri yardım dairesi ile aynı binada kalan, varlığını da 2o yıl kadar gizlice devam ettiren Türk Özel Harp Dairesi, ABD´lilerin para vermeyi kesmesi üzerine hükümetten para istemek zorunda kaldı. Başbakan Ecevit, Daire´nin varlığını bu şekilde öğrendi ve şok oldu. Ecevit, Daire´den duyduğu korkuyu ve Daire´nin terörle bağlantısını açıkça dile getirdi. Başbakan iken Turgut Özal´ın da bu Daire´den korktuğu ortaya çıktı. Kendisine Başbakanken yapılan suikasti soruşturan savcı bu Daire yöneticilerince uyarıldı. Aynı günlerde kızı birilerince kaçırıldı. Bu gelişmeler üzerine savcı ve Özal, dosyanın kapatılmasına karar verdi. Bunlar şehir efsanesi değil. Söylenti değil. Somut delil ve açıklamalarla ortaya çıktı.

BAŞBAKANLARI KORKUTAN GÜÇ

Eski başbakanlar Ecevit ve Özal gibi Başbakan Erdoğan´ın da bu Daire´den korkuyor olabileceğine dair şüpheler ortaya çıktı. Başbakan Erdoğan´a yönelik çeşitli tehditler ile Erdoğan´da son dönemde görülen tavır değişiklikleri bu şüpheyi destekliyor.

Genelkurmay karargahında yakın zamanda yapıldığı anlaşılan bir toplantıya ait ses kaydının da kanıtladığı gibi darbe girişimleri bitmedi, sürüyor.. Hasdal´daki tutuklu darbeciler peşpeşe sızan ses kayıtlarında boş durmadıklarını, TSK´yı oradan idare ettiklerini, çıktıklarında çoluk çocuk demeden intikam alacaklarını ifade ediyor.. Başbakan´ın ofisine giren güçler dinleme cihazları yerleştiriyor.. Çeşitli ülke yetkilileri ve liderlerle yaptığı gizli devlet görüşmeleri basında yayınlanıyor, hükümet karalanmaya çalışılıyor.. Mısır´da tüm dünyaya yönelik konuşma yaptığı saatlerde PKK ve MİT yetkilileri arasında Oslo´da yapılan gizli barış görüşmelerinin ses kaydı oneminute kullanıcı adıyla internete sızdırılıyor.. Bu görüşmelere bizzat Başbakan´ın emriyle katıldığı bilinmesine rağmen MİT Müsteşarı bir savcı tarafından şüpheli sıfatıyla -yani yüksek olasılıkla tutuklanmak üzere- ifadeye çağrılıyor. Hakkında yakalama kararı çıkarılıyor.. Bunun anlamının Başbakan´ın ifadeye çağrılması demek olduğu konusunda herkes hemfikir. Yani diğer bir deyişle birileri Müsteşar üzerinden doğrudan hükümete sivil darbe girişiminde bulunuyor..

Bu tehditlerle örtüşen şekilde Başbakan´da şaşırtan tavır değişiklikleri yaşanıyor. Öyle ki darbeci kesimde dahi bir şaşkınlık hakim. Örneğin darbe girişimlerini de haber veren ses kayıtlarının haber yapılmasının yasaklanması.. 28 Şubat gözaltı dalgalarının açıkça eleştirilmesi.. Genelkurmay eski başkanı İlker Başbuğ´un terör örgütü üyeliği ile suçlamasının ve tutuklanmasının açıkça eleştirilmesi.. İlerleyen günlerde sadece Başbuğ´un değil davalarda yargılanan diğer TSK generallerinin de terör ile suçlanmasının eleştirilmesi.. Elinde delilin varsa ver hükmünü bitir, yargılamayı niye uzatıyorsun? gibi yargıya karşı inanılmaz bir baskı yapıyor Başbakan. Skandal ifadeler kullanıyor. Oysa mahkemelerin kılı kırk yarıp adaleti ortaya çıkartmaya çabaladığı açıkça görülüyor. Örneğin, Ergenekon davasında.. Danıştay saldırısının ardındaki karanlıklar bir bir aydınlatılıyor. Mahkemeler olması gerekeni yapıp titizlik gösteriyor. Ama ne sanıklara yaranabiliyor ne de Başbakan´a. Sanıklar davanın daha da uzaması sonucunu getirecek yeni tanık dinletme ve benzeri girişimlerde bulunuyor. Mahkeme davayı olabildiğince kısa tutmaya çalışıyor. Ama yine de yaranamıyor. Günah keçisi gibi.. Sanık vuruyor, Başbakan vuruyor.

Başbakan´ın tavır değişiklikleri de anlaşılır gibi değil. Ne biz ne de darbeci kesim anlayamıyor. Başbuğ, bizzat astlarının ihbarıyla davada sanık haline geldi. Terör davasında yargılanıyor. Ergenekon Terör Örgütü iddiasıyla yürüyen ve buna dair çok sayıda somut delil de içeren davadaki asker sanıkların isimleri terörle birlikte anılamayacaksa diğer örgüt davalarında da aynı kural olmalı.. Niçin sanıklar arasında ayrımcılık yapılıyor şu halde?.. Generaller terörist olamaz!.. Profesörler olamaz!.. Gazeteciler olamaz!.. Sınıflandırma neye göre ve kim tarafından yapılmalı?.. Kimlere ayrıcalık tanınmalı?.. Beyazlar kimler olmalı, zenciler kimler?.. Kimlerin isimleri terörle birlikte anılabilmeli?..

Başbakan her şeye rağmen darbeci kesime de yaranamıyor. Balyoz darbe planı davasında darbeye katıldığı sabit görülen ve hapisle cezalandırılan Org. Ergin Saygun yoğun bakıma girip tedavi gördüğü hastanede Başbakan Erdoğan tarafından ziyaret ediliyor. Ancak Başbakan´a hem Saygun´dan hem de İlker Başbuğ´dan imalı sözlerle tepki geliyor. Özellikle Başbuğ´un açıklamasındaki bazı cümleler ile cümle araları, Başbakan´a inanmazlığın ve intikam hissinin varlığını açıkça gösteriyor.

Eski başbakanlar Ecevit ve Özal gibi Başbakan Erdoğan´ın da bu Daire´den korktuğu söylenebilir mi?.. Tavır değişikliklerinin ve zaman aşımının engellenmesi için hükümetin harekete geçmemesinin nedeni bu mu?.. Özal´ın naaşında zehirler var. Ama ölme nedeni zehirlenme olamaz. Zehirler her cesette bulunabilecek zehirlerden!.. gibi adeta alay eder gibi bir adli tıp sonucu ortaya çıktı. Özal´ın naaşı 19 yıl boyunca mezarda hemen hiç bozulmamıştı. Adli Tıpçılara inceleme için istediklerinden çok daha fazla malzeme vardı. Naaşı çürümemişti. Belli ki birileri dosyasını çürütmek istiyor.

Özal´ın, Özel Harp Dairesi´nin TUSHAD isimli Ergenekon hücresi tarafından iki adet radyoaktif madde ile zehirlendiği otopsiden aylar önce Malatya Zirve katliamı soruşturmasında savcılığa verilen bir ifadede dile getirildiği de ortaya çıktı. Kamuoyuna açıklanmayan adli tıp raporunda naaşta bulunan 4 zehirden ikisinin bu tanık ifadesinde dile getirilen radyoaktif madde olduğunun tespit edildiği ileri sürüldü. İncelemeler henüz sonuçlanmamışken adli tıp ekibinden sızan bilgilerle bu maddelerin isimleri basına yansıdı. Ancak sonrasında gariplikler oldu. Zehir var ama zehirlenme yok sonucunun ortaya çıktığı ileri sürüldü. Rapor kamuoyuna açıklanmıyor. Nedeni de bilinmiyor.

Adli tıp incelemesi olmasa dahi çok fazla somut delil ve bulgu Özal´ın öldürüldüğü iddiasını güçlendiriyor. Özal´ın öldürüldüğünün ortaya çıkmasının Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük olaylarından biri olacağına da şüphe yok.

Bu suikastin kabul edilmesi demek, diğer bir çok ölüm ve katliamın da aynı güçlerce gerçekleştirildiğini kabul etmek demek. Çünkü 1993 yılında meydana gelen çok sayıdaki şüpheli ölüm, suikast ve katliam olaylarının birbiriyle bağlantısını gösteren somut bulgular var. Tüm bu suikast fırtınası içinde en büyük öneme sahip Özal´ın öldürüldüğünü kabul etmek ister istemez domino etkisi yapacaktır. Zincirleme gelişmeleri tetikleyecektir.

Bu suikastin kabul edilmesi demek, ardındaki Özel Harp Dairesi ile yüzleşmek demek. Özel Harp Dairesi ile yüzleşmek demek de, bu dairenin kurulduğu 1953 yılından sonraki Türkiye´nin son 60 yılındaki karanlık olaylarla yüzleşmek demek.

Bu iki temel neden ve ayrıca yukarıda sıraladığımız hükümete yönelik çeşitli tehditler nedeniyle bu ölümlerin ardındaki derin ya da özel Daire ile yüzleşmekten çekinen hükümetin, Özal ve bağlantılı 1993 yılı ölümlerinin kapatılmasına sessiz kalabileceğini o günlerde dile getirdik. Belki haklıydık, belki değildik.

ERGENEKON ÖZEL HARP´İN GÖLGESİNDE KALDI

Ancak bu bağlamda son dönemdeki ilginç bir gelişmeye de dikkat çekmek gerekiyor. Son dönemde Özel Harp Dairesi ön plana çıkmaya başladı. Bu Daire´nin Ergenekon örgütünün de üzerinde yer aldığı kanısını güçlendirecek somut bilgi ve belgeler peşpeşe çıkıyor. Çıkmaya devam edeceği de söylenebilir. TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu raporunun açıklanması.. Ardından komisyona MİT´ten ulaşan 2006 tarihli ihbar mektupları.. Daha sonra Malatya Zirve davasında bir sanık yakının savcılığa sunduğu harddiskten çıkan şok belge, bilgi ve ses kayıtları.. Ve son olarak talep üzerine Genelkurmay´ın Ergenekon davasına gönderdiği çok sayıdaki harddiskten çıkan şok belgeler.. Buna belki Bülent Arınç´a suikast ve Özel Harp Dairesi konulu 3 yılı aşkın süredir devam eden soruşturmada şok suçlamaların yer aldığı iddianamenin tamamlanmak üzere olduğu haberini de eklemeli. Hepsinde Özel Harp Dairesi terör olaylarının ardındaki güç olarak görünüyor. Son üç dört aydır dikkat edilirse sürekli Özel Harp Dairesi´ni konuşuyoruz. Öyle ki, Ergenekon örgütü gölgede kaldı. Anlaşılıyor ki birileri asıl tehlikenin üzerine gitmeye karar verdi. Korkularını aştı ve düğmeye bastı. Olması gereken de aslında buydu. Geç kalınmış bir gelişmeydi bize göre. Ama belki olması gereken de bu şekilde olmasıydı.

Düşünün ki Arınç olayı sonrası Özel Harp´e baskın yapılıyor. Savcı ve hakim kozmik odalara sokulmak istenmiyor. Tek bir hakimin girmesine izin veriliyor, o da lütfen. İzin vermesem nah girerlerdi diyor Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ. O aramadan 3 ay sonra Ankara´da ihbar üzerine bomba dolu bir kamyon durduruluyor. Özel Harp Dairesi´ne ait olduğu anlaşılan kamyondaki bombalar yeni seri numarası verilmek üzere başka bir şehire naklediliyor. Bunun bir anlamı bombaların izleri silinecek..Kamyondaki bombalardan seri numaraları olanlar tespit edilerek kamyon serbest bırakılıyor. İlerleyen süreçte yapılan kriminal inceleme şok bir sonuç ortaya çıkarıyor. Kamyondaki 940 el bombasından 317 tanesinin, Ergenekon soruşturmaları kapsamındaki 12 olayda ve ayrıca diğer 59 adet terör olayında ele geçirilen el bombalarıyla seri ve kafile no benzerliği taşıdığı tespit ediliyor. Kozmik aramalardan kısa süre sonra başlayan ve 2010 yılına yayılan; İzmir, Selendi, Edirne, Erzincan, Kars, Tire, Kırklareli, Trabzon, Muğla, Bursa İnegöl ve Hatay Dörtyol gibi bazı il ve ilçelerde Türk-Kürt çatışması çıkarma amaçlı yoğun kitlesel kışkırtma olayları yaşanıyor. Eski Başbakan Ecevit´in teşkilatın üzerine gidemediğine ve gittiği taktirde ülke çapında tertiplerin yaşanabileceğine dair korkusunun asılsız olmadığı bu olaylarla görülüyor.

Yasadışı işlere karışmayan hiç kimse ve kurumun bu sözlerden ve uygulamalardan rahatsız olması gerekmez. Bu Daire´nin teröre karıştığı 70´li yıllardan beri iddia edilir ve bazı belgeler gösterilirdi. Fakat hep inkar edilir olay kapatılırdı. Ancak son 1 yılda ortaya öyle somut belgeler çıktı ki inkar çabası fayda etmeyeceği gibi tartışmaları daha da büyütebilir. Hatta inkarcıları o suçlara iştirak suçlamasıyla karşı karşıya da bırakabilir. Bizzat Genelkurmay´ın mahkemeye gönderdiği harddisklerden Özel Harp´in terör bağlantısını kanıtlayan belgeler çıktı.

Disklerden -imha edilmesi bir şekilde unutulduğu düşünülen- kelimenin tam anlamıyla şok belgeler çıktı. Özel Harp Dairesi üyelerinin Ergenekon Terör Örgütüne bağlı olarak TSK içinde oluşturdukları TUSHAD isimli hücre yapılanmasının varlığını açıkça gösteren belgelerden bahsediyoruz. Bu belgelerin varlığı çok ama çok önemli. Bir çok davayı etkilediği gibi yeni davaları da getirecek.

Önümüzdeki ay Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın dosyası 20 yılı tamamlayacak ve kapatılacaktı. Ancak Başsavcılığın aldığı karar sadece çeşitli ölümlerde hayatlarını kaybeden gazeteci ve devlet yetkililerinin yakınlarını sevindirmedi. Devletin namusunu da kurtarabilecek. Devletin 1 no´lu konumunda bulunan bir kişi makamında şüpheli şekilde hayatını kaybetmişti ve dosyası da kapatılmak üzereydi. Devlet yetkililerinin faili meçhuller döneminde hep dile getirdiği “Bu cinayeti çözmek devletin namusu” deyimini herhalde en fazla, makamında şüpheli şekilde hayatını kaybeden, daha öncesinde de bir suikaste uğrayan Cumhurbaşkanı Turgut Özal hakediyor.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(1) Haber.stargazete.com/politika/failler-mechul-kalmayacak/haber-736658

ÜlkeTV Haber Bülteni Bölüm1

(17 Mart 2013, 09:31)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Aileler: Zaman aşımını kaldırın

Zaman aşımı fırtınası yaşanacak mı?

Bitlis´te zaman aşımına AİHM çözümü

Uğur Mumcu cinayeti ile ilgili manşetlerimiz

Orgeneral Eşref Bitlis´in şüpheli ölümü manşetlerimiz

Turgut Özal´ın şüpheli ölümü manşetlerimiz

Tuğgeneral Bahtiyar Aydın suikasti manşetlerimiz

Albay: Bitlis´in ekibi öldürülecek

Fotoğraftaki 10 subaydan 7´si öldü

Kanlı ve Kara Yıl: 1993.. PKK´nın tasfiyesi durduruldu

PKK´nın bitirilememesi gücünden değil ihanetten

Ergenekon-PKK bağlantısıyla ilgili manşetlerimiz

ÜlkeTV´deyiz: Özel Harp ve Arınç

Bölüm2

Flaş!!! Yeni kitabımız: Arınç suikasti

İşte kontrgerilla.com´un da katkı sunduğu Özel Harp Dairesi konulu TBMM raporu

Cumhurbaşkanlığı sürecinde kışkırtmalar

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

Başbakan ne yapmaya çalışıyor?

Tarih kimi affetmez?

Özel Harp başbakanları korkutuyor

Moral orduya lazım, yargıya değil

Başbakan´a şantaj mı yapılıyor?

Flaş!!! Özel Harp´e dava açılıyor

Tedavülden kalkan 100bin Meclis´te

TBMM: 100 bin özel harpçi var

TBMM: Derin güçler aktif

TBMM: Terör Özel Harp işi

Flaş!!! Özel Harp ve Ergenekon bombaları kardeş

Genelkurmay, Özel Harp´i yalanladı

2007 kaos süreci Özel Harp işi

Arınç suikast belgesi MİT´den

Arınç´a suikast iddiası ve kozmik arama manşetlerimiz

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

TUSHAD ile ilgili manşetlerimiz

Tushad kimlikleri ek klasörlerde

Şok Tushad belgesi mahkemede

Zirve ek iddianamesi kabul edildi

Tanık: Özal´ı Tushad zehirledi

Tushad, bayrağı PKK´ya yaktırdı

Savcı: Hamido Özel Harp işi

Tanık: Dink´i Özel Harp öldürdü

Dink Özel Harp işi diyen tanığa koruma

Dink mahkemesi Özel Harp´in peşinde

MİT´ten bir Özel Harp belgesi daha

Polis: Evler kaos için işaretlendi

Ergenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5180    yazdır/print


 

Flaş!!! Özel Harp´e dava açılıyor

Özel Harp Dairesi´nin Ankara´daki merkezinde 1 ay süreyle yapılan aramalarda ele geçen belgeleri inceleyen savcı, dava açmaya hazırlanıyor. Dava Arınç´a suikast iddiasıyla sınırlı olmayacak. 6-7 Eylül olaylarından 1 Mayıs´a, Çorum, Sivas olaylarından faili meçhuller ve Hrant Dink cinayetine kadar yakın tarihin karanlıkta kalan bir çok terör olayı dava konusu olacak. Savcı, Mart ayında emekli ve muvazzaf subaylarla birlikte bazı sivilleri ifadeye çağıracak. Genelkurmay Başkanlığı, bir kaç gün önce yaptığı açıklamada Özel Harp´in terör olaylarına bulaştığı iddialarını yalanlamıştı. Bu açıklamaya eleştirilerimizi içeren haberimizde, yalanlamanın ikna edicilikten ne kadar uzak olduğunu, çok sayıda somut belge ve bulgu ile detaylı şekilde anlatmaya çalışmıştık. Bu kapsamdaki son gelişme olan kozmik iddianamenin hazırlanmakta oluşu, Genelkurmay´ı zor durumda bırakacak.

23.02.2013 13:38 Türkiye´nin en gizli ve gizemli yeri olarak gösterilen Özel Harp Dairesi´nin (ÖHD) ´kozmik oda´sının sır perdesi aralanıyor. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´a suikast iddiası ile başlayan soruşturma yakın tarihle yüzleşme davasına dönüşüyor. Tarihte ilk kez aranan ´Kozmik Oda´dan çuvallar dolusu evrak ve 38 klasör belge çıkmıştı. Radikal´den Ömer Şahin´in haberine göre (1), 60 yıllık devlet sırlarını barındıran belgeleri inceleyen Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili, 3.5 yıl aradan sonra dava açmaya hazırlanıyor. Savcı´nın açacağı dava Arınç´a suikast iddiasıyla sınırlı olmayacak. ´Kozmik oda´ davası 6-7 Eylül olaylarından 1 Mayıs´a, Çorum, Sivas olaylarından faili meçhuller ve Hrant Dink cinayetine kadar yakın tarihin karanlıkta kalan olaylarına uzanacak. Savcı, Mart ayında emekli, muvazzaf subaylarla birlikte bazı sivilleri ifadeye çağıracak.

Soruşturma detayları

Soruşturmayı yürüten Savcı Mustafa Bilgili çok önemli bilgi ve belgelere ulaştı. Bilgili, 28 Şubat soruşturması, faili meçhuller gibi önemli davalara da bakıyor. Savcı Bilgili´nin yazımında sona gelinen 28 Şubat iddianamesini teslim ettikten sonra önceliği ´kozmik oda´ soruşturmasına vereceği kesinleşti. Savcı Mustafa Bilgili´nin elinde güçlü belgeler olduğu belirtiliyor. ´Kozmik oda´ operasyonunda yaşananlar ve dava dosyasına girmesi beklenen bilgi-belgeler hakkında şunlar konuşuluyor:

2 subayın ifadeleri çelişkili:

Arınç´a suikast iddiasıyla yakalanan Binbaşı ve Albay, aynı mahallede oturan emekli Albay Baki Kaya´yı izlediklerini söylemişti. 2 subayın yakalandıkları yer ve ifadeleri çelişkili çıktı. Savcı Bilgili, Kaya´nın ifadesini aldı. Kaya, Genelkurmay´dan koruma talebi olmadığını ve tedavi gördüğünü söyledi.

Kozmik odaya girebilen 2 albaydan biri:

Yakalandıkları sırada Albay E.Y.B´nin Arınç´ın adresinin yazılı olduğu notu yutmak isterken yere düşürdüğü ve daha sonra bu notun kendisine ait olmadığını açıkladığı söylenmişti. Albay´ın ilk ifadesinde notun kendisine ait olduğunu kabul ettiği söyleniyor. ´Kozmik oda´ya el-yüz tarama sistemiyle 2 albay, 2 yüzbaşı dört kişi girebiliyor. Arınç´ın evinin etrafında yakalanan Albay E.Y.B´nin o iki albaydan biri olduğu ortaya çıktı.

38 klasörde 60 yıllık sırlar:

Seferberlik Tetkik Kurulu´ndaki aramalarda çuvallar dolusu belge, bilgiye ulaşıldı. ´Kozmik oda´da şüpheli görülen 38 klasör belge mühürlendi. Savcı, 60 yıllık bir kısmı ´devlet sırrı´ olan belgelere ulaşmış oldu.

Bilgisayarda silinmiş dosyalar:

´Kozmik oda´ya giriş sıkıntılı olmuştu. Olaydan bir hafta sonra girilen odada bazı bilgisayarların hard disklerinin olmadığı, kablosunun açıkta bırakıldığı gözlendi. Bilgisayar içindeki bazı dosyaların silindiği de tespit edildi. Bütün bunlar tespit tutanağına geçirildi. Olaydan sonra “Belgeleri yaktık” şeklinde ses kaydı internete düşmüştü. Bunun üzerine bodrum katına girilerek yakılma izi olup olmadığına ilişkin zabıt tutuldu.

Gömülü mühimmatlar Özel Harp´in:

´Kozmik oda´da gömülü mühimmat krokilerine de rastlandı. Krokilerde gösterilen yerler kontrol edildi. Soruşturma sonucunda Ergenekon davasının başlangıcı kabul edilen Ümraniye´deki el bombaları ile saldırılar ve bazı karanlık olaylarda ele geçirilen bombaların Özel Harp Dairesi´nin envanterinde bulunduğu iddia ediliyor. (8)

Azınlıklar hakkında bilgi:

Aramalarda azınlıklara ilişkin bilgi ve belgelere de ulaşıldı. Hrant Dink, Zirve Davası, Rahip Santora cinayetine ışık tutacak bazı bilgilerin çıkabileceği söyleniyor. Malatya Zirve Davası ile MİT´in Meclis´e ulaşan son raporu da dava dosyasına eklendi.

´Kozmik Oda´ya giren siviller:

Seferberlik Tetkik Kurulu´nun ´beyaz´, ´siyah´, ´turuncu´ kuvvetler şeklinde örgütlenmeye gittiği ortaya çıkmıştı. ´Kozmik oda´dan çıkan listelerle kimlikleri deşifre oldu. ´Kozmik oda´dan kamuoyunun yakından tanıdığı siyasetçi, sivil toplum örgütü lideri gibi etkin kişiliklerin adlarının çıktığı da söyleniyor.

Asker ve siviller ifadeye çağrılacak:

Davanın açılmasıyla beraber Ergenekon, Balyoz sanıklarının da aralarında bulunduğu emekli, muvazzaf subaylar ile bazı siyasetçi, sivil toplum örgütü temsilcilerinin ´şüpheli´ sıfatıyla ifadeye çağrılması bekleniyor.

Cumhurbaşkanı Gül´ün evinin krokisi:

´Kozmik oda´ davasında Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´la beraber AK Parti´de bakanlık yapmış önemli isimlerin izlendiği iddiası da ele alınacak. Aramalarda, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin´in konutlarının krokileri de bulundu. Dava dosyasında siyasilerden başka bazı azınlık liderleri, sivil toplum örgütü yöneticileri ve kamuoyunun tanıdığı farklı kesimden isimlere dönük derlenmiş bilgiler bulunuyor. (1)(5)

GENELKURMAY ÖZEL HARP´İ YALANLAMIŞ, PİNOKYO´YU HATIRLATMIŞTI

Genelkurmay Başkanlığı, bir kaç gün önce 15 Şubat 2013 tarihinde resmi internet sitesinden yayınladığı bir açıklama ile Özel Harp´in terör olaylarına bulaştığı iddialarını yalanlamış, son dönemde Özel Harp Dairesi ile ilgili medyada yer alan haberlere tepki göstermişti. Açıklamada, ´Özel Kuvvetler Komutanlığı gizli ve illegal bir yapılanma değildir´ deniliyor, Daire´nin yaptığı faydalı işler sıralanıyordu. Eski Genelkurmay başkanlarından 12 Eylül darbesinin lideri Kenan Evren dahi, Daire´yle ilgili iddialara ihtiyatla yaklaşmış ve Belki, bana intikal ettirilmeden, bazı yerlerde gayrı resmi olarak teşkilattan bazı kişiler bu işe bulaşmış olabilir. Bunu bilemem. demişken (2) şimdiki Genelkurmay yetkililerinin iddiaları kısa yoldan yalanlaması hem şaşırtıcıydı, hem değildi.

Aynı gün bu açıklamayı ve eleştirilerimizi içeren bir haber yayınlamıştık. Genelkurmay, Özel Harp´i yalanladı başlıklı haberimizde (3) bu yalanlamanın ikna edicilikten ne kadar uzak olduğunu, çok sayıda somut belge ve bulgu ile detaylı şekilde anlatmıştık. Tüm bu somut belge bilgi ve bulgulara karşın Genelkurmay´ın yıllardır yaptığı gibi, Özel Harp´in yasal olan güçlerini öne sürerek yasal olmayan kısmını gözlerden saklamaya çabalaması, son yıllarda arınma dönemine giren TSK yetkililerinin eski refleksleriyle yalanlama çabasını sürdürmesi, masal kahramanı Pinokyo´yu anımsatıyor demiştik.

Özel Harp Dairesi´nin yasa dışı işlere karıştığı ve terörü kışkırttığı şüphesi, son dönemde ardı ardına ortaya çıkan somut delil ve bulgularla güçlendi. Mahkemeler harekete geçti. Ergenekon, Dink ve Zirve davalarına bakan mahkemeler ve savcılıklar bu örgütün izini sürmeye başladı. Birkaç yıldır herkesin dikkati Silivri´de yargılama konusu olan Ergenekon Terör Örgütü üzerinde. Oysa Ergenekon örgütü, buzdağının üzerindeki kısım. Asıl örgüt ise Özel Harp Dairesi. Bu bir spekülasyon değil. Bu Daire´ye dair çok sayıda ve detaylı haberler yaptık. Adı son haftalarda çok sık gündeme gelen bu Daire ile ilgili bu sitede çok şeyler söylendi. Sitemizin bir sayfası bu Daire´yle ilgili. En geniş ve güncel bilgileri yine bu sitede bulabilirsiniz. Bize göre, mahkemelerin Özel Harp´in izini sürmeye başlamaları doğru bir gelişme..

SORUŞTURMADA HALEN 3 MUVAZZAF SUBAY ŞÜPHELİ

Başbakan yardımcısı Bülent Arınç´a suikast iddiasıyla başlatılan soruşturmanın kapsamında ilk günlerde muvazzaf 8 Özel Harp subayı gözaltına alınmıştı. Tutuklanmaları talebiyle mahkemeye sevkedilen üç subay tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. Yani iddianameye en az üç muvazzaf subayın gireceği söylenebilir. Soruşturma kapsamında başka gözaltı ya da ifade işlemi gerçekleşmedi. Gerçekleştiyse de kamuoyuna yansımadı. Diğer taraftan 2009 sonundaki kozmik aramalarda savcı ve hakime yoğun tehditler gelmiş, mermili mektuplar ve cep mesajları gönderilmişti. Hakimi iki ayrı araba takip etmiş, hakimin uyarısı üzerine durdurulan araçların Özel Harp´e ait olduğu anlaşılmış, ancak somut bir suç delili bulunamadığı için serbest bırakılmışlardı. Bu hareketlenmeler kamuoyunda hakim ve savcının taciz edilmek istendiği yorumlarına neden olmuştu. Yine kısa süre sonra başlayan ve 2010 yılına yayılan; İzmir, Selendi, Edirne, Erzincan, Kars, Tire, Kırklareli, Trabzon, Muğla, Bursa İnegöl ve Hatay Dörtyol gibi bazı il ve ilçelerde meydana gelen yoğun kitlesel kışkırtma olayları da dikkat çekiciydi. (4) Bu tür sıradışı ve yoğun gelişmelerin, Özel Harp´e yönelik dava sürecinde önümüzdeki günlerde meydana gelip gelmeyeceği merak ediliyor.

ARINÇ´A SUİKAST İDDİASINI AŞAN SUÇLAMALAR SÖZ KONUSU

Başbakan yardımcısı Bülent Arınç´a suikast iddiasıyla başlatılan soruşturmanın 3 yılı aşkın sürede niçin tamamlanmadığını ısrarla takip edip sık sık haberleştirdik. (5) Medyada bu konudaki en geniş haberleri de bu sitede bulabilirsiniz. Hatta Arınç suikasti ve geri planına dair Ordu Suikast Düzenler mi? başlıklı kitabımız 2 ay önce 2013 başında piyasaya çıktı. (6) Bu kitabı tanıttığımız TV programında Arınç´a suikast olayının ardında suikastten daha büyük suçlamaların olduğunu çok sayıda bulguya dayanarak dile getirdik. (7) Bunlardan en çarpıcısı soruşturma kapsamında savcılıkta ifadeleri alınan 8 askerden 3´ünün, ´silahlı örgüt kurarak anayasal düzeni değiştirmeye çalışmak, hükümetin görevini yapmasını engellemeye teşebbüs, seçilmiş meşru hükümete silahlı isyan ve TBMM´nin görevini yapmasını engellemeye teşebbüsle´ suçlanarak tutuklanma talebiyle mahkemeye sevkedilmesiydi. O Özel Harp subaylarının bazı Ergenekon sanıklarıyla, Ergenekon Gençlik Birliği TGB´yle ve ayrıca sağ ve sol çeşitli terör örgütü mensuplarıyla bağlantılarının tespit edildiği de ileri sürülüyordu. Savcı Bilgili´nin iddianamesinde dikkat çekmeye hazırlandığı gibi; kozmik aramadan 3 ay sonra Ankara´da yakalanan Özel Harp Dairesi´ne ait bir kamyondaki 940 bombadan 317 tanesinin, Ergenekon soruşturmaları kapsamındaki 12 olayda ve ayrıca diğer 59 adet terör olayında ele geçirilen el bombalarıyla seri ve kafile no benzerliği taşıdığı ortaya çıktı. (8) İddianame ortaya çıktığında soruşturmayla ilgili tüm bu ayrıntıların neler olduğu görülebilecek.

Özel Harp Dairesi, özellikle TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu´nun raporu sonrası son aylarda sık sık gündeme geliyor. (9) Bunların yanında biz de çok sayıda özel haber ile son iki aydır sürekli Özel Harp´e dikkat çekiyoruz. (10) 1990 yılı sonunda patlayan Gladio skandalından bugüne 22 yıldır bu Daire´nin izini sürüyoruz. Dolayısıyla soruşturmanın kapatılmadığı ve tamamlanmak üzere olduğu haberi en çok bizi sevindirdi. İddianamenin tamamlanıp ortaya çıkacağı günü ve iddianamedeki ayrıntıları sabırsızlıkla bekliyoruz.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(1) radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1122580

(2) Hürriyet, 26 Kasım 1990

(2) Kontrgerilla.com/OHD.asp

(3) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5128

(4) Kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=2045 1312

(5) Kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=bulent-arinc-suikast

(6) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5028

(7) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5080

(8) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2054

(9) Kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=Ö.xox.HD

(10) Kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=5136 5128 5121 5118 5101 5080 5072 5055 5033 5023

ÜlkeTV Haber Bülteni Bölüm1

(23 Şubat 2013, 13:38)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Arınç´a suikast iddiası ve kozmik arama manşetlerimiz

Arınç suikast belgesi MİT´den

ÜlkeTV´deyiz: Özel Harp ve Arınç

Bölüm2

Flaş!!! Yeni kitabımız: Arınç suikasti

İşte kontrgerilla.com´un da katkı sunduğu Özel Harp Dairesi konulu TBMM raporu

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

Tedavülden kalkan 100bin Meclis´te

TBMM: 100 bin özel harpçi var

TBMM: Derin güçler aktif

TBMM: Terör Özel Harp işi

Flaş!!! Özel Harp ve Ergenekon bombaları kardeş

Genelkurmay, Özel Harp´i yalanladı

Özel Harp başbakanları korkutuyor

2007 kaos süreci Özel Harp işi

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

TUSHAD ile ilgili manşetlerimiz

Tushad kimlikleri ek klasörlerde

Şok Tushad belgesi mahkemede

Zirve ek iddianamesi kabul edildi

Tanık: Özal´ı Tushad zehirledi

Tushad, bayrağı PKK´ya yaktırdı

Savcı: Hamido Özel Harp işi

Tanık: Dink´i Özel Harp öldürdü

Dink Özel Harp işi diyen tanığa koruma

Dink mahkemesi Özel Harp´in peşinde

MİT´ten bir Özel Harp belgesi daha

Arınç suikast belgesi MİT´den

Polis: Evler kaos için işaretlendi

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5146    yazdır/print


 

Genelkurmay, Özel Harp´i yalanladı

Genelkurmay Başkanlığı, resmi internet sitesinden yayınladığı açıklamada, son dönemde Özel Harp Dairesi ile ilgili medyada yer alan haberlere tepki gösterdi. Açıklamada, ´Özel Kuvvetler Komutanlığı gizli ve illegal bir yapılanma değildir´ denildi. Daire´nin yasa dışı işlere karıştığı ve terörü kışkırttığı şüphesi, son dönemde ardı ardına ortaya çıkan somut delil ve bulgularla güçlenmiş, mahkemeler harekete geçmişti. Birkaç yıldır herkesin dikkati Silivri´de yargılama konusu olan Ergenekon Terör Örgütü üzerinde. Oysa Ergenekon örgütü, buzdağının üzerindeki kısım. Asıl örgüt ise Özel Harp Dairesi. Bu bir spekülasyon değil. Bu Daire´ye dair çok sayıda ve detaylı haberler yaptık. Adı son haftalarda çok sık gündeme gelen bu Daire ile ilgili bu sitede çok şeyler söylendi. Sitemizin bir sayfası bu Daire´yle ilgili. En geniş ve güncel bilgileri yine bu sitede bulabilirsiniz. Aşağıda çok kısa şekilde vermeye çalıştığımız iddialarla ilgili daha geniş bilgilere belirtilen kaynaklardan ulaşabilirsiniz. Bize göre, mahkemelerin Özel Harp´in izini sürmeye başlamaları doğru bir gelişme..

15.02.2013 15:05 Genelkurmay Başkanlığı, resmi internet sitesinden yayınladığı açıklamada, son dönemde Özel Kuvvetler Komutanlığı ile ilgili medyada yer alan haberlere tepki gösterdi. Açıklamada, Özel Kuvvetler Komutanlığı gizli ve illegal bir yapılanma değildir denildi. (1) Açıklama şu şekilde:

BASIN AÇIKLAMALARI: TARIH : 15 Şubat 2013, SAAT : 14:17, NO : BA - 08 / 13

1. Son günlerde yazılı ve görsel medya organlarında Gnkur.Bşk.lığı Özel Kuvvetler Komutanlığı ile ilgili çıkan haberler üzerine kamuoyunun bilgilendirilmesine ihtiyaç duyulmuştur.

2. Hukukun üstünlüğü ve adil yargılanma ilkelerine saygının gereği olarak, devam eden soruşturma ve kovuşturma konularıyla ilgili mecbur kalınmadıkça açıklama yapılmamasına özen gösterilmektedir.

3. Ancak, Özel Kuvvetler Komutanlığı bünyesindeki bazı unsurların illegal faaliyetlerde bulunduğu şeklindeki iddialardan yola çıkılarak, TSK personelini ilgilendiren ve devam eden soruşturma ve kovuşturmaları etkileme sonucu doğurabilecek nitelikteki yayınların kurumsal olarak TSK´ni de etkileyecek boyutlara dönüştüğü değerlendirilmektedir.

4. Gündeme getirilen iddiaların kaynağı, 2007 yılında dönemin MİT Müsteşarı tarafından Devletin ilgili makamlarına elden sunulan isimsiz ve imzasız ihbar mektuplarıdır. Bu mektuplarda yer alan iddialar 2007 yılında incelenmiş, ancak herhangi bir işleme gerek görülmemiştir.

5. TBMM Darbeleri ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu´nun çalışması sırasında araştırma konusu ile ilgili bilgi ve belgeler MİT Müsteşarlığından talep edilmiş ve 2007 yılındaki ihbar mektupları bir dosya halinde komisyona sunulmuştur.

6. TBMM Darbeleri ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu´nun raporunu hazırlayıp TBMM Başkanlığına sunması sonrasında MİT tarafından gönderilen söz konusu belgelerin işleme alınmadığı öğrenilmiştir.

7. İddiaların, yetkisiz ve usulsüz olarak, bir şekilde, basına sızdırıldığı bazı basın yayın organlarında yapılan yayınlardan anlaşılmıştır.

8. Özel Kuvvetler Komutanlığı; gizli ve illegal bir yapılanma olmadığı gibi, faaliyetleri de illegal değildir. Geçmişe yönelik soruşturma ve dava konusu olmuş birtakım iddialarla Özel Kuvvetler Komutanlığının suç örgütü gibi gösterilmesi, en başta gece gündüz demeden, hayatının önemli bir kısmında ailesinden ayrı ve zor koşullarda görev yapan ve bazıları şehit veya gazi olan personelimize yapılmış bir haksızlıktır.

9. Özel Kuvvetler Komutanlığı; 1952 yılında Başbakanlık Milli Savunma Yüksek Kurulu´nda dönemin Başbakanı ve 10 Bakanı ile Genelkurmay Başkanının aldığı karar ile Hususi ve Yardımcı Muharip Birlikleri adıyla kurulmuş, 1970 yılında Özel Harp Dairesi adını almış ve 1992 yılından itibaren Özel Kuvvetler Komutanlığı adını kullanmaya başlamıştır.

10. Özel Kuvvetler Komutanlığının vazifesi; kara, deniz ve hava kuvvetlerinin harekatını kolaylaştırmak, personel seferberliği sistemi içinde ülkemizin işgaline karşı gerekli planlamaları yapmak ve seferde emirle icra etmek ve teröristle mücadelede verilen görevleri yapmaktır.

11. Bu kapsamda; Özel Kuvvetler Komutanlığının kuruluşunda bulunan Seferberlik Tetkik Daire Başkanlığı; milî savunma personel seferberlik sistemi içinde personel seferberliğini planlayan ve seferde emirle icra eden legal bir kuruluştur. Muharebe Arama Kurtarma (MAK) Alay Komutanlığı ise; muharebe sahasında düşen uçakların pilotları ile düşman gerisinde kalmış TSK personelini aramak ve kurtarmakla görevlidir. Ayrıca MAK Alay K.lığı, barış şartlarında teröristle mücadelede ağırlıklı olarak operasyonel görev alan birliklerimizden birisidir.

12. Özel Kuvvetler Komutanlığında bulunan timler; subay, astsubay ve uzman erbaşlardan oluşmaktadır. Söz konusu personel gönüllülük esasına göre seçilmekte, komando, özel kuvvetler, kurbağa adam, paraşüt, şiddetli soğuklarda muharebe gibi konularda yaklaşık 3 yıllık zorlu bir eğitim ve kurs sürecinden geçirilmektedir.

13. Günümüzün modern ordularında savunma harcamalarındaki kısıtlamalara rağmen, özel kuvvet birlikleri nitelik ve nicelik olarak geliştirilmekte ve sayıları artırılmaktadır. Nitekim özel kuvvet timleri, usulüne uygun olarak yürürlüğe konulan uluslararası anlaşmalar kapsamında dost ve müttefik ülke özel kuvvet timleriyle yapılan eğitim ve tatbikatlarda yer almaktadır. Ayrıca yaygın iddiaların aksine, NATO ülkeleri başta olmak üzere, bir çok modern ülke muhtemel bir işgale karşı özel kuvvet teşkilatlarının kurulması ve yönetilmesine yönelik sistemin varlığını devam ettirmektedir.

14. Bu kapsamda, özel kuvvetler, göreceli düşük maliyet, çok yönlülük, süratli intikal, lojistik açıdan kolay desteklenebilirlik ve yüksek etkinlik özellikleri sayesinde, günümüzün ve geleceğin muharebelerinde kullanılacak en önemli unsurlardan biri olmaya devam edecektir.

15. Uzun yıllar boyunca maddi ve manevi büyük gayret ve emeklerle bu seviyeye getirilen ve ülke savunması için zaruri olan bir kurum, maksatlı olduğu değerlendirilen yazı ve yorumlarla zan altında bırakılmaktadır. Bu durumun, Özel Kuvvetler Komutanlığının yasal görev ve fonksiyonlarını yerine getirmesine olumsuz etki yapacağı ve ülke savunmasında zafiyet yaratabileceği düşünülmektedir.

16. Sonuç olarak; TSK´nin stratejik bir unsuru olan Özel Kuvvetler Komutanlığı gizli ve illegal bir yapılanma olmadığı gibi, faaliyetleri de illegal değildir. Halen Türk Silahlı Kuvvetlerinin bütün unsurları gibi ilgili mevzuat çerçevesinde ve emir komuta disiplini içinde görevine üstün bir azim ve gayretle devam etmektedir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur. Türk Silahlı Kuvvetleri (1)

GENELKURMAY SAYGI DUYULACAK ŞAŞIRTMAYI NE ZAMAN YAPACAK?

Genelkurmay´ın bu açıklamasıyla iddiaları yalanlaması şaşırtıcı değil. İlk kez de olmuyor. 1990´lı yıllardaki tartışmalar üzerine adı Özel Kuvvetler Komutanlığı olarak değiştirilen Özel Harp Dairesi (ÖHD), görünüşte yasal bir kuruluş olabilir. Ancak varlığı Başbakan Ecevit tarafından bile çok ilginç bir tesadüfle öğrenilen bu dairenin yasadışı çok sayıdaki eyleme imza attığı kuşkusu en yetkili ağızlardan dile getiriliyor.

Daire´nin kuruluş amacı, bir dış düşman işgali durumunda savunma unsurlarından birisi olarak devreye girmek. Daire´ye bağlı çok sayıdaki askeri ve sivil vatanseverlere çok özel eğitim veriliyor. Her tür sabotaj, suikast, terör ve kaos eylemleri yürütebilecek kapasitedeki bu askeri ve sivil görevliler, ülkemiz Kurtuluş Savaşı yıllarındaki gibi bir düşman işgaline uğradığında ´Kuvayı Milliye´ gibi devreye girecek. Cephe gerisinde gerilla savaşı yürütecek olan bu unsurlar sabotaj, suikast ve her tür terör yöntemlerini kullanarak, kaos çıkararak mücadele verecek. Bu süreçte işgalci düşmanın askeri güçleri ile onların kurduğu sivil hükümetler bezdirilecek, nihai hedef olarak da ülkemizi terkedip gitmeleri sağlanacak.

Buna kim itiraz edebilir ki.. Zaten etmiyor ve tartışmıyor da.. İşin tartışılan yönü çok farklı ve şok edici: Özel Harp elemanları acaba dış işgali beklemeden harekete geçmiş olabilir mi?.. Bu şüpheyi Başbakan Ecevit dahi dile getirdi. 28 Şubat döneminde de ortaya çıktığı gibi, halkımızın bir kısmının askeri yetkililer tarafından ´iç düşman´ olarak kırmızı kitaplara girdiğini bilmeyen yoktur herhalde. Aslında lafı gevelemeye, uzatmaya da gerek yok. Bunlar bilinen şeyler. Genelkurmay laf kalabalığı yapmaktan, kafaları karıştırarak iddiaları yalanlamaktan bıkmıyorsa biz de bilgiler vermeye devam edeceğiz demektir.

Daire´nin yasa dışı işlere karıştığı ve terörü kışkırttığı şüphesi, son dönemde ardı ardına ortaya çıkan somut delil ve bulgularla güçlendi. 2009 sonunda Özel Harp´in Ankara´daki kozmik odalarında 26 gün boyunca arama yapıldı. 3 Özel Harp subayı tutuklandı. Savcıların dahi alınmadığı aramaları bir hakim zorlukla yapabildi. Kozmik odaların kapı ve penceleri o hakim tarafından mühürlendi. Aramalar sonuçlandığında elde edilen çok sayıda evrağa suç unsuru içerdiği gerekçesiyle el konuldu. Bu evraklar halen adli emanette muhafaza ediliyor. Genelkurmay´ın evrakları iade talebi reddedildi. (2)

Son günlerde bu Daire´ye bağlı olduğu sanılan subaylardan gelen ihbarlardaki somut yer ve isimler, savcılar ile mahkemelerin dikkatini çekti. Yargıtay´ın bozduğu Dink davası ile Malatya Zirve Katliamı davasında mahkemeler bu Daire´nin izini sürmeye başladı. (3)

1993 yılında TSK içinde Özel Harp subaylarının kurduğu çok gizli bir Ergenekon Terör Örgütü hücresi tespit edildi. Bu hücrenin Cumhurbaşkanı Özal´ın zehirlenerek öldürülmesinden Malatya Zirve Yayınevi´nde katliam yapılmasına, Hrant Dink´in öldürülmesinden Mersin´de toplumu ayağa kaldırmak ve kürtlere karşı kışkırtmak amacıyla PKK´lı çocuklara Türk Bayrağı´nın yaktırılmasına kadar çok sayıda suikast, terör olayı ve kışkırtmada rol aldığı dile getirildi. (4)

Bunlar son dönemde ortaya çıkan çok sayıdaki somut delil ve bulgulardan sadece bir kısmı. Tüm bunlara karşın Genelkurmay yıllardır yaptığı gibi, Özel Harp´in yasal olan güçlerini öne sürerek yasal olmayan kısmını gözlerden saklamaya çabalıyor. Aslında Daire´yle ilgili tartışmalar 1970´li yılların başından beri 40 yılı aşkın süredir devam ediyor. Genelkurmay´ın gizli değil dediği Daire´nin gizli şekilde 1953 yılında kurulmuş olduğu, 1974 yılında Başbakan Bülent Ecevit tarafından çok ilginç bir tesadüfle öğrenildi. Ecevit şok oldu. Daire, ödeneğini yaklaşık 20 yıl boyunca ABD´den almaktaydı. 1974 yılındaki Kıbrıs Barış Harekatı üzerine ABD Türkiye´ye tepki gösterdi ve askeri ambargo uyguladı. Para vermeyi kesince Daire´nin komutanı Başbakan Ecevit´e para istemek için müracaat etti. Belki de Ecevit´in Daire´nin varlığından habersiz olduğunu da bilmiyordu. Bu müracaat üzerine Özel Harp Dairesi´nin varlığı skandal şekilde ortaya çıkmış oldu. Başbakan´ın da Meclis´in de bu ´gizli olmayan´ Daire´nin varlığından haberi yoktu. Başbakan Ecevit´in talebi üzerine Özel Harp yetkilileri Ecevit´e ve Dışişleri Bakanı Hasan Esat Işık´a brifing verdiler ve Daire´yi tanıttılar. Ecevit, öğrendiklerinden şok oldu.

1990 yılı sonunda İtalya´da patlayan Gladio skandalı, Nato´ya üye olurken tüm ülkelerin askeri yetkililerine gizli bir antlaşma imzalatıldığını ve bu Daire´lerin kurulduğunu ortaya çıkardı. Skandal üzerine tüm üyeler teşkilatın kendi ülkelerinde var olduğunu, ayrıca teröre bulaşmış olabileceğini kabul ettiler. Tasfiye edeceklerini ya da yasal sınırlara çekeceklerini açıkladılar. Bir tek Türkiye Daire´nin teröre bulaşmış olabileceği iddiasını reddetti. Oysa Nato´nun en hassas kanadı bizdik. En kanlı ve yoğun terör olayları bizde yaşanmıştı.

Birkaç yıldır herkesin dikkati Silivri´de yargılama konusu olan Ergenekon Terör Örgütü üzerinde. Oysa Ergenekon örgütü, buzdağının üzerindeki kısım. Asıl örgüt ise Özel Harp Dairesi. Bu bir spekülasyon değil. Çok sayıda somut delil ve bulgu var. Bunlara ve bu Daire´ye dair çok sayıda ve detaylı haberler yaptık. Adı son haftalarda çok sık gündeme gelen bu Daire ile ilgili bu sitede çok şeyler söylendi. Başbakan Ecevit ile diğer yetkililerin açıklamaları ve bu daireden korkuları bir bir aktarıldı. Sitemizin bir sayfası bu Daire´yle ilgili. En geniş ve güncel bilgileri yine bu sitede bulabilirsiniz. Aşağıda çok kısa şekilde vermeye çalıştığımız iddialarla ilgili daha geniş bilgilere belirtilen kaynaklardan ulaşabilirsiniz.

Bu Daire´nin Ecevit ve Özal´ı korkuttuğuna, Başbakan Erdoğan´ı da korkutuyor olabileceğine dair geniş bir haberimiz kısa süre önce yayınlanmıştı. (5) 2009 yılı sonunda Başbakan yardımcısı Bülent Arınç´a suikast iddiasıyla başlatılan soruşturma Özel Harp Dairesi´ne uzandı. Bu suikast iddiasını işleyen, daha geniş olarak da Özel Harp Dairesi´ni mercek altına alan Ordu Suikast Düzenler mi başlıklı kitabımız Ocak 2013 başında yayınlandı. (6) Başbakan Özal´a, 1988 yılında bir suikast düzenlendi. Bu suikastin izi Özel Harp Dairesi´ne dayandı. (7) Genelkurmay geçtiğimiz haftalarda Meclis Komisyonu´na Özel Harp mensubu 100bin görevlinin listesini gönderdi. Liste, bu Daire´ye dair iddiaların ne kadar ciddi olduğunu doğrulamış oldu. (8) Yine Komisyona Özel Harp mensuplarından gelen ihbar mektupları iddiaların sanılandan da ciddi ve dehşet verici olduğunu gösteriyor. (9) O ihbar mektuplarında Malatya Zirve katliamı ile Hrant Dink cinayetinin ardında da bu Daire mensuplarının olduğu iddia ediliyor. İhbar mektupları mahkemeleri harekete geçirdi. (10) Daire´nin Ergenekon´la irtibatlı olduğu, 1993 yılında TSK içinde çok gizli şekilde kurulan Tushad isimli Ergenekon hücresinin bu Daire tarafından kurulduğu, Malatya Zirve katliamı davasının iddianamesinde belgelerle dile getirildi. (11) Malatya´daki mahkeme şimdi bu iddiaları araştırıyor. Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın Tushad isimli bu yapılanma tarafından iki adet radyoaktif madde ile zehirlendiğinin 1 yıl önceki bir savcılık ifadesinde yer aldığı ortaya çıktı. Özal´a iki ay önce, yani bu ifadeden 9 ay sonra yapılan otopsi sonucunda bu iki radyoaktif maddenin Özal´ın naaşında olduğu tespit edildi. (12) DHKP-C olarak adı son haftalarda sürekli gündemde olan terör örgütünün Özel Harp subaylarıyla bağlantıları geçtiğimiz günlerde mahkemelerin birbirine gönderdiği belgelerle ortaya çıktı. (13) Derin-Sol olarak da nitelendirilen bu örgütün derin güçlerle bağlantısına dair ilginç ve detaylı haberler daha önce sitemizde yayınlanmıştı. (14) Mahkemelerin gönderdiği belgeler bu haberlerimizi de doğrulamış oldu. Bize göre, mahkemelerin Özel Harp´in izini sürmeye başlaması doğru bir gelişme.

İlginç başka delil ve bulguları da kısaca aktarabiliriz. (15) Başbakan Ecevit´e ilginç silahlarla düzenlenen suikast girişimleri.. Ecevit´in teşkilatın üzerine gidemediğine ve gittiği taktirde ülke çapında tertiplerin yaşanabileceğine dair yıllardır bilinen ifadeleri.. Başbakan Necmettin Erbakan´ın Uğur Mumcu suikastinden açıkça Özel Harp Dairesi´ni sorumlu tutması.. Başbakan Turgut Özal´a yönelik suikast soruşturmasının Özel Harp tehdidiyle sona ermesi.. Başbakan Erdoğan´a 4x4´lük suikast hazırlığında yakalanan Atabeyler çetesinin Özel Harp subaylarından meydana gelmesi.. Sauna çetesinde Özel Harp subaylarının yer alması.. Ergenekon davasında yargılanan bazı sanıkların Özel Harp mensubu olması ve Ergenekon´un en büyük cephaneliğinin bu Daire mensubu bir subayın annesinin evinde ele geçirilmesi.. Başbakan yardımcısı Bülent Arınç´a 2009 sonundaki suikast hazırlığı iddiasıyla gözaltına alınan 8 subayın Özel Harp mensubu olması.. Ardından Özel Harp merkezinde 1 ay süren kozmik aramalar ve bu aramaları hakimin zorlukla yapabilmesi.. Kozmik aramaya katılan hakim ve savcıya yoğun tehditler, mermili mektuplar, marangoz takipçiler.. Bu olaylardan 3 ay sonra Ankara´da yakalanan Özel Harp Dairesi´ne ait bir kamyondaki 940 bombadan 317 tanesinin, Ergenekon soruşturmaları kapsamındaki 12 olayda ve ayrıca diğer 59 adet terör olayında ele geçirilen el bombalarıyla seri ve kafile no benzerliği taşıması.. Özel Harp Dairesi´nin üzerine gidilmeye neden olan Arınç´a suikast soruşturmasının ardından İzmir, Selendi, Edirne, Erzincan, Kars, Tire, Kırklareli, Trabzon, Muğla, İnegöl ve Hatay Dörtyol gibi bazı il ve ilçelerde meydana gelen kitlesel kışkırtma olayları.. Bir örnek olarak, Edirne´deki olaylarda şehir dışından emekli subayların geldiğinin tespit edilmesi.. Diğer yerlerdeki olaylardan bazılarında da çok ilginç ayrıntıların ortaya çıkması.. Ecevit´in yukarıda aktardığımız korkusu, yani bu dairenin, üzerlerine gidildiğinde ülke çapında tehlikeli tertiplere girişebileceği korkusu sanki gerçekleşiyor. İşte önemi nedeniyle yukarıda sıraladığımız ve olabildiğince kısa şekilde vermeye çalıştığımız, daha bir çok örneği de verilebilecek bu olaylardan da görüldüğü gibi her taşın altından adeta Özel Harp Dairesi çıkıyor. (15)

Tüm bu somut belge bilgi ve bulgulara karşın Genelkurmay´ın yıllardır yaptığı gibi, Özel Harp´in yasal olan güçlerini öne sürerek yasal olmayan kısmını gözlerden saklamaya çabalaması bizi şaşırtmıyor. Son yıllarda arınma dönemine giren TSK yetkililerinin eski refleksleriyle yalanlama çabasını sürdürmesi, kusura bakmasınlar ama bize masal kahramanı Pinokyo´yu anımsatıyor. Genelkurmay, benzer bir anımsatmaya 2009 yılında internet andıcında suçu Başbakanlığa atmasıyla neden olmuştu. Peşpeşe söylenen yalanlar Başbakan Erdoğan´ın ısrarlı takibi sonucu ortaya çıkmış, bu gelişmeleri FLAŞ!!! Burun uzadıkça uzuyor. 2000´deki Andıç da bulunamadı haberiyle duyurmuştuk. (16)

Özel Harp´in tasfiyesi gerekmeyebilir. Ülke savunması için gerekli olabilir. Bu ayrı bir olay. Konunun uzmanı asker ve siviller işin bu yönünü tartışabilir. Ama Daire´nin mutlaka demokratik denetime açılması gerekiyor. Yabancı ülkelerde istihbarat teşkilatları bağımsız komisyonlar tarafından denetlenebilmekte. Bu veya benzer şekilde bir kontrol ve hesap verme mekanizması bizde de kurulmalı. Aksi halde Genelkurmay tartışmaların odağı olmaktan ve şüphelerden kurtulamayacak.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(1) tsk.tr/3_basin_yayin_faaliyetleri/3_1_basin_aciklamalari/2013/ba_08.html

(2) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=bulent-arinc-suikast

(3) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=5122 5116 5104 5099 5098 5071 5057 5055 4964 4962

(4) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=tushad

(5) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5101

(6) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=5080 5028

(7) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=4636 3904

(8) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5033

(9) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=5072 5057 5055

(10) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=5122 5116 5104 5099 5098 5071 5057 5055 4964 4962

(11) kontrgerilla.com/iddianame_zirveek_ara_act.asp?aranacak=tushad

(11) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4648

(12) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=5091 4996 4992 4989 4987 4973 4969 4961 4960 4930 4921 4918

(13) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5099

(14) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=5031 4726 4553 4391 2526 2461 2343

(15) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5101

(16) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=1112

ÜlkeTV Haber Bülteni Bölüm1

(15 Şubat 2013, 15:05)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

ÜlkeTV´deyiz: Özel Harp ve Arınç

Bölüm2

Flaş!!! Yeni kitabımız: Arınç suikasti

İşte kontrgerilla.com´un da katkı sunduğu Özel Harp Dairesi konulu TBMM raporu

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

Tedavülden kalkan 100bin Meclis´te

TBMM: 100 bin özel harpçi var

TBMM: Derin güçler aktif

TBMM: Terör Özel Harp işi

Flaş!!! Özel Harp ve Ergenekon bombaları kardeş

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5128    yazdır/print


 

Başbakan ne yapmaya çalışıyor?

Başbakan Erdoğan son zamanlarda TSK´ya moral veriyor, yargıya ise tersini.. Tek bir tane değil, peşpeşe gelen ve geleceği de anlaşılan çok sayıda örnek söz konusu.. Bir kırılma yaşanmış ve roller değişmiş görünüyor. Hem darbe sanıklarının çevrelerinde hem karşıtı çevrelerde şaşkınlık ve karışık duygular hakim. Tam bu haberi girmeye hazırlanırken bugün çok ilginç bir gelişme yaşandı. Başbakan´ın bu tavırlarına, üstelik de savunduğu tutuklu eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ´dan şok bir tepki geldi: ´Gökyüzünden bir vahiy mi indi ki TSK şöyle oldu, böyle oldu. Bizim duruşumuzda ve düşüncelerimizde herhangi bir değişiklik yok. Ama dışarıda böyle değil, 180 derece dönüşler olabiliyor. Her an için her türlü politika değişiyor. Merakla izliyoruz.´

13.02.2013 22:32 Başbakan Erdoğan´ın son zamanlarda TSK´ya sahip çıkma çabaları dikkat çekiyor. Yakın dönemde adeta bir kırılma yaşandı. Başbakan farklı mesajlar vermeye başladı. Hem tutuklu sanıkların çevrelerinde hem karşıtı çevrelerde şaşkınlık ve karışık duyguların hakim olduğu gözleniyor.

Doğrusu bu karışık duyguları biz de yaşıyoruz. Yer altında bir şeyler oluyor belli, ama ne?.. Başbakan´da görebildiğimiz tavır değişikliklerini ve olası nedenlerini aşağıda irdelemeye çalıştık. Bu konuda yakın zamanda bir kaç daha yazı kaleme almıştık. (1)

Bu karışıklığı açıklayabilmek amacıyla bu haber analiz aslında dün yazılmış, ancak bazı aksilikler nedeniyle yayına konulamamış, bugüne ertelenmişti. Bir açıdan da iyi oldu. Çünkü bugün konuyla ilgili yeni bilgiler geldi. Tam onları eklemiş akşama doğru yayına koymak üzereyken bu kez de eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ´un bir açıklaması basına yansıdı. Çok ilginç ve şaşırtıcı bir açıklama idi. Sürekli gelen haberler bu yazıyı tamamlamaya izin vermeyecek mi yoksa diye endişelenmeye dahi başladık. Ancak uzun haberi daha da uzatmadan Başbuğ´un açıklamasını da ekleyerek yayınlamaya karar verdik.

Başbakan Erdoğan´dan Saygun ziyaretine dair bugün bir açıklama geldi. Malum, Başbakan, Balyoz davasında kendisini devirmeye çalıştığı mahkemece sabit görülerek ağır hapisle cezalandırılan emekli Orgeneral Ergin Saygun´u bir kaç gün önce hastanede ziyaret etti. Bu hareketiyle de her kesimi şaşırttı. Başbakan, açıklamasında şöyle diyordu:

“Çalışma arkadaşımdı. İnsani görevimdi. Başka bir beklentim olmadı. Saygun Paşa´nın başka sıkıntıları da vardı. Ben onları da yakından takip ettim. İnsani görevimi yapmamın rahatlığı içerisindeyim. Başka paşa da olsa yine yaparım. Yasal süreç başka bir şey, insani görev başka bir şey.”

BAŞBUĞ DAHİ İNANMADI

Ancak aşağıda alıntıladığımız gibi İlker Başbuğ dahi bu ziyareti inandırıcı bulmadı ve şok bir açıklama yaptı. Bu haberde de sıraladığımız gibi son dönemde peşpeşe gelen çok sayıda şaşırtıcı ve birbiriyle örtüşen gelişme ziyaretle ilgili şüphelere yol açtı. Ve bu durum kafa karışıklığına ve spekülasyonlara neden oluyor.

İDDİANAME GÜNER´İN İSTİFASINA YOL AÇTI, SAVCIYA İNCELEME BAŞLATILDI

Malum, Deniz Kuvvetleri komutanı Oramiral Nusret Güner geçtiğimiz haftalarda istifa etti. İstifada, İzmir merkezli casusluk çetesinin kızı ile ilgili ele geçirdiği uygunsuz görüntülerin gündeme gelmesinin etkili olduğu ileri sürüldü. Başbakan Erdoğan, Güner´in istifasına üzüldü ve iddianameyi hazırlayan savcıya tepki gösterdi. Ardından HSYK devreye girerek savcı hakkında inceleme izni verdi. Adalet Bakanlığı müfettişleri de savcıyı incelemeye başladı. Nusret Güner´e sahip çıkılırken savcının incelemeye alınması ile casusluk iddiaları ikinci planda kaldı. Oysa mahkeme tarafından kabul edilen iddianamede çarpıcı suçlamalar yer alıyor. Çete adeta TSK´da cirit atmış. Son örnek olarak, Sabah yazarı Nazlı Ilıcak dünkü yazısında bu çetenin askeri hakimleri de fişlediğini, bu bilgilerle askeri ve sivil mahkemelerdeki davaları etkilemeye çalıştığını belirtiyordu. (2)

Mahkeme tarafından kabul edilen iddianamede, çetenin geçtiğimiz günlerde istifa ederek emekliye ayrılan Donanma Komutanı Oramiral Nusret Güner´in kızının odasına gizli kamera yerleştirdiği ileri sürülüyordu. Güner´in evine giren Astsubay Mustafa Koç´un gizli kamerayı koyduğu, bir süre sonra da kaldırdığı belirtiliyor. Zanlılardan ele geçirilen kamera kayıtlarındaki şu ifadeler ise çetenin çirkin yüzünü ortaya koyuyor: “Nusret Paşa´nın kızı konusunda çok hassas olduğunu unutmayın. Kızının çocukla el ele fotoğrafı bile onu delirtir.”

Bu bilgilerin kamuoyuna yansıması üzerine Güner istifa etti. İstifaya üzülen Başbakan Erdoğan ise savcıya tepki gösterdi. Ardından HSYK devreye girdi ve iddianameyi hazırlayan savcı hakkında inceleme izni verdi. İddianameyi Cumhuriyet Savcısı Zafer Kılınç hazırladı. Kılınç, iddianamede özel hayatı ihlal eden bilgi ve belgelere yer verdiği için suçlanıyor. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı´nca ´fuhuş yaptırılan kadınlar aracılığıyla yüksek rütbeli askeri personelin uygunsuz görüntülerini çektikleri ve bunlarla şantaj yaparak bazı askeri bilgileri elde ettikleri´ iddiasıyla hazırlanan 1937 sayfalık iddianamede, 196 müşteki ve 831 mağdur yer alıyor. Donanma Komutanı Nusret Güner de kızının odasına gizli kamera konduğu için iddianameye ´mağdur´ sıfatıyla girmiş ve olayın ortaya çıkmasının ardından istifa etmişti. HSYK´nın izni sonrası devreye giren müfettişler, incelemelerinde savcı hakkında herhangi bir ihmal veya suç tespit ederse soruşturma açılabilecek.

Ancak bu noktada şunu hatırlatalım. Bu casusluk çetesi İzmir kaynaklı çalışan bir çete idi. Benzer bir çete ise Ergenekon savcılarınca İstanbul´da daha önce ortaya çıkartıldı. ´Fuhuş ve casusluk´ davası açıldı. İzmir´dekinden belki çok daha ağır bilgiler o iddianamede yer almaktaydı. Ancak bunlar savcıların uydurduğu bilgiler değildi. Casusluk çetesine üye çok sayıda sanıkta, bir çok askeri yetkilinin ve ailelerinin uygunsuz fotoğraf ve videoları ele geçirilmişti. Hatta karı-kocanın ilişki sahneleri dahi ele geçirilip o kişilere karşı kullanılmıştı. Yine çetenin bazı komutanların kirli çamaşırlarını dahi şantaj amacıyla örgüt evlerinde delil poşetleri içinde sakladığı da ortaya çıkmıştı. Bunlar iddianamede belirtiliyordu. Bu ağır bilgiler nedeniyle İstanbul´da görülen davada başlangıçta 68 kişi sanıklardan şikayetçi olmuş ve davada yer almıştı. Ancak ilerleyen duruşmalarda hepsi şikayetlerinden vazgeçti. İzmir casusluk davasında ise 196 müşteki var. Muhtemelen o dava sürecinde de benzer gelişme yaşanacak. Bu çarpıcı durumun nedeni çok açıktır ki, kendileriyle ilgili bilgilerin başkaları önünde tartışılmasından kaçınmalarıdır. Bu gelişme üzerine İstanbul´daki dava sonuçlandığında sanıklara sadece gizli bilgileri ele geçirmek için örgüt kurmaktan ceza verildi. Şantaj suçlamasıyla ise ceza verilemedi.

İstanbul ve İzmir merkezli soruşturmaların ortaya çıkardığı en acı gerçek ise, bu tür fuhuş yoluyla gizli bilgileri elde eden ve bunu şantaj amacıyla kullanan çetelerin yıllardır TSK´da cirit atmasıydı. Bazı askeri yetkililerin, haberdar olmalarına karşın bu rezaletleri örtbas ettikleri ya da sessiz kaldıkları ise ortaya çıkan bir başka gerçekti. İşte, bu şekilde olayın bu yönüne dikkat çekmek ve TSK´ya gölge düşüren o rezaletlerin üzerine mümkün olan en ağır şekilde gitmek yerine o rezaletleri soruşturan savcıların üzerine gidilmesi, onlara baskı uygulanması kamuoyunda şaşkınlığa ve tepkiye neden oluyor. Teşvik edilmesi, cesaretlendirilmesi gereken, yıllardır görülmek istenmeyen ve kaçınılan olayların üzerine gittikleri için ödüllendirilmeleri gereken savcıların baskıya maruz bırakılması anlaşılır gibi değil.

Ayrıca Oramiral Nusret Güner´in istifa etmesi de gerekmezdi. Ondan yana kamuoyunun herhangi bir şüphesinin olduğunu sanmıyoruz. Kızı noktasında ne kadar hassas olduğu çete tarafından dahi dile getirilmiş. İddianamede bunun ayrıntıları da yer alıyor. Böyle onurlu ve hassas bir babanın istifası Türk kamuoyunu elbette üzmüştür. Ayrıca bir açıdan şantajcıların istediği de yerine gelmiş olmaktadır. Ancak bunların sorumlusunun savcılar olmadığının da görülmesi gerekir.

Dikkati çeken bir diğer ayrıntı da, İzmir casusluk soruşturma savcısına inceleme başlatılırken o soruşturmadan belki çok daha ağır bilgilerin yer aldığı İstanbul´daki soruşturma savcıları için böyle bir incelemenin başlatılmamış olmasıdır. Başlatılsın niyetiyle bunları söylemiyoruz. Savcılar, şu kişi üzülecek, bu kişi bozulacak, falanca utanacak diye iddianameyi sansürleyecek olurlarsa bir iddianame nasıl hazırlanacaktır. Kuşa dönmüş bir iddianame, iddianame olmaktan çıkmış olmayacak mıdır. Savcılar ne kadar dikkat ederse etsin bazı tartışmaların çıkması kaçınılmazdır. Bu tartışmaları bitirmenin bir yolu olarak, yeni yargı paketlerinde, böyle durumlarda iddianamelerin örneğin RTÜK üyelerinin danışmanlığında HSYK dairelerince ya da başka hangi kurum/kuruluş ise onlarca hazırlanacağı değişikliği getirilebilir. Ya da savcıların hazırladığı iddianamelerin RTÜK denetiminden geçtikten sonra mahkemeye gönderileceği esası getirilebilir. Şaka bir tarafa, hukuken nasıl formüle edilebilir bilmiyoruz ama bahse konu olan mahzurlara bir çözüm belki getirilebilir. Ancak lütfen savcılara da haksızlık etmeyelim. Bir komutan istifa etti diye savcıları ve diğer yargı mensuplarını günah keçisi yapmayalım. Bu da adaletsizlik ve zulüm olur.

YERALTINDA NELER OLUYOR?

Başbakan Erdoğan´ın son zamanlarda TSK´ya sahip çıkma, yargıya tepki gösterme çabaları Nusret Güner ve Ergin Saygun olaylarıyla sınırlı değil. Başbakan, Balyoz ve Ergenekon tutuklusu subayların tutukluluklarını da sık sık eleştirmeye başladı. Daha önce TSK´da zafiyet yok diyorken, TSK´ya komuta edecek komutan kalmadı demeye başladı. Oysa hem TSK yetkilileri zafiyet olmadığını belirttiler, hem de emekli bazı subaylar TSK´da zafiyet olamayacağını matematiksel olarak izah ettiler. (3)

Başbakan, yine geçtiğimiz günlerde Kanal 24 TV´de, askerlerin yargılanmasını kastederek “bu hususun terörle mücadeleyi zaafa uğrattığını” söyledi. (4) “Elinde delilin varsa ver kararı bitsin bu iş, uzatmanın alemi ne” gibi hiçbir şekilde tevil edilemeyecek bir ifade kullanan Erdoğan yargıya açıkça baskı yaptı.

Yine Başbakan, eski Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ´un Ergenekon davasında terör örgütüne üyelik suçlamasıyla tutuklu yargılanmasına da tepki gösteriyor. Son olarak Kanal 24 TV´deki o yayında bu tepkisini bir kez daha ortaya koydu. Başbakan, Başbuğ´un terör örgütü üyesi olamayacağını iddia ediyor. Oysa Ergenekon davasında bir terör örgütü iddiası söz konusu. Başbuğ hakkında çıkan deliller onun bu örgüte üye olduğunu gösteriyor. Başbuğ´un davaya dahil olması da bizzat davada yargılanan astlarının ihbarıyla olmuştur. Ayrıca geçtiğimiz günlerde yayınlanan bir haberimizde Ergenekon sanığı İbrahim Şahin´in Genelkurmay´da 1258 saat kaldığının ortaya çıktığını aktarmıştık. (5) Haberde, Şahin´in bizzat Başbuğ´dan çeşitli emirler aldığına dair çok sayıda telefon görüşmesinin mahkemede dinletildiği de belirtiliyordu. Tüm bunlara karşın eğer ona örgüt üyesi denilemezse o zaman diğer sanıklara da denilemez. Hatta terör iddiasıyla açılmış olan hiçbir davadaki sanığa da denilmemelidir. O zaman DHKP-C ya da PKK gibi örgütlere üyelik suçlamasıyla yargılanan sanıklar için de aynı durum geçerli olmaz mı? Görüldüğü gibi Başbakan açıkça yargıya baskı yapmakta, sanıklar arasında ayrımcılık yapmaktadır. Onun bu yaptığı ile üst düzey komutanların Kandıra ya da Hasdal cezaevindeki tutuklu generalleri ziyaret etmeleri ve yargıya mesaj vermeleri arasında hiçbir fark yoktur. O zaman kamuoyunda bu ziyaretler sert tepki görmüş, çok sayıda sivil toplum kuruluşu suç duyurusunda bulunmuştu. Başbakan o zaman sesini niçin çıkarmamış, tutuklu sanıkları savunmamıştır? Yine Başbakan Yüksek Askeri Şura´da müşterek tavır göstererek emekliliklerini isteyen bu üst düzey komutanlara niçin rest çekerek derhal yerlerine yeni atamalar yapmış ve TSK´da zafiyet olamayacağı, herkesin yerinin doldurulabileceği belirtilmiştir?

BAŞBUĞ´DAN ERDOĞAN´A ŞOK TEPKİ: VAHİY Mİ İNDİ Kİ?

Başbakan´ın kendisini kollayan mesajlarına ve Ergin Saygun´u hastanede ziyaret etmesine Başbuğ´dan çok şaşırtıcı bir tepki geldi bugün. Bu satırlar yazıldığında gelen açıklama şu şekildeydi: “Bizim duruşumuzda bir değişiklik yok ama dışarıda 180 derece dönüşler olabiliyor.”

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ve Ankara Milletvekili Sencer Ayata, emekli Orgeneral İlker Başbuğ ile Silivri Cezaevi´nde görüştü. Görüşmede Başbakan Erdoğan´ın Balyoz Davası´ndan hüküm giyen askerlere ilişkin yaptığı açıklamalar ve ameliyat olan emekli Orgeneral Ergin Saygun´u ziyareti de konuşuldu. Yeniçağ gazetesinde yer alan habere göre Başbuğ, Erdoğan-Saygun fotoğrafı ile ilgili şu yorumu yaptı: “Dışarıda olup bitenleri izliyorum. Önceki düşüncem ne ise şimdiki de o. Gökyüzünden bir vahiy mi indi ki TSK şöyle oldu, böyle oldu. Bizim duruşumuzda ve düşüncelerimizde herhangi bir değişiklik yok. Ama dışarıda böyle değil, 180 derece dönüşler olabiliyor. Her an için her türlü politika değişiyor. Merakla izliyoruz.” (6)

Farklı tavırlara devam edecek olursak, yine Başbakan, 28 Şubat soruşturması savcılarına da baskı yapmış, işi uzatmanın alemi yok diyerek şunları kaydetmişti: “28 Şubatla ilgili bir süreç işliyor, ancak böyle ´1. dalga, 2. dalga, 3. dalga, 4. dalga´ falan bunlar toplumun huzurunu doğrusu kaçırıyor. Bundan bizler de ciddi anlamda rahatsızız. Atılması gereken adımlar atılır, biter geçer. Ama bu dalgalar arka arkaya geldikçe bu dalgalarda kusura bakmasınlar da ülke boğulur. Bu kadar bu iş uzatılmamalı.” (7) Peşpeşe gelmekte olan operasyon dalgalarının bu açıklamanın ardından kesildiği görüldü. Bugün ise bu konuda bir gelişme yaşandı. 28 Şubat soruşturması kapsamında 5 emekli askerin daha gözaltı kararıyla adliyeye ifadeye çağrıldığı haberi şu satırlar yazıldığı sırada geldi. Bu askerlerden birinin eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Hayri Bülent Alpkaya olduğu öğrenildi. Bu gözaltılarla ilgili görüşü sorulan Başbakan, “Yargı gereğini yapıyor´ diyerek cevapladı. İlerleyen saatlerde Alpkaya´nın da aralarında olduğu 4´ü tutuklandı.

Başbakanın farklı tavırlarına bir başka örnek olarak da ses kayıtlarının haberleştirilmesinin 02 Temmuz 2012´de Meclis´ten geçirilen bir yasa ile yasaklanması gösterilebilir. Bu yanlıştı. Çünkü bir çok darbe hazırlığı ve yasadışı girişimler internete sızan bu ses kayıtlarıyla ortaya çıkarılmış, çok sayıda soruşturma açılmıştı. Geçtiğimiz haftalarda da Ergenekon davasına bakan mahkemenin talebi üzerine, internete sızan bu kayıtlardan emekli ya da muvazzaf çeşitli general ve subaylara ait olanların çözümleri mahkemeye gönderildi. 17 kişiye ait olan bu kayıtların bir davada dikkate alınması dahi ses kayıtlarının haberleştirilmesinin yasaklanmasının ne kadar yanlış bir girişim olduğunu göstermeye yeterli olsa gerek. (8)

Ses kayıtlarının tıpkı parmak izi ya da ıslak imza gibi adli laboratuvarlarda doğrulanabildiğini ve bunların mahkemelerde delil olarak kabul edildiğini de hatırlatalım. (9)

İlginç bir ayrıntıya dikkat çekmeden geçemeyeceğiz. Bu yasaklamadan 1 ay önce, 31 Mayıs 2012 tarihinde medyaya şok bir ses kaydı yansıdı. Genelkurmay Karargahında yakın aylarda yapıldığı anlaşılan çok gizli bir toplantıya ait ses kaydı şok edici içerikteydi. Halen Kara Kuvvetleri EDOK Komutan vekilliğini görevini sürdüren ve 28 Şubat soruşturması kapsamında tutuklanmış olan Korg. Tevfik Özkılıç´a ait olan ses kaydı bir darbe hazırlığının halen sürdüğünü kanıtlıyordu. Üzerine niye hala gidilmiyor, anlaşılır gibi değil. (10)

Aslında belki de gayet anlaşılır bir durum. Önceki yazılarımızda bir askeri darbe tehlikesinin halen sürdüğünü çok sayıda somut bulgu ile göstermiştik. (11) Yukarıdaki ses kaydı bunlardan sadece biri idi. Başbakan belki de bu darbe tehlikesini azaltmak için TSK´yla ilgili o mesajları vermeye çalışıyor. Başbakan Erdoğan dahi, bir kaç hafta önce derin devletin tamamen bitirilemediğini, bitmesinin de mümkün olmadığını açıklamıştı.

BAŞBAKANA ŞANTAJ MI YAPILIYOR?

Başbakan´ın sın zamanlardaki farklı tavırlarının nedenlerine gelecek olursak, bazı ihtimallerden bahsedebiliriz. Daha önceki bir kaç yazımızda da (12) bu farklı tavırları ve nedenlerini irdelemeye çalışmıştık.

Düşünülebilecek ihtimallerden birisi, Başbakan´a yönelik bir şantajın söz konusu olabileceği. (13) Bunu sadece bir ihtimal olarak dile getiriyoruz. Ancak dayandığımız çok sayıdaki somut bulguyu da gösteriyoruz. Yakın dönemde Başbakan´ın çalışma ofisinde çok sayıda böcek adı verilen dinleme cihazı bulundu. Hatırlanacağı gibi Başbakan´ın resmi görüşmeleri 2009 yılında Ergenekon örgütünce medyaya sızdırılmıştı ve bu olay halen Ergenekon davası kapsamında yargılanmakta. Bu olay ve bulunan böceklerden hareketle, Başbakan´ın bir çok özel görüşmesinin de örgütün elinde olduğu düşünülebilir.

Şantaj ihtimalini güçlendiren bir diğer bulgu olarak, Hasdal cezaevinde tutuklu yatan bazı generallerin geçtiğimiz aylarda medyaya yansıyan ses kayıtları gösterilebilir. 24 Mayıs 2012 tarihinde medyaya yansıyan bir ses kaydında şu ifadeler yer alıyordu: “Bir iki aya kadar da ve bilgiler de gelen bilgiler de emareler de o yönde. Bir yasa tasarısı gündemde. O yasayla bizi çıkaracaklar. Bu ülke ya ekonomik krizle ya bir iç savaşla kendine gelecek. Bu iki seçenekten bir tanesi kapımızı çalacak. Ondan sonra dönüş yolu orada başlayacak. Ki başbakan hakkında da yani onların da sıkıntıları var. Onlar da bir zaman gelip o dosyaları çıkacak. Yani bir değil on değil. Onların çıktığı anda dibe vuracaklar.” (14)

Başbakan´a yönelik gizli dinleme ve olası şantaj girişimlerinin arkasında Ergenekon örgütlenmesinin, daha güçlü bir olasılık olarak da onun daha üstünde yer aldığını söyleyebileceğimiz ´kontrgerilla´ denilen Özel Harp Dairesi´nin (ÖHD) bulunduğunu söyleyebiliriz. Herkesin dikkati Silivri´de yargılanmakta olan Ergenekon terör örgütü üzerinde. Oysa Ergenekon örgütü, buzdağının üzerindeki kısım. Asıl örgüt ise Özel Harp Dairesi.. Ecevit ve Özal´ı korkutan bu güç, Başbakan Erdoğan´ı da korkutuyor olabilir. Bu konuyla ilgili geniş bir haberimiz daha önce yayınlanmıştı. (15)

Özal, 1988 yılında Başbakanken kendisine yönelik gerçekleşen suikastin, yapmaya çalıştıkları anayasa değişikliğini engelleme amaçlı olduğunu belirtmişti. Bu suikastin izi Özel Harp Dairesi´ne dayandı. Adı son haftalarda çok sık gündeme gelen bu Daire ile ilgili bu sitede çok şeyler söylendi. Başbakan Ecevit ile diğer yetkililerin açıklamaları ve bu daireden korkuları bir bir aktarıldı. Genelkurmay geçtiğimiz haftalarda Meclis Komisyonu´na Özel Harp mensubu 100bin görevlinin listesini gönderdi. Liste, bu Daire´ye dair iddiaların ne kadar ciddi olduğunu doğrulamış oldu. Yine Komisyona Özel Harp mensuplarından gelen ihbar mektupları iddiaların sanılandan da ciddi ve dehşet verici olduğunu gösteriyor. O ihbar mektuplarında Malatya Zirve katliamı ile Hrant Dink cinayetinin ardında da bu Daire mensuplarının olduğu iddia ediliyor. İhbar mektupları mahkemeleri harekete geçirdi. Malatya Zirve katliamının, 1993 yılında TSK içinde çok gizli şekilde kurulan Tushad isimli Ergenekon hücresi tarafından planlandığı ve bu hücrenin Özel Harp mensubu subaylarca yönetildiği ileri sürülüyor. Malatya´daki mahkeme şimdi bu iddiaları araştırıyor. Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın Tushad isimli bu yapılanma tarafından iki adet radyoaktif madde ile zehirlendiğinin 1 yıl önceki bir savcılık ifadesinde yer aldığı ortaya çıktı. Özal´ın iki ay önce yapılan otopsisi sonucunda bu iki radyoaktif madde Özal´ın naaşında tespit edildi. DHKP-C olarak adı son haftalarda sürekli gündemde olan terör örgütünün Özel Harp subaylarıyla bağlantıları geçtiğimiz günlerde mahkemelerin birbirine gönderdiği belgelerle ortaya çıktı. Derin-Sol olarak da nitelendirilen bu örgütün derin güçlerle bağlantısına dair ilginç ve detaylı haberler daha önce sitemizde yayınlanmıştı. Mahkemelerin gönderdiği belgeler bu haberlerimizi de doğrulamış oldu. Giderek eylemlerini arttıran bu örgütün derin güçlerce PKK yerine sahaya sürülmeye çalışıldığına dair yorumlara da basında sık sık rastlanıyor. Bize göre, mahkemelerin Özel Harp´in izini sürmeye başlamaları doğru bir gelişme.

Başbakan Ecevit´e ilginç silahlarla düzenlenen suikast girişimleri.. Ecevit´in teşkilatın üzerine gidemediğine ve gittiği taktirde ülke çapında tertiplerin yaşanabileceğine dair yıllardır bilinen ifadeleri.. Başbakan Necmettin Erbakan´ın Uğur Mumcu suikastinden açıkça Özel Harp Dairesi´ni sorumlu tutması.. Başbakan Turgut Özal´a yönelik suikast soruşturmasının Özel Harp tehdidiyle sona ermesi.. Başbakan Erdoğan´a 4x4´lük suikast hazırlığında yakalanan Atabeyler çetesinin Özel Harp subaylarından meydana gelmesi.. Sauna çetesinde Özel Harp subaylarının yer alması.. Ergenekon davasında yargılanan bazı sanıkların Özel Harp mensubu olması ve Ergenekon´un en büyük cephaneliğinin bu Daire mensubu bir subayın annesinin evinde ele geçirilmesi.. Başbakan yardımcısı Bülent Arınç´a 2009 sonundaki suikast hazırlığı iddiasıyla gözaltına alınan 8 subayın Özel Harp mensubu olması.. Ardından Özel Harp merkezinde 1 ay süren kozmik aramalar ve bu aramaları hakimin zorlukla yapabilmesi.. Kozmik aramaya katılan hakim ve savcıya yoğun tehditler, mermili mektuplar, marangoz takipçiler.. Bu olaylardan 3 ay sonra Ankara´da yakalanan Özel Harp Dairesi´ne ait bir kamyondaki 940 bombadan 317 tanesinin, Ergenekon soruşturmaları kapsamındaki 12 olayda ve ayrıca diğer 59 adet terör olayında ele geçirilen el bombalarıyla seri ve kafile no benzerliği taşıması.. Özel Harp Dairesi´nin üzerine gidilmeye neden olan Arınç´a suikast soruşturmasının ardından İzmir, Selendi, Edirne, Erzincan, Kars, Tire, Kırklareli, Trabzon, Muğla, İnegöl ve Hatay Dörtyol gibi bazı il ve ilçelerde meydana gelen kitlesel kışkırtma olayları.. Bir örnek olarak, Edirne´deki olaylarda şehir dışından emekli subayların geldiğinin tespit edilmesi.. Diğer yerlerdeki olaylardan bazılarında da çok ilginç ayrıntıların ortaya çıkması.. Ecevit´in yukarıda aktardığımız korkusu, yani bu dairenin, üzerlerine gidildiğinde ülke çapında tehlikeli tertiplere girişebileceği korkusu sanki gerçekleşiyor. İşte önemi nedeniyle yukarıda sıraladığımız ve olabildiğince kısa şekilde vermeye çalıştığımız, daha bir çok örneği de verilebilecek bu olaylardan da görüldüğü gibi her taşın altından adeta Özel Harp Dairesi çıkıyor. (16)

Başbakan´ın koruma ekiplerinin son dönemde çok sık değişmesi de dikkat çekici. Hatta görevden alınan eski ekip ile yeni ekibin birbirine silah çektiği dahi ortaya çıktı ve şok etkisi yaptı. (17)

Geçtiğimiz yıl yaşanan MİT krizi de bu bağlamda düşünülebilir. Birileri MİT Müsteşarı Hakan Fidan üzerinden Başbakan´ı ifadeye çağıracak kadar ileriye gitti. Bu girişim, Başbakan´ın sert tepkisine neden oldu. Bir hafta içinde çıkarılan yasa değişikliği ile bu kriz çözüldü. MİT yetkililerini ifadeye çağırma olayı çok ilginç bir girişimdi. Sivil bir darbe anlamına geldiği açıktı. Bu husus bir çok yetkili tarafından da dile getirildi. Bu MİT krizi olayına dair daha önce detaylı şekilde haberler yapmıştık. (18)

AF MI GELİYOR?

Başbakanın farklı tavırlarının nedenlerine devam edersek, kimine göre bu farklı tavırlar, hazırlanan yeni yargı paketleriyle hem PKK/KCK hükümlülerinin hem de Ergenekon ve benzer davaların hükümlülerinin affedilmesi ya da infazlarının hafifletilmesi ve böylece toplumsal bir barışa ulaşılması sürecinde kamuoyunu hazırlama çabasından kaynaklanıyor. (19)

BAŞKANLIK SİSTEMİ/YENİ ANAYASA HAZIRLIĞI

Kimine göre de farklı tavırların nedeni başkanlık sistemine ve/veya yeni anayasaya geçişte kamuoyu desteğini genişletme çabasından kaynaklanıyor. Bu görüşe göre, bu sistemi de barındıran yeni anayasa çalışması belki sadece BDP´nin desteği ile AK Parti hükümetince tamamlanacak ve referanduma götürülecek. Çünkü diğer partiler CHP ve MHP, yeni anayasa konusunda sürekli ayak sürümekteler. Yeni anayasanın partilerin ortak desteği ile çıkması ihtimali giderek azalıyor. Nitekim bu görüşü doğrular şekilde Başbakan Erdoğan geçtiğimiz günlerde açık konuştu. Başbakan Erdoğan´ın 8 Şubat´taki açıklamasında, “Mart sonuna kadar yeni anayasa sürecinin olumlu bir sonuca ulaşmaması halinde BDP ile ortak harekete geçebilecekleri” şeklinde cümleler yer aldı. (20)

Kimine göre, Başbakan PKK terörünü ortadan kaldırmak için bir taraftan örgütle görüşmeler yaparken diğer taraftan halen varlığını sürdürdüğünü çok sayıdaki bulgu ile ortaya koyduğumuz darbe tehlikesine karşı o kesimi yumuşatmaya çalışıyor. (21)

TSK´DAKİ İSTİFALAR

Başbakan´ın farklı tavırlarının nedenine dair son ve ilginç bir yorum da, Zaman´da bugün yazısı yayınlanan Joost Lagendijk´den geldi. Yazısında yukarıda belirttiğimiz ihtimalleri de dile getiren Lagendijk, hatırlanacağı gibi Hollanda YeşilSol partisinden Avrupa Parlamentosu üyesi (Yeşiller parlamento grubu) bir Hollandalı siyasetçidir. AP Dış İlişkiler Komitesi üyesi ve Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu´nun 2004´den bu yana eşbaşkanıdır. “Hasta bir general niye ziyaret edilir?” başlıklı yazısının bir bölümünde Lagendijk şöyle diyor:

“Başbakan Tayyip Erdoğan emekli general Ergin Saygun´u hastanede ziyaret etti. Erdoğan, daha 2007´deyken kendisini alaşağı etmek için uğraşan, yeminli düşmanlarından birine niye birdenbire merhamet göstersin? Bazılarına göre, bu ziyaret, son derece sembolik bir siyasî af olarak okunmalı. Erdoğan, Saygun ve diğer darbeci generalleri affetmeye istekli olduğunu gösterdi ki, bu, eski düşmanlarını tarafsız hale getirmeye yönelik hesaplı bir manevraydı ve Kürt meselesini çözme çabalarının ordu tarafından engellenmemesini garantiye alacaktı. Financial Times, Erdoğan´ın daha önce dile getirdiği yüzlerce subay ve eski subayın hapiste olmasının Türkiye´nin askerî kapasitesini zayıf düşürdüğü korkusu ve toplu davaların yavaş ilerlemesinden duyduğu rahatsızlık ile bağlantı kurdu. FT´nin son dönemdeki bazı yüksek rütbeli subay istifalarına atıf yapması, kısa bir süre önce, kuvvet komutanlarının sabırlarının tükenmekte olduğunu Erdoğan ve Gül´e net biçimde dile getirdiklerine dair söylentileri doğrular gibi. Dolayısıyla Saygun ziyareti, Erdoğan´ın bu tehditlere yanıtı olarak yorumlanmalı: Mesajı aldı ve kimisi yıllardır nihai hükmü bekleyen generallerin mümkün olduğu kadar çabuk hapisten çıkmaları için elinden geleni yapacak.

Bu saklı vaat bizi anlamlı gözüken bir başka izaha götürüyor. Başbakan bu hafta kendisine sunulacak dördüncü yargı reformu paketini kabul ederse, bunun sonucunda, binlerce değilse bile yüzlerce mahkûm derhal salıverilecek. Bunlara ordudan onlarca Ergenekon ve Balyoz zanlısı kadar, KCK davası kapsamında tutuklanan yüzlerce Kürt aktivist ve gazeteci de dahil. Bu kadar çok Kürt´ün serbest bırakılması Kürt milliyetçiler tarafından memnuniyetle karşılanacak ve büyük ihtimalle, hükümetin bu bahar PKK ile anlaşmaya varmaya yönelik geniş çaplı çabalarının bir parçası olacak. Gelgelelim bu, Türk milliyetçilerinin çoğunun hoşuna gitmeyecek. Erdoğan, bu arada orduyla ısınma turlarına girerek, tüm taraflara eşit mesafede olduğunu göstermeye çalışıyor ve milliyetçi şer hislerin yakın gelecekte şiddete ya da sandıkta sorulacak hesaba dönüşmesini önlemek istiyor.

Şahsen ben, Erdoğan´ın Saygun´a elini uzatmasını, 2011´den beri Başbakan ile ordu arasındaki ilişkilerde genel yumuşama halinin bir parçası olarak görme eğilimindeyim. AKP´nin üçüncü seçim zaferinin ardından Erdoğan kadar ordu da biliyordu ki, eski askerî vesayet günleri çok geride kaldı ve bir daha geri dönmeyecek. Ordu AKP´nin üstünlüğünü kabul etti ve bunun karşılığında Erdoğan da, ordunun geriye kalan prestij ve nüfuzunun mümkün olduğunca çoğunu kurtarma çabasında işbirliği yaptı. Bu da Uludere olayının niye doğru düzgün soruşturulmadığını, yoldaki bir dizi demokratik reformun niye asla kurumsallaşmadığını açıklıyor. Savunma bütçesinin Meclis denetimine alınması hâlâ garanti değil ve askerî harcamalar da Sayıştay tarafından incelenmekten, ancak AKP´nin Meclis çoğunluğunu kullanarak, orduyu böylesi kamuya hesap vermelerin dışında tutmasının ardından Anayasa Mahkemesi´nin müdahalesiyle kurtuldu... Reform karşıtı, statükocu sivil-asker uyumu demokratları endişeye sevk etmeli.” (22)

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(1) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=5101 4598

(2) sabah.com.tr/Yazarlar/ilicak/2013/02/12/izmir-tezghi-ve-fislenen-hkimler

(3) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5113

(4) yirmidort.tv/politika/basbakan-sansursuz-ozelde-sorulari-yanitladi-h24215.html

(5) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5093

(6) yg.yenicaggazetesi.com.tr/habergoster.php?haber=80789

(7) dha.com.tr/bu-dalgalarda-ulke-bogulur_309610.html

(8) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5021

(9) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=495 481

(10) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4588

(11) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5023

(12) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=5101 4598

(13) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=4598 4667 5023

(14) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=4596 4580 4572 4115

(15) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5101

(16) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5101

(17) cumhuriyet.com.tr/?hn=365412

(18) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=mi.xox.tkriz

(19) sabah.com.tr/Yazarlar/ilicak/2013/01/29/infaz-erteleme

(20) gundem.bugun.com.tr/referandum-bdp-ile-de-olabilir-haberi/221965/

(21) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5101

(22) zaman.com.tr/dis-haberler/hasta-bir-general-niye-ziyaret-edilir_2053145.html

ÜLKETV HABER BÜLTENİ BÖLÜM 1

(13 Şubat 2013, 22:32)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Tarih kimi affetmez?

Özel Harp başbakanları korkutuyor

Moral orduya lazım, yargıya değil

Başbakan´a şantaj mı yapılıyor?

ÜlkeTV´deyiz: Özel Harp ve Arınç

BÖLÜM 2

Flaş!!! Yeni kitabımız: Arınç suikasti

Arınç´a suikast iddiası ve kozmik arama manşetlerimiz

2007 kaos süreci Özel Harp işi

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

Tedavülden kalkan 100bin Meclis´te

TBMM: 100 bin özel harpçi var

TBMM: Derin güçler aktif

TBMM: Terör Özel Harp işi

Flaş!!! Özel Harp ve Ergenekon bombaları kardeş

İşte kontrgerilla.com´un da katkı sunduğu Özel Harp Dairesi konulu TBMM raporu

Başbakan´ın telefon görüşmesini yayınladılar

Ergenekon dinliyor, Aydınlık yayınlıyor

Kontrgerilla Medyası

Ergenekon Aydınlık´ta: Yeni belgeler

Koşaner´in ses kaydı mahkemede

Ergenekon soruşturma sürecindeki ses kayıtları

Ses kayıtları, parmak izi ve ıslak imza gibi doğrulanabilir mi?

ERGENEKON´UN HENÜZ ORTAYA ÇIKARTILAMAYAN YEDEK (İDHAR) KADROLARI

Savcılar Ergenekon ´İdharı´nın peşinde

Gölcük´teki çuvallar devede kulak: Savcılar iz peşinde

Ergenekon davası gerekli mi?

Ergenekon henüz çökertilemedi

Su uyur cuntacı uyumaz: İşte ispatı

Ergenekon hala diri, Bakıcı kaçabildi

7. iddianame: Ergenekon hala faal

Ergenekon hala aktif: Planları çökünce yenisini yapıyorlar

Ses kaydı: Yeni darbe hazırlığı

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5121    yazdır/print


 

Özel Harp başbakanları korkutuyor

Başbakan Erdoğan´ın komutanların tutukluluğunu eleştirmesi kamuoyunda şaşkınlıkla karşılandı. ´Elinde delilin varsa ver kararı bitsin bu iş, uzatmanın alemi ne´ gibi hiçbir şekilde tevil edilemeyecek bir ifade kullanan Erdoğan´da aslında bir süredir benzer tavırlar gözleniyor. Başbakanın ofisine kadar girilip dinleme cihazları yerleştirilmesi olayının da gösterdiği gibi bir güç Başbakanın sürekli ensesinde. İddialara göre Başbakan´a şantaj yapılıyor. Yine iddialara göre eski başbakanlar Ecevit ile Özal´ı korkutan güç Erdoğan´ı da korkutuyor.

29.01.2013 17:23 Başbakan Erdoğan geçtiğimiz günlerde Kanal 24´te, askerlerin yargılanmasını kastederek bu hususun terörle mücadeleyi zaafa uğrattığını söyledi. (1) Elinde delilin varsa ver kararı bitsin bu iş, uzatmanın alemi ne gibi hiçbir şekilde tevil edilemeyecek bir ifade kullanan Erdoğan yargıya açıkça baskı yaptı. Kamuoyu gibi Balyoz ve Ergenekon sanıklarının çevrelerinde de şaşkınlığa yol açtı.

Balyoz soruşturmasını hatırlarsak, 2010´da çok sayıda muvazzaf subayı içeren toplu gözaltı operasyonları İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin´in devreye girmesi ile yarım kalmıştı. Kamuoyunda tepkiye neden olan bu şok müdahale için Engin´in gerekçesi ilginçti: Türkiye bunu kaldıramaz, terörle mücadele zafiyete uğrar. Engin, devletin al-i menfaatleri için gözaltıları durdurduğunu bu sözlerle açıkladı. (2) Ancak bu müdahale kamuoyunda büyük tepkiye neden oldu. Bir başsavcının bu gerekçeyle gözaltıları durdurma yetkisine sahip olmadığı hukukçular tarafından dile getirildi. Açıkça skandal yaşanmıştı. Ancak Başbakan´ın şu an yaptığı ile Başsavcı Engin´in yaptığı arasında bir fark yok. O yanlışsa diğeri de yanlış. O doğruysa diğeri de doğru.

Başbakan 28 Şubat soruşturması savcılarına da baskı yapmış, işi uzatmanın alemi yok diyerek şunları kaydetmişti: 28 Şubatla ilgili bir süreç işliyor, ancak böyle ´1. dalga, 2. dalga, 3. dalga, 4. dalga´ falan bunlar toplumun huzurunu doğrusu kaçırıyor. Bundan bizler de ciddi anlamda rahatsızız. Atılması gereken adımlar atılır, biter geçer. Ama bu dalgalar arka arkaya geldikçe bu dalgalarda kusura bakmasınlar da ülke boğulur. Bu kadar bu iş uzatılmamalı. (3) Peşpeşe gelmekte olan operasyon dalgalarının bu açıklamanın ardından kesildiği görüldü.

Yine Başbakan Erdoğan, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ´un terör örgütü yöneticiliği ile suçlanmasını hazmedemediğini ikide bir dile getirmekte. Son olarak bir kaç gün önce Kanal 24 TV´deki açıklamalarında bahsetti. (4) Önceki gün yayınlanan bir haberimizde Ergenekon sanığı İbrahim Şahin´in Genelkurmay´da 1258 saat kaldığının ortaya çıktığını aktarmıştık. (5) Haberde, Şahin´in bizzat Başbuğ´dan çeşitli emirler aldığına dair çok sayıda telefon görüşmesinin mahkemede dinletildiği de belirtiliyordu. Erdoğan´ın yargıya açıkça baskı yapması, Mahkeme onu nasıl terör örgütü yöneticiliği ile suçlar, Delilin varsa hemen hüküm ver yoksa uzatmanın alemi yok gibi tuhaf cümleler sarfetmesi ve Başbuğ´un avukatlığına soyunması kamuoyunda yine şaşkınlıkla karşılanmakta.

Hükümetin şok edici bir girişimle ses kayıtlarının haberleştirilmesini 02 Temmuz 2012´de Meclis´ten geçirdiği bir yasa ile yasakladığını da bu bağlamda hatırlatalım. Sapla samanın birbirine karıştırıldığı bu girişim ile habercilik kısıtlanmış, hükümet adeta ayağına kurşun sıkmıştı. Oysa bir çok darbe hazırlığı ve yasadışı girişimler internete sızan bu ses kayıtlarıyla ortaya çıkarılmış, çok sayıda soruşturma açılmıştı. Geçtiğimiz haftalarda da Ergenekon davasına bakan mahkemenin talebi üzerine, internete sızan bu kayıtlardan emekli ya da muvazzaf çeşitli general ve subaylara ait olanların çözümleri mahkemeye gönderildi. 17 kişiye ait olan bu kayıtların bir davada dikkate alınması dahi ses kayıtlarının haberleştirilmesinin yasaklanmasının ne kadar yanlış bir girişim olduğunu göstermeye yeterli olsa gerek. (6)

İşte sıraladığımız bu şaşırtıcı tavırlar, Başbakan´ın ne yapmaya çalıştığı sorusunu sorduruyor. PKK terörünü ortadan kaldırmak için bir taraftan örgütle görüşmeler yapılırken diğer taraftan halen sürdüğünü çok sayıdaki bulgu ile ortaya koyduğumuz darbe tehlikesine karşı o kesimi yumuşatmaya mı çalışıyor? Daha yakın zamana kadar orduda komuta zaafı yok, gidenlerin yeri doldurulur denilirken şimdi en üst düzeyde Başbakan´ın ağzından bu zaafın dile getirilmesi şaşırtıcı değil midir? Elinde delil varsa bir an önce kararını ver, uzatmanın alemi yok cümlesi nasıl bir cümledir? Bu açıklamalar, yargıya açık bir baskı değil midir?

Darbe tehlikesinin halen sürdüğünü çok sayıdaki somut bulgularla göstermiştik (7). Özellikle Genelkurmay Karargahında yakın aylarda yapıldığı anlaşılan çok gizli bir toplantıya ait ses kaydı şok edici içerikteydi. Bir darbe hazırlığının halen sürdüğünü kanıtlıyordu. (8) Üzerine niye hala gidilmiyor, anlaşılır gibi değil.

Aslında Başbakan Erdoğan da bir kaç hafta önce derin devletin tamamen bitirilemediğini, bitmesinin de mümkün olmadığını açıkladı. Çalışma ofisinde çok sayıda dinleme cihazları bulundu. Hatırlanacağı gibi Başbakan´ın resmi görüşmeleri Ergenekon örgütünce medyaya sızdırılmıştı. Bu olay ve bulunan böceklerden hareketle, Başbakan´ın bir çok özel görüşmesinin de örgütün elinde olduğu düşünülebilir. Başbakan´ın koruma ekiplerinin son dönemde çok sık değişmesi de dikkat çekici.

Başbakan´ın yargıya açık baskısı ve şaşırtıcı açıklamaları kimilerine göre bir seçim yatırımı. Kimilerine göre ise başkanlık sistemine geçişte kamuoyu desteğini alma yatırımı. Bu kapsamda, yapılacak yasal değişikliklerle darbe hükümlülerinin affedilebileceği ya da hüküm infaz şartlarının hafifleteceği bugünlerde dile getiriliyor. (9)

Ancak bir ihtimal daha var. O da şantaj.. 05 Haziran 2012 tarihli Başbakan´a şantaj mı yapılıyor? (10), 03 Temmuz 2012 tarihli Ses kaydı haberlerine hapis (11) ve 26 Aralık 2012 tarihli Başbakanı dinleyen derin güç kim? (12) başlıklı haberlerimizde de dile getirdiğimiz gibi, çok sayıdaki somut bulgu Başbakan´a şantaj yapıldığını düşündürüyor. Bunu sadece bir ihtimal olarak dile getiriyoruz. Ancak dayandığımız çok sayıdaki somut bulguyu da gösteriyoruz.

Eski başbakanlar Bülent Ecevit ile Turgut Özal´ı korkutan gücün Başbakan Erdoğan´ı da korkuttuğu söylenebilir. Başbakan Ecevit Özel Harp Dairesi´ni 70´li yıllarda tesadüfen öğrenmiş ve kendi ifadesiyle dehşete kapılmıştı. Ecevit bazı ön hazırlıklardan sonra Daire´nin ´sivil uzantısı´nı ortadan kaldırmak ve bu Daire´yi dış etkilerden arındırmak, asli görevi ile sınırlamak üzere gereken adımları atmaya karar verdi. Ancak süreci tamamlayamadan muhalefete düştü. Sonra da konunun üzerini örtmeyi tercih etti. Neden örttüğünü de şöyle gerekçelendiriyordu: Bana, özsunuşta (brifingde) verilen bilgiler çok gizli olduğu için yeraltına kök salmış, adı sanı bilinmeyen kimselerden oluşan bir Örgüt´e karşı, muhalefette iken önlem alabilmemiz olanaksız olduğu için, hatta yapacağım açıklamalar üzerine, Kuruluş´un ´Sivil uzantısı´nda yer alanlardan bazılarının, korunma içgüdüsüyle, Ülkede çok tehlikeli tertiplere yönelebileceklerinden kaygı duyduğum için, o acı Devlet Sırrı´nı bir zehir gibi içimde saklamak zorunda kaldım. (13)

Başbakan Ecevit´e yönelik çok ilginç bir suikast girişimi ile Demirel´in haber verdiği bir başka suikast ihbarı olayları da yaşandı. 1977´de İzmir Çiğli havaalanında bir polis memuru tarafından düzenlenen saldırıda Ecevit´e ateş edildi. Saldırıda Ecevit´in yanında bulunan arkadaşı Mehmet İsvan bacağından yaralandı. Ecevit´in tüm çabasına karşı olay karanlıkta kaldı. Olayda kullanılan tengas adlı tabanca minik bir plastik füze atıyordu. Ecevit´in ifadesiyle olaylar şöyle yaşandı:

Arkadaşımız Mehmet İsvan´ı yaralayan silah, anlaşıldı ki balistikte çalışan uzmanların da görmediği, varlığından haberdar olmadığı son derece tehlikeli bir füze. Bacağının, dizkapağının içinde parçalanmış arkadaşımızın vücudunu zehirliyor. O füzenin parçalarını çıkarttı doktorlar. Bazı emniyet görevlileri ısrarla o parçaları doktorlardan almak istediler. Ama doktorlar vermemişler. Anlaşıldı ki güya bizi korumakla görevli bir polis, otobüsün yanı başında, onun silahından çıktı. Bizlerin ısrarlı takibi ve balistikte çalışan arkadaşların objektif çalışmaları sonunda ortaya çıktı. Evvela Türk polisinin elinde ve Türkiye´de böyle bir silah bulunmadığı iddia edildi. Sonra bu silahtan bulunduğu fakat bunun gizli olduğu, çok tehlikeli olduğu ortaya çıktı. Fakat yıllardır üstünde durduğumuz, izini sürmeye çalıştığımız halde ´kim o silahı vermiştir, nasıl vermiştir, bu kadar gizli bir silah, nasıl bir koruma görevlisine verilebilir´, bütün bunlar ortaya çıkmadı ve bir noktadan sonra izler kayboldu. O polis de kurtuldu göz göre göre, olaydaki rolüne rağmen. Bu olay bende Özel Harp Dairesi çağrışımı yaptı.

Haziran 1977 seçimlerinden birkaç gün önce Süleyman Demirel´in kendisine, CHP´nin Taksim´de düzenleyeceği bir miting sırasında Sheraton Oteli´nin çatısından ateş açılacağına ilişkin bir mektup gönderdiğini anımsatan Bülent Ecevit, 1978 yılında iktidara gelince bu konuyu araştırdığını söyledi. Ecevit sözlerini şöyle sürdürdü: Ben 1978´de hükümeti kurduğumda, merak ettim, dosyalardan arattım, neye dayanarak Sayın Demirel bana bu uyarıyı yaptı diye. İmzasız, antetsiz, üzerinde hiçbir örgütün işareti bulunmayan bir kağıt getirildi. Orada bu bilgi veriliyor. Ne Emniyet Müdürlüğü, ne MİT, hiçbir şey. Ve görünüşe göre sorulmamış da kim verdi bu bilgiyi diye. Ve bizim öğrenmemiz de mümkün olmadı. Ve bu da bende gene Özel Harp Dairesi çağrışımı yaptı. (14)

Diğer bir Başbakan Turgut Özal, kendisine 1987 yılında parti kongresinde düzenlenen suikast girişiminden yaralı olarak kurtuldu. Özal´a suikast girişiminde bulunan kişi Afyon Dazkırı´da Ülkü Ocakları 2. başkanlığı yapmış olan Kartal Demirağ idi. Suikast olayını soruşturan savcı Uğur Tönük, Afyon Dazkırı´da bir kontrgerilla kampının varlığını keşfetti. Orada eğitim aldığı ortaya çıkan Demirağ sağcı militandı. Savcı Uğur Tönük bu ve bazı ek bilgilere ulaşınca iki general tarafından çağrıldı ve ´Devam etmeyin başınız ağrır´ diyerek uyarıldı. Bu generallerden birisi Özal Harp Dairesi´nin komutanlarından Sabri Yirmibeşoğlu idi. Yine o günlerde Savcı Tönük´in kızı kaçırıldı. Savcı soruşturmadan çekildi. Özal da soruşturmanın daha ileriye götürülmemesi için talimat verdi. Olay kapandı. Yakınlarının ifadelerine göre, cumhurbaşkanlığına hazırlanan Özal sorun çıkmasını istemiyordu. O yüzden dosyanın kapatılmasını istedi. Buna karşı çıkan ve suikastin ardındaki güçlerle hesaplaşmak isteyen yakınlarını uyaran Özal şunları söylüyordu: Çocuklar çok gençsiniz. Hesaplaşmaya girersek ülke kaybeder, ülke karışır. Tehdit altındayım, önümüzdeki bir yılı atlatmamız lazım. Bizim bu olayı çözdüğümüzü bunu yaptıranlar biliyorlar. Tekrar girişimde bulunamazlar. Can güvenliğinizin teminatı benim. Dertleri beni tasfiye etmek. 292 vekil bunların gözlerini korkuttu. Anayasayı değiştireceğimizi düşünüyorlar. Bu işi unutun ve sakin olun. Bu bir yıl içinde bunlarla kavgaya girersek, kaybederiz. Bunları söyleyen Özal cumhurbaşkanı iken makamında hayatını kaybetti. 1993 yılında O ve ona bağlı bir çok komutan ve sivil şahıs peşpeşe hayatlarını kaybetti. (15)

Ergenekon örgütü, buzdağının üzerindeki kısım. Asıl örgüt ise işte bu örneklerde de görüldüğü gibi Özel Harp Dairesi.. Ecevit ve Özal´ı korkutan güç işte bu Daire.. (16)(17)

Biraz daha detaya girelim. 2009 sonunda Başbakan yardımcısı Bülent Arınç´a suikast iddiası üzerine başlatılan soruşturma, Özel Harp Dairesi´nde (ÖHD) 1 ay süren kozmik aramalarla derinleşti. (18) Türkiye bu gelişmelerle sarsıldı. 3 ay sonra Ankara´da esrarengiz bir kamyon ihbar üzerine durduruldu. (19) Özel Harp Dairesi´ne ait olduğu ortaya çıkan kamyon 954 adet el bombası ile doluydu. O kamyondaki el bombalarının seri no´ları kayda alındı ve kamyon serbest bırakıldı. Kriminal inceleme sonuçları sarsıcı çıktı. 954 bombadan 317 tanesinin Ergenekon soruşturmaları ile 54 adet terör olayında ele geçirilen el bombalarıyla seri ve kafile no benzerliği tespit edildi. (20) Özel Harp yetkililerinin kamyon yakalandığındaki açıklamalarına göre o bombalar yeni seri numara basımına götürülüyordu. Bunun bir anlamı, izlerin silineceği idi. Bu şok durumu, o zamanki haberlerimizde ´nereye terör lazımsa oraya bomba temin edilir´ diyerek ifade etmiş, şaşkınlığımızı belirtmiştik. 317 bomba olayı da soruşturulmadı.

O günlerde başka ilginç gelişmeler de yaşandı. Özel Harp Dairesi´nin üzerine gidilmeye neden olan Arınç´a suikast soruşturmasının ardından İzmir, Selendi, Edirne, Erzincan, Kars, Tire, Kırklareli, Trabzon, Muğla, İnegöl ve Hatay Dörtyol gibi bazı il ve ilçelerde meydana gelen karışıklıklar dikkat çekiciydi. (21) Bir örnek olarak, Edirne´de 5 DHKP-C´linin tutuklanmasının ardından gerginlik yaşandı. (22) Ergenekon´a taşeronluk yapmakla suçlanan ve Derin-Sol olarak da nitelendirilen (23) bu örgüte mensup bir grup DHKP-C´li şehre girip basın açıklaması yaptıkları sırada linç girişimiyle karşılaştı.

Geçtiğimiz günlerde Ergenekon davasına bakan mahkeme, talep üzerine Malatya Zirve Katliamını soruşturan savcılığa ilginç bir belge gönderdi. Belgede Özel Harp Dairesi´ne bağlı bazı subayların DHKP-C ile ortak eylemler yürüttüğü belirtiliyor. (24)

Edirne´deki olayda sadece Derin-Sol örgütü yer almadı. Bu örgüt mensuplarına yönelik lince katılanların arasında da bazı derin kişiler tespit edildi. Günler öncesinden alarma geçen Edirne polisinin yaptığı kimlik kontrollerinde, şehir dışından gelen bazı kişilerin askeri istihbaratçılar ve emekli askerler oldukları belirlendi. Edirne emniyeti provokasyon ihtimali üzerinde durdu. Bu endişeye Türk Ocakları da katıldı. Basında olayların arkasında Özel Harp Dairesi´ne bağlı yarı sivil ordu mensuplarının olduğu iddia edildi. Bu yarı-sivil gücün kozmik odada inceleme başlatıldığını görünce operasyonel olarak harekete geçmiş olabileceği söylendi. Siyaset bilimciler yeni provokasyonlar için uyardı. Bu uyarıları doğrularcasına 2010 boyunca yukarıda belirttiğimiz il ve ilçelerde toplumsal kışkırtma olayları meydana geldi.

Özel Harp Dairesi´nin 100 bin sivil üyesinin varlığı iddiası kurucusu Emekli Albay İsmail Tansu´ya bile abartılı gelmişti. Tansu, “Rakamı duyunca neredeyse aklım duracak. Mütemadiyen uyduruyorlar. Türkiye´deki tüm kötü işleri bu dairenin üzerine atıyorlar. Bu daire yasal olmayan bir işi yapmaz. Daire, kendi vazifesinin dışında örgüt kurmakla görevli değil... 150 bin kişinin ise bulunduğunu sanmıyorum” diye konuşmuştu. (25) Açıkçası yüzbinli rakam bize dahi abartılı geliyordu. Ancak geçtiğimiz haftalarda Genelkurmay´ın Meclis komisyonuna gönderdiği 100 bin kişilik üye listesi doğrusu bizi de şok etmiş oldu. (26)

Bu Daire ile ilgili bu sitede çok şeyler söylendi. (27) Başbakan Ecevit ile diğer yetkililerin açıklamaları ve bu daireden korkuları bir bir aktarıldı. (28) Genelkurmay´ın gönderdiği liste işte bu iddiaların ne kadar ciddi olduğunu doğruluyor. Yine Komisyona Özel Harp mensuplarından gelen ihbar mektupları iddiaların sanılandan da ciddi ve dehşet verici olduğunu gösteriyor. (29)

Somut bulgulardan hareketle edindiğimiz kanaate göre Cumhurbaşkanı Turgut Özal makamında bu daire tarafından zehirlenerek öldürüldü. 19 yıl sonra açılan mezarından çürümeyen cesedi çıktı. Adeta otopsiyi beklemişti. Otopsi sonrası ceset hızla çürümeye başladı. Yapılan otopside vücutta 4 zehir bulundu. Bu zehirlerden radyoaktif olan iki tanesinin Özel Harp tarafından Özal´a verildiğinin, otopsiden 9 ay önceki bir tanık ifadesinde belirtildiği ortaya çıktı. Peşpeşe gelen bu şok gelişmeleri bir başka şok izledi. Otopsi sonucuna göre, ´Vücutta zehirler bulundu ama Özal´ın zehirlendiği tespit edilemedi!.´ T.C.´nin 1 no´lu şahsı Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın zehirlendiğinin örtbas edildiğini gösteren güçlü bulgular var. (30) Kamuoyunda oluşan kanaat bu. Özal´a başbakanken düzenlenen suikast soruşturması da Özel Harp tehdidiyle örtbas edilmişti. (31) Örtbasın derin devletin refleksleriyle alakalı olabileceği, devletin Ecevit ve Özal´ı da korkutan çok büyük bu örgütle yüzleşmeyi göze alamayacağı için gerçekleri örtbas etmeye göz yumacağı söyleniyor.

1990 sonunda İtalya´da patlayan Gladio skandalı gösterdi ki, tüm NATO ülkeleri bu teşkilata üye olurken gizli bir antlaşma ile muhtemel bir Sovyet işgaline karşı hazırlık amacıyla bu dairelerin kurulmasını kabul etti. Daire mensuplarına terör, kaos ve karışıklık çıkarma yöntemleri öğretildi. Gladio skandalı sonrası tüm Nato üyeleri bu dairelerin varlığını ve teröre bulaştığı iddialarını kabul etti.

Bir tek Türkiye hariç. Bu Daire´nin gizli bile olsa bir devlet anlaşmasıyla kurulmuş olması.. Daire´nin Kıbrıs savaşında Türk direniş hareketini başarıyla örgütlemiş olması.. Daire´ye üye yüzbin sivil üye ile askeri mensuplarının varlığı.. İşte bu ve belki başka olgular bu daireyi dokunulmaz kılıyor, üzerine gidilmesini ve tasfiyesini güçleştiriyor olabilir.

Başbakan´a yönelik gizli dinleme ve olası şantaj girişimlerinin arkasında Ergenekon örgütlenmesinin, daha güçlü bir olasılık olarak da onun daha üstünde yer aldığını söyleyebileceğimiz ´kontrgerilla´ denilen Özel Harp Dairesi´nin (ÖHD) bulunduğunu söyleyebiliriz. Özal´ın etrafındaki tehlikeli çemberin Başbakan´ın etrafında bulunmadığını söylemek mümkün değildir. Başbakan´a yönelik çok sayıda suikast girişimi ortaya çıkarıldı. Atabeyler mangası Özel Harpçi subayların yer aldığı ilk suikast girişimi olayı değildi. 4x4´lük suikast planı olmasına karşın dava çok ilginç şekilde örtbas edildi. Tanksavar roketiyle Başbakanın uçağının düşürülmesi planı da yine Ergenekon soruşturması kapsamında soruşturulan diğer suikast girişimlerinden birisiydi. Başbakanın koruma polislerinin son dönemde sık sık değiştirilmeye başlandığını da hatırlayalım. Her önleme karşın Başbakanın ofisine girebilen bu güçler çok sayıda gizli dinleme aygıtını yerleştirmeyi de başarabiliyor. Bunlar ortaya çıkarılabilenler.. Muhtemeldir ki henüz tespit edilemeyen başka cihaz ve tehditler de var.

Ergenekon´un halen faaliyette olduğu biliniyor. Geçtiğimiz aylarda Malatya Zirve katliamının ardında da bu örgütün bulunduğu somut delillerle iddia edildi. (32) Savcının hazırladığı iddianame kabul edilerek dava açıldı. Davayla ilgili hazırlanan 19 sanıklı ek iddianamede halen Ergenekon sanığı olarak tutuklu yargılanmakta olan Emekli Orgeneral Hurşit Tolon´un, Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği görevini yürüttüğü 1993 yılında, Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekât Dairesi (TUSHAD) isimli gizli bir yapılanmayı kurduğu ve Ergenekon terör örgütünün talimatları doğrultusunda eylemler yaptığı ileri sürülüyor. Yine iddianameye göre Tushad isimli Ergenekon hücresi, Özel Harp Dairesi mensuplarından meydana gelmekte. Bu iddiaları doğrulayan çok sayıda yeni delil, dava sanığı bir binbaşının akrabası tarafından mahkemeye teslim edilen harddiskten çıktı. (33) Yine diğer bir yeni delil İstanbul´daki Ergenekon davasına bakan mahkemeden Malatya savcılığına gönderildi. (34)

Tekrar hatırlatmak gerekirse Ergenekon bağlantılı Aydınlık davasında yargılanan sanıkların, Başbakan´ın gizli görüşmelerini kaydettikleri ve bir kısmını Aydınlık gazetesinde yayınladıkları ortaya çıkmıştı. Bu yeteneğe sahip olan Ergenekon örgütünün elinde başka kayıtların da olabileceği akla geliyor. (35)

Geçtiğimiz aylarda ortaya çıkan Hasdal cezaevinde tutuklu yatan bazı generallerin ses kayıtlarında, ellerinde hükümetle ilgili dosyalar olduğunu belirttiklerini de bu noktada hatırlatalım. Bu ifadeler de şantaj şüphesini güçlendiriyor. 24 Mayıs 2012 tarihinde medyaya yansıyan ses kaydında şu ifadeler yer alıyordu: Bir iki aya kadar da ve bilgiler de gelen bilgiler de emareler de o yönde. Bir yasa tasarısı gündemde. O yasayla bizi çıkaracaklar. Bu ülke ya ekonomik krizle ya bir iç savaşla kendine gelecek. Bu iki seçenekten bir tanesi kapımızı çalacak. Ondan sonra dönüş yolu orada başlayacak. Ki başbakan hakkında da yani onların da sıkıntıları var. Onlar da bir zaman gelip o dosyaları çıkacak. Yani bir değil on değil. Onların çıktığı anda dibe vuracaklar. (36)

İşte detaylı şekildeki yukarıda aktardığımız hepsi birbiriyle örtüşen bu bulgular, akıllara bazı soruları getiriyor:

- Başbakan ne yapmaya çalışıyor? PKK terörünü ortadan kaldırmak için bir taraftan örgütle görüşmeler yapılırken diğer taraftan halen varlığını sürdürdüğünü çok sayıdaki bulgu ile ortaya koyduğumuz darbe tehlikesine karşı o kesimi yumuşatmaya mı çalışıyor?

- Daha yakın zamana kadar orduda komuta zaafı yok, gidenlerin yeri doldurulur denilirken şimdi en üst düzeyde Başbakan´ın ağzından bu zaafın dile getirilmesi şaşırtıcı değil midir?

- Elinde delil varsa bir an önce kararını ver, uzatmanın alemi yok cümlesi nasıl bir cümledir? Bu açıklamalar, yargıya açık bir baskı değil midir?

- Başbakan´ın yargıya açık baskısı ve şaşırtıcı açıklamaları kimilerinin dediği gibi bir seçim yatırımı mı? Yoksa başkanlık sistemine geçişte kamuoyu desteğini alma yatırımı mı?

- Birileri açığını ya da ayıbını yakaladığı Başbakan´a şantaj mı yapıyor? Hükümet bundan dolayı mı sürekli geri adım atıyor?

- Eski başbakanlar Bülent Ecevit ile Turgut Özal´ı korkutan gücün Başbakan Erdoğan´ı da korkuttuğu söylenebilir mi?

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(1) yirmidort.tv/politika/basbakan-sansursuz-ozelde-sorulari-yanitladi-h24215.html

(2) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=1707 1706 1705 1699 1696

(3) dha.com.tr/bu-dalgalarda-ulke-bogulur_309610.html

(4) yirmidort.tv/politika/basbakan-sansursuz-ozelde-sorulari-yanitladi-h24215.html

(5) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5093

(6) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5021

(7) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5023

(8) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4588

(9) sabah.com.tr/Yazarlar/ilicak/2013/01/29/infaz-erteleme

(10) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4598

(11) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4667

(12) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5023

(13) yenisafak.com.tr/yazarlar/?i=20361&y=AbdullahMuradoglu

(14) cumhuriyet, 17 Kasım 1990

(15) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=4636 3904

(16) youtube.com/watch?v=7MjQxoIlGuo

(17) youtube.com/watch?v=5xHM5xjc-Y8

(18) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=bulent-arinc-suikast

(19) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=1596

(20) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2054

(21) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2045

(22) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=1312

(23) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=5031 4726 4553 4391 2526 2461 2343

(24) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5099

(25) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=1317

(26) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5033

(27) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=Ö.xox.HD

(28) kontrgerilla.com/OHD.asp

(29) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=5072 5057 5055

(30) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=5091 4996 4992 4989 4987 4973 4969 4961 4960 4930 4921 4918

(31) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3904

(32) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4645

(33) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=5098 5097 4985

(34) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5099

(35) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=4667 4598

(36) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=4596 4580 4572 4115

ÜLKETV HABER BÜLTENİ CANLI YAYIN BÖLÜM 1

(29 Ocak 2013, 17:23)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

ÜlkeTV´deyiz: Özel Harp ve Arınç

BÖLÜM 2

Flaş!!! Yeni kitabımız: Arınç suikasti

Arınç´a suikast iddiası ve kozmik arama manşetlerimiz

2007 kaos süreci Özel Harp işi

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

Tedavülden kalkan 100bin Meclis´te

TBMM: 100 bin özel harpçi var

TBMM: Derin güçler aktif

TBMM: Terör Özel Harp işi

Flaş!!! Özel Harp ve Ergenekon bombaları kardeş

İşte kontrgerilla.com´un da katkı sunduğu Özel Harp Dairesi konulu TBMM raporu

Cumhurbaşkanlığı sürecinde kışkırtmalar

Başbakan´a şantaj mı yapılıyor?

Başbakan´ın telefon görüşmesini yayınladılar

Ergenekon dinliyor, Aydınlık yayınlıyor

Kontrgerilla Medyası

Ergenekon Aydınlık´ta: Yeni belgeler

Koşaner´in ses kaydı mahkemede

Ergenekon soruşturma sürecindeki ses kayıtları

Ses kayıtları, parmak izi ve ıslak imza gibi doğrulanabilir mi?

ERGENEKON´UN HENÜZ ORTAYA ÇIKARTILAMAYAN YEDEK (İDHAR) KADROLARI

Savcılar Ergenekon ´İdharı´nın peşinde

Gölcük´teki çuvallar devede kulak: Savcılar iz peşinde

Ergenekon davası gerekli mi?

Ergenekon henüz çökertilemedi

Su uyur cuntacı uyumaz: İşte ispatı

Ergenekon hala diri, Bakıcı kaçabildi

7. iddianame: Ergenekon hala faal

Ergenekon hala aktif: Planları çökünce yenisini yapıyorlar

Ses kaydı: Yeni darbe hazırlığı

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5101    yazdır/print


 

Casusluk iddianamesi kabul edildi

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen askeri casusluk operasyonu soruşturmasında 357 sanık hakkında hazırlanan iddianame İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesi´nce kabul edildi.

22.01.2013 13:28 İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı´nın, ´gizli belge ve bilgi bulundurma´ soruşturmasına ilişkin hazırladığı iddianame kabul edildi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı´nca fuhuş yaptırılan kadınlar aracılığıyla yüksek rütbeli askeri personelin uygunsuz görüntülerini çektikleri, bu görüntülerle şantaj yaparak bazı askeri bilgileri elde ettikleri iddia edilen suç örgütüne yönelik başlatılan soruşturmada iddianame, 15 gün önce tamamlanıp ilgili mahkemeye gönderilmişti. Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 10. maddesiyle görevli Cumhuriyet Savcısı Zafer Kılınç tarafından hazırlanan yaklaşık 2 bin sayfalık iddianame, İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesi´nce kabul edildi. Soruşturma kapsamında bugüne kadar çoğunluğu emekli ve muvazzaf asker 93 kişi tutuklanmış, çok sayıda kişi tutuksuz yargılanmak üzere bırakılmıştı. Tutuklular arasında 1 travesti ve 19 kadın ile Marmaris´te marina işletmeciliği yapan bir işadamı da bulunuyor.

NASIL BAŞLAMIŞTI?

İzmir merkezli olayda ihbar üzerine başlayan ve yaklaşık iki yıl süren araştırmaların ardından Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin düzenlendiği operasyonun Mayıs (2012) ayındaki ilk dalgasında, askeri belgelerin evlerinde çıktığı şebekenin fuhuş kanadı lideri olduğu öne sürülen Denizli Pamukkale Üniversitesi öğrencisi 25 yaşındaki Narin K. ile Marmaris´teki marinanın sahibi işadamı Bilgin Özkaynak tutuklanmıştı.

6 GÖZALTI DALGASI YAŞANDI

Bu operasyonları peşpeşe 5 operasyon dalgası daha takip etti. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı´nca ´fuhuş yaptırılan kadınlar aracılığıyla yüksek rütbeli askeri personelin uygunsuz görüntülerini çektikleri ve bunlarla şantaj yaparak bazı askeri bilgileri elde ettikleri´ iddia edilen suç örgütüne yönelik başlatılan soruşturma kapsamında düzenlenen toplam 6 operasyon ve gözaltı dalgasında, çok sayıda kişi gözaltına alındı. Soruşturma kapsamında en üst rütbeli subay olarak Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Koramiral Veysel Kösele 15 Eylül 2012´de tutuklandı ve itiraz üzerine 25 Eylül´de tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Edindiğimiz son bilgilere göre soruşturma kapsamında halen 92 kişi tutuklu bulunuyor. Bu tutukluların, 1 travesti ve 19 kadın ile Marmaris´teki marinanın sahibi işadamı Bilgin Özkaynak´ın da aralarında olduğu 21 sivil dışındakileri emekli ve muvazzaf askerlerden oluşuyor.

DAHA ÖNCE İSTANBUL´DA AÇILMIŞ OLAN FUHUŞ VE CASUSLUK DAVASI SONUÇLANMIŞTI

2012 yılı Mayıs ayında İzmir merkezli olarak başlatılan bu ´Fuhuş ve askeri casusluk´ soruşturması dışında 2010 yılında Ergenekon savcısı Fikret Seçen tarafından İstanbul´da başlatılmış olan bir başka soruşturma daha yürütülmüştü. Bu soruşturma kapsamında ise 61 kişi gözaltına alınmıştı. İstanbul´da 2010 yılının Nisan ayında 155 Polis ihbar hattına gelen bir e-maille başlayan fuhuş soruşturması yapılan teknik ve fiziki takiplerle birlikte casusluk soruşturmasına dönüşmüştü. Yapılan takipler neticesinde hücre tipi bir yapılanmayla örgütlenen bir grup muvazzaf ve emekli askerin, stratejik öneme sahip bilgi ve belgeleri fuhuş yoluyla tehdit ve şantajla elde ettikleri anlaşıldı. Açılan soruşturmada 61 kişi şüpheli olarak gözaltına alındı. Çoğu asker olmak üzere 56 kişi sanık olarak yargılandı. 234 kişinin bilgi sahibi olduğu gerekçesiyle ifadesi alındı. 71 kişi şikayetçi oldu. Dava sürecinde şikayetçi sayısı 10 kişiye kadar düştü. 02 Ağustos 2012 tarihinde sonuçlanan bu davada, tüm sanıklar ´casusluk ve fuhuş´ suçundan beraat ederken, Türkiye tarihinde ilk kez ´devletin güvenliğine ilişkin belgeler´ ile ´açıklanması yasak belgeleri temin etmek´ suçlarından ceza verdi. Sanıkların belgeleri kime sattıklarının tespit edilemediği gerekçesiyle casusluk suçunun tespit edilemediği açıklandı ve bu suçtan ceza verilmedi. Davanın en ilginç ayrıntısı hiç şüphesiz, ´gizli belgeleri temin eden bir örgütün var olduğu´nun mahkemece sabit görülmesiydi. Ancak yurtdışından kimlere belge sızdırıldığı konusu, yurtdışındaki şahıslara ulaşmak ve sorgulamak gibi diplomatik imkansızlıklar ya da benzer nedenlerle tespit edilemediği için casusluk cezası verilmedi. Sanıklar hafif cezalar aldılar. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

-Askeri casusluk iddianamesinde ilginç detaylar-

22.01.2013 19:24 İzmir´de aralarında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Koramiral Veysel Kösele´nin´de bulunduğu 88´i tutuklu 357 sanık hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı´nca yürütülen ´gizli belge ve belge bulundurma´ soruşturmasında hazırlanan iddianame 12´nci Ağır Ceza Mahkemesi´nce kabul edildi. Çete reisi olmakla suçlanan tutuklu işadamı Bilgin Özkaynak´a müebbet istenirken, tutuksuz sanık Koramiral Veysel Kösele hakkında ise ´suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, yasaklanan bilgileri temin etmek´ suçlamasıyla 6 yıla kadar hapis cezası istendi.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı´nca ´fuhuş yaptırılan kadınlar aracılığıyla yüksek rütbeli askeri personelin uygunsuz görüntülerini çektikleri ve bunlarla şantaj yaparak bazı askeri bilgileri elde ettikleri´ iddia edilen suç örgütüne yönelik başlatılan soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede, 88´i tutuklu 357 sanık hakkında 2 yıl ile müebbet arasında değişen hapis cezaları istendi. 196 müştekinin, 831 mağdurun bulunduğu ve bin 937 sayfa olan iddianame, Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 10´uncu maddesiyle görevli Cumhuriyet Savcısı Zafer Kılınç tarafından hazırlandı. Aynı kanunun ilgili maddesiyle görevli İzmir 12´nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamenin, mahkemece 15 günlük inceleme sürenin dolması ve kabul edilmesiyle, ilk duruşma için de tarih belirlenerek davanın görüşülmesine başlanması bekleniyor.

OPERASYON İHBAR MAİL´İ İLE BAŞLADI

İzmir Emniyet Müdürlüğü´ne gelen haleizmirhale-at-hotmail.com adresinden 10 Ağustos 2010 tarihinde gönderilen ihbar mailinde; İzmir´de özellikle üniversitede öğrenci genç kızları kandırarak zengin kişilere veya üst düzey bürokratlara para karşılığında pazarlayan bir çete olduğu, mensuplarının gözlerine kestirdikleri kızlarla önce arkadaşlık kurarak güvenlerini kazandıkları; daha sonra bir şekilde kızlarla birlikte oldukları, kızları ellerinde seks görüntüleri olduğunu belirterek, bu görüntüleri ailelerine ve internete vermekle tehdit ettikleri belirtildi. Böylece kızları kendilerine bağımlı hali getirdikleri, çetenin çok sayıda üst düzey tanıdıklarının bulunduğu ve bundan dolayı kimsenin kendilerine bir şey yapamadığı, çetenin içinde kadınların da bulunduğu ve bu kadınların takıldığı mekanlarda geç ve güzel kızları ağlarına düşürdükleri belirtildiği kaydedildi. Konuyla ilgili İzmir Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Ahlak Büro Amirliği tarafından yapılan araştırma sonucunda ihbarda adı geçen şahısların bazıları hakkında daha önce de örgüt kurmak, yönetmek, fuhuşa aracılık etmek ve insan ticareti suçlarından işlem yapıldığı, bunların birbirleriyle irtibatlı olarak faaliyetlerini sürdürdükleri, özellikle fizikleri düzgün ve güzel görünümlü üniversitede okuyan genç kızları kandırarak zengin veya üst düzey kişilere pazarladıkları yönünde bilgiler elde etti.

ÖRGÜT KAPSAMINDA TAKİP BAŞLATILDI

Bunun üzerine savcılık tarafından bu kişiler hakkında adı geçenlerin eylemlerinin örgütlü olarak fuhuş yaptırmak amacıyla tehdit, baskı uygulamak suretiyle insan ticareti suçu olduğundan CMK´nın 250 maddeleri gereğince Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 10´uncu maddesiyle görevli Cumhuriyet Savcısı Zafer Kılınç´ın talimatıyla polis tarafından 30 Eylül 2010 tarihinde çete teknik takibe alındı. Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Müdürlüğü, çete lideri Bilgin Özkaynak, Narin Korkmaz´ın ve yabancı uyruklu kadınların aralarında bulunduğu zanlıları teknik ve fiziki takibe aldı. Sanıklardan Can Erduman ve Ergin Akı, Bülent Dengiyok ve Alena Dengiyok´un örgütlü olarak yabancı kadınlara fuhuş yaptırdıkları, fuhuşa aracılık ettirdikleri, kadınların yurtdışından getirilerek Mavişehir semtinde lüks evlere götürüldükleri, irtibat kurdukları müşterilerle bu kadınların müşterilerin evlerine ya da otellere götürdükleri, kadınların nakillerinin bizzat örgüt mensupları tarafından yapıldığı, sanıklardan Safiye Köten´in Ege Üniversitesi´nden mezun olup, bir şirkette çalışmaya başladığı, babasının görevi nedeniyle Foça ilçesinde bulunan askeri birliklerdeki birçok askerle dikkat çekici irtibatının bulunduğu, özellikle Deniz Kuvvetlerine bağlı subay sınıfındaki genç teğmen ve üsteğmenlerin Safiye Köten ile sürekli cinsel amaçlı biraraya geldikleri ancak Köten´in para karşılığı cinsel ilişkiye girmesine rağmen çoğundan para almadığı, aynı anda birden çok teğmen ve üsteğmen ile ilişkisini devam ettirdiği belirtildi.

TEĞMEN KORKMAZ

Narin Korkmaz´ın ise şüpheli Ertunç Uslu ile birlikte birtakım askerlerle bilgi toplama amaçlı istihbari çalışma içinde bulundukları, bu çalışmalarla ilgili şahısların askerlere cinsel yönden yaklaşarak ilişki kurmak, özel bilgilerini elde etmek ve şantaj yapma maksatlı faaliyetlerde bulundukları kaydedildi. Narin Korkmaz´ın 16 yaşından itibaren TSK ile resmi hiçbir bağlantısı olmamasına rağmen, kurumun birçok bilgisine vakıf olduğu, kurumsal jargonu çok iyi kullandığı, kendisini ´2006 devresi´ olarak nitelendirdiği bazı görüşmelerinde kendisini ´Teğmen Korkmaz´ olarak tanıttığı, sosyal iletişim ağı faceebook´ta işveren bilgisini ´Hava Kuvvetleri Komutanlığı´ olarak düzenlediği, sınıf gözetmeksizin birçok subay ve astsubay ile irtibat kurduğu, zaman zaman bazı subay, astsubay askeri okul öğrencisiyle cinsel amaçlı biraraya geldiği, birçok ildeki ve KKTC´deki askeri bölgelere, lojman, orduevi gibi diğer yerlere rahatça girip çıkabildiği, bu şekilde arkadaş çevresini askerlerden oluşturmaya dikkat ettiği belirtildi.

BİRÇOK ASKERİ BİLGİ ELEGEÇTİ

Korkmaz´ın tape görüşmelerinde askeri bilgileri rahatlıkla deşifre ettiği, evinde ele geçen notebook ve ajandada TSK´ya sızma faaliyeti yürüttüğüne dair çok sayıda asker kişilerin bulunduğu görüldüğü kaydedildi. Korkmaz´dan elde edilen dijital materyaller içinde bycasus ismi verilmiş hard disk içinde elde edilen ajanda.xsl isimli belgede pandora veri tabanında yer alan verilerin birçoğunun aynı şekilde bulunduğu ve burada bulunan ham bilgilerin arşiv niteliğindeki pandora veri tabanına daha sonradan aktarıldığı ifade edildi. Pandora isimli veri tabanınının suç örgütünün arşivi niteliğinde olduğu ve içeriğinde örgütün hiyerarşisi ve işleyişi konusunda bazı bilgilerin yer almasının yanında binlerce kişinin fişleme bilgisi ve kişisel verilerinin, çok sayıda devlet güvenliğine ilişkin bilgi ve belgenin bulunduğu ifade edildi. Adı geçen dosyada, Korkmaz´ın birlikte olduğu subay ve astsubaylar ile diğer bazı kişiler hakkında detaylı istihbari bilgilerin yer aldığı, Türkiye radar kapsamaları ve NATO ile müşterek radar kullanım bilgileri, Türkiye´nin sabit mobil ve gelecek olan ağdan ihbar kontrol uçağıyla birlikte radarlarının mevzilerinin ve irtifalara göre görebilecekleri yerleri gösterdiği kaydedildi.

HERKESİN BİLGİSİ AYRINTILI YER ALDI

Narin Korkmaz´da ele geçen Pandora dosyasında B.E. hakkında alkol içince herşeyi anlattığı, Muhsin Yazıcıoğlu´nun helikopter kazasıyla ilgili ihmallerden bahsetti ifadeleri yer aldı. Dosyada C.U. isimli asker hakkında ise PKK ile irtibatı varmış, akrabaları PKK´ya aktif olarak yardım ediyormuş. Doktor olması dolayısıyla rahatlıkla her yere girebiliyor. Bir dost ile haber gönderildi. Bundan sonraki çalışmaları bizim aracılığımızla yapacak. Milas ile ilgili çok değerli, Türkiye´ye ait sırları kapsayan gizli belgeler getirdi. Savaşa girildiğinde 192 filonun Milas meydanına gitmesiyle ilgili her şey var. İntikal protokolü, personel listesi, uçak sayısı, görevleri, meydan krokileri, uçakların nerelere konumlanacağı her şey var. Çok güzel. On numara bir iş yaptı. Fiyatını reis belirleyecek ifadelerine yer verildi. E.T hakkında ise, Eskişehir´deki önemli bir elemanımız her ziyaretimde önemli bilgiler getiren biri. Bu belgeler çok değerli. Yunanistan´a karşı yapılacak bir savaş senaryosunu da içeren Türkiye ile Yunanistan arasındaki güç karşılaştırmasını getirdi. Ancak bu yeterli değil ve eski bilgiler içeriyor. Güncel plan seminerinde verilen tüm takdimlere ihtiyacımız var. Bunu elde etmek için böcekçi haricinde belirtilen kişilerle temas kurularak F16 ve F4 uçaklarıyla ilgili bütün planların bu kişiler tarafından bilindiğini belirtti denildi. M.K.K hakkında, Yunanistan´a Bandırma´dan Ege görevi için kalkan uçakları uçuş güzergahlarını 7 dakika içinde Yunanistan´a gönderiyormuş. Araştırılması gerekiyor. Bize de yakın duruyormuş. Reisin haberi var. Yunanistan´la direkt bağlantısı reisi ve Coco´yu rahatsız etmiş. Bizim de her dediğimizi yapıyor. Karakteri oturmadığı için her şeye meraklı ifadeleri kullanıldı.

Kaymakam A.Ö. ile ilgili de, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve çalışanlarına onun vasıtasıyla doğrudan ulaşıyor ve bilgileri kolay alıyoruz. İzmir içinde daha merkezi bir yere gelse daha iyi olur. Koltuk hırsı çok ve yükselecek birisi. Bırakmamalıyım ifadelerinin yer bulduğu gözlendi.

TÜM BİLGİLER REİSTE TOPLANIYOR

Örgüt lideri Reis lakaplı Bilgin Özkaynak´ın emekli Albay olan örgüt yöneticisi şüpheli C.B.´yi müdür olarak yanında bir yıl çalıştırdığı ve işten ayrılmasının ardından teknik takibe alınmaya başlandığı belirtildi. Bilgin Özkaynak´ın 2010 yılında oğlu Demokan Özkaynak´ın öldürülmesi ile ilgili Fethiye Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen davayla ilgili örgüt üyelerinden davanın seyrini lehlerine çevirebilmek için teknik veriler elde etmesi yönünde yardım istediği belirtildi.

Özkaynak´ın kendisine ait Marmaris´teki marinada yer kiralayarak kapalı tersane tesisi açan Cenk Tan ve Tandoğan Altınsuyu isimli işadamlarına baskı yaptığı ve işyerlerini zorla ele geçirdiği vurgulandı. Özkaynak´ın konuyu yargıya taşıyan işadamlarına, Siz benim gücümü biliyorsunuz, Hiçbir davayı kazanamazsınız. Benim savcılıkta, Yargıtay´da adamlarım var. Burası da benim, Ankara da benim diyerek tehdit ettiği ifade edildi. İddianamede Bilgin Özkaynak´ın teknik takip ihtimalini gözönünde bulundurarak iletişim kurarken tedbirli davrandığı ve konuşmalarını buna göre yaptığı da vurgulandı.

SUÇ ÖRGÜTÜNÜN AMACI

İddianamede, bütün çıkar amaçlı suç örgütlerinde olduğu gibi Bilgin Özkaynak liderliğindeki suç örgütünün de temel amacının çıkar elde etmek olduğu, özellikle TSK´da yapılanması sayesinde büyük bir güç ve çok geniş bir faaliyet alanına sahip bulunan suç örgütünün amaca ulaşabilmek için her türlü yola başvurduğu ve hiçbir alanı boş bırakmadığı kaydedildi. İddianamede, Elde ettiği illegal güç sayesinde her geçen gün etki alanını ve hedeflerini genişleten suç örgütünün adeta kamu kuramlarını bir ahtapot gibi sardığı, operasyon sürecinde ortaya çıkmıştır. Suç örgütünün Hükümet, TSK, MİT dahil olmak üzere bütün kamu kurumları aleyhine faaliyetler yürüttüğü anlaşılmıştır ifadeleri yer buldu.

Profesyonelce oluşturulduğu belirtilen örgütün gizliliğe azami derecede önem verdiği, ele geçirilemeyen Kara Kutu başka bir arşiv oluşturduğu, sahip olduğu bilgi ve belgeleri de şifreleri kırılamayacak şekilde dosyaladığı vurgulandı. Örgütle ilgili ele geçirilen çok sayıda dijital veri dosyasına konulan şifrelerin şifre kırma uzmanları tarafından bile aylardır çözülemediği ifade edildi. İddianamede ayrıca, Şu ana kadar ortaya konan yapı bile devletin başta silahlı kuvvetler olmak üzere diğer kurumlarıyla birlikte nasıl bir tehlike ve tehditle karşı karşıya kaldığını göstermesi açısından çok önemlidir denildi. Örgütün bilgi ve belgeleri yurt içinde ve yurt dışında belirlenen alıcılarına kuryeler aracılığıyla para karşılığında sattığı, bunu da iş takip çizelgesi adı altında kayıt altında tuttukları belirtildi. Örgütün yurt dışına gönderdiği bilgi ve belge içeriklerinin Hükümeti ve TSK´yı uluslararası arenada devletler karşısında zor durumda bırakmayı amaçladığı vurgulandı. Örgütten ele geçirilen veri tabanlarının devletin gireceği muhtemel bir savaş düşünülerek düşmanın işine yarayacak tüm bilgileri içerdiği de iddianamede yer aldı.

PKK/KCK´YA DA BİLGİ SIZDIRILMIŞ

Türk Hava Kuvvetlerine ait uçakların düşürülmesi ve pilotların öldürülmesine ilişkin T-37 uçağının önemli kısımları, nasıl ve hangi yollarla düşürülebileceği ve bu planlarını uygulayabilecekleri personel isimlerinin yer aldığı belge de bu hususa iyi bir örnek teşkil etmiştir ifadelerine yer verildi. Komutana Tavsiyeler isimli dosyada suç örgütünün Ağustos Şurası´nda amiralliğe terfi edecekler listesini sunduğu, TSK içerisinde suç örgütü yapılanması dışındaki hedef kişilerin terfilerinin engellenmesi de örgütün bir başka faaliyeti olarak yer aldığı belirtildi.

PKK/KCK terör örgütüne bilgi ve belge aktarıldığı, terör örgütüyle ilişkili olduğuna dair açıklamaların yer aldığı kaydedildi.

VEYSEL KÖSELE´NİN ŞİFRESİNİ Mİ KIRDILAR

İddianamede Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Koramiral Veysel Kösele´nin örgüt adına faaliyette bulunduğu, bilgi ve belgeleri temin suçlarını işlediği, deliller ve tüm evrak kapsamında anlaşıldığı, Genelkurmay Başkanlığı´ndan yazılan yazıda ise iki adet bilgi ve belgenin TCK 334/1 maddesi kapsamında olduğunun, bir adet bilgi ve belgenin de açıklanması yetkili makamların iznine tabi olmakla birlikte içeriğinde gizli belge bulunmadığın belirtildiği ifade edildi

Safiye Köten isimli örgüt üyesinde ele geçirilen Pandora isimli veri tabanında, Veysel Kösele hakkında, Güney Görev Harekatı Direktifi, Ege ve Doğa Akdeniz´de harekat yapacak, Aksaz´da konuşlanacak Güney Grup Komutanlığı´nın icra edeceği harekat faaliyetlerine ilişkin esasları belirlemektir. Bu belge özellikle Yunanistan ve GKRY için çok değer taşır. Veysel Kösele´nin arşivinden önemli belgeler, DZKK gizli belgeleri ifadeleri yer aldı

İSTENEN CEZALAR

Savcı Zafer Kılınç tarafından hazırlanan iddianamede, çete lideri olduğu iddiasıyla suçlanan Bilgin Özkaynak ile Narin Korkmaz hakkında, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, kişisel verilerin kaydedilmesi, devletin güvenliğine ilişkin belgeleri temin etmek suçlarından müebbet ve 9´ar yıl hapis cezası istendi. Çete yöneticisi olduğu suçlamasıyla Coşkun Başbuğ, Hakan Oğuzhan, Safiye Köten, Engin Karatekin, Onur Süer, Bülent Acar, Engin Çırakoğlu, Bülent Akbaş ve Mehmek Aksu ile örgüt üyesi olduğu suçlamasıyla Mehmet Levent Akyıldız, Ergün Özkan, Mustafa Dölalan, Merdin Kışkan, Ümit Topaloğlu, Aziz Murat Değirmencioğlu, Cem Atilla Toprakkale, Sunay Akkaya, Evren Tezcan hakkında 9 yıl ile müebbet arasında hapis cezaları istendi. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Koramiral Veysel Kösele hakkında ise suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, yasaklanan bilgileri temin etmek suçlamasıyla 2 yıl ile 6 yıl arası hapis cezası istendi. Diğer sanıklar hakkında da 3 yıldan başlayan hapis cezaları istendi.

İddianamede adı geçen 831 mağdur arasında devlet memuru ve askerin de fişlendiği belirtildi. 3´ü kadın 55 muvazzaf askerin sanık olarak yargılanması istenen iddianamede, 88 tutuklu sanık bulunuyor. Duruşmanın gelecek mart ayında kesintisiz yapılacağı belirtildi. (DHA)

BÜLENT ARINÇ: CİDDİ BULURSAM MÜDAHİL OLURUM

23.01.2013 17:53 Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç Askeri Casusluk davasının iddianamesinde isminin geçmesi hakkında, Ben iddianameyi görmedim ama basına yansıdığı kadarıyla bu iddianamenin içinde bana ait, Sayın Ali Babacan´a ait bazı konular var. İddianamenin tamamını görmem lazım. Çünkü bu iddianamede yazılı olan hususları ciddi bulursam, benimde bu açılan askeri casusluk davasına müdahil olmam gerekir dedi.

Arınç kendisi hakkında, bugüne kadar bir çok konuda şayialar ortaya çıktığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: Bir tanesi Aralık 2009´da evimin çevresinde yakalanan bazı şahıslar ile ilgili. Bunların eylemiyle soruşturmanın devam ettiğini biliyorum ama henüz bir sonuca ulaşmamış. İkincisi, yine Milli İstihbarat Teşkilatı´nın darbelerle ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi´nde kurulan komisyona gönderdiği bilgilerin içerisinde, bana ve bazı şahıslara karşı suikast tertiplenmek istediği iddiasıdır. Bir üçüncüsü de bugün gazetelerde yer alan, internet sitelerinden okuduğum kadarıyla askeri casusluk ile ilgili davanın iddianamesinde bana ve aileme ait bazı bilgilerin, belli amaçlarla toplandığı yazılı. Bununla ilgili baş harfleri olan bazı kişilerden de bahsediliyor. Demek ki ben farklı dönemlerde bir hedef haline getirilmiş bir insanım. Bu son açılan dava, eğer iddianameyi okur, iddiaları ciddi bulursam, şahsımla ilgili bulursam, avukatlarım aracılığıyla müdahil olmak da isterim. Umarım dava en kısa şekilde görülür ve iddianamede suçlanan kişilerle ilgili bir yargı kararına hepimiz kavuşuruz. (DHA)

TSK´YI AHTAPOT GİBİ SARMIŞLAR

24.01.2013 10:42 Askerî casusluk çetesinin, eskort kızlarla birlikte olan kurmay subayları gizli kamerayla görüntülediği, daha sonra şantaj yaparak bilgi ve belge sızdırdığı öne sürüldü. İddianameye göre, örgütün koordinatörü emekli Albay Coşkun B. “Hedefimiz öncelikle kurmay subaylar, sonra subay, astsubay ve sivil memurlar şeklinde olacak. Herkese zaafı noktasında yaklaşılacak.” dedi.

Eskort kızları kullanarak askerî belgeleri ele geçiren suç örgütüne yönelik yürütülen soruşturmayla ilgili hazırlanan ve İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede çarpıcı detaylar yer alıyor. Casusluk, fuhuş ve şantaj çetesinin, yurtiçi ve yurtdışına sattığı gizli askerî bilgi ve belgeleri temin etmek için öncelikle kurmay subayları hedef seçtiği ileri sürülüyor. Örgüt lideri Bilgin Ö.´den elde edilen ´Pandora Veri Tabanı´nın çetenin arşivi olduğu belirtilen iddianamede, kayıtların, hiyerarşik yapıyı, işleyişi, faaliyetleri ve amaçları net olarak ortaya koyduğu dile getirildi.

Hedef seçilen kurmay subayları fuhuş yaparken gizli kamerayla görüntüleyen örgütün, şantaj yaparak bilgi ve belge sızdırdığı öne sürüldü. Koordinatör olarak gösterilen ´COCO´ kod adlı emekli Albay C.B.´nin, diğer koordinatörler Narin Korkmaz ve Hakan O.´ya talimatları şöyle: “İrtibata geçtiğiniz kişilerin zaaf noktaları mutlaka tespit edilecek. Kimisi parayı, kimisi rütbeyi, kimisi ailesini sever. Herkese zaafı noktasında yaklaşılacak ve çalıştırılacak. ...Hedefimiz öncelikle kurmay subaylar, sonra subaylar, sonra astsubaylar ve sivil memurlar şeklinde olacak. Herhangi bir kurmayla irtibata geçen (kızlardan ilişkiye giren veya girecek olan) hemen benimle bağlantı kuracak.”

İddianamede, örgütün koordinatörü olarak gösterilen ´COCO´ kod adlı emekli Albay Coşkun B. ile ilgili detaylı bilgiler bulunuyor. Örgüt lideri Bilgin Ö.´de ele geçirilen ve Coşkun B.´ye ait olduğu değerlendirilen dijital materyal içerisinde ´tum listem.xlsx´ isimli dosya bulunduğu, dosyada 4 ayrı çalışma sayfası halinde ´Dikkat Edilecekler, Travestilerle Görüşenler, Gay Olan Personeller ve Paşa Kurmay İrtibatlarım´ başlıkları ile suç örgütü içerisindeki faaliyetlerin kaydedildiği belirtildi. Kayıtların ´Dikkat Edilecekler´ bölümünde, Coşkun B.´nin, suç örgütünün diğer koordinatörleri Hakan O. ve Narin K. ile suç örgütünün yapılanmasındaki fuhuş yapan kadınlara hitaben dikkat edecekleri hususlara ilişkin verdiği talimatları kaydettiği tespit edildi. Coşkun B.´nin örgütün diğer koordinatörleri Hakan O. ve Narin K.´ya yönelik talimatları şöyle: “Kara Kuvvetleri´nde çalışan irtibata geçtiğiniz personeller hakkında bana mutlaka bilgi verilecek. Gerek çalışanların, gerekse diğerlerinin getirdikleri belgeleri Pandora´ya girmeden önce veya sonra mutlaka görmem ve kıymetlendirmesini yapmam gerekiyor. Kara Kuvvetleri´ne ait size vereceğim hedef listesi üzerinde çalışmanız daha iyi olacaktır. Hedef listesi verilmeyen yerler için hedefimiz öncelikle kurmay subaylar, sonra subaylar, sonra astsubaylar ve sivil memurlar şeklinde olacak. Herhangi bir kurmayla irtibata geçen (kızlar...) hemen benimle bağlantı kuracak.”

Ali Rıza B.´nin getirdiği veya yönlendirdiği personelle (hâkimle) özel ilgilenilmesi gerektiği talimatını veren emekli Albay Coşkun B., örgüt üyelerine hedefteki kişilerin zaaflarından yararlanılması gerektiği konusunda uyarılarda bulunuyor. Coşkun B.´nin iddianamede yer alan ifadeleri şöyle: “İrtibata geçtiğiniz kişilerin zaaf noktaları mutlaka tespit edilecek. Kimisi parayı sever, kimisi rütbeyi sever, kimisi ailesini sever. Herkese zaafı noktasında yaklaşılacak ve çalıştırılacak. Görüntüsü alınan kişilere karar verilmeden önce kesinlikle görüntülerinden bahsedilmemeli. İkili ilişkiler sayesinde veya para karşılığı çalışacak olanlar görüntülerinden haberdar olmayacak ama ´çalışmam´ diyenlere zorluk çıkartanlara (karar verilirse) görüntülerden korkutmadan bahsedilecek. Personel olmayıp bir personelin yakın akrabası olanlarla (oğlu, kızı, eşi vs.) irtibata geçerseniz onları kullanarak personeli çalışanımız haline getirebiliriz. Özellikle dinci personel yakınları bu konuda birinci hedefimiz. Kullandığımız sivil memurların listesini hazırlıyorum. Onları çalıştıkları illere göre paylaşalım. Onları kullanarak herkese ulaşabiliriz. Genelkurmay Başkanlığı´nda sivil memurlar sayesinde çok ciddi bir albay ve kurmay arşivimiz oldu.”

HÜKÜMET, TSK, MİT ALEYHİNE FAALİYETLER YÜRÜTÜLMÜŞ

Örgütün sahip olduğu güç, iddianamede, ´suç örgütünün amacı´ başlığı altında şöyle anlatılıyor: “Özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki yapılanması sayesinde büyük bir güç ve çok geniş bir faaliyet alanına sahip bulunan suç örgütü bu amacına ulaşabilmek adına her türlü yola başvurmuş, hiçbir alanı boş bırakmamıştır. Elde ettiği illegal güç sayesinde her geçen gün etki alanını ve hedeflerini genişleten suç örgütünün adeta kamu kurumlarını bir ahtapot gibi sardığı operasyon sürecinde ortaya çıkmıştır. Suç örgütünün T.C. Hükümeti, TSK, MİT dâhil olmak üzere hemen hemen bütün kamu kurumları aleyhine faaliyetler yürüttüğü anlaşılmıştır.”

Doğudaki bütün birliklerin haritası ellerinde

Suç örgütünde Doğu ve Güneydoğu´da TSK´ya ait üs bölgeleri, jandarma ve hudut karakollarının yerlerinin tek tek belirlendiği kabartma bir harita bulunduğu ifade edildi. Bu haritanın, terör örgütünün eline geçmesi halinde her türlü saldırı ve sabotaj için en uygun hedefin belirlenmesi ve kaçış güzergâhlarının tespitinde çok kritik bir kaynak olabileceği vurgulandı.

Generalin evine gizli kamera

Örgütün, N.P. isimli generalin kızının evine kamera yerleştirdiği ve erkek arkadaşıyla birlikte fotoğraflarını çektiği de ileri sürüldü. Çeteden ele geçirilen bir kayıtta, şu ifadeler dikkat çekiyor: “N.P.´nin kızı A.´nın, okuldaki erkek arkadaşları ile muhabbeti çok iyiymiş. Ben nereye takılacaklarını bildiririm, siz fotoğraflarsınız. F. hanımın A.´nın durumundan haberi var ama paşaya söylemiyor. N. paşa, kızı konusunda çok hassas. Kızının çocukla el ele fotoğrafı bile onu delirtir. Elemanımız M.K., N. paşanın lojmanına girdiği anlardan birinde A.´nın odasına gönderdiğiniz kamerayı yerleştirmiş. ´Çok iyi oldu´ diyor.”

Görüntü çekene 10 bin lira

İddianameye göre, casusluk çetesi, askerî gizli bilgi ve belgeleri elde ettiği subay, astsubay ve sivil memurları ağına düşürmek için 40´tan fazla yerli ve yabancı kadını kullanmış. Çete yöneticilerinde ele geçirilen dijital verilerde, çetenin kullandığı Türk ve yabancı uyruklu kadınlara, ilgilendikleri kişilerin nasıl gizli kamera görüntülerini çekecekleri detaylı olarak anlatılıyor. Yüksek rütbeli birinin görüntüsünü çeken kadına bin lira ile 10 bin lira arasında para ödeyen çete yöneticileri, hangi kadının hangi subay veya astsubaya gideceğini bile liste halinde düzenlemiş.

Kamplarda emekli generallere tuzak

Suç örgütünün hedefine koyduğu generallerin gizli görüntülerini almak için askerî kampta odalara gizli kamera yerleştirdiği de ileri sürüldü. Şüpheli O.S.´den elde edilen ´CEM´ ismi verilmiş materyal içinde, konuyla ilgili bir belge yer alıyor. İddianameye göre belgede şöyle deniliyor: “Top Bçvş.´nin Aksaz kampında yaptığı gizli çekimler çok başarılı. Şarkıcı A. için kamp içinde iki ayrı oda ayarlattım. Kamplardaki bu odalar, hedeflerdeki paşalar için kullanıma hazır. Gizli çekim için teknik hazırlığı B. Astsubay halleder.”

Jetlerin güzergahı Yunanistan´a gitmiş

Narin Korkmaz´dan elde edilen ´ajanda´ adlı belgede, M.K.K. adlı kişinin, Bandır-ma´dan Ege Denizi görevi için havalanan Türk savaş uçaklarının uçuş güzergahları ile ilgili bilgileri 7 dakikada Yunanistan´a gönderdiği yer alıyor. Örgüt yöneticisi Korkmaz, M.K.K. ile ilgili şu notu düşmüş: “Bize de yakın duruyor. Reisin (suç örgütü lideri B.Ö.) haberi var. Yunanistan´la direkt bağlantısı, reisi ve COCO´yu rahatsız etmiş, bizim de her dediğimizi yapıyor. Karakteri oturmadığı için her şeye meraklı... Gelecekte çok iş yapar. Bandırma uçuş profillerini Yunanistan´a telefonla bildirmesi hususu açıldı. Murat Polat´tan bahsetti. Tehdit edince harekât kısım amiri olan bütün uçuş planları önünden geçen Murat Polat´ın Yunanistan ilişkilerini anlattı. Murat Polat´ın kullandığı piyonlardan birisi olduğu anlaşıldı. Reis, Murat Polat´ı ve kaşlıyı çok merak ediyor.”

ŞOK ŞÜPHE: NARİN, HEPATİT B HASTASI. İLİŞKİYE GİRDİĞİ SUBAYLARA BULAŞTIRMIŞ OLABİLİR!

Hava Eğitim Komutanlığı´nın istihbarat raporunda, çete yöneticileri arasında gösterilen Narin Korkmaz´ın hepatit B hastası olduğu belirtildi. İddianameye giren raporda, şu ifadeler yer aldı: “Narin Korkmaz´ın H. ve G. isimli iki kız arkadaşının daha olduğu, askerî öğrenci ve personelle ilişkilerinin olduğu, Korkmaz´ın hepatit B hastası (karaciğer iltihaplanması, tedavi edilmezse siroz ve ölüm riski) olduğu, cinsel ilişki ile bulaştığı, ilişkilerinde bunu sakladığı, ilişkiye girdiği değerlendirilen kişilerin de şu anda hasta olabileceği fakat hasta olduklarını bilmiyor olabilecekleri, ilişkilerin görüntülü kayıt altına alınmış olabileceği ve bu kayıtların baskı/şantaj ile TSK´den bilgi sızdırmak amacıyla kullanılabileceği değerlendirilmektedir.” (Vahit Yazgan, Özdemir Özkan, Hasan Çilingir / Zaman)

ÇETE ANKARA´YI YAKIN MARKAJA ALMIŞ

24.01.2013 10:49 İZMİR Cumhuriyet Başsavcılığı´nın kadınları kullanarak askeri belgeleri ele geçiren suç örgütüne yönelik yürüttüğü soruşturmanın mahkemece kabul edilen iddianamesinde, çetenin, dönemin Dışişleri Bakanı Ali Babacan´ın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´a ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov´a yazdığı mektupları ele geçirdiği iddia edildi. Çetenin, Ankara´da eskort kızları kullanarak ulaştığı üst düzey bürokratlar hakkında listeler oluşturduğu da belirtildi.

´Başbakanlık´tan 12 resim çıktı

Çetenin “Pandora” veri tabanında yer alan “Başbakanlık resimler” isimli dosyadan Başbakan Erdoğan başta olmak üzere Yaşar Büyükanıt, İlker Başbuğ gibi hükümet yetkilileri ile askerlerin ve sanatçı Sertap Erener´in bulunduğu 12 adet fotoğraf çıktı. İddianamede, fotoğrafların örgüte bilgi ve belge sağlayan Hava Kuvvetleri Komutanlığı personeli şüpheli Albay N.K.A´dan elde edildiği bilgisi de yer aldı. Yine aynı kişiden, Başbakan Askeri Başdanışmanlığı Kuruluş Ve Teşkilatının bilgilerinin ve takdim planının yer aldığı belgeler de alındığı iddianamede bilgiler arasında yer aldı.

Suudi Prens görüşmesi hazırlıkları

Çetenin yine Dışişleri´ndeki bir kaynağı aracılığıyla ele geçirdiği belgeyi Pandora veri tabanına kaydettiği de ortaya çıktı. “Sayın Başbakanımızın, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Sultan Bin Abdülaziz Al Saud ile görüşmesinde istifade edebilecekleri konuşma notu” başlıklı 6 sayfalık belgenin, “Siyasi ve askeri konular, İsrail/ ODBS, Lübnan, Yemen, Bahreyn, Libya, Mısır, Tunus” alt başlıkları halinde düzenlenmiş ve bu ülkelerin son durumları ile ilgili bilgiler içerdiği belirtildi.

Gül´ün uçağına yakın markaj

Çetenin, Ankara Kara Havacılık´ta çalışan bir muvazzaf askerden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül´ün kullandığı uçakların özellikleri ve görüntülerini de aldığı iddianamede yer aldı. Çetenin ayrıca, Dışişleri´ne ait birçok görev, dahili telefon, oda numarası ve kişilerin adreslerinin bulunduğu belgeler, büyükelçilerin isimleri, nerede çalıştıkları, makam arabaları ve özellikleri, diğer resmi arabalar, plakaları, markaları ve şoförlerinin isimleri, yurt dışında görevli ataşe, ataşe yardımcısı, müşavir gibi personellerin ev ve cep telefonlarının kayıt edildiği listeleri de ele geçirdiği iddianamede detaylarıyla yer aldı.

BALYOZ´U EMİR SUBAYI SIZDIRDI

FUHUŞ yoluyla askeri casusluk şebekesi iddianamesinde, zanlı H.O.´nun bilgisayarından çıkan bir belgede Balyoz Darbe Planı ile ilgili ilginç bir iddia yer aldı. Yarbay T.S. ilgili hazırlanan belgede “Çetin Doğan´ın emir subaylarının Balyoz Planını Çetin Doğan´ın kasasından alıp sızdırdığını söylemiş. Doğan, emir subaylarına çok kötü davranıyormuş, bundan dolayı yapmışlar. Hatta ´Sizler benim köpeklerimsiniz´ diyormuş. Kendisi Batı Çalışma grubunda aktif olarak çalıştığını söylemiş” denildi. Çetin Doğan´ın emir subaylarına kötü davrandığı iddiaları, Balyoz davasının ilk duruşmasının yapıldığı gün Silivri Cezaevi önünde yaşanan bir manzarayı akıllara getirdi. Doğan, çamurlu ayakkabılarını korumalarına sildirmişti. (Arda Yavuz / Star)

3 TAHLİYE

29.01.2013 21:32 88´i tutuklu 357 sanığı bulunan ´askeri casusluk davası´nda iddianamenin kabul edilmesinin ardından avukatların yaptığı itiraz sonucu 3 sanık tahliye edildi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı´nca yürütülen, ´gizli bilgi ve belge bulundurma´ soruşturması kapsamında açılan davada, 12. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, tutukluluk hallerine yapılan itirazları değerlendirdi. TCK 220/2. maddesi uyarınca ´örgüt üyesi olmak´ suçlamasıyla yargılanan ve haklarında 1-3 yıl arası hapis cezası istenen Mustafa Yıldız ve Birol Sam adlı tutuklu sanıklar ile Deniz Kuvvetleri Komutalığı´nda muvazzaf asker olan Özgür İkiz´in tahliyesine karar verildi. Tutuksuz sanıklar Ali Tuna Baysal, Hakan Taşkesen, Ercüment Tatlıoğlu ve Mehmet Emre Gültekin hakkındaki yurt dışına çıkış yasağını kaldıran mahkeme heyeti, ayrıca 38 sanığa yurt dışına çıkış yasağı getirdi. 12. Ağır Ceza Mahkemesi, duruşma gününü 16 Nisan 2013 olarak belirledi.

Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 10. maddesiyle görevli Savcı Zafer Kılınç´ın hazırladığı iddianamede, adı geçen 831 mağdurdan, aralarında devlet memuru, asker ve MİT mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişinin suç örgütü tarafından fişlendiği ileri sürülüyor. Çete lideri olduğu iddiasıyla suçlanan marina işletmecisi Bilgin Özkaynak ile Narin Korkmaz hakkında, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, kişisel verilerin kaydedilmesi, devletin güvenliğine ilişkin belgeleri temin etmek suçlarından müebbet ve 9´ar yıl hapis cezası isteniyor. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Koramiral Veysel Kösele hakkında ise suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, yasaklanan bilgileri temin etmek suçlamasıyla 2 ila 6 yıl arası hapis cezası talep ediliyor. (AA)

MAHKEME, 2 BİN DOSYANIN ŞİFRESİNİ KIRMAK İÇİN YURTDIŞINDAN HACKER ARIYOR

22.02.2013 11:50 Askeri casusluk davasında ´hacker´ krizi... Çetenin 2 bin dijital dosyasının şifresi kırılamadı. Savcı, yurt dışından yardım alınması talimatı verdi. Çetenin 2 bin dijital dosyasının şifresi kırılamadı, savcı ´Türkiye Cumhuriyeti Devleti´nin şifre kırma uzmanları şifreleri çözememiştir´ dedi. Özel sektör de çaresiz kalınca 5 ülkede hacker arayışı başladı. Emniyet kadrosundaki 45 kripto uzmanı, askeri casusluk operasyonunda ele geçirilen içinde çok önemli bilgilerin olduğu tahmin edilen 2 bin dijital veri tabanı dosyasının şifresini kıramadı. Kripto uzmanları ayrıca, çete lideri Bilgin Özkaynak´ın çok gizli bilgileri barındırdığı iddia edilen ´Kara kutu´ dosyasına da ulaşamadı. Hacker krizi iddianame satırlarına yansıdı. Savcı Zafer Kılınç iddianamede, Türkiye Cumhuriyeti Devleti´nin şifre kırma uzmanları şifreleri çözememiştir satırlarına yer verdi. Bu gelişme üzerine çok sayıda siyasetçi, işadamı ile önemli askeri bilgilerin bulunduğu tahmin edilen dosyaların çözümü için özel sektör ile bilgisayar şirketlerindeki kripto uzmanlarından yardım istendi. Ancak 4 ay süren çalışmalarda da dosyaların şifresi kırılamadı. Savcının bu gelişme üzerine yurt dışından yardım alınması talimatı verdiği öğrenildi. Dosyaların çözümü için 5 ülkenin güvenlik biriminde görev yapan kripto uzmanlarından yardım almak için harekete geçildi. Bu 5 ülke arasında Amerika, Almanya ile İsrail olduğu iddia edildi.

Devlet tehdit ve tehlike altında

Akşam´ın haberine göre, Savcı Zafer Kılınç, iddianamede şifre kriziyle ilgili şu detayları verdi: Suç örgütünün yöneticileri ve üyelerinde ele geçirilen çok sayıda veri aynı zamanda Pandora Veri Tabanı´nda da yer almaktadır. Karşı karşıya olduğumuz suç örgütü, ülke çapında ve KKTC´de bilgi ve belge temin etme ağını profesyonelce oluşturmuş ve işletmiş, yapısı ve hedefleri tespit edilmiş profesyonel bir örgüttür. Suç örgütünün gizliliğe azami derecede riayet etmesi, ele geçirilemeyen ´Kara Kutu´ adlı başka bir arşiv oluşturmuş olması, sahip olduğu bilgi ve belgeleri şifreleri kırılamayacak şekilde dosyalamış bulunması örgütün ne kadar profesyonel hareket ettiğini ortaya koymaktadır. Şu ana kadar ortaya konulan yapı bile Türkiye Cumhuriyeti Devletinin başta Silahlı Kuvvetler olmak üzere diğer kurumlarıyla birlikte nasıl bir tehlike ve tehdit ile karşı karşıya kaldığını göstermesi açısından çok önemlidir.

SANIKLARA CASUSLUK SUÇLAMASI YOK!

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, çoğunluğu asker 88´i tutuklu 357 kişiye yönelik gerçekleştirilen operasyonla ilgili yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, suç delilleri içerisinde sperm ve kan örnekleri için hazırlanmış tüplerin de ele geçirildiği, suçlamanın ise casusluk olmadığı belirtildi. İzmir Cumhuriyet Başsavcı Vekili Ali Haydar imzasıyla yapılan açıklamada şöyle denildi: Düzenlenen iddianamede hakkında casusluk suçlaması ile soruşturma yapılan ve dava açılan hiçbir sanık bulunmamaktadır. Sanıklar hakkında kamu davaları açılmış olup tüm sanıklar hakkındaki deliller ayrıntılı olarak iddianamemizde gösterilmiştir. (Akşam)

6 TAHLİYE

27.02.2013 16:41 İzmir´de görülen askeri belgelerin ele geçirilmesiyle ilgili davada tutuklu 6 sanık tahliye edildi. İzmir merkezli olarak, şantajla askeri belgelerin ele geçirilmesine yönelik düzenlenen operasyon kapsamında tutuklanan sanıklarla ilgili davaya bakan İzmir 12´nci Ağır Ceza Mahkemesi dosya üzerinden inceleme yaptı. Mahkeme bu inceleme sonunda sanıklardan Albay Ahmet Gençer Kıvrakatar, Tabip Albay İsmail Tayfun Uzbay, Kurmay Albay İlkay Altındağ, Binbaşı Serap Alagöz, Kurmay Albay Zeki Aşın ve Tabip Albay Timuçin Şenkul´un tahliyesine karar verdi. (DHA)

(22 Ocak 2013), son güncel.: (27 Şubat 2013)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Casuslar TSK´da cirit atıyor

Casusluk: 6. dalga, 50 gözaltı

Casusluk: 5. dalga, 54 gözaltı

Casusluk: 4. dalga, 30 gözaltı

Casusluk: 2. dalga, 51 gözaltı

Casusluk operasyonu: 26 gözaltı

Fuhuş ve casusluk soruşturmasıyla ilgili manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

ARINÇ´A SUİKAST İDDİASI VE KOZMİK ARAMA MANŞETLERİMİZ

Balyoz Planı ve davası manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5088    yazdır/print


 

ÜlkeTV´deyiz: Özel Harp ve Arınç

Abdullah Harun, ´Ordu Suikast Düzenler mi? Bülent Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi´ başlıklı yeni kitabını ÜlkeTV´de tanıtıyor. Programda, 2009 yılı sonunda gerçekleşen Arınç Suikasti ve Kozmik Aramalar konusu ile üç yıldır tamamlanmayan soruşturmanın örtbas edilip edilmediği sorgulanıyor. Kitap çıktıktan hemen sonra meydana gelen konuyla paralel ve ilginç gelişmeler de programda konuşulacak.

18.01.2013 15:03 Abdullah Harun, ´Ordu Suikast Düzenler mi? Bülent Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi´ başlıklı yeni kitabını ÜlkeTV´de tanıtıyor. Programda, 2009 yılı sonunda gerçekleşen Arınç Suikasti ve Kozmik Aramalar konusu ile üç yıldır tamamlanmayan soruşturmanın örtbas edilip edilmediği sorgulanıyor.

Ocak başında çıkan kitaptan hemen sonra peşpeşe bazı ilginç gelişmeler yaşandı:

-Bülent Arınç ve diğer bazı siyasilere yönelik suikast iddialarına dair yeni bilgiler..

-Özal ve komutan cinayetlerinde yeni iddialar..

-Zirve katliamı ve Dink cinayetinde yeni bilgiler..

-2007 yılında Türkiye´yi kaosa sokmak için planlanmış şok eylemler..

Tümünün merkezinde Özel Harp Dairesi, diğer adıyla da kontrgerilla var.. Bugün basına yansıyan haberlere göre Genelkurmay, Meclis Komisyonu´nun sorusuna verdiği cevapta kontrgerillanın varlığını yine inkar etmiş. Şaşırtıcı değil.

Türkiye son 5 senedir Ergenekon örgütünün varlığını tartışıyor. Oysa bu örgütten daha üst konumda gizli Nato anlaşmasıyla kurulmuş Genelkurmay´a bağlı bir örgütün var olduğunu yıllardır ve somut bulgulara dayanarak iddia ediyoruz. Son gelişmeler, 22 yıldır savunduğumuz bu iddiayı güçlendiriyor. Son delil, Malatya Zirve davasının ek iddianamesinden çıktı. İddianamede; Ergenekon´un 1993´e kadar uzandığı, O yıl içinde Ergenekon davası sanığı emekli Orgeneral Hurşit Tolon öncülüğünde TSK içinde çok gizli şekilde Tushad isimli bir Ergenekon hücresi kurulduğu, bünyesinde beyaz ve siyah kuvvet denilen Özel Harp elemanlarının yer aldığı iddia ediliyor.

1990 yılı sonunda İtalya´da patlayan Gladio skandalı, tüm Nato ülkelerinde terör çıkarmayı bilen, dahası ülkedeki terör olaylarına da karışan ve ülkelerin Meclislerinden dahi gizlenen yarı resmi teşkilatların var olduğunu ortaya çıkardı. Nato üyelerinin tümü örgütün varlığını kabul etti. Bir tek Türkiye hariç..

Bir ülke işgal edildiğinde onları gerilla savaşıyla yıpratmayı amaçlayan, bunun için kendilerine terör çıkartma yöntemleri öğretilen ve sayıları yüzbin civarında olan asker ve sivil Özel Harp´çilerin barış zamanında da teröre bulaştığı, öğrendikleri yöntemleri ülke içinde uyguladıkları hep iddia edildi. Kimilerine göre bazı elemanları teröre bulaştı. Kimine göre teşkilatın tümü. 1990´daki Gladio skandalı üzerine bir açıklama yapmak zorunda kalan Genelkurmay, Özel Harp Dairesi´nin (ÖHD) kontrgerilla olmadığını iddia etti. Ancak brifingde kullanılan bazı ifadeler hem bu inkarı çökertiyor, hem de ikinci seçeneğin daha doğru olduğunu düşündürüyor. Yani teşkilatın tümünün emir komuta zinciri içerisinde teröre bulaştığı iddiasının doğru olduğunu..

-Başbakan Ecevit´e ilginç silahlarla düzenlenen suikast girişimleri..

-Ecevit´in teşkilatın üzerine gidemediğine ve yıldığına dair yıllardır bilinen şok ifadeleri..

-Başbakan Necmettin Erbakan´ın Uğur Mumcu suikastinden açıkça Özel Harp Dairesi´ni sorumlu tutması..

-Başbakan Turgut Özal´a yönelik suikast soruşturmasının Özel Harp tehdidiyle sona ermesi..

-Başbakan Erdoğan´a 4x4´lük suikast hazırlığında yakalanan Atabeyler çetesi..

-Sauna çetesi..

-Ergenekon örgütü..

-Başbakan yardımcısı Bülent Arınç´a suikast hazırlığı ve kozmik aramalar..

-Kozmik odalara hakimin zorlukla girebilmesi ve ancak kalemle not almasına izin verilmesi..

-Kozmik aramaya katılan hakim ve savcıya yoğun tehditler, mermili mektuplar, marangoz takipçiler..

-3 ay sonra Ankara´da yakalanan Özel Harp Dairesi´ne ait bir kamyondaki 950 bombadan 354 tanesinin Ergenekon örgütünden ele geçirilenlerle ve çok sayıdaki terör olayında ele geçirilenlerle seri ve kafile no benzerliği..

-Ergenekon ve benzer davalarda yargılanan çok sayıda sanığın Özel Harp Dairesi elemanı olması..

Daha bir çok örneği verilebilecek bu olaylarda da görüldüğü gibi her taşın altından Özel Harp Dairesi çıkıyor. Bu durum, eski Genelkurmay Başkanlarından Emekli Tümgeneral Celil Gürkan´ın 70´li yıllarda yoğun şekilde yaşanmış olan kontrgerilla tartışmaları sırasındaki şu sözünü hatırlatıyor: ÖHD´nin müspet düşünen kimseler için varılmak istenen amaç doğrultusunda çalıştığına kani değilim. Çok çarpıtılmıştır. (Milliyet,13 Şubat´78)

Geçtimiz aylarda MİT tarafından TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu´na gönderilen Özel Harp mensuplarından bazılarının bu yozlaşma ve çarpıtmaya dair ihbar mektupları bu konudaki en yeni bulgular..

İşte tüm bu konulara dair güncel ve çarpıcı bilgileri bu programda bulabilirsiniz.

Saat 18.00´de tüm ziyaretçi ve okurlarımızı ÜlkeTV´yi izlemeye bekleriz.

KİTAPLA İLGİLİ BAZI AYRINTILAR ŞU ŞEKİLDE:

Kitap Adı: Ordu suikast düzenler mi? Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi

Önsöz

Olay nedir - 5N 1K

Arınç´a suikast olayına tepkiler

Subayların Ergenekon ve diğer örgüt bağlantıları

Kozmik Aramalar

Kozmik Aramalara Tepkiler

Özel Harp Dairesi

Suikast değil de darbe hazırlığı mı tespit edildi?

Kozmik arama terör olaylarını tetikler mi?

Kozmik arama sonrası yakalanan bomba kamyonu

Soruşturma kapatılıyor mu?

NE? Bülent Arınç´a suikast hazırlığı şüphesi.

NE ZAMAN? 19 Aralık 2009.

NEREDE? Ankara Çukurambar.

NASIL? Bülent Arınç´ı izledikleri şüphesiyle birtakım araçlar polise ihbar edildi. Polis operasyon başlattı.

NEDEN? İzlemenin nedeni tam bilinmiyor. Belki suikast hazırlığı, belki darbe ertesi toplanacak siyasilerin adreslerini tespit...

KİM? Özel Harp Dairesi mensubu, izlemeden sorumlu 8 subay.

İtalya´da Gladio´yu deşifre eden savcı, soruşturmanın askeri istihbaratın arşivine girildikten sonra çok hızlandığını söylemişti. Özel Harp Dairesi´ndeki kozmik odaların kapıları sivillere ilk defa bu olaydan sonra açıldı. Başbuğ, “İzin vermesem oraya nah girerlerdi” demişti. Kozmik aramaları TSK istemişti. Darbe olmayacağı ispat edilerek, Orta Doğu´nun en büyük ordularından TSK´ya iade-itibar mı isteniyordu. Yoksa bütün bu olanlar düzmece miydi?

www.kontrgerilla.com sitesinin de yöneticisi olan Abdullah Harun, Bülent Arınç´a suikast girişiminden yola çıkarak Özel Harp Dairesi´ni (ÖHD) etraflıca ortaya koyuyor. Olayın üzerinden hayli zaman geçmesine rağmen hala bir sonuca varılamamasını iddialarla birlikte sorguluyor.

KÜNYE

Türkçe, 286 sayfa 13,5x21 cm, 4 renkli baskı, 2. hamur kağıt

ISBN: 9786055304140, Sertifika: 26530

1. Baskı Kasım 2012

PARADOKS YAYINLARI

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

ÜLKETV HABER BÜLTENİ CANLI YAYIN BÖLÜM 1

ÜLKETV HABER BÜLTENİ CANLI YAYIN BÖLÜM 2

(18 Ocak 2013, 15:03)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Flaş!!! Yeni kitabımız: Arınç suikasti

ARINÇ´A SUİKAST İDDİASI VE KOZMİK ARAMA MANŞETLERİMİZ

2007 kaos süreci Özel Harp işi

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

Tedavülden kalkan 100bin Meclis´te

TBMM: 100 bin özel harpçi var

TBMM: Derin güçler aktif

TBMM: Terör Özel Harp işi

Flaş!!! Özel Harp ve Ergenekon bombaları kardeş

İşte kontrgerilla.com´un da katkı sunduğu Özel Harp Dairesi konulu TBMM raporu

Cumhurbaşkanlığı sürecinde kışkırtmalar

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5080    yazdır/print


 

Zirve davasında 55. duruşma

2007´de Malatya´da Zirve Yayınevi´nde biri Alman uyruklu 3 kişinin öldürülmesi olayına ilişkin davanın 55. duruşması görüldü. Duruşmada tutuklu sanık Ruhi Abat, savunmasına devam etti. Mağdur avukatının talebi üzerine, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´a yönelik suikast girişimi sonrasında kozmik odada yapılan aramada elde edilen dosyalarda Zirve Yayınevi ile ilgili belge ve bilgi olup olmadığı araştırılacak.

17.01.2013 19:50 2007´de Malatya´da Zirve Yayınevi´nde biri Alman uyruklu 3 kişinin öldürülmesi olayına ilişkin davanın 55. duruşması görüldü. Tutuklu sanık Ruhi Abat, 850 sayfalık savunmasına devam etti.

SANIK RUHİ ABAT´IN SAVUNMASI

Sanık Ruhi Abat, Ben tutuklama olayından önce bize iftira atan İlker Çınar´ın kitaplarını okumamıştım. Cezaevine girince 6 ay süreyle bütün kitaplarını okudum. İlker Çınar´ın kitabındaki ifadeler ile iddianamede geçen ifadeler arasında çelişkiler var. Kitaplarında ve konuşmalarındaki ifadeler ile iddianamede geçen ifadeleri bambaşka. İlker Çınar´ın yerel bir gazetede köşe yazmasına rağmen iddianamede bununla ilgili hiçbir belge yoktur. İlker Çınar´ın kitaplarında olumsuz olarak bahsettiği misyonerlikle ilgili bütün ifadeleri bizim üzerimize bırakılmış dedi.

Kendileri ile ilgili kitap yazar hakkında suç duyurusunda bulunmalarına rağmen Cumhuriyet Savcılığının hiçbir şey yapmadığını söyleyen Ruhi Abat, haksız yere tutuklandıklarını ve yargılandıklarını savundu.

MAHKEME MECLİS´E SUNULAN MİT BELGELERİNİ İSTEDİ

Mağdur avukatlarından Erdal Doğan, mahkemeye verdiği talep dilekçesinde TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonunca yapılan araştırma sonucunda düzenlenen rapordaki Zirve Yayınevi ile ilgili iddialarında bulunduğunu belirterek, elde etikleri raporu mahkemeye sundu.

Avukat Doğan, Kamuoyuna yansıyan ve bazı haber ve bilgilerden TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonuna Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından gönderilmiş, gizli belge olması nedeniyle rapor ekinde yayınlanmayarak Meclis kayıtlarında tutulan 300 sayfaya yakın bir klasörden oluşan tutanağın eki ihbar mektubu veya tutanakla birlikte mahkemenize gönderilmesini talep ediyoruz. Çünkü ekte basından edindiğimiz 4 sayfadan oluşan ve ilgili klasörün üst yazısı veya eki şeklinde sunulan ihbar mektubunda Zirve Yayınevi Davasının 2. ek iddianame bağlamında yargılama konusu edilen cinayetlerle ilgili olarak doğrudan bahsi geçen Özel Harp Dairesi Özel Kuvvetler Komutanlığı´na bağlı oluşturulan Beyaz Kuvvetler ve Siyah Kuvvetler tarafından işlendiği açıkça belirtilmektedir dedi.

Avukat Doğan, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´a yönelik yapılan suikast girişimi sonrasında Özel Harp Dairesi´ne (ÖHD) bağlı kozmik odada yapılan arama ve araştırma da elde edilen belgelerde Zirve Yayınevi´ni ilgilendiren dosya ve belgelerinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından istenilmesini de talep etti.

Mahkeme Heyeti, ise talepleri kabul ederek, istenilen belge ve dosyaları talep edecek. Mahkeme duruşmayı sonlandırarak, 18 Ocak Cuma günü duruşmalara devam kararı aldı. (İHA)

(17 Ocak 2013, 19:50)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Dink ve Zirve aynı ekibin işi

Çınar´dan mahkemede şok iddialar

Zirve´yi başlatan papazdan şok itiraflar

Zirve davaları birleştirildi

İşte 761 sayfalık Zirve ek iddianamesi

Zirve ek iddianamesi kabul edildi

Tushad kimlikleri ek klasörlerde

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

Malatya Zirve Katliamı ve Ergenekon bağlantısı manşetlerimiz

Ergenekon ve Balyoz, Malatya´da ´zirve´ yapmış

Tanık: Malatya ve Dink ´Kafes´ işi

Zirve Yayınevi Katliamı ile Kafes davaları birleşebilir

ARINÇ´A SUİKAST İDDİASI VE KOZMİK ARAMA MANŞETLERİMİZ

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

Flaş!!! Yeni kitabımız: Arınç suikasti

İşte kontrgerilla.com´un da katkı sunduğu Özel Harp Dairesi konulu TBMM raporu

Tedavülden kalkan 100bin Meclis´te

TBMM: 100 bin özel harpçi var

TBMM: Derin güçler aktif

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

TBMM: Terör Özel Harp işi

Flaş!!! Özel Harp ve Ergenekon bombaları kardeş

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5076    yazdır/print


 

MİT´ten bir Özel Harp belgesi daha

Darbe komisyonuna MİT´in gönderdiği bir belge, Özel Harp Dairesi´nde görevli bir subayın MİT´e gönderdiği ihbar mektubundan oluşuyor. Mektupta, Dink suikastı, Danıştay saldırısı, misyoner cinayetleri gibi olayların arkasında Özel Harp Dairesi´nin olduğu öne sürülüyor, ayrıntılar veriliyor. Dün basına yansıyan ve haberleştirdiğimiz MİT kaynaklı diğer iki belgede de Özel Harp´in Abdullah Gül, Bülent Arınç ve Türkan Saylan´a 2007´de suikast planladığı, yine Özel Harp´in siyasi partilerin yıpratılması için çalıştığı gibi çok çarpıcı iddialar yer alıyordu.

10.01.2013 10:54 Özel Harp Dairesi´nde (ÖHD) görevli bir subay MİT´e gönderdiği mektupta, kamuoyunda infiale sebep olan bir çok olay ve cinayetle ilgili çarpıcı bilgi ve detaylar paylaştı. Milli İstihbarat Teşkilatı´nın (MİT) TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu´na gönderdiği belgeler arasında, eski MİT Müsteşarı Emre Taner´e yazılmış çarpıcı bir mektup da yer aldığı ortaya çıktı.

Vatan gazetesinin haberine göre (1), Özel Harp Dairesi´nde görevli olduğunu belirten bir subayın yazdığı mektupta; Dink suikastı, Danıştay saldırısı, misyoner cinayetleri gibi olayların arkasında Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içindeki Seferberlik Başkanlığı´nın olduğu öne sürülüyor.

Eski müsteşar Emre Taner´e hitaben yazılan mektupta Seferberlik Başkanlığı´nın 3 ana bölgesinin bulunduğu kaydediliyor.

Bunlardan birincisi Trabzon bölgesi. Mektupta yazılanlara göre, bölge insanının milliyetçilik duyguları üzerine operasyonlar planlandığı belirtilerek, papaz cinayetleri, TAYAT eylemleri, Dink cinayeti, bu yöredeki yerleşik teşkilat tarafından yapıldığı ifade ediliyor.

İkincisi ise Hatay bölgesi. Gönderilen belgede, yakın zamanda bölge Ermeni, Süryani konularında hareketlilik yaşanacağı, özellikle ABD-Saros merkezli kuruluşlarla yapılan ortak proje ile yörede bir Ermeni- Türk- Süryani çatışması çıkartılacağı yazıyor.

Üçüncü bölge ise Malatya. Darbe Komisyonu´na gönderilen mektupta, Malatya yöresinde sayıca fazla olan tarikatları bir terör örgütü haline sokmak için çalışma yapıldığı belirtiliyor.

Subay, mektubunda teşkilatın yapısı hakkında da detaylı bilgiler verdi. Buna göre, TSK mensuplarına bağlı olarak çalışan teşkilat 3 asil, 1 yedek kadrodan oluşuyor.

1-Beyazlar (Şehir yer altı kadrosu)

2-Siyahlar (Gerilla kadrosu. Subay ve erlerden seçilir. Sayıları 2 bin 500´e yakın)

3-Yeşiller (İşlerden haberdar olan fakat teşkilata alınmayan kişiler. 100 kadardır. Haberleşme ve malzeme konusunda yardımcı olurlar)

4-Turuncular (Herhangi bir yüz kızartıcı sebeple teşkilattan ayrılan kişiler. 350 kadardır. Takip ve adli bir sıkıntı yaşanmıyorsa iş yaptırmaya devam ettirilir. Ölene kadar irtibat devam eder)

Sayın Müsteşar; yurt içinde Seferberlik Bölge Başkanlık sayısının 12´den 24 adete çıkarılması planlanmaktadır. Bölge başkanlıkları bünyesinde görevli sivil personelle ilgili çok ciddi kaygılar taşımaktayım. Bu sivil personelin çoğu, toplum içinde pimi çekilmiş bombadan farksızdır. Bölgenin sorumluluk alanındaki insanlar ´Kurtarılacak Kişiler´, ´Yararlı Kişiler´, ´Zararlı Kişiler´ olarak kategorize ediliyor. Bir bölgenin kriterlerine göre ´iyi´ olarak fişlenen, bir başka bölgenin kriterlerine göre ´zararlı´ kişiler olarak fişlenebiliyor. Seferberlik Bölge Başkanlarına bağlı sivil kişilerin de bilgisi dahilinde değişik yerlere gömülmüş silah ve malzemelerin bulunduğu askeri mühimmat depoları vardır. Bunların tamamının sürekli kontrol altında tutulması olanaksızdır. ´Yararlı kişilerin´ ve ´zararlı kişilerin´ isimleri var. ´Zararlı kişiler´ çoğunlukla TKP-sol gruplara üyedir.” Adını açıklamayan subay, mektubunda, ´Beyaz´ ve ´Siyah´ olarak tanımladığı bazı kişilerin isimlerini de verdi.

BÜYÜKANIT´TAN ÖZEL HARP´E KATILIM ÇAĞRISI: GEL VATANDAŞ SEN DE GEL!

Dün basına yansıyan ve haberleştirdiğimiz MİT kaynaklı diğer iki belgede de Özel Harp´in Abdullah Gül, Bülent Arınç ve Türkan Saylan´a 2007´de suikast planladığı, yine Özel Harp´in siyasi partilerin yıpratılması için çalıştığı gibi çok çarpıcı iddialar yer alıyordu. (2) Muhtemelen Vatan´ın bugünkü haberine konu olan MİT belgesi ile dün haberleştirdiğimiz belgeler aynı. Dolayısıyla bugünkü belgenin tarihi de 2007 olmalı.

Arınç´a suikast ihbarını da içeren belgeyle ilgili dünkü haberimizde ilginç bir bilgiyi aktarmıştık. Bugünkü MİT belgesi işte bu bilgiyi doğrulamış oluyor. Şöyle ki; 2007 yılında yeniden yapılandırılan Özel Harp Seferberlik Tetkik Kurulu´nun 12 adet olan Bölge Başkanlıkları´nın 2010 sonuna kadar iki katına çıkarılması kararlaştırılmıştı. Bugünkü habere konu olan Özel Harp subayının mektubu, bu olayı daha başlangıcındayken, 2007 yılında haber vermesi açısından ilginç.

Özel Harp Bölge Başkanlık sayılarının arttırılmasının ilginç bir anlamı var zira. Her darbe öncesi Özel Harp Dairesi Bölge Başkanlıklarının sayısı arttırılmakta, darbe sonrasında ise azaltılmaktaydı. 1954 yılında 14 olan sayı 1960 Askeri Darbesi´ne kadarki dönemde 35´e kadar çıkarılmıştı. Darbeden hemen sonra düşürülen bölge başkanlığı sayısı 1980 İhtilali´ne giden süreçte yeniden 27´ye çıkarılmıştı. Ve Turgut Özal´ın girişimiyle 1988 ve sonrasında 13´e kadar düşürülen bölge başkanlıklarında ise 2007 yılında yeniden artırıma gidilmiş, 12 olan sayı 2010 sonuna kadar 24´e çıkarılmıştı. Hatta dönemin Genelkurmay başkanı Yaşar Büyükanıt´ın adeta, Gel vatandaş sen de gel! diye bir çok kişiyi Özel Harp mensubu olmaya çağıran davet mektubu basında alay konusu olmuştu.

Özel Harp Dairesi´nin sayısının Türkiye çapında arttırılacağı ve sivillerden de katkı sağlanması istendiği yönündeki haber, 2 Haziran 2008´de Taraf gazetesinde yayınlanmıştı. (3) Habere göre Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, vatandaşları Özel Harp Dairesi´ne katılmaya çağırıyordu. Büyükanıt´ın daveti şöyleydi:

“Vatanımızın bütünlüğüne ve milletimizin varlığa karşı vuku bulacak bir düşman tecavüzü halinde, Silahlı Kuvvetlerimiz ile birlikte yürütülecek harekatta gizli mücadele usülleri ile barıştan itibaren bazı çalışmalar ve çok gizli hazırlıklar yapılmaktadır. Her Türk´ün seve seve katılacağına inandığım böyle milli bir hazırlık için milli hisleri kuvvetli, yetişmiş, bilgili ve cesur elemanlara ihtiyaç vardır. Yakından izlediğimiz yüksek nitelik ve yetenekleriniz, taktir ile karşılanan müspet davranışlarınız ve milli heyecanınız dolayısıyla sizin de bu çalışmalara katılmanızı uygun gördüm. Gönderdiğim subay size gerekli bilgiyi verecektir. Bu milli konuya ilgi göstereceğinizi ve çalışmalara iştirak edeceğinize inanıyorum.”

Bu konuyla ilgili son bilgi olarak, Genelkurmay´ın geçtiğimiz haftalarda TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu´na Özel Harp mensubu 100bin sivil mensubun isim listesini göndermiş olduğunu hatırlatalım. Ancak bu 100bin kişinin, 2009 sonunda Arınç´a suikast iddiası üzerine başlatılan ve Özel Harp merkezinde 26 gün süren kozmik aramalarla derinleşen soruşturma sonrasında -bir ihtimal, aramayı yapan hakim ile soruşturma savcısına deşifre oldukları için(!)- görevden çıkarılan kişiler olduğu, kozmik aramalar sonrası yeniden yapılanmaya giden Özel Harp´in yeni 100 bin kişiyi işe aldığı, bunların isimlerinin ise gizli tutulduğu ileri sürülüyor. (4)

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(1) Deniz Güçer, haber.gazetevatan.com/derinlerden-gelen-bir-mektup/505088/1/Gündem

(2) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5055

(3) taraf.com.tr/haber/9362.htm

(4) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5033

----------------------------------------------------------------------------------------------

MİT´DEN GELEN ÖZEL HARP MEKTUPLARINDA YENİ AYRINTILAR

12.01.2013 11:27 MİT´in, Darbe Komisyonu´nun talebi üzerine gönderdiği ´ihbar mektupları´ kontrgerilla hakkında önemli bilgiler içeriyor. Günlerdir, TBMM Darbe ve Muhtırıları Araştırma Komisyonu´na MİT tarafından gönderilen ihbar mektupları konuşuluyor. Basına bölük pörçük yansıyan mektupların bulunduğu klasördeki 8 ekte Özel Harp Dairesi (ÖHD), Seferberlik Tetkik Kurulu (STK), Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK) ve kontrgerilla yapılanmalarına ilişkin detaylı bilgi ve listeler yer alıyor. MİT´in ´ihbar mektubu´ olarak sınıflandırdığı bu bilgiler, ihbarcı vatandaşlarca yazılmış mektuplardan çok, konuyla ilgili bilgi ve belgelere ulaşmış profesyonellerce hazırlanmış görünüyor. MİT´in 1 Temmuz 2012 günü gelen talep doğrultusunda hazırlayıp 24 Aralık 2012´de TBMM´ye gönderdiği klasörün girişinde MİT´in üst yazısı var. Ardından ÖKK, ÖKK´ya bağlı Muharebe Arama Kurtarma (MAK) Birliği ve STK konusunda MİT´e ulaşan bilgileri içeren iki sayfalık bir bilgi notu yer alıyor. MİT´in klasöründe üst yazı ve bilgi notundan sonra da 2007-2008 arasında MİT´e geldiği iddia edilen toplam 287 sayfayılık 6 adet ´ihbar mektubu´na yer veriliyor. İşte mektuplarda ÖKK, STK, MAK gibi örgütlenmeler hakkında verilen bilgilerden bazıları:

´Fail MAK´

1- MAK: Özel Kuvvetlere bağlı. Habur´da konuşlu. 39 kişiden oluşmuş. PKK ile işbirliği yapanları pasifize etmek amacıyla görev yapıyor. Genelkurmay´dan bağımsız çalışıyor. 1995´te MİT´in bölge müdürlüğü ile işbirliği yapmayı talep ettiler ve ´1. ve 2. derece hedefler´ başlıklı bir liste paylaştılar. 2010 yılında da İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi´nde çalışan yargıç ve savcılar MİT´e şu kritik bilgiyi aktardılar: “TSK ile ilişiği kesilen Yüzbaşı Ö.T. ´15 Ocak 1996´da Şırnak Güçlükonak´ta 11 geçici köy korucusunun öldürülmesi dahil bölgede gerçekleştirilen birçok faili meçhul olayı MAK gerçekleştirdi. MAK birliğinin önemli bir bölümü Kardak krizinden sonra Genelkurmaya çekildi´ dedi.

26 maddelik eylem planı

2- ÖKK ve GNH: Hükümete karşı 26 maddelik bir eylem planı hazırlamışlar. Gizli mühimmat depoları var ve bunların bazılarından silah çalınmış. ÖKK´nın geleneksel tanımında işgal durumunda yapılacak Gayri Nizami Harp´ın (GNH) unsurları da anlatılıyor. Eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt bu tanımı değiştirtmiş ve yeni tanımda ülkenin diğer resmi kurumları da hedef haline gelmiş. Yeni örgütlenme tanımıyla 12 olan Bölge Başkanlığı sayısı 25´e çıkarıldı ve MİT ile Emniyet´e alternatif bir yapılanmaya gidildi. Yurtdışı operasyonlarda Dışişleri ile yaşanacak sürtüşmeleri ve bütçe sorunlarını aşmak için de finans kaynağı olarak örtülü ödenek seçildi. (Mektubun yazıldığı tarih itibariyle) Yurtiçindeki 4 yeni bölge başkanlığının binaları hazırlandı ve görev yapacak personel belirlendi.

Dört ayaklı yapılanma

3- STK: Trabzon, Hatay ve Malatya´da üç merkezi var. 4 ayaklı bir kuvvet yapılanması var. ´Beyazlar´ (şehir-gerilla), ´Siyahlar´ (gerilla), ´Turuncular´ (yardımcı sınıf ve çıkarıldıkları halde irtibatı sürenler) ve ´Yeşiller´ (işlerden haberdar olan ama teşkilata alınmamış kişiler...) Mersedes Operasyonu (Öcalan´ın Şam´da öldürülmesi için düzenlenen başarısız operasyon) kapsamında Türkiye-Suriye sınırında yapılması planlanan keşife Genelkurmay Seferberlik Bölge Başkanlığı´ndan bir personel bizzat katılmış. Edirne STK, Balkan ülkelerinde soydaş dernekleriyle çalışma yapıyordu. İstanbul STK´da çalışmış bir personelin, Genelkurmay Başkanı imzalı bir ´teşkilata alınma süreci kartı´ ile birlikte gönderdiği mektupta, irtibatlı kişilerin isimleri var. Mektupta ayrıca tehlikeli durumlariçin ´Kurtarılacak kişiler´, ´Yararlı Kişiler´ ve ´Zararlı kişiler´ açık açık sıralanıyor. Listede ´Psikolojik Harp Dairesi´nin başkanı olarak kısa süre önce yaşamını yitirmiş ünlü bir siyasetçinin ismi yer alıyor. Hali hazırda milletvekili olan bir ismin ´kurtarılacak kişiler´ listesinde yer aldığı dikkat çekerken, kamuoyunun yakından tanıdığı bazı sivillerin ismi (bağlı oldukları komutanlar´ ile birlikte) sıralanıyor. Dink cinayeti, Danıştay saldırısı, papaz cinayetleri, Zirve yayınevi baskını gibi birçok olay da STK imzasını taşıyor.

Operasyon gelebilir

Klasörde yer alan 6. mektupta ÖKK Seferberlik Tetkik Daire Başkanlığı tarafından sevk ve idare edilen kişilerin listesi yer alıyor. Klasörde yapılan incelemede, belgeleri okuyan milletvekillerinde ihbar mektuplarının, sıradan vatandaşlarca değil MİT kadrolarınca ele geçirilen STK belgeleri arasından derlenen bilgiler ışığında hazırlanmış olabileceği izlenimi hâkim. (Deniz Zeyrek / Radikal)

KONTRGERİLLANIN CEPHANELİĞİ 100 AYRI YERDE

13.01.2013 21:19 MİT´in Darbeleri Araştırma Komisyonu´na gönderdiği rapora göre, 100 farklı bölgedeki gömülü mühimmat emekli subaylarca yağmalanmış.

TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu´na MİT´in gönderdiği Özel Harp´e ilişkin raporda, 100 ayrı yere askerî mühimmat gömüldüğü, bunların bir kısmının emekli subaylarca daha sonra çıkarılarak kullanıldığı ifade edildi.

Raporda, Özel Harp Dairesi´nin gömülü mühimmatlara ilişkin şu tesbiti dikkat çekiyor: “Özel Kuvvetler´den ayrılan emekli subaylar, gömülü mühimmatların yerlerini bildikleri için daha sonra bu mühimmatları çıkarıyorlar. Bir takım yerlerde kullanıyorlar. Bu yüzden durum kontrol edilemez bir hâl aldı. Bir an önce bu sorun çözülmeli”. Mersin, Konya, Afyon, İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır ve Gaziantep´teki gömülü mühimmat arasında el bombaları, uzun namlulu silahlar, çok sayıda mermi ve tabanca bulunduğu kaydediliyor.

Başbuğ ve darbe analizi

Rapordaki eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ hakkında tutulan notlar da dikkat çekiyor. Notlarda Başbuğ´un AKP´ye bakış açısı ve olası bir darbe durumunda tutunacağı tavra dair bilgiler yer alıyor.

Özel Harp´in TSK´nın son dönemine ilişkin değerlendirme notu da rapordaki unsurlardan. Söz konusu değerlendirme notunda, ordunun son dönemde yozlaştığı, birçok subayın bu yozlaşma nedeniyle kulvar değiştirdiği ifade ediliyor. Özel Harp tarafından 2007 yılında hazırlanan Harekât Planı´nın başına seçilen isim tutanaklarda bulunurken, psikolojik harpten sorumlu kişi olarak da eski bir bakanın ismi yer alıyor. Raporda, MAK´ın yönetim merkezi olarak gösterilen üç ilden biri konumundaki Hatay´da mutlaka korunması gerekenlerin başında MHP İl Başkanı yer alıyor. MHP İl Başkanı ve ailesinin Özel Harp elemanlarınca korunması gerektiğinin altı çiziliyor. Hatay´da korunacaklar listesinde MHP´li bir milletvekilinin ismi de yer alıyor.

MİT´in muhbiri Özel Harp´te

Öte yandan, raporun ekinde bulunan altı ihbar mektubun tamamının Özel Kuvvetler´de görevli bir subay tarafından yazıldığı anlaşılıyor. İhbarcı subayın ismi, soy ismi ve kendisinden sorumlu olan komutanın adı da raporda yer alırken, belirtilen subayın tüm ihbar mektuplarının dönemin MİT Müsteşarı Emre Taner´e hitaben “Sayın Müsteşarım” diye başlaması dikkat çekiyor. Özel Kuvvetler´den toplanan bilgilerin maddeler halinde sıralandığı bu mektuplar, MİT adına çalışan bir muhbirin Özel Kuvvetler´e sızdığını gösteriyor. MİT´in ise alınan bu istihbarat üzerine nasıl bir çalışma yaptığına veya savcılıklara bilgi verip vermediğine dair bir bilgi raporda bulunmuyor.

CEPHANELİĞİN BİRİ POYRAZKÖY´DEN ÇIKTI

İstanbul Poyrazköy´de İstek Vakfı´na ait arazide 2009 yılında yapılan kazılarda çeşitli silahlar ele geçirilmişti. Mühimmat arasındaki law silahları (ligh antitank weapon) özellikle dikkat çekmişti. Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, silahların TSK´ya ait olmadığını iddia ederken Makine Kimya Endüstrisi yaptığı inceleme sonucu, bulunan mühimmatın TSK´nın kullanımı için üretildiğini rapor etmişti. Kazıda çıkan mühimmat şöyle: 15 dolu law silahı, 7 adet boş law silahı, 14 el bombası, 24 el bombası fünyesi, 450 gr C3 patlayacı, 7 adet hakem bombası, 3 adet gösteri bombası, 5 adet bubi tuzağı, 2 adet kullanılmış bubi tuzağı, 23 adet işaret fişeği, 45 adet sis bombası, 15 adet aydınlatma fişeği ve çeşitli askerî malzeme. (Taraf)

GLADIO´NUN SİLAH DEPOSU HATAY´DA

15.01.2013 12:23 MİT´in Meclis´e gönderdiği ´gizli´ ibareli belgelerin arasından Gladio´nun silah depolarından birinin krokisi de çıktı. Milli İstihbarat Teşkilatı´nın (MİT) Meclis Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu´na gönderdiği belgelerin arasından Seferberlik Tetkik Kurulu´nun soğuk savaş döneminde kurduğu iddia dilen bir silah deposunun krokisi çıktı. Krokiye göre, Türkiye´de çok sayıda yerde bulunduğu belirtilen depolardan biri de Hatay´da. Meclis Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu´nun çalışmaları sona ermesine karşın ´gizli´ damgalı belgelerden Türkiye´nin gündemini sarsacak iddialar çıkmaya devam ediyor. MİT´e gönderilen bir ihbar mektubunda Hatay ili sınırlarında olduğu belirtilen bir silah deposunun yeri gösteriyor. İhbar mektubunda silah deposunda bulunan mühimmatlarla ilgili bilgi verilmezken mektuptaki ifadelerden ihbarın Emre Taner´in MİT Başkanı olduğu döneminde yapıldığı anlaşılıyor. Komisyon´a gelen belgelerin kopyasının ´dışarıya´ sızdırılması yasak. Radikal´e bilgi veren kaynaklar, krokinin nereyi işaret ettiği konusunda ayrıntı vermedi ancak krokinin bir benzerini elle çizdiler.

´Zamanında gelseydi...´

Radikal´in sorularını cevaplandıran Komisyon´un CHP´li üyesi Ahmet Toptaş temkinli konuştu. Toptaş, “Bu krokiler doğru mu yanlış mı bilmiyorum. Ancak krokiler Komisyon´a görev süresi içinde gelseydi bunların ne olduğunu sorabilirdik. Şimdi bu şansımız yok. Kamuoyunda yanlış algılamalara neden olabilir. Gerçekliği veya sahteliği konusunda, provakasyon olup olmadığı konusunda herhangi bir kayıt yok. Bu iddialar araştırılmış olsaydı doğruluğu veya yanlışlığı ortaya çıkardı. Ona göre şahıslar hakkında soruşturma açılırdı veya açılmazdı. Şimdi bir sürü isim dolaşıyor ortada. Onların ne kabahati var?” diye konuştu. (Radikal)

GÜLER BAŞBAKAN BÜYÜKANIT CUMHURBAŞKANI!

15.01.2013 09:17 ´Özel Harp Dairesi´nde görevli subayım´ diyen kişi: Gül, Suikast listesinde; Hilmi Güler´e Başbakanlık, Yaşar Büyükanıt´a Cumhurbaşkanlığı teklifi... “Özel Harp Dairesi´nde görevli subayım” diyen kişinin çarpıcı iddiaları: Suikast listesinde Cumhurbaşkanı Gül de var. Yaratılacak kaos sonrası kabineyi kurma teklifi Hilmi Güler´e götürüldü. Büyükanıt´a “Cumhurbaşkanı ol” denildi.

MİT´in eski müsteşarı Emre Taner´e, Özel Harp Dairesi´nde görevli olduğunu belirten bir subayın yazdığı mektuptan ilginç bilgiler sızmaya devam ediyor. Vatan´ın haberine göre, Seferberlik Başkanlığı´nın içinden MİT´e sürekli bilgi aktaran kaynağın tartışma yaratacak bir iddiası şöyle: Bir dönem AKP´de Enerji Bakanlığı yapan Hilmi Güler´e başbakanlık teklif edildi. Yaratılacak kaos sonrası kabine Güler tarafından kurulacak. Aynı kaynağın dikkat çeken bir diğer iddiası ise emekli Genelkurmay Başkanlarından Yaşar Büyükanıt ile ilgili: Büyükanıt´a “Nisan´dan önce bu işi başaralım, seni Cumhurbaşkanı yapalım” denildi.

MİT´in, TBMM Darbeleri İnceleme Komisyonu´na gönderdiği ve Emre Taner´e hitaben bir subay tarafından değişik dönemlerde yazıldığı belirtilen ihbar mektuplarında şoke eden iddialar yer alıyor. Komisyon çalışmalarını tamamladıktan sonra 24 Aralık´ta TBMM´ye ulaşan MİT´in dosyaladığı ihbar mektuplarında, Seferberlik Daire Başkanlığı´nın oluşturduğu gizli mühimmat depolarıyla ilgili bilgi de yer alıyor. İsimsiz subay, Hatay´da bulunan bir mühimmat deposunun krokisini de çizerek MİT´e ulaştırırken, Türkiye genelinde bu tür depolardan 100´e yakın sayıda olduğunu belirtiliyor. Mektupta, “Bunların sürekli kontrol halinde tutulması olanaksız” ifadeleri de yer alıyor.

Nisandan önce başaralım!

Dönemin MİT Müsteşarı Taner´e gönderilen isimsiz ihbar mektubuna göre Daire´nin eski Dışişleri Bakanı, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkan Saylan, Tuncay Özkan´ın da aralarında bulunduğu isimlere suikastlar düzenleyeceği öne sürülüyor. Suikast yapılacak isimler arasında “Bir CHP Milletvekili”nin bulunduğu ifadesi de yer alıyor ancak isim verilmiyor. AKP´li eski Bakan Hilmi Güler´e Başbakanlık teklif edildiği ve kaos sonrası oluşacak yeni kabineyi kurma görevinin de kendisinin yapmasının istediği, yine ihbar mektubunda yer alıyor. Kabinede yer alması planlanan bir başka ismin de MHP Milletvekili iken hayatını kaybeden Gündüz Aktan olduğu ileri sürülüyor. Bir başka ilginç ayrıntı ise emekli Orgeneral Yaşar Büyükanıt´a, “Nisan´dan önce bu işi başaralım ve seni Cumhurbaşkanı yapalım” dedikleri. Ancak bu önerinin destek görmediği de ileri sürülüyor.

Sayfalarca liste var

MİT´in Darbe Komisyonu´na gönderdiği belgelerde herhangi bir yorumun veya araştırma sonucunun yer almadığı öğrenildi. MİT´in, imzasız ve isimsiz mektupları olduğu gibi komisyona gönderdiği belirtildi. MİT´e ihbar mektubunu gönderen Subay, Malatya, İzmir, Uşak gibi illerde de kod adlarıyla Seferberlik Başkanlığı için çalışanların isimlerini de tek tek yazdı. Subayın ihbar mektuplarının 25 sayfaya yakın olduğu, ancak isim listelerinin sayfalarca sürdüğü de öğrenildi.

MHP´liler de fişlenmiş

MİT´e mektup gönderen subay, yaratılacak kaos ve infiallerde “MHP´nin de kullanılması” için çaba gösterileceğini ihbar ediyor. Bazı MHP milletvekillerinin fişlendiğini de ileri süren isimsiz subay, bunların arasında Grup Başkanvekilleri Oktay Vural ve Mehmet Şandır´ın da olduğunu öne sürüyor. Bu milletvekillerinin “Muteber-muteber değil” şeklinde fişlendiğini ileri sürüyor. Subay, HADEP, EMEP il ve ilçe yöneticilerinin de sayfalarca süren listelerde fişlendiği de belirtiyor. Fişlemelerin “Sünni, Türk, Alevi, aşırı Alevi, solcu, aşırı solcu” gibi ifalerle yapıldığı ileri sürülürken, Hatay´ın sosyal demokrat kökenli eski bir Belediye başkanının da ´muteber değil´ denilerek fişlendiği bilgisi, ihbar mektubunda yer alıyor.

Gizli muhimmat deposu!

Seferberlik Başkanlığı´nın bir gizli mühimmat deposunun krokisi de MİT´e gönderilmiş. Depo Hatay´daki Muharrem Köyü yakınlarında, tali yol üzerinde. (Vatan)

KOMİSYON KONTRGERİLLA´YI SORDU, GENELKURMAY YOK DEDİ

18.01.2013 13:01 Genelkurmay Başkanlığı tarafından Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu´na gönderilen cevabî yazıda, ´Özel Kuvvetler Komutanlığı´ bünyesinde ´kontrgerilla´ yapılanmasının olmadığı belirtildi. MİT´in Komisyon´a gönderdiği belgeler arasında bulunan ihbar mektubunda, ÖKK´daki ´yasa dışı yapılanma´dan ayrıntılı olarak bahsediliyordu.

Darbe Komisyonu 1 Temmuz 2012´de Genelkurmay Başkanlığı´na bir yazı göndererek, ´Özel Harp Dairesi, Seferberlik Tetkik Kurulu, Özel Kuvvetler Komutanlığı ve kontrgerilla yapılanmalarına ilişkin kurum arşivlerinde bulunan her türlü bilgi ve belgenin gönderilmesini´ istedi. Genelkurmay Başkanlığı ise yazıya 7 Eylül 2012´de cevap verdi. Ancak Darbe Komisyonu´nun bilgi ve belge isteğine Genelkurmay´ın cevabı kurumun ´tarihçesinden´ ibaret oldu. Yazıda ayrıca ´Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı´ (ATASE) arşivinde bulunan tasnifi yapılmamış koleksiyonlar üzerinde tasnif işlemlerinin devam ettiği, istenilen konulara ilişkin bilgi ve belge tespit edildiği takdirde ayrıca gönderileceği´ belirtildi. Cevaptaki en çarpıcı cümle ise, “Özel Kuvvetler Komutanlığı´nda kontrgerilla yapılanması yoktur.” oldu.

Genelkurmay Başkanı adına Adli Müşaviri imzasıyla gönderilen 2 sayfalık bilgi notunda ´Özel Kuvvetler Komutanlığı´nın tarihçesi´ anlatıldı. Bu tarihçeye göre Bakanlar Kurulu´nun 27 Eylül 1952 sayılı kararı ile ´Hususi ve Yardımcı Muharip Birlikler´ adı altında bir kuruluşun oluşturulmasına karar verildi. Söz konusu karar gereği 4 Kasım 1953 tarihinde ´Seferberlik Tetkik Kurul Başkanlığı´ adı altında kuruldu. 14 Aralık 1970 tarihinde Özel Harp Daire Başkanlığı adını aldı. 1992 yılında çevre ülkeler ve İç Güvenlik Harekatı ihtiyaçlarına bağlı olarak yeniden teşkilatlandı, kuruluş değiştirildi ve Özel Kuvvetler Komutanlığı adını aldı. 2006 yılında yeniden teşkilatlanan ÖKK, Seferberlik Tetkik Kurul Başkanlığı ve Muharebe Arama Kurtarma Alay Komutanlığı yeniden teşkil edilen Seferberlik Tetkik Daire Başkanlığı kuruluşuna dahil edildi. 1 ve 2´nci Özel Kuvvet Tugay komutanlıklarının isimleri 1 ve 2´nci Özel Kuvvet Komutanlıkları şeklinde değiştirildi. Yazıda Özel Kuvvetler Komutanlığı´nın görevleri de maddeler halinde sıralandı.

Darbe Komisyonu ayrıca Genelkurmay´dan 21 Eylül 2012´de Batı Çalışma Grubu´na ilişkin bilgi ve belge talep etti. Genelkurmay ise 11 Ekim´de verdiği cevapta, ´belgelerin asıllarının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´nca yürütülen soruşturma kapsamında mahkemeye gönderildiğini´ belirterek, komisyona hiçbir belge göndermedi. Genelkurmay´ın yazısında, “Söz konusu soruşturma kapsamında alınan gizlilik kararı nedeniyle talep edilen bilgi ve belgelerin komisyonuna da gönderilmesi adli makamlar tarafından soruşturmanın gizliliğini ihlal olarak nitelendirilebileceğinden, ilgili bilgi ve belgelerin soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´ndan temin edilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.” denildi.

Ankara Cumhuriyet Savcısı Doğan Öz, dönemin Başbakanı merhum Bülent Ecevit´e sunduğu ´Kontrgerilla´yla ilgili raporda, “Kontr-gerilla, Genelkurmay Özel Harp Dairesi´ne bağlıdır.” diyordu. Öz, söz konusu raporu tamamladıktan yaklaşık iki ay sonra 24 Mart 1978´de evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmişti. (İbrahim Asalıoğlu / Zaman)

İÇ ÇATIŞMA İÇİN 5 MADDELİK PLAN DEVREDE

24.01.2013 12:05 Seferberlik Tetkik Kurulu belgelerinden, ´Beyaz Kuvvetler´in iç çatışma ortamı oluşturmak için 5 maddelik planı devreye soktuğu öğrenildi. MİT´in Darbe Komisyonu´na gönderdiği Seferberlik Tetkik Kurulu belgeleri arasında AK Parti´yi hedef alan plana ilişkin ihbar mektubu da yer aldı. ´Beyaz Kuvvetler´ olarak adlandırılan 20 kişilik ekip, iç çatışma ortamı oluşturmak için kara propaganda faaliyeti yürütecekti. Yeni Şafak´ın haberine göre, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından Meclis Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu´na ´Seferberlik Tetkik Kurulu´ (STK) hakkında gönderilen bilgi notu ve ihbar mektuplarından oluşan dokümanlarda AK Parti iktidarını bitirmeye yönelik 26 maddelik provokasyon planının dışında birde 5 maddelik karalama kampanyası çıktı. Özel ekibin, ülkeyi sosyal yapısına göre bölgelere ayırarak psikolojik harp (PH) faaliyeti planladıkları ortaya çıktı.

20 KİŞİLİK ÖZEL EKİP

Özel Harp mantığıyla çalışan STK´da AK Parti iktidarına yönelik 2007 yılında bir karalama kampanyasının başlatılması için 20 kişilik ekip kurulduğu dile getirildi. Söz konusu ekibin tüm ülkeyi kapsayan saha çalışmasının ardından hazırlanan 5 maddelik planın devreye sokulduğu belirtildi. AK Parti ve Genel Başkanı Tayyip Erdoğan´a yönelik 5 maddelik karalama kampanyasını yürütmek üzere STK´da 20 kişilik özel bir ekibin oluşturulduğu ihbar mektubunda yer aldı. 2007´de faaliyete geçen ekibin, iktidar partisini karalamak için; 1-Gerçekten dindar değiller, 2-Lüks içinde yaşıyorlar, paraya düşkünler, 3-Kürtleri şımartıyorlar, 4-Yaşam biçimimizi tehdit ediyorlar, 5-ABD ve AB´nin güdümündeler.

Ülke elden gidiyor

Karadeniz´de ´Kürtleri şımartıyorlar, ülke elden gidiyor´ şeklinde kara propaganda yürüten ekibin, Doğu-Güneydoğu´nun dini duyarlığını baz alarak, ´Bunlar gerçek dindar değil, lüks içinde yaşıyorlar´ diye kampanya yürüttükleri belirlendi. Yine dokümanlarda, psikolojik harekat yürüten bu ekibin, Ege ve Akdeniz´de yaşayan vatandaşlara yönelik, laiklik duyarlılığını harekete geçirmek için, ´AK Parti sizin yaşantınızı değiştirecek´ diye planlama yaptıkları görüldü. Ülkenin orta kesimlerinde ise, ´İktidar ABD ve AB yanlısı´ diyerek kara propaganda yürütüldüğü belirlendi. (Yeni Şafak)

ÖZEL HARP, 36 SUİKAST PLANLAMIŞ

14.02.2013 14:10 TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu´na gönderilen MİT´in Özel Harp Raporu´na ilişkin “gizli” bilgilerin detaylarına ulaşıldı. 287 sayfalık rapor, bir subayın Özel Harp Dairesi ile ilgili MİT´e yolladığı ihbar mektuplarından yola çıkılarak hazırlandı. Subay, mektuplarında elde ettiği isimleri, harekât planlarını ve operasyon tecrübelerini anlattı. MİT´e Özel Harp ile ilgili gönderilen mektuplarda, söz konusu subayın 2000´li yıllara kadar Doğu ve Güneydoğu Anadolu´da PKK ile mücadele eden Özel Harp kadrosunda olduğunu anlatılıyor. Mektupların bir kısmında PKK ile mücadelede kullanılan metotlar, operasyonlar, bölgedeki kaçakçık gibi bir takım bilgilerden bahsediliyor. Bu bilgiler arasında askerî zafiyetler ve ihmallere de yer veriliyor.

Mektubun can alıcı bölümleri ise MİT Müsteşarı Emre Taner´in talimatıyla elde ettiği bilgileri aktaran ihbarcının Ankara´ya atanmasıyla tanık olduğu olayları anlatmasıyla başlıyor. AKP iktidarını devirmeye yönelik 27 Nisan sürecine kadar hazırlanan planlar deşifre edilirken, Özel Harp´in hedefinde sadece AKP´nin değil, cemaatlerin de olduğunu ifade ediyor. Cemaatlerin “irticai” tehdit olarak kabul edildiği ve bunlara yönelik eylem planları da mektupta aktarılıyor. Cemaatlerin dershanelerinin de mutlaka kapatılması gerektiğinin altı çiziliyor. Cemaat üyelerine Özel Harp tarafından hazırlandığı iddia edilen fişleme tutanakları da mektubun ekinde sunuluyor.

Özel Kuvvetler´de görev yapanların sayısı siyah, beyaz, turuncu ve yeşiller olarak adlandırılan gruplar, infaz timi ve siviller dâhil 110 bin olarak belirtildi. Ancak etkin görevli sayısı 650 civarında olduğu, geri kalan 540 kişinin kimliğine dair ise bilgiye ulaşılamadığı kaydedildi.

Mektupta, suikast eğitimi alan Genelkurmay´a bağlı ancak bağımsız çalışan ve “künyesizler” olarak adlandırılan grubun 36 kişiye yönelik infaz hazırlığında olduğu ifade edilirken, bu kişilerin isimlerine yer verilmiyor. MİT raporunda infaz edilecek isimler arasında sıralananlardan sadece daha önce basına yansıyan Yargıtay Başsavcısı Yalçınkaya, Başbakan Yardımcısı Arınç, Türkan Saylan, Tuncay Özkan ve Cumhurbaşkanı Gül´ün adı veriliyor. Ancak geri kalan 30 kişinin kim olduğu bilgisi yok. (Takvim, Taraf)

İHBARCI SUBAY YÜZBAŞI ÖZCAN TOZLU MU?

26.02.2013 11:27 Nazlı Ilıcak (Sabah): Bir süredir basında Jandarma Yüzbaşı Özcan Tozlu´nun iddiaları yer alıyor. Tozlu, Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan cinayetini, Ergenekon tutuklusu Levent Göktaş´ın idaresindeki 7 kişilik Muhabere Arama Kurtarma (MAK) ekibinin işlediğini belirtiyor. 1996´da 11 korucu ve 2 köylünün minibüs içinde kurşunlanarak yakıldığı Güçlükonak katliamının da, terör örgütü PKK´nın eylemi olmadığını, TSK´nın kontrolündeki korucular tarafından gerçekleştirildiğini ileri sürüyor. Yüzbaşı Özcan Tozlu´nun isminin gündeme gelmesinin sebebi, MİT´in Darbeleri Araştırma Komisyonu´na gönderdiği 287 sayfalık rapor. Bu rapor, Tozlu´nun beyanlarına dayanılarak hazırlanmıştı. Raporda, birçok iddianın yanı sıra, özel Kuvvetler Komutanlığı´na bağlı künyesizler isimli bir gruptan da söz ediliyordu. Bunlar para karşılığı operasyon düzenliyordu ve içlerinde eski Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, Bülent Arınç, Türkân Saylan, Tuncay Özkan ile Abdullah Gül´ün de bulunduğu 36 kişi için infaz hazırlığı yapmışlardı.

Genelkurmay, TSK´yı hedef alan iddialardan rahatsız oldu ve Özel Kuvvetler legal bir kuruluştur, yasadışı faaliyetlerin odağı gibi takdim edilmemeli diye bir açıklama yaptı. Aynı zamanda, iddiaların imzasız ve isimsiz bir kişiye dayandığını, bu yüzden ciddiye alınmadığını söyledi. Oysa kişinin ismi, görevi, her şeyi belli. Ama tabii, bu şahsa ne kadar güvenilebilir? Zira Tozlu, 1997´de açığa alındı ve 2001´de YAŞ kararıyla ordudan atıldı. Hakkındaki isnatlar: Disiplinsizlik, ahlâksızlık, erlerden zorla para toplamak, kantinde satılması yasak olan bazı gereçleri faturasız olarak satmak. 34 ay 28 gün hapis cezası aldı; bu ceza paraya çevrilip ertelendi.

Bir süredir gazetelerde Beyaz Kuvvetler diye haberler de çıkıyor. Meselâ, MİT´ten Darbe Komisyonu´na gelen raporda, Hrant Dink´in, Özel Kuvvetler bünyesindeki Beyaz Kuvvetler tarafından öldürüldüğü belirtiliyor. Bir başka belgede de, Özel Kuvvetler´deki askeri unsurlar Bordo Bereliler adını alınca, sivillere, Beyaz Kuvvetler denildiğini okudum. Beyaz Kuvvetler gerekmedikçe silâh kullanmıyor; toplumsal kesimleri manipüle ediyor. Bunların arasında, gazeteci, yazar, avukat, polis, hemşire, siyasetçi, din adamı ve öğretim görevlileri var.

Sadece Beyaz Kuvvetler söz konusu değil. Seferberlik Tetkik Kurulu´nda, Genelkurmay´a bağlı subaylar tarafından oluşturulan Muhabere Arama Kurtarma (MAK) teşkilâtında 650 sivilin çalıştığı, MAK´ın içinde beyaz, siyah, turuncu ve yeşil kuvvetlerin bulunduğu yazılıp çiziliyor. İddiaya göre MAK, kritik bölgelerdeki insanları yararlı, zararlı, kullanılabilir diye 3´e ayırıyormuş.

Mesele çok karışık. Hayır böyle bir şey yok demek yetersiz. Zira Türkiye´deki bütün darbelerin kökünde, bu şekilde istikrarsızlık yaratan unsurlar var. Hedef, dış düşman olsa iyi de, çoğu kere iç düşmanla savaşıyoruz. (Nazlı Ilıcak / Sabah)

ABDULLAH GÜL-BÜLENT ARINÇ´A SUİKAST PLANI!

07.03.2013 21:45 Seferberlik Tetkik Kurulu ile ilgili 2007-2008´de MİT´e gönderilen belgeler, hükümeti yıkmak için düşünülen kanlı kaos planını gözler önüne serdi. MİT´in Seferberlik Tetkik Kurulu´na ilişkin TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu´na gönderdiği belgeler arasındaki 6 ihbar mektubu, hükümeti yıkmak için düşünülen kanlı kaos planlarını gözler önüne serdi. Bugün Gazetesi´nin haberine göre, Özel Kuvvetler bünyesindeki bir subayın 2007-2008 yıllarında gönderdiği ihbar mektubu mezhep çatışması, Kürt-Türk kışkırtması laik-anti laik ve mezhep kışkırtmaları ile bölünmeye zemin hazırlanmak istendiğini ortaya koydu. Hükümeti düşürmek için için ülkeyi yangın yerine çevirmeyi öngören planlar arasında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´a suikast da yer aldı. 2007´de MİT´e gönderilen bu suikast ihbarı sonrasında Bülent Arınç´ın evinin önünde 19 Aralık 2009 tarihinde Seferberlik Tetkik Kurulu mensubu iki asker gözaltına alınmıştı. Şok ihbar mektupları mahkemenin talebi üzerine TBMM tarafından Zirve davasının görüldüğü Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi´ne gönderildi.

İşte o ihbar mektubunda yer alan kaos planlarının bazıları:

- Toplum içerisinde temelleri atılmış bulunan Kürt- Türk, Alevi-Sünni, Laik-Antilaik gibi kavramların başta basın yayın organları olmak üzere her türlü yöntem kullanılarak körüklenmesi ve bu sayede bölünmenin hızlandırılması.

- Boğaziçi Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Bolu Dağı Tüneli, Yalova Feribotu, Karadeniz Sahil Yolu gibi ülke içinde ve dışında büyük ses getirecek kritik yerlerde yoğunluklu olarak bombalar patlatılarak halkın hükümete ve devlete olan güvenini sarsarak kargaşa çıkarılması.

- Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği´nin (ÇYDD) yurt genelinde düzenlediği mitinglere hükümet kanadından kurumsal veya bireysel olarak sert tepki verilmesi sağlanarak toplumsal çatışma ortamının körüklenmesi

- Kerkük´te bulunan Türkmenler´e yönelik suikastlar gerçekleştirilerek Irak´ın kuzeyine yapılacak askeri harekatın gerekliliği konusunda kamuoyunun ikna edilmesinin sağlanması.

- Emine Erdoğan, Hayrünnisa Gül, Münevver Arınç hakkında ´küçük düşürme´ propaganda tekniğine uygun olarak aşağılayıcı yazılar yazılması, karikatürler çizilmesi böylece eşlerinin hata yapmalarının sağlanması. Aynı zamanda AKP tabanında, ´Kendi eşinin namusuna sahip çıkamayan bizim eşlerimize nasıl sahip çıkacak´ şeklinde soru işaretleri oluşturulması.

- Usame Bin Ladin ve Mesut Barzani´nin AKP lehine beyanatlar vermesi sağlanarak kamuyuna bu gruplarla işbirliği ve irtibat halinde olduğu imajının verilmesi.

- İrticai bir gruba mensup olduğu izlenimini uyandıran kişi veya kişilerce Anıtkabir´e saldırı düzenlettirilerek kamuoyunda infial uyandırılması.

- İmam hatip lisesi veya türban mağduru bayanlar kullanılarak provokatif açıklamalar yapmalarının Türkan Saylan´a yönelik hakaret veya fiziki sataşmalarda bulunmalarının sağlanması.

- Borsa ve dövizde spekülatif hareketler yapılıp güven ortamının yıkılarak AKP´nin en çok üzerinde durduğu çok başarılı olduğunu iddia ettiği ekonomik istikrarın bozulmasının sağlanması.

- Ülkeyi gerekirse uluslararası çatışmalara sürükleyici eylem planların tertip edilmesi. Böylelikle kamuoyuna askerin mevcudiyetini bir kez daha vurgulayıp askerin hareket kabiliyetinin artırılması.

- Söz konusu mitingler esnasında irticai örgütler tarafından yapıldığı izlenimini uyandıracak şekilde bombalı eylemler düzenlenerek olayların provoke edilmesi.

- Bir taraftan Tuncay Özkan, Türkan Saylan diğer taraftan ise Bülent Arınç, Abdullah Gül gibi kilit isimlerin eş güdümlü olarak düzenlenecek suikast ve suikast girişimleri ile toplumsal kutuplaşmanın artırılması.

- Toplumda infial uyandıracak olayların planlanması ve gerçekleştirilmesi neticesinde sokaklarda oluşan kalabalığa karşı EMASYA birliklerinin kullanılması ve mevcut durum belirlenerek mevcut hükümetin görevine son verilmesi. (Bugün)

YARGITAY BAŞKANINA SUİKAST

07.03.2013 21:48 2007-2008 yıllarında Özel Kuvvetler bünyesindeki derin yapı, kaos yaratıp darbeye zemin oluşturmak için AK Parti´ye kapatma davası açan Yargıtay Başsavcısı Yalçınkaya´ya suikast planladı. Plan, Danıştay saldırısının kopyası gibi. MİT tarafından Meclis Darbe Komisyonu´na gönderilen Özel Kuvvetler´de görevli bir subayın yazdığı ihbar mektuplarından şok bir detay daha çıktı. İhbar mektubunda Özel kuvvetler içindeki derin yapılanmanın, kaos oluşturarak AK Parti iktidarını devirmek için hazırlanan dehşet verici kanlı planlar hazırladığı belirtilirken, bu planlardan birinin de o dönem AK Parti´ye kapatma davası açan dönemin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya´ya yönelik olduğu iddia edildi. Plana göre, Yalçınkaya´ya suikast yapılacak ve cinayet AK Parti´ye fatura edilecekti.

İsimler ve telefonlar verdi

Darbe Komisyonu tarafından Zirve Katliamı davasına bakan Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi´nin talebi üzerine gönderilen ihbar mektupları, dönemin MİT Müsteşarı Emre Taner´e hitaben yazılmış. Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin aldığı ara karar ile 290 sayfadan oluşan rapor taraflara da verildi. Raporda 2007 ile 2008 yıllarında Özel Kuvvetler Komutanlığı´nda görevli subaylar tarafından gönderildiği iddia edilen ihbar mektubunda, darbeye zemin hazırlamak için ülkede yoğun bir çalışmanın olduğunu detayları ile anlatıyor. İhbarcı, anlattıklarını isimler irtibatlar ve telefon numaraları gibi ayrıntılar ile destekliyor.

Danıştay´da da ´Ülkücü´ tetikçi

Mahkemeye gönderilen belgeler arasındaki 6 ihbar mektubundan bugüne kadar medyaya yansımayan bir iddia daha ortaya çıktı. Kaos yaratmak için AK Parti´ye kapatma davası açan Yalçınkaya´ya yapılacak suikaste tıpkı Danıştay saldırısında olduğu gibi bir hazırlık yapıldığı ortaya çıktı. Danıştay saldırısı da önce medyada ´türban´ tartışmaları alevlendirilmiş, ardından Ülkücü kimlikli Alparslan Arslan´a saldırı gerçekleştirtilmişti. Yargıtay Başsavcısı Yalçınkaya´ya yapılacak suikastin de Danıştay cinayeti sonrasında olduğu gibi AK Parti´ye yıkılmaya çalışılacağı belirlendi.

Ergenekon´un yerine 2 ayrı yapı

RAHİP Santoro, Hrant Dink ve Malatya Zirve Yayınevi cinayetlerinin Seferberlik Başkanlığı tarafından planlandığı belirtilen ihbar mektubunda Özel kuvvetler´deki Siyah ve Beyaz Kuvvetler´in Türkiye genelinde 2 bin 500´e yakın mensubunun bulunduğu, Trabzon, Hatay ve Malatya başlığı altında 3 merkezinin olduğu öne sürüldü. Ergenekon yapılanmasının deşifre edilmesinin ardından ülkede ipleri eline geçirmek isteyen iki ana grubun ortaya çıktığını iddia eden ihbarcı, karşıt grup olarak tanımladığı ilk grubun da ulusalcı kökenli olduğunu belirtiyor. Bu grupların Ukrayna´da olduğu gibi bir halk hareketi planladığı belirtilen ihbar mektubunda, “Asker de ihtilal başlangıcında kaos ortamına karşıt kuvveti desteklediklerini belirten açıklamalar yapacaktır. Karşıt hareket olarak isimlendirilen ve sivil halk ihtilalı yapacakları düşünülen grup, eylem için düğmeye Kasım 2007 tarihinde basmış, eylemsel faaliyetler seferberlik başkanlık bünyesindeki yapılara verilmiştir” deniliyor.

Silahlandırılmış ´Korsan Ülkücü´

İHBAR mektubunda ihtilal öncesi kaos ortamın oluşturulması amacıyla yurt içinde ön hazırlık yapıldığı vurgulanırken bu faaliyetlerin hassasiyetle planlandığı ve Ülkücü unsurlara sızan kişiler aracılığıyla planın hayata geçirileceği belirtilerek şu ifadelere yer verildi: “Türban olayını bahane ederek üniversitelerde şiddet eylemeleri yapacak olan karşıt grup ilk ve en büyük eylemini ODTÜ´de yapacaktır. Üniversitelerdeki eylemleri ise lağvedilen Ülkü Ocakları yerine kurulan ´Korsan Ülkü Ocaklarındaki ekiplere yaptıracaklardır. Kurulan bu korsan ülkü ocakları amblemleri ve kullandığı temalara bakıldığında ülkücü çizgiden ziyade Müslüman-Ülkücü çizgide bulunacaktır. Kurulan bu korsan ülkü ocakları içinde özel timlerde görev yapan personelle (siyahlar) birlikte ileriyi göremeyen heyecanlı milliyetçi gençlerden oluşturulan yapılar şiddet eylemlerde kullanılacaktır. Ankara´da hali hazırda 80-100 kadar olan bu ekipten bazılarının Bolu bölgesinde bazı silahlı eğitimler almıştır.”

Kaos için hazırlanan dehşet planı şöyle işleyecekti:

Önce partinin kapatılacağı yönünde medyada yoğun olarak haberlerin çıkması sağlanacak. Ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´ın kapalı kapılar ardında kapatma davasına vereceği tepki gizlice kayıt altına alınacak. Başbakan´ın sözleri kayıt altına alındıktan sonra Yalçınkaya öldürülecek. Cinayetin ardından failinin AK Parti olduğu yönünde kampanya düzenlenecek. Suikastı ´Siyah Kuvvetler´e bağlı bir infaz timi gerçekleştirecek. Siyah Kuvvetler´e bağlı infaz timi, ´Korsan Ülkücü Grubu” oluşturdu ve bazı gençlere silahlı eğitimi vermeye başladı. Bu kapsamda 100 kişi Bolu civarında silahlı eğitime tabi tutuluyor. (Kemal Gümüş / Star)

(10 Ocak 2013), son güncel.: (07 Mart 2013)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Flaş!!! Yeni kitabımız: Arınç suikasti

Arınç suikast belgesi MİT´den

Arınç´a suikast iddiası ve Kozmik aramalar

Kim bu siviller?

Tedavülden kalkan 100bin Meclis´te

TBMM: 100 bin özel harpçi var

TBMM: Derin güçler aktif

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

TBMM: Terör Özel Harp işi

İşte kontrgerilla.com´un da katkı sunduğu Özel Harp Dairesi konulu TBMM raporu

Flaş!!! Özel Harp ve Ergenekon bombaları kardeş

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5057    yazdır/print


 

Arınç suikast belgesi MİT´den

Darbe komisyonuna MİT´in gönderdiği iki gizli belge, Özel Harp Dairesi bünyesinde kurulmuş olan ´Muharebe Arama Kurtarma´ biriminin bazı dönemlerde psikolojik harp için kullanıldığını gösteriyor. Birliğin, iç ve dış tehditlerin bertaraf edilmesi görevi kapsamına siyasi partilerin yıpratılması da giriyor. MİT´in gönderdiği belgelerden birinde ise, kaos amacıyla 2007 yılında Arınç´a ve ardından karşı cepheden Türkan Saylan´a suikast planlandığı iddiası yer alıyor. Hatırlanacağı gibi 2009 yılının sonunda Bülent Arınç´a suikast iddiasıyla başlatılan ve Özel Harp´in Ankara´daki merkezinde 26 gün süren kozmik aramalarla derinleştirilen bir soruşturma yürütülmekte.

09.01.2013 13:41 TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu´na, Milli İstihbarat Teşkilatı´nın (MİT) gönderdiği iki belge, adı geçmişte çok sık kontrgerilla faaliyetleri ile anılmış Seferberlik Tetkik Kurulu (STK) Başkanlığı -Özel Harp Dairesi (ÖHD)- bünyesindeki özel bir birimle ilgili çarpıcı bilgiler içeriyor. Komisyonun kozmik kasada sakladığı ´gizli´ ve ´çok gizli´ ibareli belgelerde STK bünyesinde, doğrudan Genelkurmay´a bağlı örgütlenmiş subaylardan oluşan Muharebe Arama Kurtarma´nın (MAK) devletin ihtiyacı dışında faaliyetlerde kullanıldığı ifade ediliyor. MİT ayrıca MAK´ta görev yapan 650 sivili de kod adlarıyla birlikte Meclis´e bildirdi. (1)

MİT´ten gelen ´gizli´ ve ´çok gizli´ ibaresi taşıyan belgeler komisyon raporuna konulmadı. Belgelerin ekine de MİT´e ´içerden´ yazılmış 6 sayfalık bir ihbar mektubu da konuldu. Meclis´teki kozmik kasada saklanan bu belgelere sadece komisyon üyesi milletvekilleri bakabiliyor ancak fotokopi dahi çekemiyor.

KONTRGERİLLA İDDİALARI DOĞRULANIYOR: SİYASİ PARTİLER YIPRATILACAK!

MİT, MAK´ta görev yapan 650 sivilin isimlerini, kullandığı kod adlarını ve telefon numaralarının olduğu listeyi de Meclis´e gönderdi. Türkiye genelinde MAK´ta görevli olduğu söylenen kişi sayısı da 4 bin olarak belirtiliyor.

HATAY´A ÖZEL LİSTE

MAK´ın hassas bölgelerde özel çalışma yaptığı da görülüyor. Bunların başında Hatay geliyor. Hatay´da ´korunacak´ kişi listesinde bazı siyasetçi, sivil toplum kuruluşu yöneticilerinin isimleri yer alıyor. ´Zararlı´ olarak belirtilen listede gayrimüslim ve BDP´lilerin isimleri var.

PARTİLERİ YIPRATMA GÖREVİ

MAK ve Seferberlik Tetkik Kurulu´nun bağlı olduğu Özel Kuvvetler´in görevi ´iç ve dış tehditlerin bertaraf edilmesi´ olarak tanımlanıyor. Belgelerden MAK´ın bu çerçevenin dışına çıktığı, egemen güçlerce istenmeyen siyasi partilerin yıpratılması gibi bir misyonu da üstlendiği anlaşılıyor.

ARINÇ SUİKASTİ

MİT´ten komisyona ulaşan bir bilgi ise oldukça dikkat çekici. Buna göre; MİT´in gönderdiği ihbar mektubunda 2007 yıllarına ait ´suikast planı´na da değiniliyor. Buna göre, kaos oluşturmak için ´derin yapı´ tarafından AK Parti´den dönemin cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül ile Bülent Arınç´a suikast planı yapılıyor. Toplumsal ´infial´ oluşturabilmek için ise karşı cepheden Cumhuriyet mitinglerinin mimarlarından Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı merhum Prof.Dr.Türkan Saylan ile bir CHP milletvekilinin öldürülmesi planlanmış.

SORUŞTURMA 3 YILDIR SÜRÜYOR

Hatırlanacağı gibi, 2007 tarihli bu ihbardan iki yıl sonra, 2009 yılı sonunda Bülent Arınç´ı takip ettikleri idiasıyla Ankara´da iki muvazzaf subay gözaltına alındı. Özel Harp Dairesi mensubu olduğu ortaya çıkan subayların polisi görünce ağızlarına attıkları bir kağıt parçasını yutmaya çalıştıkları, kağıtta Başbakan yardımcısı Bülent Arınç´ın oturduğu binanın adresinin yazılı olduğu tespit edildi. Arınç´a suikast hazırlığı iddiasıyla başlatılan soruşturma, Özel Harp Dairesi´nin Ankara´daki merkezinde 26 gün süren kozmik aramalarla derinleştirildi. Sadece hakimin görmesine izin verilen iki kozmik odadaki çok sayıda belgeye soruşturma konusuyla bağlantılı suç unsuru içerdiği gerekçesiyle Hakim Kadir Kayan tarafından el konuldu ve adli emanete kaldırıldı. Genelkurmay´ın belgelerin iadesi talebi mahkemece reddedildi. Bu belgelerden bazıları 28 Şubat soruşturması dosyasına da aktarıldı. Çok sayıdaki harddisk ise imajları alınarak mahkemece Genelkurmay´a iade edildi. Soruşturma kapsamında 8 Özel Harp Dairesi mensubu subay savcılıkça gözaltına alındı ve tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Bu subayların Ergenekon sanıklarıyla bağlantılarının belirlendiği de ileri sürüldü.

CİNDORUK´TAN GAF

Arınç´a suikast haberi ilk duyulduğunda başta DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk ve CHP Genel Başkanı Deniz Baykal olmak üzere bazı siyasilerden suikast iddiasının düzmece olduğuna, hükümetin puan toplamak için bu senaryoları ortaya attığına yönelik iddialar geldi. Özellikle Cindoruk´un Suikast düzenlenmek istenirse çok insan var, en son sıra Arınç´a gelir açıklaması, bir siyasetçiye yakışmayan kabalıkta, şok eden bir gaf olarak değerlendirildi. Soruşturma sürecinde hakim ve savcıya mermili mektuplar ile yoğun tehditler geldi.

SUİKAST DEĞİL DE DARBE HAZIRLIĞI MI TESPİT EDİLDİ?

Kimilerine göre soruşturmada ulaşılan bilgilerde Arınç´a suikast hazırlığı değil, bir darbe hazırlığı ve bu darbenin gerçekleşmesinin hemen ertesinde gözaltına alınacak siyasilerin adresleri tespit edilmişti. Bu görüşü destekleyen iki ayrıntı bulunuyor. İlki, gözaltına alınan subayların üzerinden ve bilgisayarlarından başka AK Partili milletvekili ve bakanların isim ve adreslerinin de çıkmış olmasıydı.

Diğer ayrıntı ise, Arınç´a suikast ihbar belgesinin de tarihi olan 2007 yılında yeniden yapılandırılan Özel Harp Seferberlik Tetkik Kurulu´nun 12 adet olan Bölge Başkanlıkları´nın 2010 sonuna kadar iki katına çıkarılmasının kararlaştırıldığının ortaya çıkmasıydı. Zira tespit edilen diğer bir ilginç bilgi de her darbe öncesi Özel Harp Dairesi Bölge Başkanlıklarının sayısı arttırılmakta, darbe sonrasında ise azaltılmaktaydı. 1954 yılında 14 olan sayı 1960 Askeri Darbesi´ne kadarki dönemde 35´e kadar çıkarılmıştı. Darbeden hemen sonra düşürülen bölge başkanlığı sayısı 1980 İhtilali´ne giden süreçte yeniden 27´ye çıkarılmıştı. Ve Turgut Özal´ın girişimiyle 1988 ve sonrasında 13´e kadar düşürülen bölge başkanlıklarında ise 2007 yılında yeniden artırıma gidilmişti.

ESRARENGİZ KAMYON BOMBA ETKİSİ YAPTI

Soruşturmanın başlamasından 3 ay kadar sonra Ankara´da ihbar üzerine durdurulan bir kamyondan 940 el bombası çıktı. Kamyon, Özel Harp´e ait olduğunun anlaşılması üzerine serbest bırakıldı. Ancak seri numaraları alınan el bombalarına dair ilerleyen günlerde yapılan kriminal incelemeden şok bir sonuç çıktı. 940 el bombasından 317 tanesinin Ergenekon soruşturması kapsamındaki 12 olayda ele geçen bombalarla aynı seriden olduğu, Ergenekon´un yanı sıra değişik zamanlarda polis kayıtlarına girmiş 59 terör olayıyla da bağlantılı olduğu tespit edildi. İşte o döküm:

125 BOMBA ÜMRANİYE: Ergenekon soruşturmasını başlatan Ümraniye´deki 18 el bombasından iki tanesi kamyondaki 125 adet bomba ile aynı seriden.

130 BOMBA VATANSEVERLER: Vatansever Kuvvetler Birliği Hareketi operasyonu kapsamında Ahmet Cinali´de bulunan el bombası da kamyondaki 130 el bombası ile kardeş.

12 BOMBA YARBAY DÖNMEZ: Mustafa Dönmez´in Sakarya´daki yazlığında ele geçen el bombaları, kamyonda bulunan 12 bomba ile aynı seriden.

25 BOMBA ZİR VADİSİ: Kazılarda ele geçen 10 el bombası kamyonda bulunan 25 adet bomba ile aynı seri.

25 BOMBA POYRAZKÖY: Kazılarda ele geçen iki el bombası, kamyonda bulunan 25 adet bomba ile aynı seriden.

TRABZON: Özel Harekat Polisi Hasan Akyüz´ün evinde bulunan 8 el bombası, Kahramanmaraş Merkez Döngel Köyü´nde bulunan 1 el bombası, Antalya´da hırsızlık zanlısı Abdülvehhap Salman´da ele geçirilen el bombası da kamyondakilerle aynı seriden.

´ARINÇ SUİKASTİ´ KONULU KİTAP

Soruşturma 3 yıldır sürüyor. Niçin uzadığına ve ne zaman tamamlanacağına dair bir bilgi de bulunmuyor. MİT´in gönderdiği Arınç´a suikast iddiasını içeren belgenin soruşturma dosyasına konulup konulmadığı bilinmiyor. Arınç Suikasti, Kozmik Aramalar ve Özel Harp Dairesini konu edinen Ordu suikast düzenler mi? başlıklı kitabımız geçtiğimiz günlerde Paradoks yayınlarından piyasaya çıkmıştı. (2)

ORDU SUİKAST DÜZENLER Mİ?

Kitabımıza başlık olarak yukarıdaki cümleyi seçmemizin nedeni, Bülent Arınç´a suikast iddialarının arkasından Özel Harp Dairesi´nin çıkmasıydı. Ancak TBMM komisyonuna gönderilen belgelerde siyasi partilerin yıpratılmasının da Özel Harp´in görev kapsamına girdiğinin görülmesi aslında, devletin cinayet işletebileceğine dair yıllardır ileri sürülen kontrgerilla iddialarını daha da güçlendiriyor. Son olarak komutan cinayetleri adı verilen ve 1993 yılı boyunca başta merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal olmak üzere ona bağlı ekipte yer alan Jandarma komutanı Eşref Bitlis ve diğer bir çok yetkili ve etkili şahısların cinayet ya da şüpheli şekilde hayatlarını kaybetmesi olayında da bu derin güçlerin, diğer adıyla da kontrgerillanın rol oynadığı, ortaya çıkan çok sayıdaki somut delil ve bulgu ile giderek netleşmektedir. Komisyona gelen MİT belgesi iddiaları güçlendirici niteliktedir.

Özal ve diğer yetkililerin ölümleri, çeşitli illerdeki savcılıklar tarafından soruşturulmakta. Aralarındaki bağlantıları gösteren deliller üzerine savcılıklar dosya ve delilleri paylaşma kararı aldılar. Son örnek olarak Özal dosyasının bir sureti, Albay Çillioğlu´nun ölümü soruşturmasını yürüten Malatya savcılığına gönderildi. Savcılıkların bağlantılar üzerine paylaşıma gitmeleri, ´Bu kadar geniş ölçekte komplo kurulur mu hiç, devlet hiç böyle zan altında bırakılır mı, devlet bu kadar yetkilisini suikastle öldürür mü?´ diyenleri mahçup edecek gibi görünüyor.

SİYASİ PARTİLERİN YIPRATILMASI KONTRGERİLLA´NIN TEMEL GÖREVLERİNDEN

İtalya´da 1990 yılı sonunda patlayan Gladio skandalı, NATO´ya üye olmak isteyen tüm ülkelere bir şart kabul ettirildiğini ortaya çıkardı. O ülkelerin askeri yetkilileri ile gizlice yapıldığı anlaşılan antlaşma şartına göre; ülkelerin meclislerinden ve hükümetlerinden habersiz şekilde, ABD´nin CIA istihbarat örgütü öncülüğünde o ülkelerde gizli ve yarı askeri özel gerilla teşkilatları kurulacaktı. Özenle seçilmiş mensuplarına çok özel komando eğitimi verecek olan Kontrgerilla isimli bu teşkilatlar, bir Sovyet işgali durumunda cephe gerisinde Sovyet askerlerine ya da onların kurduğu sivil hükümetlere karşı sabotaj, bombalama ve suikastler dahil her türlü terör yöntemlerini kullanacaktı. Yıpratma amaçlı eylemler düzenleyecek, işgalciler bezdirilecek ve nihai süreçte ülke işgalden kurtarılacaktı. Bu hedef kağıt üzerinde anlaşılır, makul ve masum görünüyordu. Ancak Gladio skandalında İtalyan yargısının da açığa çıkardığı gibi sistem öyle işlemedi. İşgal beklenmeden kontrgerillalar harekete geçti.

Nato üyelerinde kurulan Özel Harp Dairelerinin kontrgerilla yapılanmaları, harekete geçmek için mantık yürütmeyle ilginç bir sonuca vardılar. Bir dış işgal olmadığı halde ülkeyi ilerleyen süreçte dolaylı olarak Sovyet etkisine sokacakları öngörüsüyle sol görüşlü hükümetlere karşı sanki işgal olmuş gibi harekete geçtiler. Yani resmi olarak işgalin beklenmesi gerekirken, sol görüşlü bir hükümetin iktidara gelmesinin de aslında işgalden farksız olduğuna, dolaylı olarak aynı sonuca varacağına hükmettiler. Hatta düşman ideoloji bir parti yoluyla siyaseten iktidara gelmese bile eğer iktidara gelebilme potansiyeline ulaşmış ise onu da aynı kategoriye soktular. Bu iki durumun gerçekleşmesi halinde, toplumu kaosa itmek, düşman siyasi harekete sempatiyi kırmak için örtülü kontrgerilla operasyonları düzenlenecekti. İtalyan yargısının resmen ortaya çıkardığı gerçek, solcular yaptı zannedilen bir çok terör eyleminin ordu ve devlet güçlerince düzenlendiği oldu. En kanlı terör eylemleri komünist hareketlerin en etkili olduğu Türkiye ile İtalya´da gerçekleşti.

Gladio skandalı sonrası bu örgütlerin her Nato üyesinde bulunduğu o ülkelerin yetkililerince resmen kabul edildi. Kimisi kontrgerilla teşkilatlarını tasfiye etti, kimisi ise barışçı amaçlara yönlendirdiğini açıkladı. Ancak bir tek Türkiye´de bu ´kontrgerilla´ teşkilatının varlığı Genelkurmay yetkililerince ısrarlı şekilde yalanlandı.

1980´li yılların sonuna doğru Doğu Bloku ve komünizm ideolojisi çöktü. Bu nedenle teşkilata Batı Avrupa´da ihtiyaç kalmadığı, Gladio skandalının kasıtlı olarak patladıldığı, örgütün bu şekilde tasfiye edildiği ileri sürüldü. Ancak Türkiye´nin Batı Avrupa´dan farklı bir özelliği vardı. Türkiye müslümanların çoğunlukta olduğu bir ülkeydi. Sol ideoloji kontrgerilla için tehlike olmaktan çıkmış olsa da İslami gelişmeler giderek yoğunlaşmaktaydı. Kontrgerilla örgütünü Türkiye´de 1970´li yıllarda ilk kez ortaya çıkartan kişi olarak bilinen emekli Kurmay Yarbay Talat Turhan, Gladio skandalı üzerine yaptığı açıklamada, yeni hedefin İslam olduğunu açıkladı. (3)

Bu açıklama, aslında örgütün neden bir tek Türkiye´de reddedildiğini de gösteriyordu. Tartışmaların Türkiye´ye sıçraması, Özel Harp Dairesi´ne yönelerek giderek büyümesi üzerine bir basın toplantısı yapmak zorunda kalan Genelkurmay iddiaları reddetti. Ancak teşkilatı reddederken çok ilginç cümlelerle aslında varlığını doğruladı. Genelkurmay´ın açıklaması şu şekildeydi: “Türkiye´de kontrgerilla olarak bahsedilen bir teşkilat yoktur. Özel Harp Dairesi yalnız antikomünist değildir. Din devrimine de karşıdır.” (4)

Bu açıklamayla birlikte o günlerde yoğun şekilde gündemde olan gençlik içinde İslami gelişmelerin ve başörtüsü taleplerinin devrim süreci olarak görüldüğü, Türkiye´de de bir İslam devrimi süreci yaşandığı ima edilmiş oluyordu. Türkiye´de kesinlikle kontrgerilla olmadığını iddia eden Genelkurmay bu açıklamasıyla, kontrgerilla olsa bile İslami devrim sürecine karşın örgütün gerekli olduğunu demeye getirmiş oluyordu. Çok ilginçtir ki 1990 yılı içerisinde 4 adete ulaşan ve birkaç aylık aralarla işlenmekte olan ve sırada kim var sorusuna yol açan laiklik suikastleri serisi Gladio skandalı üzerine 2 yıl boyunca kesildi, 1993 başındaki Uğur Mumcu suikastine kadar..

Kontrgerilla talimnameleri olarak adlandırılan ve ABD ordusundan aynen tercüme edilerek Türk ordusuna aktarılan Kara Kuvvetleri Sahra Talimnameleri, devletin kendi vatandaşlarına karşı cinayet işleyebileceğine dair önemli belgelerdir. Talat Turhan´ın ilk kez ortaya çıkardığı bu şok belgeler bir devletin ve ordusunun kendi vatandaşlarına karşı cinayetler işleyebileceğine en büyük kanıt olmayı yıllardır sürdürmektedir. 2008 yılında açılan Ergenekon ve bağlantılı davalarda peşpeşe ortaya serilen, son örneği Zirve katliamı davasında ortaya çıkan ÖZEL HARP´İN TSK İÇİNDEKİ GİZLİ YAPILANMASI TUSHADa dair delil ve bulgular ise ORDU SUİKAST DÜZENLER Mİ? sorusuna cevap niteliğindeki diğer kanıtları teşkil etmektedir. Tüm bu satırlardan hareketle, devletin iç düşman olarak nitelenen kendi vatandaşlarına karşı pekala suikast düzenleyebileceği anlaşılmakta, “Ordu ya da devlet hiç kendi vatandaşlarını cinayetle öldürür mü?” sözünün ne kadar geçersiz olduğu, gayet net anlaşılmaktadır.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(1) Ömer Şahin, radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1115985

(2) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5028

(3) Zaman, 19 Kasım 1990

(3) talatturhan.com/makale-66.html

(4) Milliyet, 4 Aralık 1990

----------------------------------------------------------------------------------------------

O SUİKASTİ ÖZEL HARP DAİRESİ PLANLADI

12.01.2013 16:15 MİT´in Meclis´e gönderdiği raporda Özel Harp Dairesiyle ilgili gündeme bomba gibi düşecek bilgiler yer alıyor. MİT´in Meclis´e gönderdiği raporda, Özel Harp Dairesi´nin AKP´yi devirmek amacıyla Bülent Arınç ve CHP´li bir vekilin de içinde olduğu bir dizi suikast planladığı ifade edildi. MİT´in, TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu´na gönderdiği rapordan, Özel Kuvvetler Seferberlik Tetkik Kurulu Başkanlığı´na ait, AKP hükümetini devirmek için yapılacak harekât planı çıktı. Plana göre, 2007 yılında AKP´ye karşı kapatma davası açılması sağlanacak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´ın kapatma davasının açılmasından sonra ev ve iş yerine yerleştirilecek dinleme cihazıyla Yargıtay savcısı hakkında konuşmaları ya da kapatma davasına ilişkin yorumları kaydedilecek, kaydedilen bu bilgiler internet ortamında paylaşılacak, paylaşıldıktan kısa süre sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı öldürülecekti.

BİR SAĞDAN BİR SOLDAN

Raporda, ülkede kaos ortamının yaratılması için Atatürkçü kimliği ile ön plana çıkan Türkan Saylan, Tuncay Özkan gibi isimlere yönelik suikast planları da yer alıyor. “Bir sağdan bir soldan” anlayışıyla hazırlanan harekât planında Bülent Arınç´ın ve ismi tutanağa geçmeyen CHP´li bir vekilin öldürülmesi hedefleniyor. Bunların yanı sıra, Şırnak Güçlükonak´ta 11 köylünün öldürülmesi olayının Özel Harp tarafından yapıldığı, Hrant Dink cinayeti, Malatya´da Zirve Yayınevi baskını ve Trabzon´da Santa Maria Kilisesi Rahibi Andrea Santaro´nun öldürülmesinin de harekât planı çerçevesinde yapıldığı bilgileri belirtildi.

MİT´in, Özel Harp raporunda, 2007 yılı öncesinde, Özel Harp Dairesi Muhabere Arama Kurtarma (MAK) yapılanması ve bu kapsamda yapılan planlar anlatıldı. Bu planlar arasındaki AKP hükümetini devirmek ve darbeye zemin hazırlamak için hazırlanan harekât planında şunlar yer alıyor: 2007 yılında AKP´ye yönelik kapatma davasının Özel Harp bünyesinde öncesinden planlandığı belirtilen raporda, davanın açılmasının akabinde, görevlendirilecek kişiler tarafından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´ın dinlenmesi çalışmalarına işaret ediliyor. Plana göre, Erdoğan´ın ev ve ofisine yerleştirilecek dinleme cihazları veya görüntülü kayıt sistemiyle partisinin kapatılmasına yönelik eleştirel ve sert sözleri, Yargıtay Savcısı hakkındaki düşünceleri kaydedilecek, bu kayıt daha sonra internet sitelerine servis edilecek ve kamuoyunun bu bilgileri duyması sağlanacaktı. Kayıtların düşmesinden bir müddet sonra da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı´nın öldürülmesi olayı gerçekleştirilecekti. Planlara göre, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı´nın öldürülmesinden sonra, tıpkı eski darbelerde olduğu gibi hedefler hem sağdan hem de soldan seçilecek, böylelikle ülkede kaos ortamı yaratılmış olacaktı. Bu kapsamda Atatürkçü kimliği ile ön plana çıkan Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Türkan Saylan ve Tuncay Özkan´a karşı imam hatip mezunu öğrenciler kışkırtılacak, bu öğrencilerin Saylan ve Özkan´ı kınayan yürüyüş ve eylemler yapması sağlanacak ve akabinde her ikisine de suikast düzenlenecekti. Öte yandan, sağ kesimden Bülent Arınç ve ismi tutanaklara geçmeyen bir CHP´li vekilin harekât planı çerçevesinde öldürülmesine yönelik planlar raporda yer aldı. Kaos ortamının ve gerginliğin artması için bazı STK ve İnsan Hakları Derneği (İHD) başkanları ve üyelerine yönelik suikast planları da MİT raporuna yansıdı.

Özel Harp olayları

Raporda, Özel Harp tarafından yapıldığı ifade edilen olaylar ise şöyle sıralandı: - 15 Ocak 1996´da Şırnak´ın Güçlükonak İlçesi´nde 11 sivil vatandaşın öldürülmesi olayı... MİT, bu olayın İstanbul´da görülen bir davada yüzbaşı rütbesinde olan bir kişinin mahkemeye verdiği ifadesinde kapsamlı şekilde yer aldığını belirtti. Bu ifadenin içeriğine dair bilgilere raporda özetle yer verildi. - Hrant Dink suikastı. Trabzon´daki yapılanmanın görevleri arasında sıralandı. - Zirve Yayınevi Katliamı (Malatya´da bulunan İslamî tarikatların kışkırtılması ve birer şiddet örgütüne dönüştürülmesi, bu kapsamda Zirve olayının gerçekleştirilmesi) - Trabzon´da Santa Maria Kilisesi Rahibi Andrea Santaro´nun ölümünün harekât planı çerçevesinde yapılması - 2006 yılındaki Trabzon´da TAYAD (Tutuklu Aileleri Yardımlaşma Derneği) üyelerine yönelik linç girişimi - Trakya bölgesinde görevli profesörler aracılığıyla Bulgar ve Sırp öğrencilere burs verilmesi ve bu vasıtayla yapılacak espiyonaj faaliyetleri.

MİT raporunda eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt´ın imzalayarak Özel Harp´e gönderdiği harekât planlarına ilişkin yazışmalar da yer aldı. MİT raporunda, MAK yapılanması da ayrıntılarıyla anlatıldı. Yeşiller, Beyazlar, Turuncu ve Siyahlar olarak ayrılan gruplar şöyle tanımlandı: Yeşiller: 100 kişiden oluşan, görevli oldukları bölgelerdeki istihbarat çalışmaları yürüten kadro. Bu kadro, bölgelerinde bulunan ve ön plana çıkan kişilere ait tüm bilgileri toplamak, bu bilgileri kuruma aktarmakla görevli. Beyazlar: Özel Harp´in yer altı örgütlenmesi. Bu kişiler asker ve sivillerden oluşan bir grup. Gerekli olduğu dönemlerde ortaya çıkarak verilen görevleri yerine getirmek üzere uykuda bekliyorlar. Turuncular: Özel Harp bünyesinde görev yaparken yüz kızartıcı suçlardan dolayı atılan isimler. Bu isimlerin, bulundukları illerdeki Özel Harp görevlileri tarafından takip edildiği ve bu şekilde kontrol altında tutulduğu ifade ediliyor. Siyahlar: Özel Harp bünyesinde görev yapan eğitimli ve özel birlikler. Bunlara Özel Harp gerillaları adı veriliyor. Siyahlar, Beyazlar ve Yeşiller olarak toplamda 2 bin 500 kişi görev yapıyor. Özel Harp bünyesindeki görev dağılımı ise şöyle: Trabzon, Hatay ve Malatya olarak üç merkezden idare ediliyor. Bu illerin koordinesi üç asil, bir yedek üye olarak tabir edilen kişilerce sağlanıyor. Bunun dışında aktif olarak çalışmaların yürütüldüğü diğer iller arasında, il ve ilçeler dâhil olmak üzere Çanakkale, Muğla, İzmir, İskenderun ve Hatay vadisinin tamamı, kısmen İstanbul ve Ankara yer alıyor.

Özel Harp, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı´nı öldürmeyi planlıyordu

MİT raporunda AKP´ye açılan kapatma davasının Özel Harp´in işi olduğu ve davayı açan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı´nın da öldürülmesinin planlandığı yer aldı. Plana göre, Erdoğan´ın ev ve ofisine yerleştirilecek dinleme cihazları veya görüntülü kayıt sistemiyle partisinin kapatılmasına yönelik eleştirel ve sert sözleri, Yargıtay Savcısı hakkındaki düşünceleri kaydedilecek, bu kayıt daha sonra internet sitelerine servis edilecek ve kamuoyunun bu bilgileri duyması sağlanacaktı. Kayıtların düşmesinden bir müddet sonra da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı AKP´ye kapatma davası açacak ve savcı da öldürülecekti.

Arınç´a suikast da Özel Harp´in işi çıktı

Darbeleri Araştırma Komisyonu´na gönderilen MİT raporunda, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´a Özel Harp tarafından suikast planları hazırlandığı yer aldı. 2009 yılında Arınç´ın Ankara Çukurambar semtindeki evi yakınlarında ihbar üzerine bir Albay ile bir Binbaşı gözaltına alınmış, Arınç´ın evinin adresi ve krokisi olan bir kağıdı da yutmak istedikleri öne sürülmüştü. Albay E.Y.B ve Binbaşı İ.G. delil yetersizliğinden serbest bırakılmıştı. Arınç ise kısa süre önce bu olay için şunları söyledi: “Savcılık, 19 Aralık 2009´daki olay sonrası soruşturma açtı. Ancak üç yıldır ne dava açıldı ne de takipsizlik kararı verildi. Ben de sonucu merakla bekliyorum. Ben bunun bir suikast girişimi olduğunu düşünmüyorum. Bence bu bir gözetlemeydi. Evimin gözetlendiği ama sadece bununla kaldığı, arkasından ne yapılmak istendiğini bilmiyorum. 8 kişinin mahkemeye sevk edildiği, 3´ü hakkında tutuklama beşi hakkında salıverilme istendiği ama hepsinin salıverildiğini gazetelerden okudum.”

Meclis´e gönderilen MİT raporlarında 15 Ocak 1996´da, Şırnak Güçlükonak´ta 11 köylünün öldürülmesinin Özel Harp´in operasyonu olduğu belirtildi. Köylülerin bulunduğu minibüs silahlı bir grup tarafından durdurulmuş ve kimliği belirlenemeyen bu kişilerce kurşun yağmuruna tutulduktan sonra yakılmıştı. Genelkurmay Başkanlığı, saldırının 15 Aralık 1995´te tek yanlı ateşkes ilan eden PKK´nın eylemi olduğunu ileri sürdü. PKK ise iddiaları reddetti. Olaydan 13 yıl sonra dönemin İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Adnan Ekmen, katliamı PKK´nın değil JİTEM´in gerçekleştirdiğini açıkladı. (Taraf)

(09 Ocak 2013), son güncel.: (12 Ocak 2013)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Flaş!!! Yeni kitabımız: Arınç suikasti

Kim bu siviller?

TBMM: Derin güçler aktif

TBMM: 100 bin özel harpçi var

ARINÇ´A SUİKAST İDDİASI VE KOZMİK ARAMA MANŞETLERİMİZ

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

TBMM: Terör Özel Harp işi

İşte kontrgerilla.com´un da katkı sunduğu Özel Harp Dairesi konulu TBMM raporu

Flaş!!! Özel Harp ve Ergenekon bombaları kardeş

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5055    yazdır/print


 

Tedavülden kalkan 100bin Meclis´te

Genelkurmay, Özel Harp Dairesi´nde gizli görev yapan 100 bin kişiyi Meclis Darbe Komisyonu´na bildirdi. Ancak bu isimler, 2009´da Bülent Arınç´a suikast şüphesi üzerine başlatılan soruşturma kapsamında Özel Harp´e yapılan baskın ve 1 ay süren kozmik oda aramaları üzerine görevden çıkarılan, yani tedavülden kalmış olan isimler.. Bu tarihte göreve getirilen yeni 100 bin meçhul kişinin ismi Meclis´e bildirilmedi.

29.12.2012 14:42 Genelkurmay, Seferberlik Tetkik Kurulu´nun talimatıyla geçmişte gizli görev yapanları Darbe Komisyonu´na bildirdi. Derin listede 100 bin kişi var... Başkent Ankara´nın kritik noktalarından birinde hayata geçirildi. Adı önce Genelkurmay Özel Harp Dairesi´ydi. Soğuk savaş dönemi Türkiye´sinde hep bir yerlerdeydi. Ancak yıllar sonra ismi Seferberlik Tetkik Kurulu olarak değiştirildi.

2007´YE KADAR OLANI...

Takvim gazetesinden Şerife Güzel´in dün yayınlanan haberine göre; Özel Harp Dairesi (ÖHD) yani Seferberlik Tetkik Kurulu, Meclis´in gündemine geldi. Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu, Genelkurmay´dan Seferberlik Tetkik Kurulu´ndaki belgeleri istedi. Genelkurmay Başkanlığı da geçmişte bu yapılaşmada görev alan tam 100 bin kişinin ismini, tek tek listeledi. Ve bu dosyayı, 2007´ye kadar olan süreci inceleyen Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu´na gönderdi.

HEM SAĞDAN HEM SOLDAN

Söz konusu liste, incelenmeye başlandı. Derin listede, aralarında hem sağ hem de sol kesimden birçok ünlünün bulunduğu kaydedildi. 100 bin kişilik sivil ordudaki her bir görevlinin olası savaş halinde nerede bulunacağı ve neler yapacağı da belirlenmişti.

YENİ LİSTE DEĞİŞİNCE ESKİ 100bin AÇIKLANDI, YENİ 100bin GİZLİ!

Ankara´daki Seferberlik Tetkik Kurulu´ndaki yapılanma bugüne dek hep bir sır olarak gizlendi. Ancak tarihler, 25 Aralık 2009´u gösterdiğinde hakim Kadir Kayan, Seferberlik Tetkik Kurulu´ndaki kozmik odaya girdi. Yanında 5 savcı da vardı. Tam 26 gün boyunca odadaki belgeleri tek tek inceledi. Ama somut bilgiler ortaya dökülmedi. İşte bu incelemeden sonra listenin değiştirildiği, yeni listenin ise gizliliğini koruduğu kaydedildi. (Şerife Güzel / Takvim)

TBMM RAPORU:100bin ÖZEL HARPÇİ VAR!

TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu´nun 1 ay önce tamamladığı darbelerle ilgili raporunda çarpıcı tespitler yer alıyordu. Sovyet işgaline karşı ´Ölüm Üçgeni´ denilen Adapazarı-Bolu-Sapanca bölgesinde gömülen silahların, başta Kürt işadamları olmak üzere faili meçhul cinayetlerde kullanıldığı belirtiliyor, devlette kaydı olmayan bu silahlar kaybolduğunda ise kimsenin hesap soramadığı, Özel Harp Dairesi´nin bu silahları kullanmak için sayıları yüz binlerle ifade edilen sivili eğitip, toplum içinde uyuttuğu kaydediliyordu. Yani Meclis raporu Özel Harp Dairesi´ne çok ağır suçlamalar yöneltiyordu.

Raporda yer alan bazı tespitler şöyle:

ÖZEL HARBİN GİZLİ ADRESİ

Türkiye´nin gizli ordusunun yani Özel Harp Dairesi´nin (ÖHD) adı gizlendi. Daire kağıt üzerinde Seferberlik Tetkik Kurulu olarak gözüktü. Özellikle sivil unsurların oluşturulmasında daha rahat faaliyet yürütmek için bu isim tercih edildi. Ancak görevliler kendi aralarında dairenin gerçek adını kullandılar. Özel Harp Dairesi´nin merkezini konuşlandırmak üzere Ankara Kızılay´da bir ev kiralandı. Adakale Sokak 36 numaradaki tek katlı bu ev bahçe içindeydi.

DOĞRUDAN NATO MERKEZİNCE YÖNETİLDİ

Doğrudan NATO merkezinden yönetilen bu daire, Türkiye´de doğrudan Genelkurmay İkinci Başkanlığı´na bağlandı. Özel Harp Dairesi 1992´de Özel Kuvvetler Komutanlığı adını alarak tümen seviyesine yükseltildiğinde, sivillerin bağlı olduğu birim ayrı bir daireye dönüştürülmüştür. Batı´da bu gizli orduların sivil unsurları tamamen dağıtılıp, kendileri için oluşturulan silah depoları açığa çıkarılırken, Türkiye´de sivil unsurların sayısında artışa gidilmiştir. Seferberlik Tetkik Kurulu´nun komuta seviyesi bugün tümgeneral düzeyindedir. Çoğunlukla kilit bölgelerde ve noktalarda bulunan sivil unsurların sayıları hakkında kesin bir rakam bilinmemektedir. Bu konuda bugüne dek bir rakam bile telaffuz edilmiş değildir. Ancak sayıları yüz binlerle ifade edilmektedir.

GÖMÜLEN SİLAHLAR 1970´LERDEKİ OLAYLARDA KULLANILDI

Sovyetler Birliği işgaline karşı ülkenin belli yerlerinde gizli silah ve patlayıcı depoları oluşturuldu. Bunlar çoğunlukla tenha yerlerde yer altına gömüldü. Bu silah zulalarının yerini o bölge ile ilgili görevleri bulunan Özel Harp Dairesi´ndeki önemli askerler ve bir de o bölgede bulunan ve kamplarda eğitimden geçirilen sivil unsurlar biliyordu. Büyük bir gizlilikle yer altına gömülen bu silahların numara kayıtları devlette kesinlikle bulunmuyor, kaybolmaları halinde hiçbir yasal işlem de yapılamıyordu. 1970´li yıllarda ülke içinde gerçekleştirilen katliamlarda kullanılan silahlar, sivillerin kullanması için gömülenlerdi.

ÖLÜM ÜÇGENİNİN SIRRI

1993 yılından itibaren faili meçhul cinayetlerde Güneydoğu´nun yanı sıra dikkat çeken bir başka bölge daha oldu. Bolu-Düzce-Sapanca´nın kesiştiği sınırlar. Hedefte bu kez Kürt işadamları vardı. Ölüm Üçgeni adı verilen bu bölgenin çok önemli bir özelliği var. Özel Harp Dairesi´nin 1950´li yılların sonlarından itibaren, olası bir işgal durumunda Sovyetler Birliği ordusunu durdurmak amacıyla sivil unsurları örgütlediği bölgeydi burası. Kürt işadamlarının bu bölgede öldürülmesi 1993 yılı MGK´da alınan kararlardan sonra başladı. Ölüm listesinde 67 Kürt işadamının ismi vardı. Listenin başındaki Liceli işadamı Behçet Cantürk, 14 Ocak 1994´te kaçırılıp öldürüldü. Sapanca yakınlarında cesedi bulundu. Kürt işadamları neden bu bölgede öldürüldü, bu bölgenin özelliği neydi? Bu bölge, Özel Harp Dairesi´nin Sovyetler Birliği´nin Türkiye´yi işgal etme olasılığına karşın sivil halkı eğitimden geçirdiği yerdi. Adapazarı-Bolu-Sapanca üçgenindeki sivil unsurlar halkı da örgütleyerek Sovyetler Birliği ordusunu vuracaktı. Ayrıca işgal durumunda sivil unsurların kullanabilmeleri için bölgede bir de silah deposu vardı.

SİTEMİZİN DE KATKI SUNDUĞU 2010 YILI MECLİS RAPORU DA ÖZEL HARP´İ SUÇLUYORDU

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´a suikast şüphesiyle 2009 yılı sonunda başlatılan ve Ankara´da Özel Harp Dairesi´ne (ÖHD) bağlı Seferberlik Bölge Başkanlığı´nda günlerce süren ´kozmik oda´ aramaları üzerine TBMM Araştırma Merkezi de şok bir ´kontrgerilla´ raporu hazırlamıştı. Meclis uzmanlarının bu araştırması, ´Seferberlik Tetkik Kurulu, Özel Harp Dairesi ve Özel Kuvvetler Komutanlığı´ başlığıyla milletvekillerine kaynak olarak sunulmuştu. Aşağıda verdiğimiz linkten tamamına ulaşabileceğiniz bu raporun hazırlanmasında kontrgerilla.com sitesi de katkı sunmuştu.

Raporda Türkiye´yi geçmiş yıllarda sarsan çok sayıda terör ve kışkırtma olaylarının Özel Harp Dairesi´nin işi olduğu iddia ediliyor: 6-7 Eylül. 23 Eylül 1969´da Taylan Özgür´ün öldürülmesi. 13 Nisan 1970´de tabip yedek subay Necdet Güçlü´nün öldürülmesi. 27 Kasım 1970´de Kültür Sarayı´nın yakılması. Mahir Çayan ve arkadaşlarının öldürüldüğü Kızıldere operasyonu. 1 Mayıs 1977 Taksim olayları. 29 Mayıs 1977 İzmir-Çiğli´de Bülent Ecevit´e suikast girişimi. 1977 yılında darbe girişimi. 24 Mart 1977´de Savcı Doğan Öz´ün öldürülmesi. 16 Mart 1978 katliamı. Mehmet Ali Ağca´nın askeri cezaevinden kaçırılması.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(29 Aralık 2012, 14:42)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Flaş!!! Yeni kitabımız: Arınç suikasti

Kim bu siviller?

TBMM: Derin güçler aktif

TBMM: 100 bin özel harpçi var

ARINÇ´A SUİKAST İDDİASI VE KOZMİK ARAMA MANŞETLERİMİZ

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

TBMM: Terör Özel Harp işi

İşte kontrgerilla.com´un da katkı sunduğu Özel Harp Dairesi konulu TBMM raporu

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5033    yazdır/print


 

Flaş!!! Yeni kitabımız: Arınç suikasti

Abdullah Harun´un yeni kitabı çıktı. ´Ordu Suikast Düzenler mi? Bülent Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi´ başlıklı kitap, 2009 yılı sonunda gerçekleşen Arınç Suikasti ve Kozmik Aramalar konusunu ve üç yıldır tamamlanmayan soruşturmanın örtbas edilip edilmediğini sorgulayan, konuyla ilgili iddiaları da aktaran bir çalışma...

27.12.2012 16:14 Abdullah Harun´un yeni kitabı çıktı. ´Ordu Suikast Düzenler mi? Bülent Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi´ başlıklı kitap, 2009 yılı sonunda gerçekleşen Arınç Suikasti ve Kozmik Aramalar konusunu ve üç yıldır tamamlanmayan soruşturmanın örtbas edilip edilmediğini sorgulayan, konuyla ilgili iddiaları da aktaran bir çalışma...

Kitapla ilgili bazı ayrıntılar şu şekilde:

ORDU SUİKAST DÜZENLER Mİ? ARINÇ SUİKASTİ VE ÖZEL HARP DAİRESİ

İÇİNDEKİLER

Önsöz

Olay nedir - 5N 1 K

Arınç´a suikast olayına tepkiler

Subayların Ergenekon ve diğer örgüt bağlantıları

Kozmik Aramalar

Kozmik Aramalara Tepkiler

Özel Harp Dairesi

Suikast değil de darbe hazırlığı mı tespit edildi?

Kozmik arama terör olaylarını tetikler mi?

Kozmik arama sonrası yakalanan bomba kamyonu

Soruşturma kapatılıyor mu?

NE? Bülent Arınç´a suikast hazırlığı şüphesi.

NE ZAMAN? 19 Aralık 2009.

NEREDE? Ankara Çukurambar.

NASIL? Bülent Arınç´ı izledikleri şüphesiyle birtakım araçlar polise ihbar edildi. Polis operasyon başlattı.

NEDEN? İzlemenin nedeni tam bilinmiyor. Belki suikast hazırlığı, belki darbe ertesi toplanacak siyasilerin adreslerini tespit...

KİM? Özel Harp Dairesi mensubu, izlemeden sorumlu 8 subay.

İtalya´da Gladio´yu deşifre eden savcı, soruşturmanın askeri istihbaratın arşivine girildikten sonra çok hızlandığını söylemişti. Özel Harp Dairesi´ndeki kozmik odaların kapıları sivillere ilk defa bu olaydan sonra açıldı. Başbuğ, “İzin vermesem oraya nah girerlerdi” demişti. Kozmik aramaları TSK istemişti. Darbe olmayacağı ispat edilerek, Orta Doğu´nun en büyük ordularından TSK´ya iade-itibar mı isteniyordu. Yoksa bütün bu olanlar düzmece miydi?

www.kontrgerilla.com sitesinin de yöneticisi olan Abdullah Harun, Bülent Arınç´a suikast girişiminden yola çıkarak Özel Harp Dairesi´ni (ÖHD) etraflıca ortaya koyuyor. Olayın üzerinden hayli zaman geçmesine rağmen hala bir sonuca varılamamasını iddialarla birlikte sorguluyor.

KÜNYE

Türkçe, 286 sayfa 13,5x21 cm, 4 renkli baskı, 2. hamur kağıt

ISBN: 9786055304140, Sertifika: 26530

1. Baskı Kasım 2012

PARADOKS YAYINLARI

www.paradoksyayinlari.com

bilgi@paradoksyayinlari.com

twitter.com/ParadoksKitap

facebook.com/ParadoksKitap

Tel: 0212 2556333

Fax: 0212 2556334

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(27 Aralık 2012, 16:14)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

ARINÇ´A SUİKAST İDDİASI VE KOZMİK ARAMA MANŞETLERİMİZ

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

TBMM: Terör Özel Harp işi

İşte kontrgerilla.com´un da katkı sunduğu Özel Harp Dairesi konulu TBMM raporu

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5028    yazdır/print


 

Başbakanı dinleyen derin güç kim?

Başbakan Erdoğan´ın evinin altındaki çalışma ofisinden gizli dinleme cihazlarının çıkması, bu dinlemeleri kimin yaptığı sorusunu gündeme getirdi. Ergenekon sanıkları emekli generaller Şener Eruygur ile Levent Ersöz´ün Jandarma komutanlıkları döneminde örtülü ödenekten milyonlarca liralık cihaz alındığı ve bu cihazların halen kayıp olduğu biliniyor. Dinlemelerin bu cihazlarla yapılmış olabileceğini ileri sürenler, Başbakan ve diğer bazı AK Parti yetkililerinin resmi ve gizli telefon konuşmalarının Ergenekon yayın organı olarak nitelendirilen Aydınlık´ta yayınlandığını da hatırlatıyorlar. Ergenekon´un bitirilemediğini ve hala çok güçlü olduğunu gösteren çok fazla bulgu var.

26.12.2012 09:53 Başbakan Tayyip Erdoğan´ın, “Evimin altındaki ofisimde böcek çıktı. Ben dahil telefon dinlemeleri devam ediyor.” açıklaması bu dinlemeleri kimin yaptığı sorusunu gündeme getirdi. İstihbarat uzmanları kolluk güçlerinin elindeki dinleme cihazlarının envantere kayıtlı olduğuna dikkat çekiyor. Başbakan´ın makam odası ve ofisinde çıkan cihazların ise bu envanterde bulunmadığı belirtiliyor. Ortam dinlemesi yapan ´böcek´lerin şarj süresinin 3 ila 5 gün, menzilininse 100 ile 500 metre arasında olduğu ifade ediliyor. Envanter dışı dinleme cihazı alımı Ergenekon soruşturması sürecinde gündeme gelmişti. Eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Şener Eruygur ve Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz döneminde örtülü ödenekten milyonlarca liralık cihaz alındığı ortaya çıkmıştı. Bu cihazların akıbeti konusunda ise net bir bilgi yok.

İstihbarat uzmanları bugün kolluk güçlerinin elindeki dinleme cihazlarının envantere kayıtlı cihazlar olduğuna dikkat çekiyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´ın makam odası ve ofisinde çıkan cihazların ise envanterde bulunmadığı belirtiliyor. Emniyet´in elinde bulunan ve ortam dinlemesi yapan ´böcek´lerin şarj süresi 3 ila 5 gün, menzili ise 100 ile 500 metre arasında. Prize monte edilemiyor, pille çalışıyor. Erdoğan´ın ofisinde bulunan dinleme cihazının markası ve dolayısıyla özelliklerinin ne olduğu bilinmiyor. Doğrudan prize takılabilen ´böcek´lerde dinleme süresi sınırsız. Dinleme cihazlarının şubat ayında bulunduğu belirtiliyor. Ancak markası ve özellikleri bilinmediği/açıklanmadığı için Başbakan´ın ne kadar zamandır dinlendiği belirsiz. Alınan bilgilere göre bugüne kadar Başbakanlık´tan savcılığa suç duyurusunda bulunulmadı. Emniyete de ulaşan bir bilgi ya da müracaat yok. Aynı şekilde herhangi bir MOBESE kaydı veya parmak izi de tespit edilmiş değil. Yakın mesafede bir apartman, daire ya da araç taraması yapılıp yapılmadığı bilinmiyor.

Envanter dışı dinleme cihazı alımı ise Ergenekon soruşturması sürecinde gündeme geldi. Eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Şener Eruygur ve Jandarma İstihbarat Daire Başkanı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz döneminde örtülü ödenekten milyonlarca liraya cihazlar alındığı ortaya çıktı. Bu cihazların akıbeti konusunda net bir bilgi ise yok. Ergenekon iddianamesine yansıyan bilgilere göre örtülü ödenekten 5 dinleme ve 2 internet izleme cihazı alınmıştı. Cihazların halen jandarmanın elinde olduğu iddia ediliyor.

Yine Ergenekon soruşturması sırasında İşçi Partisi´nin yayın organı Aydınlık Gazetesi ve Ulusal Kanal´da arama yapılmış ve Başbakan Erdoğan´a ait dinleme kayıtlarına ulaşılmıştı. Bir diğer kayıt da Erdoğan ile işadamı Remzi Gür arasında geçtiği iddia edilen konuşmaydı. Bu kayıtların, Ergenekon sanığı eski Jandarma Genel Komutanı Eruygur´un talimatı ile alındığı iddia edilmişti. Gölcük Donanma Komutanlığı´ndaki gizli zuladan çıkan belgeler arasında da önemli ipuçları vardı. AK Parti´ye karşı izlenecek strateji ve uygulanacak taktiklerin sıralandığı bir belgede, Erdoğan´ın da aralarında bulunduğu AK Partililere ait telefonların dinlenmesi talimatı göze çarpıyordu. Belgede, “Tehdit bellidir. Ancak niyetlerini tespit edebilmek için bilgi toplamaya ihtiyaç vardır. AKP niyet ve politikalarının erken tespiti, milletvekillerinin takibi ve zaaflarının tespiti konularına yoğunlaşmak gerekli.” deniliyordu. Bu ´bilgilerin´ toplanmasında da Jandarma Genel Komutanlığı´nın istihbarat imkanlarının artırılması öneriliyordu. Gölcük´teki aramalarda özel dinleme aletlerinin de çıktığı kaydedilmişti. (1)

ERGENEKON DİNLİYOR, AYDINLIK YAYINLIYOR

Hatırlanacağı gibi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´ın, dönemin KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat´la yaptığı telefon görüşmesinin kayıtlarının Aydınlık dergisinde yayımlanmasının ardından 19 Ekim 2009 tarihinde Aydınlık gazetesine polis operasyonu düzenlenmiş, aramalarda içerisinde gizli dinleme kayıtları bulunan CD´ler ele geçirilmişti. 1999-2004 dönemine ait konuşmaları kapsayan CD´lerde Başbakan Erdoğan´dan KKTC Cumhurbaşkanı Talat´a, bakanlar ve belediye başkanlarından ABD´li yetkililere ve gazetecilere kadar onlarca kişiye ait konuşma kaydı bulunmaktaydı. Aydınlık´taki aramalarda ayrıca büyük bölümü Yargıtay´da görev yapan hakimlere ait fişleme kayıtları da ele geçirilmişti. Birçok hakimle ilgili olarak, ´siyasi görüşleri ve yakınlık kurdukları siyasilerle´ ilgili değerlendirmelerin yer aldığı fişlemelerle birlikte, hakimlerin telefon görüşmelerine ilişkin döküm tutanakları da elde edilmişti.

CD´lerdeki kayıtlar üzerinde başlatılan detaylı sorgulamalar, Erdoğan´ın, başbakan olmadan önceki bazı görüşmelerinin bile kayda alındığını ortaya koymuştu. Kayıtlar arasında, Erdoğan´ın başbakan olmadan önce ziyaret ettiği, Özal ailesinin eski avukatı, TÜSİAD eski İstişare Konseyi üyesi ve Yeni Yüzler Partisi Genel Başkanı Münci İnci ile yaptığı görüşme de bulunuyordu. 1999-2004 arasındaki dönemde yapıldığı anlaşılan telefon kayıtları arasında, Erdoğan´ın dönemin KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat´ın yanı sıra, Kadir Topbaş ve Remzi Gür´le yaptığı telefon görüşmeleri de yer alıyordu.

Aydınlık´ta ele geçirilen kayıtların sahipleri

Tayyip Erdoğan, Cemil Çiçek, Ali Babacan, Hilmi Güler, Egemen Bağış, Mehmet Ali Talat, Kadir Topbaş, Melih Gökçek, Remzi Gür (İşadamı), Münci İnci (Avukat), Cüneyd Zapsu, Alvaro De Soto (BM Kıbrıs Özel Temsilcisi), John Hanford (ABD Dışişleri yetkilisi), Bülent Alirıza (CSIS Türkiye Temsilcisi), Yalçın Balcı, Murat Yetkin (Gazeteci), Serdar Denktaş, Hakan Aygün (Gazeteci)

AYDINLIK´A İLK DAVA 2009´DA AÇILDI

Bu soruşturmanın tamamlanmasıyla Aydınlık ve Ulusal Kanal´ın iki yöneticisinin de sanıkları arasında yer aldığı ´Islak İmza´ davası açılmış, sanıklar Albay Dursun Çiçek tarafından hazırlanan ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı´ konulu Islak İmza davasında yargılanmaya başlamışlardı. Bu davanın daha sonra İkinci Ergenekon davasıyla birleştirilmesiyle de sanıklar yayınlarını Ergenekon Terör Örgütü´nün talimatları doğrultusunda yapmak suçlamasıyla Ergenekon davasının sanıkları haline gelmişti.

İKİNCİ DAVA 2012´DE AÇILDI

Bu olaydan iki yıl sonra 19 Ağustos 2011 tarihinde Aydınlık ve Ulusal Kanal´a polis operasyonları düzenlenmiş, bu operasyonlarda ele geçen belgelerden hareketle de 06 Aralık 2011 tarihinde Aydınlık gazetesi, Ulusal Kanal ve İşçi Partisi bürolarına ek operasyonlar düzenlenmişti. Bu operasyonlarda gözaltı ve tutuklamalar yaşanmış, çok önemli belgeler ele geçirilmişti. Aydınlık gazetesi sahibi Mehmet Sabuncu´nun dairesinde yapılan aramalarda Başbakan Erdoğan, soruşturma savcısı Cihan Kansız ve Taraf Gazetesi yazarı Yasemin Çongar adına alınmış sahte mail adresleri bulunmuştu. Bu soruşturma sonucu hazırlanan iddianame 25 Nisan 2012 tarihinde Ergenekon davasına da bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmişti. Aydınlık gazetesi sahibi Mehmet Sabuncu, İşçi partisi lideri ve Ergenekon tutuklu sanığı Doğu Perinçek´İn oğlu Mehmet Perinçek, İşçi Partisi (İP) Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bedri Gültekin, İP İstanbul İl Başkanı Erkan Önsel, Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Turhan Özlü´nün de aralarında bulunduğu 14 sanık Ergenekon terör örgütü üyesi olmak, örgüt talimatları doğrultusunda yayın yapmakla suçlanmışlardı. İddianamede, örgüt tarafından temin edilen siyasilere ait ses kayıtlarının, Aydınlık grubu tarafından yayınlandığı aktarılıyor, bunun gazetecilik değil, Doğu Perinçek´in talimatıyla gerçekleşen ´örgütsel´ bir faaliyet olduğu belirtiliyordu. İlerleyen süreçte, ´Aydınlık Davası´ olarak adlandırılan bu dava da Ergenekon davasıyla birleştirildi.

BAŞBAKAN´A ŞANTAJ MI YAPILIYOR?

03 Temmuz 2012 tarihli Ses kaydı haberlerine hapis başlıklı haberimizde, bu haberle de bağlantısı olduğuna inandığımız bir iddiayı dile getirmiştik: Başbakan´a şantaj mı yapılıyor? (2)

Hatırlanacağı gibi hükümet şok edici bir girişimle ses kayıtlarının haberleştirilmesini 02 Temmuz 2012´de Meclis´ten geçirdiği bir yasa ile yasaklamıştı. Sapla samanın birbirine karıştırıldığı bu girişim ile habercilik kısıtlanmış, hükümet adeta ayağına kurşun sıkmıştı. Oysa bir çok darbe hazırlığı ve yasadışı girişimler internete sızan bu ses kayıtlarıyla ortaya çıkarılmış, çok sayıda soruşturma açılmıştı. Önceki gün de Ergenekon davasına bakan mahkemenin talebi üzerine, internete sızan bu kayıtlardan, emekli generaller İsmail Hakkı Karadayı, Işık Koşaner, Aytaç Yalman, Hıfzı Çubuklu, Şener Eruygur ile Mukaddes Eruygur ve istihbaratçı Albay Ömer Faruk Gürüz´ün de aralarında bulunduğu toplam 17 kişiye ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarınının çözümleri mahkemeye gönderilmişti. 17 kişinin ses kaydının bir davada dikkate alınması dahi ses kayıtlarının haberleştirilmesinin yasaklanmasının ne kadar yanlış bir girişim olduğunu göstermeye yeterli olsa gerek. (3)

Ses kayıtlarının haberleştirilmesinin yasaklanması sürecinde dikkat çekici gariplikler de gözlendi: Yasanın ikide bir gündeme gelip kamuoyunun tepkisi üzerine gündemden düşmesi.. Hükümet yetkililerinin bu gelgitlerde düştüğü çelişkiler.. Yasanın Başbakanın ısrarı üzerine bir kez daha gündeme gelmesi.. Kamuoyunu ikna için bir çaba harcanmaması.. Hükümet milletvekillerinin dahi içeriğinden son saatlere kadar haberdar olmadığı ve ´ben yaptım, oldu´ şeklindeki kaba bir yöntemle Meclisten geçirilmesi..

Bu yasağa karşı yaptığımız haberlerde darbe tehlikesinin hala sürdüğünü somut bulgularla göstermiştik. Aşağıda bunları olabildiğince kısa şekilde vermeye çalıştık. Özellikle Genelkurmay Karargahında yakın aylarda yapıldığı anlaşılan çok gizli bir toplantıya ait ses kaydı şok edici içerikteydi. Bir darbe hazırlığının halen sürdüğünü kanıtlıyordu. Üzerine niye hala gidilmiyor, anlaşılır gibi değil. Ancak bizim ve diğer bazı basının tüm uyarılarına karşı ses kayıtlarının haberleştirilmesine yasak geldi.

Başbakan Erdoğan son bir kaç gündür derin devletin tamamen bitirilemediğini, bitmesinin de mümkün olmadığını açıklıyor. Çalışma ofisinde çok sayıda dinleme cihazları bulundu. Anlaşıldığına göre bulunmaya da devam ediyor. Devletin en üst makamları tehdit altında. T.C.´nin 1 no´lu şahsı Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın zehirlendiğinin örtbas edildiğini gösteren güçlü bulgular var. Kamuoyunda oluşan kanaat bu. Şurası çok açık bir gerçek ki, bizim çok sayıdaki haberlerimizde de dile getirdiğimiz gibi 1993 yılı içinde bir suikast fırtınası yaşandı. Tüm bulgular birbirini tamamlıyor ve güçlendiriyor. Kürt sorununa demokratik bir çözüm getirmeye çalışan Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile ona bu konuda destek veren ekibi, yani Bakan Adnan Kahveci, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis, Tuğgeneral Bahtiyar Aydın, Albaylar Kazım Çillioğlu ve Rıdvan Özden´in peşpeşe şüpheli ölümleri, PKK-derin devlet bağlantısını yakalayan gazeteci Uğur Mumcu´nun ölümü, Sivas ve Başbağlar katliamları, Bitlis´e babası kadar yakın, çatkapı içeri girecek kadar samimi Binbaşı Cem Ersever´in ölümleri birbiriyle bağlantılı ölümler.

Dediğimiz gibi tüm bulgular birbirini tamamlıyor ve güçlendiriyor. Komutan suikastleri olarak adlandırdığımız bu şüpheli ölümlerle ilgili web sitemizde çok fazla ve ayrıntılı haber yaptık. Hepsinin birbiriyle bağlantısı olduğu anlaşılan bu ölümlerden Özal´ın şüpheli ölümü varsayalım örtbas edilse bile peki ya Başbakanken ona düzenlenen suikasta ne demeli? Suikasti soruşturan savcının engellenmesine ve hatta kızının kaçırılmasına ne demeli? Ayrıca aynı ekipteki yukarıda saydığımız diğer ölüm ve katliamlara ne demeli? Birisi örtbas edilse diğerleri ortada.. Yani yıllardır soruşturulmayan ve ancak son bir iki senedir soruşturulmaya başlanan ve giderek hepsinde Ergenekon´un izine rastlanan bu soruşturmalarda savcılar zaman aşımına girmek üzere olan bu dosyalara somut şüpheli ve delil koymaya fırsat bulamadan dosyalar kapanırsa bu dosyalar gerçekte kapanmış mı olacaktır?..

Bu cinayetler fırtınasının ardında çok büyük bir örgütlenmenin olduğuna dair çok sayıda somut bulgu çıktı ve çıkmaya da devam ediyor. Son örnek, Malatya Zirve katliamı davasında Ergenekon´un izine ulaşılması oldu. 1993 yılında TSK içinde yapılandırılan ve günümüze kadar da varlığını sürdüren Tushad isimli çok gizli Ergenekon hücresinin bu katliamı düzenlettiği iddia ediliyor. Bazı çevreler örgütün 2001´den önce var olmadığını ileri sürmekteydiler. Ancak ortaya çıkan çok sayıda bulgu, örgütün 1990´lı yıllarda da bilindiğini, hatta ´Ergenakon´ adıyla 70´li yıllarda dahi var olduğunu gösteriyor. Bu iddiaya dair delilleri web sitemizde ayrıntılı olarak göstermiştik. (4)

Hurşit Tolon liderliğindeki ´Tushad´ Ergenekon hücresinin TSK içinde oluşturulma tarihine dikkat çekmek istiyoruz. Çünkü Türkiye´nin yakın tarihinde ´kara yıl´ olarak nitelendirilen bu yıl içinde komutan cinayetleri denilen ve peşpeşe gelen olaylarda sivil ve askeri kişiler hayatlarını kaybettiler. Sırasıyla Uğur Mumcu cinayeti, Eşref Bitlis ve Turgut Özal´ın şüpheli ölümleri, Bingöl´de 33 asker katliamı, Sivas ve Başbağlar katliamları, Bahtiyar Aydın ve Cem Ersever cinayetleri gerçekleşti. Ardından terörü demokratik açılım ve barış yoluyla durdurma projesi rafa kaldırıldı. Bir ekip tasfiye edildi. Emin Çölaşan´ın yıllar önce hayretle aktardığı ve akrabası olan Cindoruk´a dayandırdığı iddiasında (5), Cumhurbaşkanı Özal için yakında gidici bu diyenlerden Süleyman Demirel yeni cumhurbaşkanı oldu. Yeni cumhurbaşkanı ve hükümetler ile de yeni bir devlet politikası uygulanmaya başlandı. MGK´da, yani en üst düzeyde alınan kararlarla, teröre karşı şiddete, köy yakmalara, köylülere dışkı yedirerek gözlerini korkutmaya, teröre desteklerini kesmeye, yargısız infazlara ve faili meçhullere dayanan kontrgerilla türü bir mücadele yürütüldü. Bir taraftan PKK güçlendirildi, diğer taraftan Türk-Kürt halkları arasındaki uçurum daha da derinleştirildi.

Suikastlere kurban giden bazı jandarma komutanlarının Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis´e, onun da Cumhurbaşkanı Turgut Özal´a ulaştırdığı raporlarda şok bilgiler vardı. Teröre yardım eden, terörden rant elde eden yani silah ve uyuşturucu kaçakçılığı yoluyla teröristlerle menfaat işbirliğine giden, ihanet içerisinde olan bazı subayların isimleri bildiriliyordu. 16´sı subay toplam 34 devlet görevlisinin adının yer aldığı listedeki kişilerin devlet kademelerinden uzaklaştırılmaları tavsiye ediliyordu. Bu raporların hemen ardından komutan cinayetleri adı verilen ve yukarıda sıraladığımız cinayet fırtınası başladı. Tasfiyesi istenen 16 subaydan bazılarının isimleri ortaya çıktı. Tümgeneral Ahmet Yavuz, Tuğgeneral Levent Ersöz, Albay Levent Göktaş, Albay Fikri Karadağ, Korgeneral Selahattin Uğurlu, Tuğgeneral Nevzat Bekaroğlu ve Tuğgeneral İsmail Kuru. Bu kişilerden bazıları Ergenekon ve Balyoz davalarının sanıkları oldu.

Bu suikast fırtınasında, özellikle Başbakanken Turgut Özal´a yönelk suikast girişiminde Özel Harp Dairesi´nin adı geçti. Soruşturmanın bu dairenin tehditleriyle nasıl durdurulduğu, savcının kızının o günlerde kaçırıldığı ortaya çıktı. Cumhurbaşkanı iken Özal´ın danışmanlarından biri de diğer bir Özel Harp Komutanı Org. Kemal Yamak idi. Hangi birisini sayalım, o kadar çok bulgu var ki.. Bunlar Özal´ın etrafında o dönem ne kadar tehlikeli bir çember olduğunu göstermeye yeterlidir. (6)

KUTSAL SAVAŞÇILARIN GÖZ YUMULABİLECEK EYLEMLERİ OLABİLİR Mİ?

Özel Harp demişken, belki olayın şu yönüne de dikkat çekmek gerekir. Özel Harp Dairesi (ÖHD), Kıbrıs´ta rum işgalcilere karşı Türk Mukavemet Teşkilatı´nı (TMT) teşkilatlandırıp rumlara karşı gerilla savaşı yürütülmesine öncülük etti. Yani kutsal bir iş yaptı. Ancak bunu yaparken Kıbrıs´taki camileri bile bombaladıklarını, bu dairenin komutanlarından Org. Sabri Yirmibeşoğlu bir TV programında ağzından kaçırdı. (7) Gafını farkedip düzeltmeye çalıştıysa da söylenen sözler tevil edilemeyecek şekilde açıktı. Zaten Özel Harp denilen kontrgerilla savaşının karakteristik özelliği düşman yaptı izlenimi vererek hedef grubu halkın gözünde karalamaktır. Cami bombalama deyince Balyoz darbe planınını hatırlatmadan da olmaz. Bu planda halkı galeyana getirip ayaklanmaya kışkırtmak için yapılacak eylemlerden birisi de Beyazıt ve Fatih camilerinin, üstelik de en kalabalık olduğu Cuma namazı çıkışında bombalanması vardı. Çıkacak kaos sonrasında askerlerin yönetime gelmesi hedeflenmişti. Geçtiğimiz haftalarda sonuçlanan Balyoz davasında bu iddialar sabit görülerek sanıklar ağır hapis cezalarıyla cezalandırıldılar.

Rumların adada yaptığı katliamlar yeterli görülmemiş olacak ki, onların yaptığı izlenimi verilen cami bombalamalarla Türklerin tepkisi arttırılmak istenmiş olmalı. Aynı dönemlerde ´6-7 Eylül Olayları olarak adlandırılan, 6 - 7 Eylül 1955´te İstanbul´da yaşayan başta Rumlar olmak üzere azınlıklara yönelik tahrip ve yağma hareketinin de planlı bir Özel Harp operasyonu olduğunun açığa çıktığını hatırlayalım.

Kıbrıs´ta başka olaylarda da Özel Harp´in adı geçti. Gazeteci Kutlu Adalı´nın öldürülmesi ile bir çok bombalı terör eyleminin ardında Özel Harp Dairesi ile Ergenekon örgütünün bulunduğu ileri sürüldü. Ancak bu konuda KKTC´de başlatılan soruşturma hükümet değişince skandal şekilde örtbas edildi. Yine Ergenekon soruşturma sürecinde Kıbrıs´ın Ergenekon örgütü için ne kadar önemli olduğu, Ergenekon sanıklarının orayla bağlantıları da ortaya çıktı. (8)

Kıbrıs´taki Özel Harp yapılanmasında ve şüpheli olaylarda Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş´ın da rol aldığı ileri sürüldü. Denktaş´ın bu iddiayı güçlendiren bir sözü şok ediciydi: Eh bizim çocuklar da bir şeyler yaptı işte!.. (9)

1990 yılı sonunda İtalya´da patlayan Gladio skandalı, ikinci dünya savaşı ertesinde tüm NATO ülkelerinde ABD öncülüğünde bu teşkilatların kurulduğunu, hükümet ve meclislerden dahi gizlendiğini ortaya çıkardı. Türkiye´de de var olduğunu 1970´li yıllarda Başbakan Ecevit tesadüfen öğrendi. Ödeneğini ABD´den alan bu daire Kıbrıs davasında ambargo uygulanması neticesinde ödenek alamayınca Türk hükümetine müracaat etti. Böylece varlığı öğrenildi. Başbakan Ecevit bu dairenin kontrgerilla türü bir savaş tarzı yürütme yeteneğinde olduğunu, elemanlarının sivil ve askerlerden meydana geldiğini, elemanlarına terör çıkartma yöntemleri de öğretildiğini öğrenince dehşete düştü. Dairenin üzerine ne kadar gittiyse de demokratik denetim mekanizması içine almayı başaramadı. Ecevit´e çok ilginç silahlarla suikast girişimleri yapıldı. Ecevit olayın üzerine daha fazla gidemediğini itiraf etti ve işin peşini bıraktı. Ecevit, Özel Harp´in sivil uzantısının açığa çıkarıldığında ülkede çok tehlikeli tertiplere girişebileceklerinden korktuğunu bu nedenle işin peşini bıraktığını açıkladı. Ecevit gibi Özal da başbakanken kendisine düzenlenen suikast girişiminde Özel Harp´in izine ulaştı. Ancak bir yerden sonra üzerine gidemedi. Cumhurbaşkanlığına hazırlanıyordu. İşin peşini şimdilik kaydıyla bıraktı. Cumhurbaşkanı olunca anayasa değişikliği yaparak bu güçleri yenmeyi planlamıştı. Ama birileri suikastler fırtınası başlatarak planları tamamen değiştirdi.

ÖZAL´IN ETRAFINA ÖRÜLEN TEHLİKE ÇEMBERİ BAŞBAKAN´A DA MI ÖRÜLÜYOR?

Tüm bunlarla varmak istediğimiz nokta, Ecevit´i ve Özal´ı korkutan gücün Başbakan´ı da korkutuyor olabileceği.. Başbakan´a yönelik gizli dinleme ve olası şantaj girişimlerinin arkasında Ergenekon örgütlenmesinin, bir olasılık da onun daha üstünde yer aldığını söyleyebileceğimiz ´kontrgerilla´ denilen Özel Harp Dairesi´nin (ÖHD) yer aldığı kuvvetle muhtemeldir. Özal´ın etrafındaki tehlikeli çemberin Başbakan´ın etrafında bulunmadığını söylemek mümkün değildir. Başbakan´a yönelik çok sayıda suikast girişimi ortaya çıkarıldı. Atabeyler mangası Özel harpçi subayların yer aldığı ilk suikast girişimi olayı değildi. 4x4´lük suikast planı olmasına karşın dava çok ilginç şekilde örtbas edildi. Tanksavar roketiyle Başbakanın uçağının düşürülmesi planı da yine Ergenekon soruşturması kapsamında soruşturulan diğer suikast girişimlerinden birisiydi. Başbakanın koruma polislerinin son dönemde sık sık değiştirilmeye başlandığını da hatırlayalım. Her önleme karşın Başbakanın ofisine girebilen bu güçler çok sayıda gizli dinleme aygıtını yerleştirmeyi de başarabiliyor. Bunlar ortaya çıkarılabilenler.. Muhtemeldir ki henüz tespit edilemeyen başka cihaz ve tehditler de var.

03 Temmuz 2012 ve 05 Haziran 2012 tarihlerinde yayınladığımız Başbakan´a şantaj mı yapılıyor? içerikli haberlerimizdeki satırların halen geçerliliğini koruduğunu yukarıda sıraladığımız bulgulardan hareketle söyleyebiliriz. Ses kayıtlarının yasaklanma girişiminin yaşandığı günlerdeki bazı gelişmeler şantaj ihtimalini akıllara getirmiş ve şöyle demiştik:

Özel yetkili mahkemelerin kaldırılacağı yönündeki iddialar hukukçuların sert tepkisine neden oldu. Adliye önünde toplanarak tepkilerini ortaya koyan hukukçuların görüntüsü, kısa zaman önce Balyoz davasını adeta basarak mahkeme heyetini eleştiren ve ardından salonu terkeden, salon dışında da basın mensuplarına görüşlerini açıklayan ´Darbeci Baro´ lakaplı İstanbul Barosu avukatlarını hatırlattı. Rollerin değiştiğini düşündüren birbirine zıt olan bu iki görüntü, neler oluyor sorusunu sorduruyor. İstanbul Barosu, özel yetkili mahkemelerle ilgili son yasa değişikliklerini çok olumlu bulduğunu da açıklamıştı.

Bir diğer gelişme, son günlerde peşpeşe çıkan ve hepsi Hasdal askeri cezaevi kaynaklı olan ses kayıtlarında, bu cezaevinde yatan Balyoz davası tutuklu sanıkları generallerin tehdit ve intikam dolu açıklamalar yapması ve bu kayıtların internete verilmesi.. Kamuoyunu ürperten kayıtlarda gayet sakin konuşan generaller, buna karşın çoluk çocuk demeden intikam alacaklarını belirtiyor, Başbakan ve Cumhurbaşkanı´nı açıkça tehdit ediyorlar. Kayıtlarda konuşan generaller, yapılan yasa değişiklikleriyle kısa zaman sonra dışarıya çıkacaklarından emin konuşmaktalar. Generallerden biri de, Herşeyi Hasdal´dan idare ediyoruz diyor.

Bir diğer gelişme, hükümetin ses kayıtlarını haberleştirmeyi yasaklayan ve hapis cezasıyla cezalandıracak bir yasa tasarısını Meclise sevketmiş olması. Yasa tasarısı meclisten aynen geçerse sesleri kaydedip internete verenler değil onu haber yapanlar hapisle cezalandırılacak.

Bir diğer gelişme de, özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasına ya da yetkilerinin kısıtlanmasına yönelik yasa tasarısı hazırlıkları..

Hepsi birbiriyle örtüşen bu gelişmeler, akıllara şok bir şüpheyi getiriyor. Birileri açığını ya da ayıbını yakaladığı Başbakan´a şantaj mı yapıyor?.. Hükümet bundan dolayı mı sürekli geri adım atıyor?.. Ergenekon´un halen faaliyette olduğu biliniyor. Dün ilk duruşması yapılan Ergenekon bağlantılı Aydınlık davasında yargılanan sanıkların, Başbakan´ın gizli görüşmelerini kaydettikleri ve bir kısmını Aydınlık gazetesinde yayınladıkları ortaya çıkmıştı. Bu yeteneğe sahip olan Ergenekon örgütünün elinde başka kayıtların da olabileceği akla geliyor. (10)

Bu satırları yazdıktan kısa süre ortaya çıkan Hasdal cezaevinde tutuklu yatan bazı generallerin ses kayıtlarında, ellerinde hükümetle ilgili dosyalar olduğunu belirttiklerini de hatırlatalım. Bu ifadeler de şantaj şüphesini güçlendiriyor. 24 Mayıs 2012 tarihinde medyaya yansıyan ses kaydında şu ifadeler yer alıyordu: Bir iki aya kadar da ve bilgiler de gelen bilgiler de emareler de o yönde. Bir yasa tasarısı gündemde. O yasayla bizi çıkaracaklar. Bu ülke ya ekonomik krizle ya bir iç savaşla kendine gelecek. Bu iki seçenekten bir tanesi kapımızı çalacak. Ondan sonra dönüş yolu orada başlayacak. Ki başbakan hakkında da yani onların da sıkıntıları var. Onlar da bir zaman gelip o dosyaları çıkacak. Yani bir değil on değil. Onların çıktığı anda dibe vuracaklar. (11)

SAVCILAR: ERGENEKON HALA DİRİ

Ergenekon Terör Örgütü´nün idhar (yedek) kadrolarının şu ana kadar sadece bir kısmının ortaya çıkarılabildiği, bir çok hücresinin ise deşifre edilemediği savcılarca iddianamelerde belirtiliyordu. Son olarak İnternet andıcı iddianamesinde de bu tespit yer almıştı. Ses kaydı: Yeni darbe hazırlığı başlığıyla 31 Mayıs 2012 tarihinde yayınlanan haberimizde (12) ayrıntılı şekilde işlediğimiz gibi, son örneğini Mustafa Bakıcı´nın yurtdışına kaçışının oluşturduğu savcıların bu tespitini doğrulayan çok sayıda bulgu var.

İŞTE O BULGULAR

- Malatya Zirve katliamını çok gizli bir Ergenekon hücresinin düzenlediğinin ortaya çıkması. Komutan cinayetleri adı verilen Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis ve çok sayıda askeri ve sivil yetkilinin ölümünde de bu yapılanmanın izlerine rastlanması. Tushad isimli TSK içindeki bu çok gizli yapılanmanın izinin halen sürülüyor olması. (13)

- Ergenekon´un TSK içindeki çok gizli askeri yapılanması olarak nitelendirilen ´Karargah Evleri´ne yönelik Savcı Zekeriya Öz tarafından başlatılan soruşturmanın halen sürmesi. (14)

- Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´a yönelik suikast girişimi olayı. Bu olayda 8 Özel Harp Dairesi elemanının yer alması. Bu elemanların Ergenekon tutuklusu Muzaffer Tekin, bazı DHKP-C örgüt üyeleri ve Ergenekon´un gençlik yapılanması olduğu iddianamelerde dile getirilen Türk Gençlik Birliği´nin (TGB) bazı üyeleriyle bağlantılarının tespit edildiği iddiası. Olayın hemen ardından Özel Harp Dairesi´nin merkezindeki ´kozmik oda´da yapılan ve 1 ay süren aramalarda çok sayıda belgeye el konulması. Ayrıca bu soruşturmanın 3 yıldır halen sürmesi. (15)

- Arınç´a suikast girişimi olayından bir kaç ay sonra Özel Harp Dairesi´ne ait bir kamyon el bombasının Ankara´da el geçirilmesi. 940 el bombasından bazılarının Ergenekon soruşturması kapsamındaki 12 olayda ele geçen bombalarla aynı seriden olduğunun kriminal incelemelerle ortaya çıkarılması. Yine bombaların Ergenekon´un yanı sıra değişik zamanlarda polis kayıtlarına girmiş 59 terör olayıyla da bağlantılı çıkması. (16)(17)

- Başbakan Erdoğan´ın KKTC Cumhurbaşkanı ile telefonla yaptığı gizli resmi devlet görüşmelerinin Aydınlık´ta yayınlanması ve bununla Ergenekon operasyonlarına karşı misillemeye girişilmesi. (18)

- 2010 yılı sonunda Gölcük Donanma Komutanlığı İstihbarat Şubenin zemin karoları altında Ergenekon örgütünün kozmik arşivi olarak nitelendirilen çuvallar dolusu belgenin ele geçirilmesi. Belgelerin imha edilmeyerek saklanması, örgütün onları kullanmakta olduğu anlamına geliyor. Belgelerde sürekli güncellemelerin yapılmış olması da, örgütün gelişmelere göre belgeleri güncellediği şeklinde yorumlanıyor. (19)(20)

- Ergenekon soruşturmasına her zaman soğuk bakan ve eleştiren Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ´un bizzat astlarının ihbarıyla tutuklanarak andıç davasında sanık haline gelmesi. Andıç ve ıslak imza kapsamında Genelkurmay´da evrak ve harddisk imha operasyonu yürütülmesi. Andıç davası ıslak imza davası ile birleşti. Ergenekon Terör Örgütüne yönelik soruşturma 2007 yılında başladı. Ancak ıslak imza ve andıç gibi planların tarihi 2009. Yani halen soruşturma sürerken örgütsel faaliyet devam etmekteydi. (21)(22)

- Ergenekon örgütünün medya sitesi olarak nitelenen Odatv operasyonunda çok önemli belgelerin ele geçirilmesi. ´Ulusal Medya 2010´ ismi verilen belgede, Ergenekon ve benzer davaların nasıl yıpratılacağı talimatlarının yer alması ve Odatv´nin geçmişteki yayınlarına da bakıldığında bu belgedeki talimatları yerine getirdiğinin görülmesi. (23)

- Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın Ergenekon örgütüne yardım ve yataklıktan tutuklanması. Avcı´nın örgüt üyelerine polis operasyonlarını bildirmesi, polis takibinden kurtulma taktikleri vermesi, yakalanmak üzere olan bazı üyelere yurt dışına kaçmaları uyarısında bulunması. Yakalanacağını anladığında ise polis içindeki cemaat üyelerinin Ergenekon ve diğer tüm soruşturmaları yürüttüğünü, bu davalara bakan tüm savcı ve hakimlerin cemaat üyesi olduğunu, hatta Deniz Baykal seks kaseti olayının dahi cemaat işi olduğunu iddia edecek kadar ileri giderek kamuoyunda bu soruşturma ve davaların siyasi olduğu imajını vermeye çalışması. Avcı´nın Odatv davası ile Ergenekon örgütüne taşeron eylem yapmakla suçlanan Devrimci Karargah terör örgütü davasında sanık olması. Avcı´nın 90´lı yıllarda Dev-Sol´u derin devletin kontrolündeki Derin-Sol örgütüne dönüştürmede çok önemli bir rol üstlendiği de ortaya çıktı. (24)

- Dink cinayetine dair şok edici yeni ayrıntıları ortaya çıkaran Bugün gazetesi yazarı Adem Yavuz Arslan´a mermi ve beyaz bereli paket gönderilmesi. (25)

- Erzincan Ergenekon davasındaki kritik bir tanığa yönelik silahlı saldırı. Aynı tanığa dava sanığı eski Başsavcı ilhan Cihaner´in tehdit ve baskı yapması. (26)

- Erzincan Ergenekon davasında CHP´li iki milletvekilinin tanıklara baskı yapması, yüksek miktarda para vererek Ergenekon sanıkları aleyhindeki ifadelerini değiştirmeye zorlaması. Bu milletvekillerine Ergenekon üyeliği suçlamasıyla dava açılması. Erzincan davasında sanık olan eski Başsavcı Cihaner´in de tanıklara tehdit ve baskı yapması. (27)(28)

- Güneydoğu´da görülmekte olan Temizöz davası ile İstanbul´da görülmekte olan Ergenekon davasının tanıklarına çok sayıda baskı ve tehditler uygulanması. Geçtiğimiz günlerde Ergenekon gizli tanığına ifadelerini değiştirmesi için baskı yaptığı kanıtlanan dava sanığı Sedat Peker´e dava açıldı. (29)(30)

- Ergenekon tutuklusu tuğgeneral Levent Ersöz´e yönelik hastanede suikast girişimi. (31)

- Sivas Ermeni cemaat lideri Minas Durmazgüler´e suikast girişimi. (32)

- Gölcük belgeleri üzerine Poyrazköy´de yapılan kazılarda suikast amaçlı yeni silahlar ve çok özel plastik patlayıcılarının bulunması. (33)

- Erzincan Ergenekon davasının şok müdahale ile yargıtaya alınması, suçsuz insanları silahlı göstermeye çalışmakla suçlanan sanıkların tahliye edilmesi ve bununla adeta isnat edilen suçlara devam etmelerine izin verilmesi. 12 Eylül darbecileri hakkında ilk iddianameyi hazırlayan eski Savcı Sacit Kayasu´nun bu duruma tepki gösterip, Ergenekon´un Yargıtay´a sıçramış olabileceğinden açıkça bahsetmesi. Bu tespiti doğrularcasına, Yargıtay binasında bulunan Siyasi Partiler Bölümü´ndeki bir fakstan soruşturma altındaki eski Başsavcı ilhan Cihaner´e ´Seni dinliyorlar, dikkat et´ şeklinde uyarı faksının çekilmesi. (34)(35)(36)

- Ergenekon davalarına bakan çok sayıda hakime yargıtayda skandal şekilde tazminat cezaları verilmesi. (37)

- Ergenekon sanığı Mehmet Haberal´ın sağlıklı olduğunu gösteren raporların hastanelerdeki örgüt üyesi olduğu şüphesi ortaya çıkan doktorlarca mahkemelerden saklanması. Doktorların Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanması. (38)(39)

- Erzincan´da Ergenekon örgütlenmesine yönelik ikinci bir soruşturmanın halen yürütülüyor olması. (40)

- Kara Kuvvetleri EDOK Komutan vekili Korg. Tevfik Özkılıç´a ait olduğu ileri sürülen ve 31 Mayıs 2012 tarihinde internette yayınlanan ses kaydının da gösterdiği gibi EDOK içinde hala darbe hazırlığı içinde olan, bilgisayarlara güvenmeyen, deşifre olmaktan korkan ve yazışmalarını kurşun kalemle yapan çok gizli birimler varlığının anlaşılması. (41)

- Hasdal askeri cezaevindeki tutuklu subayların peşpeşe internette yayınlanan ses kayıtlarında, hapisteki darbecilerin umutlarını koruması, ´bir herşeyi takip ediyoruz merak etmeyin´ diye birbirlerine cesaret vermesi. Halen görevde olan bazı generallerin de subaylara hitaben hükümeti ve politikalarını eleştiren konuşmalar yapmaları. (42)

- TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu´nun 26 Kasım 2012´de basına yansıyan raporunda, Sovyet işgaline karşı ´Ölüm Üçgeni´ denilen Adapazarı-Bolu-Sapanca bölgesinde gömülen silahların, başta Kürt işadamları olmak üzere faili meçhul cinayetlerde kullanıldığının belirtilmesi. Devlette kaydı olmayan bu silahlar kaybolduğunda kimsenin hesap soramadığının, Özel Harp Dairesi´nin bu silahları kullanmak için sayıları yüz binlerle ifade edilen sivili eğitip, toplum içinde uyuttuğunun kaydedilmesi. Yine bundan iki yıl önce, 2010 yılında hazırlanan TBMM Araştırma raporunda da, Türkiye´de geçmişte yaşanmış bir çok terör ve suikast olayından Özel Harp Dairesi´nin sorumlu tutulması. (43)

- Deniz Harp Okulu´ndaki genç subayları tahrik etmeye yönelik çabaların son haftalarda yoğunlaşması. (44)

İşte farkına varabildiğimiz bulgulardan yukarıda kısaca yer verdiğimiz bu örnekler, Ergenekon´un geçmişte var olmuş, faaliyete geçmeyen, düşünce ya da plan bazında kalmış bir girişim olduğuna dair savunmaları çökertiyor.

Şüphesiz örnekler daha da çoğaltılabilir. Haberal´ın tutuklanmasından sonra Ergenekon operasyonları durdu deniliyor. Peki Ergenekon ya da diğer bir deyişle kontrgerilla bitti mi, çöktü mü?.. Şu ana kadar sadece tetikçilere ya da orta düzey birimlere, onların da pek azına ulaşılabildiği söylenebilir. Danıştay saldırısında bir avukat. Malatya Zirve cinayetinde 2 genç. Dink cinayetinde 17 yaşında Ogün Samast. Ergenekon´da da 3-5 astsubay, Andıç davalarında suçu birbirlerinin üstüne atan bir kaç general, o kadar.. Ama iddialara göre NATO´ya girmemiz sonrası kurulan Özel Harp Dairesi´ne bağlı kuvvetlerin sivil hayatta kullandığı yaklaşık 10 bin kişi var. Bunlardan 5 bini siyah kuvvet denilen, silah kullanan, her türlü saldırı ve savunma eğitimini almış paramiliter gruplar. Çok tehlikeliler. Her türlü provokasyonu yapabilecek, Taksim, Maraş, Gazi Mahallesi olayları gibi olayları kolaylıkla organize edebilecek adamlar. Her biri bir Yeşil ve Çatlı. Onlara henüz ulaşılamadı. Fırsat kolladıkları uygun ortam bulur bulmaz faaliyete geçecekleri ileri sürülüyor.

Belki ´Karargah Evleri´ ve ´Tushad´ gibi soruşturmalar, örgütün buzdağının altındaki kısımlarına doğru götürebilir savcıları. Ancak Özal´ın vücudunda zehirlerin tespit edilmesine karşın zehirlenmenin olmadığının iddia edilebilmesi olayında da konuşulduğu gibi kamuoyuyla yüzleşmekten çekinen devlet refleksleri, soruşturmaların daha derine inmesini zorlaştırabilir ya da engelleyebilir. Ama unutulmasın ki, Başbakan Turgut Özal da kendisine düzenlenen suikastin üzerine bir yerden sonra gitmemiş, Cumhurbaşkanlığı makamına geçince o makamın gücüyle onları mağlup edebileceğini düşünmüştü. Ancak yanıldığı kısa sürede açığa çıktı. Başbakan Erdoğan´ın yanıldığını da umarız görmeyiz. Ancak ofisine kadar giren örgütü gördükçe kamuoyunun endişelendiği söylenebilir. Ergenekon´la mücadelede daha etkin tedbirlerin alınması, Özal´ın şüpheli ölümünün üzerine gerekirse zaman aşımını ortadan kaldıracak yasal değişikliklerle daha etkin gidilmesini sağlamak hükümete düşen önemli bir sorumluluk.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(1) zaman.com.tr/politika/ortulu-odenekle-aldigi-dinleme-cihazlari-hala-kayip/2032996.html

(2) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4598

(3) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5021

(4) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4648

(5) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3568

(6) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=tozalsuikast

(7) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2276

(8) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=kib.xox.ris-erge

(9) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=385%20266

(10) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=4667%204598

(11) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=4596%204580%204572%204115%20

(12)kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4588

(13) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4648

(14) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=karevleri.xox.savsak

(15) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=bulent-arinc-suikast

(16) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=1605%201596

(17) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=bombkardes

(18) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=erge-se.xox.s-kayit-tayyip

(19) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=10cuvbelge

(20) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2609

(21) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=interandic

(22) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m=4888%202324%201799%201767

(23) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=3719%203064%203002%203000

(24) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=hanefavci

(25) gundem.bugun.com.tr/-bi-ermeni-var-a-kursunlu-tehdit-140134-haberi.aspx

(26) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=2548%202535%202319%202114

(27) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5016

(28) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=2319%201984

(29) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=erge-tanik-.xox.karalama

(30) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4988

(31)kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=3831%203262%203010%202455%202445%201322%201236%201226

(32) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=3474%203241%202564%202353

(33) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=2667%202665

(34) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=cihkurop

(35) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4623

(36) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=1629

(37) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=yargittazmin

(38) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=haberalkoruma

(39) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4620

(40) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=1840%201789

(41) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4588

(42) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=4580%204572%204514%204507%204186%204175

(43) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4962

(44) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4993

(26 Aralık 2012, 09:53)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Başbakan´a şantaj mı yapılıyor?

Başbakan´ın telefon görüşmesini yayınladılar

Ergenekon dinliyor, Aydınlık yayınlıyor

Kontrgerilla Medyası

Ergenekon Aydınlık´ta: Yeni belgeler

Koşaner´in ses kaydı mahkemede

Ergenekon soruşturma sürecindeki ses kayıtları

Ses kayıtları, parmak izi ve ıslak imza gibi doğrulanabilir mi?

ERGENEKON´UN HENÜZ ORTAYA ÇIKARTILAMAYAN YEDEK (İDHAR) KADROLARI

Savcılar Ergenekon ´İdharı´nın peşinde

Gölcük´teki çuvallar devede kulak: Savcılar iz peşinde

Ergenekon davası gerekli mi?

Ergenekon henüz çökertilemedi

Su uyur cuntacı uyumaz: İşte ispatı

Ergenekon hala diri, Bakıcı kaçabildi

7. iddianame: Ergenekon hala faal

Ergenekon hala aktif: Planları çökünce yenisini yapıyorlar

Ses kaydı: Yeni darbe hazırlığı

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

TBMM: Terör Özel Harp işi

İşte kontrgerilla.com´un da katkı sunduğu Özel Harp Dairesi konulu TBMM raporu

Kanlı ve Kara Yıl: 1993.. PKK´nın tasfiyesi durduruldu

PKK´nın bitirilememesi gücünden değil ihanetten

Üsteğmen: PKK vuruluyor, düşürün Heronu

Ergenekon-PKK bağlantısıyla ilgili manşetlerimiz

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5023    yazdır/print


 

Kozmik belgeler geldi

28 Şubat soruşturmasını yürüten özel yetkili Ankara Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili´nin, Özel Harp Dairesi´nin Kozmik Oda´sındaki aramalarda rastlanan 28 Şubat belgelerini Genelkurmay´dan talep etmişti. Savcının elinde bu belgelerin sadece tarih ve sayı no´ları bulunuyordu. Savcının bir süre önce yaptığı bu talebinin ardından geçtiğimiz günlerde Genelkurmay Karargahı´nda görevli yüksek rütbeli bir subay, Ankara Adliyesi´ne giderek 28 Şubat soruşturmasını yürüten savcılarla görüştü. Üst rütbeli bu subayın 28 Şubat dönemiyle ilgili bir takım belgeleri savcılığa teslim ettiği ifade edildi.

22.04.2012 12:27 28 Şubat soruşturmasını yürüten özel yetkili Ankara Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili´nin, Özel Harp´in şimdiki adı Seferberlik Tetkik Kurulu´nun Kozmik Odası´ndaki 28 Şubat belgelerini de istediği öğrenildi. Star´ın haberine göre, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´a yönelik suikast girişimi iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında savcı giremediği için Kozmik Oda´da Hakim Kadir Kayhan tarafından arama yapılmış ve suç unsuru olabilecek belgeler dışarı çıkarılması yasak olduğu için mühürlenerek koruma altına alınmıştı. Hakim Kayhan, suç unsuru olabilecek belgelerin tarih ve sayı numarasıyla listesini yapmış ve soruşturmayı yürüten savcı Mustafa Bilgili´ye teslim etmişti. Hakim Kadir Kayhan´ın Kozmik Oda´da 28 Şubat´la ilgili bir kısmı ıslak imzalı önemli belgelere rastladığı öğrenildi. Savcı Bilgili´nin Hakim Kayhan tarafından mühürlenerek koruma altına alınan bu belgeleri tarih ve sayı numarasıyla ilgili birimlerden istediği bildirildi.

-Genelkurmaydan bir subay belgeleri getirdi-

Postmodern darbe soruşturması devam ederken, soruşturmayı yürüten Özel Yetkili Ankara Başsavcıvekilliği´ne çok kritik bir ziyaretin yapıldığı öğrenildi. Savcılık kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Genelkurmay Karargahı´nda görevli yüksek rütbeli bir subay, Ankara Adliyesi´ne giderek 28 Şubat soruşturmasını yürüten savcılarla görüştü. Üst rütbeli bu subayın 28 Şubat dönemiyle ilgili bir takım belgeleri savcılığa teslim ettiği ifade edildi. ( Star)

-Gölcük, Kozmik Oda, ses kasetleri-

Peşpeşe gözaltı dalgalarıyla gündemi sarsan 28 Şubat soruşturması, Savcı Mustafa Bilgili tarafından 3 sac ayağı üzerine oturtuldu. Bilgili, soruşturmaya, savcılığa gelen suç duyurularının yanı sıra, farklı soruşturmalarda ele geçirilen belgeler doğrultusunda başladı. Gölcük´teki Donanma Komutanlığı´nda döşemenin altında çıkan belgeler arasında çok sayıda 28 Şubat belgesi bulunması üzerine İstanbul Başsavcılığı, bu belgeleri Ankara´ya gönderdi. Belgelerin tasnifini yapan Bilgili´nin, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´a suikast iddiasıyla 2009 sonunda başlattığı, Seferberlik Tetkik Kurulu´nun kozmik odalarında Hakim Kadir Kayan´ın arama yapmasıyla boyutlanan soruşturmada da konuyla ilgili kritik belgelere ulaştığı ifade edildi. Son olarak, Hanefi Avcı´nın odasındaki aramada bulunduğu iddia edilen 30´a yakın teyp kasetinin büyük bölümünün, 28 Şubat döneminde yapıldığı anlaşılan bazı telefon görüşmelerine ait kayıtların soruşturma dosyasında yeraldığı iddia edildi. Avcı, aramanın kamuoyuna yansıması sonrasında odasında bu tür kasetlerin bulunmadığını bildirmişti. Buna karşılık, Devrimci Karargah iddianamesinde, polis tutanağına göre, kasetlerin Avcı´nın makamının dinlenme odasında siyah poşet içinde bulunduğu ifade edilmişti. İddianamede, kayıtların kimlere ait olduğu da ayrıntılarıyla anlatıldı. Siyasetçi, işadamı, gazeteci ve askerlere ait kayıtlarda özellikle 28 Şubat dönemine ilişkin bilgilerin yer aldığı ifade edildi. Ancak hukuki olup olmadığı bilinmeyen kayıtların soruşturma dosyasına “kanıt” olarak sunulup sunulmayacağı netleşmedi.

(22 Nisan 2012, 12:27)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Kozmik belgeler geldi

Kozmik Oda yeniden aranabilir

Arınç´a suikast iddiası ve kozmik arama manşetlerimiz

Hanefi Avcı´nın makamında yapılan aramada ele geçen dinleme kayıtları manşetlerimiz

Flaş!!! Donanma´da arama: 10 çuval belge

Gölcük iddianamesinde arama yap

28 Şubat soruşturması manşetlerimiz

28 Şubat süreci manşetlerimiz

Flaş!!! YÖK´e 28 Şubat operasyonu

28 Şubat: 4 memur sorgulandı

28 Şubat yargısına inceleme

Flaş!!! 28 Şubat´a soruşturma

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4483    yazdır/print


 

YÖK´e ikinci 28 Şubat operasyonu

28 Şubat soruşturması kapsamında geçtiğimiz günlerde 300 klasörlük belgesine el konulan YÖK´te, evrak imhası yapılacak ihbarı üzerine yeni bir arama daha yapıldı. Aramanın sızmaması için polis sivil kıyafetle gitti. Bazı bilgi ve belgelere el konuldu, bilgisayarların imajları alındı. Bu arada Özel Harp Dairesi´nin kozmik odalarında yeni aramalar yapılarak 28 Şubat belgelerinin aranabileceği konuşuluyor. 28 Şubat sürecinde cunta faaliyetlerinin beyni olarak nitelendirilen Batı Çalışma Grubu´nu deşifre eden dönemin Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Bülent Orakoğlu da 28 Şubat soruşturmasında tanık olarak ifade vermeye hazırlanıyor. Bu arada 28 Şubat bildirisi de MGK sitesinden kaldırıldı.

01.03.2012 09:58 28 Şubat soruşturması kapsamında Yüksek Öğretim Kurumu´nda (YÖK), yeni bir arama daha yapıldı. Evrak imhası yapılacağına dair ihbar üzerine harekete geçen savcılık, YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya ile irtibata geçti. Görüşmenin ardından Ankara Cumhuriyet Savcılığı´nın talimatı doğrultusunda polis, önceki gün YÖK´te arama yaptı. Aramalar sonucunda 20´ye yakın bilgisayarın imajları alınırken, birçok bilgi ve belge de incelenmek üzere Ankara Emniyeti´ne getirildi. Savcılığın, gelen ihbarı ciddiye alarak YÖK Başkanlığı´na müzekkere yazıp evrakları imha edilmeden kurtardığı belirtiliyor. İhbarın daha önce YÖK´te üst düzey görev yapan bir isim olduğu öğrenildi. Mahkeme kararının gecikebileceği ihtimalini değerlendiren yetkililerin YÖK Başkanı ile doğrudan irtibat kurduğu aktarıldı. Aramada, özel olarak belirlenen 3 kişilik bilirkişi heyeti de yer aldı.

Yapılan aramanın sızmaması için polisin sivil kıyafetle gittiği de edinilen bilgiler arasında. 7 saat süren aramada, bazı bilgi ve belgelere el konuldu. Ayrıca 20´ye yakın bilgisayarın da imajları alındı. TEM Şube ve Bilişim ekiplerinin elde ettikleri veriler incelemeye alındı. Ankara Cumhuriyet Savcılığı´na detaylı bir rapor sunulması bekleniyor. Operasyonda, 28 Şubat´a ait belgelerin yanı sıra KPSS başta olmak üzere bazı olaylarda yapılan usulsüzlüklerle ilgili de gerekli bazı evrakların arandığı kaydedildi. YÖK içinde kanunsuz faaliyetlerde bulunan bir yapı olduğu iddia ediliyor.

Geçtiğimiz hafta, YÖK´teki 28 Şubat belgeleri, 28 Şubat soruşturmasını yürüten özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili´ye devredilmişti. Soruşturma kapsamında Yüksek Öğretim Kurulu´nun sürece ait belgelerine savcılık tarafından el konulmuştu. 300 klasör dosyada, YÖK´ün Milli Güvenlik Kurulu (MGK) ve Genelkurmay Başkanlığı´yla yaptığı yazışmaların yanı sıra fişleme belgelerinin bulunduğu belirtiliyor. ( Zaman)

KOZMİK ODA YENİDEN ARANABİLİR

2009 yılında Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´a suikast iddiasıyla başlatılan ve Özel Harp Dairesi´nin (ÖHD) Ankara´daki merkezinde 1 aya yakın aramalarının yapıldığı soruşturmada kozmik odadan 28 Şubat sürecine dair belgelerin de çıktığı öğrenildi. Savcı Bilgili kozmik odadan çıkan belgeleri 28 Şubat soruşturması kapsamında incelemeye aldı. ´Arınç Suikasti´ ve ´28 Şubat´ soruşturmalarına aynı savcı, Mustafa Bilgili bakıyor. Bülent Arınç´a suikast olayını araştırırken kozmik odada bazı 28 Şubat belgelerinin bulunduğunun ortaya çıkması, 28 Şubat´a dair diğer belgelerin bulunması için yeni aramaların yapılıp yapılmayacağı sorusunu da gündeme getirdi. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´a suikast şüphesi nedeniyle 2009 yılında Özel Harp Dairesi´nin Ankara´daki Kozmik Oda´sında 26 gün süren aramalar yapılmış, suikast girişimiyle bağlantılı olabilecek çok sayıda belge tespit edilmişti. 2,5 yıldır süren bu soruşturma halen tamamlanmış değil.

Yazışmaların dökümleri istendi

Suikast iddialarına ilişkin soruşturmayı yürüten savcı Mustafa Bilgili´nin “Kozmik Oda”da bulunan belgeler arasında 28 Şubat sürecine ilişkin bazı yazışmaları tesbit ettiği öğrenildi. Bu belgelerden yola çıkan savcının geçtiğimiz günlerde Genelkurmay Başkanlığı´na bir yazı yazarak 28 Şubat 1997´de ve öncesinde aralarında Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, MİT gibi resmi kurumlarla yapılan yazışmaların dökümlerini istediği iddia edildi. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

CUNTAYI ORTAYA ÇIKARTAN EMNİYETÇİ SAVCIYA ÖNEMLİ BİLGİLER VERECEK

28 Şubat sürecinde Batı Çalışma Grubu´nu deşifre eden dönemin Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Bülent Orakoğlu, cuntanın tüm faaliyetlerinden haberdar olduklarını belirterek, Emniyet İstihbaratı olarak Milli Güvenlik Kurulu Toplantısı´na hangi kuvvet komutanı, koltuğunun altında hangi dosya ile geliyorsa onu biliyorduk dedi.

Post-modern darbe olarak tarihe geçen 28 Şubat sürecinde, cuntacıların karargah olarak kullandıkları ve tüm fişleme faaliyetlerinin yürütüldüğü Batı Çalışma Grubu, askerliğini onbaşı olarak yapan polis memuru Kadir Sarmusak´ın elge ettiği belgeler sayesinde deşifre oldu. Sarmusak bu belgeleri Emniyet İstihbaratı´na göndermiş, oradan da siyasiler eliyle devletin üst birimlerine kadar ulaşmıştı. Büyük yankı uyandıran tüm bu çalışmalar dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Bülent Orakoğlu´nun koordinasyonunda gerçekleşti. Cuntacıları nasıl deşifre ettiklerini anlatan Orakoğlu, Emniyet´in tüm darbe teşebbüslerinden ve fişleme çalışmalarından en başından beri haberdar olduğunu söyledi. Cunta faaliyetleri had safhada olmasına rağmen, biz oyunu kendi sahamızda oynadık diyen Orakoğlu, Milli Güvenlik Kurulu Toplantısı´na hangi kuvvet komutanı, koltuğunun altında hangi dosya ile geliyorsa onu biliyorduk diye konuştu.

Demirel belgeleri cuntacılara verdi

Orakoğlu, cunta faaliyetleriyle ilgili elde ettikleri bilgi ve belgeleri dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan´a ulaştırdıklarını, onun da bunları Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel´e sunduğunu söyledi. Orakoğlu, bundan sonraki süreçte yaşananları ise şöyle anlattı: Cumhurbaşkanı, belgeyi dönemin Genelkurmay Başkanı Hakkı Karadayı´ya, o da Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya´ya gönderiyor. Belge son olarak da Genel Kurmay 2. Başkanı Çevik Bir´e kadar geliyor. Yani, Çevik Bir tarafından hazırlanan belgeler, dönüp dolaşıp yeniden Çevik Bir´in eline geçiyordu. Demirel eğer isteseydi, bizim hükümete sunduğumuz Batı Çalışma Grubu belgelerini aldığında bu cuntanın faaliyetlerini durdurabilirdi. Ancak gereğini yapmak yerine belgeleri alıp Deniz Kuvvetleri´nin eline verdi dedi.

Türk Silahlı Kuvvetleri ile istihbaratı kestik

Orakoğlu, cuntacıların tüm faaliyetlerini Psikolojik Harekât Merkezi´nden yürüttüğünü ifade ederek şunları anlattı: Genelkurmay Genel Sekreteri Erol Özkasnak, Batı Çalışma Grubu´nun başkanı olduğu bilinen Çetin Doğan birlikte hareket etti. Bir merkez kurdular. Bunlar Milli Güvenlik Belgesi´ni bile değiştirerek, Türkiye´nin ´tehdit´ sıralamasında, irticayı ilk sıraya koydular. O sırada da terör örgütüyle görüşmeler yapıyorlardı. Sivil iradenin haberi bile yoktu bu görüşmelerden... Bizde o güne kadar rutin bir işlem vardı. Alınan istihbaratların hepsi bir klasörü Milli Güvenlik Kurulu´na, bir klasörü Başbakan´a, biri Cumhurbaşkanı´na giderdi. Genelkurmay´a gönderilen tüm bilgilerin Batı Çalışma Grubu´na aktığını tespit edince Genelkurmay´a giden bilgi ve belgeleri kestim. Sonra hakkımızda bir iddianame hazırlandı. İddianamede, Türkiye Cumhuriyeti Emniyeti İstihbarat Daire Başkanı olarak, ´Emniyet İstihbaratı içerisinde gizli bir yapı oluşturmakla´ suçlandım.

Davaya tanık olacağım

Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı´nın 28 Şubat´la ilgili açtığı soruşturmayı hatırlanan Orakoğlu, Ben de bu davaya tanık olarak katılacağım. Savcıya anlatacağım. Elimdeki 7-8 klasör bilgiyi mahkemeye sunacağım. Beni linç edenleri ´köstebek´, ´vatan haini´, ´casus´ diye suçlayanlar o mahkemeye hesap verecek. Biz o dönemde hedefi 12´den vurduk. Ha nasıl vurduk onu da savcıyla paylaşmam lazım. Emniyet istihbaratının ne kadar önemli bir görev başardığı ortaya çıkacak. Belge ve bilgilerin ne kadar zor şartlarda, başarıyla elde edildiği ortaya çıkacaktır diye konuştu.

İfşa edenlere ´köstebek´ dediler

Emniyet´te görevli Deniz Onbaşı M. Kadir Sarmusak aracılığıyla, Deniz Kuvvetleri´nden ´fişleme belgelerinin´ sızdırılması, dönemin cuntasını da çileden çıkardı. Gelişme ´skandal´ manşetiyle 2 Temmuz 1997 tarihli Sabah Gazetesi´nde veriliyordu. Saygı Öztürk, Genelkurmay´dan servis edilen belgelerle ´Köstebek Skandalı´nı gün gün haberlerine taşıyordu. Ancak hükümete karşı, cuntanın benzer faaliyetleri bu tartışmaya söz konu bile edilmiyordu.

Tüm hutbeler dinlenecek

Cuntacıların deşifre edilen belgelerinden birinde, Genelkurmay Başkanlığı´nın 16 Nisan 1997 tarihli, Laiklik Aleyhtarı Faaliyetler konulu yazısıyla camilerdeki hutbelerin takip edilmesi talimatı veriliyor. Belgede Çetin Doğan´ın imzası bulunuyor. ( Yenişafak)

28 ŞUBAT BİLDİRİSİ MGK SİTESİNDEN KALDIRILDI

28 Şubat 1997´deki MGK toplantısı sonrası açıklanan ve İrtica ile mücadele önlemlerine yer verilen bildiri, Milli Güvenlik Kurulu sitesinden kaldırıldı. Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği de internet sitesini yeniden düzenledi ve 2002 yılından önceki MGK bildirilerini yayından kaldırdı. Böylelikle 28 Şubat 1997´deki MGK toplantısı sonrası açıklanan ve irtica ile mücadele önlemlerine yer verilen ünlü bildiri de siteden çıkarıldı. Daha önce de, Genelkurmay Başkanlığı, 27 Nisan e-muhtırasını sitesinden çıkarmıştı. MGK sitesindeki bildiriler bundan sonra, 29 Ocak 2002´den itibaren başlayacak. Bülent Ecevit başkanlığındaki koalisyon hükümetinin 2002 yılında katıldığı MGK´lardan sonra yayınlanan bildiriler sitede yer alacak. Daha eski tarihli bildiriler ise yayından kaldırıldı.

Tarihi toplantının bildirisi

MGK 28 Şubat 1997´de Refahyol döneminde tarihinin en uzun toplantısını yapmıştı. Erbakan hükümetinin yıkılmasına neden olan 28 Şubat kararları ile zorunlu eğitimin 8 yıla çıkarılması da dahil bir dizi karar, bu MGK´dan sonra hayata geçmişti. Toplantı sonrasında yayımlanan bildiride ´Cumhuriyet ve rejim aleyhtarı yıkıcı ve bölücü grupların, laik ve anti-laik ayrımı ile demokratik ve sosyal hukuk devletini güçsüzleştirmeye yeltendikleri´ belirtilerek, ´Anayasa ve Cumhuriyet yasalarının uygulanmasından asla taviz verilmeyeceği´ vurgulanıyordu. Bildiride şöyle deniliyordu:

Toplantıda, bilhassa Anayasa ile Atatürk milliyetçiliğine bağlı demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olarak belirlenen Türkiye Cumhuriyeti Devleti´ne karşı çağdışı bir kisve altında zemin oluşturmaya yönelik rejim aleyhtarı faaliyetler de gözden geçirilmiştir. Türkiye´de laikliğin sadece rejimin değil, aynı zamanda demokrasinin ve toplumun huzurunun da teminatı ve bir yaşam tarzı olduğu; devletin yapısal özünü oluşturan sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleri anlayışından vazgeçilemeyeceği, yasalarla belirlenmiş kuralların gözardı edilerek yapılan çağdışı uygulamaların da, hukukun üstünlüğü ilkesiyle bağdaşmayacağı değerlendirilmiştir. ( Gazeteport)

YÖK´ÜN TOPLUMSAL FAALİYET BİRİMİ KAPATILDI

YÖK´ün aldığı bir kararla kurumun bünyesindeki Toplumsal Faaliyet Birimi kapatıldı.YÖK Yürütme Kurulu dün toplanarak, 22 Kasım 1999 yılında yine YÖK´ün kararıyla oluşturulan Toplumsal Faaliyet Birimi´nin kapatılmasını kararlaştırdı. YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya´nın, ´28 Şubat soruşturması´ başlıklı basında yer alan haberlere ilişkin, ´Ankara Cumhuriyet Savcılığı, yürüttüğü bir soruşturma çerçevesinde Yükseköğretim Kurulumuzdaki Toplumsal Faaliyetler Birimi´ne ait bir takım belgeleri bizden talep etmiştir´ açıklamasında bulunmuştu. ( AA)

(01 Mart 2012, 09:58)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

28 Şubat soruşturmasıyla ilgili manşetlerimiz

Flaş!!! YÖK´e 28 Şubat operasyonu

28 Şubat: 4 memur sorgulandı

28 Şubat yargısına inceleme

Flaş!!! 28 Şubat´a soruşturma

28 Şubat´ta Türkiye´yi böyle bölmüşler

28 Şubat süreciyle ilgili manşetlerimiz

Kozmik Oda yeniden aranabilir

Arınç´a suikast iddiası ve kozmik arama manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4301    yazdır/print


 

Kozmik Oda yeniden aranabilir

Özel Harp Dairesi´nin ´Kozmik Oda´sından 28 Şubat sürecine dair belgeler de çıktı. 28 Şubat soruşturmasına bakan savcı belgeleri incelemeye aldı. Bülent Arınç´a suikast olayını araştırırken kozmik odadan bazı 28 Şubat belgelerinin çıkması, 28 Şubat´a dair diğer belgelerin bulunması için yeni aramaların yapılıp yapılmayacağı sorusunu da gündeme getirdi.

28.02.2012 11:33 Ankara Özel Yetkili Savcısı Mustafa Bilgili tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, 2009 yılında Seferberlik Bölge Başkanlığı´ndaki “Kozmik Oda”da elde edilen belgeler arasında 28 Şubat dönemine dair yazışmaların bulunduğu bildirildi.Ankara Çukurambar´da Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´ın evinin yakınlarında 19 Aralık 2009´da suikast iddiasıyla gözaltına alınan Albay Y.A, Albay E.Y.B ve Binbaşı İ.B sorgularının ardından serbest bırakılmıştı. Subayların Arınç´a suikast hazırlığında olduğu iddiaları üzerine Ankara Özel Yetkili Mahkemesi´nde hâkimlik yapan Kadir Kayan, “Kozmik Oda” olarak bilinen Seferberlik Bölge Başkanlığı´ndaki iki ayrı odada arama yapmış, bir çok belgeyi de incelenmesi için mühürlemişti.

Yazışmaların dökümleri istendi

Suikast iddialarına ilişkin soruşturmayı yürüten savcı Mustafa Bilgili´nin “Kozmik Oda”da bulunan belgeler arasında 28 Şubat sürecine ilişkin bazı yazışmaları tesbit ettiği öğrenildi. Bu belgelerden yola çıkan savcının geçtiğimiz günlerde Genelkurmay Başkanlığı´na bir yazı yazarak 28 Şubat 1997´de ve öncesinde aralarında Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, MİT gibi resmi kurumlarla yapılan yazışmaların dökümlerini istediği iddia edildi.

Savcılar belgeseli isteyebilir

Öte yandan savcıların Mehmet Ali Birand´ın “Son Darbe 28 Şubat” belgeselinin deşifresini de isteyeceği ifade edildi. Kozmik Oda soruşturmasının üç yıldır devam etmesi ve herhangi bir adım atılmaması hususunda savcılık eleştirilmişti. ( Taraf)

Kozmik odada yeni aramalar başlayabilir

´Arınç Suikasti´ ve ´28 Şubat´ soruşturmalarına aynı savcı, Mustafa Bilgili bakıyor. Bülent Arınç´a suikast olayını araştırırken kozmik odada bazı 28 Şubat belgelerinin bulunduğunun ortaya çıkması, 28 Şubat´a dair diğer belgelerin bulunması için yeni aramaların yapılıp yapılmayacağı sorusunu da gündeme getirdi. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´a suikast şüphesi nedeniyle 2009 yılında Özel Harp Dairesi´nin Ankara´daki Kozmik Oda´sında 26 gün süren aramalar yapılmış, suikast girişimiyle bağlantılı olabilecek çok sayıda belge tespit edilmişti. 2,5 yıldır süren bu soruşturma halen tamamlanmış değil.

Arınç suikasti soruşturması kapandı mı?

2009 yılında Başbakan yardımcısı Bülent Arınç´a suikast iddiasıyla başlatılan ve Özel Harp Dairesi´nin ´Kozmik Oda´sında bir aya yakın aramalar yapılmasına neden olan soruşturma iki yılı aşan süredir sonuçlanmadı. Arada bir iddianamenin yazıldığı haberleri çıktıysa da hiçbir somut gelişme yaşanmadı. Bu sessizliğin nedeni anlaşılamıyor. Bazı iddialara göre Arınç´a suikast iddiasıyla başlatılan soruşturmada suikast değil askeri bir darbe hazırlığı tespit edildi.

Halk arasında kontrgerilla olarak da bilinen Özel Harp Dairesi´nin (ÖHD) merkezi olan Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığı´nda görevli Albay Erkan Yılmaz Büyükköprü ile Binbaşı İbrahim Göze, ihbar üzerine Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´a suikast şüphesiyle, evinin etrafında 19 Aralık 2009´da gözaltına alındı. Delillerin yok edildiği ihbarı üzerine Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığı´nda ve kozmik odalarda hakim eşliğinde 26 günlük bir süreçte 12 tam gün boyunca arama yapıldı. Soruşturma sırasında, Büyükköprü ile Göze de dahil 8 asker gözaltına alındı, 3 subay tutuklanmaları talebiyle mahkemeye sevk edildi. Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi, subayları tutuksuz yargılanmak üzere serbest bıraktı. Kozmik odadaki aramanın sona ermesinin ardından Genelkurmay Adli Müşaviri Hıfzı Çubuklu, aramalarda suç unsuruna rastlanmadığını iddia etti. Dönemin Gn.Kur. Başkanı İlker Başbuğ, basına sızan ses kaydında baskınla ilgili olarak, ´İzin vermeseydik oraya nah girerlerdi´ diyordu. 2,5 yıllık süreçte herhangi bir ses çıkmaması üzerine soruşturmanın örtüleceği iddiası dile getirilmeye başlandı. Arada bir iddianamenin yazıldığı haberleri çıktıysa da hiçbir somut gelişme yaşanmadı. Bu sessizliğin nedeni anlaşılamıyor. Bazı iddialara göre Arınç´a suikast iddiasıyla başlatılan soruşturmada suikast değil askeri bir darbe hazırlığı tespit edildi. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(28 Şubat 2012, 11:33)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

28 Şubat soruşturması manşetlerimiz

28 Şubat süreciyle ilgili manşetlerimiz

Bülent Arınç´a suikast iddiası ve kozmik oda aramaları manşetlerimiz

Arınç suikasti kapandı mı?

Özel Harp Dairesi manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4295    yazdır/print


 

Arınç suikasti kapandı mı?

2009 yılında Başbakan yardımcısı Bülent Arınç´a suikast iddiasıyla başlatılan ve Özel Harp Dairesi´nin ´Kozmik Oda´sında bir aya yakın aramalar yapılmasına neden olan soruşturma iki yılı aşan süredir sonuçlanmadı. Arada bir iddianamenin yazıldığı haberleri çıktıysa da hiçbir somut gelişme yaşanmadı. Bu sessizliğin nedeni anlaşılamıyor. Bazı iddialara göre Arınç´a suikast iddiasıyla başlatılan soruşturmada suikast değil askeri bir darbe hazırlığı tespit edildi.

23.02.2012 15:38 Halk arasında kontrgerilla olarak da bilinen Özel Harp Dairesi´nin merkezi olan Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığı´nda görevli Albay Erkan Yılmaz Büyükköprü ile Binbaşı İbrahim Göze, ihbar üzerine Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´a suikast şüphesiyle, evinin etrafında 19 Aralık 2009´da gözaltına alındı. Delillerin yok edildiği ihbarı üzerine Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığı´nda ve kozmik odalarda hakim eşliğinde 26 günlük bir süreçte 12 tam gün boyunca arama yapıldı. Soruşturma sırasında, Büyükköprü ile Göze de dahil 8 asker gözaltına alındı, 3 subay tutuklanmaları talebiyle mahkemeye sevk edildi. Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi, subayları tutuksuz yargılanmak üzere serbest bıraktı. Kozmik odadaki aramanın sona ermesinin ardından Genelkurmay Adli Müşaviri Hıfzı Çubuklu, aramalarda suç unsuruna rastlanmadığını iddia etti. Dönemin Gn.Kur. Başkanı İlker Başbuğ, basına sızan ses kaydında baskınla ilgili olarak, ´İzin vermeseydik oraya nah girerlerdi´ diyordu. 2,5 yıllık süreçte herhangi bir ses çıkmaması üzerine soruşturmanın örtüleceği iddiası dile getirilmeye başlandı. Arada bir iddianamenin yazıldığı haberleri çıktıysa da hiçbir somut gelişme yaşanmadı. Bu sessizliğin nedeni anlaşılamıyor.

SUİKAST DEĞİL DARBE HAZIRLIKLARI MI YAKALANDI?

Bazı iddialara göre Arınç´a suikast iddiasıyla başlatılan soruşturmada suikast değil askeri bir darbe hazırlığı tespit edildi. İlk defa gazeteci Mehmet Altan tarafından dile getirilen bu şok iddia çarpıcı bulgulara dayanıyordu.

GENELKURMAY´IN AÇIKLAMASI ŞÜPHELERİ ARTTIRDI

Ankara´da Başbakan yardımcısı Bülent Arınç´ı adım adım takip eden ve suikast yapacakları şüphesiyle yakalanan subaylar özel kuvvetler görevlisi çıkmıştı. Subaylar yakalanınca Arınç´ın adresinin yazılı olduğu kağıdı ağızlarında aceleyle yutmaya çalıştılar ancak başaramadılar. Subayların üzerinde ve evlerinde Arınç ve diğer bazı bakanların adreslerinin bulunduğu kağıtlar ve krokiler bulundu. Subayların o yılın Mart ayından Aralık ayına kadar aylardır izleme yaptıkları ortaya çıktı. Yakalanan iki kişinin subay çıkması üzerine İlker Başbuğ´un yönetimindeki Genelkurmay açıklama yaptı ve subayların dışarıya bilgi sızdıran bir subayı izlemekte olduklarını açıkladı. Ancak olayın üzerine gidildikçe bu iddianın doğru olmadığı, ne Arınç´ın apartmanında ne de civarında herhangi bir subayın oturmadığı anlaşıldı. Sonradan adı ortaya atılan bir subayın ise aylar önce emekli olduğu, olayla hiçbir bağlantısının olamayacağı anlaşıldı. Genelkurmay´ın yaptığı ´aceleci´ açıklama şüpheleri kaldırmak yerine daha da arttırmış oldu. Genelkurmay´ın açıklaması çok sayıda sorunun sorulmasına yol açtı. Çarpıcı gelişmelerin yaşandığı soruşturma Özel Kuvvetler´in merkezi olan Ankara´daki Seferberlik Tetkik Kurulu kozmik arşivine kadar uzandı. 1 aya yakın süreyle bir hakim tarafından incelemeler yapıldı.

Olayın patlak vermesinden bir kaç gün sonra basında yer alan Mehmet Altan´ın iddiası olayın şeklini birden değiştirdi. Altan´a göre, Arınç´a yönelik bir suikast değil hükümete yönelik bir darbe hazırlığı tespit edilmişti. Arınç´ı izleyen subayların görevi bir askeri darbe başlayınca evlerinden toplanacak siyasilerin adreslerini tespit etmekti. Bu iddia açısından olaya bakınca bir ayrıntı anlaşılır hale geliyordu, çok sayıda bakanın adreslerinin şüphelilerde çıkması gibi. Altan, yazısında ayrıca iddiayı destekleyen çok ilginç bir ayrıntıya daha dikkat çekiyordu. Özel Harp bölge başkanlıkları sayısı arttırılmıştı ve her darbe öncesi başkanlık sayısı arttırılıp darbe sonrasında ise azaltılıyordu.

Mehmet Altan´ın yazısından ilgili bölümü şu şekildeydi: Ankara´daki olay, darbe öncesi hazırlıkları andırıyor... Albay bizzat toparlayacağı siyasetçilerin adreslerini çıkarmakta... Bir süre önce yeniden yapılandırılan Seferberlik Tetkik Kurulu´nun 12 adet olan Bölge Başkanlıkları´nın 2010 sonuna kadar iki katına çıkarılması kararlaştırılmıştı. Bu durum ilginç bir gerçeği de gün yüzüne çıkardı. Seferberlik Kurullarının darbe öncesi dönemde artırıldığı ardından ise azaltıldığı tespit edildi. 1954 yılında 14 olan sayı 1960 Askeri Darbesi´ne kadarki dönemde 35´e kadar çıkarıldı. Darbeden hemen sonra düşürülen bölge başkanlığı sayısı 1980 İhtilali´ne giden süreçte yeniden 27´ye çıkarıldı. Turgut Özal´ın girişimiyle 1988 ve sonrasında 13´e kadar düşürülen bölge başkanlıklarında 2007 yılında yeniden artırıma gidildi. Sanırım ´suikast´ değil ama ´darbe´ hazırlığına suçüstü yapıldı. Ikınıp, sıkınıp ne olduğunu açıklayamamak da buradan kaynaklanmakta...

12 Eylül Darbesi´nden sonra “solcu” olduğu için ordudan atılan asker dostum anlatıyor: “Ankara´daki olay, darbe öncesi hazırlıkları andırıyor... Albay bizzat toparlayacağı siyasetçilerin adreslerini çıkarmakta...” Eski deneyimlerinden hareketle, bir yandan da İstanbul´daki Harp Akademileri´nde “hareketlilik” olup olmadığını izlemek gerektiğini vurguluyor. Acaba mı? “Arınç´a suikast” haberi ertesindeki Genelkurmay´ın çelişkili, garip açıklaması... Cumhuriyet tarihimizde ilk kez Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığı´nda Cumhuriyet Savcıları nezaretinde yapılan arama... Burada görevli sekiz askeri personelin gözaltına alınarak Ankara Merkez Komutanlığı´na götürülmeleri... Geçen Cuma esip gürleyen Genelkurmay Başkanı´nın “belki bazı suallere cevap verememiş olabiliriz” demesi...

Ve en önemlisi Bugün Gazetesi´ndeki şu stratejik bilgi: “Ayrıca tanımla birlikte yeniden yapılandırılan (Özel Harp Dairesi´ne (ÖHD) bağlı) Seferberlik Tetkik Kurulu´nun 12 adet olan Bölge Başkanlıkları´nın da 2010 sonuna kadar iki katına çıkarılması kararlaştırıldı. Bu durum ilginç bir gerçeği de gün yüzüne çıkardı. Seferberlik Kurullarının darbe öncesi dönemde artırıldığı ardından ise azaltıldığı tespit edildi. 1954 yılında 14 olan sayı 1960 Askeri Darbesi´ne kadarki dönemde 35´e kadar çıkarıldı. Darbeden hemen sonra düşürülen bölge başkanlığı sayısı 1980 İhtilali´ne giden süreçte yeniden 27´ye çıkarıldı. Turgut Özal´ın girişimiyle 1988 ve sonrasında 13´e kadar düşürülen bölge başkanlıklarında 2007 yılında yeniden artırıma gidildi.” Sanırım “suikast” değil ama “darbe” hazırlığına suçüstü yapıldı. Ikınıp, sıkınıp ne olduğunu açıklayamamak da buradan kaynaklanmakta...

Suikast değil darbe soruşturuluyor kanaati veren diğer bulgular

Kozmik odada yapılan aramalarda Bülent Arınç´ı izleyen iki subayın görevlendirme evrakının arandığı kamuoyuna yansıtılmıştı. Ancak aramanın günlerce sürmesi, Seferberlik Bölge Başkanlığı´nın kurumsal olarak aranması, burada daha kapsamlı evrak incelemesi yapıldığının kanıtı olarak gösterilebilir. Çünkü eğer savcılık, o iki askerin görev emri belgesini arıyorsa bunu pekala TSK´dan bir yazıyla isteyebilirdi. Eğer Genelkurmay da Arınç´ı değil bilgi sızdıran bir subayı izleme görevlendirmesi yaptıysa, o taktirde görev kağıtlarını vermesi bir sorun olmazdı. Bu olmadığına göre ve bu görev kağıdı aranması olasılığı Genelkurmay açıklamasında da belirtmediğine göre demek ki görev kağıdı değil başka belgeler arandı.

Kimi değerlendirmelere göre de olayın ilk günden itibaren özel yetkili savcılık tarafından soruşturulması, Arınç´a suikasti aşan daha büyük bir hedeften, cebir ve şiddet kullanılarak hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüsden şüphelenildiğini gösteriyor. Bunun diğer anlam, bir darbe hazırlığı soruşturması yürütülüyor.

Özel Harp´çi Bozkır´ın CD´lerinde AK Partili bakanların güzergahları

2006 yılında, yani Ergenekon soruşturması başlamadan 1 yıl önce bir organize suç çetesine yönelik düzenlenen Küre (Sauna) isimli polis operasyonu kapsamında, Özel Harp Dairesi mensubu Yüzbaşı Nuri Bozkır´ın evinde yapılan aramalarda Özel Harp Dairesi´ne ait çok sayıda doküman elde edilmişti. Sauna çetesi lideri Kasım Zengin ifadesinde, Yüzbaşı Nuri Bozkır´ın kendisini istihbarat elemanı olarak kullandığını, MİT kimliği ve MİT´çi Kaşif Kozinoğlu´nun imzasının bulunduğu bir yazı ile 68 adet CD´yi verdiğini söylemişti. CD´lerdeki bilgilerden bir kısmı şöyleydi: Adalet Bakanı Cemil Çiçek ve Devlet Bakanı Ali Babacan´ın güzergahları, araçları, siyasi eğilimlerine ilişkin notlar. 7 AKP, 7 CHP´li milletvekiline ilişkin bilgiler. Yani Özel Harp Dairesi´nde bulunduğu anlaşılan bu çok gizli bilgiler suç çetelerine aktarılmıştı.

Özel Harp´çi Ergenekon sanığı Fikret Emekte ele geçen belgeler: Hükümet Darbesi Tekniği

Sauna operasyonundan 1 yıl sonra başlayan Ergenekon soruşturması sürecinde ise sanıklarda çok sayıda Özel Harp kaynaklı kritik belge ve bilgiler ele geçirilmişti. Bunlardan bazıları tam bu satırlara eklenecek kadar hassas. Ergenekon´un en büyük cephaneliklerinden birinin Eskişehir´deki annesinin evinde ele geçirildiği emekli Binbaşı Fikret Emek, Özel Harp Dairesi mensubu bir subaydı. Emek´te, Özel Harp kışlasından çıkarılması kesinlikle yasak olan bazı belgelere rastlanmıştı. Emek´ten ele geçirilen belgeler, 1´nci Ergenekon iddianamesinin 234. ve 236. ek klasörlerinde bulunuyor. Çok sayıdaki dokümanlardan iki tanesi çok dikkat çekici: 1 adet Devlet Yöneticileri İçin Devlet Yönetimini Kısa Dönemde Çökertme Kılavuzu, 1 adet Hükümet Darbesi Tekniği isimli kitap.

Özel Harp´te özel yöntemler: Terör ve kaos çıkartma teknikleri

Hatırlanacağı gibi Özel Harp Dairesi´nin resmi görevi, Bir dış düşman işgali durumunda işgal güçlerine karşı gerilla savaşı yaparak düşman kuvvetlerini yıpratmak, terör ve benzeri kaos eylemleriyle düşman işgalcilerini bezdirmek, yıpratmak şeklinde. Evet, özel harp elemanlarına özel harp yöntemleri öğretiliyor. Kaos ve terör çıkartma da bu elemanların çok iyi öğrendiği özel yöntemler arasında. Olay da aslında tam bu noktada karışıyor. Dış düşmanı yenilgiye uğratmak için bunlar gerekli. Ancak ya dış düşman yerine iç düşman hedef seçilirse?.. ´Öyle şey mi olur, saçma´ diyeceklere, bu hedef karıştırmanın, hedef saptırmanın yapılmış ve yapılmakta olduğunu göstermek aslında çok kolay. Basına da yansıyan tartışmaları hatırlarsak, bugünkü hükümet için dış güçlerin Büyük Ortadoğu Projesi´ni yürütmek için yönetime geldiklerine dair bazı kesimlerden suçlamalar yöneltilmiyor mu? Benzer nitelendirmelerle hükümet üyeleri ve onu seçen halk kesimleri, sivil toplum kuruluşları ve benzerleri irticacı nitelemesiyle iç düşman olarak gösterilmiyor mu, fişlenmiyor mu? Yakın zamana kadar kırmızı kitaplarda bu iç düşman grupları yer almıyor muydu?

Kozmik Oda´da siyasilerin adres ve krokileri, hükümet darbesi teknikleri gibi belgeler mi aranıyor?

İşte Ankara´daki kozmik oda aramalarında savcı ve hakimin Özel Harp Dairesi kayıtlarında hükümetin ve siyasilerin hedef haline getirildiği, adres-kroki, izleme, suikast, sabotaj ve benzeri gibi bu tür bilgileri aradığı da ileri sürülüyor. Ve eğer Ergenekon ve diğer çetelerin sanıklarından yukarıda da belirtildiği gibi hükümeti hedefleyen Özel Harp kaynaklı çok kritik belge ve bilgiler çıktıysa, şu halde askeri yetkililerin niçin Özel Harp Dairesi´ndeki kozmik aramaya direndikleri, niçin harddiskleri sildikleri, yandıklarına dair tutanaklar tuttukları, neden 6 bilgisayarı buharlaştırdıkları, dinlemeye de takılan evrak imha işlemi yaptırdıkları da gayet anlaşılır hale geliyor.

SUBAYLARIN ERGENEKON SANIKLARIYLA BAĞLANTISI TESPİT EDİLDİ

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´a suikast hazırlığı suçlamasıyla Arınç´ın evi civarında gözlem yaparken yakalanan ve ellerindeki adres kağıdını aceleyle ağızlarına atarak yok etmek isteyen Özel Harp Dairesi (ÖHD) mensubu iki subay suçüstü yapılarak gözaltına alınmıştı. Albay Erkan Yılmaz Büyükköprü ve Binbaşı İbrahim Göze´nin, Ergenekon tutuklusu Muzaffer Tekin, bazı DHKP-C örgüt üyeleri, Ergenekon´un gençlik yapılanması olduğu iddianamelerde dile getirilen ´Türkiye Gençlik Birliği (TGB)´ üyeleri, uyuşturucu kullanmak/satmaktan sabıkalı kişiler ve tefecilikten sabıkalı kişilerle bağlantılı oldukları tespit edilmişti. Aramalarda Albay Erkan Yılmaz Büyükköprü adına düzenlenmiş görevi kısmında ´muhabir´ yazan ´Sahte Sarı Basın kartı´” ele geçirilmişti. Suikast iddiaları ele geçen delillerle giderek netleşirken yakalanan subayların Ergenekon Terör Örgütü´yle bağlantılarının araştırıldığı da belirtilmişti.

ATABEYLER GRUBUNDAKİ ÖZEL HARPÇİLER DE BAŞBAKAN´A SUİKAST İDDİASIYLA YARGILANIYOR

Arınç´a suikast iddiasıyla gözaltına iki subayın özel harp subayı çıkması kamuoyunda Atabeyler Çetesi olarak bilinen silahlı grubu akıllara getirmişti. Üyelerinden ikisinin Özel Harp Dairesi´nde görevli yüzbaşı ikisinin de astsubay olduğu belirlenen çetenin Başbakan Erdoğan ile AK Parti´li Cüneyt Zapsu´ya suikast planladıklarına dair somut deliller ortaya çıkmıştı. Özel harpçilerin evlerinde çok sayıda patlayıcı ile Erdoğan´ın evinin krokisi bulundu. Krokilerin Atabeyler Grubu üyesi subayların elinin ürünü olduğu kriminal raporlarla belgelendi. Halen devam eden Atabeyler Çetesi davasında Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, Ergenekon savcılarından, Atabeyler çetesi ile ilgili belgeleri istedi ve kararını bu belgelerin incelenmesinden sonra verilmesine hükmetti. Atabeyler Çetesi davasında yargılanan iki subay TSK´dan atıldı.

SAVCI: SANIKLARIN BEYANLARINA İTİBAR EDİLSİN!

Arınç´a suikast soruşturması gibi Özel Harp Dairesi´nin adının geçtiği bu davada da gariplikler yaşanıyor. Islak mürekkepli krokiler ve çok sayıda patlayıcıyla yakalanan sanıklar savcı tarafından aklanmaya çalışılmıştı. Kamu davasında devlet adına görev yapan ve sanıklara karşı devleti savunması gereken savcı tıpkı bir sanık avukatı gibi mütalaa vermiş, sanıkların evlerinde bulunan patlayıcıları PKK´ya karşı kullanmak için evde bulundurduklarını belirttiklerini, sanıkların bu beyanlarına itibar edilmesi gerektiğini savunmuştu. Bu durum, polis tarafından ´Atabeyler olayı dört dörtlük suikast planıydı´ denilmesine rağmen sanıkların beraate götürülmeye çalışıldığı iddialarına neden oluyor. Üç kez savcının değiştiği süreçte dava henüz sonuçlanmış değil.

DİĞER BİR ÖZEL HARP GARİPLİĞİ: 1 KAMYON BOMBA ÖRTBAS EDİLDİ

Arınç´a suikast olayının ardından ilginç bir gelişme daha yaşandı. 3 ay sonra polise gelen bir ihbarda, ´Kozmik Oda aramalarından telaşlanan Seferberlik üyeleri kirli silahları Ankara´ya topluyor´ şeklindeydi. Plakası da ihbarda belirtilen kamyon Ankara´da polisçe durduruldu. Kamyonun Özel Harp Dairesi´nce kullanıldığı ortaya çıktı. Kamyon el bombası yüklüydü. Sayım yapıldı, bombaların seri numaraları tespit edildi. TSK´ya ait çıkması üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı takipsizlik kararı vererek kamyonu bıraktı. Güvenlik önlemleri alınmadan adeta telaşla nakledildiği anlaşılan kamyondaki 940 el bombasından bazılarının Ergenekon soruşturması kapsamındaki 12 olayda ele geçen bombalarla aynı seriden olduğu kriminal incelemelerle ortaya çıkarıldı. Bombalar Ergenekon´un yanı sıra değişik zamanlarda polis kayıtlarına girmiş 59 olayla da bağlantılı çıktı. Bu durum, Özel Kuvvetler´e bağlı sivil uzantıların yurt içindeki teröre karıştığı iddialarıyla örtüştü. ´Adeta nerede terör olacaksa oraya bomba temin edilmiş´ dedirtti. Arınç suikasti ve Kozmik Oda aramalarının hemen sonrasına gelen bu olay da karanlıkta kaldı.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(23 Şubat 2012), son güncel.: (24 Şubat 2012)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

BAŞB.YRD. ARINÇ´A SUİKAST İDDİASI VE KOZMİK ODA ARAMALARI MANŞETLERİMİZ

Ses kaydı: İzin vermesem nah girerlerdi

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4280    yazdır/print


 

Görüntülenen: 1 - 20 (Toplam 83)  | Sonraki 20 



Flaş!!! TİB'e baskın

31.05.2014 14:00 ANKARA Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, 'Casusluk' iddiasıyla başlattığı soruşturma kapsamında, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'na (TİB) Ankara Terörle Mücadele Şubesi ekipleri tarafından baskın düzenlendi. Tİ..
Tamamı 31.05.2014

Mavi Marmara'da yakalama kararı

26.05.2014 15:43 Gazze'ye 31 Mayıs 2010'da insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine İsrail askerlerince düzenlenen saldırıya ilişkin davada, aralarında dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Ashknazi dahil dört komutan hakkında tutuklam..
Tamamı 26.05.2014

Paralel kulağa ilk dava açıldı

05.05.2014 14:06 Adana'da yürütülen ve Emniyet İstihbarat yetkililerinin şüpheli olduğu telekulak soruşturması sona erdi. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi, Adana Cumhuriyet Başsavcıvekili Ali Doğan'ın yazdığı iddianameyi kabul etti. Böylec..
Tamamı 05.05.2014

Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması

30.04.2014 10:55 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan suç duyuruları üzerine Fetullah Gülen hakkında soruşturma başlatıldı. Gülen hakkındaki soruşturmanın, 17 Aralık sonrasında kaldırılmadan önce Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 10. ..
Tamamı 30.04.2014

Güney:Gülen Ergenekon bağlantılı

09.04.2014 19:24 2001 yılında polise verdiği ifadesi ile Ergenekon örgütünün ilk kez resmi kayıtlara girmesini sağlayan gazeteci Tuncay Güney'in ifadesinin satır aralarında çok önemli bir bilgiye rastlandı. Ergenekon'un firari şüpheli..
Tamamı 09.04.2014

Ergenekon gerekçesi açıklandı

03.04.2014 13:05 Ergenekon davasında 16 bin 600 sayfadan oluşan gerekçeli karar UYAP üzerinden açıklandı. 5 Ağustos 2013 günü karara bağlanan ve aralarında eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP Zonguldak Milletvek..
Tamamı 03.04.2014

Emre Uslu da kaçtı!

03.04.2014 12:18 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın avukatlarının geçen hafta "Kaçacaklar" diyerek Ankara'da hakkında başsavcılığa başvurduğu, Taraf gazetesi yazarı Emre Uslu, 30 Mart seçimleri öncesi gittiği Belçika'nın başkenti Brüksel..
Tamamı 03.04.2014

Kozmik Oda´da paralel şüphe

14.03.2014 11:10 2009 sonunda Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast şüphesiyle başlatılan ve Özel Harp Dairesi'nde (ÖHD) 1 ay süreyle aramalar yapılmasına neden olan Kozmik Oda soruşturması 5 yıla yakın süredir tamamlanmadı. 60'lı..
Tamamı 14.03.2014

Şok!!! 509 bin kişi dinlenmiş

07.03.2014 13:13 Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nda yürütülen soruşturma çerçevesinde, 2012'de 257 bin 454 kişi, 2013'te 252 bin 062 kişi olmak üzere toplam 509 bin 516 kişinin dinlendiği tespit edildi. TİB'de dinlemeler konusun..
Tamamı 07.03.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 02.12.2013

Ayasofya camiye çevrilsin

27.11.2013 12:17 İstanbul'u 1453'te fetheden Fatih Sultan Mehmed'in şehirde ilk iş olarak kiliseden camiye çevirdiği ve cuma namazını kıldığı Ayasofya Camii, 1934 yılında Bakanlar Kurulu kararnamesi ile müzeye çevrilmiş ve ibadete kapa..
Tamamı 27.11.2013

Darbe kaydına suç duyurusu

18.11.2013 13:10 Sivil Toplum Kuruluşu olan Adalet Platformu, geçtiğimiz yıl Genelkurmay karargahında yapılan çok gizli bir darbe toplantısına ait ses kaydıyla ilgili suç duyurusu yaptı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilen ve sit..
Tamamı 18.11.2013

Flaş!!! Temizöz mütalaada

06.09.2013 18:26 Şırnak´ın Cizre ilçesinde 1993-95 yılları arasında işlenen 20 faili meçhul cinayetle ilgili açılan Temizöz davasına iki aylık ara sonrası devam edildi. Güneydoğu´da işlenen faili meçhul cinayet ve kayıp olaylarıyla ilg..
Tamamı 06.09.2013

Mahkemeden 41 suç duyurusu

15.08.2013 13:08 Ergenekon davası 5 yıl sonra bitti denirken, 4 gruptaki onlarca isme suç duyurusu geldi. Bu gruplardan birisinde, aralarında gazeteci Zeyno Baran´ın da bulunduğu 41 isim yer alıyor. Mahkeme tarafından yapıldığı için hu..
Tamamı 15.08.2013

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

05.08.2013 12:41 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde yaklaşık 5 yıldır görülen Ergenekon davasında karar duruşması başladı. 67´si tutuklu 275 sanığın yargılandığı dava duruşmasında 6 hakim ve 3 savcı kürsüdeki yerlerini aldı. Tutuklu ..
Tamamı 05.08.2013

BM´nin balyoz raporu çöktü

24.07.2013 10:01 ´BM´den Balyoz Gibi Karar´ başlıklı haberin gerçekleri yansıtmadığı açıklandı. TRT Haber´e özel açıklamalar yapan Birleşmiş Milletler genel sekreter sözcüsü, BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu´nun BM adına açıklama ya..
Tamamı 24.07.2013

Hanefi Avcı´ya 15 yıl hapis

19.07.2013 16:12 89 sanıklı ´Devrimci Karargah Örgütü´ (DKÖ) davasında karar açıklandı. Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aralarında gazeteci Aylin Duruoğlu´nun da bulunduğu 24 kişi ise örgüt üyeliğinde..
Tamamı 19.07.2013

Özel Harp´e operasyon geliyor

10.06.2013 13:44 Gezi Parkı´nda ortaya çıkan Özel Harp´e iki şok darbe geliyor.. Türkiye´de pek çok karanlık olayın arkasında olduğu gibi Gezi Parkı olaylarının arkasından da Özel Harp Dairesi çıktı demiştik. Geçtiğimiz günlerde intern..
Tamamı 10.06.2013

Zirve mütalaası sitemizde

Malatya Zirve Katliamı Davası

17.07.2014 13:55 Malatya Zirve Katliamı davasının 567 sayfalık savcılık mütalaasının tamamı sitemize eklenmiştir. Kelime arama yapabilir, sayfaları yazdırabilirsiniz. 23 Haziran'daki duruşmada sanık avukatları savcılık mütalaasına tepki gösterdiler. Hurşit Tolon'un avukatı, mütalaanın ilk 150 sayfalık bölümünün 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden..
Tamamı 17.07.2014

Gezi Belgeseli

Belgeleriyle Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılan, haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçilerini delilleriyle birlikte sergilemeye başlıyoruz. Halka ve verdiği oya güvenmeyen, onları aşağılayan, sandık yerine başka yerlerden iktidara çıkmaya çalışan, kısacası seçimlerden fayda ummayan bu güçlerin..
Tamamı 24.06.2013

Fetullah Gülen'e şok

Paralel Devlet´e suç duyurusu

23.01.2014 11:20 Milli İradeyi Savunanlar Platformu (MİSAP), 'Paralel Devlet' konulu bir suç duyurusu yaptı. TMK ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başssavcılığı'na yapılan suç duyurusunda; birkaç aydır yaşanmakta olan paralel devlet iddiaları ile bu yapılanmanın başında Fethullah Gülen’in bulunduğu ve yapılanmayı bizzat idare ettiği şüphesi çok sayıda somut bulgu..
Tamamı 23.01.2014

Ayasofya Camiye Çevrilsin

Ayasofya için dilekçe kampanyası

26.11.2013 13:01 Milli Türk Talebe Birliği (MTTB), 'Peygamberimizin'in işareti, Fatih'in emaneti, Büyük Türkiye'nin alameti; Ayasofya açılsın' sloganıyla Ayasofya'nın yeniden camiye çevrilmesi için dilekçe kampanyası başlattı. Türkiye çapında yapılacak kampanya, İstanbul'un Fethi'nin sene-i devriyesi olan 29 Mayıs 2014'te sonlanacak ve toplanılan dilekçeler yine..
Tamamı 26.11.2013

Ergenekon davasındayız!

Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu

Ergenekon davasının 202. duruşmasında eski Başbakan Bülent Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu konuşuldu. Ecevit'in doktoru Mücahit Pehlivan tanık olarak ifade verdi. Duruşmada Abdullah Harun'un konuyla ilgili bir yazısı da gündeme geldi. O ve benzer diğer yazılarda Ecevit'in koruma müdürü Recai Birgün'ün "Dünyada tedavisi kesilince iyileşen tek hasta..
Tamamı 11.03.2013

Zirve davasındayız!

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

Zirve davasının 93. duruşmasında sanıklar savcılık mütalaasına karşı savunma yaptı. Sanıklardan Ergenekon hükümlüsü Hurşit Tolon'un avukatı İlkay Sezer savcıya tepki gösterdi: 'Mütalaanın ilk bölümü 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden aynı şekilde kopyalama yapılmış. Bizi beylik tabancasıyla vursaydınız, bu sitedeki kopyalamayla vurmasaydınız..
Tamamı 23.06.2013

Yeni kitabımız çıktı!

Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi

'Ordu Suikast Düzenler mi? Bülent Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi' başlıklı kitap, 2009 yılı sonunda gerçekleşen Arınç Suikasti ve Kozmik Aramalar konusunu ve üç yıldır tamamlanmayan soruşturmanın örtbas edilip edilmediğini sorgulayan, konuyla ilgili iddiaları da aktaran bir çalışma.. Subayların Ergenekon ve diğer örgüt bağlantıları.. Kozmik Aramalar.. Tepkiler..
Tamamı 27.12.2012

İddianame yayından kaldırılmıştır

İzmir casusluk davası

İzmir casusluk davasının iddianamesinde 196'sı müşteki, 831'i mağdur olmak üzere toplam 1027 kişi için kimlik bilgilerinin sansürlenmesi çalışması yapılmıştı. Bu süreçte çok yoğun emek harcandı. Ancak sitemize artarak gelmeye devam eden taleplerden anlaşıldığı gibi, iddianamelerde mağdur ya da müşteki olarak yer almadığı halde çok sayıda başka ismin de..
Tamamı 14.05.2013

Türkistan Deklarasyonu

Türkistan Uluslararası Konferansı

12.05.2014 11:50 'Türkistan'ın Dünü, Bugünü, Yarını' adıyla üçüncüsü düzenlenen uluslararası konferans, 11 Mayıs 2014 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirildi. Türkistan; ilmi, islami, fenni ve tıbbi ilimlerin beşiği olan, Buhari, Tirmizi ve Biruni gibi çok önemli müslüman ilim adamlarının yaşadığı bölgenin adıdır. Türkistan coğrafyası ve özellikle de bu coğrafya..
Tamamı 12.05.2014

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

23.06.2014 20:31 Malatya'daki Zirve Yayınevi'nde 2007'de biri Alman uyruklu 3 kişinin boğazları kesilerek öldürülmesine ilişkin davaya 93. duruşmayla devam edildi. Duruşmaya, bir süre önce cezaevinden tahliye edilen Ergenekon hükümlüsü..
Tamamı 23.06.2014

Flaş!!! 12 Eylül müebbetle bitti

18.06.2014 12:57 12 Eylül davasında önemli gelişme.. Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada esas hakkındaki görüşünü açıklayan Özdabakaoğlu, "sanıkların, darbeyi yapmaya yaklaşık 1 yıl kadar önce karar verdiklerinin ve darbenin ..
Tamamı 18.06.2014

Gülen soruşturması büyüyor

29.05.2014 14:12 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Fethullah Gülen hakkında yürütülen soruşturmanın derinleştirildiği öğrenildi. Soruşturmayı yürüten Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Bürosu Savcılığı, Gülen'in geçmişe yönel..
Tamamı 29.05.2014

Flaş!!! Paralel örgütün adı: PDY

28.05.2014 11:02 Dicle Üniversitesi'nde paralel yapılanma iddialarını araştıran Diyarbakır Başsavcılığı, örgütün adını "Paralel Devlet Yapılanması" (PDY) olarak koydu. Aralarında rektör Ayşegül Jale Saraç'ın da bulunduğu 9 öğretim üyes..
Tamamı 28.05.2014

Taraf-Baransu'ya 52 yıl şoku!

22.05.2014 17:31 Taraf gazetesi ile muhabir Baransu'ya şok dava.. "Gülen'i Bitirme Kararı 2004'te MGK'da Alındı" haberi için açılan savcılık soruşturması tamamlandı. Mehmet Baransu ve gazetenin Sorumlu Yazı işleri Müdürü hakkında 52'şe..
Tamamı 22.05.2014

Gülen'e 3 soruşturma daha

02.05.2014 11:29 Fetullah Gülen hakkında, 'dini kullanarak dolandırıcılık' ve 'örgüt kurma' suçlarından dolayı İstanbul'da üç soruşturma yürütüldüğü ileri sürüldü. Gülen hakkında Ankara'da 'darbe girişimi' suçlamasını da içeren bir sor..
Tamamı 02.05.2014

Mahkeme davayı başarıyla gördü

04.04.2014 10:55 Beş yıl süren ve 8 ay önce sonuçlanan Ergenekon davasında gerekçeli karar ancak dün açıklanabildi. 16 bin 780 sayfadan oluşan kararda çok çarpıcı ifadeler yer aldı. Örneğin şu satırlar dikkat çekici: "Yargılama sonunda..
Tamamı 04.04.2014

Ağlayan Gülen, gülen AK Parti

31.03.2014 11:47 Türkiye, dün tarihi günlerinden birini daha yaşadı. Yerel seçimler başarıyla yapıldı. Milli iradeyi hedef alan 17 Aralık darbe girişimine karşı halk sandığa koştu. Seçimlere katılım oranı % 90 ile çok yüksek gerçekleşt..
Tamamı 31.03.2014

Paralel´e de Ergenekon´a da hayır

11.03.2014 14:52 Türkiye'de dün yargıda şiddetli bir deprem yaşandı. Daha önce benzeri yaşanmayan bu depremin merkez üssü, Ergenekon davasına bakan özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi oldu. Ergenekon davasına bakan İstanbul ..
Tamamı 11.03.2014

Paralel yargı: Direneceğiz!

15.02.2014 15:41 Yargı darbesiyle AK Parti hükümetini devirmek için art arda operasyonlar yapan paralel yapının yüksek yargı üyesi hakim ve savcılara yönelik talimatlarını içeren ses kaydı ortaya çıktı. Ankara'daki hakim ve savcılara d..
Tamamı 15.02.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 08.02.2014

Flaş!!! Taraf´a paralel soruşturma

05.02.2014 12:59 Taraf gazetesine şok!.. Adalet Platformu ile Abdullah Harun'un suç duyuruları üzerine harekete geçen savcılık, Taraf gazetesi sorumlularına, muhabir Mehmet Baransu ve gazeteci Emre Uslu'ya paralel yapılanma ile bağlant..
Tamamı 05.02.2014

Paralel soruşturma endişeli başladı

31.01.2014 17:03 İstanbul'da flaş gelişme.. Hükümet'in 17 Aralık operasyonu sonrasında sıkça dile getirdiği 'paralel devlet' ve örgüt' iddialarıyla ilgili ilk adım atıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 17 ve 25 Aralık operasyonunu ..
Tamamı 31.01.2014

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

27.01.2014 13:03 Fethullah Gülen'in avukatı: Psikolojik harekâtta yeni aşamaya geçildi.. Fethullah Gülen Hocaefendi'nin avukatı Nurullah Albayrak, müvekkili hakkında ortaya atılan iftiraların suç duyurusu şeklinde yargıya taşınması sur..
Tamamı 27.01.2014

Paralel Devlet´e suç duyurusu

23.01.2014 11:20 Milli İradeyi Savunanlar Platformu (MİSAP), 'Paralel Devlet' konulu bir suç duyurusu yaptı.  TMK ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başssavcılığı'na yapılan suç duyurusunda; birkaç aydır yaşanmakta olan paralel devle..
Tamamı 23.01.2014

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
8.708.933