YAYINA BAŞLAMA TARİHİ: 13.08.2001
24 Ekim 2014, Cuma
Kontrgerilla, Ergenekon, Özel Harp, terör ve bağlantılı konularda 2001 yılından beri yayındayız .. aharun.8m.net|www24.brinkster.com/aharun|kontrgerilla.com|ergenekon.ws
Taksim Gezi olaylarına destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçileri

Kontrgerilla.com.. Tanıklar.. Belgeler.. Bilgiler..

  Özet  EskidenYeniye
 
İSTEDİĞİNİZ MANŞETLER..         "hanefavci" için arama sonuçları    (Toplam 139 sonuç)           Arama sonuçlarını yazdırmak için tıklayın


Şener, Dink´i aydınlatmadı kararttı

Ergenekon örgütü üyesi suçlamasıyla Odatv davasında tutuklu olarak yargılanan Nedim Şener´in Dink cinayeti aydınlatılsın diye yoğun gayret sarf ettiği, genel geçer bir doğru olarak kabul görüyor. Oysa kitaplarını okuduğunuzda, Hanefi Avcı ile birlikte, Emniyet´teki iç çekişmenin bir tarafı olarak pozisyon aldığını fark ediyorsunuz. Nedim Şener ile Hanefi Avcı, Odatv davasının sanıkları.. Her taşın altında Fethullah cemaatini arayan bu ikili, Ergenekon soruşturmasını baltalamak ve o örgüte giden izleri karartmaya çalışmakla suçlanıyorlar. Nazlı Ilıcak, yazılarında Dink cinayetinden somut örnekler vererek bu iddiaları güçlendiriyor.

12 Ocak 2012 13:58 Ergenekon-Odatv davası tutuklusu gazeteci Nedim Şener´in Dink cinayetini aydınlatmak için çalıştığı bilinir. Sabah yazarı Nazlı Ilıcak ise bunun böyle olmadığını somut örneklerle dile getiriyor. Nedim Şener´in diğer Odatv tutuklusu eski emniyet müdürü Hanefi Avcı´yla organize yardımlaşarak çarpıtma yaptığını savunan Ilıcak, Şener-Avcı ikilisinin bu çarpıtmayla, Dink cinayetindeki gerçek sorumluları ortaya çıkarmayı değil, üzerlerine ´cemaatçi´ yaftası yapıştırılan bazı polis müdürlerini kusurlu göstererek tasfiye etmeye çalıştıklarını iddia ediyor. Ilıcak, Dink cinayeti ve odatv sanıklarının cemaat çarpıtmasıyla bir taşla iki kuş vurma çabalarını bugünkü yazısında ve 21 Eylül 2011´deki yazısında oldukça somut örneklerle dile getirmiş. Ilıcak´ın 21 Eylül´de dile getirdiği iddialara bugüne kadar suçlanan ilgili taraflardan herhangi bir cevap gelmediğini de hatırlatalım.

HERKES ŞENER´İN DİNK CİNAYETİNİ AYDINLATMAYA ÇALIŞTIĞINI SANIYOR

Hrant Dink davasında yavaş da olsa bazı ilerlemeler ortaya çıktı. Dink avukatlarının ısrarlı takibi sonucunda, davanın sonuna yaklaşıldığı bir sırada, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı´nın verileri mahkemeye ulaştı; cinayetin işlendiği bölgede, 5 kişinin o saatlerde, sanıklardan Mustafa Öztürk ve Salih Hacısalihoğlu ile konuştuğu gene avukatlar tarafından belirlendi. Mustafa Öztürk, eski Trabzon Alperen Ocakları Başkanı; Hacısalihoğlu da Erhan Tuncel´in ev arkadaşıydı. Birilerinin gerçeklerin üzerini örtme amacını taşıdığı ortada. Ama davanın dikkatli takipçileri ve başarılı avukatlar sayesinde, geç de olsa adım atılabiliyor.

Tam bu noktada, birçok kişinin iman ettiği bir gerçeğin, aslında tam da öyle, inanıldığı gibi olmadığını söylemek zorundayım. Nedim Şener´in Dink cinayeti aydınlatılsın diye yoğun gayret sarf ettiği, genel geçer bir doğru olarak kabul görüyor. Oysa kitaplarını okuduğunuzda, Hanefi Avcı ile birlikte, Emniyet´teki iç çekişmenin bir tarafı olarak pozisyon aldığını fark ediyorsunuz. Bir örnekle açayım. Dink´in öldürüleceğine dair ihbarın, İstanbul İstihbarat Şubesi tarafından hakkıyla değerlendirilmediği, buna yönelik hiçbir ciddi çalışma yapılmadığı, hatta yapılmış gibi, cinayetten sonra sahte evrak düzenlediği, Dink´in avukatlarının gayretiyle ortaya çıktı. İşi savsaklayan kişi, İstanbul İstihbarat Müdürü Ahmet İlhan Güler´di. İstanbul İstihbaratı´nın, Trabzon´dan gelen 17 Şubat 2006 tarihli ihbar yazısı üzerine tahkikat yaptığını söylemesine rağmen, Müfettiş incelemesinde, raporun, sahte olarak cinayetten sonra, geçmiş tarihli olarak tanzim edildiği anlaşıldı. Tahkikat raporunun altında imzası bulunan personelin, o tarihte Anadolu yakasına hiç geçmedikleri ve başka bir tahkikat için görevli oldukları belirlendi. İstanbul İstihbarat, Osman Hayal´in telefonlarıyla ilgili bir çalışma da yapmamıştı. Ama cinayet sonrası yaptığına dair bazı bilgisayar çıktıları gösterdi. Buna mukabil, İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, merkezdeki Bilgi İşlem çalışmalarına dayanarak, Hayal´in telefonlarının, İstanbul tarafından izlendiğine dair bilgilerin log kayıtlarında görülmediğini belirtti. İstanbul İstihbarat ise, log kayıtları değiştirilmiş iddiasını ortaya attı.

İşte, Nedim Şener, gerçeği aydınlatmaktan ziyade, bu tartışma içinde, Hanefi Avcı´nın yanında, Ramazan Akyürek ve Ali Fuat Yılmazer´in karşısında yer aldı. Avcı ve Şener´e göre, İstihbarat Daire Başkanlığı C şubesinin (onun başı olan Ali Fuat Yılmazer´in) sorumluluğunun üzeri örtülürken, İstanbul İstihbaratı ve şube müdürü Ahmet İlhan Güler suçlu gösterilmişti. Maksat, Güler´in ayağını kaydırarak, Yılmazer´in İstanbul İstihbarat Şube Müdürü olmasını sağlamaktı. Zira, Yılmazer, cemaatin, Emniyet´teki imamıydı.Nedim Şener, Hanefi Avcı´ya dayanarak, aynen böyle yazıyordu. Oysa Ali Fuat Yılmazer´in olayda, hiçbir sorumluluğu bulunmadığı İçişleri Bakanlığı Mülkiye Başmüfettişlerinin kapsamlı bir raporuyla tespit edilmişti. Şener, Başbakanlık müfettişlerinin raporunu doğru kabul ederken, daha sonra, bu raporun devamı olarak hazırlanan Mülkiye Başmüfettişleri´ninkine itibar etmiyordu. Oysa ihbar mektubunun Ankara´ya geldiği tarihte, (17 Şubat 2006), zaten Ali Fuat Yılmazer, görev gereği İran´daydı. Yardımcısı, aynı ihbarın İstanbul´a da ulaştığını öğrenince, belgeyi arşive kaldırmıştı.

Nedim Şener, (Kırmızı Cuma kitabında) İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek´in müfettişleri kandırdığını, İstanbul İstihbarat´ını suçlamak amacıyla log kayıtlarının silindiğini de ileri sürmüştü. Sonra ne oldu? Yıldız Teknik Üniversitesi Enformatik Bölüm Başkanı, Yardımcı Doçent Abdullah Bal ve Elektronik Mühendisi, Adli Bilim uzmanı Komiser Şahin Buyrukbilen, İstihbarat Daire Başkanlığı´nda, veri tabanını barındıran disk sisteminde yaptıkları incelemede, log kayıtlarının değiştirildiğine dair kesin bir bilgiye ulaşılmadığını açıkladılar.

Nedim Şener´in maksadı, Hrant Dink cinayetini aydınlatmak mı, yoksa Emniyet´teki bir tarafı ´cemaatçi´ olarak suçlamak mı sorusu, bu bilgiler ışığında sorulabilir. Herkesin cevabı farklıdır. Benimkini, çok yakında, Doğan Kitap´tan çıkacak Her Taşın Altında The Cemaat mi? kitabında bulabileceksiniz.

AVCI VE ŞENER´İN DİNK YALANLARI

Kamuoyunda yer etmiş genel geçer kanaatler vardır. Ama siz biraz derinlemesine incelerseniz, farklı sonuçlara varabilirsiniz. Meselâ, gazeteci Nedim Şener, Hrant Dink davasında ihmali görülen devlet memurlarının ortaya çıkarılması için gayret sarf etti mi? Yoksa yanıltıcı bilgilerle, gerçekleri mi gölgeledi? Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları kitabına bakarsanız, gayret sarf etti diyebilirsiniz. Ama, Hanefi Avcı çizgisinde yer alarak, Ali Fuat Yılmazer´i, Cemaatçi ve kusurlu ilan etmesini göz önünde bulundurursak, hakikati eğip büktüğünü de söyleyebiliriz.

Yazdığım bir kitap dolayısıyla konuyu inceleyince gördüm ki, Şener, Hrant Dink cinayetinde ihmali görülmeyen dönemin İstihbarat Daire Başkanlığı C Şubesi Müdürü Ali Fuat Yılmazer´i ısrarla kusurlu ilan ediyor. Kitabında, sadece Başbakanlık Teftiş Kurulu Müfettişleri Mehmet Akın, Ayşegül Genç ve Yasemin Tuğçe İnan´ın düzenlediği 10/10/2008 tarihli rapora atıfta bulunuyor. Buna mukabil, o rapordan yola çıkarak inceleme yapan İçişleri Bakanlığı Maliye Başmüfettişleri Mehmet Canoğlu ve Mustafa Üçkaya´nın 9/11/2009 tarihli idari soruşturma açılmasına gerek görmeyen raporuna hiç değinmiyor. Oysa, Maliye Başmüfettişleri, Başbakanlık Müfettişlerinin iddialarını inceleyerek şu sonuca varmışlardı: Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı C Şubesi, Trabzon´dan gelen ihbar yazısını arşive kaydetmiş; tasdik ederek ilgili büroya havale etmiş; ilgili büro da evrakın üzerine not düşerek paraflamış, evrakın, gereğini yerine getirecek birime ulaşıp ulaşmadığını kontrol etmiş. Sonuç olarak, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı görevlilerinin Trabzon Emniyet Şube Müdürlüğü´nden gelen yazı ile ilgili görevlerini yerine getirdikleri anlaşılmıştır.

Ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de, Hrant Dink suikastında, Trabzon ve İstanbul Emniyet yetkililerini kusurlu bulurken, Ankara´da bir ihmal görmemiştir. Nedim Şener, muhtemelen, Hanefi Avcı´dan beslenerek Ali Fuat Yılmazer´e karşı tavır alıyordu. Araştırmacı bir gazetecinin, aleyhteki raporu görüp, lehteki raporu görmezden gelmesini başka türlü izah etmemiz mümkün değil. Nitekim 31/8/2010´da, Posta gazetesinde, Şener´e ait şu satırlara rastlıyoruz: Cemaat´in İstanbul polisindeki lideri kim diye Avcı´ya sordum. Bana, Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer ve İstihbarat Şube Müdürü Erol´un ismini verdi.

Nedim Şener, tıpkı Hanefi Avcı gibi, Hrant Dink cinayetinden sonra, ihmal yüzünden görevden alınan Ahmet İlhan Güler yerine, Ali Fuat Yılmazer´in getirilmesini, arkadaki Cemaat gücüne bağlıyor ve Güler´in görevden alınmasını, ihmalin neticesi değil, bir tertip gibi gösteriyordu. 31/8/2010 tarihli Posta´daki yazısında, Avcı´nın kitabından alıntıladığı şu görüşlere yer verdi: İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, sahip olduğu güce rağmen, Ali Fuat Yılmazer´in İstanbul´a atanmasını engelleyemedi. Belli amaçları olanlar, diledikleri gibi faaliyette bulunmak isteyenler, bu konuda kendilerine mani olacak bir engeli de ortadan kaldırmış oldular.

İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler´in Dink suikastında ihmali olduğu bilinmesine rağmen, Şener, niçin Hanefi Avcı ile aynı zaviyeden olayı değerlendirdi, Güler´in görevden alınmasını ihmale bağlamak yerine, Cemaat´in oyunu gibi gösterdi?

Amacım, Şener´i suçlamak değil, sadece Ali Fuat Yılmazer hakkındaki bu peşin hükmünün sebebini öğrenmek. Önyargılı olmasaydı, Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları kitabında, sadece Başbakanlık Müfettişlerinin 10/10/2008 tarihli raporlarındaki iddialara dayanmaz, bu iddiaları inceleyerek, soruşturmaya gerek görmeyen Maliye Başmüfettişlerinin 9/11/2009 tarihli raporunu da gerektiği gibi değerlendirirdi.

İnsan bu durumda ister istemez soruyor: Amaç, Dink cinayetindeki gerçek sorumluları mı ortaya çıkarmak, yoksa üzerlerine cemaatçi yaftası yapıştırılan birilerini kusurlu göstererek tasfiye etmeye mi çalışmak? Cevabım, her ikisi de. BİR TAŞLA İKİ KUŞ VURMAK! (Nazlı Ilıcak / Sabah)

(12 Ocak 2012, 13:58)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Hrant Dink cinayeti ve davasıyla ilgili manşetlerimiz

TİB kayıtlarında 5 Dink şüphelisi

Nedim Şener´le ilgili manşetlerimiz

CHP´den mizansen haber siparişi

Dündar´dan sakladı Oda´da çıktı

Nedim Şener´in yalanı ortaya çıktı

Avcı ve Şener´in Dink yalanları

Hanefi Avcı´nın cemaat iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

Ergenekon´un karşı hamlesi Avcı´dan

İşte Hanefi Avcı´nın Ergenekon planı

Avcı ve Şener´in de sanıkları olduğu Odatv, soruşturma ve davasıyla ilgili manşetlerimiz

ODATV İDDİANAMESİNDE ARAMA YAP

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

Odatv ile ilgili manşetlerimiz

Kontrgerilla Medyası

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

Virüs adı: Oda.. Hedefi: Ergenekon´u bozmak

Ergenekon medyası ´karanlık oda´da yapılandırıldı

Sabah Akşam ´Karanlık Oda´yı aydınlattı

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=1583    yazdır/print


 

Avcı ve Şener´in Dink yalanları

Sabah yazarı Nazlı Ilıcak, Ergenekon-Odatv davası tutuklusu gazeteci Nedim Şener´in ´Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları´ kitabındaki bazı çarpıtmaları tespit etmiş. Ilıcak´a göre, Nedim Şener´in Hanefi Avcı´nın yardımıyla kitabına koyduğu bu çarpıtmalardaki amaç, Dink cinayetindeki gerçek sorumluları ortaya çıkarmak değil, üzerlerine ´cemaatçi´ yaftası yapıştırılan bazı polis müdürlerini kusurlu göstererek tasfiye etmeye çalışmak..

Avcı ve Şener´in Dink yalanları

Sabah yazarı Nazlı Ilıcak, Ergenekon-Odatv davası tutuklusu gazeteci Nedim Şener´in ´Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları´ kitabındaki bazı çarpıtmaları tespit etmiş. Ilıcak´a göre, Nedim Şener´in Hanefi Avcı´nın yardımıyla kitabına koyduğu bu çarpıtmalardaki amaç, Dink cinayetindeki gerçek sorumluları ortaya çıkarmak değil, üzerlerine ´cemaatçi´ yaftası yapıştırılan bazı polis müdürlerini kusurlu göstererek tasfiye etmeye çalışmak..

Nazlı Ilıcak (Sabah): Kamuoyunda yer etmiş genel geçer kanaatler vardır. Ama siz biraz derinlemesine incelerseniz, farklı sonuçlara varabilirsiniz. Meselâ, gazeteci Nedim Şener, Hrant Dink davasında ihmali görülen devlet memurlarının ortaya çıkarılması için gayret sarf etti mi? Yoksa yanıltıcı bilgilerle, gerçekleri mi gölgeledi? Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları kitabına bakarsanız, gayret sarf etti diyebilirsiniz. Ama, Hanefi Avcı çizgisinde yer alarak, Ali Fuat Yılmazer´i, Cemaatçi ve kusurlu ilan etmesini göz önünde bulundurursak, hakikati eğip büktüğünü de söyleyebiliriz.

Yazdığım bir kitap dolayısıyla konuyu inceleyince gördüm ki, Şener, Hrant Dink cinayetinde ihmali görülmeyen dönemin İstihbarat Daire Başkanlığı C Şubesi Müdürü Ali Fuat Yılmazer´i ısrarla kusurlu ilan ediyor. Kitabında, sadece Başbakanlık Teftiş Kurulu Müfettişleri Mehmet Akın, Ayşegül Genç ve Yasemin Tuğçe İnan´ın düzenlediği 10/10/2008 tarihli rapora atıfta bulunuyor. Buna mukabil, o rapordan yola çıkarak inceleme yapan İçişleri Bakanlığı Maliye Başmüfettişleri Mehmet Canoğlu ve Mustafa Üçkaya´nın 9/11/2009 tarihli idari soruşturma açılmasına gerek görmeyen raporuna hiç değinmiyor. Oysa, Maliye Başmüfettişleri, Başbakanlık Müfettişlerinin iddialarını inceleyerek şu sonuca varmışlardı: Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı C Şubesi, Trabzon´dan gelen ihbar yazısını arşive kaydetmiş; tasdik ederek ilgili büroya havale etmiş; ilgili büro da evrakın üzerine not düşerek paraflamış, evrakın, gereğini yerine getirecek birime ulaşıp ulaşmadığını kontrol etmiş. Sonuç olarak, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı görevlilerinin Trabzon Emniyet Şube Müdürlüğü´nden gelen yazı ile ilgili görevlerini yerine getirdikleri anlaşılmıştır.

Ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de, Hrant Dink suikastında, Trabzon ve İstanbul Emniyet yetkililerini kusurlu bulurken, Ankara´da bir ihmal görmemiştir. Nedim Şener, muhtemelen, Hanefi Avcı´dan beslenerek Ali Fuat Yılmazer´e karşı tavır alıyordu. Araştırmacı bir gazetecinin, aleyhteki raporu görüp, lehteki raporu görmezden gelmesini başka türlü izah etmemiz mümkün değil. Nitekim 31/8/2010´da, Posta gazetesinde, Şener´e ait şu satırlara rastlıyoruz: Cemaat´in İstanbul polisindeki lideri kim diye Avcı´ya sordum. Bana, Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer ve İstihbarat Şube Müdürü Erol´un ismini verdi.

Nedim Şener, tıpkı Hanefi Avcı gibi, Hrant Dink cinayetinden sonra, ihmal yüzünden görevden alınan Ahmet İlhan Güler yerine, Ali Fuat Yılmazer´in getirilmesini, arkadaki Cemaat gücüne bağlıyor ve Güler´in görevden alınmasını, ihmalin neticesi değil, bir tertip gibi gösteriyordu. 31/8/2010 tarihli Posta´daki yazısında, Avcı´nın kitabından alıntıladığı şu görüşlere yer verdi: İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, sahip olduğu güce rağmen, Ali Fuat Yılmazer´in İstanbul´a atanmasını engelleyemedi. Belli amaçları olanlar, diledikleri gibi faaliyette bulunmak isteyenler, bu konuda kendilerine mani olacak bir engeli de ortadan kaldırmış oldular.

İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler´in Dink suikastında ihmali olduğu bilinmesine rağmen, Şener, niçin Hanefi Avcı ile aynı zaviyeden olayı değerlendirdi, Güler´in görevden alınmasını ihmale bağlamak yerine, Cemaat´in oyunu gibi gösterdi?

Amacım, Şener´i suçlamak değil, sadece Ali Fuat Yılmazer hakkındaki bu peşin hükmünün sebebini öğrenmek. Önyargılı olmasaydı, Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları kitabında, sadece Başbakanlık Müfettişlerinin 10/10/2008 tarihli raporlarındaki iddialara dayanmaz, bu iddiaları inceleyerek, soruşturmaya gerek görmeyen Maliye Başmüfettişlerinin 9/11/2009 tarihli raporunu da gerektiği gibi değerlendirirdi.

İnsan bu durumda ister istemez soruyor: Amaç, Dink cinayetindeki gerçek sorumluları mı ortaya çıkarmak, yoksa üzerlerine cemaatçi yaftası yapıştırılan birilerini kusurlu göstererek tasfiye etmeye mi çalışmak? Cevabım, her ikisi de. BİR TAŞLA İKİ KUŞ VURMAK! ( Nazlı Ilıcak / Sabah)

(19 Eylül 2011, 12:25)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

HRANT DİNK CİNAYETİ VE DAVASIYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Ergenekon ve benzer kritik davaları engelleme girişimleri

Avcı ve Şener´in de sanıkları olduğu Odatv, soruşturma ve davasıyla ilgili manşetlerimiz

Kontrgerilla Medyası

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

Hanefi Avcı´nın cemaat iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

Ergenekon´un karşı hamlesi Avcı´dan

İşte Hanefi Avcı´nın Ergenekon planı

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2849    yazdır/print


 

Hanefi Avcı´nın iddialarına takipsizlik

Özel yetkili Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliği, tutuklu Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın, ´Haliç´te Yaşayan Simonlar, Dün Devlet Bugün Cemaat´ adlı kitabı üzerine, Fethullah Gülen hakkında, ´Anayasal düzeni değiştirmek amacıyla suç örgütü kurmak ve bu örgüte üye olmak´ iddialarıyla başlattığı soruşturma sonucunda ´kovuşturmaya yer olmadığına´ karar verdi. Kararda, ´Kitapta belirtilen hususların soyut iddiadan ibaret olduğu ve delile dayanmadığı´ ifade edildi.

Hanefi Avcı´nın iddialarına takipsizlik

Özel yetkili Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliği, tutuklu Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın, ´Haliç´te Yaşayan Simonlar, Dün Devlet Bugün Cemaat´ adlı kitabı üzerine, Fethullah Gülen hakkında, ´Anayasal düzeni değiştirmek amacıyla suç örgütü kurmak ve bu örgüte üye olmak´ iddialarıyla başlattığı soruşturma sonucunda ´kovuşturmaya yer olmadığına´ karar verdi. Kararda, ´Kitapta belirtilen hususların soyut iddiadan ibaret olduğu ve delile dayanmadığı´ ifade edildi.

Özel yetkili Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliği, tutuklu Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın ´Haliç´te Yaşayan Simonlar, Dün Devlet Bugün Cemaat´ adlı kitabı üzerine, Fethullah Gülen ile kitapta ismi geçen O.H.Ö. hakkında, ´Anayasal düzeni değiştirmek amacıyla suç örgütü kurmak ve bu örgüte üye olmak´ iddialarıyla başlattığı soruşturma sonucunda ´kovuşturmaya yer olmadığına´ karar verdi. Kararda, ´Kitapta belirtilen hususların soyut iddiadan ibaret olduğu ve delile dayanmadığı´ ifade edildi. Özel yetkili Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliği, Avcı´nın kitabını ihbar kabul ederek, Fethullah Gülen ile O.H.Ö. hakkında 20 Ağustos 2010´da soruşturma başlatmıştı.

Edinilen bilgiye göre, ´Anayasal düzeni değiştirmek amacıyla suç örgütü kurmak ve bu örgüte üye olmak´ iddialarıyla yürütülen soruşturma sonucunda ´kovuşturmaya yer olmadığına´ karar verildi. Kararda, kitap ile Avcı´nın başsavcıvekilliğine 29 Ağustos 2010´da verdiği 6 sayfalık ifadesi özetlendi. Avcı´nın, bazı emniyet yetkilileri hakkındaki soruşturmaların ´cemaatin yönlendirmesi sonucunda yapıldığı´ yönündeki iddiaları anımsatılan kararda, bu kişilere ilişkin iddianamelerin incelendiği, bunlara ilişkin soruşturmaların önceden başlatılan projeli soruşturmalar olduğu, teknik takipler yapıldığı, sonrasında operasyon düzenlenerek, soruşturmaların sonuçlandırıldı anlatıldı. Kararda, Avcı´nın kitabında ve ifadesinde bahsettiği konuların somut delillere dayanmadığı, kişi ve yer belirtmeksizin soyut iddiadan oluştuğu ifade edildi.

Soruşturma kapsamında Emniyet Genel Müdürlüğüne yazılan yazıya, ´Kayıtlarımızda yapılan araştırmada 5237 sayılı TCK ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında Fethullah Gülen cemaati adı altında bir örgüte rastlanılmamıştır´ cevabı verildiği bildirilen kararda, O.H.Ö. ve kitapta bahsedilen diğer konularda araştırma yapılması için Emniyet Genel Müdürlüğüne yazı yazıldığı aktarıldı. Buradan alınan ve 3 mülkiye müfettişi ile 1 polis müfettişi tarafından düzenlenen 9 Mayıs 2011 tarihli 105 sayfalık raporda, üst düzey emniyet görevlileri ile kitapta ismi geçen başka emniyet görevlilerinin ifadeleri doğrultusunda, iddialar hakkında adli ve idari yönden yapılacak bir işlem olmadığına karar verildiğinin anlaşıldığı bildirilen kararda, ayrıca Mülkiye Başmüfettişi ile Dernekler Denetçisince düzenlenen 9 Mayıs 2011 tarihli raporda, kitabın 559. sayfasında bahsedilen iddialar konusunda herhangi bir işlem yapılmasına gerek olmadığına karar verildiğinin görüldüğü bildirildi.

O.H.Ö´NÜN EVİNDE ARAMA YAPILDI

Kararda, O.H.Ö´nün 25 Ekim 2010´da alınan 2 sayfalık ifadesi özetlendi. O.H.Ö´nün, şahsıyla ilgili kitaptaki hiçbir iddiayı kabul etmediği belirtilen kararda, mahkeme kararıyla O.H.Ö´nün ev ve iş yerinde yapılan aramada ve bilgisayarının incelenmesinde herhangi bir suç delili bulunamadığına yer verildi. Kararın son bölümünde, şunlar denildi:

´Hanefi Avcı´ya ait kitabın tamamının ve özellikle cemaat isimli bölümünün Hanefi Avcı tarafından Cumhuriyet Başsavcıvekilliğimize verdiği ifadenin ve dosya içerisindeki diğer delillerin incelenmesinde, iddiaların soyut iddialar olup, somut herhangi bir delil ve belgenin sunulmadığı, iddiaların genel olarak yazarın kendi düşünce ve kanaatlerine dayandığı, kendisine geldiğini iddia ettiği bilgi ve belgelerin nereden, kimin tarafından gönderildiği konusunda net bilgiler vermediği, bu nedenlerle kitapta belirtilen hususların soyut iddiadan ibaret olduğu, bu nedenle şüpheliler hakkında kamu davası açmaya yeterli ve inandırıcı başka deliller de bulunmadığından, şüpheliler hakkında, ´Anayasal düzeni değiştirmek amacıyla suç örgütü kurmak ve bu örgüte üye olmak´ iddiaları nedeniyle kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.´ ( Yenişafak)

(27 Mayıs 2011, 13:48)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

Ergenekon´un karşı hamlesi Avcı´dan

İşte Hanefi Avcı´nın Ergenekon planı

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4111    yazdır/print


 

Avcı´lı Devrimci Karargah davaları birleşti

Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, ´terör örgütüne yardım ve yataklık´ ile suçlamasıyla hakim karşısına çıktı. Avcı´nın da sanıklarından olduğu ´Devrimci Karargah´ terör örgütüne yönelik açılan 3. dava Beşiktaş´taki İstanbul 12. Ağır Ceza mahkemesinde başladı. Sanıklardan Tuncay Yılmaz, Avcı´nın işkenceci ve devrimci katili olduğunu ileri sürerek, ´Onun davasının buradan ayrıştırılmasını istiyorum. Çıkarın, cemaatçilikten yargılayın, Ergenekon´dan yargılayın, işkencecilikten yargılayın´ diye konuştu. Diğer sanık Necdet Kılıç ise, 12 Eylül´de kendisini sorgulayan Avcı´nın mert bir insan olduğunu söyledi. Duruşmada savcı, davanın İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki davayla birleştirilmesini istedi. Avcı ve diğer sanıklar birleştirmeye karşı çıktı. Verilen aranın ardından mahkeme heyeti, davanın 9. Ağır Ceza´daki ana davayla birleştirildiğini açıkladı. Sanıklar ve avukatları karara büyük tepki gösterdi.

Avcı´lı Devrimci Karargah davaları birleşti

Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, ´terör örgütüne yardım ve yataklık´ ile suçlamasıyla hakim karşısına çıktı. Avcı´nın da sanıklarından olduğu ´Devrimci Karargah´ terör örgütüne yönelik açılan 3. dava Beşiktaş´taki İstanbul 12. Ağır Ceza mahkemesinde başladı. Sanıklardan Tuncay Yılmaz, Avcı´nın işkenceci ve devrimci katili olduğunu ileri sürerek, ´Onun davasının buradan ayrıştırılmasını istiyorum. Çıkarın, cemaatçilikten yargılayın, Ergenekon´dan yargılayın, işkencecilikten yargılayın´ diye konuştu. Diğer sanık Necdet Kılıç ise, 12 Eylül´de kendisini sorgulayan Avcı´nın mert bir insan olduğunu söyledi. Duruşmada savcı, davanın İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki davayla birleştirilmesini istedi. Avcı ve diğer sanıklar birleştirmeye karşı çıktı. Verilen aranın ardından mahkeme heyeti, davanın 9. Ağır Ceza´daki ana davayla birleştirildiğini açıkladı. Sanıklar ve avukatları karara büyük tepki gösterdi.

´Devrimci Karargah Örgütü´ (DKÖ) üyesi oldukları ve örgüte yardım ettikleri öne sürülen tutuklu eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın da aralarında bulunduğu 22 kişinin yargılanmasına başlandı.İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Hanefi Avcı, Rıdvan Turan, Nejdet Kılıç, Osman Baha Okar, Semih Aydın, Hakan Soytemiz, Oğuzhan Kayserilioğlu, Tuncay Yılmaz, Ulaş Bayraktaroğlu, Ecevit Piroğlu, Kemal Hamzaoğlu, İbrahim Turgut, Özgür Cafer Kalafat ve Günay Kubilay ile tutuksuz sanıklar Önder Sönmez, Özgür Aytulum, Sultan Seçik Kubilay ve Selda Başusta Çalık katıldı. Tutuksuz sanıklar Şenay Avcı ile Akın Tanrıverdi´nin katılmadığı duruşmada, haklarında yakalama emri bulunan Yaman Yıldız ve Salih Mahir Sayın da yakalanamadıkları için hazır edilemedi.

Sesli ve görüntülü kayıt yapılan duruşmada, söz alan İstanbul´da 507 kilo eroinin ele geçirildiği ´Son Tango´ operasyonuna ilişkin dava ile uyuşturucu madde ticaretine ilişkin ´Matador Operasyonu´ davaları kapsamında yargılanan Urfi Çetinkaya´nın avukatı Arzu Yılmaz, müvekkilinin davaya müdahil olarak katılmak istediğini bildirdi. Şenay Avcı´nın avukatı Refik Uçarcı da müvekkilinin mazereti nedeniyle duruşmaya katılamadığını belirterek, Avcı´ya ait sağlık raporunu mahkemeye sundu. Sanıkların kimlik tespitlerinin yapıldığı sırada ne iş yaptığı sorulan Hanefi Avcı, ´Merkez Emniyet Müdürüydüm, ancak seçim nedeniyle emekli oldum´ dedi.

Devrimci Karargah davalarının birleştirilmesi talep edildi

Duruşmada sanıkların kimlik tespiti yapıldı. Mahkeme başkanı Vedat Yılmazabdurrahmanoğlu, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen Devrimci Karargah örgütüne ilişkin birleşen iki davanın iddianamelerinin ve duruşma tutanaklarının dosyaya girdiğini belirterek Savcı Nuri Ahmet Saraç´a görüşünü sordu. Savcı Saraç, iki dosyanın içerik, kapsam ve deliller yönünden usul ve yargılama ekonomisi açısından birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. İki dosya arasında fiili ve hukuki irtibat olduğunu kaydeden Saraç, iki davanın birleştirilmesini talep etti. Tutuklu sanıkların, tutukluluk hallerinin devamını talep eden Saraç, Urfi Çetinkaya´nın müdahillik talebinin suçtan zarar görme vasfı olmadığı gerekçesiyle reddini istedi.

Sanıklar ve avukatları birleştirmeye karşı çıktı

Savcı Saraç´ın birleştirme talebine ilişkin görüşü sorulan avukatlardan Ergin Cinmen, sanıkların savunmalarının birleştirme kararı verilmeden önce alınmasını istedi. Sanıkların 8 aydır tutuklu olduğunu hatırlatan Cinmen, Bu davada bugüne kadar savunma hakkı ayaklar altına alındı. Savunma alınmadan birleştirme kararı verilmesinin tüm hukuk kurallarına aykırı olduğunu düşünüyorum. dedi.

Hanefi Avcı ve Şenay Avcı´nın avukatı Refik Ali Uçarcı da, müvekkilinin bu davaya konu edilmesine neden olan durumlar ile İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki davanın hiçbir ilgisi olmadığını savunarak, O davada, öldürme ve patlama olayları vardır. Halbuki bu davada hiçbir eylemsel faaliyet söz konusu değildir. Birleştirme ile bu davanın sanıklarının o davadaki eylemlerle ilişkilendirilmesi söz konusu olacaktır. diye konuştu. Avcı´nın Ergenekon terör örgütü üyeliği ile tutuklandığını ve yapılan itirazın reddedilmesi kararına muhalefet eden mahkeme başkanının karşı oyunun dikkate alınması gerektiğinin altını çizen Uçarcı, Mahkeme başkanının 5 sayfalık gerekçesi dikkate alındığında müvekkilimin bu davaya dahlinin söz konusu olmadığı ortaya çıkacaktır. diye konuştu.

Avcı´nın diğer avukatı Armağan Gayretli ise, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki davanın örgütle ilgili olduğunu, ancak müvekkilinin örgütle hiçbir ilgisi olmadığını savundu.

Bazı sanıkların avukatı olan Ercan Kanar, birleştirme talebinin hukuki ve bilimsel gerçeklikle örtüşmediğini savunarak, Bu yargılama yükünden kurtulma amacı taşımaktadır. Bu dava ile diğer dava arasında isim benzerliği dışında bir bağ yoktur. dedi. Sanıkların birçoğunun Sosyalist Demokrat Parti (SDP) üyesi olduğunu belirten Kanar, Ergenekon tipi örgütlenmelere karşı olan SDP, Ergenekon iddiasıyla ilişkilendirilmek isteniyor ve bir emniyet müdürü ile bu sanıklar bir araya toplanıyor. şeklinde konuştu.

Sanıklardan Tuncay Yılmaz, Devrimci Karargah örgütü ile bu davanın sanıklarının siyasal faaliyetlerinin hiçbir şekilde örtüşmediğini ileri sürdü. Yılmaz, Evet, buradaki sanıkların hepsi devrimci ve sosyalist. Ama bu arkadaşların hiçbirinin örgütle ilgisi yok. dedi. Normal yaşantısında asla üst üste konulamayacağı Hanefi Avcı ile bir araya getirildiğini anlatan Yılmaz, Hanefi Avcı işkencecidir, devrimci katilidir. Onun davasının buradan ayrıştırılmasını istiyorum. Çıkarın, cemaatçilikten yargılayın, Ergenekon´dan yargılayın, işkencecilikten yargılayın. diye konuştu.

12 Eylül döneminde 8 yıl hapis yattığını, işkence gördüğünü hatırlatan sanıklardan Necdet Kılıç, 12 Eylül´de 3,5 ay sorgumda Hanefi Avcı vardı. Benim kinim Hanefi Avcı´ya değil, sistemedir. Benim nazarımda o mert bir insandır. Çünkü bunun devlet politikası olduğunu söylemiştir. Bu davanın özü, Avcı´nın yazdığı Simon kitabıdır. Bu komplo davasıdır. Davanın özü, Hanefi Avcı´dan dolayı SDP´nin itibarsızlaştırılmasıdır. iddiasında bulundu.

Sanıklardan Sultan Kubilay da Ben zaten cezalandırıldım bir işkenceci ile aynı sanık sandalyesine oturtularak. şeklinde tepkisini dile getirdi.

Dosyada bugüne kadar gizlilik kararı olduğunu söyleyen Hanefi Avcı ise, Biz bir meçhule karşı kendimizi savunmaya çalıştık. Evraklar içinde maddi hatalar olan evraklar vardı. Biz bunları ortaya koyalım ki, siz ona göre birleştirme talebini değerlendirin. Ben 35 yıllık emniyetçiyim. Hayatım terör örgütleri ile mücadelede geçti. Kimin ne olduğunu bilirim. Diğer dava ile bu arkadaşların bir bağı yok. Hiçbir irtibat yok. O bakımdan bizi dinlemenizi rica ediyorum. dedi.

Mahkeme, birleştirme talebini değerlendirmek için duruşmaya 1,5 saat ara verdi. ( Cihan)

15.25: Devrimci Karargah davaları birleşti

Verilen aranın ardından mahkeme heyeti, davanın 9. Ağır Ceza´daki ana davayla birleştirildiğini açıkladı. Sanıklar ve avukatları karara büyük tepki gösterdi. Bazı sanık avukatları cübbelerini çıkartarak kürsünün önüne bıraktı. Davaların birleştirildiği yönündeki kararı okuyan mahkeme başkanı, slogan atan sanıkların dışarı çıkartılmasını istedi. Salonda gerginlik yaşandı.İçeride yaşanan bu gerginliğin ardından sanıkları taşıyan cezaevi aracı da Devrimci Karargah terör örgütü sempatizanları tarafından saldırıya uğradı. Adliyenin önünde çok sayıda gösterici polis arabası ve cezaevi aracının dışarı çıkmasını engelliyor. Polisin şimdilik temkinli yaklaştığı göstericilere Beşiktaş meydanı yönünden yeni katılımlar oluyor.

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen davanın ilk duruşmasında, mahkeme başkanı Vedat Yılmazabdurrahmanoğlu, Savcı Nuri Ahmet Saraç´ın iki davanın birleştirilmesi yönündeki mütalaası üzerine verilen kararı okumaya başladı. Yılmazabdurrahmanoğlu, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen Devrimci Karargah ana davasıyla bugünkü davanın birleştirildiğine karar verildiğini açıkladı. Bu sırada sanık avukatları, Kararı dinlemiyoruz. diyerek cübbelerini çıkartıp kürsünün önüne bıraktı. Sanıklar da, ´Hücreler bizi yıldıramaz´, ´Yaşasın devrim ve sosyalizm´ şeklinde slogan atmaya başladı. İzleyiciler de sanıkla ve avukatlara alkışlarla destek verdi. Bunun üzerine mahkeme başkanı, salonun boşaltılmasını istedi. Sanıklar ve avukatları jandarma görevlilerine direnince arbede yaşandı. Adliyeden çıkan izleyiciler de bahçede slogan attı.

Ceza istemleri

İddianamede, tutuklu sanık eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın, ´Devrimci Karargah terör örgütü ve mensuplarına yardım´ suçundan 7,5 ile 15, ´yargı görevini yapanı etkileme´ suçundan 3 ile 6, ´soruşturmanın gizliliğini ihlal´ suçundan 1,5 ile 4,5, ´terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme´ suçundan 1 ile 3, ´ikametinde ele geçirilen ruhsatsız silahlar nedeniyle 6136 sayılı Yasa´ya muhalefet´ suçundan 7,5 ile 12 ve ´zincirleme şekilde kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme´ suçundan da 2 yıl 10 ay ile 11 yıl 3 ay olmak üzere toplam 23 yıl 4 ay ile 51 yıl 9 ay arasında değişen hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Avcı´nın eşi Şenay Avcı´nın da ´ikametinde bulunan birden fazla ruhsat süreleri dolmuş silahı bulundurma´ suçundan 7,5 ile 12 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Hanefi Avcı´nın kullandığı telefon hattının sahibi olduğu öne sürülen tutuklu sanık Nejdet Kılıç´ın, ´Devrimci Karargah terör örgütü üyesi olmak´ suçundan 7,5 ile 15 ve ´6136 sayılı yasada belirlenen bıçakları izinsiz bulundurmak´ suçundan 1,5 ile 3 yıl olmak üzere toplam 9 ile 18 yıl arasında hapse çarptırılması öngörülüyor.

Osman Bahar Okar, Semih Aydın, Hakan Tanrıverdi, Önder Sönmez, Oğuzhan Kayserioğlu, Özgür Aytulum, Günay Kubilay, Ecevit Piroğlu, Kemal Hamzaoğlu, Sultan Çelik Kubilay, Özgür Cafer Kalafat, Yaman Yıldız ve Selda Başusta´nın, ´Devrimci Karargah terör örgütü üyesi olmak´ suçundan 7,5 ile 15´er yıl arasında hapisle cezalandırılması istenen iddianamede, sanıklar Rıdvan Turan ve Salih Mahir Sayın´ın ´Devrimci Karargah terör örgütü üyesi olmak´ ve ´Ateşli Silahlar Kanunu´na muhalefet´ suçlarından 9 ile 19,5´ar yıl arasında hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor.

İddianamede, Hakan Soytemiz, Tuncay Yılmaz, Ulaş Bayraktaroğlu, İbrahim Turgut´un da ´Devrimci Karargah terör örgütü üyesi olmak´, ´sahte kimlik bulundurmak´, ´İzinsiz toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılmak´, ´İzinsiz toplantı ve gösteri yürüyüşünde molotofkokteyli taşımak ve atmak´, ´6136 sayılı Kanun´a muhalefet etmek´ suçlarından 3 ile 30 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırılması öngörülüyor.

Devrimci Karargah konulu üç dava açıldı

Devrimci Karargah Terör Örgütü´ne dair bugüne kadar 3 adet iddianame hazırlandı. Bunlardan 1. ve 2. iddianameler İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi´ne sunuldu ve kabul edildi. İlerleyen süreçte bu iki dava birleştirildi. Davası halen görülmekte ve bir duruşması da dün yapıldı. Örgüte dair hazırlanan ve Hanefi Avcı´yı da içeren 3. iddianame ise İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Davanın görülmesine bugün Beşiktaş´taki adliyede başlandı.

Emin Arslan: Herkes Avcı´ya kefil

Duruşmayı izlemek için CHP Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ile eski Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan da adliyeye geldi.Eski Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan, basın mensuplarının soruları üzerine Hanefi Avcı gibi bir insana bırakın Türkiye´de dünyada herkesin kefil olacağını söyledi. Hanefi Avcı´ya yapılan bu iddialar, zamanla, mantıkla, mekanla hakikaten uyuşacak bir şey mi? diye soran Arslan, konunun saatlerce konuşulabilecek, tartışılacak, değerlendirilebilecek kadar kapsamlı olduğunu, ayak üstü yapılacak değerlendirmelerin yanlış yorumlara neden olabileceğini söyledi. Arslan, Hanefi beyin şu andaki yaşadığı süreç, ne zamanla ne mekanla ne mantıkla bağdaşacak bir süreç. Hepiniz biliyorsunuz dedi.

Bir gazetecinin, Sizce neden kaynaklandı Hanefi Avcı olayı? şeklindeki sorusunu Arslan, Hepiniz neden kaynaklandığını biliyorsunuz. Bakın demin açıkladım, saatlerce bunu anlatmamız lazım diye cevapladı. O sizin için ben yaparım o yapmaz demişti şeklindeki hatırlatma üzerine de Arslan şunları söyledi: Sade benim demem kafi değil, ben bunu her zaman her yerde gönlümü gere gere söylerim. Hepiniz biliyorsunuz, Türkiye´deki bütün çeteleşme, karanlık konular ve benzeri konuları aydınlatan, bu gibi konuların üzerine giden insan Hanefi Avcı´dır. Ama şu anda yaşadığı süreci de görüyorsunuz, Hanefi Avcı´nın neler yaşadığını da hepiniz görüyorsunuz.Siz kefil misiniz? şeklindeki soru üzerine Emin Arslan, Ben her zaman kefilim. Kime sorsanız, herkes de Hanefi Avcı´ya kefildir dedi.

Bir gazetecinin Sizin tutukluluğunuz, Sabri Uzun´un, Avcı´nın yaşadığı süreç hepsi birbiriyle bağlantılı mı acaba? şeklindeki soru üzerine Arslan, bunun uzun uzun anlatılacak bir konu olduğunu, kısa bir demeçle anlatılmasının mümkün bulunmadığını kaydetti.Arslan, Yaşanan sürecin çok örneklerini gördük, hepimiz de görüyoruz, ama Hanefi Avcı´daki örnekleri bizler de yaşadık, bunlar bunun numunesidir. Neler olduğunu hepiniz biliyorsunuz. Artık kelimelerin veya belirli başlıkların arkasına saklanarak, gerçekleri gizlemenin bir anlamı yok. Ben iddialarla ilgili palyatif konulara girmek istemiyorum. Kendi mahkemesi de devam eden bir kişiyim. Bunlar yanlış yorumlanır, yanlış değerlendirilir. O yüzden ben size genel perspektifi söyledim. Bunlar çok açık, toplantılarda, oturumlarda, yorumlarda değerlendirme yazılarında ortaya konulabilecek konular. Ama her şey açık, aslında bu soruları sorarken siz de cevabını biliyorsunuz diye konuştu.

Hanefi Avcı´nın derin operasyonları

Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın sol bir örgüte yardım yataklıktan tutuklanması tüm Türkiye´yi şok etti. Ömrü sol örgütlerle mücadele ile geçen bir polis müdürünün bu suçlamayla tutuklanması gerçekten de şaşırtıcıydı. Ancak ilerleyen süreçte ortaya çıkan ayrıntılar, Hanefi Avcı´nın tanınan kişiliğinden daha farklı olduğunu, ´derin bir müdür´ olduğunu gösteriyordu. Bugünkü davanın iddianamesinde de delillendirildiği gibi, haklarında polis takibi olduğunu haber alınca Devrimci Karargah örgütüne polis takibinden kurtulması için telefonla ve yazdığı kitapla taktikler vermiş, kaçmalarını sağlamıştı. Yazmakta olduğu bilinen kitabına birden ek bölümler ekleyerek şok iddialarda bulunması da, polis takibini öğrenmesi üzerine karşı hamle olarak yorumlandı. Avcı´nın diğer derin ilişkileri bir bir ortaya çıkmaya başladı. Yıllar önce Kartal´da Dev-Sol örgütünün hücre evine düzenlenen operasyonda ´Bedri Yağan´ grubunun çatışma olmaksızın infaz edildikleri iddia ediliyordu. Bu iddialara son olarak Susurluk ekibinde yer alan özel timci Ayhan Çarkın katıldı. O operasyonu Hanefi Avcı´nın yönettiği ortaya çıktı. İddialara göre Bedri Yağan grubu infaz edilerek tasfiye edildi ve Dev-Sol örgütü, derin devletin kontrolündeki Dursun Karataş grubunun hakimiyetine sokuldu. Diğer taraftan tartışmalar ´Devrimci Karargah´ örgütü üzerinde de yapıldı. Ergenekon soruşturması sürecinde ortaya çıkan ve gerçekleştirdiği birkaç saldırı ile Ergenekon´un taşeron örgütü olmakla itham edilen bu örgüte Sol kesimler şüphe ile yaklaştı. Yeni ortaya çıkan bu örgütü derin ve karanlık bir örgüt olarak niteleyen Sol kesimin şüpheleri de aslında resmi belirginleştiriyor: Tüm bu olaylarda derin bir elin olduğu, Ergenekon davalarının giderek genişlemesiyle tasfiye olmaya yaklaştıklarını gören bu gücün karşı hamlelerde bulunduğu söylenebilir.

(13 Nisan 2011, 11:22)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

İşte 120 sayfalık Devrimci Karargah 3. iddianamesi

Devrimci Karargah Örgütü manşetlerimiz

DEVRİMCİ KARARGAH 3. İDDİANAMESİNDE ARAMA YAP

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

DKÖ iddianamesine kabul: Avcı sanık

Flaş!!! Avcı´ya ´Devrimci Karargah´ gözaltısı

Avcı´nın ´Derin Sol´ infazı kesinleşti: Kafalarına sıkılmış

Ergenekon ve Derin-Sol infazlar

Avcı, Derin-Sol´un önünü açtı

Çarkın: Karataş, istihbaratla geziyordu

Çarkın: Avcı Ergenekon´un merkezinde

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

Ergenekon´un karşı hamlesi Avcı´dan

İşte Hanefi Avcı´nın Ergenekon planı

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5242    yazdır/print


 

Peker´den Avcı´ya ağır suçlamalar

´Suç örgütü lideri olmak´ suçlamasıyla cezaevinde bulunan Sedat Peker, Devrimci Karargah terör örgütü davasının tutuklu sanığı eski polis müdürü Hanefi Avcı´yla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Dev-Solcu Bedri Yağan´ın ölümünde Avcı´nın parmağı olduğunu ileri sürdü: ´Öldürenler polis değil, itirafçılardı. Benim yanıma yolladığı itirafçıları o operasyonlarda kullanıyordu.´

Peker´den Avcı´ya ağır suçlamalar

´Suç örgütü lideri olmak´ suçlamasıyla cezaevinde bulunan Sedat Peker, Devrimci Karargah terör örgütü davasının tutuklu sanığı eski polis müdürü Hanefi Avcı´yla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Dev-Solcu Bedri Yağan´ın ölümünde Avcı´nın parmağı olduğunu ileri sürdü: ´Öldürenler polis değil, itirafçılardı. Benim yanıma yolladığı itirafçıları o operasyonlarda kullanıyordu.´

Çete suçundan Silivri Cezaevi´nde yatan Sedat Peker, haftalık haber dergisi Aksiyon´a konuştu. Devrimci Karargah terör örgütü davasında yargılanan eski istihbaratçı Hanefi Avcı´nın bir dönem JİTEM adına çalışan itirafçıları nasıl kullandığını ve kendisini nasıl yönlendirdiğini ayrıntılarıyla anlattı. Kendisinin mahkemede vereceği ifadeden sonra Avcı´nın Ergenekon davasında ´yöneticilikten´ yargılanacağını söyledi.

Aksiyon Dergisi´nin bugün piyasaya çıkan sayısında yer alan röportajın bazı bölümleri şöyle: Avcı´nın ´Pala Şeref´ lakaplı başkomiseri ile irtibat halindeydik. Benim yanıma gelen itirafçıların isimleri Süleyman ve kardeşi Cemal Öğer, Ali Ozansoy´un kardeşi, Hüseyin Tilki, Hidayet Bozyiğit ve başka birkaç kişiydi. Devlete faydaları olduğu için bu arkadaşlarla ilgilendim. Adanalı işadamı Hayrettin Alp bana gelerek itirafçıların benim yakınım olduğunu duyduğunu söyledi. Ahbabı olan Kanal 6´nın eski sahibi Mehmet Kurt´tan bir arsa için avanta istiyorlarmış. ´Bu arkadaşları tanıyorum; ancak onlar Hanefi Avcı´nın ekibi´ dedim. Mehmet Kurt da araya tanıdıklar koyarak Avcı´nın yanına gitmiş. Avcı, ´Benim ekibim değiller, ancak devlete faydaları oldu.´ demiş. Kontrolsüz ve tehlikeli olduklarını söylemeyi de unutmamış. Yani bu olayı bir şikayet olarak kabul edip resmiyete koyacağına, adama bir de para ödesin diye telkinlerde bulunmuş. Mehmet Kurt´tan büyük para alındı. Ben ifade verdikten sonra Avcı bunlardan da yargılanacak, çünkü yağma suçuna iştirak etme durumu var. Mesela Tatlıcı ailesinin bir alacağı için içecek fabrikası olan bir adamı rahmetli Hidayet Bozyiğit ve bir iki itirafçı bel üstünden vurarak ağır yaralamıştı. Bu olayı da faili meçhul olarak Hanefi Avcı kapattı. Ancak vereceğim ifadeden sonra herhalde bu dosyalar tekrar açılacaktır.

´Avcı, Ergenekon´da yönetici´ iddiası

Dev-Sol içinde tasfiye edilen Bedri Yağan´ın ve diğerlerinin tüm bitişik atış raporları çatışmada ölmediklerini, infaz edildiklerini gösteriyor. Öldürenler polis değil, bu itirafçılardı. Benim yanıma yolladığı itirafçıları o operasyonlarda kullanıyordu. En son temizliği yani imha işini onlar yapıyordu. Bunu bana itirafçı ekibinin sözcüsü konumunda olan Süleyman Öğer anlattı... Hanefi Avcı ve itirafçı ekibiyle ilgili mahkemede açıklamalarda bulunacağım. Zaten savcılığın bunun üzerine otomatik olarak harekete geçeceğini düşünüyorum. O zaman kendisi (Avcı) zannederim Ergenekon üyeliğinden değil, yöneticiliğinden yargılanacaktır.

Sedat Peker, son dönemde yaşanan tutuklamaları da olumlu bulduğunu anlatıyor. Şöyle konuşuyor: Elinde silah olan biri en fazla 5-10 kişiyi öldürebilir. Ancak elinde kalemini silah olarak kullanan kişi kitleleri birbirine düşman edip birçok kişinin ölümünden sorumlu olabilir. ( Zaman)

DEVRİMCİ KARARGAH DAVASI 13 NİSAN´DA BAŞLIYOR

Devrimci Karargah Örgütü (DKÖ) soruşturması kapsamında tutuklu eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın da aralarında bulunduğu 22 kişinin yargılanmasına 13 Nisan Çarşamba günü başlanacak. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmesine başlanacak olan davanın 120 sayfalık iddianamesinde, şüpheli Hanefi Avcı´nın Haliçte Yaşayan Simonlar Dün Devlet Bugün Cemaat isimli kitabında bazı telefonların hukuka aykırı dinlendiği yönündeki iddiasına örnek gösterdiği bölümde, şüpheli Nejdet Kılıç´ın dinlenmekte olan telefon numaraları ile bu şüphelinin irtibatlı olduğu diğer şüphelilere yönelik yapılan fiziki ve teknik takibin deşifre edildiği belirtiliyor.

Avcı´nın kitabının ardından, şüphelilerin telefon dinlemeleri konusunda birbirlerini uyardıkları ve teknik takip çalışmalarına karşı önlem aldıkları belirtilen iddianamede, Kılıç ve Avcı´nın bu konuya ilişkin yaptıkları telefon görüşmeleri özetleniyor.

Avcı´nın soruşturmaya ilişkin bilgileri deşifre etmesinin ardından Nejdet Kılıç´ın Beyoğlu´ndaki evinde yapılan aramada elde edilen el yazımı dokümanlarda soruşturmanın tarih ve sayısının yer aldığı notların ele geçirildiği belirtilen iddianamede şöyle deniliyor:

Hanefi Avcı, Nejdet Kılıç ile yaptığı telefon görüşmelerinde, ´Nejdet´in, savcılığa dilekçe vermesi gerektiğini, hakkında eski dinleme kararı bulunduğunu, dinleme ile ilgili yeni bir karara ulaştığını, telefonun Nejdet Kılıç´ın üzerine olmasına rağmen dinlemenin başkasının adına alındığını, bunu yapanların İstanbul İstihbarat Şubesi olduğunu, dinleme harici takip de yaptıklarını, takibi yapanların normal polis olmadığını, cemaatin adamları olduğunu, bunu da dilekçesinde belirtmesi gerektiğini´ söylemiş, mahkeme tarafından verilmiş gizli belge niteliğini taşıyan mahkeme kararını usulsüz olarak elde ettiği ve Devrimci Karargah terör örgütü şüphelisi Nejdet Kılıç ile bunları paylaştığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın Devrimci Karargah Örgütü ve şüphelilerine yardımda bulunduğu tespit edilmiştir.

Hanefi Avcı´nın yazdığı kitapta, kamuoyunda, Ergenekon ve Balyoz Planı adıyla bilinen önemli soruşturma ve kovuşturmaların kesin hükümle sonuçlanmadan önce süreç içerisinde savcı, hakim, mahkeme, bilirkişi veya tanıkları etkilemek amacıyla yazılmış bölümlerin mevcut olduğu belirtilen iddianamede, yine kitapta, terörle mücadele eden savcı, hakim ve kolluk kuvvetlerine suç isnadı yapıldığı, yetkilileri hedef gösteren bölümlerin olduğu kaydediliyor.

Hanefi Avcı´nın eşi Şenay Avcı´nın adına ruhsat süreleri dolmuş olan silahlara, Hanefi Avcı´nın görevi nedeniyle ve görev yeri itibariyle ruhsat tanzim edildiği belirtilen iddianamede, silahların iadesi hususunda Hanefi Avcı´ya gerekli tebligatın yapılmasına rağmen silahların iade edilmediği anlatılıyor.

Avcı çiftinin belirtilen silahları yasal hükümlere aykırı olarak ikametlerinde bulundurmaya devam ettikleri belirtilerek, Şenay Avcı´nın örgütsel bir irtibatı olmamasına rağmen, şüphelilerin hukuki durumlarının birlikte değerlendirilmesi bakımından şüpheli Şenay Avcı hakkında da soruşturma kapsamında iddianame düzenlenmesinin uygun olacağı değerlendirildiğinden hakkında iddianame düzenlenmiştir denildi.

Nejdet Kılıç´ın, Devrimci Karargah terör örgütünün devrimci gruplar ile yan yana durup iş yapma stratejisinin gereği olarak sol terör örgütlerinde kurucu, aktif ve sorumlu düzeyde faaliyet yürütmüş bir kısım kişileri buluşturmaya çalıştığının belirlendiği kaydedilen iddianamede, Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) Genel Başkanı Rıdvan Turan´ın, Devrimci Karargah terör örgütü amaç ve hedefleri doğrultusunda faaliyet yürüttüğü, bu örgütün üyesi olduğu kanaatine varıldığı kaydediliyor.

Ceza istemleri

İddianamede, tutuklu sanık eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın, Devrimci Karargah terör örgütü ve mensuplarına yardım suçundan 7,5 ile 15, Yargı görevini yapanı etkileme suçundan 3 ile 6, soruşturmanın gizliliğini ihlal suçundan 1.5 ile 4,5, terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme suçundan 1 ile 3, ikametinde ele geçirilen ruhsatsız silahlar nedeniyle 6136 sayılı yasaya muhalefet suçundan 7,5 ile 12 ve zincirleme şekilde kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme suçundan da 2 yıl 10 ay ile 11 yıl 3 ay olmak üzere toplam 23 yıl 4 ay ile 51 yıl 9 ay arasında değişen hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Avcı´nın eşi Şenay Avcı´nın da ikametinde bulunan birden fazla ruhsat süreleri dolmuş silahı bulundurma suçundan 7.5 ile 12 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Hanefi Avcı´nın kullandığı telefon hattının sahibi olduğu öne sürülen tutuklu sanık Nejdet Kılıç´ın, Devrimci Karargah terör örgütü üyesi olmak suçundan 7,5 ile 15 ve 6136 sayılı yasada belirlenen bıçakları izinsiz bulundurmak suçundan 1,5 ile 3 yıl olmak üzere toplam 9 ile 18 yıl arasında hapse çarptırılması öngörülüyor.

Osman Bahar Okar, Semih Aydın, Hakan Tanrıverdi, Önder Sönmez, Oğuzhan Kayserioğlu, Özgür Aytulum, Günay Kubilay, Ecevit Piroğlu, Kemal Hamzaoğlu, Sultan Çelik Kubilay, Özgür Cafer Kalafat, Yaman Yıldız ve Selda Başusta´nın, Devrimci Karargah terör örgütü üyesi olmak suçundan 7,5 ile 15´er yıl arasında hapisle cezalandırılması istenen iddianamede, sanıklar Rıdvan Turan ve Salih Mahir Sayın´ın Devrimci Karargah terör örgütü üyesi olmak ve ateşli silahlar kanununa muhalefet suçlarından 9 ile 19.5´ar yıl arasında hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor.

İddianamede, Hakan Soytemiz, Tuncay Yılmaz, Ulaş Bayraktaroğlu, İbrahim Turgut´un da Devrimci Karargah terör örgütü üyesi olmak, sahte kimlik bulundurmak, İzinsiz toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılmak, İzinsiz toplantı ve gösteri yürüyüşünde molotofkokteyli taşımak ve atmak, 6136 sayılı kanuna muhalefet etmek suçlarından 3 ile 30 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırılması öngörülüyor. ( Zaman)

(11 Nisan 2011, 10:20)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Avcı´nın ´Derin Sol´ infazı kesinleşti: Kafalarına sıkılmış

Avcı, Derin-Sol´un önünü açtı

Ergenekon ve Derin-Sol infazlar

Çarkın: Karataş, istihbaratla geziyordu

Çarkın: Avcı Ergenekon´un merkezinde

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

Ergenekon´un karşı hamlesi Avcı´dan

İşte Hanefi Avcı´nın Ergenekon planı

İşte 120 sayfalık Devrimci Karargah 3. iddianamesi

Devrimci Karargah Örgütü manşetlerimiz

DEVRİMCİ KARARGAH 3. İDDİANAMESİNDE ARAMA YAP

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

DKÖ iddianamesine kabul: Avcı sanık

Flaş!!! Avcı´ya ´Devrimci Karargah´ gözaltısı

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5233    yazdır/print


 

Karargahın tespih taneleri

Ahmet Şık´ın ´İmamın Ordusu´ kitabını okumadıklarını itiraf edenler saatlerce yorum yapabiliyor. Şık´a yazdırılan kitapta da tıpkı Avcı´ya yazdırılan satırlar gibi onlarca bölüm var. Soruşturmaları kapatıp, gerçek katillere ulaşılmasını engelleme çabası satır satır kendini ele veriyor. Kimse bana İmamın Ordusu kitabının, cemaatle ilgili olduğu palavrasını anlatmasın. Kimse de kitabı okumadan konuşmasın.

Karargahın tespih taneleri

Ahmet Şık´ın ´İmamın Ordusu´ kitabını okumadıklarını itiraf edenler saatlerce yorum yapabiliyor. Şık´a yazdırılan kitapta da tıpkı Avcı´ya yazdırılan satırlar gibi onlarca bölüm var. Soruşturmaları kapatıp, gerçek katillere ulaşılmasını engelleme çabası satır satır kendini ele veriyor. Kimse bana İmamın Ordusu kitabının, cemaatle ilgili olduğu palavrasını anlatmasın. Kimse de kitabı okumadan konuşmasın.

Mehmet Baransu (Taraf): Ahmet Şık´ın bilgisayarında çıkan kitap taslağı çok tartışmalara neden oldu. Şık´ın tutuklanması, kitaba el konulması, kopyaların alınıp ardından bilgisayardaki nüshalarının silinmesi tartışılırken, kitabın içeriğine hiç girilmedi. Kitabı okumayanlar günlerce kamuoyunda içerik tartışmaları yaptı. Televizyonda saatlerce kitap tartışıldı. Ne programı yapanlar ne de konuk olanlar, kitabı okumadıklarını itiraf ediyor ancak okumadıkları kitap üzerine saatlerce yorum yapabiliyorlardı. Kitabın ismi İmamın Ordusu´ydu ve “cemaatin devleti ele geçirmesi” anlatılıyor olabilirdi. Tüm yorumlar, pozisyon almalar bu düşünceden hareketle yapıldı.

Kitabın internete düşen sansürlenmiş halinin yanı sıra sansürlenmemiş Şık´ın “Ben yazdım” dediği ancak ikinci, üçüncü isimlerin yazdığı net olarak anlaşılan notlu orijinal halini de okudum. (Şık birkaç gün önce bu notların kendisine ait olmadığını itiraf etti.) Kitabı okumadan televizyon programları yapan, köşelerinde yazı yazanların ortaya çıkardıkları toz-bulut içerisinde gerçeklerin gözden kaçtığını fark ettim.

Kitapta, bundan yıllar önce 2001 yılında Ergenekonculara karşı soruşturma ve operasyon için izin istendiği, ancak dönemin Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun´un buna izin vermediği anlatılıyordu. İsterseniz önce kitapta yer alan satırları okuyalım ve ardından da bu izin vermemenin ne anlama geldiğini irdeleyelim.

Orijinal kitabın 244. sayfası: “Dayı kod adlı bir kişiyle görüştüğü iddiasını açıklayan Serdar Öztürk, (İrticayla Mücadele Eylem Planı ofisinde yakalanan malulen emekli asker. - M.B.) iddianamede ´dayı´ olarak belirtilen kişinin Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanı Sabri Uzun olduğunu söyledi. Serdar Öztürk yıllar önce Sabri Uzun ile yardımcısı Recep Güven arasında geçen bir konuşmayı aktardı: Sabri Uzun, Recep Güven´in kendisine yıllar önce Ergenekon belgelerini gösterdiğini söyledi. Sabri Uzun bu belgelerin saçma sapan şeyler olduğunu söylemiş. Recep Güven ısrar edince ´Tamam getir. Ben bizzat Genelkurmay´a kendim götüreceğim´ diyor. Recep Güven ´TSK kendi içini temizlemez´ diye yanıtlayınca küfür edip kovuyor.”

Kitapta bu olayın öncesi ve sonrası yaşanan gelişmeler, Tuncay Güney´de 2001 yılında çıkan belgeler, hazırlanan örgüt şeması, dönemin Ege Ordu Komutanı şimdilerin Balyoz sanığı Orgeneral Çetin Doğan´ın bu örgüt şemasındaki yeri gibi onlarca bilgi var. Kitapta, örgüt içerisinde üst rütbeli askerler olduğu, Uzun´un “Bu şemanın hukuki bir tarafı yok” diyerek, olayı kapatması, soruşturmaya izin vermemesi de anlatılıyor.

Kitaba bu bölümün alınmasının nedeni, bugün bu belgelere dayanılarak yapılan Ergenekon soruşturmasının altının boş olduğu izlenimi vermek. Kitabın Ergenekon´la ilgili her satırında bu amaç kendini ele veriyor. Bu proje kitabı hazırlayan ve Şık´a verenler, operasyonların altını boşaltalım derken, farkında olmadan bir gerçeği de faş ediyorlar.

Gelin, Tuncay Güney´in yakalanması ve bir depoda sakladığı belgelerin ele geçirilmesi sonrası üst rütbeli askerlerden korkmayıp soruşturma açılması durumunda neler olacağını hep birlikte düşünelim:

Danıştay saldırısı, Zirve katliamı, Rahip Santoro cinayeti, 110 ayrı kiliseye yapılan saldırı kesinlikle olmayacaktı. Hrant Dink hayatta, çok sevdiği eşi ve çocuklarıyla beraber olacaktı.

Hanefi Avcı´nın kitabından küçük bir alıntıyla aslında ne demek istediğimi açayım: “Geçmişte Türkiye´de meydana gelen pek çok olayın Malatya´daki Zirve Yayınevi katliamı, Rahip Santora cinayeti Ergenekon örgütü tarafından yapıldığı iddia edilerek, epey bir süredir uydurma tanık vs. aranmaya başlandığı net olarak görülüyor. Amacın olayları aydınlatmak değil, Ergenekon´la irtibatlandırmak olduğu açıkça ortadadır.”

Sanırım bu satırlar sözün bittiği yer. Bundan günler önce Zirve katliamının ardında kimlerin olduğu, ses kayıtlarıyla da ortaya çıktı. Katliamdaki düğümler çözüldü ve olayın ardındaki askerlere ulaşılmaya başlandı. İsmi Ergenekon´la özdeşleşen diğer askerlerin katliamdaki rolünün ortaya çıkması ise an meselesi.

Şimdi cinayetlerin ardındakilerin, soruşturmaların gerçek katillere -yani kendilerine- ulaşmaması için neden bir biri ardına proje kitaplar hazırlattıklarını anladınız mı? Gerçek aslında çok uzakta değil, bir adım yakınımızda. Hanefi Avcı kitabında Zirve katliamının ardından şu minvalde cümleler yazmıştı; “Bu soruşturmaları cemaat yürütüyor ve hakimler, savcılar, polisler görevden derhal alınmalı.”

Avcı, yine aynı kitabında Dink cinayetiyle ilgili olarak da “Dink cinayeti her yönüyle en ince teferruatına kadar araştırılmıştır, karanlıkta kalan hiçbir yanı bulunmayan bir olaydır” demişti. Zirve katliamını, Hrant Dink cinayetinde askerlerin rolü, Avcı´dan daha güzel, bir başka isme kamufle ettirilip, kapattırılamazdı. Yapılan da buydu zaten.

Şık´a yazdırılan kitapta da tıpkı Avcı´ya yazdırılan satırlar gibi onlarca bölüm var. Soruşturmaları kapatıp, gerçek katillere ulaşılmasını engelleme çabası satır satır kendini ele veriyor. Kimse bana İmamın Ordusu kitabının, cemaatle ilgili olduğu palavrasını anlatmasın. Kimse de kitabı okumadan konuşmasın. Hrant Dink´in gerçek katilleri ortaya çıkarılana kadar siz yeni proje kitaplara da hazırlıklı olun derim. ( Mehmet Baransu / Taraf)

(11 Nisan 2011, 12:19)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Mahkeme: Şık´ın kitabı talimatla yazıldı

Savcılar kitabı değil ´merkezi´ arıyor

Yayınevinde Ergenekon araması

Odatv ile ilgili manşetlerimiz

Kontrgerilla Medyası

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

Virüs adı: Oda.. Hedefi: Ergenekon´u bozmak

Ergenekon medyası ´karanlık oda´da yapılandırıldı

Sabah Akşam ´Karanlık Oda´yı aydınlattı

Flaş!!! Odatv´ye 2. baskın

Flaş!!! Odatv´ye baskın

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

Ergenekon´un karşı hamlesi Avcı´dan

İşte Hanefi Avcı´nın Ergenekon planı

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5232    yazdır/print


 

Hanefi Avcı, kitabıyla ilgili ifade verdi

Devrimci Karargah davası ve Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, ´Haliç´te Yaşayan Simonlar Dün Devlet Bugün Cemaat´ adlı kitabındaki iddialar nedeniyle ´terör örgütü propagandası yapmak´ suçundan Ankara´da yargılandığı dava kapsamında ifade verdi. Avcı, kitaba bir bütün olarak bakıldığında bir örgüt propagandası yapılmadığını, tam tersine güvenlik kuvvetlerinin yetiştirilmesi ve eğitilmesi konusunda önerilerde bulunduğunu savundu.

Hanefi Avcı, kitabıyla ilgili ifade verdi

Devrimci Karargah davası ve Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, ´Haliç´te Yaşayan Simonlar Dün Devlet Bugün Cemaat´ adlı kitabındaki iddialar nedeniyle ´terör örgütü propagandası yapmak´ suçundan Ankara´da yargılandığı dava kapsamında ifade verdi. Avcı, kitaba bir bütün olarak bakıldığında bir örgüt propagandası yapılmadığını, tam tersine güvenlik kuvvetlerinin yetiştirilmesi ve eğitilmesi konusunda önerilerde bulunduğunu savundu.

Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, yazdığı kitapla ´terör örgütü propagandası yapmak´ suçundan hakkında Ankara´da açılan dava kapsamında talimatla ifadesi alındı. Avcı, Beşiktaş´taki İstanbul Adliyesi´nde İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde ifade veren Avcı, suçlamaları reddetti. Savunması sırasında, kitabında suç unsuru ifadeler olarak değerlendirilen bölümleri okuyan Avcı, Kitabın 129. ve 139. sayfaları arasında yer alan suç konusu yazı ´cezaevinde tünel bulunması ve eğitimin önemi´ başlıklı yazıdır. Bu yazıda terör örgütü mensubu olarak yargılanan tutukluların ve hükümlülerin firar etmek için tünel açarken dahi günlük eğitimlerini yaptıklarını bu eğitimlere hepsinin katıldığını, katılmayanlara küçük cezalar verildiğini sonuç olarak terör örgütlerinin cezaevinde dahi eğitime önem verdiklerini beyan ettim. diye konuştu. Avcı, kitaptaki yazıda örgütün övülmediğini ve propagandasının yapılmadığını da ifade etti.

İddianamede sadece 129-130 ve 131. sayfalardaki yazılar ve ibarelerin dava konusu edildiğini belirten Hanefi Avcı, Halbuki kitabın tümü ile birlikte değerlendirme yapılması gerekirdi. Sadece bu sayfadaki cümleler değerlendirilmiştir. Hatta bu cümlelerdeki bazı kelimeler alınmak suretiyle değerlendirme yapılmıştır. dedi. Avcı, kitabın birçok yerinde terörle mücadele eden güvenlik kuvvetlerinin yeterli bilgi ve eğitime sahip olmadıklarını, terörle mücadele için eğitime, bilimsel çalışmalara önem verilmesi gerektiğini belirttiğini anlattı. Kitaba bir bütün halinde bakıldığında bir örgüt propagandası yapılmadığı, tam tersine güvenlik kuvvetlerinin yetiştirilmesi ve eğitilmesi konusunda önerilerde bulunduğunun anlaşılacağını savunan Avcı, ifadelerinde suç unsuru bulunmadığını ve bilirkişi incelemesi talep ettiğini söyledi. ( Cihan)

(30 Mart 2011, 13:42)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Flaş!!! Avcı´ya ´Devrimci Karargah´ gözaltısı

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

Ergenekon´un karşı hamlesi Avcı´dan

İşte Hanefi Avcı´nın Ergenekon planı

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=842    yazdır/print


 

Odatv Ergenekon medyasının terminali

Uzmanlara göre tutuklu Hanefi Avcı´nın kitabı ile ilgili birçok verinin de ele geçirildiği Oda TV, Ergenekon medyasının terminali olarak konumlandırıldı. Hanefi Avcı da hakkındaki iddiaları reddetti. Avcı komployu, kısa süre önce görevden alınan Emniyet istihbarat Daire Başkanı Ali Fuat Yılmazer´in başının altından çıktığını yineledi ve Yılmazer´in görevden alınmasının da bu iddiasını doğruladığını iddia etti. Avcı olay olan kitabında da emniyette fethullah cemaati temelli bir yapılanma olduğunu, Ergenekon ve benzeri tüm soruşturma ve davaların bu cemaati tarafından tezgahlandığını, silahların yeraltına gömülerek bu cemaat üyesi polislerce bulunduğunu, mahkemelerdeki hakim ve savcıların da cemaat üyesi olduğunu, bu korkunç yapının her tarafı sardığını iddia etmişti. Aslında bu iddia Ergenekon sanıkları ve CHP´liler tarafından Ergenekon davasının ilk günlerinden beri dile getirilmekte.

Odatv Ergenekon medyasının terminali

Uzmanlara göre tutuklu Hanefi Avcı´nın kitabı ile ilgili birçok verinin de ele geçirildiği Oda TV, Ergenekon medyasının terminali olarak konumlandırıldı. Hanefi Avcı da hakkındaki iddiaları reddetti. Avcı komployu, kısa süre önce görevden alınan Emniyet istihbarat Daire Başkanı Ali Fuat Yılmazer´in başının altından çıktığını yineledi ve Yılmazer´in görevden alınmasının da bu iddiasını doğruladığını iddia etti. Avcı olay olan kitabında da emniyette fethullah cemaati temelli bir yapılanma olduğunu, Ergenekon ve benzeri tüm soruşturma ve davaların bu cemaati tarafından tezgahlandığını, silahların yeraltına gömülerek bu cemaat üyesi polislerce bulunduğunu, mahkemelerdeki hakim ve savcıların da cemaat üyesi olduğunu, bu korkunç yapının her tarafı sardığını iddia etmişti. Aslında bu iddia Ergenekon sanıkları ve CHP´liler tarafından Ergenekon davasının ilk günlerinden beri dile getirilmekte.

´Haliç´te Yaşayan Simonlar: Dün Devlet Bugün Cemaat´, kitabının yazarı Hanefi Avcı Oda TV operasyonu çerçevesinde de sorgulandı ve Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklandı. Avcı´nın Oda TV operasyonu kapsamında sorgulanmasına Avcı´nın yazdığı kitabın ilk formatının Oda TV´de çıkması neden oldu. Diğer kritik Ergenekon belgeleri gibi silinmiş veriler arasında bulunan kitabın Oda TV´ye nasıl geldiği araştırılıyor. Avcı´nın bu kapsamdaki sorulara tatmin edici bir açıklama getiremediği belirtiliyor.

Kitabın adı da yayınevi de değişti

Oda TV´den çıkan verilerde Avcı´nın kitabının adı “Haliçte Yaşayan Simonlar: Devletten Cemaate” ve yayın evi de Arkadaş Yayınevi´ydi. Ancak kitap, “Haliçte Yaşayan Simonlar: Dün Devlet Bugün Cemaat” adıyla yayınlandı ve yayıncı, Arkadaş Yayınevi´nin kardeş kuruluşu Angora Yayınevi oldu. Edinilen bilgilere göre Avcı´nın kitabının Oda TV´de çıkan hali ve yayınlanmış hali arasında içerik açısından da farklılıklar var ve kitabın sadece adına değil ara başlıklara da müdahale edilmiş. Örneğin “Mersin Merkezdeki Görevlerim, Siyasi Şube Çalışmalarım, Aydınlık Dergisi´nde Bilinmeyen Sol, Yayından Örgütleri Öğrenmem” başlığı, “Mersin Merkezdeki Görevlerim” şeklinde; “Dış Güçlerin Etkisi ABD İran Karşı İttfakı” başlığı “Dış Güçlerin Etkisi” şeklinde değiştirilmiş. Kitabın çok tartışılan ikinci bölümünde de benzer müdahaleler yapılmış. “İstihbarat ve KOM´u Niye Ele Geçirirsin” başlığı “İstihbarat ve KOM Neden Ele Geçirilmek İstenir”, “Garip Savcılar, Polisler ve Diğer Memurlar” başlığı “Anlaşılmadık Savcılar”, “Garip Polisler” başlığı “Anlaşılmadık Polisler” olarak değiştirilmiş.

´Kriptolu olarak gizlice yazdım´

Hanefi Avcı 31 Ağustos 2010 günü Oda TV´ye yaptığı açıklamada “Kitabı hiç kimse görmedi. Kriptolu ve gizlice yazdım” demişti. Yine 8 Ekim 2010´da Cüneyt Özdemir´e gönderdiği mektupta “Kitabı ben yazdım. Kimsenin yardımı olmamıştır. Yazdığımı bilen çok kişi vardır. Zaten benim yaşadığım olaylar olup başka birisinin yazmasının imkânı da yoktur. Birinci bölümün açıktan Milliyet´te Belma Akçura´ya ham halini vermiştim. İkinci bölümü kitap yayına hazırlanıncaya kadar kimse bilmiyordu. Çoğu gazeteci kitap çıkınca arayıp bu isim sen misin, kendi ismin mi gerçek mi diye sordu” açıklamasını yapmıştı.

Oda TV ´den Hanefi notları

Oda TV ´nin bilgisayarlarında bulunan bilgi notunda şunlar yer almıştı: “Hanefi´nin kitabı ne durumda, referandum öncesi yetiştirilmeli, Nedim´i sıkıştırın hızlandırsın. Referandum sürecinde Cemaati yıpratmalı ve kamuoyu üzerindeki güvenirliğini azaltmalı; Hanefi kullanılmalı. Böyle bir şeyi kendini ortaya koyarak teklif etmesi önemli. Avcı ile direkt görüşmeyelim, Nedim ve Cumhur´u kullanalım. Müyesser´in Emniyet bağlantılarından yararlanalım. Tepkiler çok büyük olacak güvenilirliğini yıpratmaya çalışacaklardır, yayın sonrası dürüstlüğü ön plana çıkartılmalı. Sabih Üstad da ´İlhan Cihaner olayı kitapta mutlaka işlenmeli´ diyor. Kitapta ´Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy gibi operasyonları poliste ve savcıdaki F tipi yaptı´ vurgusu iyi kurgulanmalı...”

Ergenekon medyası için terminal

Uzmanların değerlendirmesine göre Oda TV, Ergenekon´un medya ayağında bir “terminal” olarak konumlandırıldı. Ergenekon kapsamında çıkacak yayınlar burada yapılan 15 günlük toplantılarda kararlaştırılıp değerlendiriliyordu ve bu toplantıların sonucuna göre de bazen aracı kullanıp manipülasyon yapılarak bazen de doğrudan ilgili yazarlara ulaşılarak kitaplar yazdırılıyordu. Söz konusu Ergenekon belgelerinin de o toplantıların yapıldığı salonda bulunan bir bilgisayardan çıktığı belirtiliyor. Bu bilgilerin silinmiş olmasını ve veri kurtarma programlarıyla kurtarılması ise şöyle değerlendiriliyor: “Ergenekon toplantılarında bu değerlendirmeleri yaptıktan sonra bilgileri bilgisayardan yok etmek istemiş.” Ancak veri kurtarma programlarıyla kurtarılan veriler savcılığın soruşturmasının en güçlü delili olmuş durumda. Taraf ´ın telefonla ulaştığı Arkadaş ve Angora yayınlarının sahiplerinden Cumhur Özdemir, sorulara “uygun olmadığı” gerekçesiyle cevap vermedi. ( Emre Uslu / Taraf)

Avcı´dan Yılmazer´e şok suçlama

Haliçte Yaşayan Simonlar Dün Devlet Bugün Cemat isimli kitabı kimsenin katkısı olmadan kendisinin yazdığını ifade eden Hanefi Avcı´nın ifadesinde geçtiğimiz hafta görevi değiştirilen Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer´i suçladığı öğrenildi. Devrimci Karargah üyesi olmak suçundan tutuklu eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, dün de Ergenekon terör örgütü üyeliğinden tutuklandı. Yaklaşık 10 saat Beşiktaş´taki İstanbul Adliyesi´nde kalan Avcı, Ergenekon savcısı Zekeriya Öz´e yaklaşık 5 saat ifade verdi.

Herhangi bir örgüt üyesi değilim

Yaklaşık 40 soruya verdiği yanıtların toplam17 sayfa tuttuğu öğrenilen Avcı´ya ilk olarak “Ergenekon terör örgütü üyesi misiniz? sorusunun yöneltildiği belirtiliyor.. Avcı´nın bu soruya “Ben herhangi bir terör örgütü üyesi değilim. demokrasiye ve sivil yönetime inanan birisiyim. 28 Şubat döneminde hukuka aykırı davranışları raporla üst makamlara ilettim. Yine Susurluk döneminde devlet içersinde terörle mücadele adı altında bir takım illegal yapılanmaların olduğunu ben söyledim. şeklinde yanıt verdiği öğrenildi..

Odamı boşalttım ama sonra 24 kaset bulundu

2009 yılının Kasım ayında hukuka aykırı olarak kendisinin ve bazı arkadaşlarının telefonlarının İstanbul İstihbarat birimince dinlendiğini fark ettiğini söylediği öğrenilen Hanefi Avcı´nın, “Eskişehir´de ayrıldığım makamımda yapılan aramada bir çanta içersinde 24 adet kasetin bulunduğu bildirilmişti. Halbuki ben bu makamı 1 ay kadar önce boşaltmıştım. Tüm özel eşyalarımı orada çalışan memurlar listeleyerek bana teslim etmişlerdi. Burada hiçbir özel eşyam yoktu ama sonra 24 kaset bulundu. Orada çalışan görevliler şikayetim üzerine Eskişehir Savcılığı´na verdikleri ifadede, bu çanta ve kasetlerin orada olmadığını, olsaydı mutlaka göreceklerini açık olarak belirttiler. Tüm bunlar epeyden beri hakkımda böyle birilerinin bir işlem yaptığını, suç oluşturmaya çalıştığını göstermektedir şeklinde konuştu.

Ahmet Şık bana soru gönderdi

Odatv soruşturması kapsamında tutuklanan isimlerden Nedim Şener´le gazeteci olduğu için tanıştığını ve ara sıra telefonla görüştüğünü anlatan Avcı´nın, “Ahmet Şık, 1997 yılında Şaban Dayan denilen bir şahsa işkence yaptığıma dair bir haber yapmıştı. Ben de Ahmet Şık´a şahsı tanımadığımı, olayın doğru olmadığını söylemiştim. Kendisi, şahsı alıp yanıma getirdi ve beni onunla yüzleştirdi. Ahmet Şık, bildiğim kadarıyla düzgün, demokratik sol görüşte bir gazetecidir. Ayda yılda bir telefonla konuşmuşluğum vardır. Ancak son zamanlarda bir kitap yayınlanması için benden bazı soruları cevaplandırmamı istedi. Kendim de kamu görevlisi olduğum için bazı soruların görevle alakalı olması nedeniyle bu sorulara izin alınmadan cevap veremeyeceğimi söyledim diye ifade verdiği belirtildi.

Kozinoğlu´nun ismini ilk defa ben söyledim

Soner Yalçın´la 10 yıl önce ayak üstü bir yerde karşılaştıklarını söyleyen Avcı´nın, Alaattin Çakıcı dosyası nedeniyle Kaşif Kozinoğlu hakkındaki tahkikatı kendisinin yaptığını, Susurluk´ta Kozinoğlu´nun isminin ilk defa kendisi tarafından zikredildiğini ifade etti.

Oda tv ile irtibatım yok

Odatv adlı internet sitesiyle herhangi bir irtibatı olup olmadığı sorulan Avcı, hiçbir irtibatı olmadığını, tesadüfen bile olsa bu siteye hiç girmediğini savundu.

Kitabın ikinci bölümünü sonradan yazdım

Avcı´ya “Haliç´te Yaşayan Simonlar Dün Devlet Bugün Cemaat adlı kitabıyla ilgili de sorular soruldu. “Kitabı ne zaman yazmaya başladınız? Devlet ve Cemaat bölümlerini ayrı ayrı zamanlarda yazmaya başladıysanız hangi bölüme ne zaman başladınız? diye soru yöneltildiği öğrenilen Avcı´nın bu soruyu da “Ben bu kitaba 2000 yılında bir miktar başlamıştım. Daha sonra ara verdim. 2009 yılının Nisan ayından itibaren yeniden yazmaya başladım. 10 Nisan 2010 tarihine bu kitap yetişecekti ama düzeltme işleri çok uzadı. 19 Ağustos 2010 tarihinde çıktı şeklinde yanıtladığı, birinci bölümün 2010 yılının Ocak veya Şubat ayında bittiğini, ikinci bölüme 2010 yılının Ocak ayında başladığını söylediği öğrenildi..

Yayınevine ikinci bölümü sonradan gönderdim

Kitabı basması için Susurluk zamanında tanıştığı Fikri Sağlar kanalıyla Arkadaş Kitapevi´ne verdiğini söylediği belirten Avcı´ya “Devlet ve cemaat bölümlerinin yazımı bittikten sonra her ikisini birlikte mi yayınevine teslim ettiniz? diye soruldu. Öncelikle birinci bölümü teslim ettiğini belirten Avcı´nın “İkinci bölümü daha sonra gönderdim. Birinci bölümün düzeltilmesi bitti. Ben onun üzerinde çalışırken yayınevi ikinci bölümü düzenledi dediği öğrenildi.

Kitabın ikinci bölümünü kimseye vermedim

Savcı Öz´ün kitabı başka birine verip vermediği sorusu üzerine Avcı, ikinci bölümü kimseye vermediğini hatta yayınevine de internet kullanılmadan USB ile gönderildiğini söyledi.

Kimsenin kitaba katkısı olmadı

Ergenekon soruşturması kapsamında haklarında işlem yapılan şahıslardan bu kitaba katkı yapan oldu mu? sorusuna da Avcı´nın, “Bu konuda herhangi bir kimsenin katkısı olmadı. Başkasının yönlendirme yapma imkanı yoktur. Haklarında işlem yapılan kişilerle hiçbir bağlantım yoktur. Hatta Çetin Doğan ve Levent Ersöz hakkında da kitapta oldukça olumsuz beyanlar vardır yanıtını verdiği belirtildi.

Kitap sürekli yenilendi

“Basılmak üzere Mart ayında teslim ettiğinizi söylediğiniz bir kitapta 5 ve 6 Nisan´da gerçekleştirilen Balyoz Darbe Planı ile ilgili gözaltıların anlatılması konusunda neler söyleyeceksiniz? diye sorulan Avcı´nın, “İkinci bölüm kitap basılana kadar sürekli yenilendi. Düzenlemeler sırasında eklemeler yapıldı diye yanıt verdiği öğrenildi.

Ben cemaate karşı değilim

Odatv´de ele geçirildiği iddia edilen “Hanefi isimli belge içerisinde yer alan “Referandum sürecinde cemaat yıpratılmalı ve kamuoyu üzerinde güvenilirliğini azaltmalı. Hanefi kullanılmalı. Böyle bir şeyi kendini ortaya koyarak teklif etmesi önemli notu da Avcı´ya soruldu. Kitaptan kimsenin haberini olmadığını vurgulayan Avcı´nın, “Burada şunu ayırt etmek lazım. Ben cemaate karşı değilim. Benim çevremde birçok cemaat yanlısı insan vardır. Hatta bir ara cemaat mensubu olduğum gerekçesiyle soruşturma bile geçirdim dediği belirtildi.

Ben deli miyim

Kendisinin maksatlı olarak yıpratılmak istendiğini söylediği öğrenilen Hanefi Avcı´nın, “Susurluk´ta ifade vermeseydim, 28 Şubat´ta rapor yazmasaydım, bu kitabı yazmasaydım, bugün cezaevinde değil, Türkiye´nin en güzel vilayetinde rahat bir yaşantı içerisinde olurdum. Ben deli miyim ki başımı belaya sokayım? Ama inandığım şu var: Hukuka ve demokrasiye uygun davranmak zorundayız.dediği belirtildi.

Kitabın yazımında nedim´in katkısı oldu mu?

“Kitabın yazımında Nedim Şener´in herhangi bir katkısı oldu mu? sorusuna Avcı´nın, “Hiçbir katkısı olmadığı gibi kitabım basın mensuplarına toptan gönderilmiştir. Beni Nedim 20 Ağustos´ta telefonla aradı. ´Senin adına bir kitap geldi, bu neyin nesi?´ deyince ben de kitabı benim yazdığımı söyledim diye yanıt verdiği öğrenildi.

Odatv´de bulunan kitap ile çıkan kitap arasındaki farklılıklar

“Odatv´de yayınlanan aramalarda Haliç´te Yaşayan Simonlar adlı kitabın dijital hali olduğu değerlendirilen bir belgenin olduğu anlaşılmıştır. Dijital haldeki kitap incelendiğinde basımı yapılan kitap ile bazı farklılıkların olduğu anlaşılmıştır. Dijital haldeki kitabın isminin ´Haliç´te Yaşan Simonlar Devletten Cemaate´, yayınevinin de Arkadaş Yayıncılık olduğu görülmüştür. Dijitaldeki kitabın içindekiler kısmı ile basılmış kitabın içindekiler kısmı arasında da bazı farklılıklar olduğu anlaşılmıştır. Bu farklılık neden kaynaklanmaktadır? diye sorulan Avcı´nın, “Benim kitabımın dijital hali, kitap basıldıktan sonra internet sitelerinde vardır. Bu muhtemelen kitabın kapak basılmadan önceki farklı hali olabilir. diye konuştuğu ifade edildi.

Kitabım ne zaman çıksa bir bahane bulunacaktı

“Hanefi isimli belgede yer alan “Hanefi´nin kitabı ne durumda? Referandum öncesi yetiştirilmeli. Nedim´i sıkıştırın, hızlandırsın notları sorulan Avcı´nın, “Anayasa oylamasının kitapla bağlantısı hiç aklımda yoktu. Hangi zamanda çıkartsam da mutlaka bir bağlantı bulunacaktı. 10 Nisan´da çıksaydı Emniyetin terfilerini etkileme denecekti. Ağustos´ta çıksaydı YAŞ kararlarını etkileme denecekti yanıtını verdi.

Yılmazer´i suçladı ve görev yerinin değiştirilmesini iddialarına delil gösterdi

Bu ifadenin ardından “Silahlı terör örgütüne üye olmak ve adil yargılamaya etkilemeye teşebbüs suçlarından İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi´nde hakim karşısına çıkan Avcı, buradaki ifadesinde İstihbarattan Sorumlu İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı iken geçtiğimiz günlerde görev yeri değiştirilen Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer´i suçladı. Odatv´de ele geçirilen belge hiçbir hukuki değeri olmadığını belirten Avcı´nın, “Hakkımdaki suçlamanın kaynağı İstanbul emniyet İstihbarat birimindeki Ali Fuat Yılmazer´in ve ekibinin etkin olduğu olaylar sonucu meydana getirilmiş delillerden ibarettir. Son durum itibariyle uygun olmayan bir usulle görev yerinin değiştirildiğini öğrendim. Bu durumun da son yapılan tahkikatlardan kaynaklandığını düşünmekteyim. Bütün bunlar hakkımda delil olduğu söylenen belgelerin şaibeli olarak elde edildiğini göstermektedir. dediği öğrenildi. ( DHA)

Avcı´ya göre olayların altında cemaat var

Avcı olay olan Haliçte Yaşayan Simonlar: Dün Devlet Bugün Cemaat adlı kitabında, emniyette fethullah cemaati temelli bir yapılanma olduğunu, Ergenekon ve benzeri tüm soruşturma ve davaların bu cemaati tarafından tezgahlandığını, silahların yeraltına gömülerek bu cemaat üyesi polislerce bulunduğunu, mahkemelerdeki hakim ve savcıların da cemaat üyesi olduğunu, bu korkunç yapının her tarafı sardığını iddia etmişti. Aslında bu iddia Ergenekon sanıkları ve CHP´liler tarafından Ergenekon davasının ilk günlerinden beri dile getirilmekte.

(16 Mart 2011, 14:17)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Odatv ile ilgili manşetlerimiz

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

Kontrgerilla Medyası

Virüs adı: Oda.. Hedefi: Ergenekon´u bozmak

Ergenekon medyası ´karanlık oda´da yapılandırıldı

Sabah Akşam ´Karanlık Oda´yı aydınlattı

Flaş!!! Odatv´ye baskın

Hanefi Avcı ´Odatv´den tutuklandı

Flaş!!! Avcı´ya ´Devrimci Karargah´ gözaltısı

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

Ergenekon´un karşı hamlesi Avcı´dan

İşte Hanefi Avcı´nın Ergenekon planı

Avcı, Derin-Sol´un önünü açtı

Çarkın: Karataş, istihbaratla geziyordu

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2526    yazdır/print


 

Hanefi Avcı ´Odatv´den tutuklandı

Devrimci Karargah terör örgütü davasının tutuklu sanıklarından eski emniyet müdürü Hanefi Avcı, ´Odatv´ soruşturması kapsamında Savcı Zekeriya Öz tarafından sorgulanmak üzere Beşiktaş´taki adliyeye getirildi.

Hanefi Avcı ´Odatv´den tutuklandı

Devrimci Karargah terör örgütü davasının tutuklu sanıklarından eski emniyet müdürü Hanefi Avcı, ´Odatv´ soruşturması kapsamında Savcı Zekeriya Öz tarafından sorgulandıktan sonra mahkemece tutuklandı.

Devrimci Karargah terör örgütü davasının tutuklu sanıklarından eski emniyet müdürü Hanefi Avcı, ´Odatv´ soruşturması kapsamında Savcı Zekeriya Öz tarafından sorgulanmak üzere Beşiktaş´taki adliyeye getirildi. Odatv baskınında ele geçen belgelerde Hanefi Avcı´nın emniyette fethullah cemaat kadrolaşması olduğu ve Ergenekon ve benzeri tüm kritik soruşturma ve davaların bu kadroların yönlendirmesiyle tezgahlandığı şeklindeki şok iddialarını içeren ´Haliç´te Yaşayan Simonlar´ kitabını örgütün direktifleri doğrultusunda yazdırıldığı ifade ediliyordu.

20.10: Hanefi Avcı 2. kez tutuklandı

Ergenekon soruşturması kapsamında Hanefi Avcı örgüt üyeliği iddiasıyla sevk edildiği mahkemece tutuklandı. ´Devrimci Karargah Örgütü´ davasının tutuklu sanığı eski emniyet müdürü Hanefi Avcı, ´Ergenekon terör örgütü üyeliği´ suçundan da tutuklandı. Beşiktaş´taki İstanbul Adliyesinde, ´Ergenekon´ soruşturması kapsamında Odatv´de ele geçirilen belgelerle ilgili soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz tarafından sorgulanan Avcı´nın, akşam saatlerinde sevk edildiği İstanbul Nöbetçi 11. Ağır Ceza Mahkemesinde ´Ergenekon terör örgütü üyeliği´ suçundan da tutuklanmasına karar verildi.

Hanefi Avcı´dan Soner Yalçın´a: Saygıdeğer Beyefendi

Soner Yalçın´ın sahibi olduğu Oda TV internet sitesinde yapılan aramalarda ele geçirilen bir belgede Danıştay saldırısıyla ilgili notlar da yer alıyor. Belgede aynen şu ifade kullanılıyor: Danıştay´ın türban eylemi olduğu, Hanefi Avcı´nın ağzından net bir şekilde vurgulanmalı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla Oda TV´ye yönelik operasyonda ele geçirilen notlarda çarpıcı ifadeler yer alıyor. Notlar, 12 Eylül referandumu öncesi piyasaya çıkan Hanefi Avcı´nın ´Haliç´te Yaşayan Simonlar´ adlı kitabının Ergenekon soruşturması kapsamında yöneticileri tutuklanan Oda TV ekibi tarafından hazırlandığı yönündeki iddiaları da güçlendirecek nitelikte. Operasyonda Hanefi Avcı´nın, Soner Yalçın´a, Saygıdeğer Beyefendi hitabıyla yazdığı ve yardım istediği bir mektubun da bulunduğu öğrenildi.

Yine Oda TV´de çıkan bir başka belgede, Sabih Üstat da ´İlhan Cihaner olayı kitapta mutlaka işlenmeli´ diyor. Cihaner´i bayraklaştıralım. Doğu, ´Hanefi´nin ağzından Ergenekon´un boş bir dava olarak anlatılması sağlanmalı´ diyor. Doğu´nun çalışmalarından faydalanılmalı. Hanefi´ye güvence verilmeli. Kitapta Ergenekon, Cihaner, Balyoz, Poyrazköy gibi operasyonları poliste ve savcıdaki F tipi yaptı vurgusu iyi kurgulanmalı. Hasan Fehmi´nin Silivri´den getirdiği notlar iyi değerlendirilmeli. Danıştay´ın türban eylemi olduğu Hanefi´nin ağzından net bir şekilde vurgulanmalı. Hanefi´nin böyle değerlendirmesi kamuoyunda ciddi bir etki bırakır. Çetin Doğan´ın verdiği bilgiler kitapta mutlaka yer almalı. ifadeleri dikkat çekiyor.

Ergenekon stratejisi: Zincirleme kitap projeleri

Ergenekon´un açığa çıkması nedeniyle pek çok medya organına nüfuz etmek zorlaşmıştı. Odatv´deki Soner Yalçın ekibi bunu bildikleri için oldukça farklı ve stratejik biçimler üzerine çalışmışlar. Bunlardan en önemlisi; Zincirleme Kitap Projeleri... Bu kitaplarla günler boyu manşetleri hakimiyetleri altına alabilecekleri ve aylar boyu sürecek tartışmalara yön verebilecekleri, yıpratmayı düşündükleri kesimlere ağır darbe indirebilecekleri planlanmış. Bunun ilk örneği “Haliç´te Yaşayan Simonlar” kitabında görüldü. Günler boyu manşetler bu kitabı yazdı. Aylarca tartışıldı ve hedefteki Ergenekon davasını sürdüren savcılar hakimler ve polisler cemaat yaftalaması ile devre dışı bırakılmak istendi. Hücrenin Psikolojik Harp yöntemini sürdürebilmesi için lojistik destek ise MİT ve Emniyet ayaklarından temin edilmekteydi.

Hanefi Avcı, Emin Aslan, Sabri Uzun, Ahmet İlhan Güler liderliğinde Emniyet içerisinde bulunan yapı istihbari malzeme temininde ve üretiminde aktif rol almaktalar. Bu isimler hem kitapların yazımı için istenen istihbarat bilgileri ve dokümanları temin etmekteler hem de ilerisi için planlanan adımlar için belge üretimi faaliyeti sürdürmekteler. Ayrıca geçmişte AKP ve Cemaat içerisine rahatça hareket edebilmiş olmalarından dolayı sahip oldukları bilgileri kıymetlendirip, müdahalelerle Hücre´nin kullanabileceği şekle getirmekteler. Haliç´te Yaşayan Simonlar kitabının ikinci bölümü Hanefi Avcı´nın verdiği bilgiler ağırlıklı olmakla birlikte ekibin tamamının katkısıyla oluşturuldu ve Soner Yalçın´ın görevlendirdiği Nedim Şener tarafından kaleme alındı.( Aktifhaber)

Kitapların zamanlaması dikkat çekici

Hanefi Avcı´nın kitabı ile Sabri Uzun´un kitabı.. Bu iki kitabın zamanlaması da dikkat çekici. Soner Yalçın´ın koordinasyonunda her iki ismin hazırladığı kitapların seçim öncelerine denk getirildiği görülüyor. Nedim Şener´in yardım ettiği iddia edilen Hanefi Avcı´nın kitabının referandum öncesine Ahmet Şık´ın hazırladığı ve Sabri Uzun imzasıyla çıkartılması planlanan kitabın ise 12 Haziran seçimleri öncesine denk getirilmek istendiği öne sürülüyor. Ahmet Şık´ın Nedim Şener´le olduğu gibi Sabri Uzun ve Emin Aslan´la da irtibatının olduğu teknik takibe takıldığı belirtiliyor. Ergenekon konusunda medya üzerinde yeterli etki oluşturulamadığı için operasyonun kitaplar üzerinden yapılmasının planlandığı belirtiliyor. Nedim Şener´in, Soner Yalçın ile irtibatı olmadığını söylemesine rağmen teknik takip sonucunda bütün detayların tespit edildiği kaydediliyor. Şener´in oldukça dikkatli yaptığı belirtilen irtibatının yanı sıra Ahmet Şık, Sabri Uzun, Hanefi Avcı ve Emin Arslan arasındaki bağlantıyı da Odatv´den çıkan Şık-Sabri Kitap dosyasındaki bir belgenin net şekilde ortaya koyduğu belirtiliyor.

Nedim´i kutlarım Ahmet´i çalıştırsın

- Sabri´nin Kitap konusunda çekincesi var ikna etmeye çalışalım, kitabı seçimden önce yetişmeli.

- Nedim, Ahmet Şık´la bu konuda görüşsün,

- Kitaba çalışırken cesur olun. Çıkarma ve ekleme yapmaktan çekinmeyin.

- Bu kitap Simon´dan daha kapsamlı olmalı.

- Nedim´i kutlarım. Ahmet´i çalıştırsın.

- Hanefi çıkacak ve size katılacak. Emin ve Sabri´ye moral verin. Sabri adıyla çıkmasına zorlayın.

- Çabuk olması şart. Seçimden önce yetişsin. ( Bugün)

Savcı Öz, Ahmet Şık´a şu soruları sormuştu

Z.Ö: Hazırladığınız kitabın Sabri Uzun ismiyle çıkartılmaya çalışılmasının amacı nedir?

A.Ş: Sabri Uzun´la kitap çıkarmaya çalışmadım. Aksine Sabri Uzun, kitabın içerisinde Emin Aslan gibi öznelerden biri. Hanefi Avcı, Emin Aslan, Sabri Uzun ve son dönemde görevden alınan bazı emniyet müdürlerinin isimleri var. Bazılarıyla görüştüm, bazıları da görüşmeyi kabul etmedi. Hanefi Avcı´nın işkenceci sicili olduğuna yönelik ilk haber yapan benim. Haber yayınlandıktan sonra beni aradı ve işkence mağduru kişiyle yüzleşmek istediğini söyledi. Mağdur tek gidemeyeceğini söyleyince birlikte gittik ve Hanefi Avcı´yla tanıştık. O tarihten sonra yüz yüze görüşmedik, bayramlarda telefonlaştığım olmuştur. Kitaptan sonra kendisini aradım. Kitabının cemaatla ilgili kısmının doğru olduğunu, içeriden bir sistem eleştirisi olarak gördüğümü, ancak birinci kısmında işkenceci olarak kendisiyle yüzleşemediğini, Danıştay ve Hrant Dink suikastlerini polisiye bir gözle yorumladığını söyledim. Kitabında, emniyetten bir takım komplolarla uzaklaştırıldığını iddia ettiği polis müdürlerinin adı geçiyordu. Ben de bu konuları ayrı bir kitapta araştırmak istediğimi söyledim. ´Bunların hepsini tanımıyorum´ dedi. Emin Aslan´ın telefonunu verdi. Emin Aslan´la görüşmeye başladım.

Z.Ö: Oda TV´de ele geçen belgelerden, haziran seçimlerinden önce çıkarmaya çalıştığınız kitabı Oda TV´deki aramalardan sonra bir an önce yayınlamak için faaliyetler yürüttüğünüz anlaşılmıştır. Bunun amacı neydi?

A.Ş: Kitabımın çıkış tarihi tahmini nisan ortası olacaktı. Henüz tamamlanmamıştı, tamamlanacak unsurlardan biri polise ağır silah alma yetkisi veren mevzuat değişikliğidir. İkinci kısmı da Hanefi Avcı´nın tutuklu olduğu cezaevine yanıtlaması amacıyla gönderdiğim sorulardır. Bana, yanıtlayacağına dair haber göndermişti. Son Oda TV olayında benim adımın geçmesi hakkımda bir şaibe yarattı. Konu Avukatım Fikret İlkiz´in bilgisi dahilindeydi. Kendisi kitabın bir an önce yayınlanması gerektiğini, hakkında birçok şaibe oluştuğunu söyledi. Yayınlandığında da iddia edildiği gibi bir kitap olmadığı ortaya çıkacaktı. ( Akşam)

Savcı Öz Nedim Şener´e de şu soruları sormuştu

Z.Ö: ´Haliçte Yaşayan Simonlar´ isimli kitabın Ergenekon terör örgütü tarafından dava sürecinin etkilenmesi, davanın kamuoyunda inanılırlığının ortadan kaldırılması ve referandum sürecinin etkilenmesi amacıyla yazdırıldığı, bu kapsamda sizin de aktif olarak görev aldığınız tespit edilmiştir. ´Haliçte Yaşayan Simonlar´ isimli kitabın yazılması ile ilgili sizin ne tür çalışmalarınız oldu? Hanefi Avcı ile nasıl bir işbirliği yaptınız?

N.Ş: Benim Ulusal Medya 2010 dokümanından bilgim ve katkım olmamıştır. Hanefi Avcı´nın bu kitabını yazdığından da hiçbir zaman kitap masanın üstüne gelene kadar bilgim olmamıştır. Yayınlandıktan sonra haberim olmuştur, Hanefi Avcı ile hiçbir işbirliğim olmamıştır. Benim en zayıf haber kaynaklarımdan biri de Hanefi Avcı´dır.

Z.Ö: Oda Tv´de bulunan dosyada ´Sabih üstad da İlhan Cihaner olayı kitapta muhakkak işlenmeli diyor. Cihaner´i bayraklaştıralım. Doğu Hanefi´nin ağzından Ergenekon´un boş bir dava olarak anlatılması sağlanmalı, diyor. Doğu´nun çalışmalarından faydalanılmak... Hanefi´ye güvence verilmeli... Kitapta Ergenekon, Cihaner, Balyoz, Poyrazköy gibi operasyonları poliste ve savcıdaki F tipi yaptı vurgusu iyi kurgulanmak... Hanefi´nin böyle değerlendirmesi kamuoyunda ciddi bir etki bırakır.´ şeklinde notların yazıldığı tespit edilmiştir. ´Haliçte Yaşayan Simonlar´ kitabı incelendiğinde notta yazan hususların kitapta yer aldığı ve belirtildiği şekilde işlendiği görülmüştür. Kitapta bu konularla ilgili kısımları kimler yazdı? Sizin yazdığınız kısım oldu mu? Bu notlar kim ya da kimlerden geldi? Bu notları size kim iletti?

N.Ş: Bu konudan bilgi sahibi değilim, benim herhangi bir katkım olmamıştır. Ben Ergenekon konusunda Hanefi Avcı gibi düşünüyorum, Dink Cinayetinin de Ergenekon arasındaki bağlantıyı kitabında yazacak kadar da cesaretli bir insanım. Çünkü Ergenekoncular beni tehdit etti.

Z.Ö: Haliç´te Yaşayan Simonlar isimli kitabın ikinci bölümünde Hrant Dink´in öldürülmesi olayı ile ilgili olarak, bu olayın her yönüyle en ince teferruatına kadar araştırıldığı, karanlıkta kalan hiçbir yanının olmadığı belirtilmiştir. Siz ise Hrant Dink davası ile ilgili olarak kitapta belirtilenlerin tam aksi yönde hem yazılı ve görsel basındaki açıklamalarınızda hem de yazdığınız köşe yazıları ve kitaplarda fikir beyan etmektesiniz. Kitapta bu konuda yer alan hususlar ile tamamen farklı görüşe sahip olmanıza rağmen, kitabın piyasaya çıkması ve Hanefi Avcı´nın Devrimci Karargah Terör Örgütü soruşturması sebebiyle gözaltına alınıp tutuklanmasının ardından, kaleme aldınız köşe yazılarında ve katıldığınız bir çok televizyon programında, kitabın savunuculuğunu yapan açıklamalar yaptığınız görülmüştür. Dolayısıyla kitabın içerisinde tamamen sizin fikirlerinize aykırı görüşler olduğu halde kitabın şiddetli savunucularından olmanız ODATV´de ele geçirilen notlarla birlikte değerlendirildiğinde, bu kitabın ikinci kısmının yazımı aşamasında ciddi çalışmalarınızın olduğunu göstermektedir. Bu durumu nasıl açıklıyorsunuz?

N.Ş: Benim herhangi bir çalışmam olmadı, ben Hanefi Avcı´nın kitabını şiddetle savunmadım. Hanefi Avcı´nın kitabıyla alakalı bir çok medya kuruluşunda da övücü yazılar çıkmıştır. O zaman bunların da böyle değerlendirilmesi gerekir.

Z.Ö: Ergenekon soruşturması kapsamında hakkında işlem yapılan İsmail Yıldız´dan elde edilen ´Kimin hususi yazarı ya da Ahmet KEKEÇ başta olmak üzere tüm Tayyipçi yazarları, entelektüel anlamda düelloya davet ediyorum?!´ isimli dokümanın içeriğinde; ´Nedim Şener, Hanefi Avcı´nın, verdiği belgeler üzerinden, kendince bir kitap hazırlatmış. Kitabın içinde de zaten ne kadar başarılı bir istihbaratçı olduğunun altını çizip, Nedim Şener aracılığı ile kendi kendisine övgüler düzdürüyor. (...) Kaldı ki, Nedim Şener daha sonra benim verdiğim ´Elkadı´ dosyasını da kitap yaptı...´ deniyor. İsmail Yıldız´la aranızdaki ilişki nedir? Notta yazdığı gibi Hanefi Avcı ile birlikte kitap çalışması yaptınız mı? Ya da yolsuzluk eksenli yazdığınız kitaplara Hanefi Avcı´nın bir katkısı oldu mu?

N.Ş: İsmail Yıldız´ı tanımıyorum, aramızda herhangi bir ilişki yoktur. Ben Hanefi Avcı´dan aldığım bilgilerle herhangi bir kitap yazmadım. Bu iddia Hayrullah Mahmut Özyurt tarafından ortaya atılmıştı. Benim Cem Uzan´la alakalı yazmış olduğum kitapla alakalı kendisinin bir husumeti olduğunu düşünüyorum. Ayrıca benimle alakalı bu konuda dava açıldı, benim yazdığım bilgiler ´masak´ kaynaklıydı. Emniyetten herhangi bir bilgi ve belge alıp bu kitabı yazmadım. Elkadı dosyası emniyetin yapıp hazırlamış olduğu bir dosya değildi.

Z.Ö: Sabri Uzun ile yaptığınız telefon görüşmesinde özetle; S.Uzun´un ´Kardeş merhaba Sabri Uzun´ dediği, sizin ´A merhaba Sabri Bey nasılsınız? Vallahi bugünlerde beni aramak cesaret ister, öyle herkes arayamaz yani´ dediğiniz, S.Uzun´un ´Ne oldu sen de mi sanıksın´ dediği, sizin ´Yok sanık manık değilim de hayır beni aramak şey ister, mutlaka izliyorlardır, takip ediyorlardır diye´ dediğiniz, tespit edilmiştir. Bu görüşmeye bakıldığında, Sabri Uzun ile aranızda karşılıklı çok samimi bir ilişkinizin olduğu anlaşılmıştır. Aranızdaki bu samimi ve yakın ilişkinin, Haliçte Yaşayan Simonlar kitabına benzer yaptığınız kitap çalışmasının Sabri Uzun ismi ile çıkartılmaya çalışılmasındaki rolü nedir?

N.Ş: Aramızda samimi bir ilişki vardır, görüşme Sabri Uzun´un Hanefi Avcı ve aramızda yapmış olduğu bir yorumdur. Benim şahsımla alakalı değildir. Hanefi Avcı ile bir röportaj yapmıştım, onunla alakalıdır.

Z.Ö: Yapılan ihbar ve Oda TV´den elde edilen veriler birlikte değerlendirildiğinde, Ergenekon Terör Örgütü üst düzey yöneticilerinin devam eden dava sürecini etkilemek , Engenekonun boş bir dava olduğunu göstermek için ciddi çalışmalar yaptığı, bu çalışmaların uygulanmasında sizin de aktif olarak görev aldığınız anlaşılmıştır. Bu durumu açıklayınız.

N.Ş: Ben böyle bir görev aldığımı anlamıyorum. Ergenekon belgelerine Fethullah Gülen ve Cemaat isimli kitabı Dink cinayetiyle, İstihbarat Yalanları isimli kitabı, Kırmızı Cuma isimli kitabım Ergenekonla kitaba konu olan bağlantıları işaret eder. Ergenekon´un boş bir dava olduğu konusunda ben çalışma yapmadım, hiçbir yazı ve söylemimden böyle bir sonuç çıkmaz. Danıştay davası konusunda iddiaların Mahkemede değerlendirilmesinin bir şans olduğunu söyledim. Son yazdığım kitapta da Ergenekon´da yargılanan bazı sanıklar arasında Dink cinayeti sanıkları arasındaki telefon irtibatını gösteren şemaları kitabıma yer vererek, aynı zamanda 1. Ergenekon iddianamesindeki Dink cinayetiyle ilgili bölümlerine yer verdim. Oda TV´deki bu verilerde belirtildiği gibi bir ilişki içerisinde bulunmadım. Hanefi Avcı´nın kitabıyla ilgili hiçbir bilgim olmadığı açıktır. Asla ve asla Ergenekon terör örgütü sürecini etkilemek için bir süreç içerisinde bulunmadım. ( Akşam)

GAZETECİ GÜNERİ CİVAOĞLU ADLİYEDE

Ergenekon soruşturması kapsamında Odatv´de yapılan aramalarda kendisi hakkında tutulan notlar bulunan gazeteci Güneri Civaoğlu, müşteki sıfatıyla ifade vermek üzere Beşiktaş´taki İstanbul Adliyesi´ne geldi. Savcı Zekeriya Öz ile görüşen Civaoğlu´nun ifadesi devam ediyor. Aynı notlarla ilgili gazeteci Nazlı Ilıcak da geçtiğimiz hafta ifade vermiş ve şikayetçi olmuştu.

Civaoğlu şikayetçi olmadı

Civaoğlu, Odatv´deki aramalarda çıktığı belirtilen hakkındaki notlarla ilgili yaklaşık 15 dakika Savcı Zekeriya Öz´e ifade verdi. Civaoğlu, adliye çıkışında basın mensuplarının sorularını cevapladı. Ergenekon soruşturması kapsamında Odatv´de yapılan aramalarda kendisi hakkında notlar bulunan gazeteci Güneri Civaoğlu, şikayetçi olmadı. Aynı konu ile ilgili gazeteci Nazlı Ilıcak´ın şikayetçi olduğunu söyleyen Civaoğlu, uğraşmak istemediğini söyledi. Şikayetçi olmadığını belirten Civaoğlu, Böyle bir şeyin muhatabı olmak istemiyorum. Yeni bir davanın filan. Çünkü Nazlı Hanım, zaten aynı konuda bir dava açtı. Ayrıca bu yaştan sonra mahkemelere gidip bu konularla uğraşmak istemiyorum. Kağıtta yazılanların gerçek dışı olduğu da Nazlı Hanımın davasıyla adalet tescil edilecek. dedi. Konuyla ilgili görüşmenin kısa sürdüğünü aktaran Civaoğlu, Onun dışında Galatasaray´dan bahsettik. O da hukukçu ben de hukukçuyum. Kaç yılı mezunusun filan. diye konuştu. Not ile birlikte görüntü de olup olmadığı sorusuna Civaoğlu, Yok artık ne görüntüsü. Bir not düşmüş kaç yılında olduğu bile belli olmayan el yazısı. şeklinde cevapladı. Notun neden tutulmuş olabileceği konusunda fikri olmadığını kaydeden Civaoğlu, Soner Yalçın´ı tanıyıp tanımadığı sorusuna Soner Yalçın ile bir iki kere Bodrum´da plajda karşılaştık. Ayakta 3-4 dakika konuştuk. karşılığını verdi. ( Zaman)

AVCI´NIN SORGUSU 5 SAAT SÜRDÜ

15 Mart 2011 - Devrimci Karargah davasının tutuklu sanığı eski emniyet müdürü Hanefi Avcı, Oda TV´de ele geçirilen belgelerle ilgili olarak savcı Zekeriya Öz tarafından sorgulandı. 5 saatlik sorgunun ardından mahkemeye sevk edilen Avcı, Ergenekon terör örgütüne üye olmak suçundan tutuklandı. Avcı´ya kitabıyla ilgili sorular da soruldu. Basılmayan ve eklemeler yapıldığı ileri sürülen kitabın ilk baskısının kapağının farklı olduğu ve 2. kısmı oluşturan ´Cemaat´ bölümünü kendisinin yazmadığının tespit edildiği söylenen Avcı´nın, iddiaları kabul etmediği öğrenildi.

Ergenekon operasyonları kapsamında yazar Soner Yalçın´ın sahibi olduğu Oda TV´de yapılan aramalarda ele geçirilen belgelerle ilgili şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılan Hanefi Avcı tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi´nden saat 10.15 sularında Beşiktaş´taki İstanbul Adliyesi´ne getirildi. Savcı Zekeriya Öz tarafından 5 saat sorgulanan Avcı´ya, Oda TV´de yapılan aramalarda ele geçirilen Hanefi.doc isimli belge ile ilgili sorular sorulduğu öğrenildi. Belgede yer alan, Referandum sürecinde cemaati yıpratmalı ve kamuoyu üzerinde güvenilirliği azaltılmalı. Hanefi kullanılmalı. Böyle bir şeyi kendini ortaya koyarak teklif etmesi önemli. Avcı ile direkt görüşmeyelim. Nedim´i ve Cumhur´u kullanalım. Doğu, ´Hanefi´nin ağzından Ergenekon´un boş bir dava olarak anlatılması sağlanmalı´ diyor. Doğu´nun çalışmalarından faydalanılmalı. Hanefi´ye güvence verilmeli. şeklindeki ifadeler soruldu. Hanefi Avcı´nın belgede geçen notların doğru olmadığını belirterek suçlamaları reddettiği öğrenildi. Kendisine 14 soru yöneltildiği öğrenilen Avcı´nın toplam 22 sayfa ifade verdiği belirtiliyor. Soner Yalçın ile sadece bir kez kendisi hakkında yaptığı işkence haberi sebebiyle görüştüğünü söyleyen Avcı, Nedim Şener ile Müyesser Yıldız´ı da tanıdığını belirtti. Daha önce Ergenekon soruşturması kapsamında tanık olarak verdiği ifadelerde örgütün varlığını kabul ettiği, örgütün kitlesel eylem gücü olduğundan bahsettiği halde kitabında farklı ifadeler kullandığı sorulan Avcı´nın bu iddiayı da kabul etmediği öğrenildi.

Savcı Öz, Avcı´ya başka yayınevine verdiği kitabının çok farklı ilk taslağını gösterdi

Savcı Öz tarafından sorgulanan Avcı´ya Akdeniz Yayınevi´ne verilen kitabının ilk taslağının gösterildiği öğrenildi. Kitabın içindekiler kısmı ve kapağının, Angora Yayınları´ndan piyasaya sürülen kitaptan çok farklı olduğu hatırlatılarak ´Cemaat´ ile ilgili ikinci bölümü kendisinin yazıp yazmadığının sorulduğu belirtildi.

Avcı´nın kitabındaki ´cemaat´ bölümünü Perinçek´in talimatı ile Şener mi yazdı?

Kitabın 2. kısmının Ergenekon terör örgütünün faaliyetleri kapsamında Doğu Perinçek´in talimatı ile Nedim Şener tarafından yazıldığı tespit edilmiştir. Bu konuda neler söyleyeceksiniz? diye sorulan Avcı´nın soruya, Hayır bunlar doğru değil. Kitabı ben yazdım diye cevap verdiği öğrenildi. Avcı, sorgunun ardından ikinci kez tutuklanması istemiyle mahkemeye sevk edildi. Nöbetçi 11. Ağır Ceza Mahkemesi´nde de sorgulanan Avcı hakkında tutuklama kararı verildi. Avcı, 28 Eylül 2010 tarihinde Devrimci Karargah soruşturmasında tutuklanarak Silivri Cezaevi´ne konulmuştu.

Ortaya çıkan deliller Hanefi Avcı´nın Ergenekon´dan tutuklanma talebinin sürpriz olmadığını gösteriyor. Zira, Avcı´nın tutuklanmadan önce kaleme aldığı ´Haliçte Yaşayan Simonlar; Dün Devlet Bugün Cemaat´ isimli kitabında terörle mücadele eden kolluk kuvvetleri ile hâkim ve savcıları hedef gösterdiği belirtiliyor. İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, kitaba yönelik yaptığı inceleme sonunda, Avcı´nın çalışmasıyla kamu görevlilerini ve ilgili birimleri açık hedef haline getirdiğini vurgulamıştı. ( Zaman)

(14 Mart 2011), son güncel.: (15 Mart 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Odatv ile ilgili manşetlerimiz

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

Kontrgerilla Medyası

Virüs adı: Oda.. Hedefi: Ergenekon´u bozmak

Ergenekon medyası ´karanlık oda´da yapılandırıldı

Sabah Akşam ´Karanlık Oda´yı aydınlattı

Flaş!!! Odatv´ye baskın

Flaş!!! Avcı´ya ´Devrimci Karargah´ gözaltısı

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

Ergenekon´un karşı hamlesi Avcı´dan

İşte Hanefi Avcı´nın Ergenekon planı

Avcı, Derin-Sol´un önünü açtı

Çarkın: Karataş, istihbaratla geziyordu

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=794    yazdır/print


 

Bir emniyet müdürü niçin sahte kimlik kullanır?

Devrimci Karargah Terör Örgütü iddianamesinde, örgüte yardım ve yataklık suçuyla yargılanan Hanefi Avcı hakkında önemli iddialar yer alıyor. Avcı´nın evinde yapılan aramalarda bulunan silahların kullanım sürelerinin dolmasına rağmen teslim edilmemesinin yanı sıra, üzerinde Avcı´nın resimlerinin yer aldığı çok sayıda pasaport, sürücü belgesi ve kimliklerin, Avcı emniyet görevlisi olmasına rağmen, emniyetle bağlantılı hiç bir işte kullanılmadığı belirtiliyor.

Bir emniyet müdürü niçin sahte kimlik kullanır?

Devrimci Karargah Terör Örgütü iddianamesinde, örgüte yardım ve yataklık suçuyla yargılanan Hanefi Avcı hakkında önemli iddialar yer alıyor. Avcı´nın evinde yapılan aramalarda bulunan silahların kullanım sürelerinin dolmasına rağmen teslim edilmemesinin yanı sıra, üzerinde Avcı´nın resimlerinin yer aldığı çok sayıda pasaport, sürücü belgesi ve kimliklerin, Avcı emniyet görevlisi olmasına rağmen, emniyetle bağlantılı hiç bir işte kullanılmadığı belirtiliyor.

Söz konusu pasaport ve kimliklerin asıl sahiplerinin bazılarının öldüğü belirtilirken, bazı kimliklerin sahiplerinin ise hiç olmadığı kaydediliyor. İddianamede yer verilen Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı´nın 15 Kasım 2010 tarihinde hazırladığı raporda, kimliklerin hiçbir alanda kullanılmadığı belirtilerek, Silah ruhsatı, nüfus cüzdanı, pasaport ve sürücü belgelerinin mevcudiyetine ve görev gereği verildiğine ilişkin olarak kayıtlarında herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığı bildirilmiştir. ifadesine yer veriliyor.

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen Devrimci Karargah Terör Örgütü (DKÖ) iddianamesinin ayrıntılarında, Eskişehir eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı hakkındaki iddialar dikkat çekiyor. İddianamede, 28 Eylül 2010 tarihinde Hanefi Avcı´nın Eskişehir Emniyet Müdürlüğü ve Polis Evi´ndeki lojmanında yapılan aramalarda bulunan silahlar, sahte kimlik, sürücü belgesi ve pasaportlar hakkında detaylı bilgilere yer veriliyor.

İddianamede, Avcı´nın Eskişehir´deki lojmanında bulunan silah, pasaport ve kimliklerin, Emniyetin bugüne kadarki hiç bir eyleminde kullanılmadığı raporlarla anlatılıyor. Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı´nın 15 Kasım 2010 tarihinde hazırladığı ve iddianamede yer alan raporda, Avcı ile ilgili kimliklerin hiçbir alanda kullanılmadığı belirtiliyor. Raporda, “ silah ruhsatı, nüfus cüzdanı, pasaport ve sürücü belgelerinin mevcudiyetine ve görev gereği verildiğine ilişkin olarak kayıtlarında herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığı bildirilmiştir“ ifadesine yer veriliyor.

Ayrıca iddianamede konuyla ilgili İstihbarat Daire Başkanlığı´nın raporu da yer alıyor. Bu raporda da çalışma görev ve yetkileri itibarıyla yapılan görevlendirmede ve faaliyetlerde, bahsedilen tarzda bir usul ve uygulamanın bulunmadığı anlatılıyor. Bu bağlamda Avcı´ya da üzerinde kendisinin resimlerinin bulunduğu başkaları adına düzenlenmiş sahte sürücü belgeleri, pasaportlar ve nüfus cüzdanlarının görev gereği çıkartılmadığı ve bunların kayıtlarda olmadığı belirtiliyor.

ÜZERİNDE AVCI´NIN RESMİNİN BULUNDUĞU KİMLİK SAHİPLERİNİN KİMİSİ ÖLMÜŞ, KİMİNİN HİÇ KAYDI BİLE YOK

Yapılan aramalarda Avcı´nın lojmanında çok sayıda nüfus cüzdanı, pasaport, sürücü belgesi ele geçirildiğinin anlatıldığı iddianamede, ilginç bilgiler yer alıyor. Üzerinde Avcı´nın resminin bulunduğu, Bilal Alkan adına tanzim edilmiş sürücü belgelerinin ise ayrı ayrı sicil numaralarıyla farklı illerden değişik kişilerin üzerine birkaç kez çıkarıldığı ancak, bu şahısların kayıtlarda yer almadığı kaydediliyor.

Buna göre üzerinde Avcı´nın resminin bulunduğu Bilal Alkan adına tanzim edilmiş 75868 sicil numaralı sürücü belgesinin 18 Ocak 1988 tarihinde Mehmet kızı Kilis 1949 doğumlu Necla Özkan adına düzenlendiği, Sabit Kabaklı adına tanzim edilmiş ve üzerinde Avcı´ya ait fotoğraf bulunan 78578 sicil numaralı sürücü belgesinin, 6 Nisan 1988 tarihinde Süleyman oğlu Mersin 1955 doğumlu Mustafa Toksöz adına düzenlendiği, ancak bilgisayar kayıtlarında, Bilal Alkan adına düzenlenmiş herhangi bir sürücü belge kaydının bulunmadığı ve bu şahıs adına tanzim edilmiş 75868 sicil numaralı sürücü belgesinin 18 Ocak 1988 tarihinde Mehmet kızı Kilis 1949 doğumlu Necla Özkan adına düzenlendiği vurgulanıyor.

Bu bağlamda, kayıtlarda Bilal Alkan adına düzenlenmiş herhangi bir sürücü belge kaydının bulunmadığı, üzerlerinde şüpheli Hanefi Avcı´nın fotoğrafları bulunan 1953 doğumlu Mehmet-Hamide oğlu Sabit Kabaklı kimlik bilgisi ile nüfus kayıtlarında herhangi bir kaydın bulunmadığı ancak, aynı kimlik bilgisi ile 1963 doğumlu olarak Sabit Kabaklı adına kaydın bulunduğu, bu kaydın da şahsın 15 Kasım 2006 tarihinde ölmesi nedeniyle kapatıldığı ifade ediliyor. Yapılan incelemelerde söz konusu sahte kimliklerin seri numaraları üzerinde oynamalar yapıldığının tespit edildiği anlatılıyor.

ÜZERİNDE AVCI´NIN RESİMLERİNİN YER ALDIĞI SAHTE PASAPORTLAR GİRİŞ-ÇIKIŞLARDA KULLANILMIŞ

İddianamede, Avcı´nın lojmanında ele geçirilen sahte pasaportların ise ülkeye giriş-çıkışlarda kullanıldığı tespit edildiği vurgulanıyor. İddianamede, sahte pasaportlarla ilgili olarak Emniyet Genel Müdürlüğü Yabancılar Hudut İltica Daire Başkanlığı´nın 25 Ekim 2010 tarihli yazısına da yer veriliyor. Buna göre, Almanya uyruklu Arshaad Mahmood adına düzenlenmiş ve üzerinde Avcı´nın resminin bulunduğu sahte pasaportun, yapılan sorgulamada 1995 tarihinde Atatürk Havalimanı´ndan çıkış yaptığı kayıtlara geçmiş. Ayrıca, yine Almanya uyruklu S.Herta Selenga adına düzenlenmiş ve üzerinde Avcı´nın resminin yer aldığı sahte pasaportla da 19 Temmuz1992 tarihinde çıkış, 3 Ekim 1992 tarihinde Atatürk Havalimanı´ndan giriş yapıldığının tespit edildiği belirtiliyor. ( Cihan)

AVCI SAHTE PASAPORTLARI YURTDIŞI GÖREVLERDE Mİ KULLANDI?

Hanefi Avcı, mahkemedeki ifadesinde evinde çıkan sahte pasaport ve kimlikleri kendisinin düzenlediğini kabul etmişti. Avcı´nın mahkeme ifadesinde, Üzerinde benim resmim olan ancak farklı isme ait nüfus cüzdanı ehliyet ve pasaportu, 1991 yılında yurtdışı görevi ile ilgili olarak ben düzenledim. Hatta bu pasaportla Suriye´ye iki defa girip çıktığıma dair üzerinde kayıt vardır ifadelerine de yer verdi.

YURTDIŞINDA GÖREV YETKİSİ YOK

Ancak kaynaklar, Hanefi Avcı´nın o dönemde Diyarbakır İstihbarat Şubesi´nde görevli olduğunu ve görev yaptığı birimin sadece şehir merkezlerinde görev yapmakla yükümlü olduğunu, bırakın Suriye´ye yurt dışı göreve çıkmayı, Diyarbakır haricinde başka bir ilde bile görevli olamayacağına dikkat çekiyor. İstihbarat teşkilatları ile ilgili kanunlarda, yurt dışı istihbaratı için MİT, yurt içindeki şehir merkezlerinde Emniyet İstihbaratı ve yurtiçinde şehir merkezleri dışındaki yerleşim yerleri için de Jandarma Genel Komutanlığı´na bağlı istihbarat birimi görevlendirilmesi düzenlenmiş durumda. Hanefi Avcı´nın “1991´de yurt dışına göreve gittim” açıklamasının hiçbir yasal ve resmi nedeninin bulunmadığı ifade ediliyor. Kanuna göre Emniyet İstihbarat görevlileri sadece eğitim, konferans ve toplantılara katılmak amacıyla yurt dışına çıkabiliyorlar. Belirtilen görevler için de yurt dışına çıkılırken Hizmet Pasaportu (Gri Pasaport-Görev pasaportu) düzenlenmesi gerekiyor. Avcı´nın Yurt dışına sahte pasaportlarla göreve gittim açıklamasının hiçbir yasal temelinin bulunmadığı ve yaptığı kamu görevinin niteliği nedeniyle de yurt dışına göreve çıkamayacağı belirtiliyor.

(10 Şubat 2011, 15:21)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Avcı´da ele geçen sahte pasaport ve kimliklerle ilgili manşetlerimiz

Devrimci Karargah Örgütü manşetlerimiz

Flaş!!! Avcı´ya ´Devrimci Karargah´ gözaltısı

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=1633    yazdır/print


 

Selimiye´ye atılan havan mermileri TSK malı

Devrimci Karargah iddianamesinde, örgütün eylemlerine ilişkin detaylı bilgiler de yer alıyor. Selimiye Kışlası´na yönelik gerçekleştirilen eylemde kullanılan havan mermileriyle ilgili ayrıntılar dikkat çekiyor. İddianameye göre, söz konusu saldırıda kullanılan mühimmat TSK envanterinde kayıtlı. Bir örgüt üyesi ise ihbar e-mailinde ´askeri yetkililerden silah ve mühimmat aldıklarını´ iddia ediyor. İddianamede ayrıca şüpheli Osman Baha Okar´ın, Ergenekon soruşturması kapsamında hakkında soruşturma yürütülen bir kısım şahıslar ile tespit edilen irtibatlarına yer veriliyor. Yine iddianamede Hanefi Avcı´dan ele geçen ses kayıtları ve el yazılı notlarla ilgili ayrıntılı bilgiler veriliyor.

Selimiye´ye atılan havan mermileri TSK malı

Devrimci Karargah iddianamesinde, örgütün eylemlerine ilişkin detaylı bilgiler de yer alıyor. Selimiye Kışlası´na yönelik gerçekleştirilen eylemde kullanılan havan mermileriyle ilgili ayrıntılar dikkat çekiyor. İddianameye göre, söz konusu saldırıda kullanılan mühimmat TSK envanterinde kayıtlı. Bir örgüt üyesi ise ihbar e-mailinde ´askeri yetkililerden silah ve mühimmat aldıklarını´ iddia ediyor. İddianamede ayrıca şüpheli Osman Baha Okar´ın, Ergenekon soruşturması kapsamında hakkında soruşturma yürütülen bir kısım şahıslar ile tespit edilen irtibatlarına yer veriliyor. Yine iddianamede Hanefi Avcı´dan ele geçen ses kayıtları ve el yazılı notlarla ilgili ayrıntılı bilgiler veriliyor.

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen 129 sayfalık Devrimci Karargah terör örgütü iddianamesinde ilginç detaylar var. Örgütün eylemleriyle ilgili ayrıntılar. İddianamedeki bilgilere göre, Bomba Bilgi Merkezi´nden soruşturma kapsamında elde edilen patlayıcı madde yapımında kullanılan malzemelerle, Türkiye genelinde meydana gelen olay yerlerinde ve operasyonlarda elde edilen patlayıcı maddeleri mukayese etmesi talep ediliyor. Merkez tarafından hazırlanan raporda 7 Ağustos 2008 tarihinde Selimiye Kışlası´na düzenlenen havan toplu saldırı eyleminde olay yerinden elde edilen materyallerin yapılan incelemesi neticesinde, olayda kullanılan el yapımı havanın TM 31-210 isimli (Amerika Birleşik Devletleri Özel Kuvvetleri için hazırlanan) kitapçıkta belirtilen el yapımı havan ile büyük oranda benzerlik gösterdiği belirtiliyor. Karacaahmet Mezarlığı içerisinden 4 adet 60´lık havan mermisi ile Selimiye Kışlası hedef olacak şekilde ateşlenmesi eyleminde kullanılan ve olay yerinde ele geçirilen materyallerle ilgili olarak mühimmat incelemesi de yapılıyor. 16 Eylül 2008 tarihli Kara Kuvvetleri Komutanlığı 1´inci Ordu Komutanlığı´nın 4070-103-08/Tük.mlz.Ks. (Müht) sayılı yazısında; Söz konusu mühimmat parçalarının TSK envanterinde bulunan 60 mm´lik havan mühimmatı ile aynı özelliklere sahip olduğu tespit edilmiştir. deniliyor.

´ASKERÎ YETKİLİLER YARDIMCI OLUYOR´

İddianamede, Olay yerinde ele geçirilen mühimmat ambalajlarına (püsüslerine) ait bilgilerin, KKK´lığı envanterindeki ´LOT J-N-T-2-8´ ve ´LOT-MA-1-272´ kafile numaralı, birliklerin yaptığı tatbikat ve eğitim atışları ile çeşitli operasyon görevlerinde kullanılan 60 mm´lik havan mühimmatı ambalajları olduğunun belirlendiği görülmüştür. ifadelerine yer veriliyor.

İddianamede, 30 Ağustos 2009´da Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğü´ne gönderilen bir e-mail ihbarına da yer veriliyor. e-Mailde yer alan iddialar dikkat çekici: Ergenekon örgütü İstanbul ve çevresinde daha önce çeşitli yerlere gömülü vaziyetteki ve İstanbul dışındaki villa tipi evlerde sakladıkları silah, el bombaları, LAW silahlarını bizlere söyleyerek almamızı sağladılar. Söyledikleri yerlerin çok az bir kesimi boş çıksa da çoğunluğunda çok sayıda mühimmat alındı ve çıkarıldı. Bu silahların bizden önce DHKP-C örgütüne de verildiği söyleniyor. (...) Bize en son bir askeri yetkili tarafından çok miktarlarda askeriyeye ait silah, patlayıcı, teçhizat verildi. Biz üslerimize ´Neden biz bunlardan silah alıyoruz?´ dediğimizde, bize (askeriye içerisinde solcu subaylar var, onlar bize destek sunuyorlar) cevabı verildi. Ama görüyorum ki bizi yurtdışına çıkartanlar da bize silah mühimmat verenler de Ergenekon´un ta kendisi ve bu örgüt (Devrimci Karargah) Ergenekon ve PKK kontrolünde ve denetiminde bir yapı.

YÜZBAŞI BENİ KAPIDA KARŞILIYORDU

Gizli tanık İsmet´in ifadeleri de söz konusu e-maili doğrular nitelikte. Gizli tanık şöyle diyor: Jandarma Genel Komutanlığı´na Yüzbaşı Necmi S.´nin çağırmasıyla gidiyordum. Beni kapıda karşılıyordu. Operasyonlarda ´attı, kullandı´ göstererek sakladığı, daha doğrusu bana öyle söylediği TNT, dinamit, el bombası, silah, mermi gibi askeri mühimmat ve malzemeleri kışlanın içerisinde yani askeri lojmanların içerisinde bana veriyordu. Yine beni kapıda karşılayıp kendi odasına çıkartıyordu. Krokiler çizerek silah ve patlayıcı alabileceğim adresleri tarif etmek suretiyle bırakılan yerlerden hiçbir problem yaşamadan yani yol kontrolü, çevirme, takip yaşamadan malzemeleri alıp örgüte ulaştırıyordum. Savcı, Bir kısım mühimmat ve silahın terör örgütlerine ne şekilde ulaştırıldığı konusunda aydınlatıcı olduğu değerlendirilmiştir. ifadelerini kullanıyor. ( Zaman)

DEVRİMCİ KARARGAH SANIĞININ ERGENEKON İRTİBATLARI

Davanın sanıklarından Osman Baha Okar´ın, Orhan Yılmazkaya´nın kaldığı örgüt evinde yapılan aramada ele geçirilen sahte kimliklerin üzerinde parmak izinin bulunduğu belirtiliyor. Örgüt evinde ele geçirilen sahte kimlik ve boş nüfus cüzdanlarının, Okar tarafından temin edilmiş olabileceğinin değerlendirildiği anlatılıyor. Osman Baha Okar´ın annesi adına kayıtlı telefonu kullandığı ve telefon hattının Ergenekon terör örgütü kapsamında hakkında soruşturma yürütülen Ufuk Akkaya (Ulusal Kanal istihbarat şefi) isimli şahsın kullandığı telefon numarasının geçmişe dönük HTS dökümlerinin incelemesinde de 27 Haziran 2007- 1 Mart 2008 tarihleri arasında 24 adet görüşme kaydının bulunduğu tespit ediliyor. Sanık Rıdvan Turan tarafından kullanılan telefon numarası ile Ergenekon soruşturması kapsamında hakkında işlem yapılan Merdan Yanardağ´ın adına kayıtlı telefon hattı arasında 1 Ocak 2001-22 Temmuz 2006 tarihleri arasında (Arama-aranma-mesaj alma-mesaj atma şeklinde) 3 adet görüşme kaydının bulunduğu aktarılıyor. İddianamede, Yine soruşturma kapsamında, telefon irtibatlarının değerlendirilmesinde, şüpheli Osman Baha Okar´ın, Ergenekon soruşturması kapsamında hakkında soruşturma yürütülen bir kısım şahıslar ile irtibatlarının bulunduğu görülmüştür. Şüpheliye ait telefon takiplerinin yapılan incelemelerinde, şüphelinin örgütsel içerikli bir kısım görüşmeleri tespit edilmiştir. Görüşmelerde örgütsel faaliyetler ile ilgili konuşmaların yer aldığı anlaşılmıştır.´ ifadeleri kullanılıyor. ( Zaman)

KİTABIYLA ÖRGÜT ÜYELERİNİ UYARDI: DİNLENİYORSUNUZ!

Devrimci Karargah terör örgütüne ilişkin hazırlanan iddianamede, tutuklu sanık eski polis müdürü Hanefi Avcı´nın ´Haliçte Yaşayan Simonlar´ isimli kitabında, Nejdet Kılıç´ın dinlenmekte olan telefon numaraları ile bu kişinin irtibatlı olduğu diğer şüphelilere yönelik yapılan fiziki ve teknik takibi deşifre ettiği belirtildi. Kitabın 500. sayfasında, bazı telefonların hukuka aykırı dinlendiği yönündeki iddiasına örnek olarak gösterdiği bölüme yer veriliyor. Avcı´nın kitabının yayımlanmasının ardından şüphelilerin telefon dinlemeleri konusunda birbirlerini uyardıkları ve teknik takip çalışmalarına karşı önlem aldıkları belirtiliyor. Kılıç ve Avcı´nın bu konuya ilişkin yaptıkları telefon görüşmeleri de iddianamede özetleniyor.

Alınan ses kaydına göre sanık Kılıç´ın, 26 Ağustos 2010´da Ahmet Doğan Fırtına´yı arayarak, Kitabın 500. sayfasını oku.´ dediği, böylelikle kendisi hakkında yürütülen soruşturmadan bilgi sahibi olduğu ve bunu çevresindekilerle paylaştığının anlaşıldığı aktarılıyor. Örgütün içindeki faaliyetlerinden dolayı hakkında soruşturma yürütülen Nejdet Kılıç´ın evinin bölgesinde yapılan teknik çalışma sonucunda tespit edilen ve birebir kullanıldığı anlaşılan telefon numaralarının Hanefi Avcı ve Kezban Kerman (Küçük) tarafından kullanıldığı ifade ediliyor. Nejdet Kılıç´a ait ADSL´den kezbankerman@hotmail.com´ elektronik posta adresinin kullanıldığının belirlendiğinin görüldüğü bilgisi de veriliyor. İddianamede, 16 Eylül 2010 tarihinde saat 16.33´te Nejdet Kılıç ile Hanefi Avcı arasında geçen görüşmede, dinleme nedeniyle şüphelilerin zaman zaman ankesörlü telefon ile görüştüklerinden söz ettikleri, Kılıç´ın takip edildiğinden şüphelendiği ve Avcı´nın bilgi verdiği kaydediliyor. İddianamede, Hanefi Avcı´nın, mahkeme tarafından verilmiş gizli belge niteliğini taşıyan mahkeme kararını usulsüz olarak elde ettiği ve Devrimci Karargah terör örgütü şüphelisi Nejdet Kılıç ile bunları paylaştığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla Hanefi Avcı´nın Devrimci Karargah örgütü ve şüphelilerine yardımda bulunduğu tespit edilmiştir. deniliyor.

Makamındaki 24 kasette, 255 dinleme kaydı Devrimci Karargah sanığı Hanefi Avcı´nın makamında yapılan aramalarda çok sayıda ses kaseti ele geçirilmişti. İddianamede, kasetlerin mahkeme kararına dayanmaksızın usulsüz olarak yapılan dinlemeler sonucunda elde edildiği aktarılıyor. Usulsüz olarak yapılan dinlemeler sonucu elde edilen ve kişisel veri niteliğindeki görüşmelere ait kayıtların Avcı tarafından arama tarihine kadar kalan süreçte saklandığı belirtiliyor. İddianamede yer alan bilgilere göre, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü´nce 24 adet teyp kasetindeki görüşmelerden bir kısmı çözümlenemiyor. Çözümleri yapılamayan ve içerisinde anlaşılamayan bölümlerin bulunduğunun bildirilmesi üzerine, 7-11-12 ve 17 rakamları ile numaralandırılmış kasetlerin anlaşılamayan bölümlerinin anlaşılabilir hale getirilmesi amacıyla TÜBİTAK görevlilerine teslim edildiği anlatılıyor. Kasetlerin ele geçirildiği çantada ve iki adet naylon poşet üzerindeki 65 adet vücut izinin de mukayese işlemlerinin devam ettiği, bittiği takdirde savcılığa gönderileceği ifade edildi. TÜBİTAK yetkililerince kasetler üzerindeki incelemeler devam ediyor. İddianamede, diğer kasetlerin, 2000 yılından önce oluşturulduğu değerlendirilen toplam 225 adet telefon dinlemelerine ait kayıtlar olduğu belirtiliyor. Kasetlerde seslerinin adli mercilerden izin alınmadan dinlenildiği ve kaydedildiği anlaşılan kişilerin müşteki sıfatı ile ifadelerinin alındığı anlatılıyor. ( Zaman)

AVCI´DAN AĞAR İÇİN 60 BİN DOLAR

Devrimci Karargah iddianamesinde Hanefi Avcı´ya ait olduğu ileri sürülen el yazılarında çarpıcı iddialar var. Devrimci Karargah iddianamesinde 50 yıl hapsi istenen Hanefi Avcı´nın makam odasında bulunduğu öne sürülen dinleme kasetlerinin yanında not kağıtları bulunduğu öne sürülüyor. Kaset içerikleriyle örtüştüğü ve Avcı´nın el ürünü olduğu öne sürülen bir notta şöyle yazılmış: “Alaattin Çakıcı, Mehmet Ağar´ın lehine ifade veren çocuklara 60 bin dolar ödüyor.”

Avcı´nın Eskişehir´deki makamında ele geçirilen bantlarda aralarında gazeteciler, işadamları, politikacılar ve askerlerin de olduğu birçok ünlü ismin konuşma kayıtları yer alıyordu. Avcı bu kasetlerin kendisine ait olmadığını savunmuştu. İddianamede Avcı´nın elinden çıktığı iddia edilen notlardaki içerikle, kasetlerdeki konuşmaların birbiriyle örtüştüğü öne sürülüyor. Ek iddianamenin içeriğinde olan ve Avcı´ya ait olduğu öne sürülen notlardan biri Alaattin Çakıcı ve Mehmet Ağar ile ilgili. Belgede aynen şöyle yazıyor: Mehmet Kocabaş (Eski ANAP milletvekili) Çakıcı´ya telefon ederek “Mehmet Ağar lehine ifade veren çocuklar için 60 bin dolar” verilmesini istiyor. Çakıcı da bunun üzerine ben göndereyim diyor ve ödüyor...”

Yine Çakıcı´yla ilgili bir başka not ise şöyle: “Türk Ticaret Bankası olayında (Alaattin) Çakıcı, Kamuran Çörtük´e vazgeçmesi için çocukluk arkadaşı olan Mustafa Kefeli´yi gönderdi. Bu olaya karşılık Kefeli, Çakıcı´dan Futbol Federasyonu´nun feshedilmesini sağlamayı taahhüt etti. Kefeli, Çörtük´ü vazgeçirince Alaattin, şimdi federasyon üyelerini tehdit etmeye başlamış.

Mafyanın boyutu... Halit Cıngıllıoğlu´ndan Çakıcı, para istiyor. Halit C, Cumhurbaşkanına gidiyor...”

KASETLER GİZLİ KALACAK

İddianamede Avcı´nın 2000 yılından önce yaptığı 225 telefon dinlemesine ait kayıtlar da yer alıyor. Savcılık, kişilerin özel hayatıyla ve işleriyle ilgili konuşmalarının yer aldığı kaset çözümlerini telafisi mümkün olmayan mağduriyetler yaratacağı için iddianameye koymadı. Ayrıca bu konuşmaların tapeleri ek delil olarak da konulmayacak.

İSTİHBARATIN ESKİ ŞEFİ

Hanefi Avcı, Susurluk kazası döneminde Emniyet İstihbarat Daire Başkanı olarak görev yapıyordu. 4 Şubat 1997´de Susurluk skandalını araştıran TBMM komisyonuna verdiği ifadede devlet içinde çete kurulduğunu ileri sürdü ve Mehmet Ağar, Korkut Eken, Veli Küçük gibi isimler hakkında suçlamalarda bulundu. 28 Şubat sürecindeki tavrı ve daha sonra bir televizyon programında söylediği sözler nedeniyle yavaş yavaş geri hizmete çekildi. Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğü yaptığı sırada ´Haliç´te Yaşayan Simonlar´ adlı kitabı çıktı. Ağustos 2010´da çıkan kitabında Gülen cemaatinin emniyet teşkilatında örgütlendiğini savundu. Avcı, Devrimci Karargah örgütüne yardım ve yataklık etmek suçlamasıyla 28 Eylül 2010´da tutuklandı.

EN DERİN KASET ARŞİVİ

Hanefi Avcı Haliç´te Yaşayan Simonlar kitabı çıktıktan bir ay sonra gözaltına alındığında Eskişehir´deki makam odasında da arama yapılmıştı. Bu aramada 28 Şubat ve Susurluk sürecine ait dinleme kasetlerinin bulunduğu öne sürülmüştü. Aralarında dönemin siyasileri ve gazetecilerin de bulunduğu 53 kişinin özel görüşmelerinin bu kasetlerde olduğu görülmüştü. Kasetlerle ilgili olarak adliyeye çağırılan bu kişilerden ikisi dışında herkes şikayetçi olmuştu. Hanefi Avcı ise makam odasını çok önceden tamamıyla boşalttığını ve bu kasetlerin kendisinin olmadığını, kendisine komplo yapıldığını savunmuştu.

SUSURLUK DAVASI SANIĞI

Eski Emniyet Genel Müdürü ve İçişleri Bakanı Mehmet Ağar´ın ismi özellikle Susurluk kazasından sonra karanlık ilişkilerle gündeme gelmişti. Susurluk davasında mahkûm olanların pek çoğuyla yakın ilişkileri vardı. Kumarhaneler Kralı Ömer Lütfi Topal´ı öldürmekle suçlanan Susurluk hükümlüsü Özel Harekat polislerinin dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ağar´ın emriyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldıkları iddia edilmişti. Milletvekili dokunulmazlığı, eski vali olması nedeniyle uzun süre yargılanmadı. Kasım 2008´de ´Emniyet Genel Müdürü olduğu dönemdeki suçlamalarla ilgili yargılanmaya başlandı. Cürüm işlemek için silahlı teşekkül meydana getirmek, gıyabi tutuklu sanık Abdullah Çatlı´nın gizlenmesine yardım etmek; Çatlı ve Yaşar Öz´e silah taşıma belgesi ve yeşil pasaport verilmesini sağlayarak görevi kötüye kullanmakla suçlandı. Dava devam ediyor.

HÜKÜMET DÜŞÜRMÜŞTÜ

Çete lideri Alaattin Çakıcı´nın adı Susurluk döneminde sıklıkla gündeme geliyordu. 1 Mayıs 1997´de Flash TV´de canlı yayına telefonla katılan Çakıcı, Türk Ticaret Bankası´nın Erol Evcil´e satışı için Özer Uçuran Çiller´in, 20 milyon dolar komisyon istediğini söyledi. Adı çok sayıda suça karışan Çakıcı 17 Ağustos 1998´de Fransa´da yakalandı. Yakalandıktan sonra ortaya çıkan telefon görüşmeleri, Korkmaz Yiğit tarafından satın alınan Türkbank ihalesinin durdurulmasına, ANAP´lı bakan Eyüp Aşık´ın bakanlıktan ve milletvekilliğinden istifasına ve 56. hükümetin düşmesine sebep oldu. Çakıcı´nın telefon kayıtlarında Mehmet Ağar´dan sıklıkla söz ediliyordu. Çakıcı halen cezaevinde. ( Radikal)

(06 Şubat 2011, 10:19)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Devrimci Karargah Örgütü manşetlerimiz

Flaş!!! Avcı´ya ´Devrimci Karargah´ gözaltısı

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4244    yazdır/print


 

Devrimci Karargah Ergenekon´u bitirmek için kuruldu

Devrimci Karargah soruşturması kapsamında hazırlanan üçüncü iddianame dün kabul edildi. İddianamede, eski polis müdürü Hanefi Avcı´nın, ´Devrimci Karargah terör örgütü ve mensuplarına yardım´ ve ´terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme´ gibi suçlardan 51 yıl hapsi istendi. Örgütün amacı ise ´kaos ortamı oluşturarak, Ergenekon soruşturma ve davaları sürecini sabote etmek, daha fazla genişlemeden durdurmak´ olarak aktarılıyor. Hatırlanacağı gibi Ergenekon davasının firari sanığı ÇEV Vakfı Başkanı Gülseven Yaşer, ´Askerler bir ihtilal yapmazsa Ergenekon davası bizi bitirecek´ diye açıklama yapmıştı. Devrimci Karargah 3´ncü davası 13 Nisan 2011´de başlıyor.

Devrimci Karargah Ergenekon´u bitirmek için kuruldu

Devrimci Karargah soruşturması kapsamında hazırlanan üçüncü iddianame dün kabul edildi. İddianamede, eski polis müdürü Hanefi Avcı´nın, ´Devrimci Karargah terör örgütü ve mensuplarına yardım´ ve ´terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme´ gibi suçlardan 51 yıl hapsi istendi. Örgütün amacı ise ´kaos ortamı oluşturarak, Ergenekon soruşturma ve davaları sürecini sabote etmek, daha fazla genişlemeden durdurmak´ olarak aktarılıyor. Hatırlanacağı gibi Ergenekon davasının firari sanığı ÇEV Vakfı Başkanı Gülseven Yaşer, ´Askerler bir ihtilal yapmazsa Ergenekon davası bizi bitirecek´ diye açıklama yapmıştı. Devrimci Karargah 3´ncü davası 13 Nisan 2011´de başlıyor.

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Kadir Altınışık tarafından Hanefi Avcı´nın da aralarında bulunduğu 14´ü tutuklu 22 kişi hakkında hazırlanan iddianame üzerindeki incelemesini tamamladı. Mahkeme heyeti, 129 sayfalık iddianamenin oybirliğiyle kabulüne ve sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.

Sanıklar, 13 ve 15 Nisan 2011´de ilk kez Beşiktaş´taki İstanbul Adliyesi´nde hakim karşısına çıkacak. İddianamede, örgütün kuruluş ve yeniden harekete geçirilmesi süreçleri anlatılıyor. 2009 yılında Selimiye Kışlası´na havan topu atılması, AK Parti İstanbul İl binasına bomba bulunan paket gönderilmesi, 27 Nisan 2009´daki Bostancı´da bir polisin şehit olduğu çatışma ve son olarak Beşiktaş´taki bir banka şubesine bomba bırakılması olarak örgütün toplam dört eylemi sayılıyor. Yine soruşturma kapsamında ifadesi alınan gizli tanık, Ergenekon soruşturmasının yürütüldüğü ortamda, Türkiye´de bu aşamadan sonra yapılacak şiddet içerikli terör eylemlerinin tek bir amacı olabilir; o da yapılan Ergenekon soruşturmasını sabote etmektir. diyor. İddianameden aktaralım: Orhan Yılmazkaya´nın öldürülmesinden sonra Devrimci Karargah terör örgütü Türkiye sorumlusu olduğu anlaşılan Ulaş Erdoğan´ın, Serdar Kaya´nın devrime ve devrimci mücadeleye hizmet etmeyecek ancak Ergenekon çetesinin istekleri ve beklentilerini karşılayacak eylemlere bizi yöneltmeye çalışması kabul edilebilir değildi. şeklindeki beyanları birlikte değerlendirildiğinde, Devrimci Karargah´ın devam etmekte olan Ergenekon soruşturmasını etkilemek ve demokratikleşme reformlarını sabote etmeyi amaçladığı kanaatine varılmıştır.

Soruşturmayı deşifre ediyor

Avcı´nın soruşturmaya ilişkin bilgileri deşifre etmesinin ardından Nejdet Kılıç´ın Beyoğlu´ndaki evinde yapılan aramada elde edilen el yazımı dokümanların içerisinde soruşturmanın tarih ve sayısının yer aldığı notlar ele geçiriliyor. İddianamede, Hanefi Avcı´nın, gizli belge niteliğini taşıyan mahkeme kararını usulsüz olarak elde ettiği ve Devrimci Karargah örgütü (DKÖ) şüphelisi Nejdet Kılıç´la paylaştığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın Devrimci Karargah Örgütü ve şüphelilerine yardımda bulunduğu tespit edilmiştir.´ deniliyor. Hanefi Avcı´nın iş adresinden elde edilen kasetlerin, mahkeme kararına dayanmaksızın yapılan dinlemeler sonucunda elde edildiği belirtiliyor. Avcı´nın ikametinden elde edilen otomatik tüfek ve tabancaların ruhsat süreleri dolmasına ve veriliş amacına uygun şartların ortadan kalkmasına rağmen şüpheli tarafından ilgili kurumuna iade edilmediği anlatılıyor.

İddianamede örgütün stratejisi ve amacı şöyle özetleniyor: Hiçbir taban kazanma çabası göstermeden pek çok örgütten eleman devşirebilen, yurtdışından yönetilen ve finanse edilen, gelişmiş istihbarat taktik ve teknikleri konusunda deneyimli, hassas ve şifreli haberleşme kaynaklarını kullanabilen terör örgütünün, eylem-hedef ve stratejisiyle toplumda devlete olan güveni sarsma, kamu düzenini bozma ve kaos ortamı oluşturma gayreti içerisinde olduğu, devlet otoritesi ve hükümeti yıpratmaya yönelik faaliyetlerde bulunduğu kanaatine varılmıştır.

Hanefi Avcı´ya 51 yıl hapis talebi

İddianamede, tutuklu sanıklardan Hanefi Avcı, ´Devrimci Karargah terör örgütü ve mensuplarına yardım, yargı görevini yapanı etkileme, soruşturmanın gizliliğini ihlal, terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme, ruhsatsız silah bulundurmak, zincirleme şekilde kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek´le suçlanıyor. Avcı´nın toplam 23 yıl 1 ay ile 51 yıl 9 ay arasında değişen hapisle cezalandırılması talep ediliyor. Sanıklar arasında Avcı´nın eşi Şenay Avcı da var. Şenay Hanım´ın, ´ikametinde bulunan birden fazla ruhsat süreleri dolmuş silahı bulundurma´ suçundan 7 yıl 6 aydan 12 yıla kadar yargılanması isteniyor. Hanefi Avcı´nın kullandığı telefon hattının sahibi olduğu öne sürülen tutuklu sanık Nejdet Kılıç da ´Devrimci Karargah terör örgütü üyesi olmak´la suçlanıyor. İstenen ceza ise toplam 9 ila 18 yıl. İddianamede diğer sanıklar hakkında da farklı suçlardan değişen miktarlarda ceza isteniyor.

Avcı´nın cd´lerinden 2003 darbe planları çıktı

Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´dan ele geçirilen CD´lerde önemli bilgilerin bulunduğu belirtildi. JİTEM ile bu yapılanma adına yapılan infaz, bombalama, darbe planlamasına ait metinler ve yağma eylemleri konu başlıklarının yer aldığı kaydedilen bir CD´de Veli Küçük, Cem Ersever ve darbe planlamasına ait metinler, başlıklı konuların da bulunduğu ifade edildi. İddianamede Avcı´dan ele geçirilen CD´lerde yer alan bilgilerin konu başlıkları sıralandı. 8 No´lu CD´nin incelemesinde CD´nin 25 Şubat 2003 tarihinde oluşturulduğu belirtildi. CD´nin içinde yer aldığı belirtilen bilgilere ilişkin konu başlıkları şöyle: TSK´da örgütlenmiş terör örgütleriyle iltisaklı kişiler. TİT (Türk İntikam Tugayı) ile ilgili bilgiler. Ergenekon soruşturması kapsamında hakkında işlem yapılan kişi ve kuruluşlara ait bilgiler. Aydınlık dergisinin gizli istihbarat teşkilatı gibi kişisel verileri toplayarak raporladığına dair bilgiler. Yeşil Kod Mahmut Yıldırım´la ilgili bilgiler. İtirafçı İbrahim BABAT, faili meçhul olay/eylemler, faili meçhul eylemlerde devlet içindeki çetelerin rolü hakkındaki bilgiler. Arif Doğan, Veli Küçük, A. Cem Ersever, JİTEM ve faaliyetleri. JİTEM adına gerçekleştirilen infaz, bombalama, nitelikli yağma ve kundaklama eylemleri. Gizli ve kişiye özel gizlilik dereceli askeri belgeler. Darbe planlamasına ait metinler.

PKK kamplarında 3 yıl silahlı eğitim

İddianamede, örgütün silahlı kanadının PKK tarafından eğitildiği aktarılıyor. İşte o bölüm: Devrimci Karargah terör örgütü 9 No´lu bildirisinde ´2005 yılının yaz aylarında, Bedrettin Hareketi ve 16 Haziran Hareketi kadrolarının birleşmesiyle´ kurulduğunu ve 3 No´lu bildirisinde ´Devrimci Sol, artık bir Devrimci Karargah bileşeni olma kararı almıştır´ şeklindeki açıklamasıyla Dev-Sol´un bünyesine katıldığını duyurmuştur. Örgütün askeri yapılanması olan Silahlı Devrim Müfrezelerine (SDM) bağlı Şehit Ongan Müfrezesi içerisinde faaliyet gösteren Orhan Yılmazkaya´nın da içinde bulunduğu bazı militanlar PKK/KONGRE-GEL terör örgütü mensubu ENVER KOD İsmail BERKA aracılığıyla Van ilinde karşılanmıştır. Buradaki bağlantılarla birlikte sınırı geçip önce İran´da bulunan ´Kelareş Kampına´, oradan da Kuzey Irak´ta bulunan ´Zap Kampına´ gitmişler, burada ´askeri ve siyasi eğitim´ almışlardır. Yaklaşık üç yıl kadar bir süre terör örgütü PKK/KONGRA-GEL tarafından eğitilen ve 2008 yılında Türkiye´ye giriş yapan Devrimci Karargah örgüt mensupları İstanbul´a geçerek hücre evlerinde faaliyetlerine başlamışlardır.

Terör örgütlerini bir araya topluyorlar

Tutuklu sanık Nejdet Kılıç´ın, (Devrimci Karargah terör örgütünün devrimci gruplar ile yan yana durup iş yapma stratejisinin gereği olarak) sol terör örgütlerinde kurucu, aktif ve sorumlu düzeyde faaliyet yürütmüş bir kısım kişileri buluşturmaya çalıştığının belirlendiği ifade ediliyor. Kılıç´ın, terör örgütü geçmişi olan bazı kişileri bir araya toplamaya çalıştığı aktarılıyor. İddianamede, Hanefi Avcı´nın Eskişehir´deki çalışma ofisinde ele geçirilen kasetlere ilişkin parmak izi çalışmalarına yer veriliyor. Kasetlerin içinde bulunduğu çanta ile birlikte delil torbasına konulan iki adet naylon poşet üzerinde 65 adet vücut izi tespit edildiği anlatılıyor. İddianamede, Bahse konu çanta üzerinde parmak izi çalışması yapılabilmesi için İstanbul Emniyet Müdürlüğü´ne gönderilmiş, olay yeri inceleme ve kimlik tespit şube müdürlüğü görevlilerince mühürlü torba içerisinden çanta ile birlikte çıkan iki adet naylon poşetlerin üzerinden (65) adet vücut izi elde edilmiştir. Mevcut izlerin mukayeseleri devam etmekte olup, ilgili raporlar gönderildiğinde dosyasına konulacaktır. deniliyor.

Örgütün iki ayağı: Silahlı kanat ve cephe yapılanması

Silahlı Devrim Müfrezeleri, örgütün silahlı kanadı olarak anlatılıyor. İddianamede, İstanbul´daki eylemleri Şehit Ongan Müfrezesi´nin yaptığının belirlendiği ifade ediliyor: Müfrezelerde görev alan örgüt mensuplarının 3-4 kişiden oluştuğu, silah ve patlayıcı eğitimi aldıkları, metropollerde sansasyonel nitelikte eylemler gerçekleştirmek üzere eğitildikleri görülmüştür. Ayrıca, örgütün metropollerde faaliyet gösteren Halk Savunma Güçleri (HSG) isimli bir milis yapılanmasının da bulunduğu. Bu yapının genelde sokak eylemleri ve Silahlı Devrim Müfrezeleri´ne destek amaçlı kurulduğu tespit edilmiştir. Devrimci Karargah terör örgütüne yönelik yapılan operasyonda yakalanarak tutuklanan Ulaş Erdoğan´a ait ´Secure Digital´ marka ´813100706000´ seri numaralı ´2GB´ kapasiteli dijital malzeme içerisinde ele geçirilen ´ORGUTLENME PERSPEKTIFI2´ isimli iki sayfadan oluşan ´değerli yoldaşlar´ başlığı ile başlayan belge içeriğinde; Yoldaşlar, bildiğiniz gibi, örgütlenme tarzımızın bir daimi askeri ve devrimci şiddeti içeren bir ayağı, bir de bu tarzın motive ettiği devrimci ve atılgan kitle ruhunu örgütleyen ayağı vardır. Örgütlenmemiz bu iki ayak üzerinde yürüyebildiğince sağlıklı ve yol alıcı olacaktır. Aksi, mecazın da gösterdiği gibi topallayacak, hatta yere düşecektir. şeklinde geçen içerikte de Devrimci Karargah terör örgütünün ´silahlı alan ve cephe yapılanması´ olarak iki şekilde örgütlendiği belirtilmiştir.

Örgüt üyesinden ihbar maili: Gömülü mühimmat çıkardık

Devrimci Karargah terör örgütüyle ilgili hazırlanan iddianamede, örgütün İstanbul ve çevresinde gömülü mühimmatlar çıkardığı aktarılıyor. Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğü´ne 30 Ağustos 2009 tarihinde 15509083019 sayılı mesaj numarası ile gönderilen e-mail ihbarında örgütün silahlarıyla ilgili şu bilgiler veriliyor: Ergenekon örgütü İstanbul ve çevresinde daha önce çeşitli yerlere gömülü vaziyetteki ve İstanbul dışındaki villa tipi evlerde sakladıkları silah, el bombaları, LAW silahlarını bizlere söyleyerek almamızı sağladılar. Söyledikleri yerlerin çok az bir kesimi boş çıksa da çoğunluğu da çok sayıda mühimmat alındı ve çıkarıldı. Bu silahların bizden önce DHKP-C örgütüne de verildiği söyleniyor. Bize en son bir askerî yetkili tarafından çok miktarlarda askeriyeye ait silah patlayıcı teçhizat verildi. Biz üslerimize sorduğumuzda neden biz bunlardan silah alıyoruz dediğimizde askeriye içerisinde solcu subaylar var onlar bize destek sunuyorlar denildi ama görüyorum ki bizi yurtdışına çıkartanlar da bize silah mühimmat verenler de Ergenekon´un ta kendisi ve bu örgüt Ergenekon ve PKK kontrolünde ve denetiminde bir yapı.

İddianamede ayrıca 2008 yılında 1´inci Ordu Komutanlığı´nın bulunduğu Selimiye Kışlası´na yapılan havan saldırısı ile ilgili çarpıcı bilgiler yer alıyor. İddianameye göre 7 Ağustos 2008 tarihinde Karacaahmet Mezarlığı içerisinden 4 adet 60´lık havan mermisi ile Selimiye Kışlası hedef olacak şekilde ateşlenmesi eyleminde kullanılan ve olay yerinde ele geçirilen materyallerle ilgili olarak TSK tarafından kriminal inceleme yapıldı. Kara Kuvvetleri Komutanlığı (KKK´lığı) 1´inci Ordu Komutanlığı´nın 16 Eylül 2008 tarihli 4070-103-08/Tük.mlz.Ks. (Müht) sayılı yazısında; söz konusu mühimmat parçalarının Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) envanterinde bulunan 60 mm´lik havan mühimmatı ile aynı özelliklere sahip olduğu tespit edilmiştir. ifadeleri yer alıyor.

Strateji: Akan kan durmamalı

İddianamede Devrimci Karargah´ın stratejisi de net olarak ortaya konuluyor. Strateji, Devrimci Karargah terör örgütünü deşifre eden ´Son Tezgah´ isimli gizli tanık beyanında, Devrimci Karargah terör örgütü, Ergenekon soruşturmasıyla ilişkileri açığa çıkarak yıpranan ve taban kaybeden terör örgütlerinden kopan kitleleri etrafında toplamak için eylemlere başlamıştır. Eskimiş yüzler tasfiye edilerek adı kirlenmemiş yeni bir terör örgütüyle bu ülkede akan kanın devam etmesini istiyorlar. şeklinde ifadeye de yansıdı. Devrimci Karargah terör örgütünün en kısa anlamda stratejisinin ´Türkiye devrimci hareketini birleştirme ve devrimci bir çatı altında toplama´ sloganını kullanarak terör ve şiddeti devam ettirme olduğu değerlendirilmiştir. denildi.

Öte yandan iddianamede Orhan Yılmazkaya´nın bilgisayarından elde edilen bir belgede, Devrimci Karargah örgütünün Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) içinde yapılandığı ve kabul gördüğünün bildirildiği kaydedildi. İddianamedeki belgede partinin yayın organı olan Sosyalist Demokrasi gazetesinde örgüt mensuplarının yazılarının yayınlandığının belirtildiğine yer verildi. SDP Başkanı Rıdvan Turan´ın, Orhan Yılmazkaya´nın anısına 3 Mayıs 2009 tarihinde düzenlenen anma törenine katıldığı da iddianamede yer aldı.

Devrimci Karargah´ın üssü Beyoğlu Tosbağa Sokak

Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın da sanık olarak yer aldığı Devrimci Karargah davasının iddianamesi, polisin örgütü nasıl deşifre ettiğini ortaya koydu. Devrimci Karargah´ın yöneticilerinden Necdet Kılıç´ın İstanbul Beyoğlu Tosbağa Sokak´taki evine gelenleri takibe alan polis, örgütü çözdü. Dinlemeye alınan cep telefonları Hanefi Avcı bağlantısına götürdü. Aralarında eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın da bulunduğu 22 sanıklı Devrimci Karargah davasının iddianamesi kabul edildi. İddianamede yer alan bilgiler polisin örgütü nasıl deşifre ettiğini ortaya koydu. AK Parti binası ve 1. Ordu Komutanlığı´na saldırılarla ismini duyuran Devrimci Karargah´ın yöneticilerinden Necdet Kılıç´ın İstanbul Beyoğlu Tomtom Mahallesi Tosbağa Sokak´taki evine gelenleri takibe alan polis, örgütün yeniden yapılanma faaliyetleri kapsamında harekete geçtiğini belirledi. Kılıç´ın evine gelenlerin cep telefonlarını dinlemeye alan istihbarat polisleri, Hanefi Avcı´nın da örgütle bağlantısını deşifre etti.

Avcı´dan Kılıç´a fısıltı

Devrimci Karargah örgütü AK Parti´nin Sütlüce´deki binasına yönelik bombalı eylem ve Üsküdar´daki 1. Ordu Komutanlığı Selimiye Kışlası´na havan saldırısıyla adını duyurmuştu. Bu iki eylemin ardından operasyon yapan polis, örgütün lideri Orhan Yılmazkaya´yı Bostancı´daki çatışmada ölü ele geçirerek örgüte darbe vurmuştu. İddianamede yeniden yapılanmaya giden örgütün deşifre edilmesi ve Hanefi Avcı´yla bağlantılarına ilişkin istihbarat ve terörle mücadele ekiplerinin ortaya çıkardığı ilginç detaylara yer verildi. Buna göre, 053174... ve 0507363... nolu telefonları dinlenen örgütün yöneticilerinden Nejdet Kılıç, sol gruplar arasında birleştirme amaçlı toplantılar yaptı ve örgüte eleman kazandırmak için harekete geçti. Hanefi Avcı da Kılıç´a polisin yaptığı takiple ilgili bilgiler verdi. Kılıç´ın evinden çıkan el yazımı dökümanların içerisinde gizli soruşturmanın tarih ve sayısının da yer alması Avcı´nın örgüte yardımda bulunduğunu ispatladı. Kılıç´a soruşturmadan kurtulması için telefonda taktikler verdiği de tespit edilen Avcı, soruşturma devam ederken yazdığı Haliç´te yaşayan Simonlar´ adlı kitabının 500. sayfasında ise İstanbul´da yapılan yasa dışı dinlemelere örnek olarak kendisi ve Necdet Kılıç´ın telefonlarının dinlendiğini yazarak, şüphelilerin teknik ve fiziki takibini deşifre etti.

Kılıç´ın evi bağlantıyı çözdü

Polis ekipleri, gelişmiş istihbarat taktik ve teknikleri konusunda deneyimli, hassas ve şifreli haberleşme kaynakları kullanabilen örgüt elemanlarını deşifre etmek için Kılıç´ın İstanbul Beyoğlu Tomtom Mahallesi Tosbağa Sokak´ta bulunan evinin çevresinde fiziki ve teknik takip başlattı. Çalışmalar sonucunda Ceyhun Ünlü ve Tuğrul Çakır adına kayıtlı numaralar evin çevresinde sinyal verdi. Çakır adına kayıtlı 053173070... nolu telefon Kezban Küçük isimli şahıs tarafından, Ceyhun Ünlü adına kayıtlı 053173070.... nolu telefonun ise Hanefi Avcı tarafından kullanıldığı belirlendi.

Kitaptan sonra teknik takibe önlem

Şüpheli Nejdet Kılıç´ın evi çevresinde yapılan teknik çalışma neticesinde tespit edilen ve birebir kullanıldığı anlaşılan telefon numaralarının şüpheli Hanefi Avcı ve Kezban Küçük tarafından kullanıldığı, ayrıca Nejdet Kılıç´a ait 1898728... sayılı hizmet numaralı ADSL´den kezbankerman@hotmail.com e-posta adresinin de kullanıldığı tespit edildi. Hanefi Avcı´nın yazdığı kitapla dinlemeleri deşifre etmesi sonrası örgüt üyelerinin birbirlerini uyardıkları da iddianamede yer alan bilgiler arasında.

El kitabı Amerikan malı

Devrimci Karargah iddianamesinde örgütün Amerika Birleşik Devletleri Özel Kuvvetlerinin taktiklerini kullandığı belirtiliyor. Buna göre, Selimiye Kışlası´na düzenlenen saldırıda kullanılan el yapımı havan, TM 31-210 isimli ABD Özel Kuvvetleri için hazırlanan kitapçıkta belirtilen el yapısı havan ile büyük oranda benzerlik gösterdi. TM 31-210 isimli kitapçık kapağındaki, Department Of The Army Technical Manual ibaresinin ´Ordu Teknik Talimname Dairesi´ anlamına geldiği, Improvised Munitions Handbook ibaresinin ´Pratik Harp Silahları El Kitabı´ anlamına geldiği, Headquarters, Department Of Army ibaresinin ise ´Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Ana Karargah´ anlamına geldiği vurgulanıyor. Kitapçıklar patlayıcı alet yapımı konusunda bilgiler sunuyor. ( Yenişafak, Zaman)

(05 Şubat 2011, 11:39)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Devrimci Karargah Örgütü manşetlerimiz

Flaş!!! Avcı´ya ´Devrimci Karargah´ gözaltısı

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4785    yazdır/print


 

DKÖ iddianamesine kabul: Avcı sanık

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın da aralarında bulunduğu 22 kişi hakkında ´Devrimci Karargah Örgütü´ (DKÖ) soruşturması kapsamında hazırlanan iddianameyi kabul etti. Devrimci Karargah Örgütü hakkında daha önce de iki iddianame hazırlanmış, davaları İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülmekte olan bu iki iddianame birleştirilmişti. Bugün kabul edilen 3´ncü iddianamede, tutuklu sanık Hanefi Avcı´nın eşi Şenay Avcı da 22 sanık arasında yerini aldı. Avcı´nın 51 yıl 9 aya kadar, eşi için de ruhsatsız silahları saklamaktan dolayı 12 yıla kadar hapis cezası istendi.

Devrimci Karargah iddianamesi kabul edildi

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın da aralarında bulunduğu 22 kişi hakkında ´Devrimci Karargah Örgütü´ (DKÖ) soruşturması kapsamında hazırlanan iddianameyi kabul etti. Devrimci Karargah Örgütü hakkında daha önce de iki iddianame hazırlanmış, davaları İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülmekte olan bu iki iddianame birleştirilmişti. Bugün kabul edilen 3´ncü iddianamede, tutuklu sanık Hanefi Avcı´nın eşi Şenay Avcı da 22 sanık arasında yerini aldı. Avcı´nın 51 yıl 9 aya kadar, eşi için de ruhsatsız silahları saklamaktan dolayı 12 yıla kadar hapis cezası istendi.

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Kadir Altınışık tarafından Avcı´nın da aralarında bulunduğu 14´ü tutuklu 22 kişi hakkında hazırlanan iddianame üzerindeki incelemesini tamamladı. Mahkeme heyeti, iddianamenin kabulüne karar verdi. Avcı´nın da aralarında bulunduğu 14´ü tutuklu 22 kişi hakkında hazırlanan iddianameyi oy birliğiyle kabul eden İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, tensip incelemesi sonucunda davanın ilk duruşmalarının 13 ve 15 Nisan 2011 tarihlerinde Beşiktaş´taki İstanbul Adliyesinde yapılmasına karar verdi.

Mahkeme heyeti, ´Devrimci Karargah´ adlı silahlı terör örgütünün varlığı, yapısı, varsa eylemleri konusunda detaylı bilgilerin istenilmesi için İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Milli İstihbarat Teşkilatı, Genelkurmay Başkanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığına yazı yazılmasını da kararlaştırdı. Avcı´nın da aralarında bulunduğu 14 tutuklu şüphelinin, ´terör örgütü üyesi´ olduklarına ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması ve devam etmesi ile atılı eylemin CMK´nın 100. maddesinin 3. fıkrasında sayılan suçlardan olması dikkate alınarak tutukluluk hallerinin devamına karar veren mahkeme heyeti, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ´Devrimci Karargah Örgütü´ davası dosyasının bir örneğinin dijital ortamda istenmesine hükmetti.

Hanefi Avcı´ya 51 yıl, eşine 12 yıl hapis istendi

Devrimci Karargah terör örgütüne ilişkin hazırlanan iddianamede, tutuklu sanık Hanefi Avcı´nın eşi Şenay Avcı da sanık olarak yer aldı. Avcı´nın 51 yıl 9 aya kadar, eşi için de 12 yıla kadar hapis cezası istendi. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından bugün kabul edilen iddianamede emniyet müdürü Avcı´nın, ´Devrimci karargah terör örgütü ve mensuplarına yardım, yargı görevini yapanı etkileme, soruşturmanın gizliliğini ihlal, terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme, ikametinde ele geçirilen ruhsatsız silahlar nedeni ile 6136 sayılı yasaya muhalefet ve zincirleme şekilde kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme´ suçlarından 23 yıl 1 ay ile 51 yıl 9 ay arasında değişen hapis cezası talep edildi.

İddianamede, Hanefi Avcı´nın eşi Şenay Avcı´nın da, ´ikametinde bulunan birden fazla ruhsat süreleri dolmuş silahı bulundurma´ suçundan 7 yıl 6 aydan 12 yıla kadar hapsi istendi. İddianamede, Avcı ve eşi Şenay Avcı üzerine ruhsatlı silahlarla ilgili, Emniyet Genel Müdürlüğü İkmal ve Bakım Daire Başkanlığı´nın 8 Ekim 2010 tarihli yazısı da yer aldı. Yazıda, Parabellum marka 116311-6311 seri numaralı 9 mm çaplı tabanca, kaleşnikof marka 07637-2801707-9336 seri numaralı otomatik tüfek ve Reck marka P800 model 6.35 mm çaplı tabancanın Emniyet Genel Müdürlüğü kuvvesine kayıtlı olmadıkları tespit edilmiştir. denildi.

Şüpheli Şenay Avcı´nın üzerine kayıtlı Kaleşnikof marka silahın ruhsatının iptal edildiğine ve Emniyet Genel Müdürlüğü´ne teslim edilmesi gerektiğine dair Diyarbakır Valiliği´nin 8 Aralık 1994 tarihli yazısına da yer verilen iddianamede, ´İçişleri Bakanlığı´nın 23.03.2009 tarih ve Genelge no: 2009/32 sayılı yazılarında istenmesine rağmen silahını teslim etmeyen veya kendisine ulaşılamayanlarla ilgili olarak 6136 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olarak silah taşımak ve bulundurmak suçundan adli işlem yapılması gerektiği´ şeklindeki hususun belirtildiği, şüpheliye bu konuda tebligat yapıldığı ve konu hakkında İl Emniyet Müdürlükleri ile Valilikler arasında yazışmaların gerçekleştiği, ancak silahların teslim edilmediği anlaşılmaktadır. denildi. ( AA, Cihan)

Avcı´daki CD´den JİTEM ve darbe dosyaları çıktı

Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´dan ele geçirilen CD´lerde önemli bilgilerin bulunduğu belirtildi. JİTEM ile bu yapılanma adına yapılan infaz, bombalama ve yağma eylemleri konu başlıklarının yer aldığı kaydedilen bir CD´de Veli Küçük, Cem Ersever ve darbe planlamasına ait metinler, başlıklı konuların da bulunduğu ifade edildi. Devrimci Karargah terör örgütüne yönelik hazırlanan ve bugün kabul edilen iddianamede Avcı´dan ele geçirilen CD´lerde yer alan bilgilerin konu başlıkları sıralandı. 8 nolu CD´nin incelemesinde CD´nin 25 Şubat 2003 tarihinde oluşturulduğu belirtildi. CD´nin içinde yer aldığı belirtilen bilgilere ilişkin konu başlıkları şöyle:

- TSK´da örgütlenmiş terör örgütleriyle iltisaklı kişiler.

- TİT (Türk İntikam Tugayı) ile ilgili bilgiler.

- Ergenekon soruşturması kapsamında hakkında işlem yapılan kişi ve kuruluşlara ait bilgiler.

- Aydınlık Dergisinin gizli istihbarat teşkilatı gibi kişisel verileri toplayarak raporladığına dair bilgiler.

- Yeşil Kod Mahmut Yıldırım´la ilgili bilgiler.

- İtirafçı İbrahim BABAT, faili meçhul olay/eylemler, faili meçhul eylemlerde devlet içindeki çetelerin rolü hakkındaki bilgiler.

- Arif Doğan, Veli Küçük, A.Cem Ersever, JİTEM ve faaliyetleri.

- JİTEM adına gerçekleştirilen infaz, bombalama, nitelikli yağma ve kundaklama eylemleri.

- Gizli ve kişiye özel gizlilik dereceli askeri belgeler.

- Darbe planlamasına ait metinler. ( Cihan)

65 vücut izi inceleniyor

Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´dan elde edilen ses kasetlerinin içinde bulunduğu çanta ile birlikte ele geçirilen iki poşette 65 adet vücut izi bulunduğu belirtildi. Bu izlerin incelemelerinin devam ettiği kaydedilirken kasetlerin kapları üzerinde tespit edilen 6 adet parmak izinin ise mukayese etmeye elverişsiz olduğu ifade edildi. Devrimci Karargah terör örgütü iddianamesinde, tutuklu sanık Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın Eskişehir´deki çalışma ofisinde ele geçirilen kasetlere ilişkin parmak izi çalışmalarına yer verildi. İddianamede, kasetlerin içinde bulunduğu çanta ile birlikte delil torbasına konan iki adet naylon poşet üzerinde 65 adet vücut izi tespit edildiği anlatıldı. İddianamede, Bahse konu çanta üzerinde parmak izi çalışması yapılabilmesi için İstanbul Emniyet Müdürlüğüne gönderilmiş, olay yeri inceleme ve kimlik tespit şube müdürlüğü görevlilerince mühürlü torba içerisinden çanta ile birlikte çıkan iki adet naylon poşetlerin üzerinden (65) adet vücut izi elde edilmiştir. Mevcut izlerin mukayeseleri devam etmekte olup, ilgili raporlar gönderildiğinde dosyasına konulacaktır. denildi. Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğü´nün 2 Aralık 2010 tarihli yazısına da yer verilen iddianamede, Kaset dış kapları üzerinden (6) adet parmak izinin tespit edildiği, bu izlerin mukayeseye elverişsiz nitelikte oldukları bildirilmiştir. ifadeleri yer aldı. ( Cihan)

Devrimci Karargah´ın Ergenekon´un hedefleri doğrultusunda eylem yapması istenmiş

Devrimci Karargah iddianamesinde örgütün Ergenekon terör örgütü hedefleri doğrultusunda ve demokratik açılımı saboteye yönelik eylemlere yönelmesi istenmiş. Örgütün lideri olduğu belirtilen Serdar Kaya´nın JİTEM yetkilileriyle görüşmeler yaptığı kaydedilen iddianamede, bu bilgilerin örgütün Türkiye sorumlusu olduğu iddia edilen tutuklu sanık Ulaş Erdoğan´ın ifadelerinde yer aldığı belirtildi.

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından bugün kabul edilen iddianamede örgütün şifreli yazışmalarının çözümü ve örgüt yöneticisi Ulaş Erdoğan´ın verdiği beyanlarında yakın zamanda gerçekleştirmeyi planladıkları eylemlerin tespit edildiği anlatıldı. İşçi ölümleri nedeniyle tersane sahiplerine yönelik eylemler, uçak kaçırma ve ´Demokratik Açılım´ konusu ile ilgili olarak limanlarda bulunan yatların kundaklanması eylemlerini planladığı belirtilen örgütün, Mehmet Ağar´a yönelik suikast yapılması eylemlerini gerçekleştirmeyi de hedeflediği iddia edildi.

Bostancı´daki çatışmada öldürülen Orhan Yılmazkaya´dan sonra örgütün Türkiye sorumlusu olduğu belirtilen tutuklu sanık Ulaş Erdoğan´ın ifadesinde, Bu eylemlerin Kürt açılımı sürecinde yapılmasının istenmesi, Mehmet Ağar eylemine karşı çıkılması, Devrimci Karargah örgütü ile ilgili Ergenekon bağlantılarının basında devamlı yer alması kendisinde çelişkiler doğurduğunu. Gençleri dergilere göndermemesinin nedenleri arasında bunların olduğunu. Serdar Kaya ile ilgili 1990´lı yıllardan beri derin ve karanlık bağlantıları olduğu yönünde kuşkularının olduğunu. Bunun aslında bir kuşku değil net bilgilere dayandığını, JİTEM yetkilileriyle görüşürken görüldüğünü babasından duyduğunu. Ayrıca Sarp Kuray´ın Beşiktaş´ta MİT görevlileriyle bir kaç kez görüşürken görülmesi ve bu görüşmelerinden birinin alınan video kaydının derin ilişkiler kanalıyla Serdar Kaya´ya ulaşması gibi konuları biliyor olmasından dolayı midesinin bulandığını. Şüphenin şüpheyi doğurduğunu. JİTEM bağlantısını kendi ağzıyla itiraf etmesine gerek olmadığını. Serdar Kaya´nın verdiği eylem talimatları ve örgütün yaptıkları zaten bu şüpheleri net olarak doğurduğunu. Serdar Kaya´nın devrime ve devrimci mücadeleye hizmet etmeyecek ancak Ergenekon çetesinin istekleri ve beklentilerini karşılayacak eylemlere kendilerini yöneltmeye çalışmasının kabul edilebilir olmadığı. şeklinde beyanlarda bulunduğu anlatıldı.

Erdoğan´ın ifadesinin devamında, Emek alanı olarak beyan edilen husus tersanelerdeki işçi ölümlerinin olduğunu. Serdar Kaya´nın bu alandan vazgeçerek Kürt açılımı konusuna yönelmelerini istediğini. Bunun için de değişik eylemleri yapmalarını önerdiğini. Bunların yat ve araç yakmaları şeklinde olacağını. Bu eylemler PKK´nın içindeki bir grup adına dayanışma amaçlı yapılacağını. Demokratik Açılım sürecini baltalayacak bu eylemlerin kendisinde örgütün kullanıldığı fikrini uyandırdığı. şeklindeki beyanları iddianamede yer aldı.

Gizli tanık Son Tezgah´ın ifadelerine yer verilen iddianamede tanığın, Hizbullah, PKK, DHKP-C gibi ülkemizin geçmişini kana bulayan terör örgütlerinin, Ergenekon terör örgütüyle ortak hareket ettiği, daha doğrusu Ergenekon terör örgütünün bu tür örgütlenmeleri kendi çıkar ve amacı doğrultusunda yönlendirdiği ve idare ettiği ortaya çıktığını belirttiği, şiddet eylemlerinde bulunan Hizbullah, PKK, DHKP-C, MLKP gibi terör örgütlerinin Ergenekon bağlantıları ortaya çıktığını. Terör örgütlerinden kopmalar yaşanıyor. Teröre bulaşmış kitleler kendi içlerinde sorgulamalara başladılar. Bütün bu kaçışları yeni ve adı kirlenmemiş bir örgüt etrafında toparlamak ve ülkemizde akan kanı devam ettirmek için Devrimci Karargah diye bir örgüt çıkarılmıştır. ifadeleri aktarıldı. ( Cihan)

Devrimci Karargahın ürküten çalışmaları

Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın da sanıkları arasında olduğu Devrimci Karargah Örgütüne ilişkin hazırlanan iddianamenin ek klasörlerinde, örgütün çalışmaları hakkında çarpıcı bilgiler yer aldı. Uçak kaçırmayı planlayan örgüt, soygun amacıyla kuyumcularda keşif de yapmışlar. Örgütün gelir elde etmek amacıyla çeşitli yollara başvurduğu belirlendi. Sanıkların sahte ´SSK denetmeni´ olarak önceden belirledikleri işyerlerinden sahte ceza makbuzu karşılığı para topladığı bilgilerine ulaşıldığı anlatıldı. Sanıklardan elde edilen dijital verilerin incelenmesinde bu amaç için kullandıkları anlaşılan çok sayıda SSK cezaları, Sigortalı Çalıştırma Yönetmeliği, ceza tutanakları, denetleme yöntemleri gibi belgeler bulunduğu belirtildi.

Bostancı´daki çatışmada öldürülen Orhan Yılmazkaya, Cemal Bozkurt ve Fatih Aydın adlı örgüt üyelerinin 2008 yılı Eylül, Ekim ve Aralık aylarında bazı işyerlerine giderek kendilerini SSK elemanı olarak tanıtıp rüşvet istedikleri de ek klasörlerde yer aldı. Sanıkların, terör örgütüne gelir temin etmek için soygun yapmak amacıyla kuyumcu istihbaratı yaptıkları da tespit edildi. Örgütün tespit edilen çalışmalarının anlatıldığı ek klasörlerde, sanıkların çektiği kuyumcu fotoğrafları da yer aldı. Klasörlerde örgütün AK Parti İstanbul İl Başkanlığı ile ilçe başkanlıklarına ait bilgilerin temin edildiği de belirtildi. AK Parti il ve ilçe başkanlarının fotoğraflarının da bulunduğu sanıklardan, parti teşkilatlarının adreslerini gösterir krokilerin de ele geçirildiği kaydedildi.

Asker, polis ve sivil vatandaşlara yönelik istihbarat çalışmaları yaptıkları belirlenen örgüt üyelerinin, askeri servis araç güzergahlarıyla ilgili de çalışma yaptıkları belirtildi. Sanıklardan bazı askeri servis araçlarının plakaları, geçiş güzergahları ve bu güzergahlara ait 23 adet harita ele geçirildi.

Örgüt liderleri olduğu iddiasıyla aranan firarı sanık Serdar Kaya´nın, örgütün üst düzey sorumlularından Ulaş Erdoğan´a gönderdiği şifreli mesaj da ek klasörlerde yer aldı. Şifreli mesajı çözen polis, örgütün uçak kaçırmayı planladığını tespit etti. Sabiha Gökçen Havalimanı hakkında da detaylı bilgiler edinen örgütün bu eyleminin polisin tespiti üzerine engellendiği belirtildi. ( DHA)

(04 Şubat 2011), son güncel.: (25 Şubat 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Devrimci Karargah Örgütü manşetlerimiz

Flaş!!! Avcı´ya ´Devrimci Karargah´ gözaltısı

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5258    yazdır/print


 

Avcı´nın hakaret davaları başladı

Tutuklu Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın, ´Haliç´te Yaşayan Simonlar: Dün Devlet Bugün Cemaat´ adlı kitabında, İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer, eski Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Bülent Orakoğlu ile İstanbul´da kurulu bir şirketin yetkilisi Muharrem Polat´a ´hakaret´ ettiği gerekçesiyle üç davada yargılanmasına başlandı.

Avcı´nın hakaret davaları başladı

Tutuklu Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın, ´Haliç´te Yaşayan Simonlar: Dün Devlet Bugün Cemaat´ adlı kitabında, İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer, eski Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Bülent Orakoğlu ile İstanbul´da kurulu bir şirketin yetkilisi Muharrem Polat´a ´hakaret´ ettiği gerekçesiyle üç davada yargılanmasına başlandı.

Davalar, Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü. Avcı hakkında, İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı hakkında Yılmazer´e karşı ´kamu görevlisine, görevinden dolayı yayın yoluyla hakaret´ ve ´iftira´ suçlarıyla açılan ve 2 yıl 8 aydan 8 yıl 4 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen davanın duruşmasına Avcı´nın avukatı Fidel Okan ile Yılmazer´in avukatı Seyfettin Uzunçakmak katıldı. Duruşmada Yılmazer´in avukatı, müvekkili adına katılma talebinde bulundu. Avcı´nın avukatı Okan ise müvekkili hakkında Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesinde 6 dava bulunduğunu belirtti ve bu nedenle savunmasının huzurda alınmasını talep etti. Yargıç Avni Mis, Cumhuriyet Savcısının da görüşü doğrultusunda Yılmazer´in avukatının katılma talebini kabul etti, Avcı´nın savunmasını mahkeme huzurunda yapması talebini ise ´savunmasının talimatla alındığı´ gerekçesiyle reddetti. Duruşma, eksiklerin giderilmesi için ertelendi.

ORAKOĞLU´NUN ŞİKAYETÇİ OLDUĞU DAVA

Avcı´nın, eski Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Orakoğlu´na ´yayın yoluyla hakarette bulunduğu´ iddiasıyla yargılandığı davanın duruşmasına da avukatı Fidel Okan ile Orakoğlu´nun avukatı İsmail Aydos katıldı. Orakoğlu´nun avukatı Aydos, müvekkilinin gelecek celse hazır olacağını ifade etti. Avcı´nın avukatı ise müvekkilinin huzurda dinlenmesi talebini tekrarladı. Avukat Okan, müvekkilinin talimat ifadesinin henüz ulaşmadığına dikkati çekerek, ´İstanbul´a müvekkilimin ifadesi için talimat yazılmışsa da, savunmasını huzurda yapmasını istiyoruz. Müvekkilime, konunun aydınlatılması için bizim de sorularımız olacak. Savunma hakkının kısıtlanmaması için müvekkilimin Ankara´ya naklini talep ediyorum´ dedi. Yargıç Mis, ara kararında, Avcı´nın mahkemede dinlenmesi talebini reddetti. Orakoğlu adına katılma talebinin kabulüne karar veren Mis, sanık ve şikayetçinin beyanının alınması için duruşmayı erteledi. Bu davanın iddianamesinde Avcı hakkında 1 yıldan 2 yıl 4 aya kadar hapis cezası talep ediliyor.

ŞİRKET YETKİLİSİNİN MAĞDUR OLDUĞU DAVA

Kitaptaki ifadelerle bir şirketin yetkilisi olan ve ´ihaleye fesat karıştırmak´ suçlamasıyla Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan Muharrem Polat´a karşı ´hakaret´ ile ´soruşturmanın gizliliğini ihlal´ ve ´adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs´ suçlarını işlediği gerekçesiyle Avcı hakkında açılan davanın duruşmasına da sanık avukatı Okan katıldı. Avukat Okan, müvekkilinin huzurda dinlenmesi yönündeki talebini yineledi. Yargıç Mis, ara kararında, bu talebi reddederken, Avcı ile mağdur Polat´ın beyanlarının alınması için duruşmayı erteledi.

AVCI´YA ´ÖZDİL´E İFTİRA VE HAKARETTEN´ DAVA

Öte yandan, Avcı hakkında, kitabında ismi geçen ve sigortacılık yaptığı bildirilen ´Osman Hilmi Özdil´e hakaret ettiği ve iftirada bulunduğu´ iddiasıyla yeni bir dava daha açıldığı öğrenildi. Avcı, bu dava kapsamında da Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanacak. ( AA)

Avcı´ya iki dava daha: 9 yıl hapsi istendi

Devrimci Karargah terör örgütü soruşturmasında tutuklanan eski emniyet müdürü Hanefi Avcı hakkında, iftira, tehdit ve adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçlarından 9 yıla kadar hapis talebiyle dava açıldı. İstanbul özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Mehmet Berk ile Erzurum Savcısı Osman Şanal´ın şikayetçi olarak yer aldığı iddianamede Avcı´nın kitabında savcı Berk hakkında ceza ve disiplin soruşturmasını gerektirecek şekilde olaylar ve eylemler gösterildiği anlatıldı.

02 Şubat 2011:Ankara Cumhuriyet Savcısı Kürşat Kayral tarafından hazırlanan iki sayfalık iddianamede, İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Berk´in 3 Aralık 2010´da şikayet dilekçesi gönderdiği kaydedildi. Berk´in dilekçesinde, Avcı tarafından yazılan kitapta açıkça ve dolaylı olarak isim de kullanılmak suretiyle gerçekliği olmayan, iftira ve hakaret niteliği taşıyan, tehdit içeren ve adil yargılamayı etkiler şekilde karalamaya yönelik yazılar bulunduğunu ifade ettiği belirtildi.

Kitapta savcı Berk´in bir cemaat mensubu gibi gösterildiği kaydedilen iddianamede, kitapta Berk´in emniyet ve adliye içerisinde örgütlenen cemaat bağlantısı bulunduğu, cemaatin talimatları doğrultusunda hareket ettiği, peşin fikirli davrandığı yönünde iddialar olduğuna yer verildi. Avcı´nın iddialarla ilgili olarak alınan ifadesinde suçlamaları kabul etmediği, Berk´i tanımadığını, yapılan yanlışlarla ilgili eleştirilerde bulunduğunu, yazıların herhangi bir kişiyi hedef almadığını, fikir ve düşünce özgürlüğü hakkını kullandığını söylediği de iddianamede anlatıldı. İddianamede, şikayete konu ifadeler içeriğinde geçen beyanlarla iftira suçunun işlendiği, Mehmet Berk hakkında ceza ve disiplin soruşturmasını gerektirecek şekilde olaylar ve eylemler gösterildiği belirtilerek, Bu tür olaylar ve suçun yüklenmesi ile onur ve saygınlığa gölge düşeceği, iftira eyleminin içerisinde şeref ve haysiyetin ihlalinin bulunup, iftira eyleminin aynı zamanda hakaret suçunu da oluşturacağı. kaydedildi.

Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi´nce kabul edilen iddianamede, Avcı´nın iftira, tehdit ve adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçlarından 2 yıldan 9 yıla kadar hapis istemiyle yargılanması istendi. Suçun basın yayın yoluyla işlendiği belirtilen iddianamede, Avcı´ya verilen cezanın basın yayın yoluyla ilan edilmesi de talep edildi. Hanefi Avcı hakkında Devrimci Karargah soruşturması kapsamında ´terör örgütüne yardım ve yataklık´ suçlamasıyla da geçtiğimiz günlerde iddianame hazırlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Avcı´nın 20 yıla kadar hapsi istenildi. Soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi´ne gönderilmişti. ( Cihan)

Savcı Şanal da dava açtı

Tutuklu Emniyet Müdürü Hanefi Avcı hakkında, Haliç´te Yaşayan Simonlar: Dün Devlet Bugün Cemaat adlı kitabında Cumhuriyet Savcıları Mehmet Berk ve Osman Şanal´a hakaret ettiği iddiasıyla iki dava daha açıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Berk ile Erzurum Cumhuriyet Savcısı Osman Şanal´ın suç duyurusunun ardından hazırladığı iddianameler, Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamelerde, Avcı´nın, kitabında Cumhuriyet Savcıları Berk ve Şanal´a yayın yoluyla hakaret ettiği savunularak, cezalandırılması talep ediliyor. Avcı´nın avukatı Fidel Okan´ın, dava dosyalarına ilişkin evrakı bugün aldığı öğrenildi. Bu arada, Berk ve Şanal´ın, Avcı hakkında manevi tazminat davası açtığı da bildirildi.

CHP´li Hamdi Sedefçi de dava açtı

22 Şubat 2011 - CHP´nin Edirne Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi, tutuklu Emniyet Müdürü Hanefi Avcı hakkında tazminat ve ceza davası açtı. Sedefçi, Edirne Belediyesi´nde düzenlediği basın toplantısında Avcı´nın kitabında kendisi hakkında haksız suçlamalarda yer verdiğini ileri sürerek, Avcı´ya hem maddi hem de ceza davası açtığını belirtti. Avcı, yaptıklarının hesabını verecek diyen Sedefçi, şunları söyledi: Sayın Avcı bizi yolsuzluk yapan belediye olarak kitabında lanse etmiş, bunun hesabını verecek. Avcı hakkında 50 bin liralık tazminat ile ceza davası açtım. Mahkeme davayı kabul etti. Avcı kitabında benim hakkımda haksız suçlamalarda bulundu. Devam eden mahkemeyi etkilemeye yönelik eylemde bulundu. Bunların hepsinin hesabını verecek. ( Bugün)

Avcı´nın Savcı Şanal´a iftiradan yargılanmasına başlandı

18 Mart 2011 - Tutuklu Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın, ´Haliç´te Yaşayan Simonlar Dün Devlet Bugün Cemaat´ adlı kitabında, Erzurum Cumhuriyet Savcısı Osman Şanal´a iftirada bulunduğu gerekçesiyle yargılanmasına başlandı. Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya Avcı´nın avukatı katıldı. Duruşma, Avcı ve Şanal´ın talimat ifadelerinin dosyaya ulaşmasının beklenilmesi için ertelendi. İddianamede Avcı´nın, ´Haliç´te Yaşayan Simonlar Dün Devlet Bugün Cemaat´ adlı kitabında, Erzurum Cumhuriyet Savcısı Osman Şanal´a iftirada bulunduğu gerekçesiyle, 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyor. ( AA)

SAVCI ŞANAL´A HAKARETTEN 1 YIL 6 AY HAPİS

30.05.2012 13:06 ´Devrimci Karargah Örgütü´ davasında tutuklu Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, ´Haliç´te Yaşayan Simonlar: Dün Devlet Bugün Cemaat´ adlı kitabında, Cumhuriyet Savcısı Osman Şanal´a iftirada bulunduğu gerekçesiyle, 1 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi´ndeki duruşmaya Avcı´nın avukatları katıldı. Hakim Zeynep Şahin, avukatların, ´Avcı´nın suçsuz olduğu´ yönündeki son savunmalarını dinledikten sonra kararı açıkladı. Buna göre Avcı, ´Haliç´te Yaşayan Simonlar: Dün Devlet Bugün Cemaat´ adlı kitabında, Cumhuriyet Savcısı Osman Şanal´a iftirada bulunduğu gerekçesiyle, 1 yıl 6 ay hapis cezasına mahkum edildi. Ceza ertelenmedi ve hükmün açıklanması geri bırakılmadı. ( AA)

(01 Şubat 2011), son güncel.: (30 Mayıs 2012)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=1756    yazdır/print


 

Devrimci Karargah´ta Avcı´ya 20 yıl hapis

Hanefi Avcı´nın da şüphelileri arasında yer aldığı Devrimci Karargah terör örgütü hakkında hazırlanan üçüncü iddianame İstanbul 12. Ağır Ceza mahkemesine gönderildi. İddianamede Avcı için 20 yıl hapis cezası talep ediliyor.

Devrimci Karargah´ta Avcı´ya 20 yıl hapis

Hanefi Avcı´nın da şüphelileri arasında yer aldığı Devrimci Karargah terör örgütü hakkında hazırlanan üçüncü iddianame İstanbul 12. Ağır Ceza mahkemesine gönderildi. İddianamede Avcı için 20 yıl hapis cezası talep ediliyor.

Eski Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın da aralarında bulunduğu Devrimci Karargah terör örgütü (DKÖ) mensubu 22 kişi hakkında hazırlanan iddianame, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi´ne gönderildi. İddianamede Hanefi Avcı için örgüte yardım yataklık, vahim nitelikli silah bulundurmak, soruşturmanın gizliliğini ihlal ve terörle mücadele edenleri hedef göstermek suçundan 20 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Avcı ile telefon görüşmeleri yaptığı daha önce basına yansıyan Necdet Kılıç da sanıklar arasında yer alıyor. Mahkemenin iddianameyi kabul etmesi halinde 14´ü tutuklu, 22 kişi önümüzdeki günlerde yargılanmaya başlanacak. ( Ntv)

(29 Ocak 2011, 15:17)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Devrimci Karargah Örgütü manşetlerimiz

Flaş!!! Avcı´ya ´Devrimci Karargah´ gözaltısı

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3977    yazdır/print


 

Hürriyet´in Hanefi Avcı haberi yalan çıktı

Hürriyet gazetesinde dün yayınlanan ve Hanefi Avcı´yla ilgili olarak ´Makam odasında arama için hakim kararı yokmuş´ başlığıyla verilen haberin asılsız olduğu ortaya çıktı. Habervaktim.com´un elde ettiği resmi belgelere göre, Avcı´nın makam odasının aranması kararı bizzat Hakim Rüstem Eryılmaz tarafından verildi. Hakim Eryılmaz, Hürriyet´te yer alan haberde ´bu karar da nerden çıkmış´ diyordu.

Hürriyet´in Hanefi Avcı haberi yalan çıktı

Hürriyet gazetesinde dün yayınlanan ve Hanefi Avcı´yla ilgili olarak ´Makam odasında arama için hakim kararı yokmuş´ başlığıyla verilen haberin asılsız olduğu ortaya çıktı. Habervaktim.com´un elde ettiği resmi belgelere göre, Avcı´nın makam odasının aranması kararı bizzat Hakim Rüstem Eryılmaz tarafından verildi. Hakim Eryılmaz, Hürriyet´te yer alan haberde ´bu karar da nerden çıkmış´ diyordu.

Hürriyet gazetesi, dün (03 Ocak 201) tarihli haberinde, Devrimci Karargah Örgütü´ne yardım ve yataklık yaptığı iddiasıyla tutuklanan eski Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın makam odasında arama yapılmasına ilişkin hakim kararı olmadığının ortaya çıktığını iddia etmişti. Hürriyet haberinde, 14. Ağır Ceza hakimi Rüstem Eryılmaz´ın görüşünü aktarmış ve Eryılmaz´ın, arama kararı verdiğini ancak bu kararın Avcı´nın makam odası kapsamadığını iddia ettiğini belirtmişti. Habervaktim´in elde ettiği resmi belgeler ise hem Hürriyet gazetesini hem de Hakim Rüstem Eryılmaz´ı yalanlıyor.

Hürriyet´in habercilik başarısı yatsıya kadar

Hürriyet gazetesi, Hanefi Avcı´nın evinin aranması kararını veren Hakim Rüstem Eryılmaz´a dayandırarak verdiği haberinde, “Devrimci Karargah Örgütü´ne yardım ve yataklık yaptığı iddiasıyla tutuklanan Eskişehir eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın makam odasında arama yapılmasına ilişkin hakim kararı olmadığı ortaya çıktı” iddiasını ortaya attı. Hürriyet, haberinde 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Hakim Rüstem Eryılmaz´ın 27 Eylül 2010´da verdiği arama kararında arama yapılacak yer olarak sadece Avcı´nın evi ve müştemilatının verildiğini yazdı. Gazete, Hakim Rüstem Eryılmaz´ın konuyla ilgili olarak “Verdiğim kararı okumamışlar mı? Atlamışlar mı acaba? Belki başka bir mahkemeden arama kararı vardır. O karara ilişkin bu aramayı yapmış olabilirler” sözlerini de haberine dayanak gösterdi.

Belgeler Hürriyet ve hakimi yalanladı

Habervaktim´in elde ettiği resmi belgeler ise hem Hürriyet gazetesini hem de Hakim Rüstem Eryılmaz´ı yalanlıyor. Belgelerde Devrimci Karargah örgütüne yardım ve yataklıktan tutuklanan Avcı´nın evinin ve makamının aranmasının bizzat hakim kararıyla gerçekleştiği görülüyor. Üstelik kararı veren hakim de Hürriyet´in ´böyle karar vermedi´ diye haberini dayandırdığı Rüstem Eryılmaz. Hakim Eryılmaz´ın verdiği arama kararında Avcı´yla ilgili olarak aranılacak adresler şu şekilde sıralanıyor: 1-Çevreyolu Esentepe mevkii, Tepebaşı Polisevi yanı, Emniyet Müdürlüğü Konutu ve müştemilatı, 2-Arifiye Mah. Kıbrıs Şehitleri caddesinde bulunan Emniyet Müdürlüğü makam odası ve müştemilatı.

Doğan Grubu kasetlerden mi endişe ediyor?

Öte yandan Hanefi Avcı´yı aklamaya yönelik Hürriyet gazetesinde yayınlanan haberin muhabiri Toygun Atilla´nın Avcı ile çok samimi olduğu öğrenildi. Atilla, Doğan Grubu´nda gazetecilik yapan ve yine Hanefi Avcı ile yakın dostluğu bulunan Nedim Şener´in yetiştirdiği muhabirlerden biliniyor. Doğan Grubu´nun Hanefi Avcı´nın makamında yapılan aramayı hukuken geçersiz kılmaya çalışmasının altında, Avcı´nın ofisinden çıkan kasetlerin içeriği ve başka kasetlerin olma ihtimali yattığı belirtiliyor. ( Habervaktim)

(04 Ocak 2011, 12:59)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

İşte arama belgesi. Görmek için tıklayın

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

Hanefi Avcı´nın makamında yapılan aramada ele geçen dinleme kayıtları manşetlerimiz

Kontrgerilla Medyası

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3125    yazdır/print


 

Müfettişler, Avcı´nın meslekten ihracını istedi

Devrimci Karargah terör örgütüne ´yardım ve yataklık´tan tutuklanan eski polis müdürü Hanefi Avcı´nın polislik mesleğinden ihracı talep edildi.

Müfettişler, Avcı´nın meslekten ihracını istedi

Devrimci Karargah terör örgütüne ´yardım ve yataklık´tan tutuklanan eski polis müdürü Hanefi Avcı´nın polislik mesleğinden ihracı talep edildi.

Devrimci Karargah terör örgütüne ´yardım ve yataklık´tan tutuklanan eski polis müdürü Hanefi Avcı hakkında İçişleri Bakanlığı´nın incelemesi tamamlandı. İçişleri Bakanlığı Mülkiye müfettişleri, hazırladıkları raporda, Avcı hakkında iki ayrı ceza talep etti. Raporlarda ´terör örgütüne yardım ve yataklık´ta bulunduğu iddia edilen Avcı´nın polislik mesleğinden ihracı talep edildi. Avcı hakkında ikinci bir suçlama ise basına verdiği demeçler nedeniyle geldi. Bu suçlama nedeniyle de Avcı hakkında, ihraç cezasının bir altı olan 24 ay kıdem durdurma talep edildi.

İhraç talebi görüşülecek

Müfettişlerin hazırladığı rapor önümüzdeki günlerde Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu´nda ele alınacak. Kurul müfettişlerin talebi doğrultusunda Avcı´ya verilecek cezayı karara bağlayacak. Bu arada, Hanefi Avcı hakkında yeni iddialar gündeme geldi. Müfettişler Avcı´nın Eskişehir Emniyet Müdürlüğü döneminde karısı Şenay Avcı´ya şoförlü makam aracı tahsis ettiğini, kendisine tahsis edilen hizmet aracını da özel işlerinde kullanarak Taşıt Kanunu´na aykırı davrandığını saptadı. Avcı´nın aynı dönemde Polis Evi´nde görevli bir personeli Emniyet Müdürlüğü lojmanında da usulsüz çalıştırdığı da ortaya çıkarıldı. ( Zaman)

Hanefi Avcı´nın eşi talimatla ifade verdi

Tutuklu Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın eşi Şenay Avcı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında yürütülen bir soruşturma kapsamında, talimatla ifade verdi. Şenay Avcı, avukatı ile birlikte öğleden sonra Ankara Adalet Sarayı´na geldi. Terör ve organize suçlara ilişkin soruşturmalara bakmakla görevli Başsavcıvekilliğince talimat ifadesinin alınması yaklaşık 1 saat süren Şenay Avcı, daha sonra adliyeden ayrıldı. Şenay Avcı´nın, eşi Hanefi Avcı ile ikamet ettikleri Eskişehir´deki evlerinde bulunan kaleşnikof tüfek ve bir ruhsatsız tabanca ile ilgili olarak ´6136 sayılı Yasa´ya muhalefet ettiği´ iddiasıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında yürütülen bir soruşturma kapsamında ifade verdiği öğrenildi. Avcı´nın, ifadesinde, ´söz konusu silahların kendisine değil, eşi Hanefi Avcı´ya ait olduğunu söylediği´ kaydedildi. ( AA)

(29 Aralık 2010, 10:44)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2583    yazdır/print


 

Şanal´dan Avcı´ya 25 bin liralık dava

Erzincan Ergenekon soruşturmasını başlatan Savcı Osman Şanal, ´Haliç´te yaşayan Simonlar´ kitabında kişilik haklarına saldırıda bulunduğu iddiasıyla Devrimci Karargah Örgütü tutuklusu Hanefi Avcı hakkında 25 bin liralık manevi tazminat davası açtı. Kitabında şok iddialarda bulunan Avcı hakkında şu ana kadar çok sayıda dava açılmış bulunuyor.

Şanal´dan Avcı´ya 25 bin liralık dava

Erzincan Ergenekon soruşturmasını başlatan Savcı Osman Şanal, ´Haliç´te yaşayan Simonlar´ kitabında kişilik haklarına saldırıda bulunduğu iddiasıyla Devrimci Karargah Örgütü tutuklusu Hanefi Avcı hakkında 25 bin liralık manevi tazminat davası açtı. Kitabında şok iddialarda bulunan Avcı hakkında şu ana kadar çok sayıda dava açılmış bulunuyor.

Ankara Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi Hakimliğine verilen dava dilekçesinde tutuklu bulunan Avcı´nın kitabındaki “Erzincan olayı” konu başlıklı bölümde, Erzurum Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığını hedef aldığı, yazı içeriğinde da Osman Şanal´ın kişilik haklarını zedeleyecek şekilde çarpıtma ifadelere yer verildiği vurgulandı. Dava dilekçesinde bu yazılarla Şanal´ın mesleki başarı ve itibarı zedelendiği belirtilirken kişilik haklarına saldırıya uğradığı gerekçesiyle manevi tazminata hükmedilmesi istendi. Kitabın 522. sayfasında geçen “Görülen o ki bazı savcılar amir olarak il savcısına bağlı değil, başka yerlerin talimatı ile hareket ediyor. Bu kadar açık bir durum hala basit bir şey zannedilerek seyrediliyor. Hiçbir yerde bir savcı bu kadar pervasız davranamaz, davranır ise bedelini öder” ifadelerle kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu ifade edildi. ( Star)

(26 Aralık 2010, 15:21)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

İŞTE ADIM ADIM ERZİNCAN´DAKİ ISLAK KOMPLO

Erzincan´da savcı Cihaner ve Jandarmanın ´ıslak imza´ operasyonları

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=910    yazdır/print


 

Avcı´ya, Orakoğlu´na hakaret davası açıldı

Tutuklu emniyet müdürü ´Hanefi Avcı´ hakkında, Bülent Orakoğlu´na hakarette bulunduğu iddiasıyla dava açıldı. Avcı´ya aynı aynı suçlamayla başka kişilerce de davalar açılmıştı.

Avcı´ya, Orakoğlu´na hakaret davası açıldı

Tutuklu emniyet müdürü ´Hanefi Avcı´ hakkında, Bülent Orakoğlu´na hakarette bulunduğu iddiasıyla dava açıldı. Avcı´ya aynı aynı suçlamayla başka kişilerce de davalar açılmıştı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, tutuklu emniyet müdürü Hanefi Avcı hakkında, ´Haliç´te Yaşayan Simonlar Dün Devlet Bugün Cemaat´ adlı kitabında, eski İstihbarat Daire Başkanı Bülent Orakoğlu´na ´yayın yoluyla hakarette bulunduğu´ iddiasıyla 1 yıldan 2 yıl 4 aya kadar hapisle cezalandırılması istemiyle dava açtı. AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Cumhuriyet Savcısı Kürşat Kayral tarafından açılan davanın iddianamesinde, Orakoğlu´nun avukatı tarafından savcılığa sunulan suç duyurusu dilekçesinde, ´28 Şubat´ döneminde, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı yapmış olan Orakoğlu hakkında, Avcı´nın kitabında, küçük düşürücü, kişilik haklarını zedeleyecek tanımların yapıldığının ileri sürüldüğü aktarıldı.

İddianamede, Avcı´nın talimat yoluyla alınan savunmasında ise ´suçu kabullenmeyerek, atama prosedürünün eleştirildiğini, kesinlikle aşağılama, onur ve şerefe zarar verecek ifadeler kullanmadığını, Bülent Orakoğlu´nun her zaman yanında olduğunu´ belirttiği anımsatıldı. Şikayetçi Orakoğlu hakkında kullanılan ibareler ve yapılan yorumlar ile görevinden dolayı küçük düşürücü değer yargılarının kullanıldığı ve yazıyı hukuka uygun hale getiren eleştiri sınırlarının aşılarak kişilik haklarına saldırı niteliğine dönüştürüldüğü ileri sürülen iddianamede, olaylar ile olayların anlatılışı arasındaki düşünsel bağın, öz ile biçim arasındaki dengenin bozulduğu savunuldu. İddianamede, Avcı´nın, ´yayın yoluyla hakaret´ iddiasıyla 1 yıldan 2 yıl 4 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi´ne sunulan iddianamenin kabul edildiği, Avcı´nın yargılanmasına önümüzdeki günlerde başlanacağı öğrenildi. ( AA)

Hanefi Avcı´nın tahliye talebine ret

23 Aralık 2010 - ´Devrimci Karargah Örgütü´ (DKÖ) soruşturması kapsamında tutuklanan Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın tutukluluğuna yapılan itiraz, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedildi.Alınan bilgiye göre, geçen hafta Avcı´nın avukatı Fidel Okan tarafından İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesine sunulan tutukluluğun kaldırılması yönündeki dilekçe, mahkeme heyeti tarafından değerlendirildi. Mahkeme heyeti, Avcı´nın tutukluluğunun kaldırılarak tahliye edilmesi yönündeki talebi reddetti. Avcı´nın avukatı Fidel Okan, İstanbul Nöbetçi 9. Ağır Ceza Mahkemesine müvekkilinin tutukluluğunun kaldırılması yönünde dilekçe sunmuş, ancak nöbetçi mahkemece bu talep reddedilmişti. Okan, bunun üzerine aynı mahkemenin heyeti nezdinde bu ret kararına itiraz etmiş ve yeniden tahliye talep etmişti.Devrimci Karargah terör örgütüne (DKÖ) yardım etmek suçundan tutuklanan emniyet müdürü Hanefi Avcı için İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi´ne yapılan tahliye talebi, karar bağlandı. Bu talebi inceleyen mahkeme heyeti ret kararı verdi. ( AA)

Hanefi Avcı´nın tahliye talebi reddedildi

31 Mart 2011 - ´Devrimci Karargah Örgütü´ davası kapsamında tutuklu bulunduğu sırada ´Ergenekon´ soruşturması çerçevesinde de tutuklanan eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın soruşturma kapsamında tahliye edilmesine ilişkin talebi reddedildi. Avcı´nın avukatı Armağan Gayretli´nin müvekkilinin tahliye edilmesi yönündeki istemi, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi heyetince incelendi. Mahkeme heyeti, oy çokluğuyla talebin reddine karar verdi. ( Zaman)

(16 Aralık 2010), son güncel.: (31 Mart 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=955    yazdır/print


 

Simon topu at, Mösyö topu tut. Nedim araya gir, topu al

Baransu´dan Nedim Şener´e tokat gibi cevap. ´Mösyö Hanefi Avcı´nın Yazamadıkları´ kitabına inanmayın diyen Gazeteci yazar Nedim Şener´e, Baransu öyle bir cevap verdi ki; Posta yazarını adeta yerin dibine soktu... Nedim Şener´in yazısıyla Baransu´nun o yazıya verdiği cevabı aşağıda aynen aktarıyoruz.

Simon topu at, Mösyö topu tut. Nedim araya gir, topu al

Baransu´dan Nedim Şener´e tokat gibi cevap. ´Mösyö Hanefi Avcı´nın Yazamadıkları´ kitabına inanmayın diyen Gazeteci yazar Nedim Şener´e, Baransu öyle bir cevap verdi ki; Posta yazarını adeta yerin dibine soktu... Nedim Şener´in yazısıyla Baransu´nun o yazıya verdiği cevabı aşağıda aynen aktarıyoruz.

İŞTE BARANSU´NUN YAZISI

Hanefi Avcı´nın gönüllü avukatı olarak ünlenen gazeteci arkadaşımız Nedim Şener, geçtiğimiz cuma günü Posta´daki köşesinde Mösyö Hanefi Avcı´nın Yazamadıkları kitabımla ilgili bir yazı kaleme almış. Yazısının başlığında Kitabı kimse referans almasın çünkü bu kitap yanlışlarla dolu! demiş. Demiş demesine de yazdığı bir sayfalık yazıda onlarca yalan yanlış bilgi vermiş. Şener, Cuma günü bu yazıyı kaleme almış. Çok daha önemli işlerimden dolayı kendisine ancak bugün cevap vermek durumunda kaldım.

18 yaş yalanı

Hanefi Avcı´nın gönüllü avukatı, köşesinde kitabımda şöyle bir yazı olduğunu yazmış. Hrant Dink´in katili bir gün sonra Samsun Otogarı´nda yakalandı. Ogün Samast adlı 18 yaşındaki küçük genç, Hrant Dink´in katili olarak İstanbul´a getirildi. Ardından da kitaptaki bu iddianın yanlış olduğunu söyleyip, başlamış doğrusunu yazmaya. Efendim, Samast 18 yaşında değilmiş tutuklandığında, 17 yaşındaymış. Taş atan çocuklar yasasından yararlanıp, çocuk mahkemesinde yargılanmış. Bu cümlelere bakınca ne kadar da doğru bir analiz yaptığı görünüyor Nedim Bey´in. Hanefi Avcı´nın gönüllü avukatlığına soyununca insan, kitapta ne yazıldığını bile göremiyor. Nedim 18 yaş demiş de peki biz ne yazmışız kitapta: Ogün Samast adlı 18 yaşından küçük bu genç.. Ne yazmışız Nedim? Büyük harfle yazayım da bari ne yazdığımı adam akıllı oku: 18 yaşınDAN küçük Tabii suç sende değil. Sana o köşeyi verende. Daha ne yazdığımı bile okumadan, sazan gibi atlayıp, köşenden 18 yaşındaki diye yazmış, kitabı referans almayın demişsin. Bu kadar DAN, DAN´ın kafana inmesi bu konuyla ilgili yeter sanırım.

Bektaşi Nedim

Gelelim ikinci iddiana. Hrant Dink cinayetinin ardından Ramazan Akyürek´le ilgili Fethullahçı bilgisinin basına sızdırıldığını yazdığımı, bu bilginin yanlış olduğunu söylüyorsun. Akyürekle ilgili bilginin de 2000 yılında dönemin İstanbul Valisi Erol Çakır imzalı bir belgede yer aldığını, bu bilginin yanlış olduğunu iddia ediyorsun. Mösyö´nün gönüllü avukatı. Yine ne yazıldığını okuyamamışsın. Birincisi kitaptaki bu bölüm Aktüel dergisinden alıntı yaptığım bölüm. Bu yazı bana ait değil. Tabi diye bilirsin ki madem kitabına alıyorsun neden iddiayı kontrol etmiyorsun? Haklısın da senin gibi okuduğunu anlamayan bir okurum olacağını hiç tahmin etmiyordum. Yazının devamında ne yazıyor? Hemen bir sonraki cümle.. Akyürek, İstanbul´da görev yaptığı sırada bir liste hazırlanmış, adının yanına Fethullahçı yazılmıştı. Yani 200 yılında bu listenin ortaya çıktığı bilgisi zaten kitapta var. Akyürek´in İstanbul´da görev yaptığı dönem yazılı. Senin ki de Bektaşi fıkrasına benziyor. Namaz kılmayın diyen Bektaşi´nin, içkiliyken kısmını görmemesi gibi. Hikayeyi bilenler bilir. Bilmiyorsan bilmeyenlerden öğrenebilirsin. Amaç yazıyı uzatmamak. Hrant Dink´in öldürülmesinin ardından Akyürek´le ilgili geçmişteki bu bilgi tekrar gazetelere servis edilip, ikinci kez kullanıldı. Kitaptaki kasıt bu sevgili avukat. Baransu okuru zeki olduğu için, senin gibi bir okurum olacağını tahmin edememiştim. Söz, üçüncü kitabımı seni dikkate alarak yazacağım.Simon topu at, Mösyö topu tut. Nedim araya gir, topu al kıvamında.

Sayfaları bile yanlış yazmış

Sayfa 113´te Yeşil´e ünlü itirafçı dediğimi bunun yanlış olduğunu yazmışsın. Birincisi o yazılan bölüm sayfa 113´te değil, 133´te. Daha önündeki sayfa numarasını doğru düzgün okuyamıyorsun. İkincisi, Yeşil de bir itirafçı olarak mesleğe başladı, daha okuma yazma seviyesinde biriyle bunu tartışmayacağım. Sen önce sana hazırladığım fişlerden Simon topu Mösyö´ye at kısmını geç, ondan sonra konuşuruz.

Biri Nedim´e okuma yazma öğretsin

Bir başka iddian da şu; Baransu kitabında Dink cinayetinde Ahmet İlhan Güler ve ekibinin gitmedikleri ve incelemedikleri adresle ilgili Trabzon´a bir cevap yazısı yazdılar demiş. Bunun da yalan olduğunu söyleyip doğrusunu şöyle yazmışsın: İstanbul İstihbarat Şubesi, Trabzon´a asla böyle bir yazı göndermedi! Zaten böyle bir yazı göndermedikleri ve Hrant Dink öldürüldükten sonra daha önce yazılmış gibi sahte bir rapor hazırladıkları için görevi ihmal ve evrakta sahtecilikle suçlanıyorlar. İnsan gönüllü avukat olmayı versin. Gerçekleri görmüyor sanırım. Sevgili Avukat. Ben kitapta senin dediklerini zaten yazdım. Hem de defalarca. Sana alıntı yaptığın yazının hemen devamını yazarak cevap vereyim de ne yazdığı oku: Yazıya göre bir çalışma yapılmış gibi bir tutanak tuttular. İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü´nün gönderdiği bu yazının tarihi de dikkat çekiciydi. Hrant öldürülmeden önce gereği yapılmıştı. Gerçeklerin çok farklı olduğu ise kısa zaman sonra ortaya çıktı. Belge düzmeceydi. Neymiş Nedim? Belge düzmeceymiş. Senin için bu da yetmez şimdi de Ama belge gönderilmedi ki diye ağlarsın. O yüzden aynı sayfadan devam edelim. İstanbul cinayet sorumluluğundan kurtulmak için sahte belge düzenlemiş ve bunu Trabzon´a göndermiş gibi yapmıştı. Neymiş Nedim? Sahte belge düzenleyip, göndermiş gibi yapmıştı. Bitmedi... Kitaptan devam Trabzon´da olmadığı ise yapılan incelemeyle anlaşıldı. Neymiş Nedim? Belgenin Trabzon´da olmadığı anlaşılmış. Yani hiç gitmediği. Senin kitapta yok dediğin bölümler bunlar Mösyö´nün sevgili avukatı. Sanırım sözün bittiği yerdeyiz. Seni Allah´a havale ediyorum. Uğur Dündar´ın bile senin için yapacağı bir şey yok. Önce ne yazıldığını iyici oku, ondan sonra köşe yaz.

Samast´la fotoğraf, jandarmanın mı yoksa emniyetin işi mi

Ogün Samast´ın yakalandıktan sonra Vatan Toprağı Kutsaldır, Kaderine terk Edilemez pankartının önünde Jandarma´nın çektiği fotoğrafla ilgili yazdıklarına ise çok güldüm. Efendim söz konusu fotoğraf Samsun Emniyeti´nde çekilmişmiş. Polis çekmişmiş. Kitapta bu iddianın 393´üncü sayfasında yazıldığını söylüyorsun, doğrusu 392. Seni google´ın resimler bölümüne havale ediyorum, fotoğraflardaki kişilerin üzerindeki Jandarma yazısını görürsün. Korkma, Jandarma yazısı büyük harflerle yazılmış, yanlış okuma şansın çok az. Bir de Jandarma başçavuş rütbesini göreceksin. Sarı renkli. Unutmadan, kitapta fotoğraflar otogarda çekildi diye bir iddiada da bulunmadım. Benim eleştirdiğim sadece o fotoğraftaki özel kadrajdı. Bu olayın görüntüleri de o dönem medyaya yansımıştı. TGRT´nin henüz FOX TV olmadığı dönemde, görüntüler TGRT tarafından kamuoyuna yansıtılmıştı. Arkadaki yazının görüntüye girmesi için yapılan konuşmalar da videoya alınmıştı. FOX´taki arkadaşlardan bir ricam var. Nedim´e kaseti gönderirseniz gerçekleri görür. Yazı okuma özrü olduğunu gördük, belki görüntüleri algılama özrü yoktur.

Bilmiyordun öğrenmiştin, unuttun mu?

Yazında Ali Fuat Yılmazer´in Ergenekon operasyonların beyni olduğunu yazdığımı, bunun yanlış olduğunu söylemişsin. Evet, Yılmazer İstihbarattan sorumlu kişi olduğu için, operasyonların beyni. Sana, Yiğit Bulut´la olan program arasında bana söylediğin bir sözü hatırlatayım: Baransu, bu kitapta çok önemli bir nokta var. Yılmazer´in beyin olduğunu yazmışsın. Ben bunu bilmiyordum. Bu çok önemli bir bilgi. Şimdi yazında mı doğru yazdın, yoksa söylediklerinde mi? Hangisi doğru Nedim?

Bir ayda okuma yazma

Köşe yazımda hiç mi yazdığım doğru yok diye sorarsan, tabi ki var. Sabri Uzun´un Hrant Dink öldürüldüğü dönemde, İstihbarat Dairesi Başkanı olduğu bilgisi, gözden kaçarak yanlışlıkla kitaba yazmışım. Ancak, Hrant Dink´in öldürüldüğü dönemde Ramazan Akyürek´in İstihbarat Dairesi Başkanı olduğunu da defalarca kitapta vurgulamışım. Gördüğün gibi Nedim, bir sayfalık köşe yazında onlarca hatan var. Okuma özürlü olduğun ortaya çıkıyor. Sen bir sayfada onlarca ciddi hata yapmışken, 448 sayfa da gözden kaçan küçük bir hata yapmışım çok mu? Sen bunları boş ver. Önce kitaptaki belgeli iddialarıma bir cevap ver. Nasıl olsa MÖSYÖ´nün gönüllü avukatı olduğunu ilan ettin. NOT: Sevgili Nedim: Bildiğim çok güzel bir okuma-yazma, yazılanı anlama kursu var. Parası benden, seni kursa yazdırabilirim. Bir ayda yazılanı okuyabiliyor ve anlayabiliyorsun. ( Gazeteciler)

İŞTE BU DA NEDİM ŞENER´İN BARANSU´YU KIZDIRAN YAZISI

Nedim Şener, Taraf muhabiri Mehmet Baransu´nun yeni çıkan Mösyö -Hanefi Avcı´nın Yazamadıkları adlı kitabında yeralan ciddi yanlışları yazdı. Şener´e göre Baransu bu yanlışlardan sonra gazeteciliği bırakacak! İşte Şener´in 3 Aralık 2010 tarihli yazısı:

Kimse Baransu´nun kitabını referans almasın

´Derin Devleti´ çok iyi bildiğini söyleyen gazeteci Mehmet Baransu, Hanefi Avcı´nın, Fethullah Gülen cemaatinin devletin içine nasıl sızdığını anlattığı kitabı Haliç´te Yaşayan Simonlara cevaben bir kitap kaleme almış: Mösyö - Hanefi Avcı´nın Yazamadıkları. Kitapta altı çizilmesi gereken çok ciddi yanlışlar var! Pazar günü katıldığımız bir televizyon programında bu yanlışlardan bazılarını Mehmet Baransu´nun kendisine de söylediğim için rahatlıkla yazıyorum. Dilerim, bu kitap ileride kimse tarafından referans alınmaz! Bu satırlar Milliyet muhabiri ve Posta gazetesi köşe yazarı Nedim Şener´e ait. Şener, Posta´daki köşesinde Baransu´yu üzecek bir yazı kaleme aldı ve MÖSYÖ kitabının yanlışlarını bir bir sıraladı. İşte Şener´in kaleminden Baransu´nun yanlışları:

Yeşil´i itirafçı yaptı!

Sayfa113: Aynı dönemde ünlü itirafçı ´Yeşil´ kodlu Mahmut Yıldırım´da Diyarbakır´daydı. Doğrusu: ´Yeşil´ hiç bir zaman PKK ya da bir başka örgüte girmedi ki itirafçı olsun! Askerliğinden beri MİT ve ´Derin Devlet´in adamı olmuş biridir. Belki yanılıyorumdur diye ´Susurluk Raporu´nu yazan dönemin Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş´a sordum. O da Yeşil´in itirafçı olduğuna dair hiç bir belge görmedim dedi.

Sayfa 387: Ramazan Akyürek ile ilgili ´Fethullahçı´ bilgisi basına sızdı

Doğrusu: Dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek hakkında dönemin İstanbul Valisi Erol Çakır imzalı bu belge zaten 2000´li yılların başında basına sızmıştı. Özetle bu eski bir bilgi.

Sayfa 392: Hrant Dink´in katili 1 gün sonra Samsun Otogarı´nda yakalandı

Ogün Samast adlı 18 yaşındaki küçük genç, Hrant Dink´in katili olarak İstanbul´a getirildi. Doğrusu: Katil Ogün Samast cinayet tarihinde 17 yaşındaydı! Suç tarihinde 18´den küçük olduğu için hakim, Ogün Samast´ın ´Taş Atan Çocuklar Yasası´ndan yararlanma talebini yerinde buldu ve bundan sonra ´Çocuk Mahkemesi´nde yargılanmasına karar verdi.

Sayfa 392:Dönemin Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek´in gönderdiği istihbarat raporu, dönemin İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler´e gitmiş ve Güler gerekli önlemleri almamıştı

Doğrusu: Hrant Dink´in öldürülme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu anlatan o rapor dönemin Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek tarafından değil, dönemin Trabzon İstihbarat Şube Müdürü Engin Dinç tarafından İstanbul´a yollanmıştı.

Sayfa 392-393: Ahmet İlhan Güler ve ekibi gitmedikleri ve incelemedikleri adresle ilgili Trabzon´a bir cevap yazısı yazdılar

İstanbul istihbarat Şube´nin gönderdiği bu yazının tarihi de dikkat çekiciydi. Hrant´ın ölümünden önce gereği yapılmıştı. Doğrusu: İstanbul İstihbarat Şubesi, Trabzon´a asla böyle bir yazı göndermedi! Zaten böyle bir yazı göndermedikleri ve Hrant Dink öldürüldükten sonra daha önce yazılmış gibi sahte bir rapor hazırladıkları için görevi ihmal ve evrakta sahtecilikle suçlanıyorlar.

Sayfa 393: Ogün Samast´ın Vatan Toprağı Kutsaldır, Kaderine Terk Edilemez yazılı Türk Bayrağı önünde çekilmiş kahraman pozu jandarmanın özel bir ortam yaratması sonucu çekilmişti

Doğrusu: Söz konusu fotoğraflar Samsun Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi´nin çay ocağında, TEMA Vakfı´nın bir afişinin önünde ve orada görevli polisler tarafından çekilmişti. O slogan da afişte var.

Sayfa 398: Sabri Uzun, Hrant Dink cinayeti sırasında İstihbarat Daire Başkanı´ydı

Doğrusu: Hrant Dink cinayeti sırasında eski Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanı´ydı. Halen Ankara´da Strateji Geliştirme Başkanlığı´nda uzman olarak görev yapıyor. Bir tür geri görevde yani.

Şahsımla ilgili yanlışları düzeltmiyorum çünkü

Kitapta şahsımla da ilgili önemli yanlışlar var. Bunları düzeltmiyorum! Çünkü kasıtlı yapıldıklarını düşünüyorum. Hrant Dink cinayeti sonrası yaptıklarımı, ortaya çıkardıklarımı, yargılanmalarımı, beraatımı, ödüllerimi herkes biliyor. Benimle ilgili yanlışları düzeltmeyi özgür vicdanlara bıraktım! ( Gazeteciler)

(08 Aralık 2010, 17:21)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Baransu, Avcı´nın yazamadıklarını yazdı

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=1973    yazdır/print


 

Görüntülenen: 21 - 40 (Toplam 139)  |  Önceki 20 | Sonraki 20 



Mavi Marmara'da yakalama kararı

26.05.2014 15:43 Gazze'ye 31 Mayıs 2010'da insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine İsrail askerlerince düzenlenen saldırıya ilişkin davada, aralarında dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Ashknazi dahil dört komutan hakkında tutuklam..
Tamamı 26.05.2014

TIR iddianamesi kabul edildi

15.05.2014 13:34 Adana Cumhuriyet Başsavcı vekili Ali Doğan tarafından MİT'e ait tırların durdurulmasına yönelik olarak 13 askeri personel hakkında müebbet hapis cezası istemiyle hazırladığı iddianame Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesince ka..
Tamamı 15.05.2014

Paralel kulağa ilk dava açıldı

05.05.2014 14:06 Adana'da yürütülen ve Emniyet İstihbarat yetkililerinin şüpheli olduğu telekulak soruşturması sona erdi. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi, Adana Cumhuriyet Başsavcıvekili Ali Doğan'ın yazdığı iddianameyi kabul etti. Böylec..
Tamamı 05.05.2014

Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması

30.04.2014 10:55 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan suç duyuruları üzerine Fetullah Gülen hakkında soruşturma başlatıldı. Gülen hakkındaki soruşturmanın, 17 Aralık sonrasında kaldırılmadan önce Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 10. ..
Tamamı 30.04.2014

Güney:Gülen Ergenekon bağlantılı

09.04.2014 19:24 2001 yılında polise verdiği ifadesi ile Ergenekon örgütünün ilk kez resmi kayıtlara girmesini sağlayan gazeteci Tuncay Güney'in ifadesinin satır aralarında çok önemli bir bilgiye rastlandı. Ergenekon'un firari şüpheli..
Tamamı 09.04.2014

Mahkeme davayı başarıyla gördü

04.04.2014 10:55 Beş yıl süren ve 8 ay önce sonuçlanan Ergenekon davasında gerekçeli karar ancak dün açıklanabildi. 16 bin 780 sayfadan oluşan kararda çok çarpıcı ifadeler yer aldı. Örneğin şu satırlar dikkat çekici: "Yargılama sonunda..
Tamamı 04.04.2014

Ağlayan Gülen, gülen AK Parti

31.03.2014 11:47 Türkiye, dün tarihi günlerinden birini daha yaşadı. Yerel seçimler başarıyla yapıldı. Milli iradeyi hedef alan 17 Aralık darbe girişimine karşı halk sandığa koştu. Seçimlere katılım oranı % 90 ile çok yüksek gerçekleşt..
Tamamı 31.03.2014

Kozmik Oda´da paralel şüphe

14.03.2014 11:10 2009 sonunda Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast şüphesiyle başlatılan ve Özel Harp Dairesi'nde (ÖHD) 1 ay süreyle aramalar yapılmasına neden olan Kozmik Oda soruşturması 5 yıla yakın süredir tamamlanmadı. 60'lı..
Tamamı 14.03.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 08.02.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 02.12.2013

Ayasofya camiye çevrilsin

27.11.2013 12:17 İstanbul'u 1453'te fetheden Fatih Sultan Mehmed'in şehirde ilk iş olarak kiliseden camiye çevirdiği ve cuma namazını kıldığı Ayasofya Camii, 1934 yılında Bakanlar Kurulu kararnamesi ile müzeye çevrilmiş ve ibadete kapa..
Tamamı 27.11.2013

Darbe kaydına suç duyurusu

18.11.2013 13:10 Sivil Toplum Kuruluşu olan Adalet Platformu, geçtiğimiz yıl Genelkurmay karargahında yapılan çok gizli bir darbe toplantısına ait ses kaydıyla ilgili suç duyurusu yaptı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilen ve sit..
Tamamı 18.11.2013

Flaş!!! Temizöz mütalaada

06.09.2013 18:26 Şırnak´ın Cizre ilçesinde 1993-95 yılları arasında işlenen 20 faili meçhul cinayetle ilgili açılan Temizöz davasına iki aylık ara sonrası devam edildi. Güneydoğu´da işlenen faili meçhul cinayet ve kayıp olaylarıyla ilg..
Tamamı 06.09.2013

Mahkemeden 41 suç duyurusu

15.08.2013 13:08 Ergenekon davası 5 yıl sonra bitti denirken, 4 gruptaki onlarca isme suç duyurusu geldi. Bu gruplardan birisinde, aralarında gazeteci Zeyno Baran´ın da bulunduğu 41 isim yer alıyor. Mahkeme tarafından yapıldığı için hu..
Tamamı 15.08.2013

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

05.08.2013 12:41 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde yaklaşık 5 yıldır görülen Ergenekon davasında karar duruşması başladı. 67´si tutuklu 275 sanığın yargılandığı dava duruşmasında 6 hakim ve 3 savcı kürsüdeki yerlerini aldı. Tutuklu ..
Tamamı 05.08.2013

BM´nin balyoz raporu çöktü

24.07.2013 10:01 ´BM´den Balyoz Gibi Karar´ başlıklı haberin gerçekleri yansıtmadığı açıklandı. TRT Haber´e özel açıklamalar yapan Birleşmiş Milletler genel sekreter sözcüsü, BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu´nun BM adına açıklama ya..
Tamamı 24.07.2013

Hanefi Avcı´ya 15 yıl hapis

19.07.2013 16:12 89 sanıklı ´Devrimci Karargah Örgütü´ (DKÖ) davasında karar açıklandı. Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aralarında gazeteci Aylin Duruoğlu´nun da bulunduğu 24 kişi ise örgüt üyeliğinde..
Tamamı 19.07.2013

Özel Harp´e operasyon geliyor

10.06.2013 13:44 Gezi Parkı´nda ortaya çıkan Özel Harp´e iki şok darbe geliyor.. Türkiye´de pek çok karanlık olayın arkasında olduğu gibi Gezi Parkı olaylarının arkasından da Özel Harp Dairesi çıktı demiştik. Geçtiğimiz günlerde intern..
Tamamı 10.06.2013

Zirve davasındayız!

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

Zirve davasının 93. duruşmasında sanıklar savcılık mütalaasına karşı savunma yaptı. Sanıklardan Ergenekon hükümlüsü Hurşit Tolon'un avukatı İlkay Sezer savcıya tepki gösterdi: 'Mütalaanın ilk bölümü 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden aynı şekilde kopyalama yapılmış. Bizi beylik tabancasıyla vursaydınız, bu sitedeki kopyalamayla vurmasaydınız..
Tamamı 23.06.2013

Ergenekon davasındayız!

Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu

Ergenekon davasının 202. duruşmasında eski Başbakan Bülent Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu konuşuldu. Ecevit'in doktoru Mücahit Pehlivan tanık olarak ifade verdi. Duruşmada Abdullah Harun'un konuyla ilgili bir yazısı da gündeme geldi. O ve benzer diğer yazılarda Ecevit'in koruma müdürü Recai Birgün'ün "Dünyada tedavisi kesilince iyileşen tek hasta..
Tamamı 11.03.2013

Yeni kitabımız çıktı!

Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi

'Ordu Suikast Düzenler mi? Bülent Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi' başlıklı kitap, 2009 yılı sonunda gerçekleşen Arınç Suikasti ve Kozmik Aramalar konusunu ve üç yıldır tamamlanmayan soruşturmanın örtbas edilip edilmediğini sorgulayan, konuyla ilgili iddiaları da aktaran bir çalışma.. Subayların Ergenekon ve diğer örgüt bağlantıları.. Kozmik Aramalar.. Tepkiler..
Tamamı 27.12.2012

Fetullah Gülen'e şok

Paralel Devlet´e suç duyurusu

23.01.2014 11:20 Milli İradeyi Savunanlar Platformu (MİSAP), 'Paralel Devlet' konulu bir suç duyurusu yaptı. TMK ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başssavcılığı'na yapılan suç duyurusunda; birkaç aydır yaşanmakta olan paralel devlet iddiaları ile bu yapılanmanın başında Fethullah Gülen’in bulunduğu ve yapılanmayı bizzat idare ettiği şüphesi çok sayıda somut bulgu..
Tamamı 23.01.2014

Zirve mütalaası sitemizde

Malatya Zirve Katliamı Davası

17.07.2014 13:55 Malatya Zirve Katliamı davasının 567 sayfalık savcılık mütalaasının tamamı sitemize eklenmiştir. Kelime arama yapabilir, sayfaları yazdırabilirsiniz. 23 Haziran'daki duruşmada sanık avukatları savcılık mütalaasına tepki gösterdiler. Hurşit Tolon'un avukatı, mütalaanın ilk 150 sayfalık bölümünün 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden..
Tamamı 17.07.2014

Gezi Belgeseli

Belgeleriyle Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılan, haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçilerini delilleriyle birlikte sergilemeye başlıyoruz. Halka ve verdiği oya güvenmeyen, onları aşağılayan, sandık yerine başka yerlerden iktidara çıkmaya çalışan, kısacası seçimlerden fayda ummayan bu güçlerin..
Tamamı 24.06.2013

Ayasofya Camiye Çevrilsin

Ayasofya için dilekçe kampanyası

26.11.2013 13:01 Milli Türk Talebe Birliği (MTTB), 'Peygamberimizin'in işareti, Fatih'in emaneti, Büyük Türkiye'nin alameti; Ayasofya açılsın' sloganıyla Ayasofya'nın yeniden camiye çevrilmesi için dilekçe kampanyası başlattı. Türkiye çapında yapılacak kampanya, İstanbul'un Fethi'nin sene-i devriyesi olan 29 Mayıs 2014'te sonlanacak ve toplanılan dilekçeler yine..
Tamamı 26.11.2013

İddianame yayından kaldırılmıştır

İzmir casusluk davası

İzmir casusluk davasının iddianamesinde 196'sı müşteki, 831'i mağdur olmak üzere toplam 1027 kişi için kimlik bilgilerinin sansürlenmesi çalışması yapılmıştı. Bu süreçte çok yoğun emek harcandı. Ancak sitemize artarak gelmeye devam eden taleplerden anlaşıldığı gibi, iddianamelerde mağdur ya da müşteki olarak yer almadığı halde çok sayıda başka ismin de..
Tamamı 14.05.2013

Türkistan Deklarasyonu

Türkistan Uluslararası Konferansı

12.05.2014 11:50 'Türkistan'ın Dünü, Bugünü, Yarını' adıyla üçüncüsü düzenlenen uluslararası konferans, 11 Mayıs 2014 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirildi. Türkistan; ilmi, islami, fenni ve tıbbi ilimlerin beşiği olan, Buhari, Tirmizi ve Biruni gibi çok önemli müslüman ilim adamlarının yaşadığı bölgenin adıdır. Türkistan coğrafyası ve özellikle de bu coğrafya..
Tamamı 12.05.2014

Şok plan: HSYK bunu yapacak

26.07.2014 11:54 HSYK'dan önceki gün gelen şok tehdit hayata geçirildi. HSYK 3. Dairesi, Bolu Savcısı Zekeriya Öz hakkında, Twitter'da kullandığı hesap üzerinden 'Başbakan Tayyip Erdoğan'ın sonunun Kaddafi ve Saddam gibi olacağını' ima..
Tamamı 26.07.2014

İsrail Gazze'den, paralel buradan

25.07.2014 10:31 Paralel yapı mensuplarından Hakkari eski Emniyet Müdürü Tufan Ergüder şok açıklamalar yaptı. Selam-Tevhid örgütü iddiasıyla masum insanları dinledikleri suçlamasıyla gözaltına alınan polis arkadaşlarını savundu. Bugün ..
Tamamı 25.07.2014

İşte F-tipi kumpasın delilleri

23.07.2014 17:25 Türkiye önceki gün; Ergenekon, Balyoz, KCK, ÇHD ve Devrimci Karargah gibi çok yakın geçmişin ünlü soruşturmalarını yürüten polis şeflerinin kelepçelenerek gözaltına alındığı bir sabaha uyandı. 25 ilde toplam 99 polis ş..
Tamamı 23.07.2014

Flaş!!! Paralel polislere operasyon

22.07.2014 10:12 İstanbul Terörle Mücadele Şubesi'nin yönetiminde İstanbul merkezli olmak üzere 22 ilde paralel yapıya karşı büyük bir operasyon başlatıldı. Biri "Selam Tevhid örgütü soruşturmasında kumpas", diğeri ise "'yasadışı dinle..
Tamamı 22.07.2014

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

23.06.2014 20:31 Malatya'daki Zirve Yayınevi'nde 2007'de biri Alman uyruklu 3 kişinin boğazları kesilerek öldürülmesine ilişkin davaya 93. duruşmayla devam edildi. Duruşmaya, bir süre önce cezaevinden tahliye edilen Ergenekon hükümlüsü..
Tamamı 23.06.2014

Flaş!!! 12 Eylül müebbetle bitti

18.06.2014 12:57 12 Eylül davasında önemli gelişme.. Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada esas hakkındaki görüşünü açıklayan Özdabakaoğlu, "sanıkların, darbeyi yapmaya yaklaşık 1 yıl kadar önce karar verdiklerinin ve darbenin ..
Tamamı 18.06.2014

Gülen soruşturması büyüyor

29.05.2014 14:12 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Fethullah Gülen hakkında yürütülen soruşturmanın derinleştirildiği öğrenildi. Soruşturmayı yürüten Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Bürosu Savcılığı, Gülen'in geçmişe yönel..
Tamamı 29.05.2014

Flaş!!! Paralel örgütün adı: PDY

28.05.2014 11:02 Dicle Üniversitesi'nde paralel yapılanma iddialarını araştıran Diyarbakır Başsavcılığı, örgütün adını "Paralel Devlet Yapılanması" (PDY) olarak koydu. Aralarında rektör Ayşegül Jale Saraç'ın da bulunduğu 9 öğretim üyes..
Tamamı 28.05.2014

Taraf-Baransu'ya 52 yıl şoku!

22.05.2014 17:31 Taraf gazetesi ile muhabir Baransu'ya şok dava.. "Gülen'i Bitirme Kararı 2004'te MGK'da Alındı" haberi için açılan savcılık soruşturması tamamlandı. Mehmet Baransu ve gazetenin Sorumlu Yazı işleri Müdürü hakkında 52'şe..
Tamamı 22.05.2014

Gülen'e 3 soruşturma daha

02.05.2014 11:29 Fetullah Gülen hakkında, 'dini kullanarak dolandırıcılık' ve 'örgüt kurma' suçlarından dolayı İstanbul'da üç soruşturma yürütüldüğü ileri sürüldü. Gülen hakkında Ankara'da 'darbe girişimi' suçlamasını da içeren bir sor..
Tamamı 02.05.2014

Paralel´e de Ergenekon´a da hayır

11.03.2014 14:52 Türkiye'de dün yargıda şiddetli bir deprem yaşandı. Daha önce benzeri yaşanmayan bu depremin merkez üssü, Ergenekon davasına bakan özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi oldu. Ergenekon davasına bakan İstanbul ..
Tamamı 11.03.2014

Paralel yargı: Direneceğiz!

15.02.2014 15:41 Yargı darbesiyle AK Parti hükümetini devirmek için art arda operasyonlar yapan paralel yapının yüksek yargı üyesi hakim ve savcılara yönelik talimatlarını içeren ses kaydı ortaya çıktı. Ankara'daki hakim ve savcılara d..
Tamamı 15.02.2014

Flaş!!! Taraf´a paralel soruşturma

05.02.2014 12:59 Taraf gazetesine şok!.. Adalet Platformu ile Abdullah Harun'un suç duyuruları üzerine harekete geçen savcılık, Taraf gazetesi sorumlularına, muhabir Mehmet Baransu ve gazeteci Emre Uslu'ya paralel yapılanma ile bağlant..
Tamamı 05.02.2014

Paralel soruşturma endişeli başladı

31.01.2014 17:03 İstanbul'da flaş gelişme.. Hükümet'in 17 Aralık operasyonu sonrasında sıkça dile getirdiği 'paralel devlet' ve örgüt' iddialarıyla ilgili ilk adım atıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 17 ve 25 Aralık operasyonunu ..
Tamamı 31.01.2014

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

27.01.2014 13:03 Fethullah Gülen'in avukatı: Psikolojik harekâtta yeni aşamaya geçildi.. Fethullah Gülen Hocaefendi'nin avukatı Nurullah Albayrak, müvekkili hakkında ortaya atılan iftiraların suç duyurusu şeklinde yargıya taşınması sur..
Tamamı 27.01.2014

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
9.533.492