YAYINA BAŞLAMA TARİHİ: 13.08.2001
25 Ekim 2014, Cumartesi
Kontrgerilla, Ergenekon, Özel Harp, terör ve bağlantılı konularda 2001 yılından beri yayındayız .. aharun.8m.net|www24.brinkster.com/aharun|kontrgerilla.com|ergenekon.ws
Taksim Gezi olaylarına destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçileri

Kontrgerilla.com.. Tanıklar.. Belgeler.. Bilgiler..

  Özet  EskidenYeniye
 

Özal, 19 yıl sonra tekrar omuzlarda

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın mezarı, suikast şüphesinin aydınlatılabilmesi amacıyla otopsi yapılmak üzere Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´nın kararı doğrultısunda 19 yıl sonra açıldı. Merhum Cumhurbaşkanının naaşı kısa sürede mezardan alınarak, tören kıtasının omuzlarında Adli Tıp Kurumu´na götürüldü. Mezar açma işlemi sonrasında bir açıklama yapan İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Turan Çolakkadı, merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın cesedine ulaşıldığını ve cesedin incelemeye uygun olduğunun görüldüğünü söyledi.

02.10.2012 09:46 Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın anıt mezarının bulunduğu bölgeye, iş makineleri ve polis ekiplerinin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Oktay Erdoğan ile Adli Tıp Kurumu ekibi de geldi. Anıt mezarın bulunduğu bölgeye sabah 6.30 sıralarında gelen olay yeri inceleme, bomba imha ve asayiş şube müdürlüklerine bağlı polis ekiplerinin ardından,İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Oktay Erdoğan ile İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanı Haluk İnce´nin de aralarında bulunduğu kurumun morg, kimya ve biyoloji ihtisas dairelerine bağlı görevliler geldi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğü´ne bağlı ekip de anıt mezarda hazır bekliyor. 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın anıt mezarının çevresinde çok sayıda polis önlem aldı.

-Cenaze tümüyle alınarak Adli Tıp´a götürülecek-

Geçtiğimiz Cuma günü mezar açma ve otopsi işemleriyle ilgili bir açıklama yapan İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanı Haluk İnce, mezarın açılarak cenazenin tümü olarak alınacağını ve Adli Tıp Kurumu´na getirilerek otopsi işlemlerinin yürütüleceğini bildirmişti. İnce şu açıklamaları yapmıştı:

Bizden istenen ölüm sebebinin tespiti. Ölüm sebebinin tespiti işlemi olduğu için de rahmetli Cumhurbaşkanımız´ın cenazesini buraya getireceğiz ve burada otopsi işlemi yapılacak.Feth-i kabir işlemlerinde nasıl çalışıyorsak aynen çalışacağız. Mezarda yapılacak işlem; cenazenin çıkarıltılması, örneklerin toplanması ve örneklerin uygun koşullarda buraya taşınması. Cenazenin hepsini getireceğiz. Üstteki anıt mezar kalkacak, cenazeye inilecek. Dün yapılan çalışmanın neticesini de ilettiler. Lahidi kaldırdıktan sonra rahmetli Cumhurbaşkanımız´ın cenazesini alıp, buraya geleceğiz.Burada otopsi işlemi yapılacak. Yapılan tüm prosedürler rahmetli Cumhurbaşkanımız için de yapılacak. Otopsi yapıldıktan sonra olayın da özelliği dikkate alındığında cenazeyi çok özel bir yerde saklayacağız. Cenazeyle ilgili işlemleri olabilecek en kısa sürede bitirmeyi planlıyoruz. Sonra da cenazenin gömülme işlemleri için cenazeyi aileye, devletimize teslim edeceğiz.

-´Bütün toksik maddelere bakabilecek cihazlarımız var´-

Sonrasında analiz süreci var. Analiz sürecinde de bizden istenen bir otopsi sonucu. Bütün kalan vücut parçalarında travmatik, patolojik bulgu var mı? Bunlar arkadaşlarımız tarafından incelenecek.Sonrasında da Kimya İhtisas Dairesi´nde yapılacak toksikolojik analiz için örnekler alınacak. Bu örnekler hem rahmetli Cumhurbaşkanımız´dan hem cenazenin konulduğu yerden hem de toprağın altında yaklaşık 40 ila 60 santimetrelik bölümden alınacak. Bu tip çalışmalarda yapılır, buna da kontrol çalışması denilir. Cenaze ve bulunduğu yerle hiç ilgisi olmayan mezarlığa ait yerlerden de kontrol amaçlı örnekler alacağız. Bu örneklerde toksikolojik analizler yapacağız.Bu analizleri nasıl yapacağımız, neleri arayacağımız konusunda da; analizlerde çıkanlara bakacağız, neler bulduk? Bunlarla ilgili cihazlarımızın çok gelişmiş kütüphaneleri var. Onlara ait her örnek bizim önümüzde grafik olarak yer alacak. Sonrasında da bunları raporlayıp, Birinci İhtisas Kurulu´na göndereceğiz. Aklınıza gelebilecek bütün toksik maddelere bakabilecek cihazlarımız var.

-48 saat sonra tekrar defnedilecek-

Örnekleri aldıktan sonra defin işlemi ne zaman yapılacak? sorusuna da İnce şu cevabı vermişti:

Buradaki işlerimiz için en az 48 saate ihtiyacımız var. Cumhurbaşkanı´nın cenazesini burada saklayacağız. Onun da güvenliği söz konusu. O güvenliği almak için de düzenlemeler yaptık. Bu cenaze bu şekilde gelen olgularla birlikte durmayacak. Ayrı bir yerde duracak. Özellikli bir yerde duracak ve sayın Cumhurbaşkanımız´a gösterilecek en yüksek hassasiyet gösterilecek. Cenaze, ailesine ve devlete en az 48 saat sonra teslim edilecek. Bu süreyi belirleyen en önemli neden de DNA çalışması.

NAAŞA ULAŞILDI

12:39 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´nın talimatı üzerine açılan Anıt Mezar´da, Turgut Özal´ın naaşına ulaşıldı. Naaşın kısa sürede mezardan alınıp Adli Tıp Kurumu´na götürüleceği açıklandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Turan Çolakkadı ve Adli Tıp Kurumu Başkanı Doç. Dr. Haluk ince, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın mezarındaki çalışmalara katıldı. Çolakkadı ve İnce anıt mezardan ayrılışları sırasında basın mensuplarının sorularını cevaplandırdı. Turan Çolakkadı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´nın talimatını yerine getirdiklerini ifade etti. İlgili kurumlarla yapılan plan doğrultusunda işlemlerin yerine getirildiğini anlatan Çolakkadı, Özal´ın cenazesine ulaşıldığını açıkladı. Her şeyin planladığı gibi gittiğini aktaran Çolakkadı, Özal ailesini temsilen de çalışmaları bir avukatın takip ettiği bilgisini verdi. Çolakkadı, bundan sonraki aşamayı Adli Tıp Kurumu´nda yapılacak olan incelemeler oluşturduğunu belirtti.

Adli Tıp Kurumu Başkanı Doç. Dr. Haluk İnce de Adli Tıp Kurumu ve Olay Yeri İnceleme ekiplerinin çalışmaları beraber yürüttüğünü aktardı. Naaşın Adli Tıp Kurumu´na götürüleceğini açıklayan İnce, örneklerle ilgili çalışmanın cenaze çıkarıldıktan sonra bir müddet daha devam edeceği bilgisini verdi. İnce, Cuma veya Cumartesi günü Adli Tıp Kurumu´ndaki işlemleri tamamlayarak cenazeyi aileye teslim etmeyi planladıklarını belirtti. İnce, analiz ve raporlama sürecinin ise en az iki ay süreceğini kaydetti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Turan Çolakkadı da anıt mezarın bulunduğu bölgeye, makam arabasıyla geldi. Çolakkadı, daha sonra yürüyerek, çalışmanın yapıldığı alana gitti.

Basın mensupları, daha önce sac levha ile kapatılan anıt mezardaki çalışmaları görüntüleyemezken, iş makinelerinin girişi için açılan bölüm de üzerinde ´Polis-Olay Yeri İnceleme´ yazılı branda ile kapatıldı.

Anıt mezarda iş makinesi ve ´hilti´ adı verilen aletlerle mermer lahidin kırıldığı, toprak bölümdeki cenazenin çıkartılması için çalışmalara devam edildiği belirtildi.

Turgut Özal´ın cenazesi, çıkarıldıktan sonra çinko kaplı tabutla Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğü´ne ait cenaze aracına konularak, Adli Tıp Kurumu´na götürülecek.

Anıt mezarın kırılması işleminde Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğü´ne bağlı ellerinde kazma ve kürek bulunan yaklaşık 10 kişilik ekip de çalıştı.

Anıt mezarda İstanbul Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü de 4 araç ve ekiple çalışırken, çevik kuvvet polisleri, gazetecilerin, anıt mezarı çevreleyen duvara yaklaşmalarına izin vermiyor.

Bu arada, Anıt Mezar´da, gazetecilerin bulunduğu bölüme de basın kartı olmayan gazeteciler alınmıyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi´ne ait 2 mobil büfe de Anıt Mezar çevresinde görev yapanlara hizmet veriyor.

MERHUM CUMHURBAŞKANI, 19 YIL SONRA TEKRAR OMUZLARDA

17.00: Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın cenazesi, Topkapı´daki Anıt Mezar´dan çıkarılarak, Adli Tıp Kurumu´na götürüldü. Özal´ın cenazesi, yaklaşık 7,5 saat süren çalışmanın ardından topraktan çıkarıldı ve çinko kaplı tabuta yerleştirildi. Turgut Özal´ın Türk bayrağına sarılı tabutu, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Çevik Kuvvet Şube müdürlüğüne bağlı tören mangasının omuzlarında Anıt Mezar´ın girişinde bulunan Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğü´ne ait cenaze aracına kadar taşındı. Özal´ın cenazesi, buradan motosikletli polisler nezaretinde Yenibosna´daki Adli Tıp Kurumu´na doğru yola çıkarıldı.

-Cenaze Adli Tıp´a ulaştı-

Anıt Mezar´dan alınan 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın cenazesi saat 16.30 sıralarında Adli Tıp Kurumu´na getirildi.

ÖZAL´IN BAZI İÇ ORGANLARI SAĞLAM

03.10.2012 17:48 Mezarı açılan merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın bedeninin boğazından beline kadar fazla zarar görmediği ve doku halini koruduğu belirtildi. Özal´ın bağırsak ve böbrek gibi bazı organlarının da sağlam olduğu ifade edildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Özal´ın kabri açılmış ve naaşı Adli Tıp Kurumu´na götürülmüştü. Özal´ın naaşının boğazından beline kadar fazla zarar görmediği ve doku halini koruduğu kaydedildi. Kafası ve belden aşağısı kemikleşen ve iskelet haline dönüşen Özal´ın gövdesinin zarar görmemesi uzmanları ve savcıları şaşırttı. Gövdedeki iç organlardan bağırsak ve böbrek gibi bazı organların da sağlam olduğu belirtildi. Biraz siyahlaşan gövdedeki organların sağlam olması nedeniyle herhangi bir zehirlenme olması halinde bunun tespitinin yapılabileceği kaydedildi. ( Cihan)

ÖZAL 2 GÜN SONRA TEKRAR DEFNEDİLDİ

05.10.2012 14:26 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´nın, ölümüyle ilgili iddialar üzerine yürüttüğü soruşturma kapsamında mezarından çıkarılan 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın cenazesi yeniden toprağa verildi. Turgut Özal´ın oğlu Ahmet Özal, Gayet titiz bir çalışma yapıldı. İnşallah bu hadise, Türkiye´de tekrarlanmaz dedi. Adli Tıp Kurumu tarafından, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´nın, ölümüyle ilgili iddialar üzerine yürüttüğü soruşturma kapsamında 2 Ekim´de mezarından çıkarılan Özal´ın cenazesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğü´nün cenaze aracıyla polis eskortu eşliğinde saat 10.00´da Topkapı´ya getirildi. Özal´ın Türk bayrağına sarılı tabutu tören mangası tarafından omuzlara alınarak, anıt mezara taşındı. Semra Özal´ın, eşinin tabutu merdivenlerden indirilirken gözyaşlarını tutamadığı görüldü. Tören mangası tarafından taşınan tabut, mezar kazılmadan önce sac levhalarla kapatılan bölüme getirildikten sonra İstanbul Müftüsü Rahmi Yaran´ın katıldığı dini törenle başladı. Cumhurbaşkanı Özal, 3 gün önce çıkarıldığı mezara, dualar eşliğinde 19 yıl aradan sonra ikinci kez defnedildi. Yaklaşık 45 dakika süren süren dini tören, basın mensupları anıt mezarın dışında tutulduğu için görüntülenemedi.

-Cenaze töreninden notlar-

Tören öncesinde Özal ailesinin isteği üzerine, üzeri mermerle değil toprakla kapatılacak mezarın üzerine ekilmek için İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğü tarafından çiçekler getirildi. Anıt mezarda bulunan 3 bayrak yenileriyle değiştirildi. Töreni uzaktan izleyen bazı vatandaşların da dua ettiği ve gözyaşı döktüğü dikkati çekti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi´nin mobil büfesinden de basın mensuplarına ve vatandaşlara ikramda bulunuldu. Sac levhalarla kapatılan bölümde yapılan törene Turgut Özal´ın eşi Semra Özal, oğlu Ahmet Özal, kızı Zeynep Özal´ın yanı sıra Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen, Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ile eşi Beyhan Bağış, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, 1.Ordu Komutanı Orgeneral Yalçın Ataman, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Turhan Çolakkadı ve Adli Tıp Kurumu Başkanı Haluk İnce katıldı.

-Adli Tıp´tan alınması...-

İki gün boyunca Özal´ın cenazesinden toksikolojik ve kimyasal incelemeler için örnekler alan Adli Tıp Kurumu sabah saatlerinde Özal naaşını teslim etti. Özal´ın naaşı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğü´ne ait cenaze aracıyla polis eskortu eşliğinde Adli Tıp Kurumu´ndan Topkapı´daki anıt mezara getirildi. Turgut Özal´ın Türk bayrağına sarılı tabutu, tören mangası tarafından omuzlara alınarak anıt mezara kadar taşındı.

-Ahmet Özal: Saç telinden daha fazlası bulundu-

Turgut Özal´ın oğlu Ahmet Özal, Topkapı´daki Anıt Mezar´ın girişinde, babası Turgut Özal´ın cenazesi Adli Tıp Kurumu´ndan getirilmeden önce basın mensuplarına yaptığı açıklamada, küçük bir defin işleminin gerçekleştirileceğini söyledi. Gerekli işlemlerin yapıldığını aktaran Özal, Tekrar savcımıza, Adli Tıp´a teşekkür ediyorum. Gayet titiz bir çalışma yapıldı. Sonuçlar herhalde 1-2 aya kadar çıkar. İnşallah bu hadise, Türkiye´de tekrarlanmaz diye konuştu. Özal, babasının mezardan çıkarılışı sırasında aileden kimsenin bulunmadığının hatırlatılması üzerine şunları söyledi: Çünkü biz istemedik aile olarak ama bu adaletin kararıydı. Onun için açıldı. Devlet Denetleme Kurulu raporu üzerine açıldı. Savcının verdiği kararla...

İlk bulgularla ilgili kendisinin bilgilendirilip bilgilendirilmediği sorulan Özal, Yok daha bir şey gelmedi. Daha onun için çok erken, herhalde biraz zaman alacaktır dedi.

Özal, ailenin mezarın üzerinin toprakla örtülmesi isteğinin anımsatılması üzerine, Evet biraz daha bizim kültürümüze, geleneğimize uygun olarak, mermer lahitin kaldırılması, toprak olması, insanların toprağa su dökebilmesi için...Çünkü insanlar geliyor buraya ifadesini kullandı.

Ailede bulunduğu belirtilen Turgut Özal´a ait saç tellerinin ilgili makamlara verilip verilmeyeceğinin sorulması üzerine Özal, cenazede saç tellerinden çok daha fazla doku elde edildiğini anlatarak, Çünkü sadece kemik değil, biliyorsunuz gövdenin kendisi yapı olarak, hatta iç organlarla beraber 5 senede çürümesi gereken şey 20 senedir çürümemiş diye konuştu.

Özal, bulunan doku örneklerine ilişkin değişik iddialar da olduğu yönündeki soruyu, Hayır, benim danışmanım kendisi de oradaydı, avukatım da oradaydı. Adli Tıp Kurumu Başkanı´yla görüştüm, aynen öyle duruyor. Konuyu teknik olarak yorumlayamam. Dini açıdan da yorumlayamam çünkü o benim haddimi aşar şeklinde yanıtladı.

Yeniden defin işleminin devlet töreni ile yapılıp yapılmayacağının sorulması üzerine, Evet öyle tahmin ediyorum dedi. ( Cnnturk)

(02 Ekim 2012), son güncel.: (05 Ekim 2012)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

TURGUT ÖZAL´IN ŞÜPHELİ ÖLÜMÜ MANŞETLERİMİZ

Özal: Dertleri beni tasfiye etmek

DDK: Özal´ın mezarı açılmalı

DDK raporunun tam metni

Özal ailesinden garip tavır

DDK´nın Özal´ın vefatına dair raporun orjinalini Cumhurbaşkanlığı sitesinden indirmek için tıklayın

DDK´nın Özal´ın vefatına dair raporun orjinalini sitemizden indirmek için tıklayın

DDK Özal´ın ölümüne yoğunlaştı

Özal suikastinde çember daralıyor

Özal ve komutan cinayetleri bağlantılı

Özal suikasti muhteşem bir Özel Harp işiydi, amacına da ulaştı

Korkut Özal: Kardeşimi Ergenekoncular öldürdü

Kaynak: Özal´ın o dönem ölmesi birilerince uygundu

Ergenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=1094    yazdır/print




Donanmadaki seçim sandıklarına gizli kamera

Gölcük Donanma Komutanlığı´nda ele geçirilen Balyoz belgeleri, AK Parti´ye oy veren askeri personelin takip edilerek fişlenmesi için geniş çaplı bir çalışma yapıldığını ortaya koydu. Belgelere göre, cunta, 2004 ve 2007´deki seçimlerinde AK Parti´ye oy veren askeri personel ve ailelerini tespit etmek için seçim sandıklarını gizli kamera ile gözetlemeyi planladı.

Donanmadaki seçim sandıklarına gizli kamera

Gölcük Donanma Komutanlığı´nda ele geçirilen Balyoz belgeleri, AK Parti´ye oy veren askeri personelin takip edilerek fişlenmesi için geniş çaplı bir çalışma yapıldığını ortaya koydu. Belgelere göre, cunta, 2004 ve 2007´deki seçimlerinde AK Parti´ye oy veren askeri personel ve ailelerini tespit etmek için seçim sandıklarını gizli kamera ile gözetlemeyi planladı.

Balyoz soruşturması kapsamında Gölcük Donanma Komutanlığı´nın kozmik zulasından ele geçirilen belgeler, 2002´de iktidara gelen AK Parti´ye karşı faaliyetleri gözler önüne serdi. Deniz Kur. Kd. Albay A. Sadi Ünsal tarafından hazırlandığı ileri sürülen ´Seçim sandıklarından çıkan sonuçlar´ başlıklı bilgi notunda, 2002 seçimleriyle ilgili analiz çalışmasına yer verilirken, 2004 yerel seçimleri ile 2007´deki genel seçimlerle ilgili planlara da yer verildi. Belgeye göre, adım adım izlenecek askeri personel ve ailelerinin oy kullanacağı sandıklara ile bulundukları mahallelere gizli kamera yerleştirilecekti. Belgede askeri personel ve ailelerinin oy kullandıkları sandıklardan AK Parti´nin fazla oy alması sonucu gerekli önlemlerin alınması yönünde çalışma başlatıldığı belirtildi. ´İcra edilen faaliyetler´, ´tespit edilen hususlar´, ´sonuç ve teklifler´ başlıklı bölümlerden oluşan bilgi notunda askeri personel ve ailelerinin yoğun olarak ikamet ettikleri bölgelerdeki seçmen sandıklarından çıkan 2002 seçim sonuçları değerlendirildi. Belgenin ikinci bölümde ise Askeri personel ve ailelerinin yoğun olarak ikamet ettikleri özellikle lojmanların bulunduğu bölgelerin tabi oldukları seçim sandıklarından çıkan sonuçlara göre, AK Parti´nin oldukça yüksek oranda oy aldığı gözlemlenmiştir bilgisine yer verildi.

AK PARTİ, TEHDİT UNSURU

Belgenin sonuç bölümde ise, Elde edilen veriler ışığında, irticai grupların Donanma Komutanlığı personeli ve ailelerine yönelik etkinliklerini artırdıkları ve bu durumun Komutanlığımız üzerinde önemli bir tehdit unsuru oluşturduğu kanaatine varılmaktadır tespitinde bulunuldu. Belgenin ´Teklifler bölümünde yer alan 8 maddelik alt başlıklar şeklinde sıralanmış bilgilerde ise askeri personel ve ailelerin oy kullandığı sandıkları görüntüleyecek şekilde gizli kamera sistemlerinin yerleştirilmesi istendi. Ayrıca AK Parti´ye oy veren personellerin ´sakıncalı´ ve ´şüpheli´ olarak belirlenmesi ve bu personellerin atamalarında kritik görev yerlerinde çalıştırılmaması uyarısında bulunuldu.

MAHALLELERE DE GİZLİ KAMERA

Seçim sonrasında AK Parti´ye oy veren TSK personeli ve aileleri için alınan tedbirlerin bazıları belgede şöyle sıralandı:

* Sohbet ortamlarında seçimler ile ilgili konular ortaya atılarak, personelin ideolojik görüşlerinin saptanması,

* Müteakip seçimlere yönelik olarak, askeri personel ve ailelerinin ikamet ettikleri bölgelerdeki sandıkların bulunduğu mahallerde oy verilen noktayı görüntüleyecek şekilde gizli kamera sistemleri yerleştirilmesi,

* Şüphe duyulan askeri personelin, başta Özel Haber Elamanları ile olmak üzere yakın takibe alınması.

* Askeri personel ve ailelerinin elektronik posta adreslerine maksatlı (AKP lehinde ve ideolojik) elektronik postalar gönderilerek, gösterdikleri reaksiyonların belirlenmesi,

* AKP´ye oy verdikleri tespit edilen askeri personelin Şüpheli kategorisine alınarak, takip ve kontrol edilmesi. ( Yenişafak)

(18 Haziran 2011, 14:14)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Flaş!!! Donanma´da arama: 10 çuval belge

Donanma´da zemine gizlenmiş 10 çuval belge manşetlerimiz

BALYOZ İDDİANAMESİNDE ARAMA YAP

Balyoz Planı manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=1133    yazdır/print




İkinci Organize Baskın girişimi: Dinleme iddialarını Kaçmaz soruşturacak

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül´e yargı yolunu açan tartışmalı kararı ve ardından Adalet Bakanlığı´nın hakkında başlattığı soruşturmayla gündeme gelen Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz, ilginç bir karara daha imza attı. Kaçmaz, Yargıçlar ve Savcılar Birliği Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu´nun dinlendiği iddialarıyla ilgili delillerin kendi mahkemesince değerlendirilmesine hükmetti. Böylece kendisi de aynı soruşturma kapsamında soruşturulan Hakim Osman Kaçmaz, soruşturulan diğer hakim ve savcıların isimlerini öğrenebilecek. Eski Yozgat Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek, Ergenekon soruşturmasının en önemli kısmı olan teknik takibi eğer başka bir soruşturma ile deşifre ederseniz, Ergenekon´da diğer sanıklara ulaşmayı engellersiniz. Sakıncalı bir durum´ diyerek durumu değerlendiriyor. Kamuoyu hukukun komedi haline geleceği böyle garip bir soruşturmanın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini merakla bekliyor. Bu garip durum akıllara, AYM üyesi Osman Paksüt´ün başvurusuyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´nın Ergenekon soruşturmasına bakan İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlar Şubesi´ne hukuk kılıfı altında yapılan baskınını getirdi.

İkinci Organize Baskın girişimi: Dinleme iddialarını Kaçmaz soruşturacak

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül´e yargı yolunu açan tartışmalı kararı ve ardından Adalet Bakanlığı´nın hakkında başlattığı soruşturmayla gündeme gelen Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz, ilginç bir karara daha imza attı. Kaçmaz, Yargıçlar ve Savcılar Birliği Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu´nun dinlendiği iddialarıyla ilgili delillerin kendi mahkemesince değerlendirilmesine hükmetti. Böylece kendisi de aynı soruşturma kapsamında soruşturulan Hakim Osman Kaçmaz, soruşturulan diğer hakim ve savcıların isimlerini öğrenebilecek. Eski Yozgat Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek, Ergenekon soruşturmasının en önemli kısmı olan teknik takibi eğer başka bir soruşturma ile deşifre ederseniz, Ergenekon´da diğer sanıklara ulaşmayı engellersiniz. Sakıncalı bir durum´ diyerek durumu değerlendiriyor. Kamuoyu hukukun komedi haline geleceği böyle garip bir soruşturmanın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini merakla bekliyor. Bu garip durum akıllara, AYM üyesi Osman Paksüt´ün başvurusuyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´nın Ergenekon soruşturmasına bakan İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlar Şubesi´ne hukuk kılıfı altında yapılan baskınını getirdi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´la ilgili verdiği tartışmalı kararlarıyla gündem olan Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz yine çok tartışılacak bir karara imza attı. Kaçmaz, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı´nın (TİB) bugüne kadarki tüm dinleme kayıtlarının kontrol edilmesini istedi. Kararın alınmasına neden olan süreç YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu´nun telefonlarının dinlenip dinlemediğinin belirlenmesi için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´na yaptığı başvurunun reddedilmesiyle başladı. Eminağaoğlu´nun itirazı üzerine dosya Osman Kaçmaz´ın başkanlığını yaptığı Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi´ne gitti. Başsavcılığın kararını iptal eden mahkeme, bir Sulh Ceza hakiminin başkanlığında bilirkişilerden oluşan teknik bir heyet oluşturularak, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) kayıtlarının incelenmesine karar verdi. Kaçmaz´ın başkanlığını yaptığı mahkemenin şikayetçi Eminağaoğlu´nun dinlenip dinlenmediğini sormak yerine mahkeme kararlarıyla telefon dinlemelerinin yapıldığı TİB´in şimdiye kadar izleme ya da dinleme yaptığı bütün telefon numaralarının incelenmesini istemesi tartışmaya neden oldu.

Hukukta böyle şey yok

TİB´in tüm kayıtlarının incelenerek Eminağaoğlu´nun dinlenip dinlenmediğinin ortaya çıkarılmasına hükmeden Kaçmaz´a hukukçulardan tepki geldi. Hukukta böyle bir olay yok diyen emekli Yargıtay Savcısı Ahmet Gündel, dinlenip dinlenmediğini merak eden YARSAV Başkanı´nın Ankara Cumhuriyet Savcılığı´na yaptığı başvurunun idari bir başvuru olduğunu söyledi. Savcılığın gizliliği gerekçe göstererek ret kararı vermesine Ömer Faruk Eminağaoğlu´nun itiraz hakkı bulunmadığını vurgulayan Gündel, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi sadece Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´nın verdiği takipsizlik kararlarına itiraz yeridir. Teknik anlamda verilmiş bir takipsizlik kararı söz konusu olmadığı için bu, Sincan Ağır Ceza´nın itirazla bakabileceği bir karar değil diye konuştu.

Eski Yargıtay Savcısı Ahmet Gündel: İnanmak istemiyorum. Bu karar ´yok´ hükmündedir

Başvurunun ve kararın kamuoyu ile paylaşılması gerektiğini söyleyen emekli Yargıtay Savcısı Ahmet Gündel, Hakkında bu kadar şaibe bulunan Osman Kaçmaz´ın böyle bir karar verebileceğine inanmak istemiyorum. Olay bildiğimiz gibi ise durum vahim. Mahkeme, yasada olmayan bir yetkiyi kullanmış durumda. Bu karar hukuken yok hükmündedir. Hiçbir mahkemenin, hiçbir hakimin buna dayanarak bir işlem tesis etmesi gerekmez dedi. ( Bugün)

Dinleme kararı veren hakimler deşifre edilecek

TİB yetkilileri durumu doğruladı. Hukuken tartışılan karara göre, bilirkişi heyeti TİB´de dinleme veya izlemesi yapılan tüm telefon numaralarını inceleyecek. Kayıtların kopyalanması gündeme gelebilecek. Davalarla ilgili yasal gizli dinlemeler öğrenilebilecek. Ayrıca dinleme kararlarını veren hakimler de deşifre olacak. Oysa, ilgili kanun, iletişimin tespiti ve dinlenmesi kararları gizli olduğunu karara bağlıyor. Ömer Faruk Eminağaoğlu da Kaçmaz´ın kararı üzerine soruşturmayı genişleten sulh ceza mahkemesine bilirkişi incelemesi sırasında bizzat tespitte bulunmak istediğini belirten dilekçe verdi. Eminağaoğlu´nun kendisine ve derneğe ait telefonların dinlendiği iddiasıyla MİT, Emniyet ve Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı görevlileri hakkında yaptığı suç duyurusu üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ´kovuşturmaya yer olmadığı´ kararı vermişti. ( Zaman)

Kaçmaz´ın hamlesi İstanbul Organize´ye yapılan Kontrgerilla baskınını hatırlattı

Bu garip durum akıllara, AYM üyesi Osman Paksüt´ün başvurusuyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´nın Ergenekon soruşturmasına bakan İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlar Şubesi´ne hukuk kılıfı altında yapılan baskınını getirdi. Yapılan baskında Organize Şube´deki bilgisayar harddisklerinin kopyası alınarak henüz mahkemeye bile yansımamış Ergenekon soruşturmasının kimlere uzandığı ve uzanacağı öğrenilmeye çalışılmıştı. Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz´ün olaydan haberdar olur olmaz devreye girmesi ve İstanbul 1. Ağır Ceza´dan aldığı aramayı durdurma kararı ile Kontrgerillacıların baskını ve kopyalama işleminin tamamlanması son anda engellenmiş, elde ettikleri kopyalara da el konulmuştu. Soruşturmanın ilerleyen aşamasında Osman Paksüt´ün eşinin de Ergenekon Terör Örgütü şüphelisi olduğu ortaya çıkmıştı. Ferda Paksüt halen Ergenekon davası sanığı olarak yargılanıyor. Anayasa Mahkemesi üyesi olan kocası Osman Paksüt´ün de mahkeme bilgilerini Ergenekon sanıklarına sızdırdığı anlaşılmış, ancak mahkeme kararıyla yapılan telefon dinlemesinin sadece karısını kapsadığı ve onun görüşmesine tesadüfen takılan Osman Paksüt´ü kapsamadığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi Osman Paksüt´e ceza veremeyeceğini açıklamış, ancak bu karara diğer mahkeme üyeleri tepki göstermişti ve karara şerh koydurmuştu.

Organize baskında Kontrgerillacıların soruşturma kayıtlarında aradığı devlet büyüğü kimdi?

Star Gazetesi´nin haberine göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Anayasa Mahkemesi üyesi Ali Osman Paksüt´ün dinlendiğine ilişkin iddialar üzerine geçtiğimiz ay soruşturma başlattı. Soruşturmayı yürüten Ankara savcıları, 22 Temmuz 2008´de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na ´gizli´ ibareli bir yazı göndererek, İstanbul Organize Şube Müdürlüğü´nün Osman Paksüt´ü izinsiz dinlediği yönünde ihbar alındığını bildirildi. Bu sebeple ´gerekirse emniyetteki bütün bilgisayar ve kayda el konulması´ talep edildi. Bu istediğine olumlu cevap alamayan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 20 gün sonra bu kez Fatih Cumhuriyet Başsavcılığı´na başvurarak istediği kararı aldı.

Fatih 2. Sulh Ceza Mahkemesi´nin 8 Ağustos 2008 tarihli kararı doğrultusunda Fatih savcıları Basri Taş, Sadık Gülyaz ve İstanbul Üniversitesi´nde görevli öğretim üyeleri Prof. Dr. Nizamettin Erduran, Prof. Dr. Aydın Akan ve Yard. Doç. Mehtap Yalçınkaya´dan oluşan heyet, 11 Ağustos´ta İstanbul Organize Şube Müdürlüğü´ne baskın yaptı. Ekip, önce garajdaki Organize Şube´ye ait araçlarda dinleme cihazı olup olmadığını inceledi. Daha sonra da Şube´ye giderek Ergenekon belgelerini, ses ve görüntü kayıtlarının örneğini alma girişiminde bulundu. Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılar da bunun üzerine üst mahkeme olan İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi´ne başvurarak Fatih 2. Sulh Ceza Mahkemesi´nin kararının kaldırılmasını talep etti. Üst mahkeme, Fatih 2. Sulh Ceza Mahkemesi´nin kararıdoğrultusunda sadece Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Osman Paksüt´ün izinsiz dinlendiğine ilişkin belge olup olmadığına bakılabileceğini kararlaştırdı. Bilirkişiler de yapılacak işlemlerin dışına çıkarıldı. Bilirkişilerin çekilmesinden sonra incelemeye devam eden savcılar, Paksüt´ün dinlendiğine ilişkin herhangi bir belge bulamadı.

Savcı Öz son anda engellemişti

Osman Paksüt´ün yasadışı dinlenmesi var ise bunlara el koyması istenen ekip, Ergenekon soruşturmasının tüm gizli belgelerini kopyalamaya başladı. Ergenekon´la ilgili yakında yapılması beklenen çok önemli operasyon bilgilerinin yer aldığı belgeleri de kopyalamaya başlayan ve tüm belgelere el koymaya çalışan heyetin girişimini Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz son anda engellemişti. Savcı Öz´ün itirazıyla İstanbul 1.Ağır Ceza Mahkemesi, Ergenekon soruşturmasının deşifre olmasıyla sonuçlanabilecek bir baskının durdurulmasını sağladı. Ekibin kopyaladığı bilgi ve belgelere el konuldu. ( Star, Vatan)

Belgeler alınsaydı Ergenekon soruşturması engellenirdi

Eski Yozgat Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek, organize şekilde gerçekleştirilen Kontrgerilla baskını üzerine şaşkınlığını ifade etmiş ve Organize Şube´nin özel yetkili savcılara bağlı çalıştığına dikkat çekmişti. Buradaki evrakların gizli olduğunu vurgulayan Petek, Bilirkişiler belgeleri alsaydı soruşturma engellenebilirdi. Meslek hayatımda bu tür bir baskına şahit olmadım. demişti.

Ergenekon soruşturmasının en önemli kısmı olan teknik takip başka bir soruşturma ile deşifre edilirse, Ergenekon´da diğer sanıklara ulaşmak engellenir

Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü´nün özel yetkili savcılara bağlı çalıştığını anlatan Petek, buradaki evrakların gizli olduğunu, ortaya çıkması durumunda soruşturmaların tehlikeye düşebileceğini kaydetti: Bilirkişiler Organize Şube´deki belgeleri alsaydı Ergenekon soruşturmasını engelleyen bir durum ortaya çıkabilirdi. Ergenekon savcısı, delilden sonuca gittiğine iddianamede yer veriyor. Ergenekon soruşturmasının en önemli kısmı olan teknik takibi eğer başka bir soruşturma ile deşifre ederseniz, Ergenekon´da diğer sanıklara ulaşmayı engellersiniz. Sakıncalı bir durum.

(07 Ekim 2009, 10:15)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Haklarından 2008´de soruşturma başlatılan hakim ve savcılar manşetlerimiz

Kontrgerilla´nın yargıdaki örgütlenmesi

Sincan hakimi Osman Kaçmaz için başlatılan soruşturma haberlerimiz

Osman Kaçmaz´la ilgili manşetlerimiz

Paksüt & Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´nın Ergenekon belgelerini ele geçirme baskını

Ergenekon soruşturmasını/davasını akamete uğratma girişimleri

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2086    yazdır/print




Devrimci Karargah lideri: Ergenekon bağlantıları beni şüphelendirdi

Devrimci Karargah Örgütü´ne (DKÖ) yönelik 5 ilde eşzamanlı yapılan operasyonlar, örgütün 11 Eylül benzeri sansasyonel eylem hazırlıklarını deşifre etti. İstanbul, Ankara, Aydın, Denizli ve Diyarbakır´da gözaltına alınanlardan 8´i tutuklandı. Örgütün Türkiye lideri Ulaş Erdoğan´ın, emniyette verdiği ifadede örgütün derin bağlantılarından şüphelendiğini söylediği öğrenildi. Erdoğan´ın, yaptıkları tüm eylem planlarının kabul edilmesine rağmen Mehmet Ağar´a yönelik suikastın reddedilmesinin kendisinde şüphe uyandırdığını anlattığı öne sürüldü. Edinilen bilgilere göre, şüpheli, ifadesinde şunları kaydetti: ´Son zamanlarda örgütün Ergenekon bağlantısı ve derin ilişkilerini gördükçe örgüte karşı şüpheli olmaya başladım. Yurtdışından gelen emirlerdeki çelişkiler beni büyük çelişkiye düşürdü. Özellikle Tuzla´daki tersaneye yönelik eylem emri beni çok düşündürdü.´ Erdoğan´ın ifadesinde kendisinin ve babasının işçi olduğunu söylediği gelen talimatların işçi sınıfına zarar vereceğini farkedince yavaşlatmaya çalıştığını söylediği belirtildi.

Devrimci Karargah lideri: Ergenekon bağlantıları beni şüphelendirdi

Devrimci Karargah Örgütü´ne (DKÖ) yönelik 5 ilde eşzamanlı yapılan operasyonlar, örgütün 11 Eylül benzeri sansasyonel eylem hazırlıklarını deşifre etti. İstanbul, Ankara, Aydın, Denizli ve Diyarbakır´da gözaltına alınanlardan 8´i tutuklandı. Örgütün Türkiye lideri Ulaş Erdoğan´ın, emniyette verdiği ifadede örgütün derin bağlantılarından şüphelendiğini söylediği öğrenildi. Erdoğan´ın, yaptıkları tüm eylem planlarının kabul edilmesine rağmen Mehmet Ağar´a yönelik suikastın reddedilmesinin kendisinde şüphe uyandırdığını anlattığı öne sürüldü. Edinilen bilgilere göre, şüpheli, ifadesinde şunları kaydetti: ´Son zamanlarda örgütün Ergenekon bağlantısı ve derin ilişkilerini gördükçe örgüte karşı şüpheli olmaya başladım. Yurtdışından gelen emirlerdeki çelişkiler beni büyük çelişkiye düşürdü. Özellikle Tuzla´daki tersaneye yönelik eylem emri beni çok düşündürdü.´ Erdoğan´ın ifadesinde kendisinin ve babasının işçi olduğunu söylediği gelen talimatların işçi sınıfına zarar vereceğini farkedince yavaşlatmaya çalıştığını söylediği belirtildi.

Korkunç planlarını itiraf eden zanlılar, 11 Eylül´deki gibi uçak kaçırma, ünlü isimlere suikast, Zaman gazetesine saldırı, lüks araç ve sahil kentlerindeki yatları yakma gibi eylemlerle Türkiye´yi kaosa sürüklemeyi amaçladıklarını anlattı. El konulan dokümanlardaki şifreli metinlere göre örgüt, demokratik açılım sürecini baltalamak için toplumu tahrik edecek provokatif eylemler planladı. Tuzla´daki bazı tersanelere bombalı saldırılar gerçekleştirilip, Mehmet Ağar´a ve bazı işadamlarına yönelik suikastlar yapılacaktı. Halkın öfkesini artırmak için de mahalleler benzinle ateşe verilerek sokaklardaki tüm araçlar yakılacaktı.

Yurtdışından gelen talimatlar Türkiye sorumlusunda Ergenekon şüphesi doğurmuş

Örgütün Türkiye lideri Ulaş Erdoğan ve İstanbul liderinin de aralarında bulunduğu 17 kişi emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından savcı tarafından sorgulandı. Şahıslardan 10´u tutuklanmaları istemiyle Nöbetçi 14. Ağır Ceza Mahkemesi´ne sevk edildi. Şüphelilerden Ulaş Erdoğan ´terör örgütü yöneticisi olmak´, diğer 7 isim ise ´terör örgütü üyesi olmak´ suçundan tutuklandı. Şüpheliler dün gece geç saatlerde Metris Cezaevi´ne gönderildi. Örgütün tüm dokümanlarının ve arşivinin ele geçirildiği operasyonlarda Ergenekon ve Devrimci Karargah arasındaki bağlantıları ortaya çıkardığı için Zaman Gazetesi´ne yönelik saldırı emirleri de bulunuyor. Yurtdışından gelen talimatlarda gazetemizin tüm bina, depo, kamyon ve baskı makinelerinin yakılması isteniyor. Örgütün, Türkiye liderinin Ergenekon ve diğer derin yapılarla bağlantıları fark etmeye başlamasıyla süreci yavaşlattığı tespit edildi.

Ulaş Erdoğan: Ben ve babam işçiyiz. Yurtdışından gelen talimatların işçi sınıfına zarar vereceğini farkedince süreci yavaşlatmaya çalıştım

Erdoğan´ın ifadesinde kendisinin ve babasının işçi olduğunu söylediği gelen talimatların işçi sınıfına zarar vereceği için yavaşlatmaya çalıştığını söylediği belirtildi. Örgütün yurtdışında olduğu belirtilen liderinin demokratik açılım sürecine zarar verilecek eylemler talimatı verdiği de iddia edildi.

Mehmet Ağar´a suikast önerisi yurtdışından gelen talimatla reddedilmiş

Devrimci Karargah Örgütü´nün Türkiye lideri Ulaş Erdoğan´ın, emniyette verdiği ifadede örgütün derin bağlantılarından şüphelendiğini söylediği öğrenildi. Erdoğan´ın, yaptıkları tüm eylem planlarının kabul edilmesine rağmen Mehmet Ağar´a yönelik suikastın reddedilmesinin kendisinde şüphe uyandırdığını anlattığı öne sürüldü. Devrimci Karargah´ın yeni lideri Ulaş Erdoğan, savcılıkta eylem talimatlarını yurtdışından Serdar Kaya´dan aldığını söyledi. Yaptıkları tüm eylem planlarının kabul edildiğini belirten Erdoğan´ın, “Sadece Mehmet Ağar´a yönelik suikast reddedildi. Ağar gibi bir devrim düşmanına yönelik eylem planının reddedilmesi bende örgütün derin bağlantıları olduğu şüphesi oluşturdu” dediği iddia edildi.

Tuzla Tersanesine eylem isteği beni çok düşündürdü

Edinilen bilgilere göre, şüpheli, ifadesinde şunları kaydetti: Son zamanlarda örgütün Ergenekon bağlantısı ve derin ilişkilerini gördükçe örgüte karşı şüpheli olmaya başladım. Yurtdışından gelen emirlerdeki çelişkiler beni büyük çelişkiye düşürdü. Özellikle Tuzla´daki tersaneye yönelik eylem emri beni çok düşündürdü. 1995´te MLKP´den ayrılan Erdoğan, Çeçenistan´da 14 ay kalmış ve burada eğitim alarak sol gruplara karşı savaşmış. İfadesinde ciddi bir bulaşıcı hastalığının olduğunu ve en fazla bir yıl yaşayabileceğini de belirtmiş.

Devrimci Karargah´ın üniversite ayağı: Devrimci Gençlik Cephesi

Yakalananlar arasında üniversite öğrencileri de bulunuyor. Örgüt elemanları arasında PKK kamplarında eğitim görenler de var. Yetkililer, tüm terör örgütlerinin önce taban oluşturup daha sonra eyleme geçtiğini vurguluyor. Bu örgüt ise daha önce kurgulanmış hazır bir yapılanmayla anında eyleme geçmiş. Legal yapılanmanın üniversite ayağını oluşturmak için Devrimci Gençlik Cephesi kurulmuş. Ayrıca Ataköy Marina ile Taksim Gümüşsuyu´nda bulunan araçların da örgütün hedefinde olduğu iddia ediliyor. Örgütün uçak kaçırma eylemi için elemanlarını Sabiha Gökçen Havalimanı´na yerleştirdiği belirtiliyor.

Örgütün şifreli talimatlarının kod listesi de ele geçirildi

İstanbul ve 4 ayrı ilde düzenlenen operasyonlarda yakalanan örgüt üyesi ve örgütle irtibatlı 17 kişinin, “sansasyonel eylem” hazırlığı içinde oldukları ortaya çıktı. Örgütün ayrıca lüks araçların yakılması, uçak kaçırma, siyasilere ve işadamlarına suikast gibi planlarının olduğu belirlendi. 29 Eylül´de devrimci karargah örgütüne yönelik yapılan operasyonların ayrıntıları ortaya çıkmaya başladı. Örgütün uçak kaçırma eylemi planladığı, bunun için havalimanında bilgi toplamak için 2 kişiyi temizlik işçisi olarak soktuğu belirtildi. Örgütün şifreli talimatlarının kod listesi de ele geçirildi. Buna göre uçak kaçırmanın kodu örgüt üyelerine şu şekilde belirtilmiş: k170/d71/w21 konum çok önemli ve stratejik f88+v54/81-103/22-11 konumu mümkün olamaz mı?

Zaman gazetesine saldırı planı

Ulusal yayın yapan bir kuruluşa da saldırı düzenlediği belirtilirken bu kuruluşun örgütte ele geçirilen bilgelerde zaman grubu ismiyle yer aldığı ifade edildi. Yurt dışından gönderilen talimatın “Ergenekon soruşturmasında yapılan haberler nedeniyle zaman grubuna yönelik eylem yapın şeklinde olduğu belirtildi. Bostancı´daki çatışmada öldürülen terörist Orhan Yılmazkaya´dan sonra örgütün Türkiye sorumluluğuna Ulaş Erdoğan´ın (31) getirildiği ifade edildi. Erdoğan´ın yakalandığı operasyonda, sevgilisi olan Türkçe öğretmeni Gamze C.´nin de örgüte eleman kazandırdığı öğrenildi. Ulaş Erdoğan´ın 1998 yılında ülkücü gruplarla Çeçenistan´a gittiği ve 14 ay burada Ruslara karşı savaştığı ortaya çıktı.

Gözaltına alınan kişilerin üstlerinde ve kaldıkları yerlerde yapılan aramalarda, bol miktarda dijital malzeme, örgütsel doküman ve yayın ele geçirildi. Ele geçirilen örgütsel malzeme ve yayınların incelenmesi sonucu sol örgütün, “lüks araçların benzin dökülüp yakılması, İstanbul ve İzmir´de lüks yatların yakılarak ´demokratik açılım´ sürecinin sabote edilmesi, ulusal bir yayın kuruluşunun (Zaman gazetesi) kamyonlarının ve depolarının yakılması, uçak kaçırma ve eski bir siyasi parti başkanı (Mehmet Ağar) ile iş adamlarına yönelik suikast düzenlemek gibi sansasyonel eylem hazırlığı” içinde olduklarının anlaşıldığı açıklandı. “Devrimci Karargah” örgütü üyesi oldukları bildirilen 17 kişi, şubedeki işlemlerinin tamamlanmasının ardından Beşiktaş´taki İstanbul Adliyesine sevk edildi. ( Zaman, Hürriyet)

Emniyet ve MİT örgütü çözmekte zorlandı: Örgüt gizli servis gibi çalışıyor

10 Kasım 2009: Devrimci Karargah örgütünü bir yıldır takip eden Emniyet ve MİT, bir istihbarat teşkilatı gibi çalışan örgütün iç yapısını anlamakta zorlandı. Devletin istihbarat birimleri, Sabiha Gökçen Havalimanı´nda hazırlıklarıyla Sabancı suikastını, tarzıyla da 11 Eylül saldırılarını andıran bir eylem planlayan Devrimci Karargah örgütünün istihbarat teşkilatı gibi çalıştığını ortaya çıkardı. Ağustos 2008´deki ilk eyleminden bu yana örgütü yakından inceleyen istihbaratçılar, öldürülen Türkiye sorumlusu Orhan Yılmazkaya ile onun halefi Ulaş Erdoğan´ın çalışma tarzını ve örgütün iç yapısını anlamakta zorlandı.

MİT´in bilgi notu

Milli İstihbarat Teşkilatı da (MİT) Ergenekon-Devrimci Karargah bağlantısıyla ilgili olarak Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz´e gönderdiği bilgi notunda örgüt hakkında detaylı bilgi bulunmadığını açıkladı. İstihbarat birimleri, örgütün yapısını çözmekte zorlansa da polis, ankesörlü telefonla haberleşen, cep telefonu kullanmayan ve elektronik posta ile talimat almayıp sadece buluşma yeri belirleyen, takip edilip edilmediğini anlamak için sürekli geriye bakıp yolun çaprazını gözleyen ve vapurlarda kalabalık içinde el sıkışırken birbirlerinden, içinde terörist eylem planlarının bulunduğu flash bellekler alan örgüt militanlarını casusluk filmlerinin senaryosunu aratmayacak bir operasyonla yakaladı.

Çalışma usulleri

Örgüt mensuplarının, eylem planlarını kamufle etmek için bir şifreleme sistemi geliştirdiği, Almanya´da bulunan örgüt lideri Serdar Kaya ile de kodlar vasıtasıyla haberleştiği belirlendi. Devrimci Karargah´ın, istihbarat örgütlerinin çalışma usullerini andıran haberleşme tarzı, terör planlarının arkasında herhangi bir istihbarat teşkilatının bulunup bulunmadığı sorusunu gündeme getirdi. Devrimci Karargah soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Kadir Altınışık´ın örgütü bu yönüyle de araştırdığı öğrenildi. Savcı Altınışık´ın, ayrıca uluslararası istinabe çerçevesinde Hollanda, Almanya ve Fransa makamlarıyla yazışmalar yaptığı belirtildi. Hollanda makamları, bir internet sitesinden yayın yapan örgüt elemanlarının gösterilen adreste bulunamadığını bildirdi. Örgütün Türkiye sorumlusu Ulaş Erdoğan´ın Emniyet´teki ifadesinde Devrimci Karargah´ın ve Almanya´daki örgüt lideri Serdar Kaya´nın Ergenekon ve JİTEM´le bağlantılı olabileceğini ileri sürmesi de kafaları karıştırdı. SABAH´ın elde ettiği belgelere göre Ulaş Erdoğan, bu iddiasına, Ayhan isimli biriyle yaptığı ilginç bir görüşmeyi dayanak gösterdi.

Ergenekon iddiası

İstanbul Emniyet´inin Cumhuriyet Başsavcılığı´na gönderdiği 3 Ekim 2009 tarihli fezlekeye göre, Ulaş Erdoğan, Devrimci Karargah lideri Serdar Kaya´nın JİTEM yetkilileriyle görüştüğünü ileri sürdü. Erdoğan, Serdar Kaya´ya istediği takdirde DYP eski Genel Başkanı Mehmet Ağar´ı uzun namlulu silah ile vurabileceğini söylediğini de öne sürdü. Ancak Erdoğan´ın iddiasına göre Serdar Kaya bu teklifi kabul etmedi. Ulaş Erdoğan, polisteki ifadesinde bu durumun Devrimci Karargah örgütü ile Ergenekon arasında bağlantı bulunduğu yönünde bir kuşku doğurduğunu söylüyor.

Dev-Sol ve DHKP-C´nin mirasını sürdürmek istiyorlardı

Fezlekeye göre Ulaş Erdoğan, Sabiha Gökçen Havalimanı´ndaki uçak bakım şirketinde işe girdikten sonra örgütün yurtdışındaki lideri Serdar Kaya´nın isteğiyle 30 Nisan´da Hırvatistan´a gitti. Yurtdışına çıkış yaparken kardeşi Şenol İskender Erdoğan adına tanzim edilmiş sahte pasaportu kullandı. Erdoğan, Hırvatistan´da Serdar Kaya´nın yanı sıra Rıza ve İlhan adlı, soy isimlerini bilmediği iki kişiyle görüştü. Bu kişiler, Erdoğan´a sol örgütlerin artık beklenen etkiyi yaratan eylemler yapamadıklarını, sol hareketin pasifize olduğunu ve ucuz Beyoğlu solculuğuna dönüştüğünü söylediler ve Erdoğan´dan Devrimci Karargah adlı yeni örgütün neferi olmasını istediler. Devrimci Karargah soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Kadir Altınışık´ın tespitlerine göre örgüt, Dev-Sol ve DHKP-C´nin mirasını sürdürmek istiyordu. Ulaş Erdoğan, Hırvatistan´da Serdar Kaya´dan aldığı talimatlar doğrultusunda devrimci görüşleri savunan lise öğrencileriyle görüştü ve yüze yakın genci etrafına topladı. Bu gruptaki gençler, Erdoğan´ın iddiasına göre 27 Nisan 2009´da Bostancı´daki çatışmada öldürülen Orhan Yılmazkaya´nın izinden gitmek istediklerini söylüyorlardı. ( Sabah)

(04 Ekim 2009, 11:40), son güncel.: (10 Kasım 2009)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Devrimci Karargah Örgütü manşetlerimiz

Ergenekon-PKK bağlantısıyla ilgili manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2075    yazdır/print




Ergenekon´un finans kaynağı sendikacı Mustafa Özbek

Ergenekon soruşturmasının üçüncü iddianamesinde eski Türk Metal Sendikası Başkanı Mustafa Özbek´e özel bir bölüm ayrıldı. Tam 70 sayfada Özbek´in örgütle bağlantıları ve örgüte sağladığı finansman desteği irdeleniyor. BDDK ve Maliye Bakanlığı raporları kaynak gösterilerek Özbek´in Türk Metal Sendikası´ndan aile üyelerine yüklü miktarlarda para aktardığı ileri sürülüyor. Türk Metal Sendikası´na ait 8 trilyon liranın Ergenekon´un amaçlarının gerçekleştirilmesine tahsis edildiği, örgüt üyelerinin bir kısım faaliyetlerinin finanse edildiği belirtiliyor. İddianamede, Şüpheli Mustafa Özbek´in faaliyetlerinin çeşitliliği ve yoğunluğu, ele geçirilen gizli belgeler, telefon görüşmelerinin içerikleri ve irtibatları tüm delillerle bir bütün olarak dikkate alındığında, Ergenekon silahlı terör örgütü üyesi olduğu ve örgütü parasal olarak finanse ettiği anlaşılmaktadır. deniliyor.

Ergenekon´un finans kaynağı sendikacı Mustafa Özbek

Ergenekon soruşturmasının üçüncü iddianamesinde eski Türk Metal Sendikası Başkanı Mustafa Özbek´e özel bir bölüm ayrıldı. Tam 70 sayfada Özbek´in örgütle bağlantıları ve örgüte sağladığı finansman desteği irdeleniyor. BDDK ve Maliye Bakanlığı raporları kaynak gösterilerek Özbek´in Türk Metal Sendikası´ndan aile üyelerine yüklü miktarlarda para aktardığı ileri sürülüyor. Türk Metal Sendikası´na ait 8 trilyon liranın Ergenekon´un amaçlarının gerçekleştirilmesine tahsis edildiği, örgüt üyelerinin bir kısım faaliyetlerinin finanse edildiği belirtiliyor. İddianamede, Şüpheli Mustafa Özbek´in faaliyetlerinin çeşitliliği ve yoğunluğu, ele geçirilen gizli belgeler, telefon görüşmelerinin içerikleri ve irtibatları tüm delillerle bir bütün olarak dikkate alındığında, Ergenekon silahlı terör örgütü üyesi olduğu ve örgütü parasal olarak finanse ettiği anlaşılmaktadır. deniliyor.

Darbe organizasyonu içinde yer alıyor

Bazı telefon görüşmelerine yer verilirken Özbek´in darbe organizasyonunun içinde yer aldığına işaret ediliyor. Özbek´in ayrıca Türk Metal Sendikası´na bağlı TÜSAM (Türkiye Stratejik Araştırmalar Merkezi) üzerinden Cumhuriyet Gazetesi´ne, Strateji isimli ek aracılığıyla para aktardığı belirtiliyor. Cumhuriyet Gazetesi için Ergenekon silahlı terör örgütünün amacına ulaşmak için ulusal medyanın merkez üssü olarak seçtiği Cumhuriyet Gazetesi ifadesi kullanılıyor. İddianamede işçiden toplanan sendika aidatlarının çeşitli kişi, kurum ve kuruluşlara usulsüz olarak aktarıldığı dile getiriliyor. Buna göre Türk Metal Sendikası tarafından Özbek´in oğullarının medya şirketi olan Büyük Avrasya Haber Ajansı hesaplarına değişik tarihlerde çok yüklü miktarda para gönderilmiş. Para trafiğini, BDDK´dan istenen 4 kişilik yeminli murakıp belgeledi. Bankalar yeminli murakıplarının 8 Temmuz 2009 tarihli elde edilen bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde hazırladığı rapora göre; Türk Metal Sendikası tarafından Özbek ailesi fertlerine 2002-2008 döneminde 16 kalemde toplam 450 bin 948 TL ödendi. Özbek ailesine mensup kişilerin hesaplarına 1999-2009 döneminde toplam 5 milyon 777 bin 211 TL, 3 milyon 978 bin 576 USD, 46 bin DEM, 250 bin 970 Euro, 349 bin 70 GBP aktarıldı. Bu rakamın TL karşılığı 13 milyon 351 bin 969 TL olarak hesaplandı. Yine başka bir kalemde Büyük Avrasya Haber Ajansı hesaplarına 1 milyon 816 bin 288 TL aktarıldığı vurgulandı. Buna göre Özbek´in sendikadan oğullarına aktarılan para 15 milyon TL´yi geçiyor. Mustafa Özbek´in akrabası, aynı zamanda Türk Metal Sendikası Gebze şube başkanlığı yapmış olan Şeref Özcan´a da Türk Metal Sendikası hesaplarından 1999-2008 döneminde 154 kalemde 2 milyon 258 bin 643 TL ödeme yapılmış.

İddianamede sendikadan Mustafa Balbay´ın hesabına Şubat 2006-Ağustos 2008 döneminde aylık bin 500 TL olmak üzere 32 para transferiyle toplam 48 bin TL ödendiği belirtiliyor. 2004-2008 arasında 44 adet hesap hareketi ile Yenigün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık hesabına 836 bin 268 TL´nin aktarıldığı dile getiriliyor. Maliye Bakanlığı Gelirler Kontrolörlüğü tarafından yapılan incelemelerde Türk Metal Sendikası´ndan ART´ye 2004-2005 yıllarında 10 adet belge karşılığı 632 bin 200 TL para gönderildiğine de işaret ediliyor.

Evinde ´Büyükanıt Yahudi dönmesi´ yazılı belge çıktı

İddianamede Mustafa Özbek´in evinde ele geçirilen çeşitli dokümanlara yer verildi. Bunlardan en dikkat çekeni eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt´la ilgili bir belge oldu. Soyağacı bilgileri ´Büyükanıt Paşa Yahudi dönmesi´ başlığı altında Büyükanıt´ın Sabetay ve Yahudilikten geldiği iddialarına ilişkin yazılı doküman ve soyağacı bilgileri ele geçirildi. Büyükanıt´ın genelkurmay başkanı olduğu süreçte bu tür yayınlar yapılmış, ancak haberin kaynağı bulunamamıştı. Büyükanıt da konuyla ilgili yaptığı incelemeden sonuç alamamıştı. ( Zaman)

(07 Ağustos 2009, 10:25)

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=1112    yazdır/print




Albay Temizöz´e ´35 cinayet´ için yeni bir soruşturma

Şırnak´ın Cizre ve Silopi ilçelerinde 20 kişinin işkence edilerek öldürülmesinden sorumlu tutularak hakkında 9 kez ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası istemiyle dava açılan Kayseri İl Jandarma Alay Komutanı Albay Cemal Temizöz hakkında, 35 cinayetten daha ayrı bir soruşturma başlatıldı. Temizöz davası sanıklarının yaptıkları tanıklıkları bir bir geri çektirmeye çalışan Kontrgerillacı güçlerin varlığı hissediliyor. Temizöz hakkında açılan bu yeni soruşturmanın onların direncini ve mücadele gücünü kırıcı etki yapacağı kesin. Başlatılacak bu soruşturma sonucunda Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı iddiaları ciddi görürse yeni bir iddianame ya da büyük olasılıkla ek iddianame hazırlayacak.

Albay Temizöz´e ´35 cinayet´ için yeni bir soruşturma

Şırnak´ın Cizre ve Silopi ilçelerinde 20 kişinin işkence edilerek öldürülmesinden sorumlu tutularak hakkında 9 kez ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası istemiyle dava açılan Kayseri İl Jandarma Alay Komutanı Albay Cemal Temizöz hakkında, 35 cinayetten daha ayrı bir soruşturma başlatıldı. Temizöz davası sanıklarının yaptıkları tanıklıkları bir bir geri çektirmeye çalışan Kontrgerillacı güçlerin varlığı hissediliyor. Temizöz hakkında açılan bu yeni soruşturmanın onların direncini ve mücadele gücünü kırıcı etki yapacağı kesin. Başlatılacak bu soruşturma sonucunda Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı iddiaları ciddi görürse yeni bir iddianame ya da büyük olasılıkla ek iddianame hazırlayacak.

Diyarbakır özel yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı, gizli tanıklar Tükenmez kalem, Sokak lambası ve Albay ile birlikte tutuklanan korucubaşı Kamil Atağ´ın kardeşi Mehmet Nuri Binzet´in ifadelerinde geçen 35 ayrı cinayet için harekete geçti. Başsavcılık, 1993-95 yıllarında işlenen 35 cinayetle ilgili Albay Cemal Temizöz hakkında soruşturma başlattı. Savcılık, arşiv kayıtlarındaki tüm bilgi, belge, dokümanlar ile otopsi ve adli tıp raporları, olay tutanakları, öldürülenlerin yakınlarının olay sonrasındaki ifadelerini, adli emanetteki mermi çekirdekleri ve olay yerinden toplanan boş kovanlar, olay yeri krokilerini incelemek üzere istedi. 35 cinayetin 17´siyle ilgili eylem evrakları, Diyarbakır Özel yetkili Ağır Ceza Mahkemesi kayıtlarındaki 10 bin 857 faili meçhul dosyalar arasında çıktı. 17 cinayetle ilgili tutulan ve altında İlçe Jandarma Bölük Komutanı Binbaşı Cemal Temizöz ibaresi bulunan tarihsiz tutanaklarda, öldürülen kişilerin PKK´nın iç hesaplaşması sonucu vuruldu ya da Devlet yanlısı olduğu için PKK tarafından ajan gerekçesiyle infaz edildi ibarelerinin yer aldığı belirlendi. .

GÖRÜNEN O Kİ TEMİZÖZ İDDİANAMELERİ DE PEŞPEŞE GELECEK

EK İDDİANAME

Savcılığın soruşturmasının ardından Albay Temizöz, Korucubaşı Kamil Atağ, oğlu Temel, kardeşi Kukel, PKK itirafçıları Abdulhakim Güven, Adem Yakin ve Hıdır Altuğ hakkında ek iddianame hazırlanacak. Bu iddianamenin de daha sonra 6. Ağır Ceza´da dava dosyasıyla birleştirileceği kaydedildi. ( Sabah)

TEMİZÖZ HAKKINDA AÇILAN DAVA 1 AY SONRA 11 EYLÜL 2009´DA BAŞLIYOR

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca bir süre önce tutuklanan eski Kayseri Jandarma Alay Komutanı Albay Cemal Temizöz ve eski Cizre Belediye Başkanı Kamil Atağ´ın da aralarında bulunduğu 7 sanığın yargılanmasına 11 Eylül 2009´da başlanacağı bildirildi. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülecek olan ilk duruşmada, tutuklu sanıklar eski Kayseri İl Jandarma Komutanı Albay Cemal Temizöz, eski Cizre Belediye Başkanı Kamil Atağ, oğlu Temer Atağ, itirafçılar Adem Yakin, Hıdır Altuğ ve Fırat Altın (Abdulhakim Güven) ile tutuksuz yargılanan sanık Kukel Atağ´ın savunma yapması bekleniyor.

104 SAYFALIK BİRİNCİ TEMİZÖZ İDDİANAMESİ

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı´nda özel yetkili bir savcı tarafından hazırlanan 104 sayfalık iddianame, sanıkların 765 sayılı TCK´nın ´Adam öldürmek´, ´Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak´ ve ´Adam öldürmeye azmettirmek´ suçlarından cezalandırılmaları isteniyor. İddianamede, Sanık Cemal Temizöz´ün 9, Kamil Atağ´ın 7, Temer Atağ´ın 2, Adem Yakin´in 7, Hıdır Altuğ´un 3, Fırat Altın´ın (Abdulhakim Güven) 6, Kukel Atağ´ın ise bir kez ağırlaştırılmış müebbet hapsi talep edilmişti. İddianamede, ´Tükenmez kalem´ ve ´Sokak lambası´ adı verilen iki gizli tanık ile Midyat Cezaevinde hükümlü olan sanık Kamil Atağ´ın kardeşi olan, ancak yakınlarının nüfusuna kayıt edilen Mehmet Nuri Binzet´in ifadeleri de yer alıyor. Sanık Albay Temizöz´ün 1993 yılında Cizre İlçe Jandarma Komutanlığında bölük komutanı olarak göreve başladığı, göreve başlamasından itibaren Cizre ilçesinde, ´terörle mücadele ediliyor´ görüntüsü altında ´korucu, itirafçı ve uzman çavuşlardan oluşan bir grup oluşturduğu´ savunulmuştu. ´Söz konusu grubun süreç içerisinde asli görevinden ayrılarak, terör örgütü PKK´ya yardım ettiğini değerlendirdiği ya da özel sebeplerden dolayı gözaltına aldıkları kişileri sorguladığı´na yer verilen iddianamede, bu sorgulanan kişilerden bir kısmının öldürdüğü öne sürülmüştü. İddianamede, ayrıca ´Cizre´de 55 faili meçhul cinayetin 48´inin 1993-1995 yılları arasında işlendiği, 1996-1997 yıllarında ise sadece 7 faili meçhul cinayet dosyasının bulunduğu´ belirtilerek, bunun ´dikkat çekici´ olduğu bildirilmişti.

(05 Ağustos 2009, 23:00)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Cemal Temizöz hakkında hazırlanan iddianame ve açılan dava haberimiz

Cemal Temizöz´le ilgili tüm manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=1108    yazdır/print




FLAŞ Flaş!!! Sincan hakimine inceleme Ergenekon kapsamında

Adalet Bakanlığı, Sincan Ağır Ceza Mahkemesi´nde yapılan incelemelerin Ergenekon davası kapsamında gerçekleştirildiğini açıkladı: ´İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (CMK 250. maddesiyle yetkili birim) yürütülmekte olan bir soruşturma sırasında bazı hakim ve Cumhuriyet savcıları hakkında bir takım delil ve belgeler elde edilmiştir. Ancak Başsavcılık, yargı mensuplarıyla ilgili görev suçları konusunda soruşturma yapma yetkisi olmadığından elde edilen delil ve belgeleri ilgili hükümlere istinaden 13 Ağustos 2008´de Bakanlığımıza göndermiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından gönderilen delil ve belgelerin incelenmesi üzerine iddialar ciddi görülerek Teftiş Kurulu Başkanlığı´nca 8 Eylül 2008´de bazı hakim ve Cumhuriyet savcıları hakkında inceleme ve soruşturmaya başlanılmıştır.. Bu inceleme ve soruşturma kapsamındaki iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınmasına ilişkin kararlar adalet müfettişlerince değil, yetkili mahkemeler ve hakimler tarafından verilmiş yasal kararlardır. Adalet müfettişlerinin doğrudan dinleme yapma ve dinleme kararı verme yetkisi bulunmamaktadır. Yürütülen inceleme ve soruşturma, geniş kapsamlı olması, birden çok ili ve kişiyi ilgilendirmesi sebebiyle yaklaşık bir yıldır devam etmektedir. Bu inceleme ve soruşturmanın güncel olaylarla ve özellikle de incelemenin başlamasından çok daha sonra 15 Mayıs 2009´da Sayın Cumhurbaşkanımız hakkında Sincan Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı tarafından verilen kararla hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.´

FLAŞ FLAŞ!!! Sincan hakimine inceleme Ergenekon kapsamında

Adalet Bakanlığı, Sincan Ağır Ceza Mahkemesi´nde yapılan incelemelerin Ergenekon davası kapsamında gerçekleştirildiğini açıkladı: ´İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (CMK 250. maddesiyle yetkili birim) yürütülmekte olan bir soruşturma sırasında bazı hakim ve Cumhuriyet savcıları hakkında bir takım delil ve belgeler elde edilmiştir. Ancak Başsavcılık, yargı mensuplarıyla ilgili görev suçları konusunda soruşturma yapma yetkisi olmadığından elde edilen delil ve belgeleri ilgili hükümlere istinaden 13 Ağustos 2008´de Bakanlığımıza göndermiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından gönderilen delil ve belgelerin incelenmesi üzerine iddialar ciddi görülerek Teftiş Kurulu Başkanlığı´nca 8 Eylül 2008´de bazı hakim ve Cumhuriyet savcıları hakkında inceleme ve soruşturmaya başlanılmıştır.. Bu inceleme ve soruşturma kapsamındaki iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınmasına ilişkin kararlar adalet müfettişlerince değil, yetkili mahkemeler ve hakimler tarafından verilmiş yasal kararlardır. Adalet müfettişlerinin doğrudan dinleme yapma ve dinleme kararı verme yetkisi bulunmamaktadır. Yürütülen inceleme ve soruşturma, geniş kapsamlı olması, birden çok ili ve kişiyi ilgilendirmesi sebebiyle yaklaşık bir yıldır devam etmektedir. Bu inceleme ve soruşturmanın güncel olaylarla ve özellikle de incelemenin başlamasından çok daha sonra 15 Mayıs 2009´da Sayın Cumhurbaşkanımız hakkında Sincan Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı tarafından verilen kararla hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.´

CMK 250 ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı demek Ergenekon soruşturması demek

Adalet Bakanlığı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından (CMK 250. maddesiyle yetkili birim) gönderilen delil ve belgelerin incelenmesi üzerine, iddiaların ciddi bulunduğunu ve Teftiş Kurulu Başkanlığınca 8 Eylül 2008´de bazı hakim ve Cumhuriyet savcıları hakkında inceleme ve soruşturma başlatıldığını bildirdi. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, 29 Eylül 2009´da üç Adalet başmüfettişinin Sincan Adliyesinde inceleme yapmasıyla ilgili olarak bazı basın yayın organlarında farklı değerlendirmelere yer verilmesi nedeniyle açıklama yapılmasına ihtiyaç duyulduğu belirtildi. Hakim ve Cumhuriyet savcılarının görevlerinden doğan ve görevleri sırasında işledikleri iddia olunan suçları ile ilgili inceleme ve soruşturma yapma yetkisinin Anayasa´nın 144 ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu´nun 82. maddelerine göre Adalet Bakanının izni ile adalet müfettişlerine verildiği ifade edilen açıklamada, şöyle denildi:

´İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (CMK 250. maddesiyle yetkili birim) yürütülmekte olan bir soruşturma sırasında bazı hakim ve Cumhuriyet savcıları hakkında bir takım delil ve belgeler elde edilmiştir. Ancak Başsavcılık, yargı mensuplarıyla ilgili görev suçları konusunda soruşturma yapma yetkisi olmadığından elde edilen delil ve belgeleri ilgili hükümlere istinaden 13 Ağustos 2008´de Bakanlığımıza göndermiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından gönderilen delil ve belgelerin incelenmesi üzerine iddialar ciddi görülerek Teftiş Kurulu Başkanlığı´nca 8 Eylül 2008´de bazı hakim ve Cumhuriyet savcıları hakkında inceleme ve soruşturmaya başlanılmıştır.

2008 yılı Eylül ayında başlatılan bu inceleme ve soruşturma kapsamında öncelikle İstanbul´da görev yapan yargı mensuplarının durumları incelenmiştir. İstanbul´daki işlemlerin tamamlanmasını müteakip Ankara´ya dönen adalet başmüfettişleri, aynı inceleme ve soruşturma çerçevesinde 29 Temmuz 2009 tarihinden itibaren Sincan Adliyesinde inceleme ve soruşturmalarına devam etmişlerdir.

Bu inceleme ve soruşturma kapsamındaki iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınmasına ilişkin kararlar adalet müfettişlerince değil, yetkili mahkemeler ve hakimler tarafından verilmiş yasal kararlardır. Adalet müfettişlerinin doğrudan dinleme yapma ve dinleme kararı verme yetkisi bulunmamaktadır. Yürütülen inceleme ve soruşturma, geniş kapsamlı olması, birden çok ili ve kişiyi ilgilendirmesi sebebiyle yaklaşık bir yıldır devam etmektedir. Bu inceleme ve soruşturmanın güncel olaylarla ve özellikle de incelemenin başlamasından çok daha sonra 15 Mayıs 2009´da Sayın Cumhurbaşkanımız hakkında Sincan Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı tarafından verilen kararla hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.´ (AA)

60 hakim ve savcının dinlemeye alındığı haberleri Mayıs ayında basına yansımıştı

Geçtiğimiz Mayıs ayında basına yansıyan haberlerde, çeşitli adliyelerde bulunan 60 hakim ve savcının telefonlarının dinlendiği iddia edilmişti. Adalet Bakanlığı´nın Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu´nun da oluruyla başlattığı ve telefonları 6 aydır dinlenen 60 hakim ve savcı hakkında yürüttüğü soruşturmada, yargı mensupları, çıkar elde etmek gibi önemli iddialarla suçlanıyordu. İddialarda Adalet Bakanlığı müfettişlerinin, soruşturmada ismi geçen hakim ve savcıların ifadelerini alacağı belirtiliyor, hakim ve savcıların Ergenekon soruşturması kapsamında teknik takibe alındıkları vurgulanıyordu. Hakim ve savcılar arasında İstanbul Adliyesi´nden 25, Fatih´ten 5, Beyoğlu´ndan 4 ve Şişli´den de 2 yargı mensubu bulunduğu ileri sürülmüştü. Yargı kaynakları İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin´in de telefonlarının dinlemeye alındığını belirtiyordu.

(05 Ağustos 2009, 12:40)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Sincan hakimi Osman Kaçmaz için başlatılan soruşturma haberimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=1106    yazdır/print




Mavi Marmara'da yakalama kararı

26.05.2014 15:43 Gazze'ye 31 Mayıs 2010'da insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine İsrail askerlerince düzenlenen saldırıya ilişkin davada, aralarında dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Ashknazi dahil dört komutan hakkında tutuklam..
Tamamı 26.05.2014

TIR iddianamesi kabul edildi

15.05.2014 13:34 Adana Cumhuriyet Başsavcı vekili Ali Doğan tarafından MİT'e ait tırların durdurulmasına yönelik olarak 13 askeri personel hakkında müebbet hapis cezası istemiyle hazırladığı iddianame Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesince ka..
Tamamı 15.05.2014

Paralel kulağa ilk dava açıldı

05.05.2014 14:06 Adana'da yürütülen ve Emniyet İstihbarat yetkililerinin şüpheli olduğu telekulak soruşturması sona erdi. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi, Adana Cumhuriyet Başsavcıvekili Ali Doğan'ın yazdığı iddianameyi kabul etti. Böylec..
Tamamı 05.05.2014

Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması

30.04.2014 10:55 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan suç duyuruları üzerine Fetullah Gülen hakkında soruşturma başlatıldı. Gülen hakkındaki soruşturmanın, 17 Aralık sonrasında kaldırılmadan önce Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 10. ..
Tamamı 30.04.2014

Güney:Gülen Ergenekon bağlantılı

09.04.2014 19:24 2001 yılında polise verdiği ifadesi ile Ergenekon örgütünün ilk kez resmi kayıtlara girmesini sağlayan gazeteci Tuncay Güney'in ifadesinin satır aralarında çok önemli bir bilgiye rastlandı. Ergenekon'un firari şüpheli..
Tamamı 09.04.2014

Mahkeme davayı başarıyla gördü

04.04.2014 10:55 Beş yıl süren ve 8 ay önce sonuçlanan Ergenekon davasında gerekçeli karar ancak dün açıklanabildi. 16 bin 780 sayfadan oluşan kararda çok çarpıcı ifadeler yer aldı. Örneğin şu satırlar dikkat çekici: "Yargılama sonunda..
Tamamı 04.04.2014

Ağlayan Gülen, gülen AK Parti

31.03.2014 11:47 Türkiye, dün tarihi günlerinden birini daha yaşadı. Yerel seçimler başarıyla yapıldı. Milli iradeyi hedef alan 17 Aralık darbe girişimine karşı halk sandığa koştu. Seçimlere katılım oranı % 90 ile çok yüksek gerçekleşt..
Tamamı 31.03.2014

Kozmik Oda´da paralel şüphe

14.03.2014 11:10 2009 sonunda Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast şüphesiyle başlatılan ve Özel Harp Dairesi'nde (ÖHD) 1 ay süreyle aramalar yapılmasına neden olan Kozmik Oda soruşturması 5 yıla yakın süredir tamamlanmadı. 60'lı..
Tamamı 14.03.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 08.02.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 02.12.2013

Ayasofya camiye çevrilsin

27.11.2013 12:17 İstanbul'u 1453'te fetheden Fatih Sultan Mehmed'in şehirde ilk iş olarak kiliseden camiye çevirdiği ve cuma namazını kıldığı Ayasofya Camii, 1934 yılında Bakanlar Kurulu kararnamesi ile müzeye çevrilmiş ve ibadete kapa..
Tamamı 27.11.2013

Darbe kaydına suç duyurusu

18.11.2013 13:10 Sivil Toplum Kuruluşu olan Adalet Platformu, geçtiğimiz yıl Genelkurmay karargahında yapılan çok gizli bir darbe toplantısına ait ses kaydıyla ilgili suç duyurusu yaptı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilen ve sit..
Tamamı 18.11.2013

Flaş!!! Temizöz mütalaada

06.09.2013 18:26 Şırnak´ın Cizre ilçesinde 1993-95 yılları arasında işlenen 20 faili meçhul cinayetle ilgili açılan Temizöz davasına iki aylık ara sonrası devam edildi. Güneydoğu´da işlenen faili meçhul cinayet ve kayıp olaylarıyla ilg..
Tamamı 06.09.2013

Mahkemeden 41 suç duyurusu

15.08.2013 13:08 Ergenekon davası 5 yıl sonra bitti denirken, 4 gruptaki onlarca isme suç duyurusu geldi. Bu gruplardan birisinde, aralarında gazeteci Zeyno Baran´ın da bulunduğu 41 isim yer alıyor. Mahkeme tarafından yapıldığı için hu..
Tamamı 15.08.2013

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

05.08.2013 12:41 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde yaklaşık 5 yıldır görülen Ergenekon davasında karar duruşması başladı. 67´si tutuklu 275 sanığın yargılandığı dava duruşmasında 6 hakim ve 3 savcı kürsüdeki yerlerini aldı. Tutuklu ..
Tamamı 05.08.2013

BM´nin balyoz raporu çöktü

24.07.2013 10:01 ´BM´den Balyoz Gibi Karar´ başlıklı haberin gerçekleri yansıtmadığı açıklandı. TRT Haber´e özel açıklamalar yapan Birleşmiş Milletler genel sekreter sözcüsü, BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu´nun BM adına açıklama ya..
Tamamı 24.07.2013

Hanefi Avcı´ya 15 yıl hapis

19.07.2013 16:12 89 sanıklı ´Devrimci Karargah Örgütü´ (DKÖ) davasında karar açıklandı. Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aralarında gazeteci Aylin Duruoğlu´nun da bulunduğu 24 kişi ise örgüt üyeliğinde..
Tamamı 19.07.2013

Özel Harp´e operasyon geliyor

10.06.2013 13:44 Gezi Parkı´nda ortaya çıkan Özel Harp´e iki şok darbe geliyor.. Türkiye´de pek çok karanlık olayın arkasında olduğu gibi Gezi Parkı olaylarının arkasından da Özel Harp Dairesi çıktı demiştik. Geçtiğimiz günlerde intern..
Tamamı 10.06.2013

Zirve davasındayız!

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

Zirve davasının 93. duruşmasında sanıklar savcılık mütalaasına karşı savunma yaptı. Sanıklardan Ergenekon hükümlüsü Hurşit Tolon'un avukatı İlkay Sezer savcıya tepki gösterdi: 'Mütalaanın ilk bölümü 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden aynı şekilde kopyalama yapılmış. Bizi beylik tabancasıyla vursaydınız, bu sitedeki kopyalamayla vurmasaydınız..
Tamamı 23.06.2013

Ergenekon davasındayız!

Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu

Ergenekon davasının 202. duruşmasında eski Başbakan Bülent Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu konuşuldu. Ecevit'in doktoru Mücahit Pehlivan tanık olarak ifade verdi. Duruşmada Abdullah Harun'un konuyla ilgili bir yazısı da gündeme geldi. O ve benzer diğer yazılarda Ecevit'in koruma müdürü Recai Birgün'ün "Dünyada tedavisi kesilince iyileşen tek hasta..
Tamamı 11.03.2013

Yeni kitabımız çıktı!

Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi

'Ordu Suikast Düzenler mi? Bülent Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi' başlıklı kitap, 2009 yılı sonunda gerçekleşen Arınç Suikasti ve Kozmik Aramalar konusunu ve üç yıldır tamamlanmayan soruşturmanın örtbas edilip edilmediğini sorgulayan, konuyla ilgili iddiaları da aktaran bir çalışma.. Subayların Ergenekon ve diğer örgüt bağlantıları.. Kozmik Aramalar.. Tepkiler..
Tamamı 27.12.2012

Fetullah Gülen'e şok

Paralel Devlet´e suç duyurusu

23.01.2014 11:20 Milli İradeyi Savunanlar Platformu (MİSAP), 'Paralel Devlet' konulu bir suç duyurusu yaptı. TMK ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başssavcılığı'na yapılan suç duyurusunda; birkaç aydır yaşanmakta olan paralel devlet iddiaları ile bu yapılanmanın başında Fethullah Gülen’in bulunduğu ve yapılanmayı bizzat idare ettiği şüphesi çok sayıda somut bulgu..
Tamamı 23.01.2014

Zirve mütalaası sitemizde

Malatya Zirve Katliamı Davası

17.07.2014 13:55 Malatya Zirve Katliamı davasının 567 sayfalık savcılık mütalaasının tamamı sitemize eklenmiştir. Kelime arama yapabilir, sayfaları yazdırabilirsiniz. 23 Haziran'daki duruşmada sanık avukatları savcılık mütalaasına tepki gösterdiler. Hurşit Tolon'un avukatı, mütalaanın ilk 150 sayfalık bölümünün 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden..
Tamamı 17.07.2014

Gezi Belgeseli

Belgeleriyle Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılan, haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçilerini delilleriyle birlikte sergilemeye başlıyoruz. Halka ve verdiği oya güvenmeyen, onları aşağılayan, sandık yerine başka yerlerden iktidara çıkmaya çalışan, kısacası seçimlerden fayda ummayan bu güçlerin..
Tamamı 24.06.2013

Ayasofya Camiye Çevrilsin

Ayasofya için dilekçe kampanyası

26.11.2013 13:01 Milli Türk Talebe Birliği (MTTB), 'Peygamberimizin'in işareti, Fatih'in emaneti, Büyük Türkiye'nin alameti; Ayasofya açılsın' sloganıyla Ayasofya'nın yeniden camiye çevrilmesi için dilekçe kampanyası başlattı. Türkiye çapında yapılacak kampanya, İstanbul'un Fethi'nin sene-i devriyesi olan 29 Mayıs 2014'te sonlanacak ve toplanılan dilekçeler yine..
Tamamı 26.11.2013

İddianame yayından kaldırılmıştır

İzmir casusluk davası

İzmir casusluk davasının iddianamesinde 196'sı müşteki, 831'i mağdur olmak üzere toplam 1027 kişi için kimlik bilgilerinin sansürlenmesi çalışması yapılmıştı. Bu süreçte çok yoğun emek harcandı. Ancak sitemize artarak gelmeye devam eden taleplerden anlaşıldığı gibi, iddianamelerde mağdur ya da müşteki olarak yer almadığı halde çok sayıda başka ismin de..
Tamamı 14.05.2013

Türkistan Deklarasyonu

Türkistan Uluslararası Konferansı

12.05.2014 11:50 'Türkistan'ın Dünü, Bugünü, Yarını' adıyla üçüncüsü düzenlenen uluslararası konferans, 11 Mayıs 2014 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirildi. Türkistan; ilmi, islami, fenni ve tıbbi ilimlerin beşiği olan, Buhari, Tirmizi ve Biruni gibi çok önemli müslüman ilim adamlarının yaşadığı bölgenin adıdır. Türkistan coğrafyası ve özellikle de bu coğrafya..
Tamamı 12.05.2014

Şok plan: HSYK bunu yapacak

26.07.2014 11:54 HSYK'dan önceki gün gelen şok tehdit hayata geçirildi. HSYK 3. Dairesi, Bolu Savcısı Zekeriya Öz hakkında, Twitter'da kullandığı hesap üzerinden 'Başbakan Tayyip Erdoğan'ın sonunun Kaddafi ve Saddam gibi olacağını' ima..
Tamamı 26.07.2014

İsrail Gazze'den, paralel buradan

25.07.2014 10:31 Paralel yapı mensuplarından Hakkari eski Emniyet Müdürü Tufan Ergüder şok açıklamalar yaptı. Selam-Tevhid örgütü iddiasıyla masum insanları dinledikleri suçlamasıyla gözaltına alınan polis arkadaşlarını savundu. Bugün ..
Tamamı 25.07.2014

İşte F-tipi kumpasın delilleri

23.07.2014 17:25 Türkiye önceki gün; Ergenekon, Balyoz, KCK, ÇHD ve Devrimci Karargah gibi çok yakın geçmişin ünlü soruşturmalarını yürüten polis şeflerinin kelepçelenerek gözaltına alındığı bir sabaha uyandı. 25 ilde toplam 99 polis ş..
Tamamı 23.07.2014

Flaş!!! Paralel polislere operasyon

22.07.2014 10:12 İstanbul Terörle Mücadele Şubesi'nin yönetiminde İstanbul merkezli olmak üzere 22 ilde paralel yapıya karşı büyük bir operasyon başlatıldı. Biri "Selam Tevhid örgütü soruşturmasında kumpas", diğeri ise "'yasadışı dinle..
Tamamı 22.07.2014

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

23.06.2014 20:31 Malatya'daki Zirve Yayınevi'nde 2007'de biri Alman uyruklu 3 kişinin boğazları kesilerek öldürülmesine ilişkin davaya 93. duruşmayla devam edildi. Duruşmaya, bir süre önce cezaevinden tahliye edilen Ergenekon hükümlüsü..
Tamamı 23.06.2014

Flaş!!! 12 Eylül müebbetle bitti

18.06.2014 12:57 12 Eylül davasında önemli gelişme.. Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada esas hakkındaki görüşünü açıklayan Özdabakaoğlu, "sanıkların, darbeyi yapmaya yaklaşık 1 yıl kadar önce karar verdiklerinin ve darbenin ..
Tamamı 18.06.2014

Gülen soruşturması büyüyor

29.05.2014 14:12 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Fethullah Gülen hakkında yürütülen soruşturmanın derinleştirildiği öğrenildi. Soruşturmayı yürüten Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Bürosu Savcılığı, Gülen'in geçmişe yönel..
Tamamı 29.05.2014

Flaş!!! Paralel örgütün adı: PDY

28.05.2014 11:02 Dicle Üniversitesi'nde paralel yapılanma iddialarını araştıran Diyarbakır Başsavcılığı, örgütün adını "Paralel Devlet Yapılanması" (PDY) olarak koydu. Aralarında rektör Ayşegül Jale Saraç'ın da bulunduğu 9 öğretim üyes..
Tamamı 28.05.2014

Taraf-Baransu'ya 52 yıl şoku!

22.05.2014 17:31 Taraf gazetesi ile muhabir Baransu'ya şok dava.. "Gülen'i Bitirme Kararı 2004'te MGK'da Alındı" haberi için açılan savcılık soruşturması tamamlandı. Mehmet Baransu ve gazetenin Sorumlu Yazı işleri Müdürü hakkında 52'şe..
Tamamı 22.05.2014

Gülen'e 3 soruşturma daha

02.05.2014 11:29 Fetullah Gülen hakkında, 'dini kullanarak dolandırıcılık' ve 'örgüt kurma' suçlarından dolayı İstanbul'da üç soruşturma yürütüldüğü ileri sürüldü. Gülen hakkında Ankara'da 'darbe girişimi' suçlamasını da içeren bir sor..
Tamamı 02.05.2014

Paralel´e de Ergenekon´a da hayır

11.03.2014 14:52 Türkiye'de dün yargıda şiddetli bir deprem yaşandı. Daha önce benzeri yaşanmayan bu depremin merkez üssü, Ergenekon davasına bakan özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi oldu. Ergenekon davasına bakan İstanbul ..
Tamamı 11.03.2014

Paralel yargı: Direneceğiz!

15.02.2014 15:41 Yargı darbesiyle AK Parti hükümetini devirmek için art arda operasyonlar yapan paralel yapının yüksek yargı üyesi hakim ve savcılara yönelik talimatlarını içeren ses kaydı ortaya çıktı. Ankara'daki hakim ve savcılara d..
Tamamı 15.02.2014

Flaş!!! Taraf´a paralel soruşturma

05.02.2014 12:59 Taraf gazetesine şok!.. Adalet Platformu ile Abdullah Harun'un suç duyuruları üzerine harekete geçen savcılık, Taraf gazetesi sorumlularına, muhabir Mehmet Baransu ve gazeteci Emre Uslu'ya paralel yapılanma ile bağlant..
Tamamı 05.02.2014

Paralel soruşturma endişeli başladı

31.01.2014 17:03 İstanbul'da flaş gelişme.. Hükümet'in 17 Aralık operasyonu sonrasında sıkça dile getirdiği 'paralel devlet' ve örgüt' iddialarıyla ilgili ilk adım atıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 17 ve 25 Aralık operasyonunu ..
Tamamı 31.01.2014

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

27.01.2014 13:03 Fethullah Gülen'in avukatı: Psikolojik harekâtta yeni aşamaya geçildi.. Fethullah Gülen Hocaefendi'nin avukatı Nurullah Albayrak, müvekkili hakkında ortaya atılan iftiraların suç duyurusu şeklinde yargıya taşınması sur..
Tamamı 27.01.2014

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
9.585.124