YAYINA BAŞLAMA TARİHİ: 13.08.2001
20 Nisan 2014, Pazar
Kontrgerilla, Ergenekon, Özel Harp, terör ve bağlantılı konularda 2001 yılından beri yayındayız .. aharun.8m.net|www24.brinkster.com/aharun|kontrgerilla.com|ergenekon.ws
Suriye’de İnsanlar Soğuktan/Açlıktan Ölüyor. ACİL Giysi, battaniye, gıda, ilaç yardımı çağrısı
Taksim Gezi olaylarına destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçileri

Kontrgerilla.com.. Tanıklar.. Belgeler.. Bilgiler..


İSTEDİĞİNİZ MANŞETLER..         "hanefavci" için arama sonuçları    (Toplam 130 sonuç)           Arama sonuçlarını yazdırmak için tıklayın


Bir emniyet müdürü niçin sahte kimlik kullanır?

Devrimci Karargah Terör Örgütü iddianamesinde, örgüte yardım ve yataklık suçuyla yargılanan Hanefi Avcı hakkında önemli iddialar yer alıyor. Avcı´nın evinde yapılan aramalarda bulunan silahların kullanım sürelerinin dolmasına rağmen teslim edilmemesinin yanı sıra, üzerinde Avcı´nın resimlerinin yer aldığı çok sayıda pasaport, sürücü belgesi ve kimliklerin, Avcı emniyet görevlisi olmasına rağmen, emniyetle bağlantılı hiç bir işte kullanılmadığı belirtiliyor.

Bir emniyet müdürü niçin sahte kimlik kullanır?

Devrimci Karargah Terör Örgütü iddianamesinde, örgüte yardım ve yataklık suçuyla yargılanan Hanefi Avcı hakkında önemli iddialar yer alıyor. Avcı´nın evinde yapılan aramalarda bulunan silahların kullanım sürelerinin dolmasına rağmen teslim edilmemesinin yanı sıra, üzerinde Avcı´nın resimlerinin yer aldığı çok sayıda pasaport, sürücü belgesi ve kimliklerin, Avcı emniyet görevlisi olmasına rağmen, emniyetle bağlantılı hiç bir işte kullanılmadığı belirtiliyor.

Söz konusu pasaport ve kimliklerin asıl sahiplerinin bazılarının öldüğü belirtilirken, bazı kimliklerin sahiplerinin ise hiç olmadığı kaydediliyor. İddianamede yer verilen Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı´nın 15 Kasım 2010 tarihinde hazırladığı raporda, kimliklerin hiçbir alanda kullanılmadığı belirtilerek, Silah ruhsatı, nüfus cüzdanı, pasaport ve sürücü belgelerinin mevcudiyetine ve görev gereği verildiğine ilişkin olarak kayıtlarında herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığı bildirilmiştir. ifadesine yer veriliyor.

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen Devrimci Karargah Terör Örgütü (DKÖ) iddianamesinin ayrıntılarında, Eskişehir eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı hakkındaki iddialar dikkat çekiyor. İddianamede, 28 Eylül 2010 tarihinde Hanefi Avcı´nın Eskişehir Emniyet Müdürlüğü ve Polis Evi´ndeki lojmanında yapılan aramalarda bulunan silahlar, sahte kimlik, sürücü belgesi ve pasaportlar hakkında detaylı bilgilere yer veriliyor.

İddianamede, Avcı´nın Eskişehir´deki lojmanında bulunan silah, pasaport ve kimliklerin, Emniyetin bugüne kadarki hiç bir eyleminde kullanılmadığı raporlarla anlatılıyor. Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı´nın 15 Kasım 2010 tarihinde hazırladığı ve iddianamede yer alan raporda, Avcı ile ilgili kimliklerin hiçbir alanda kullanılmadığı belirtiliyor. Raporda, “ silah ruhsatı, nüfus cüzdanı, pasaport ve sürücü belgelerinin mevcudiyetine ve görev gereği verildiğine ilişkin olarak kayıtlarında herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığı bildirilmiştir“ ifadesine yer veriliyor.

Ayrıca iddianamede konuyla ilgili İstihbarat Daire Başkanlığı´nın raporu da yer alıyor. Bu raporda da çalışma görev ve yetkileri itibarıyla yapılan görevlendirmede ve faaliyetlerde, bahsedilen tarzda bir usul ve uygulamanın bulunmadığı anlatılıyor. Bu bağlamda Avcı´ya da üzerinde kendisinin resimlerinin bulunduğu başkaları adına düzenlenmiş sahte sürücü belgeleri, pasaportlar ve nüfus cüzdanlarının görev gereği çıkartılmadığı ve bunların kayıtlarda olmadığı belirtiliyor.

ÜZERİNDE AVCI´NIN RESMİNİN BULUNDUĞU KİMLİK SAHİPLERİNİN KİMİSİ ÖLMÜŞ, KİMİNİN HİÇ KAYDI BİLE YOK

Yapılan aramalarda Avcı´nın lojmanında çok sayıda nüfus cüzdanı, pasaport, sürücü belgesi ele geçirildiğinin anlatıldığı iddianamede, ilginç bilgiler yer alıyor. Üzerinde Avcı´nın resminin bulunduğu, Bilal Alkan adına tanzim edilmiş sürücü belgelerinin ise ayrı ayrı sicil numaralarıyla farklı illerden değişik kişilerin üzerine birkaç kez çıkarıldığı ancak, bu şahısların kayıtlarda yer almadığı kaydediliyor.

Buna göre üzerinde Avcı´nın resminin bulunduğu Bilal Alkan adına tanzim edilmiş 75868 sicil numaralı sürücü belgesinin 18 Ocak 1988 tarihinde Mehmet kızı Kilis 1949 doğumlu Necla Özkan adına düzenlendiği, Sabit Kabaklı adına tanzim edilmiş ve üzerinde Avcı´ya ait fotoğraf bulunan 78578 sicil numaralı sürücü belgesinin, 6 Nisan 1988 tarihinde Süleyman oğlu Mersin 1955 doğumlu Mustafa Toksöz adına düzenlendiği, ancak bilgisayar kayıtlarında, Bilal Alkan adına düzenlenmiş herhangi bir sürücü belge kaydının bulunmadığı ve bu şahıs adına tanzim edilmiş 75868 sicil numaralı sürücü belgesinin 18 Ocak 1988 tarihinde Mehmet kızı Kilis 1949 doğumlu Necla Özkan adına düzenlendiği vurgulanıyor.

Bu bağlamda, kayıtlarda Bilal Alkan adına düzenlenmiş herhangi bir sürücü belge kaydının bulunmadığı, üzerlerinde şüpheli Hanefi Avcı´nın fotoğrafları bulunan 1953 doğumlu Mehmet-Hamide oğlu Sabit Kabaklı kimlik bilgisi ile nüfus kayıtlarında herhangi bir kaydın bulunmadığı ancak, aynı kimlik bilgisi ile 1963 doğumlu olarak Sabit Kabaklı adına kaydın bulunduğu, bu kaydın da şahsın 15 Kasım 2006 tarihinde ölmesi nedeniyle kapatıldığı ifade ediliyor. Yapılan incelemelerde söz konusu sahte kimliklerin seri numaraları üzerinde oynamalar yapıldığının tespit edildiği anlatılıyor.

ÜZERİNDE AVCI´NIN RESİMLERİNİN YER ALDIĞI SAHTE PASAPORTLAR GİRİŞ-ÇIKIŞLARDA KULLANILMIŞ

İddianamede, Avcı´nın lojmanında ele geçirilen sahte pasaportların ise ülkeye giriş-çıkışlarda kullanıldığı tespit edildiği vurgulanıyor. İddianamede, sahte pasaportlarla ilgili olarak Emniyet Genel Müdürlüğü Yabancılar Hudut İltica Daire Başkanlığı´nın 25 Ekim 2010 tarihli yazısına da yer veriliyor. Buna göre, Almanya uyruklu Arshaad Mahmood adına düzenlenmiş ve üzerinde Avcı´nın resminin bulunduğu sahte pasaportun, yapılan sorgulamada 1995 tarihinde Atatürk Havalimanı´ndan çıkış yaptığı kayıtlara geçmiş. Ayrıca, yine Almanya uyruklu S.Herta Selenga adına düzenlenmiş ve üzerinde Avcı´nın resminin yer aldığı sahte pasaportla da 19 Temmuz1992 tarihinde çıkış, 3 Ekim 1992 tarihinde Atatürk Havalimanı´ndan giriş yapıldığının tespit edildiği belirtiliyor. ( Cihan)

AVCI SAHTE PASAPORTLARI YURTDIŞI GÖREVLERDE Mİ KULLANDI?

Hanefi Avcı, mahkemedeki ifadesinde evinde çıkan sahte pasaport ve kimlikleri kendisinin düzenlediğini kabul etmişti. Avcı´nın mahkeme ifadesinde, Üzerinde benim resmim olan ancak farklı isme ait nüfus cüzdanı ehliyet ve pasaportu, 1991 yılında yurtdışı görevi ile ilgili olarak ben düzenledim. Hatta bu pasaportla Suriye´ye iki defa girip çıktığıma dair üzerinde kayıt vardır ifadelerine de yer verdi.

YURTDIŞINDA GÖREV YETKİSİ YOK

Ancak kaynaklar, Hanefi Avcı´nın o dönemde Diyarbakır İstihbarat Şubesi´nde görevli olduğunu ve görev yaptığı birimin sadece şehir merkezlerinde görev yapmakla yükümlü olduğunu, bırakın Suriye´ye yurt dışı göreve çıkmayı, Diyarbakır haricinde başka bir ilde bile görevli olamayacağına dikkat çekiyor. İstihbarat teşkilatları ile ilgili kanunlarda, yurt dışı istihbaratı için MİT, yurt içindeki şehir merkezlerinde Emniyet İstihbaratı ve yurtiçinde şehir merkezleri dışındaki yerleşim yerleri için de Jandarma Genel Komutanlığı´na bağlı istihbarat birimi görevlendirilmesi düzenlenmiş durumda. Hanefi Avcı´nın “1991´de yurt dışına göreve gittim” açıklamasının hiçbir yasal ve resmi nedeninin bulunmadığı ifade ediliyor. Kanuna göre Emniyet İstihbarat görevlileri sadece eğitim, konferans ve toplantılara katılmak amacıyla yurt dışına çıkabiliyorlar. Belirtilen görevler için de yurt dışına çıkılırken Hizmet Pasaportu (Gri Pasaport-Görev pasaportu) düzenlenmesi gerekiyor. Avcı´nın Yurt dışına sahte pasaportlarla göreve gittim açıklamasının hiçbir yasal temelinin bulunmadığı ve yaptığı kamu görevinin niteliği nedeniyle de yurt dışına göreve çıkamayacağı belirtiliyor.

(10 Şubat 2011, 15:21)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Avcı´da ele geçen sahte pasaport ve kimliklerle ilgili manşetlerimiz

Devrimci Karargah Örgütü manşetlerimiz

Flaş!!! Avcı´ya ´Devrimci Karargah´ gözaltısı

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2946    yazdır/print


 

Selimiye´ye atılan havan mermileri TSK malı

Devrimci Karargah iddianamesinde, örgütün eylemlerine ilişkin detaylı bilgiler de yer alıyor. Selimiye Kışlası´na yönelik gerçekleştirilen eylemde kullanılan havan mermileriyle ilgili ayrıntılar dikkat çekiyor. İddianameye göre, söz konusu saldırıda kullanılan mühimmat TSK envanterinde kayıtlı. Bir örgüt üyesi ise ihbar e-mailinde ´askeri yetkililerden silah ve mühimmat aldıklarını´ iddia ediyor. İddianamede ayrıca şüpheli Osman Baha Okar´ın, Ergenekon soruşturması kapsamında hakkında soruşturma yürütülen bir kısım şahıslar ile tespit edilen irtibatlarına yer veriliyor. Yine iddianamede Hanefi Avcı´dan ele geçen ses kayıtları ve el yazılı notlarla ilgili ayrıntılı bilgiler veriliyor.

Selimiye´ye atılan havan mermileri TSK malı

Devrimci Karargah iddianamesinde, örgütün eylemlerine ilişkin detaylı bilgiler de yer alıyor. Selimiye Kışlası´na yönelik gerçekleştirilen eylemde kullanılan havan mermileriyle ilgili ayrıntılar dikkat çekiyor. İddianameye göre, söz konusu saldırıda kullanılan mühimmat TSK envanterinde kayıtlı. Bir örgüt üyesi ise ihbar e-mailinde ´askeri yetkililerden silah ve mühimmat aldıklarını´ iddia ediyor. İddianamede ayrıca şüpheli Osman Baha Okar´ın, Ergenekon soruşturması kapsamında hakkında soruşturma yürütülen bir kısım şahıslar ile tespit edilen irtibatlarına yer veriliyor. Yine iddianamede Hanefi Avcı´dan ele geçen ses kayıtları ve el yazılı notlarla ilgili ayrıntılı bilgiler veriliyor.

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen 129 sayfalık Devrimci Karargah terör örgütü iddianamesinde ilginç detaylar var. Örgütün eylemleriyle ilgili ayrıntılar. İddianamedeki bilgilere göre, Bomba Bilgi Merkezi´nden soruşturma kapsamında elde edilen patlayıcı madde yapımında kullanılan malzemelerle, Türkiye genelinde meydana gelen olay yerlerinde ve operasyonlarda elde edilen patlayıcı maddeleri mukayese etmesi talep ediliyor. Merkez tarafından hazırlanan raporda 7 Ağustos 2008 tarihinde Selimiye Kışlası´na düzenlenen havan toplu saldırı eyleminde olay yerinden elde edilen materyallerin yapılan incelemesi neticesinde, olayda kullanılan el yapımı havanın TM 31-210 isimli (Amerika Birleşik Devletleri Özel Kuvvetleri için hazırlanan) kitapçıkta belirtilen el yapımı havan ile büyük oranda benzerlik gösterdiği belirtiliyor. Karacaahmet Mezarlığı içerisinden 4 adet 60´lık havan mermisi ile Selimiye Kışlası hedef olacak şekilde ateşlenmesi eyleminde kullanılan ve olay yerinde ele geçirilen materyallerle ilgili olarak mühimmat incelemesi de yapılıyor. 16 Eylül 2008 tarihli Kara Kuvvetleri Komutanlığı 1´inci Ordu Komutanlığı´nın 4070-103-08/Tük.mlz.Ks. (Müht) sayılı yazısında; Söz konusu mühimmat parçalarının TSK envanterinde bulunan 60 mm´lik havan mühimmatı ile aynı özelliklere sahip olduğu tespit edilmiştir. deniliyor.

´ASKERÎ YETKİLİLER YARDIMCI OLUYOR´

İddianamede, Olay yerinde ele geçirilen mühimmat ambalajlarına (püsüslerine) ait bilgilerin, KKK´lığı envanterindeki ´LOT J-N-T-2-8´ ve ´LOT-MA-1-272´ kafile numaralı, birliklerin yaptığı tatbikat ve eğitim atışları ile çeşitli operasyon görevlerinde kullanılan 60 mm´lik havan mühimmatı ambalajları olduğunun belirlendiği görülmüştür. ifadelerine yer veriliyor.

İddianamede, 30 Ağustos 2009´da Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğü´ne gönderilen bir e-mail ihbarına da yer veriliyor. e-Mailde yer alan iddialar dikkat çekici: Ergenekon örgütü İstanbul ve çevresinde daha önce çeşitli yerlere gömülü vaziyetteki ve İstanbul dışındaki villa tipi evlerde sakladıkları silah, el bombaları, LAW silahlarını bizlere söyleyerek almamızı sağladılar. Söyledikleri yerlerin çok az bir kesimi boş çıksa da çoğunluğunda çok sayıda mühimmat alındı ve çıkarıldı. Bu silahların bizden önce DHKP-C örgütüne de verildiği söyleniyor. (...) Bize en son bir askeri yetkili tarafından çok miktarlarda askeriyeye ait silah, patlayıcı, teçhizat verildi. Biz üslerimize ´Neden biz bunlardan silah alıyoruz?´ dediğimizde, bize (askeriye içerisinde solcu subaylar var, onlar bize destek sunuyorlar) cevabı verildi. Ama görüyorum ki bizi yurtdışına çıkartanlar da bize silah mühimmat verenler de Ergenekon´un ta kendisi ve bu örgüt (Devrimci Karargah) Ergenekon ve PKK kontrolünde ve denetiminde bir yapı.

YÜZBAŞI BENİ KAPIDA KARŞILIYORDU

Gizli tanık İsmet´in ifadeleri de söz konusu e-maili doğrular nitelikte. Gizli tanık şöyle diyor: Jandarma Genel Komutanlığı´na Yüzbaşı Necmi S.´nin çağırmasıyla gidiyordum. Beni kapıda karşılıyordu. Operasyonlarda ´attı, kullandı´ göstererek sakladığı, daha doğrusu bana öyle söylediği TNT, dinamit, el bombası, silah, mermi gibi askeri mühimmat ve malzemeleri kışlanın içerisinde yani askeri lojmanların içerisinde bana veriyordu. Yine beni kapıda karşılayıp kendi odasına çıkartıyordu. Krokiler çizerek silah ve patlayıcı alabileceğim adresleri tarif etmek suretiyle bırakılan yerlerden hiçbir problem yaşamadan yani yol kontrolü, çevirme, takip yaşamadan malzemeleri alıp örgüte ulaştırıyordum. Savcı, Bir kısım mühimmat ve silahın terör örgütlerine ne şekilde ulaştırıldığı konusunda aydınlatıcı olduğu değerlendirilmiştir. ifadelerini kullanıyor. ( Zaman)

DEVRİMCİ KARARGAH SANIĞININ ERGENEKON İRTİBATLARI

Davanın sanıklarından Osman Baha Okar´ın, Orhan Yılmazkaya´nın kaldığı örgüt evinde yapılan aramada ele geçirilen sahte kimliklerin üzerinde parmak izinin bulunduğu belirtiliyor. Örgüt evinde ele geçirilen sahte kimlik ve boş nüfus cüzdanlarının, Okar tarafından temin edilmiş olabileceğinin değerlendirildiği anlatılıyor. Osman Baha Okar´ın annesi adına kayıtlı telefonu kullandığı ve telefon hattının Ergenekon terör örgütü kapsamında hakkında soruşturma yürütülen Ufuk Akkaya (Ulusal Kanal istihbarat şefi) isimli şahsın kullandığı telefon numarasının geçmişe dönük HTS dökümlerinin incelemesinde de 27 Haziran 2007- 1 Mart 2008 tarihleri arasında 24 adet görüşme kaydının bulunduğu tespit ediliyor. Sanık Rıdvan Turan tarafından kullanılan telefon numarası ile Ergenekon soruşturması kapsamında hakkında işlem yapılan Merdan Yanardağ´ın adına kayıtlı telefon hattı arasında 1 Ocak 2001-22 Temmuz 2006 tarihleri arasında (Arama-aranma-mesaj alma-mesaj atma şeklinde) 3 adet görüşme kaydının bulunduğu aktarılıyor. İddianamede, Yine soruşturma kapsamında, telefon irtibatlarının değerlendirilmesinde, şüpheli Osman Baha Okar´ın, Ergenekon soruşturması kapsamında hakkında soruşturma yürütülen bir kısım şahıslar ile irtibatlarının bulunduğu görülmüştür. Şüpheliye ait telefon takiplerinin yapılan incelemelerinde, şüphelinin örgütsel içerikli bir kısım görüşmeleri tespit edilmiştir. Görüşmelerde örgütsel faaliyetler ile ilgili konuşmaların yer aldığı anlaşılmıştır.´ ifadeleri kullanılıyor. ( Zaman)

KİTABIYLA ÖRGÜT ÜYELERİNİ UYARDI: DİNLENİYORSUNUZ!

Devrimci Karargah terör örgütüne ilişkin hazırlanan iddianamede, tutuklu sanık eski polis müdürü Hanefi Avcı´nın ´Haliçte Yaşayan Simonlar´ isimli kitabında, Nejdet Kılıç´ın dinlenmekte olan telefon numaraları ile bu kişinin irtibatlı olduğu diğer şüphelilere yönelik yapılan fiziki ve teknik takibi deşifre ettiği belirtildi. Kitabın 500. sayfasında, bazı telefonların hukuka aykırı dinlendiği yönündeki iddiasına örnek olarak gösterdiği bölüme yer veriliyor. Avcı´nın kitabının yayımlanmasının ardından şüphelilerin telefon dinlemeleri konusunda birbirlerini uyardıkları ve teknik takip çalışmalarına karşı önlem aldıkları belirtiliyor. Kılıç ve Avcı´nın bu konuya ilişkin yaptıkları telefon görüşmeleri de iddianamede özetleniyor.

Alınan ses kaydına göre sanık Kılıç´ın, 26 Ağustos 2010´da Ahmet Doğan Fırtına´yı arayarak, Kitabın 500. sayfasını oku.´ dediği, böylelikle kendisi hakkında yürütülen soruşturmadan bilgi sahibi olduğu ve bunu çevresindekilerle paylaştığının anlaşıldığı aktarılıyor. Örgütün içindeki faaliyetlerinden dolayı hakkında soruşturma yürütülen Nejdet Kılıç´ın evinin bölgesinde yapılan teknik çalışma sonucunda tespit edilen ve birebir kullanıldığı anlaşılan telefon numaralarının Hanefi Avcı ve Kezban Kerman (Küçük) tarafından kullanıldığı ifade ediliyor. Nejdet Kılıç´a ait ADSL´den kezbankerman@hotmail.com´ elektronik posta adresinin kullanıldığının belirlendiğinin görüldüğü bilgisi de veriliyor. İddianamede, 16 Eylül 2010 tarihinde saat 16.33´te Nejdet Kılıç ile Hanefi Avcı arasında geçen görüşmede, dinleme nedeniyle şüphelilerin zaman zaman ankesörlü telefon ile görüştüklerinden söz ettikleri, Kılıç´ın takip edildiğinden şüphelendiği ve Avcı´nın bilgi verdiği kaydediliyor. İddianamede, Hanefi Avcı´nın, mahkeme tarafından verilmiş gizli belge niteliğini taşıyan mahkeme kararını usulsüz olarak elde ettiği ve Devrimci Karargah terör örgütü şüphelisi Nejdet Kılıç ile bunları paylaştığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla Hanefi Avcı´nın Devrimci Karargah örgütü ve şüphelilerine yardımda bulunduğu tespit edilmiştir. deniliyor.

Makamındaki 24 kasette, 255 dinleme kaydı Devrimci Karargah sanığı Hanefi Avcı´nın makamında yapılan aramalarda çok sayıda ses kaseti ele geçirilmişti. İddianamede, kasetlerin mahkeme kararına dayanmaksızın usulsüz olarak yapılan dinlemeler sonucunda elde edildiği aktarılıyor. Usulsüz olarak yapılan dinlemeler sonucu elde edilen ve kişisel veri niteliğindeki görüşmelere ait kayıtların Avcı tarafından arama tarihine kadar kalan süreçte saklandığı belirtiliyor. İddianamede yer alan bilgilere göre, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü´nce 24 adet teyp kasetindeki görüşmelerden bir kısmı çözümlenemiyor. Çözümleri yapılamayan ve içerisinde anlaşılamayan bölümlerin bulunduğunun bildirilmesi üzerine, 7-11-12 ve 17 rakamları ile numaralandırılmış kasetlerin anlaşılamayan bölümlerinin anlaşılabilir hale getirilmesi amacıyla TÜBİTAK görevlilerine teslim edildiği anlatılıyor. Kasetlerin ele geçirildiği çantada ve iki adet naylon poşet üzerindeki 65 adet vücut izinin de mukayese işlemlerinin devam ettiği, bittiği takdirde savcılığa gönderileceği ifade edildi. TÜBİTAK yetkililerince kasetler üzerindeki incelemeler devam ediyor. İddianamede, diğer kasetlerin, 2000 yılından önce oluşturulduğu değerlendirilen toplam 225 adet telefon dinlemelerine ait kayıtlar olduğu belirtiliyor. Kasetlerde seslerinin adli mercilerden izin alınmadan dinlenildiği ve kaydedildiği anlaşılan kişilerin müşteki sıfatı ile ifadelerinin alındığı anlatılıyor. ( Zaman)

AVCI´DAN AĞAR İÇİN 60 BİN DOLAR

Devrimci Karargah iddianamesinde Hanefi Avcı´ya ait olduğu ileri sürülen el yazılarında çarpıcı iddialar var. Devrimci Karargah iddianamesinde 50 yıl hapsi istenen Hanefi Avcı´nın makam odasında bulunduğu öne sürülen dinleme kasetlerinin yanında not kağıtları bulunduğu öne sürülüyor. Kaset içerikleriyle örtüştüğü ve Avcı´nın el ürünü olduğu öne sürülen bir notta şöyle yazılmış: “Alaattin Çakıcı, Mehmet Ağar´ın lehine ifade veren çocuklara 60 bin dolar ödüyor.”

Avcı´nın Eskişehir´deki makamında ele geçirilen bantlarda aralarında gazeteciler, işadamları, politikacılar ve askerlerin de olduğu birçok ünlü ismin konuşma kayıtları yer alıyordu. Avcı bu kasetlerin kendisine ait olmadığını savunmuştu. İddianamede Avcı´nın elinden çıktığı iddia edilen notlardaki içerikle, kasetlerdeki konuşmaların birbiriyle örtüştüğü öne sürülüyor. Ek iddianamenin içeriğinde olan ve Avcı´ya ait olduğu öne sürülen notlardan biri Alaattin Çakıcı ve Mehmet Ağar ile ilgili. Belgede aynen şöyle yazıyor: Mehmet Kocabaş (Eski ANAP milletvekili) Çakıcı´ya telefon ederek “Mehmet Ağar lehine ifade veren çocuklar için 60 bin dolar” verilmesini istiyor. Çakıcı da bunun üzerine ben göndereyim diyor ve ödüyor...”

Yine Çakıcı´yla ilgili bir başka not ise şöyle: “Türk Ticaret Bankası olayında (Alaattin) Çakıcı, Kamuran Çörtük´e vazgeçmesi için çocukluk arkadaşı olan Mustafa Kefeli´yi gönderdi. Bu olaya karşılık Kefeli, Çakıcı´dan Futbol Federasyonu´nun feshedilmesini sağlamayı taahhüt etti. Kefeli, Çörtük´ü vazgeçirince Alaattin, şimdi federasyon üyelerini tehdit etmeye başlamış.

Mafyanın boyutu... Halit Cıngıllıoğlu´ndan Çakıcı, para istiyor. Halit C, Cumhurbaşkanına gidiyor...”

KASETLER GİZLİ KALACAK

İddianamede Avcı´nın 2000 yılından önce yaptığı 225 telefon dinlemesine ait kayıtlar da yer alıyor. Savcılık, kişilerin özel hayatıyla ve işleriyle ilgili konuşmalarının yer aldığı kaset çözümlerini telafisi mümkün olmayan mağduriyetler yaratacağı için iddianameye koymadı. Ayrıca bu konuşmaların tapeleri ek delil olarak da konulmayacak.

İSTİHBARATIN ESKİ ŞEFİ

Hanefi Avcı, Susurluk kazası döneminde Emniyet İstihbarat Daire Başkanı olarak görev yapıyordu. 4 Şubat 1997´de Susurluk skandalını araştıran TBMM komisyonuna verdiği ifadede devlet içinde çete kurulduğunu ileri sürdü ve Mehmet Ağar, Korkut Eken, Veli Küçük gibi isimler hakkında suçlamalarda bulundu. 28 Şubat sürecindeki tavrı ve daha sonra bir televizyon programında söylediği sözler nedeniyle yavaş yavaş geri hizmete çekildi. Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğü yaptığı sırada ´Haliç´te Yaşayan Simonlar´ adlı kitabı çıktı. Ağustos 2010´da çıkan kitabında Gülen cemaatinin emniyet teşkilatında örgütlendiğini savundu. Avcı, Devrimci Karargah örgütüne yardım ve yataklık etmek suçlamasıyla 28 Eylül 2010´da tutuklandı.

EN DERİN KASET ARŞİVİ

Hanefi Avcı Haliç´te Yaşayan Simonlar kitabı çıktıktan bir ay sonra gözaltına alındığında Eskişehir´deki makam odasında da arama yapılmıştı. Bu aramada 28 Şubat ve Susurluk sürecine ait dinleme kasetlerinin bulunduğu öne sürülmüştü. Aralarında dönemin siyasileri ve gazetecilerin de bulunduğu 53 kişinin özel görüşmelerinin bu kasetlerde olduğu görülmüştü. Kasetlerle ilgili olarak adliyeye çağırılan bu kişilerden ikisi dışında herkes şikayetçi olmuştu. Hanefi Avcı ise makam odasını çok önceden tamamıyla boşalttığını ve bu kasetlerin kendisinin olmadığını, kendisine komplo yapıldığını savunmuştu.

SUSURLUK DAVASI SANIĞI

Eski Emniyet Genel Müdürü ve İçişleri Bakanı Mehmet Ağar´ın ismi özellikle Susurluk kazasından sonra karanlık ilişkilerle gündeme gelmişti. Susurluk davasında mahkûm olanların pek çoğuyla yakın ilişkileri vardı. Kumarhaneler Kralı Ömer Lütfi Topal´ı öldürmekle suçlanan Susurluk hükümlüsü Özel Harekat polislerinin dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ağar´ın emriyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldıkları iddia edilmişti. Milletvekili dokunulmazlığı, eski vali olması nedeniyle uzun süre yargılanmadı. Kasım 2008´de ´Emniyet Genel Müdürü olduğu dönemdeki suçlamalarla ilgili yargılanmaya başlandı. Cürüm işlemek için silahlı teşekkül meydana getirmek, gıyabi tutuklu sanık Abdullah Çatlı´nın gizlenmesine yardım etmek; Çatlı ve Yaşar Öz´e silah taşıma belgesi ve yeşil pasaport verilmesini sağlayarak görevi kötüye kullanmakla suçlandı. Dava devam ediyor.

HÜKÜMET DÜŞÜRMÜŞTÜ

Çete lideri Alaattin Çakıcı´nın adı Susurluk döneminde sıklıkla gündeme geliyordu. 1 Mayıs 1997´de Flash TV´de canlı yayına telefonla katılan Çakıcı, Türk Ticaret Bankası´nın Erol Evcil´e satışı için Özer Uçuran Çiller´in, 20 milyon dolar komisyon istediğini söyledi. Adı çok sayıda suça karışan Çakıcı 17 Ağustos 1998´de Fransa´da yakalandı. Yakalandıktan sonra ortaya çıkan telefon görüşmeleri, Korkmaz Yiğit tarafından satın alınan Türkbank ihalesinin durdurulmasına, ANAP´lı bakan Eyüp Aşık´ın bakanlıktan ve milletvekilliğinden istifasına ve 56. hükümetin düşmesine sebep oldu. Çakıcı´nın telefon kayıtlarında Mehmet Ağar´dan sıklıkla söz ediliyordu. Çakıcı halen cezaevinde. ( Radikal)

(06 Şubat 2011, 10:19)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Devrimci Karargah Örgütü manşetlerimiz

Flaş!!! Avcı´ya ´Devrimci Karargah´ gözaltısı

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2919    yazdır/print


 

Devrimci Karargah Ergenekon´u bitirmek için kuruldu

Devrimci Karargah soruşturması kapsamında hazırlanan üçüncü iddianame dün kabul edildi. İddianamede, eski polis müdürü Hanefi Avcı´nın, ´Devrimci Karargah terör örgütü ve mensuplarına yardım´ ve ´terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme´ gibi suçlardan 51 yıl hapsi istendi. Örgütün amacı ise ´kaos ortamı oluşturarak, Ergenekon soruşturma ve davaları sürecini sabote etmek, daha fazla genişlemeden durdurmak´ olarak aktarılıyor. Hatırlanacağı gibi Ergenekon davasının firari sanığı ÇEV Vakfı Başkanı Gülseven Yaşer, ´Askerler bir ihtilal yapmazsa Ergenekon davası bizi bitirecek´ diye açıklama yapmıştı. Devrimci Karargah 3´ncü davası 13 Nisan 2011´de başlıyor.

Devrimci Karargah Ergenekon´u bitirmek için kuruldu

Devrimci Karargah soruşturması kapsamında hazırlanan üçüncü iddianame dün kabul edildi. İddianamede, eski polis müdürü Hanefi Avcı´nın, ´Devrimci Karargah terör örgütü ve mensuplarına yardım´ ve ´terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme´ gibi suçlardan 51 yıl hapsi istendi. Örgütün amacı ise ´kaos ortamı oluşturarak, Ergenekon soruşturma ve davaları sürecini sabote etmek, daha fazla genişlemeden durdurmak´ olarak aktarılıyor. Hatırlanacağı gibi Ergenekon davasının firari sanığı ÇEV Vakfı Başkanı Gülseven Yaşer, ´Askerler bir ihtilal yapmazsa Ergenekon davası bizi bitirecek´ diye açıklama yapmıştı. Devrimci Karargah 3´ncü davası 13 Nisan 2011´de başlıyor.

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Kadir Altınışık tarafından Hanefi Avcı´nın da aralarında bulunduğu 14´ü tutuklu 22 kişi hakkında hazırlanan iddianame üzerindeki incelemesini tamamladı. Mahkeme heyeti, 129 sayfalık iddianamenin oybirliğiyle kabulüne ve sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.

Sanıklar, 13 ve 15 Nisan 2011´de ilk kez Beşiktaş´taki İstanbul Adliyesi´nde hakim karşısına çıkacak. İddianamede, örgütün kuruluş ve yeniden harekete geçirilmesi süreçleri anlatılıyor. 2009 yılında Selimiye Kışlası´na havan topu atılması, AK Parti İstanbul İl binasına bomba bulunan paket gönderilmesi, 27 Nisan 2009´daki Bostancı´da bir polisin şehit olduğu çatışma ve son olarak Beşiktaş´taki bir banka şubesine bomba bırakılması olarak örgütün toplam dört eylemi sayılıyor. Yine soruşturma kapsamında ifadesi alınan gizli tanık, Ergenekon soruşturmasının yürütüldüğü ortamda, Türkiye´de bu aşamadan sonra yapılacak şiddet içerikli terör eylemlerinin tek bir amacı olabilir; o da yapılan Ergenekon soruşturmasını sabote etmektir. diyor. İddianameden aktaralım: Orhan Yılmazkaya´nın öldürülmesinden sonra Devrimci Karargah terör örgütü Türkiye sorumlusu olduğu anlaşılan Ulaş Erdoğan´ın, Serdar Kaya´nın devrime ve devrimci mücadeleye hizmet etmeyecek ancak Ergenekon çetesinin istekleri ve beklentilerini karşılayacak eylemlere bizi yöneltmeye çalışması kabul edilebilir değildi. şeklindeki beyanları birlikte değerlendirildiğinde, Devrimci Karargah´ın devam etmekte olan Ergenekon soruşturmasını etkilemek ve demokratikleşme reformlarını sabote etmeyi amaçladığı kanaatine varılmıştır.

Soruşturmayı deşifre ediyor

Avcı´nın soruşturmaya ilişkin bilgileri deşifre etmesinin ardından Nejdet Kılıç´ın Beyoğlu´ndaki evinde yapılan aramada elde edilen el yazımı dokümanların içerisinde soruşturmanın tarih ve sayısının yer aldığı notlar ele geçiriliyor. İddianamede, Hanefi Avcı´nın, gizli belge niteliğini taşıyan mahkeme kararını usulsüz olarak elde ettiği ve Devrimci Karargah örgütü (DKÖ) şüphelisi Nejdet Kılıç´la paylaştığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın Devrimci Karargah Örgütü ve şüphelilerine yardımda bulunduğu tespit edilmiştir.´ deniliyor. Hanefi Avcı´nın iş adresinden elde edilen kasetlerin, mahkeme kararına dayanmaksızın yapılan dinlemeler sonucunda elde edildiği belirtiliyor. Avcı´nın ikametinden elde edilen otomatik tüfek ve tabancaların ruhsat süreleri dolmasına ve veriliş amacına uygun şartların ortadan kalkmasına rağmen şüpheli tarafından ilgili kurumuna iade edilmediği anlatılıyor.

İddianamede örgütün stratejisi ve amacı şöyle özetleniyor: Hiçbir taban kazanma çabası göstermeden pek çok örgütten eleman devşirebilen, yurtdışından yönetilen ve finanse edilen, gelişmiş istihbarat taktik ve teknikleri konusunda deneyimli, hassas ve şifreli haberleşme kaynaklarını kullanabilen terör örgütünün, eylem-hedef ve stratejisiyle toplumda devlete olan güveni sarsma, kamu düzenini bozma ve kaos ortamı oluşturma gayreti içerisinde olduğu, devlet otoritesi ve hükümeti yıpratmaya yönelik faaliyetlerde bulunduğu kanaatine varılmıştır.

Hanefi Avcı´ya 51 yıl hapis talebi

İddianamede, tutuklu sanıklardan Hanefi Avcı, ´Devrimci Karargah terör örgütü ve mensuplarına yardım, yargı görevini yapanı etkileme, soruşturmanın gizliliğini ihlal, terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme, ruhsatsız silah bulundurmak, zincirleme şekilde kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek´le suçlanıyor. Avcı´nın toplam 23 yıl 1 ay ile 51 yıl 9 ay arasında değişen hapisle cezalandırılması talep ediliyor. Sanıklar arasında Avcı´nın eşi Şenay Avcı da var. Şenay Hanım´ın, ´ikametinde bulunan birden fazla ruhsat süreleri dolmuş silahı bulundurma´ suçundan 7 yıl 6 aydan 12 yıla kadar yargılanması isteniyor. Hanefi Avcı´nın kullandığı telefon hattının sahibi olduğu öne sürülen tutuklu sanık Nejdet Kılıç da ´Devrimci Karargah terör örgütü üyesi olmak´la suçlanıyor. İstenen ceza ise toplam 9 ila 18 yıl. İddianamede diğer sanıklar hakkında da farklı suçlardan değişen miktarlarda ceza isteniyor.

Avcı´nın cd´lerinden 2003 darbe planları çıktı

Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´dan ele geçirilen CD´lerde önemli bilgilerin bulunduğu belirtildi. JİTEM ile bu yapılanma adına yapılan infaz, bombalama, darbe planlamasına ait metinler ve yağma eylemleri konu başlıklarının yer aldığı kaydedilen bir CD´de Veli Küçük, Cem Ersever ve darbe planlamasına ait metinler, başlıklı konuların da bulunduğu ifade edildi. İddianamede Avcı´dan ele geçirilen CD´lerde yer alan bilgilerin konu başlıkları sıralandı. 8 No´lu CD´nin incelemesinde CD´nin 25 Şubat 2003 tarihinde oluşturulduğu belirtildi. CD´nin içinde yer aldığı belirtilen bilgilere ilişkin konu başlıkları şöyle: TSK´da örgütlenmiş terör örgütleriyle iltisaklı kişiler. TİT (Türk İntikam Tugayı) ile ilgili bilgiler. Ergenekon soruşturması kapsamında hakkında işlem yapılan kişi ve kuruluşlara ait bilgiler. Aydınlık dergisinin gizli istihbarat teşkilatı gibi kişisel verileri toplayarak raporladığına dair bilgiler. Yeşil Kod Mahmut Yıldırım´la ilgili bilgiler. İtirafçı İbrahim BABAT, faili meçhul olay/eylemler, faili meçhul eylemlerde devlet içindeki çetelerin rolü hakkındaki bilgiler. Arif Doğan, Veli Küçük, A. Cem Ersever, JİTEM ve faaliyetleri. JİTEM adına gerçekleştirilen infaz, bombalama, nitelikli yağma ve kundaklama eylemleri. Gizli ve kişiye özel gizlilik dereceli askeri belgeler. Darbe planlamasına ait metinler.

PKK kamplarında 3 yıl silahlı eğitim

İddianamede, örgütün silahlı kanadının PKK tarafından eğitildiği aktarılıyor. İşte o bölüm: Devrimci Karargah terör örgütü 9 No´lu bildirisinde ´2005 yılının yaz aylarında, Bedrettin Hareketi ve 16 Haziran Hareketi kadrolarının birleşmesiyle´ kurulduğunu ve 3 No´lu bildirisinde ´Devrimci Sol, artık bir Devrimci Karargah bileşeni olma kararı almıştır´ şeklindeki açıklamasıyla Dev-Sol´un bünyesine katıldığını duyurmuştur. Örgütün askeri yapılanması olan Silahlı Devrim Müfrezelerine (SDM) bağlı Şehit Ongan Müfrezesi içerisinde faaliyet gösteren Orhan Yılmazkaya´nın da içinde bulunduğu bazı militanlar PKK/KONGRE-GEL terör örgütü mensubu ENVER KOD İsmail BERKA aracılığıyla Van ilinde karşılanmıştır. Buradaki bağlantılarla birlikte sınırı geçip önce İran´da bulunan ´Kelareş Kampına´, oradan da Kuzey Irak´ta bulunan ´Zap Kampına´ gitmişler, burada ´askeri ve siyasi eğitim´ almışlardır. Yaklaşık üç yıl kadar bir süre terör örgütü PKK/KONGRA-GEL tarafından eğitilen ve 2008 yılında Türkiye´ye giriş yapan Devrimci Karargah örgüt mensupları İstanbul´a geçerek hücre evlerinde faaliyetlerine başlamışlardır.

Terör örgütlerini bir araya topluyorlar

Tutuklu sanık Nejdet Kılıç´ın, (Devrimci Karargah terör örgütünün devrimci gruplar ile yan yana durup iş yapma stratejisinin gereği olarak) sol terör örgütlerinde kurucu, aktif ve sorumlu düzeyde faaliyet yürütmüş bir kısım kişileri buluşturmaya çalıştığının belirlendiği ifade ediliyor. Kılıç´ın, terör örgütü geçmişi olan bazı kişileri bir araya toplamaya çalıştığı aktarılıyor. İddianamede, Hanefi Avcı´nın Eskişehir´deki çalışma ofisinde ele geçirilen kasetlere ilişkin parmak izi çalışmalarına yer veriliyor. Kasetlerin içinde bulunduğu çanta ile birlikte delil torbasına konulan iki adet naylon poşet üzerinde 65 adet vücut izi tespit edildiği anlatılıyor. İddianamede, Bahse konu çanta üzerinde parmak izi çalışması yapılabilmesi için İstanbul Emniyet Müdürlüğü´ne gönderilmiş, olay yeri inceleme ve kimlik tespit şube müdürlüğü görevlilerince mühürlü torba içerisinden çanta ile birlikte çıkan iki adet naylon poşetlerin üzerinden (65) adet vücut izi elde edilmiştir. Mevcut izlerin mukayeseleri devam etmekte olup, ilgili raporlar gönderildiğinde dosyasına konulacaktır. deniliyor.

Örgütün iki ayağı: Silahlı kanat ve cephe yapılanması

Silahlı Devrim Müfrezeleri, örgütün silahlı kanadı olarak anlatılıyor. İddianamede, İstanbul´daki eylemleri Şehit Ongan Müfrezesi´nin yaptığının belirlendiği ifade ediliyor: Müfrezelerde görev alan örgüt mensuplarının 3-4 kişiden oluştuğu, silah ve patlayıcı eğitimi aldıkları, metropollerde sansasyonel nitelikte eylemler gerçekleştirmek üzere eğitildikleri görülmüştür. Ayrıca, örgütün metropollerde faaliyet gösteren Halk Savunma Güçleri (HSG) isimli bir milis yapılanmasının da bulunduğu. Bu yapının genelde sokak eylemleri ve Silahlı Devrim Müfrezeleri´ne destek amaçlı kurulduğu tespit edilmiştir. Devrimci Karargah terör örgütüne yönelik yapılan operasyonda yakalanarak tutuklanan Ulaş Erdoğan´a ait ´Secure Digital´ marka ´813100706000´ seri numaralı ´2GB´ kapasiteli dijital malzeme içerisinde ele geçirilen ´ORGUTLENME PERSPEKTIFI2´ isimli iki sayfadan oluşan ´değerli yoldaşlar´ başlığı ile başlayan belge içeriğinde; Yoldaşlar, bildiğiniz gibi, örgütlenme tarzımızın bir daimi askeri ve devrimci şiddeti içeren bir ayağı, bir de bu tarzın motive ettiği devrimci ve atılgan kitle ruhunu örgütleyen ayağı vardır. Örgütlenmemiz bu iki ayak üzerinde yürüyebildiğince sağlıklı ve yol alıcı olacaktır. Aksi, mecazın da gösterdiği gibi topallayacak, hatta yere düşecektir. şeklinde geçen içerikte de Devrimci Karargah terör örgütünün ´silahlı alan ve cephe yapılanması´ olarak iki şekilde örgütlendiği belirtilmiştir.

Örgüt üyesinden ihbar maili: Gömülü mühimmat çıkardık

Devrimci Karargah terör örgütüyle ilgili hazırlanan iddianamede, örgütün İstanbul ve çevresinde gömülü mühimmatlar çıkardığı aktarılıyor. Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğü´ne 30 Ağustos 2009 tarihinde 15509083019 sayılı mesaj numarası ile gönderilen e-mail ihbarında örgütün silahlarıyla ilgili şu bilgiler veriliyor: Ergenekon örgütü İstanbul ve çevresinde daha önce çeşitli yerlere gömülü vaziyetteki ve İstanbul dışındaki villa tipi evlerde sakladıkları silah, el bombaları, LAW silahlarını bizlere söyleyerek almamızı sağladılar. Söyledikleri yerlerin çok az bir kesimi boş çıksa da çoğunluğu da çok sayıda mühimmat alındı ve çıkarıldı. Bu silahların bizden önce DHKP-C örgütüne de verildiği söyleniyor. Bize en son bir askerî yetkili tarafından çok miktarlarda askeriyeye ait silah patlayıcı teçhizat verildi. Biz üslerimize sorduğumuzda neden biz bunlardan silah alıyoruz dediğimizde askeriye içerisinde solcu subaylar var onlar bize destek sunuyorlar denildi ama görüyorum ki bizi yurtdışına çıkartanlar da bize silah mühimmat verenler de Ergenekon´un ta kendisi ve bu örgüt Ergenekon ve PKK kontrolünde ve denetiminde bir yapı.

İddianamede ayrıca 2008 yılında 1´inci Ordu Komutanlığı´nın bulunduğu Selimiye Kışlası´na yapılan havan saldırısı ile ilgili çarpıcı bilgiler yer alıyor. İddianameye göre 7 Ağustos 2008 tarihinde Karacaahmet Mezarlığı içerisinden 4 adet 60´lık havan mermisi ile Selimiye Kışlası hedef olacak şekilde ateşlenmesi eyleminde kullanılan ve olay yerinde ele geçirilen materyallerle ilgili olarak TSK tarafından kriminal inceleme yapıldı. Kara Kuvvetleri Komutanlığı (KKK´lığı) 1´inci Ordu Komutanlığı´nın 16 Eylül 2008 tarihli 4070-103-08/Tük.mlz.Ks. (Müht) sayılı yazısında; söz konusu mühimmat parçalarının Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) envanterinde bulunan 60 mm´lik havan mühimmatı ile aynı özelliklere sahip olduğu tespit edilmiştir. ifadeleri yer alıyor.

Strateji: Akan kan durmamalı

İddianamede Devrimci Karargah´ın stratejisi de net olarak ortaya konuluyor. Strateji, Devrimci Karargah terör örgütünü deşifre eden ´Son Tezgah´ isimli gizli tanık beyanında, Devrimci Karargah terör örgütü, Ergenekon soruşturmasıyla ilişkileri açığa çıkarak yıpranan ve taban kaybeden terör örgütlerinden kopan kitleleri etrafında toplamak için eylemlere başlamıştır. Eskimiş yüzler tasfiye edilerek adı kirlenmemiş yeni bir terör örgütüyle bu ülkede akan kanın devam etmesini istiyorlar. şeklinde ifadeye de yansıdı. Devrimci Karargah terör örgütünün en kısa anlamda stratejisinin ´Türkiye devrimci hareketini birleştirme ve devrimci bir çatı altında toplama´ sloganını kullanarak terör ve şiddeti devam ettirme olduğu değerlendirilmiştir. denildi.

Öte yandan iddianamede Orhan Yılmazkaya´nın bilgisayarından elde edilen bir belgede, Devrimci Karargah örgütünün Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) içinde yapılandığı ve kabul gördüğünün bildirildiği kaydedildi. İddianamedeki belgede partinin yayın organı olan Sosyalist Demokrasi gazetesinde örgüt mensuplarının yazılarının yayınlandığının belirtildiğine yer verildi. SDP Başkanı Rıdvan Turan´ın, Orhan Yılmazkaya´nın anısına 3 Mayıs 2009 tarihinde düzenlenen anma törenine katıldığı da iddianamede yer aldı.

Devrimci Karargah´ın üssü Beyoğlu Tosbağa Sokak

Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın da sanık olarak yer aldığı Devrimci Karargah davasının iddianamesi, polisin örgütü nasıl deşifre ettiğini ortaya koydu. Devrimci Karargah´ın yöneticilerinden Necdet Kılıç´ın İstanbul Beyoğlu Tosbağa Sokak´taki evine gelenleri takibe alan polis, örgütü çözdü. Dinlemeye alınan cep telefonları Hanefi Avcı bağlantısına götürdü. Aralarında eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın da bulunduğu 22 sanıklı Devrimci Karargah davasının iddianamesi kabul edildi. İddianamede yer alan bilgiler polisin örgütü nasıl deşifre ettiğini ortaya koydu. AK Parti binası ve 1. Ordu Komutanlığı´na saldırılarla ismini duyuran Devrimci Karargah´ın yöneticilerinden Necdet Kılıç´ın İstanbul Beyoğlu Tomtom Mahallesi Tosbağa Sokak´taki evine gelenleri takibe alan polis, örgütün yeniden yapılanma faaliyetleri kapsamında harekete geçtiğini belirledi. Kılıç´ın evine gelenlerin cep telefonlarını dinlemeye alan istihbarat polisleri, Hanefi Avcı´nın da örgütle bağlantısını deşifre etti.

Avcı´dan Kılıç´a fısıltı

Devrimci Karargah örgütü AK Parti´nin Sütlüce´deki binasına yönelik bombalı eylem ve Üsküdar´daki 1. Ordu Komutanlığı Selimiye Kışlası´na havan saldırısıyla adını duyurmuştu. Bu iki eylemin ardından operasyon yapan polis, örgütün lideri Orhan Yılmazkaya´yı Bostancı´daki çatışmada ölü ele geçirerek örgüte darbe vurmuştu. İddianamede yeniden yapılanmaya giden örgütün deşifre edilmesi ve Hanefi Avcı´yla bağlantılarına ilişkin istihbarat ve terörle mücadele ekiplerinin ortaya çıkardığı ilginç detaylara yer verildi. Buna göre, 053174... ve 0507363... nolu telefonları dinlenen örgütün yöneticilerinden Nejdet Kılıç, sol gruplar arasında birleştirme amaçlı toplantılar yaptı ve örgüte eleman kazandırmak için harekete geçti. Hanefi Avcı da Kılıç´a polisin yaptığı takiple ilgili bilgiler verdi. Kılıç´ın evinden çıkan el yazımı dökümanların içerisinde gizli soruşturmanın tarih ve sayısının da yer alması Avcı´nın örgüte yardımda bulunduğunu ispatladı. Kılıç´a soruşturmadan kurtulması için telefonda taktikler verdiği de tespit edilen Avcı, soruşturma devam ederken yazdığı Haliç´te yaşayan Simonlar´ adlı kitabının 500. sayfasında ise İstanbul´da yapılan yasa dışı dinlemelere örnek olarak kendisi ve Necdet Kılıç´ın telefonlarının dinlendiğini yazarak, şüphelilerin teknik ve fiziki takibini deşifre etti.

Kılıç´ın evi bağlantıyı çözdü

Polis ekipleri, gelişmiş istihbarat taktik ve teknikleri konusunda deneyimli, hassas ve şifreli haberleşme kaynakları kullanabilen örgüt elemanlarını deşifre etmek için Kılıç´ın İstanbul Beyoğlu Tomtom Mahallesi Tosbağa Sokak´ta bulunan evinin çevresinde fiziki ve teknik takip başlattı. Çalışmalar sonucunda Ceyhun Ünlü ve Tuğrul Çakır adına kayıtlı numaralar evin çevresinde sinyal verdi. Çakır adına kayıtlı 053173070... nolu telefon Kezban Küçük isimli şahıs tarafından, Ceyhun Ünlü adına kayıtlı 053173070.... nolu telefonun ise Hanefi Avcı tarafından kullanıldığı belirlendi.

Kitaptan sonra teknik takibe önlem

Şüpheli Nejdet Kılıç´ın evi çevresinde yapılan teknik çalışma neticesinde tespit edilen ve birebir kullanıldığı anlaşılan telefon numaralarının şüpheli Hanefi Avcı ve Kezban Küçük tarafından kullanıldığı, ayrıca Nejdet Kılıç´a ait 1898728... sayılı hizmet numaralı ADSL´den kezbankerman@hotmail.com e-posta adresinin de kullanıldığı tespit edildi. Hanefi Avcı´nın yazdığı kitapla dinlemeleri deşifre etmesi sonrası örgüt üyelerinin birbirlerini uyardıkları da iddianamede yer alan bilgiler arasında.

El kitabı Amerikan malı

Devrimci Karargah iddianamesinde örgütün Amerika Birleşik Devletleri Özel Kuvvetlerinin taktiklerini kullandığı belirtiliyor. Buna göre, Selimiye Kışlası´na düzenlenen saldırıda kullanılan el yapımı havan, TM 31-210 isimli ABD Özel Kuvvetleri için hazırlanan kitapçıkta belirtilen el yapısı havan ile büyük oranda benzerlik gösterdi. TM 31-210 isimli kitapçık kapağındaki, Department Of The Army Technical Manual ibaresinin ´Ordu Teknik Talimname Dairesi´ anlamına geldiği, Improvised Munitions Handbook ibaresinin ´Pratik Harp Silahları El Kitabı´ anlamına geldiği, Headquarters, Department Of Army ibaresinin ise ´Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Ana Karargah´ anlamına geldiği vurgulanıyor. Kitapçıklar patlayıcı alet yapımı konusunda bilgiler sunuyor. ( Yenişafak, Zaman)

(05 Şubat 2011, 11:39)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Devrimci Karargah Örgütü manşetlerimiz

Flaş!!! Avcı´ya ´Devrimci Karargah´ gözaltısı

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2914    yazdır/print


 

DKÖ iddianamesine kabul: Avcı sanık

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın da aralarında bulunduğu 22 kişi hakkında ´Devrimci Karargah Örgütü´ (DKÖ) soruşturması kapsamında hazırlanan iddianameyi kabul etti. Devrimci Karargah Örgütü hakkında daha önce de iki iddianame hazırlanmış, davaları İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülmekte olan bu iki iddianame birleştirilmişti. Bugün kabul edilen 3´ncü iddianamede, tutuklu sanık Hanefi Avcı´nın eşi Şenay Avcı da 22 sanık arasında yerini aldı. Avcı´nın 51 yıl 9 aya kadar, eşi için de ruhsatsız silahları saklamaktan dolayı 12 yıla kadar hapis cezası istendi.

Devrimci Karargah iddianamesi kabul edildi

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın da aralarında bulunduğu 22 kişi hakkında ´Devrimci Karargah Örgütü´ (DKÖ) soruşturması kapsamında hazırlanan iddianameyi kabul etti. Devrimci Karargah Örgütü hakkında daha önce de iki iddianame hazırlanmış, davaları İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülmekte olan bu iki iddianame birleştirilmişti. Bugün kabul edilen 3´ncü iddianamede, tutuklu sanık Hanefi Avcı´nın eşi Şenay Avcı da 22 sanık arasında yerini aldı. Avcı´nın 51 yıl 9 aya kadar, eşi için de ruhsatsız silahları saklamaktan dolayı 12 yıla kadar hapis cezası istendi.

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Kadir Altınışık tarafından Avcı´nın da aralarında bulunduğu 14´ü tutuklu 22 kişi hakkında hazırlanan iddianame üzerindeki incelemesini tamamladı. Mahkeme heyeti, iddianamenin kabulüne karar verdi. Avcı´nın da aralarında bulunduğu 14´ü tutuklu 22 kişi hakkında hazırlanan iddianameyi oy birliğiyle kabul eden İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, tensip incelemesi sonucunda davanın ilk duruşmalarının 13 ve 15 Nisan 2011 tarihlerinde Beşiktaş´taki İstanbul Adliyesinde yapılmasına karar verdi.

Mahkeme heyeti, ´Devrimci Karargah´ adlı silahlı terör örgütünün varlığı, yapısı, varsa eylemleri konusunda detaylı bilgilerin istenilmesi için İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Milli İstihbarat Teşkilatı, Genelkurmay Başkanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığına yazı yazılmasını da kararlaştırdı. Avcı´nın da aralarında bulunduğu 14 tutuklu şüphelinin, ´terör örgütü üyesi´ olduklarına ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması ve devam etmesi ile atılı eylemin CMK´nın 100. maddesinin 3. fıkrasında sayılan suçlardan olması dikkate alınarak tutukluluk hallerinin devamına karar veren mahkeme heyeti, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ´Devrimci Karargah Örgütü´ davası dosyasının bir örneğinin dijital ortamda istenmesine hükmetti.

Hanefi Avcı´ya 51 yıl, eşine 12 yıl hapis istendi

Devrimci Karargah terör örgütüne ilişkin hazırlanan iddianamede, tutuklu sanık Hanefi Avcı´nın eşi Şenay Avcı da sanık olarak yer aldı. Avcı´nın 51 yıl 9 aya kadar, eşi için de 12 yıla kadar hapis cezası istendi. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından bugün kabul edilen iddianamede emniyet müdürü Avcı´nın, ´Devrimci karargah terör örgütü ve mensuplarına yardım, yargı görevini yapanı etkileme, soruşturmanın gizliliğini ihlal, terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme, ikametinde ele geçirilen ruhsatsız silahlar nedeni ile 6136 sayılı yasaya muhalefet ve zincirleme şekilde kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme´ suçlarından 23 yıl 1 ay ile 51 yıl 9 ay arasında değişen hapis cezası talep edildi.

İddianamede, Hanefi Avcı´nın eşi Şenay Avcı´nın da, ´ikametinde bulunan birden fazla ruhsat süreleri dolmuş silahı bulundurma´ suçundan 7 yıl 6 aydan 12 yıla kadar hapsi istendi. İddianamede, Avcı ve eşi Şenay Avcı üzerine ruhsatlı silahlarla ilgili, Emniyet Genel Müdürlüğü İkmal ve Bakım Daire Başkanlığı´nın 8 Ekim 2010 tarihli yazısı da yer aldı. Yazıda, Parabellum marka 116311-6311 seri numaralı 9 mm çaplı tabanca, kaleşnikof marka 07637-2801707-9336 seri numaralı otomatik tüfek ve Reck marka P800 model 6.35 mm çaplı tabancanın Emniyet Genel Müdürlüğü kuvvesine kayıtlı olmadıkları tespit edilmiştir. denildi.

Şüpheli Şenay Avcı´nın üzerine kayıtlı Kaleşnikof marka silahın ruhsatının iptal edildiğine ve Emniyet Genel Müdürlüğü´ne teslim edilmesi gerektiğine dair Diyarbakır Valiliği´nin 8 Aralık 1994 tarihli yazısına da yer verilen iddianamede, ´İçişleri Bakanlığı´nın 23.03.2009 tarih ve Genelge no: 2009/32 sayılı yazılarında istenmesine rağmen silahını teslim etmeyen veya kendisine ulaşılamayanlarla ilgili olarak 6136 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olarak silah taşımak ve bulundurmak suçundan adli işlem yapılması gerektiği´ şeklindeki hususun belirtildiği, şüpheliye bu konuda tebligat yapıldığı ve konu hakkında İl Emniyet Müdürlükleri ile Valilikler arasında yazışmaların gerçekleştiği, ancak silahların teslim edilmediği anlaşılmaktadır. denildi. ( AA, Cihan)

Avcı´daki CD´den JİTEM ve darbe dosyaları çıktı

Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´dan ele geçirilen CD´lerde önemli bilgilerin bulunduğu belirtildi. JİTEM ile bu yapılanma adına yapılan infaz, bombalama ve yağma eylemleri konu başlıklarının yer aldığı kaydedilen bir CD´de Veli Küçük, Cem Ersever ve darbe planlamasına ait metinler, başlıklı konuların da bulunduğu ifade edildi. Devrimci Karargah terör örgütüne yönelik hazırlanan ve bugün kabul edilen iddianamede Avcı´dan ele geçirilen CD´lerde yer alan bilgilerin konu başlıkları sıralandı. 8 nolu CD´nin incelemesinde CD´nin 25 Şubat 2003 tarihinde oluşturulduğu belirtildi. CD´nin içinde yer aldığı belirtilen bilgilere ilişkin konu başlıkları şöyle:

- TSK´da örgütlenmiş terör örgütleriyle iltisaklı kişiler.

- TİT (Türk İntikam Tugayı) ile ilgili bilgiler.

- Ergenekon soruşturması kapsamında hakkında işlem yapılan kişi ve kuruluşlara ait bilgiler.

- Aydınlık Dergisinin gizli istihbarat teşkilatı gibi kişisel verileri toplayarak raporladığına dair bilgiler.

- Yeşil Kod Mahmut Yıldırım´la ilgili bilgiler.

- İtirafçı İbrahim BABAT, faili meçhul olay/eylemler, faili meçhul eylemlerde devlet içindeki çetelerin rolü hakkındaki bilgiler.

- Arif Doğan, Veli Küçük, A.Cem Ersever, JİTEM ve faaliyetleri.

- JİTEM adına gerçekleştirilen infaz, bombalama, nitelikli yağma ve kundaklama eylemleri.

- Gizli ve kişiye özel gizlilik dereceli askeri belgeler.

- Darbe planlamasına ait metinler. ( Cihan)

65 vücut izi inceleniyor

Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´dan elde edilen ses kasetlerinin içinde bulunduğu çanta ile birlikte ele geçirilen iki poşette 65 adet vücut izi bulunduğu belirtildi. Bu izlerin incelemelerinin devam ettiği kaydedilirken kasetlerin kapları üzerinde tespit edilen 6 adet parmak izinin ise mukayese etmeye elverişsiz olduğu ifade edildi. Devrimci Karargah terör örgütü iddianamesinde, tutuklu sanık Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın Eskişehir´deki çalışma ofisinde ele geçirilen kasetlere ilişkin parmak izi çalışmalarına yer verildi. İddianamede, kasetlerin içinde bulunduğu çanta ile birlikte delil torbasına konan iki adet naylon poşet üzerinde 65 adet vücut izi tespit edildiği anlatıldı. İddianamede, Bahse konu çanta üzerinde parmak izi çalışması yapılabilmesi için İstanbul Emniyet Müdürlüğüne gönderilmiş, olay yeri inceleme ve kimlik tespit şube müdürlüğü görevlilerince mühürlü torba içerisinden çanta ile birlikte çıkan iki adet naylon poşetlerin üzerinden (65) adet vücut izi elde edilmiştir. Mevcut izlerin mukayeseleri devam etmekte olup, ilgili raporlar gönderildiğinde dosyasına konulacaktır. denildi. Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğü´nün 2 Aralık 2010 tarihli yazısına da yer verilen iddianamede, Kaset dış kapları üzerinden (6) adet parmak izinin tespit edildiği, bu izlerin mukayeseye elverişsiz nitelikte oldukları bildirilmiştir. ifadeleri yer aldı. ( Cihan)

Devrimci Karargah´ın Ergenekon´un hedefleri doğrultusunda eylem yapması istenmiş

Devrimci Karargah iddianamesinde örgütün Ergenekon terör örgütü hedefleri doğrultusunda ve demokratik açılımı saboteye yönelik eylemlere yönelmesi istenmiş. Örgütün lideri olduğu belirtilen Serdar Kaya´nın JİTEM yetkilileriyle görüşmeler yaptığı kaydedilen iddianamede, bu bilgilerin örgütün Türkiye sorumlusu olduğu iddia edilen tutuklu sanık Ulaş Erdoğan´ın ifadelerinde yer aldığı belirtildi.

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından bugün kabul edilen iddianamede örgütün şifreli yazışmalarının çözümü ve örgüt yöneticisi Ulaş Erdoğan´ın verdiği beyanlarında yakın zamanda gerçekleştirmeyi planladıkları eylemlerin tespit edildiği anlatıldı. İşçi ölümleri nedeniyle tersane sahiplerine yönelik eylemler, uçak kaçırma ve ´Demokratik Açılım´ konusu ile ilgili olarak limanlarda bulunan yatların kundaklanması eylemlerini planladığı belirtilen örgütün, Mehmet Ağar´a yönelik suikast yapılması eylemlerini gerçekleştirmeyi de hedeflediği iddia edildi.

Bostancı´daki çatışmada öldürülen Orhan Yılmazkaya´dan sonra örgütün Türkiye sorumlusu olduğu belirtilen tutuklu sanık Ulaş Erdoğan´ın ifadesinde, Bu eylemlerin Kürt açılımı sürecinde yapılmasının istenmesi, Mehmet Ağar eylemine karşı çıkılması, Devrimci Karargah örgütü ile ilgili Ergenekon bağlantılarının basında devamlı yer alması kendisinde çelişkiler doğurduğunu. Gençleri dergilere göndermemesinin nedenleri arasında bunların olduğunu. Serdar Kaya ile ilgili 1990´lı yıllardan beri derin ve karanlık bağlantıları olduğu yönünde kuşkularının olduğunu. Bunun aslında bir kuşku değil net bilgilere dayandığını, JİTEM yetkilileriyle görüşürken görüldüğünü babasından duyduğunu. Ayrıca Sarp Kuray´ın Beşiktaş´ta MİT görevlileriyle bir kaç kez görüşürken görülmesi ve bu görüşmelerinden birinin alınan video kaydının derin ilişkiler kanalıyla Serdar Kaya´ya ulaşması gibi konuları biliyor olmasından dolayı midesinin bulandığını. Şüphenin şüpheyi doğurduğunu. JİTEM bağlantısını kendi ağzıyla itiraf etmesine gerek olmadığını. Serdar Kaya´nın verdiği eylem talimatları ve örgütün yaptıkları zaten bu şüpheleri net olarak doğurduğunu. Serdar Kaya´nın devrime ve devrimci mücadeleye hizmet etmeyecek ancak Ergenekon çetesinin istekleri ve beklentilerini karşılayacak eylemlere kendilerini yöneltmeye çalışmasının kabul edilebilir olmadığı. şeklinde beyanlarda bulunduğu anlatıldı.

Erdoğan´ın ifadesinin devamında, Emek alanı olarak beyan edilen husus tersanelerdeki işçi ölümlerinin olduğunu. Serdar Kaya´nın bu alandan vazgeçerek Kürt açılımı konusuna yönelmelerini istediğini. Bunun için de değişik eylemleri yapmalarını önerdiğini. Bunların yat ve araç yakmaları şeklinde olacağını. Bu eylemler PKK´nın içindeki bir grup adına dayanışma amaçlı yapılacağını. Demokratik Açılım sürecini baltalayacak bu eylemlerin kendisinde örgütün kullanıldığı fikrini uyandırdığı. şeklindeki beyanları iddianamede yer aldı.

Gizli tanık Son Tezgah´ın ifadelerine yer verilen iddianamede tanığın, Hizbullah, PKK, DHKP-C gibi ülkemizin geçmişini kana bulayan terör örgütlerinin, Ergenekon terör örgütüyle ortak hareket ettiği, daha doğrusu Ergenekon terör örgütünün bu tür örgütlenmeleri kendi çıkar ve amacı doğrultusunda yönlendirdiği ve idare ettiği ortaya çıktığını belirttiği, şiddet eylemlerinde bulunan Hizbullah, PKK, DHKP-C, MLKP gibi terör örgütlerinin Ergenekon bağlantıları ortaya çıktığını. Terör örgütlerinden kopmalar yaşanıyor. Teröre bulaşmış kitleler kendi içlerinde sorgulamalara başladılar. Bütün bu kaçışları yeni ve adı kirlenmemiş bir örgüt etrafında toparlamak ve ülkemizde akan kanı devam ettirmek için Devrimci Karargah diye bir örgüt çıkarılmıştır. ifadeleri aktarıldı. ( Cihan)

Devrimci Karargahın ürküten çalışmaları

Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın da sanıkları arasında olduğu Devrimci Karargah Örgütüne ilişkin hazırlanan iddianamenin ek klasörlerinde, örgütün çalışmaları hakkında çarpıcı bilgiler yer aldı. Uçak kaçırmayı planlayan örgüt, soygun amacıyla kuyumcularda keşif de yapmışlar. Örgütün gelir elde etmek amacıyla çeşitli yollara başvurduğu belirlendi. Sanıkların sahte ´SSK denetmeni´ olarak önceden belirledikleri işyerlerinden sahte ceza makbuzu karşılığı para topladığı bilgilerine ulaşıldığı anlatıldı. Sanıklardan elde edilen dijital verilerin incelenmesinde bu amaç için kullandıkları anlaşılan çok sayıda SSK cezaları, Sigortalı Çalıştırma Yönetmeliği, ceza tutanakları, denetleme yöntemleri gibi belgeler bulunduğu belirtildi.

Bostancı´daki çatışmada öldürülen Orhan Yılmazkaya, Cemal Bozkurt ve Fatih Aydın adlı örgüt üyelerinin 2008 yılı Eylül, Ekim ve Aralık aylarında bazı işyerlerine giderek kendilerini SSK elemanı olarak tanıtıp rüşvet istedikleri de ek klasörlerde yer aldı. Sanıkların, terör örgütüne gelir temin etmek için soygun yapmak amacıyla kuyumcu istihbaratı yaptıkları da tespit edildi. Örgütün tespit edilen çalışmalarının anlatıldığı ek klasörlerde, sanıkların çektiği kuyumcu fotoğrafları da yer aldı. Klasörlerde örgütün AK Parti İstanbul İl Başkanlığı ile ilçe başkanlıklarına ait bilgilerin temin edildiği de belirtildi. AK Parti il ve ilçe başkanlarının fotoğraflarının da bulunduğu sanıklardan, parti teşkilatlarının adreslerini gösterir krokilerin de ele geçirildiği kaydedildi.

Asker, polis ve sivil vatandaşlara yönelik istihbarat çalışmaları yaptıkları belirlenen örgüt üyelerinin, askeri servis araç güzergahlarıyla ilgili de çalışma yaptıkları belirtildi. Sanıklardan bazı askeri servis araçlarının plakaları, geçiş güzergahları ve bu güzergahlara ait 23 adet harita ele geçirildi.

Örgüt liderleri olduğu iddiasıyla aranan firarı sanık Serdar Kaya´nın, örgütün üst düzey sorumlularından Ulaş Erdoğan´a gönderdiği şifreli mesaj da ek klasörlerde yer aldı. Şifreli mesajı çözen polis, örgütün uçak kaçırmayı planladığını tespit etti. Sabiha Gökçen Havalimanı hakkında da detaylı bilgiler edinen örgütün bu eyleminin polisin tespiti üzerine engellendiği belirtildi. ( DHA)

(04 Şubat 2011), son güncel.: (25 Şubat 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Devrimci Karargah Örgütü manşetlerimiz

Flaş!!! Avcı´ya ´Devrimci Karargah´ gözaltısı

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2910    yazdır/print


 

Avcı´nın hakaret davaları başladı

Tutuklu Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın, ´Haliç´te Yaşayan Simonlar: Dün Devlet Bugün Cemaat´ adlı kitabında, İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer, eski Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Bülent Orakoğlu ile İstanbul´da kurulu bir şirketin yetkilisi Muharrem Polat´a ´hakaret´ ettiği gerekçesiyle üç davada yargılanmasına başlandı.

Avcı´nın hakaret davaları başladı

Tutuklu Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın, ´Haliç´te Yaşayan Simonlar: Dün Devlet Bugün Cemaat´ adlı kitabında, İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer, eski Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Bülent Orakoğlu ile İstanbul´da kurulu bir şirketin yetkilisi Muharrem Polat´a ´hakaret´ ettiği gerekçesiyle üç davada yargılanmasına başlandı.

Davalar, Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü. Avcı hakkında, İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı hakkında Yılmazer´e karşı ´kamu görevlisine, görevinden dolayı yayın yoluyla hakaret´ ve ´iftira´ suçlarıyla açılan ve 2 yıl 8 aydan 8 yıl 4 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen davanın duruşmasına Avcı´nın avukatı Fidel Okan ile Yılmazer´in avukatı Seyfettin Uzunçakmak katıldı. Duruşmada Yılmazer´in avukatı, müvekkili adına katılma talebinde bulundu. Avcı´nın avukatı Okan ise müvekkili hakkında Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesinde 6 dava bulunduğunu belirtti ve bu nedenle savunmasının huzurda alınmasını talep etti. Yargıç Avni Mis, Cumhuriyet Savcısının da görüşü doğrultusunda Yılmazer´in avukatının katılma talebini kabul etti, Avcı´nın savunmasını mahkeme huzurunda yapması talebini ise ´savunmasının talimatla alındığı´ gerekçesiyle reddetti. Duruşma, eksiklerin giderilmesi için ertelendi.

ORAKOĞLU´NUN ŞİKAYETÇİ OLDUĞU DAVA

Avcı´nın, eski Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Orakoğlu´na ´yayın yoluyla hakarette bulunduğu´ iddiasıyla yargılandığı davanın duruşmasına da avukatı Fidel Okan ile Orakoğlu´nun avukatı İsmail Aydos katıldı. Orakoğlu´nun avukatı Aydos, müvekkilinin gelecek celse hazır olacağını ifade etti. Avcı´nın avukatı ise müvekkilinin huzurda dinlenmesi talebini tekrarladı. Avukat Okan, müvekkilinin talimat ifadesinin henüz ulaşmadığına dikkati çekerek, ´İstanbul´a müvekkilimin ifadesi için talimat yazılmışsa da, savunmasını huzurda yapmasını istiyoruz. Müvekkilime, konunun aydınlatılması için bizim de sorularımız olacak. Savunma hakkının kısıtlanmaması için müvekkilimin Ankara´ya naklini talep ediyorum´ dedi. Yargıç Mis, ara kararında, Avcı´nın mahkemede dinlenmesi talebini reddetti. Orakoğlu adına katılma talebinin kabulüne karar veren Mis, sanık ve şikayetçinin beyanının alınması için duruşmayı erteledi. Bu davanın iddianamesinde Avcı hakkında 1 yıldan 2 yıl 4 aya kadar hapis cezası talep ediliyor.

ŞİRKET YETKİLİSİNİN MAĞDUR OLDUĞU DAVA

Kitaptaki ifadelerle bir şirketin yetkilisi olan ve ´ihaleye fesat karıştırmak´ suçlamasıyla Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan Muharrem Polat´a karşı ´hakaret´ ile ´soruşturmanın gizliliğini ihlal´ ve ´adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs´ suçlarını işlediği gerekçesiyle Avcı hakkında açılan davanın duruşmasına da sanık avukatı Okan katıldı. Avukat Okan, müvekkilinin huzurda dinlenmesi yönündeki talebini yineledi. Yargıç Mis, ara kararında, bu talebi reddederken, Avcı ile mağdur Polat´ın beyanlarının alınması için duruşmayı erteledi.

AVCI´YA ´ÖZDİL´E İFTİRA VE HAKARETTEN´ DAVA

Öte yandan, Avcı hakkında, kitabında ismi geçen ve sigortacılık yaptığı bildirilen ´Osman Hilmi Özdil´e hakaret ettiği ve iftirada bulunduğu´ iddiasıyla yeni bir dava daha açıldığı öğrenildi. Avcı, bu dava kapsamında da Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanacak. ( AA)

Avcı´ya iki dava daha: 9 yıl hapsi istendi

Devrimci Karargah terör örgütü soruşturmasında tutuklanan eski emniyet müdürü Hanefi Avcı hakkında, iftira, tehdit ve adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçlarından 9 yıla kadar hapis talebiyle dava açıldı. İstanbul özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Mehmet Berk ile Erzurum Savcısı Osman Şanal´ın şikayetçi olarak yer aldığı iddianamede Avcı´nın kitabında savcı Berk hakkında ceza ve disiplin soruşturmasını gerektirecek şekilde olaylar ve eylemler gösterildiği anlatıldı.

02 Şubat 2011:Ankara Cumhuriyet Savcısı Kürşat Kayral tarafından hazırlanan iki sayfalık iddianamede, İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Berk´in 3 Aralık 2010´da şikayet dilekçesi gönderdiği kaydedildi. Berk´in dilekçesinde, Avcı tarafından yazılan kitapta açıkça ve dolaylı olarak isim de kullanılmak suretiyle gerçekliği olmayan, iftira ve hakaret niteliği taşıyan, tehdit içeren ve adil yargılamayı etkiler şekilde karalamaya yönelik yazılar bulunduğunu ifade ettiği belirtildi.

Kitapta savcı Berk´in bir cemaat mensubu gibi gösterildiği kaydedilen iddianamede, kitapta Berk´in emniyet ve adliye içerisinde örgütlenen cemaat bağlantısı bulunduğu, cemaatin talimatları doğrultusunda hareket ettiği, peşin fikirli davrandığı yönünde iddialar olduğuna yer verildi. Avcı´nın iddialarla ilgili olarak alınan ifadesinde suçlamaları kabul etmediği, Berk´i tanımadığını, yapılan yanlışlarla ilgili eleştirilerde bulunduğunu, yazıların herhangi bir kişiyi hedef almadığını, fikir ve düşünce özgürlüğü hakkını kullandığını söylediği de iddianamede anlatıldı. İddianamede, şikayete konu ifadeler içeriğinde geçen beyanlarla iftira suçunun işlendiği, Mehmet Berk hakkında ceza ve disiplin soruşturmasını gerektirecek şekilde olaylar ve eylemler gösterildiği belirtilerek, Bu tür olaylar ve suçun yüklenmesi ile onur ve saygınlığa gölge düşeceği, iftira eyleminin içerisinde şeref ve haysiyetin ihlalinin bulunup, iftira eyleminin aynı zamanda hakaret suçunu da oluşturacağı. kaydedildi.

Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi´nce kabul edilen iddianamede, Avcı´nın iftira, tehdit ve adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçlarından 2 yıldan 9 yıla kadar hapis istemiyle yargılanması istendi. Suçun basın yayın yoluyla işlendiği belirtilen iddianamede, Avcı´ya verilen cezanın basın yayın yoluyla ilan edilmesi de talep edildi. Hanefi Avcı hakkında Devrimci Karargah soruşturması kapsamında ´terör örgütüne yardım ve yataklık´ suçlamasıyla da geçtiğimiz günlerde iddianame hazırlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Avcı´nın 20 yıla kadar hapsi istenildi. Soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi´ne gönderilmişti. ( Cihan)

Savcı Şanal da dava açtı

Tutuklu Emniyet Müdürü Hanefi Avcı hakkında, Haliç´te Yaşayan Simonlar: Dün Devlet Bugün Cemaat adlı kitabında Cumhuriyet Savcıları Mehmet Berk ve Osman Şanal´a hakaret ettiği iddiasıyla iki dava daha açıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Berk ile Erzurum Cumhuriyet Savcısı Osman Şanal´ın suç duyurusunun ardından hazırladığı iddianameler, Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamelerde, Avcı´nın, kitabında Cumhuriyet Savcıları Berk ve Şanal´a yayın yoluyla hakaret ettiği savunularak, cezalandırılması talep ediliyor. Avcı´nın avukatı Fidel Okan´ın, dava dosyalarına ilişkin evrakı bugün aldığı öğrenildi. Bu arada, Berk ve Şanal´ın, Avcı hakkında manevi tazminat davası açtığı da bildirildi.

CHP´li Hamdi Sedefçi de dava açtı

22 Şubat 2011 - CHP´nin Edirne Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi, tutuklu Emniyet Müdürü Hanefi Avcı hakkında tazminat ve ceza davası açtı. Sedefçi, Edirne Belediyesi´nde düzenlediği basın toplantısında Avcı´nın kitabında kendisi hakkında haksız suçlamalarda yer verdiğini ileri sürerek, Avcı´ya hem maddi hem de ceza davası açtığını belirtti. Avcı, yaptıklarının hesabını verecek diyen Sedefçi, şunları söyledi: Sayın Avcı bizi yolsuzluk yapan belediye olarak kitabında lanse etmiş, bunun hesabını verecek. Avcı hakkında 50 bin liralık tazminat ile ceza davası açtım. Mahkeme davayı kabul etti. Avcı kitabında benim hakkımda haksız suçlamalarda bulundu. Devam eden mahkemeyi etkilemeye yönelik eylemde bulundu. Bunların hepsinin hesabını verecek. ( Bugün)

Avcı´nın Savcı Şanal´a iftiradan yargılanmasına başlandı

18 Mart 2011 - Tutuklu Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın, ´Haliç´te Yaşayan Simonlar Dün Devlet Bugün Cemaat´ adlı kitabında, Erzurum Cumhuriyet Savcısı Osman Şanal´a iftirada bulunduğu gerekçesiyle yargılanmasına başlandı. Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya Avcı´nın avukatı katıldı. Duruşma, Avcı ve Şanal´ın talimat ifadelerinin dosyaya ulaşmasının beklenilmesi için ertelendi. İddianamede Avcı´nın, ´Haliç´te Yaşayan Simonlar Dün Devlet Bugün Cemaat´ adlı kitabında, Erzurum Cumhuriyet Savcısı Osman Şanal´a iftirada bulunduğu gerekçesiyle, 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyor. ( AA)

SAVCI ŞANAL´A HAKARETTEN 1 YIL 6 AY HAPİS

30.05.2012 13:06 ´Devrimci Karargah Örgütü´ davasında tutuklu Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, ´Haliç´te Yaşayan Simonlar: Dün Devlet Bugün Cemaat´ adlı kitabında, Cumhuriyet Savcısı Osman Şanal´a iftirada bulunduğu gerekçesiyle, 1 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi´ndeki duruşmaya Avcı´nın avukatları katıldı. Hakim Zeynep Şahin, avukatların, ´Avcı´nın suçsuz olduğu´ yönündeki son savunmalarını dinledikten sonra kararı açıkladı. Buna göre Avcı, ´Haliç´te Yaşayan Simonlar: Dün Devlet Bugün Cemaat´ adlı kitabında, Cumhuriyet Savcısı Osman Şanal´a iftirada bulunduğu gerekçesiyle, 1 yıl 6 ay hapis cezasına mahkum edildi. Ceza ertelenmedi ve hükmün açıklanması geri bırakılmadı. ( AA)

(01 Şubat 2011), son güncel.: (30 Mayıs 2012)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2891    yazdır/print


 

Devrimci Karargah´ta Avcı´ya 20 yıl hapis

Hanefi Avcı´nın da şüphelileri arasında yer aldığı Devrimci Karargah terör örgütü hakkında hazırlanan üçüncü iddianame İstanbul 12. Ağır Ceza mahkemesine gönderildi. İddianamede Avcı için 20 yıl hapis cezası talep ediliyor.

Devrimci Karargah´ta Avcı´ya 20 yıl hapis

Hanefi Avcı´nın da şüphelileri arasında yer aldığı Devrimci Karargah terör örgütü hakkında hazırlanan üçüncü iddianame İstanbul 12. Ağır Ceza mahkemesine gönderildi. İddianamede Avcı için 20 yıl hapis cezası talep ediliyor.

Eski Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın da aralarında bulunduğu Devrimci Karargah terör örgütü (DKÖ) mensubu 22 kişi hakkında hazırlanan iddianame, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi´ne gönderildi. İddianamede Hanefi Avcı için örgüte yardım yataklık, vahim nitelikli silah bulundurmak, soruşturmanın gizliliğini ihlal ve terörle mücadele edenleri hedef göstermek suçundan 20 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Avcı ile telefon görüşmeleri yaptığı daha önce basına yansıyan Necdet Kılıç da sanıklar arasında yer alıyor. Mahkemenin iddianameyi kabul etmesi halinde 14´ü tutuklu, 22 kişi önümüzdeki günlerde yargılanmaya başlanacak. ( Ntv)

(29 Ocak 2011, 15:17)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Devrimci Karargah Örgütü manşetlerimiz

Flaş!!! Avcı´ya ´Devrimci Karargah´ gözaltısı

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2871    yazdır/print


 

Hürriyet´in Hanefi Avcı haberi yalan çıktı

Hürriyet gazetesinde dün yayınlanan ve Hanefi Avcı´yla ilgili olarak ´Makam odasında arama için hakim kararı yokmuş´ başlığıyla verilen haberin asılsız olduğu ortaya çıktı. Habervaktim.com´un elde ettiği resmi belgelere göre, Avcı´nın makam odasının aranması kararı bizzat Hakim Rüstem Eryılmaz tarafından verildi. Hakim Eryılmaz, Hürriyet´te yer alan haberde ´bu karar da nerden çıkmış´ diyordu.

Hürriyet´in Hanefi Avcı haberi yalan çıktı

Hürriyet gazetesinde dün yayınlanan ve Hanefi Avcı´yla ilgili olarak ´Makam odasında arama için hakim kararı yokmuş´ başlığıyla verilen haberin asılsız olduğu ortaya çıktı. Habervaktim.com´un elde ettiği resmi belgelere göre, Avcı´nın makam odasının aranması kararı bizzat Hakim Rüstem Eryılmaz tarafından verildi. Hakim Eryılmaz, Hürriyet´te yer alan haberde ´bu karar da nerden çıkmış´ diyordu.

Hürriyet gazetesi, dün (03 Ocak 201) tarihli haberinde, Devrimci Karargah Örgütü´ne yardım ve yataklık yaptığı iddiasıyla tutuklanan eski Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın makam odasında arama yapılmasına ilişkin hakim kararı olmadığının ortaya çıktığını iddia etmişti. Hürriyet haberinde, 14. Ağır Ceza hakimi Rüstem Eryılmaz´ın görüşünü aktarmış ve Eryılmaz´ın, arama kararı verdiğini ancak bu kararın Avcı´nın makam odası kapsamadığını iddia ettiğini belirtmişti. Habervaktim´in elde ettiği resmi belgeler ise hem Hürriyet gazetesini hem de Hakim Rüstem Eryılmaz´ı yalanlıyor.

Hürriyet´in habercilik başarısı yatsıya kadar

Hürriyet gazetesi, Hanefi Avcı´nın evinin aranması kararını veren Hakim Rüstem Eryılmaz´a dayandırarak verdiği haberinde, “Devrimci Karargah Örgütü´ne yardım ve yataklık yaptığı iddiasıyla tutuklanan Eskişehir eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın makam odasında arama yapılmasına ilişkin hakim kararı olmadığı ortaya çıktı” iddiasını ortaya attı. Hürriyet, haberinde 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Hakim Rüstem Eryılmaz´ın 27 Eylül 2010´da verdiği arama kararında arama yapılacak yer olarak sadece Avcı´nın evi ve müştemilatının verildiğini yazdı. Gazete, Hakim Rüstem Eryılmaz´ın konuyla ilgili olarak “Verdiğim kararı okumamışlar mı? Atlamışlar mı acaba? Belki başka bir mahkemeden arama kararı vardır. O karara ilişkin bu aramayı yapmış olabilirler” sözlerini de haberine dayanak gösterdi.

Belgeler Hürriyet ve hakimi yalanladı

Habervaktim´in elde ettiği resmi belgeler ise hem Hürriyet gazetesini hem de Hakim Rüstem Eryılmaz´ı yalanlıyor. Belgelerde Devrimci Karargah örgütüne yardım ve yataklıktan tutuklanan Avcı´nın evinin ve makamının aranmasının bizzat hakim kararıyla gerçekleştiği görülüyor. Üstelik kararı veren hakim de Hürriyet´in ´böyle karar vermedi´ diye haberini dayandırdığı Rüstem Eryılmaz. Hakim Eryılmaz´ın verdiği arama kararında Avcı´yla ilgili olarak aranılacak adresler şu şekilde sıralanıyor: 1-Çevreyolu Esentepe mevkii, Tepebaşı Polisevi yanı, Emniyet Müdürlüğü Konutu ve müştemilatı, 2-Arifiye Mah. Kıbrıs Şehitleri caddesinde bulunan Emniyet Müdürlüğü makam odası ve müştemilatı.

Doğan Grubu kasetlerden mi endişe ediyor?

Öte yandan Hanefi Avcı´yı aklamaya yönelik Hürriyet gazetesinde yayınlanan haberin muhabiri Toygun Atilla´nın Avcı ile çok samimi olduğu öğrenildi. Atilla, Doğan Grubu´nda gazetecilik yapan ve yine Hanefi Avcı ile yakın dostluğu bulunan Nedim Şener´in yetiştirdiği muhabirlerden biliniyor. Doğan Grubu´nun Hanefi Avcı´nın makamında yapılan aramayı hukuken geçersiz kılmaya çalışmasının altında, Avcı´nın ofisinden çıkan kasetlerin içeriği ve başka kasetlerin olma ihtimali yattığı belirtiliyor. ( Habervaktim)

(04 Ocak 2011, 12:59)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

İşte arama belgesi. Görmek için tıklayın

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

Hanefi Avcı´nın makamında yapılan aramada ele geçen dinleme kayıtları manşetlerimiz

Kontrgerilla Medyası

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2743    yazdır/print


 

Müfettişler, Avcı´nın meslekten ihracını istedi

Devrimci Karargah terör örgütüne ´yardım ve yataklık´tan tutuklanan eski polis müdürü Hanefi Avcı´nın polislik mesleğinden ihracı talep edildi.

Müfettişler, Avcı´nın meslekten ihracını istedi

Devrimci Karargah terör örgütüne ´yardım ve yataklık´tan tutuklanan eski polis müdürü Hanefi Avcı´nın polislik mesleğinden ihracı talep edildi.

Devrimci Karargah terör örgütüne ´yardım ve yataklık´tan tutuklanan eski polis müdürü Hanefi Avcı hakkında İçişleri Bakanlığı´nın incelemesi tamamlandı. İçişleri Bakanlığı Mülkiye müfettişleri, hazırladıkları raporda, Avcı hakkında iki ayrı ceza talep etti. Raporlarda ´terör örgütüne yardım ve yataklık´ta bulunduğu iddia edilen Avcı´nın polislik mesleğinden ihracı talep edildi. Avcı hakkında ikinci bir suçlama ise basına verdiği demeçler nedeniyle geldi. Bu suçlama nedeniyle de Avcı hakkında, ihraç cezasının bir altı olan 24 ay kıdem durdurma talep edildi.

İhraç talebi görüşülecek

Müfettişlerin hazırladığı rapor önümüzdeki günlerde Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu´nda ele alınacak. Kurul müfettişlerin talebi doğrultusunda Avcı´ya verilecek cezayı karara bağlayacak. Bu arada, Hanefi Avcı hakkında yeni iddialar gündeme geldi. Müfettişler Avcı´nın Eskişehir Emniyet Müdürlüğü döneminde karısı Şenay Avcı´ya şoförlü makam aracı tahsis ettiğini, kendisine tahsis edilen hizmet aracını da özel işlerinde kullanarak Taşıt Kanunu´na aykırı davrandığını saptadı. Avcı´nın aynı dönemde Polis Evi´nde görevli bir personeli Emniyet Müdürlüğü lojmanında da usulsüz çalıştırdığı da ortaya çıkarıldı. ( Zaman)

Hanefi Avcı´nın eşi talimatla ifade verdi

Tutuklu Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın eşi Şenay Avcı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında yürütülen bir soruşturma kapsamında, talimatla ifade verdi. Şenay Avcı, avukatı ile birlikte öğleden sonra Ankara Adalet Sarayı´na geldi. Terör ve organize suçlara ilişkin soruşturmalara bakmakla görevli Başsavcıvekilliğince talimat ifadesinin alınması yaklaşık 1 saat süren Şenay Avcı, daha sonra adliyeden ayrıldı. Şenay Avcı´nın, eşi Hanefi Avcı ile ikamet ettikleri Eskişehir´deki evlerinde bulunan kaleşnikof tüfek ve bir ruhsatsız tabanca ile ilgili olarak ´6136 sayılı Yasa´ya muhalefet ettiği´ iddiasıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında yürütülen bir soruşturma kapsamında ifade verdiği öğrenildi. Avcı´nın, ifadesinde, ´söz konusu silahların kendisine değil, eşi Hanefi Avcı´ya ait olduğunu söylediği´ kaydedildi. ( AA)

(29 Aralık 2010, 10:44)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2726    yazdır/print


 

Şanal´dan Avcı´ya 25 bin liralık dava

Erzincan Ergenekon soruşturmasını başlatan Savcı Osman Şanal, ´Haliç´te yaşayan Simonlar´ kitabında kişilik haklarına saldırıda bulunduğu iddiasıyla Devrimci Karargah Örgütü tutuklusu Hanefi Avcı hakkında 25 bin liralık manevi tazminat davası açtı. Kitabında şok iddialarda bulunan Avcı hakkında şu ana kadar çok sayıda dava açılmış bulunuyor.

Şanal´dan Avcı´ya 25 bin liralık dava

Erzincan Ergenekon soruşturmasını başlatan Savcı Osman Şanal, ´Haliç´te yaşayan Simonlar´ kitabında kişilik haklarına saldırıda bulunduğu iddiasıyla Devrimci Karargah Örgütü tutuklusu Hanefi Avcı hakkında 25 bin liralık manevi tazminat davası açtı. Kitabında şok iddialarda bulunan Avcı hakkında şu ana kadar çok sayıda dava açılmış bulunuyor.

Ankara Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi Hakimliğine verilen dava dilekçesinde tutuklu bulunan Avcı´nın kitabındaki “Erzincan olayı” konu başlıklı bölümde, Erzurum Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığını hedef aldığı, yazı içeriğinde da Osman Şanal´ın kişilik haklarını zedeleyecek şekilde çarpıtma ifadelere yer verildiği vurgulandı. Dava dilekçesinde bu yazılarla Şanal´ın mesleki başarı ve itibarı zedelendiği belirtilirken kişilik haklarına saldırıya uğradığı gerekçesiyle manevi tazminata hükmedilmesi istendi. Kitabın 522. sayfasında geçen “Görülen o ki bazı savcılar amir olarak il savcısına bağlı değil, başka yerlerin talimatı ile hareket ediyor. Bu kadar açık bir durum hala basit bir şey zannedilerek seyrediliyor. Hiçbir yerde bir savcı bu kadar pervasız davranamaz, davranır ise bedelini öder” ifadelerle kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu ifade edildi. ( Star)

(26 Aralık 2010, 15:21)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

İŞTE ADIM ADIM ERZİNCAN´DAKİ ISLAK KOMPLO

Erzincan´da savcı Cihaner ve Jandarmanın ´ıslak imza´ operasyonları

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2714    yazdır/print


 

Avcı´ya, Orakoğlu´na hakaret davası açıldı

Tutuklu emniyet müdürü ´Hanefi Avcı´ hakkında, Bülent Orakoğlu´na hakarette bulunduğu iddiasıyla dava açıldı. Avcı´ya aynı aynı suçlamayla başka kişilerce de davalar açılmıştı.

Avcı´ya, Orakoğlu´na hakaret davası açıldı

Tutuklu emniyet müdürü ´Hanefi Avcı´ hakkında, Bülent Orakoğlu´na hakarette bulunduğu iddiasıyla dava açıldı. Avcı´ya aynı aynı suçlamayla başka kişilerce de davalar açılmıştı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, tutuklu emniyet müdürü Hanefi Avcı hakkında, ´Haliç´te Yaşayan Simonlar Dün Devlet Bugün Cemaat´ adlı kitabında, eski İstihbarat Daire Başkanı Bülent Orakoğlu´na ´yayın yoluyla hakarette bulunduğu´ iddiasıyla 1 yıldan 2 yıl 4 aya kadar hapisle cezalandırılması istemiyle dava açtı. AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Cumhuriyet Savcısı Kürşat Kayral tarafından açılan davanın iddianamesinde, Orakoğlu´nun avukatı tarafından savcılığa sunulan suç duyurusu dilekçesinde, ´28 Şubat´ döneminde, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı yapmış olan Orakoğlu hakkında, Avcı´nın kitabında, küçük düşürücü, kişilik haklarını zedeleyecek tanımların yapıldığının ileri sürüldüğü aktarıldı.

İddianamede, Avcı´nın talimat yoluyla alınan savunmasında ise ´suçu kabullenmeyerek, atama prosedürünün eleştirildiğini, kesinlikle aşağılama, onur ve şerefe zarar verecek ifadeler kullanmadığını, Bülent Orakoğlu´nun her zaman yanında olduğunu´ belirttiği anımsatıldı. Şikayetçi Orakoğlu hakkında kullanılan ibareler ve yapılan yorumlar ile görevinden dolayı küçük düşürücü değer yargılarının kullanıldığı ve yazıyı hukuka uygun hale getiren eleştiri sınırlarının aşılarak kişilik haklarına saldırı niteliğine dönüştürüldüğü ileri sürülen iddianamede, olaylar ile olayların anlatılışı arasındaki düşünsel bağın, öz ile biçim arasındaki dengenin bozulduğu savunuldu. İddianamede, Avcı´nın, ´yayın yoluyla hakaret´ iddiasıyla 1 yıldan 2 yıl 4 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi´ne sunulan iddianamenin kabul edildiği, Avcı´nın yargılanmasına önümüzdeki günlerde başlanacağı öğrenildi. ( AA)

Hanefi Avcı´nın tahliye talebine ret

23 Aralık 2010 - ´Devrimci Karargah Örgütü´ (DKÖ) soruşturması kapsamında tutuklanan Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın tutukluluğuna yapılan itiraz, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedildi.Alınan bilgiye göre, geçen hafta Avcı´nın avukatı Fidel Okan tarafından İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesine sunulan tutukluluğun kaldırılması yönündeki dilekçe, mahkeme heyeti tarafından değerlendirildi. Mahkeme heyeti, Avcı´nın tutukluluğunun kaldırılarak tahliye edilmesi yönündeki talebi reddetti. Avcı´nın avukatı Fidel Okan, İstanbul Nöbetçi 9. Ağır Ceza Mahkemesine müvekkilinin tutukluluğunun kaldırılması yönünde dilekçe sunmuş, ancak nöbetçi mahkemece bu talep reddedilmişti. Okan, bunun üzerine aynı mahkemenin heyeti nezdinde bu ret kararına itiraz etmiş ve yeniden tahliye talep etmişti.Devrimci Karargah terör örgütüne (DKÖ) yardım etmek suçundan tutuklanan emniyet müdürü Hanefi Avcı için İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi´ne yapılan tahliye talebi, karar bağlandı. Bu talebi inceleyen mahkeme heyeti ret kararı verdi. ( AA)

Hanefi Avcı´nın tahliye talebi reddedildi

31 Mart 2011 - ´Devrimci Karargah Örgütü´ davası kapsamında tutuklu bulunduğu sırada ´Ergenekon´ soruşturması çerçevesinde de tutuklanan eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın soruşturma kapsamında tahliye edilmesine ilişkin talebi reddedildi. Avcı´nın avukatı Armağan Gayretli´nin müvekkilinin tahliye edilmesi yönündeki istemi, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi heyetince incelendi. Mahkeme heyeti, oy çokluğuyla talebin reddine karar verdi. ( Zaman)

(16 Aralık 2010), son güncel.: (31 Mart 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2652    yazdır/print


 

Simon topu at, Mösyö topu tut. Nedim araya gir, topu al

Baransu´dan Nedim Şener´e tokat gibi cevap. ´Mösyö Hanefi Avcı´nın Yazamadıkları´ kitabına inanmayın diyen Gazeteci yazar Nedim Şener´e, Baransu öyle bir cevap verdi ki; Posta yazarını adeta yerin dibine soktu... Nedim Şener´in yazısıyla Baransu´nun o yazıya verdiği cevabı aşağıda aynen aktarıyoruz.

Simon topu at, Mösyö topu tut. Nedim araya gir, topu al

Baransu´dan Nedim Şener´e tokat gibi cevap. ´Mösyö Hanefi Avcı´nın Yazamadıkları´ kitabına inanmayın diyen Gazeteci yazar Nedim Şener´e, Baransu öyle bir cevap verdi ki; Posta yazarını adeta yerin dibine soktu... Nedim Şener´in yazısıyla Baransu´nun o yazıya verdiği cevabı aşağıda aynen aktarıyoruz.

İŞTE BARANSU´NUN YAZISI

Hanefi Avcı´nın gönüllü avukatı olarak ünlenen gazeteci arkadaşımız Nedim Şener, geçtiğimiz cuma günü Posta´daki köşesinde Mösyö Hanefi Avcı´nın Yazamadıkları kitabımla ilgili bir yazı kaleme almış. Yazısının başlığında Kitabı kimse referans almasın çünkü bu kitap yanlışlarla dolu! demiş. Demiş demesine de yazdığı bir sayfalık yazıda onlarca yalan yanlış bilgi vermiş. Şener, Cuma günü bu yazıyı kaleme almış. Çok daha önemli işlerimden dolayı kendisine ancak bugün cevap vermek durumunda kaldım.

18 yaş yalanı

Hanefi Avcı´nın gönüllü avukatı, köşesinde kitabımda şöyle bir yazı olduğunu yazmış. Hrant Dink´in katili bir gün sonra Samsun Otogarı´nda yakalandı. Ogün Samast adlı 18 yaşındaki küçük genç, Hrant Dink´in katili olarak İstanbul´a getirildi. Ardından da kitaptaki bu iddianın yanlış olduğunu söyleyip, başlamış doğrusunu yazmaya. Efendim, Samast 18 yaşında değilmiş tutuklandığında, 17 yaşındaymış. Taş atan çocuklar yasasından yararlanıp, çocuk mahkemesinde yargılanmış. Bu cümlelere bakınca ne kadar da doğru bir analiz yaptığı görünüyor Nedim Bey´in. Hanefi Avcı´nın gönüllü avukatlığına soyununca insan, kitapta ne yazıldığını bile göremiyor. Nedim 18 yaş demiş de peki biz ne yazmışız kitapta: Ogün Samast adlı 18 yaşından küçük bu genç.. Ne yazmışız Nedim? Büyük harfle yazayım da bari ne yazdığımı adam akıllı oku: 18 yaşınDAN küçük Tabii suç sende değil. Sana o köşeyi verende. Daha ne yazdığımı bile okumadan, sazan gibi atlayıp, köşenden 18 yaşındaki diye yazmış, kitabı referans almayın demişsin. Bu kadar DAN, DAN´ın kafana inmesi bu konuyla ilgili yeter sanırım.

Bektaşi Nedim

Gelelim ikinci iddiana. Hrant Dink cinayetinin ardından Ramazan Akyürek´le ilgili Fethullahçı bilgisinin basına sızdırıldığını yazdığımı, bu bilginin yanlış olduğunu söylüyorsun. Akyürekle ilgili bilginin de 2000 yılında dönemin İstanbul Valisi Erol Çakır imzalı bir belgede yer aldığını, bu bilginin yanlış olduğunu iddia ediyorsun. Mösyö´nün gönüllü avukatı. Yine ne yazıldığını okuyamamışsın. Birincisi kitaptaki bu bölüm Aktüel dergisinden alıntı yaptığım bölüm. Bu yazı bana ait değil. Tabi diye bilirsin ki madem kitabına alıyorsun neden iddiayı kontrol etmiyorsun? Haklısın da senin gibi okuduğunu anlamayan bir okurum olacağını hiç tahmin etmiyordum. Yazının devamında ne yazıyor? Hemen bir sonraki cümle.. Akyürek, İstanbul´da görev yaptığı sırada bir liste hazırlanmış, adının yanına Fethullahçı yazılmıştı. Yani 200 yılında bu listenin ortaya çıktığı bilgisi zaten kitapta var. Akyürek´in İstanbul´da görev yaptığı dönem yazılı. Senin ki de Bektaşi fıkrasına benziyor. Namaz kılmayın diyen Bektaşi´nin, içkiliyken kısmını görmemesi gibi. Hikayeyi bilenler bilir. Bilmiyorsan bilmeyenlerden öğrenebilirsin. Amaç yazıyı uzatmamak. Hrant Dink´in öldürülmesinin ardından Akyürek´le ilgili geçmişteki bu bilgi tekrar gazetelere servis edilip, ikinci kez kullanıldı. Kitaptaki kasıt bu sevgili avukat. Baransu okuru zeki olduğu için, senin gibi bir okurum olacağını tahmin edememiştim. Söz, üçüncü kitabımı seni dikkate alarak yazacağım.Simon topu at, Mösyö topu tut. Nedim araya gir, topu al kıvamında.

Sayfaları bile yanlış yazmış

Sayfa 113´te Yeşil´e ünlü itirafçı dediğimi bunun yanlış olduğunu yazmışsın. Birincisi o yazılan bölüm sayfa 113´te değil, 133´te. Daha önündeki sayfa numarasını doğru düzgün okuyamıyorsun. İkincisi, Yeşil de bir itirafçı olarak mesleğe başladı, daha okuma yazma seviyesinde biriyle bunu tartışmayacağım. Sen önce sana hazırladığım fişlerden Simon topu Mösyö´ye at kısmını geç, ondan sonra konuşuruz.

Biri Nedim´e okuma yazma öğretsin

Bir başka iddian da şu; Baransu kitabında Dink cinayetinde Ahmet İlhan Güler ve ekibinin gitmedikleri ve incelemedikleri adresle ilgili Trabzon´a bir cevap yazısı yazdılar demiş. Bunun da yalan olduğunu söyleyip doğrusunu şöyle yazmışsın: İstanbul İstihbarat Şubesi, Trabzon´a asla böyle bir yazı göndermedi! Zaten böyle bir yazı göndermedikleri ve Hrant Dink öldürüldükten sonra daha önce yazılmış gibi sahte bir rapor hazırladıkları için görevi ihmal ve evrakta sahtecilikle suçlanıyorlar. İnsan gönüllü avukat olmayı versin. Gerçekleri görmüyor sanırım. Sevgili Avukat. Ben kitapta senin dediklerini zaten yazdım. Hem de defalarca. Sana alıntı yaptığın yazının hemen devamını yazarak cevap vereyim de ne yazdığı oku: Yazıya göre bir çalışma yapılmış gibi bir tutanak tuttular. İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü´nün gönderdiği bu yazının tarihi de dikkat çekiciydi. Hrant öldürülmeden önce gereği yapılmıştı. Gerçeklerin çok farklı olduğu ise kısa zaman sonra ortaya çıktı. Belge düzmeceydi. Neymiş Nedim? Belge düzmeceymiş. Senin için bu da yetmez şimdi de Ama belge gönderilmedi ki diye ağlarsın. O yüzden aynı sayfadan devam edelim. İstanbul cinayet sorumluluğundan kurtulmak için sahte belge düzenlemiş ve bunu Trabzon´a göndermiş gibi yapmıştı. Neymiş Nedim? Sahte belge düzenleyip, göndermiş gibi yapmıştı. Bitmedi... Kitaptan devam Trabzon´da olmadığı ise yapılan incelemeyle anlaşıldı. Neymiş Nedim? Belgenin Trabzon´da olmadığı anlaşılmış. Yani hiç gitmediği. Senin kitapta yok dediğin bölümler bunlar Mösyö´nün sevgili avukatı. Sanırım sözün bittiği yerdeyiz. Seni Allah´a havale ediyorum. Uğur Dündar´ın bile senin için yapacağı bir şey yok. Önce ne yazıldığını iyici oku, ondan sonra köşe yaz.

Samast´la fotoğraf, jandarmanın mı yoksa emniyetin işi mi

Ogün Samast´ın yakalandıktan sonra Vatan Toprağı Kutsaldır, Kaderine terk Edilemez pankartının önünde Jandarma´nın çektiği fotoğrafla ilgili yazdıklarına ise çok güldüm. Efendim söz konusu fotoğraf Samsun Emniyeti´nde çekilmişmiş. Polis çekmişmiş. Kitapta bu iddianın 393´üncü sayfasında yazıldığını söylüyorsun, doğrusu 392. Seni google´ın resimler bölümüne havale ediyorum, fotoğraflardaki kişilerin üzerindeki Jandarma yazısını görürsün. Korkma, Jandarma yazısı büyük harflerle yazılmış, yanlış okuma şansın çok az. Bir de Jandarma başçavuş rütbesini göreceksin. Sarı renkli. Unutmadan, kitapta fotoğraflar otogarda çekildi diye bir iddiada da bulunmadım. Benim eleştirdiğim sadece o fotoğraftaki özel kadrajdı. Bu olayın görüntüleri de o dönem medyaya yansımıştı. TGRT´nin henüz FOX TV olmadığı dönemde, görüntüler TGRT tarafından kamuoyuna yansıtılmıştı. Arkadaki yazının görüntüye girmesi için yapılan konuşmalar da videoya alınmıştı. FOX´taki arkadaşlardan bir ricam var. Nedim´e kaseti gönderirseniz gerçekleri görür. Yazı okuma özrü olduğunu gördük, belki görüntüleri algılama özrü yoktur.

Bilmiyordun öğrenmiştin, unuttun mu?

Yazında Ali Fuat Yılmazer´in Ergenekon operasyonların beyni olduğunu yazdığımı, bunun yanlış olduğunu söylemişsin. Evet, Yılmazer İstihbarattan sorumlu kişi olduğu için, operasyonların beyni. Sana, Yiğit Bulut´la olan program arasında bana söylediğin bir sözü hatırlatayım: Baransu, bu kitapta çok önemli bir nokta var. Yılmazer´in beyin olduğunu yazmışsın. Ben bunu bilmiyordum. Bu çok önemli bir bilgi. Şimdi yazında mı doğru yazdın, yoksa söylediklerinde mi? Hangisi doğru Nedim?

Bir ayda okuma yazma

Köşe yazımda hiç mi yazdığım doğru yok diye sorarsan, tabi ki var. Sabri Uzun´un Hrant Dink öldürüldüğü dönemde, İstihbarat Dairesi Başkanı olduğu bilgisi, gözden kaçarak yanlışlıkla kitaba yazmışım. Ancak, Hrant Dink´in öldürüldüğü dönemde Ramazan Akyürek´in İstihbarat Dairesi Başkanı olduğunu da defalarca kitapta vurgulamışım. Gördüğün gibi Nedim, bir sayfalık köşe yazında onlarca hatan var. Okuma özürlü olduğun ortaya çıkıyor. Sen bir sayfada onlarca ciddi hata yapmışken, 448 sayfa da gözden kaçan küçük bir hata yapmışım çok mu? Sen bunları boş ver. Önce kitaptaki belgeli iddialarıma bir cevap ver. Nasıl olsa MÖSYÖ´nün gönüllü avukatı olduğunu ilan ettin. NOT: Sevgili Nedim: Bildiğim çok güzel bir okuma-yazma, yazılanı anlama kursu var. Parası benden, seni kursa yazdırabilirim. Bir ayda yazılanı okuyabiliyor ve anlayabiliyorsun. ( Gazeteciler)

İŞTE BU DA NEDİM ŞENER´İN BARANSU´YU KIZDIRAN YAZISI

Nedim Şener, Taraf muhabiri Mehmet Baransu´nun yeni çıkan Mösyö -Hanefi Avcı´nın Yazamadıkları adlı kitabında yeralan ciddi yanlışları yazdı. Şener´e göre Baransu bu yanlışlardan sonra gazeteciliği bırakacak! İşte Şener´in 3 Aralık 2010 tarihli yazısı:

Kimse Baransu´nun kitabını referans almasın

´Derin Devleti´ çok iyi bildiğini söyleyen gazeteci Mehmet Baransu, Hanefi Avcı´nın, Fethullah Gülen cemaatinin devletin içine nasıl sızdığını anlattığı kitabı Haliç´te Yaşayan Simonlara cevaben bir kitap kaleme almış: Mösyö - Hanefi Avcı´nın Yazamadıkları. Kitapta altı çizilmesi gereken çok ciddi yanlışlar var! Pazar günü katıldığımız bir televizyon programında bu yanlışlardan bazılarını Mehmet Baransu´nun kendisine de söylediğim için rahatlıkla yazıyorum. Dilerim, bu kitap ileride kimse tarafından referans alınmaz! Bu satırlar Milliyet muhabiri ve Posta gazetesi köşe yazarı Nedim Şener´e ait. Şener, Posta´daki köşesinde Baransu´yu üzecek bir yazı kaleme aldı ve MÖSYÖ kitabının yanlışlarını bir bir sıraladı. İşte Şener´in kaleminden Baransu´nun yanlışları:

Yeşil´i itirafçı yaptı!

Sayfa113: Aynı dönemde ünlü itirafçı ´Yeşil´ kodlu Mahmut Yıldırım´da Diyarbakır´daydı. Doğrusu: ´Yeşil´ hiç bir zaman PKK ya da bir başka örgüte girmedi ki itirafçı olsun! Askerliğinden beri MİT ve ´Derin Devlet´in adamı olmuş biridir. Belki yanılıyorumdur diye ´Susurluk Raporu´nu yazan dönemin Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş´a sordum. O da Yeşil´in itirafçı olduğuna dair hiç bir belge görmedim dedi.

Sayfa 387: Ramazan Akyürek ile ilgili ´Fethullahçı´ bilgisi basına sızdı

Doğrusu: Dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek hakkında dönemin İstanbul Valisi Erol Çakır imzalı bu belge zaten 2000´li yılların başında basına sızmıştı. Özetle bu eski bir bilgi.

Sayfa 392: Hrant Dink´in katili 1 gün sonra Samsun Otogarı´nda yakalandı

Ogün Samast adlı 18 yaşındaki küçük genç, Hrant Dink´in katili olarak İstanbul´a getirildi. Doğrusu: Katil Ogün Samast cinayet tarihinde 17 yaşındaydı! Suç tarihinde 18´den küçük olduğu için hakim, Ogün Samast´ın ´Taş Atan Çocuklar Yasası´ndan yararlanma talebini yerinde buldu ve bundan sonra ´Çocuk Mahkemesi´nde yargılanmasına karar verdi.

Sayfa 392:Dönemin Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek´in gönderdiği istihbarat raporu, dönemin İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler´e gitmiş ve Güler gerekli önlemleri almamıştı

Doğrusu: Hrant Dink´in öldürülme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu anlatan o rapor dönemin Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek tarafından değil, dönemin Trabzon İstihbarat Şube Müdürü Engin Dinç tarafından İstanbul´a yollanmıştı.

Sayfa 392-393: Ahmet İlhan Güler ve ekibi gitmedikleri ve incelemedikleri adresle ilgili Trabzon´a bir cevap yazısı yazdılar

İstanbul istihbarat Şube´nin gönderdiği bu yazının tarihi de dikkat çekiciydi. Hrant´ın ölümünden önce gereği yapılmıştı. Doğrusu: İstanbul İstihbarat Şubesi, Trabzon´a asla böyle bir yazı göndermedi! Zaten böyle bir yazı göndermedikleri ve Hrant Dink öldürüldükten sonra daha önce yazılmış gibi sahte bir rapor hazırladıkları için görevi ihmal ve evrakta sahtecilikle suçlanıyorlar.

Sayfa 393: Ogün Samast´ın Vatan Toprağı Kutsaldır, Kaderine Terk Edilemez yazılı Türk Bayrağı önünde çekilmiş kahraman pozu jandarmanın özel bir ortam yaratması sonucu çekilmişti

Doğrusu: Söz konusu fotoğraflar Samsun Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi´nin çay ocağında, TEMA Vakfı´nın bir afişinin önünde ve orada görevli polisler tarafından çekilmişti. O slogan da afişte var.

Sayfa 398: Sabri Uzun, Hrant Dink cinayeti sırasında İstihbarat Daire Başkanı´ydı

Doğrusu: Hrant Dink cinayeti sırasında eski Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanı´ydı. Halen Ankara´da Strateji Geliştirme Başkanlığı´nda uzman olarak görev yapıyor. Bir tür geri görevde yani.

Şahsımla ilgili yanlışları düzeltmiyorum çünkü

Kitapta şahsımla da ilgili önemli yanlışlar var. Bunları düzeltmiyorum! Çünkü kasıtlı yapıldıklarını düşünüyorum. Hrant Dink cinayeti sonrası yaptıklarımı, ortaya çıkardıklarımı, yargılanmalarımı, beraatımı, ödüllerimi herkes biliyor. Benimle ilgili yanlışları düzeltmeyi özgür vicdanlara bıraktım! ( Gazeteciler)

(08 Aralık 2010, 17:21)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Baransu, Avcı´nın yazamadıklarını yazdı

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2608    yazdır/print


 

Sanıklara göre Avcı hem işkenceci hem devrimci olamaz

Devrimci Karargah terör örgütü davası sanıkları örgütle ilgili süren soruşturma kapsamında Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın da tutuklanmasına tepki gösterdi. İşkenceci olduğunu belirttikleri Avcı´nın devrimci olamayacağını söyleyen sanıklardan biri, ´Devrimciler ondan hesap soracaktır´ dedi. Tahliye kararı çıkmayan duruşma ertelendi.

Sanıklara göre Avcı hem işkenceci hem devrimci olamaz

Devrimci Karargah terör örgütü davası sanıkları örgütle ilgili süren soruşturma kapsamında Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın da tutuklanmasına tepki gösterdi. İşkenceci olduğunu belirttikleri Avcı´nın devrimci olamayacağını söyleyen sanıklardan biri, ´Devrimciler ondan hesap soracaktır´ dedi. Tahliye kararı çıkmayan duruşma ertelendi.

İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen duruşmaya 8´i tutuklu 20 sanık katıldı. Duruşmada sanık Cemal Bozkurt, savunmasını ana dili olan Kürtçe olarak yapmak istediğini ancak buna müsaade edilmeyeceği gerekçesiyle Türkçe yapacağını söyledi. Devrimci Karargah örgütüne (DKÖ) yönelik 21 Eylül´de yapılan operasyonlarda 13 kişinin tutuklandığını hatırlatan Bozkurt, daha sonra da işkenceci olarak nitelediği Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın tutuklandığını belirtti. Avcı´nın bu soruşturma kapsamında tutuklanmasının kabul edilemeyeceğini ifade eden Bozkurt, At izi it izine karıştırıldı. Avcı´nın tutuklanmasıyla ve yalan yanlış bilgilerle davanın gidişatı karıştırılmak isteniyor. Bir tarafta Devrimci Karargah, diğer tarafta Hanefi Avcı. İşkenceci, faşist Emniyet Müdürü Hanefi Avcı bir devrimci asla olamaz. Hanefi Avcı´nın devrimcilerle herhangi bir ilişkisi olmadığı gibi devrimciler ondan hesap soracaktır. Hanefi Avcı´nın hangi süreçten geçerek kızıl bir devrimci olduğunu anlayamadık. dedi.

Sanıklar Fatih Aydın ve Özgür Dinçer de yazılı hazırladıkları savunmalarını okuduktan sonra mahkemeye sundular. Bostancı´daki çatışmanın yaşandığı evin sahibi sanık Necdet Öztürk, açık deniz gemi kaptanı olduğunu belirtti. Çatışmada öldürülen Orhan Yılmazkaya´nın arkadaşı olduğunu ifade eden Öztürk, Bir gün beni aradı. Parasının olmadığını ve kalacak yerinin de bulunmadığını söyledi. Ben de daha önceden de kaldığı için evime aldım. 27 Nisan günü her şeyimi kaybettim. Müşteki olmam gerekirken sanık olarak yargılanıyorum. Tahliyemi talep ediyorum.´ dedi. Örgütün sorumlusu olduğu belirtilen sanık Ulaş Erdoğan, iddianamede anlatılan eylem planları ile ilgili, Ben bu eylemleri yapacak olsam feriştahı durduramaz. Ben Kafkasya´da 4 yıl savaştım. Arabaları tutuşturmam bir günümü almaz. Ege´de gemileri yakmak da kolay. Zaman gazetesinin bombalanmasından bahsediliyor. Ben Zaman gazetesini bombalamaya kalksam, anında götürürüm. dedi.

Savunmaların ardından mahkeme savcıdan görüşünü sordu. Savcı Selim Berna Altay, tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamını istedi. Duruşmaya verilen aranın ardından kararı açıklayan mahkeme, atılı suçun vasfı ve kuvvetli suç şüphesi nedeniyle tutuklu sanıkların tutukluluğunun devamına karar verdi. Üye hakim Yılmaz Alp ise sanıklardan Necdet Öztürk´ün tahliyesi yönünde şerh koydu. Hakim Alp, Öztürk´ün tutuklu kaldığı süre ve delil durumu dikkate alınarak tahliye edilmesi gerektiği yönünde görüş bildirdi. ( Cihan)

Ulaş Bardakçı bir tek flash belleği kabul etti

08 Aralık 2010 -Devrimci Karargah davasının tutuklu sanıklarından örgüt lideri olduğu ileri sürülen Ulaş Erdoğan, kanlı eylem planlarının yer aldığı flash belleğin kendisinde olduğunu kabul etti. Daha önceki duruşmada konuşmayan tutuklu sanıklar Cemal Bozkurt, Fatih Aydın ve Özgür Dinçer dünkü duruşmada açıklamalar yaptı. Esasa ilişkin savunma yapmayacağını belirten üç sanıktan Cemal Bozkurt ve Fatih Aydın, KCK davası sanıklarına ve Taksim´de canlı bomba eylemi yapan Vedat Acar´a selam gönderdi. Bozkurt, eski emniyet müdürü Hanefi Avcı´yı işkenceci polis olarak bildiğini söyledi.İkinci iddianamenin bir numaralı sanığı Ulaş Erdoğan, bir buçuk yıldır üzerinden provokasyon sürdürüldüğünü iddia etti. Sosyalist görüşe sahip olduğunu, ancak Devrimci Karargah yöneticisi ya da üyesi olmadığını söyleyen Erdoğan, ´14 aydır şov yapılıyor ben de şov yapacağım.´ diyerek ek savunma yaptı. Devrimci Karargah ana davasında örgüt liderliği ile suçlanan tutuklu sanık Ulaş Erdoğan´dan ilginç açıklamalar geldi. Erdoğan, örgütün eylem planlarının yer aldığı flash belleğin kendisine ait olduğunu doğruladı. Erdoğan, Flash bellek, Avrupa´dan posta ile geldi. Eylem talimatı vardı. Bana uymaz. Geri gönderecektim. İçindekileri ben yazmadım. Sorumluluğu bana yükleyemezsiniz. Yazan e-posta adresleri de bana ait değil. dedi. Erdoğan, belleği gönderen ve Devrimci Karargah örgütünün Avrupa temsilcisi olduğu iddia edilen Serdar Kaya´nın, babasının arkadaşı olduğunu savundu. Ancak kendisine yönelik suçlamaları kabul etmedi. Erdoğan, Bu eylemleri yapacak olsam feriştahı beni durduramaz. Ben Kafkasya´da 4 yıl savaştım. Ege´de gemileri yakmak, arabaları ateşe tutuşturmak benim bir günümü almaz. dedi. Duruşma ertelendi. ( Zaman)

Devrimci Karargah davasında sanıklar arasında tartışma

12 Nisan 2011 - Devrimci Karargah davasında 2 sanık tahliye edildi. Duruşmada, Bostancı´da çatışma çıkan evin sahibi olan sanık ile diğer sanık arasında tartışma çıktı. ´Ailemizi mahvettiniz´ diyen ev sahibine diğer sanık, ´ailenizi kim ne yapsın´ karşılığını verdi.İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki duruşmaya Devrimci Karargah terör örgütünün sorumlularından olduğu belirtilen Ulaş Erdoğan´ın da aralarında bulunduğu 8 tutuklu sanık ile 3 tutuksuz sanık katıldı.

Tutuklu sanıklardan Bostancı´da çatışma çıkan evin sahibi Necdet Öztürk savunmasını yaptığı sırada diğer tutuklu sanık Cemal Bozkurt, Öztürk´ün yaptığı savunmaya itiraz etti. Bozkurt, savunmasını yapan Öztürk´e, Devlet yalakalığı yapıyorsun. diye bağırdı. Bozkurt´un bu sözlerine tepki ise Necdet Öztürk´ün eşinden geldi. Davada tutuksuz yargılanan Sevim Öztürk, Sizin yüzünüzden ailemiz mahvoldu. Benim çocuklarım babasız büyüyor. Bırakın da konuşsun. diyerek Bozkurt´a tepki gösterdi. Bozkurt ise ilginç ifadeler kullanarak, Dünya mahvolmuş, sizin ailenizi kim ne yapacak. Senin acının sorumlusu devlettir. karşılığını verdi. Tartışmanın büyümesi üzerine mahkeme başkanı Nurettin Ak, tutuksuz sanık Sevim Öztürk´ü salondan çıkarttı. Duruşmada sanıkların ve avukatların taleplerini alan mahkeme heyeti, yarım saatlik bir aranın ardından kararlarını açıkladı.Heyet tutuklu sanıklar Cenk Büyükkahraman ile Zafer Kaygın´ın tahliyesine karar verdi.

Terör örgütü Devrimci Karargah´ın eylemleri arasında Bostancı´daki çatışma yer alıyor. Çatışmada bir polis amiri şehit olmuş, bir vatandaş hayatını kaybetmiş, örgütün Türkiye sorumlusu olan Orhan Yılmazkaya da öldürülmüştü. Örgüt, Selimiye Kışlası´na havanlı saldırı gerçekleştirmiş ve AK Parti İstanbul İl Binası´nda patlamaya neden olan bombalı paketi göndermişti. ( Cihan)

(07 Aralık 2010), son güncel.: (12 Nisan 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Devrimci Karargah Örgütü manşetlerimiz

Flaş!!! Avcı´ya ´Devrimci Karargah´ gözaltısı

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2604    yazdır/print


 

Hanefi Avcı iddianamesi kabul edildi

Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın, kitabında ve beyanatlarında İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer´e ´iftirada bulunduğu´ iddiasıyla hazırlanan iddianame Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede Avcı´nın 2 yıl 8 aydan 8 yıl 4 aya kadar hapis cezasıyla yargılanması talep edildi.

Hanefi Avcı iddianamesi kabul edildi

Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın, kitabında ve beyanatlarında İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer´e ´iftirada bulunduğu´ iddiasıyla hazırlanan iddianame Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede Avcı´nın 2 yıl 8 aydan 8 yıl 4 aya kadar hapis cezasıyla yargılanması talep edildi.

Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın, kitabında ve beyanatlarında İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer´e ´iftirada bulunduğu´ iddiasıyla hazırlanan iddianame Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede Avcı´nın 2 yıl 8 aydan 8 yıl 4 aya kadar hapis cezasıyla yargılanması talep edildi. Ankara Cumhuriyet Savcısı Abdulvahap Yaren, İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer´in suç duyurusunun ardından başlattığı soruşturma sonrasında Avcı hakkında iddianame hazırlamıştı. Yaren´in hazırladığı iddianamede, Avcı´nın ´Haliç´te Yaşayan Simonlar´ adlı kitabında Yılmazer´in toplumda küçük düşürülmesine neden olduğu vurgulandı. Avcı´nın ´kamu görevlisine görevinden dolayı yayın yoluyla hakaret´ ve ´iftira´ suçlarından cezalandırılması istendi. ( Zaman)

(04 Aralık 2010, 11:56)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Hanefi Avcı hakkında iddianame

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2595    yazdır/print


 

Hanefi Avcı: Çok bilgim yok ama Ergenekon fasafiso

Taraf muhabiri Mehmet Baransu ´Mösyö Hanefi Avcı´nın Yazamadıkları´ isimli yeni kitabında, eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın kitabında iki farklı bölüm bulunduğunu, ilk bölümde Ergenekon soruşturmalarını överken, sonradan eklendiği iddia edilen ikinci bölümde ise Ergenekon ve benzeri çok sayıdaki soruşturmayı nasıl küçümsemeye çalıştığını çarpıcı örneklerle işliyor.

Hanefi Avcı: Çok bilgim yok ama Ergenekon fasafiso

Taraf muhabiri Mehmet Baransu ´Mösyö Hanefi Avcı´nın Yazamadıkları´ isimli yeni kitabında, eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın kitabında iki farklı bölüm bulunduğunu, ilk bölümde Ergenekon soruşturmalarını överken, sonradan eklendiği iddia edilen ikinci bölümde ise Ergenekon ve benzeri çok sayıdaki soruşturmayı nasıl küçümsemeye çalıştığını çarpıcı örneklerle işliyor.

Hanefi Avcı´nın kitabı incelendiğinde büyük bir operasyonun parçası olduğu gözlerden kaçmıyordu. Avcı kitabının ilk bölümüne anılarını almıştı. “Cemaat” başlıklı bölümde ise Türkiye´nin son üç yıldır konuştuğu yasadışı yapılanmalara karşı gerçekleştirilen operasyonlar hedef tahtasına konulmuştu. Avcı´ya göre operasyonlar onun deyimiyle fasa fisoydu ve operasyonları yürüten tüm birimler görevden alınmalıydı. Ergenekon, Zirve Yayınevi Katliamı, Dink Cinayeti, Danıştay Eylemi, Poyrazköy kazılarında ele geçen mühimmatlar, Balyoz, Kafes, İrticayla Mücadele Eylem Planı, Erzincan Ergenekon soruşturması, Emin Arslan´ın uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınması gibi birçok operasyon hakkında değerlendirmeler yapmıştı.

Avcı´dan çarpıcı Ergenekon yorumu

Avcı, kitabının ´devlet´ bölümünde başka bir Ergenekon tarifi çizerken, ´cemaat´ bölümünde bambaşka bir Ergenekon´u anlatıyordu. Birinci bölümde, bu örgütün yalnız varlığı değil, onun “binlerce, belki yüz binlerce insanın katledilmesini dahi meşru” gören bir anlayışa sahip olduğunu kabul ediyordu. Ergenekon örgütünün amaçları konusunda kuşkusuz zihni berraktı: “Ergenekon, devletin rejim için öngördüğü temel ölçütleri yerine getirmeyen- getirmek istemeyen bir siyasi anlayışın iktidar olmasına mani olmak veya iktidar olmuş ise zorla, antidemokratik yöntemlerle onu devirmek anlayışını savunanların oluşturduğu birliğin adıydı. Ergenekon´un yargılama sonunda bir veya birkaç kişinin ceza alması, cezanın az veya çok olması hiç önemli değildir. Mühim olan bu düşünce ve anlayışın yanlış olduğunun mahkeme tarafından tescil edilmesi ve hukuk sisteminin bu yanlışlığı mahkum etmesidir. Bana göre mahkeme bunu gerçekleştirdiği anda amaca ulaşmış demektir.”

Ergenekon soruşturmalarını yerin dibine geçiren Avcı

Kitabın ilk bölümünde bu değerlendirmelerde bulunan Avcı, ikinci bölümde bambaşka bir yorumla karşımıza çıkıyordu. Ergenekon´la ilişkilendirilen ne varsa ona göre külliyen abartılıydı. Danıştay saldırısı, savcının zorlaması ile Ergenekon´a dahil edilmişti. Makul bir polisiye akılla bakıldığında hiçbir bağlantı bulunmuyordu. Hrant Dink cinayeti, her yönüyle ince teferruatına kadar araştırılmıştı, karanlıkta kalan hiçbir yeri bulunmayan bir olaydı. Kazılarda ele geçen delillerle örgüt ilişkisi kurmak imkansızdı. Dünyadaki bilinen örgütlerin hepsi öncelikle tabanca ve tüfek, az miktarda da roket ve el bombası bulundurur ama nedense bizde her kazıda el bombası ve roket atarlar bulunuyordu. Avcı´nın kitabındaki ilk ve ikinci bölümünde çelişen ifadeler bunlarla sınırlı kalmamış, hemen hemen her olayda iki farklı Avcı değerlendirmesi karşımıza çıkmıştı.

Ergenekon hakkında çok şey bilmiyorum ama..

Avcı, kesin hüküm bildirdiği Danıştay, Ergenekon, Hrant Dink, Balyoz, Erzincan soruşturması gibi konularda, “Konuyla ilgili bilgim olmamakla birlikte bu işi de kesinlikle cemaat yapmıştır” denklemi kuruyor, söz konusu operasyonların bağlantılarını bu bağlamda sorguluyordu. “Ergenekon ve Ergenekon´dan yargılananlar hakkında çok şey bildiğimi söyleyemem” ile başladığı cümlelerin devamı, Ergenekon´u çürüterek devam ediyordu. Danıştay saldırısını beş sayfada çözüyor, saldırının ardında soru işareti kalmadığını, tüm yönleriyle saldırının ortaya çıktığını iddia ediyordu. Alparslan Arslan-Muzaffer Tekin ilişkisini görmeden, olayı 84 yaşındaki Salih Kunter´e ve başörtüsüne bağlayarak Danıştay saldırısının içerisinden çıkıyordu. “Bu olay hakkında hiçbir bilgiye sahip değilim ama” diyerek başladığı cümle, “bu olayı cemaat yapmıştır” iddiasıyla bitiyordu. Cemaatin devleti ele geçirdiğini söyleyen Avcı, daha sonra bunlar üç- beş kişi diyerek başka bir çelişkiyle kitabına devam ediyordu. Ankara Emniyet müdürü Orhan Özdemir hakkında yürütülen soruşturmayla ilgili “Olayın ne olduğu ve teferruatı konusunda bilgi sahibi değilim” diye başlayan bir diğer cümle “Ama, Orhan Özdemir´e karşı cemaatin bir tertip içerisinde olduğu” değerlendirmesiyle devam ediyordu.

Emniyet görevlileri, savcı ve hakimler değişmeli!

İyi bir operasyoncu olan ve bununla övünen Avcı, son noktada ise hedefe atış yapıyordu. Cemaat kılıfı ile Emniyet´in Ergenekon operasyonlarını yürüten birimlerini, bu operasyonu yürüten savcı ve mahkemelerin tümden değiştirilmesi gerektiğini belirtip, hedefi 12´den vurmayı amaçlıyordu. Emniyetçilerin, savcıların ve mahkeme heyetlerinin değiştirilmesiyle geçmişindeki kirli ilişkilerin deşifre olmayacağını hedefliyordu. Denize düşenin yılana sarılması gibi Hanefi Avcı da dün düşman olarak gördüğü, hedefine koyduğu kişi ve kurumlarla ortak hareket etme zorunluluğunun ortaya çıktığını artık anlıyordu.

Avcı cemaatin mi hükümetin mi hedefindeydi?

Avcı kitabında yakın arkadaşları başta olmak üzere kendisinin KOM Başkanlığı´ndan alınıp Edirne´ye sürülmesini cemaate bağlıyor. Ancak, Avcı´nın Edirne´ye gönderilmesinin perde arkasında AKP Hükümeti ile yaşadığı gerilim vardı. Avcı´nın Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı görevini yürüttüğü dönemde amiri pozisyonundaki dönemin İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu´dan habersiz, bir suç örgütüne operasyon düzenlemesi, Emine Erdoğan´ın telefonlarını dinlettirmesi, Yargı´da rüşvet alanında yapılan bir operasyon olan Neşter-2 operasyonu ve Mavi Hat operasyonları ki bu operasyonlarda iddianamedeki delillerin büyük bir bölümünü telefon dinlemeleri oluşturuyordu ve yine Hükümetten habersiz gerçekleştirdiği Enerji-1 adlı operasyonlar Hükümetle arasını açmıştı. Bu operasyonlardan bir kısmı yeterli delil olmadığından sonuçsuz kalmış, Avcı başarısızlık göstermişti.

Kitaba ´cemaat´ bölümü neden eklendi?

Avcı´nın yaptığı bu uygulamalardan dolayı hükümetle arası açıldı. Başbakan Erdoğan ve eski İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Avcı´nın isminin yanına şerh koymuştu. Avcı her ne kadar İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük illerin emniyet müdürlüğü ve İstihbarat Daire Başkanlığı, MİT Müsteşarlığı gibi koltukları beklese de hükümetin kendisini yükseltmeye niyeti yoktu. Kitap Yaz Atamaları´na kadar bekletildi. Yaz atamaları 31 Temmuz 2010´da açıklandığında Avcı, umduğunu bulamamıştı. Teşkilatta geleceği artık yoktu. Kendisi açısından tasfiye süreci başlatılmıştı. Çareyi ise bunun sorumlusu olarak gölge bir güç gibi sunmaya çalıştığı cemaat olgusunu kullanmakta gördü. Diyarbakır´daki faili meçhullerdeki rolü, Hizbullah ilişkisi, uyuşturucu kaçakçılarını korumaya çalışması, Devrimci Karargah örgütüyle ilişkisi mercek altındaydı. Avcı, geçmişte yaptıklarını biliyor ve başına gelecekleri tahmin ediyordu. Bir operasyon yapmalı ve önlem almaya çalışmalıydı. Öyle de yaptı. Ya büyük bir ilin Emniyet Müdürlüğü´ne atanması, ya da bastıracağı kitap bu süreci durdurabilirdi. Ataması yapılmayınca ´cemaat´ bölümü kitaba eklendi. İstediği göreve atanmış olsaydı, kitapta ´cemaat´ bölümü olmayacaktı.

Hrant Dink cinayeti ve Hanefi Avcı

Hanefi Avcı´nın kitabında en çok tartışılan bölümlerden biri de Hrant Dink cinayetinde her konunun aydınlatıldığı iddiasıydı. Avcı´ya göre genç bir çocuk, tartışmalardan etkilenmiş ve Hrant Dink´i öldürmüştü. Konunun arkasında başka kişiler aramak anlamsızdı. Tetiği çeken, silah dahil her şey yakalanmış ve aydınlanmıştı. Cinayetin ardından ortaya çıkan ihmal, şok etkisi meydana getirmişti. Trabzon Emniyet Müdürlüğü 17 Şubat 2006 tarihinde Samast´ı azmettirmekle suçlanan Yasin Hayal´in, Hrant Dink´i öldüreceği yönünde bir istihbarat raporunu İstanbul´a göndermiş ve İstanbul´da bir de adres belirtmişti. Adreste Hayal´in abisine ait bir iş yerinin olduğu belirtiliyordu. Bu rapor bilgi için Ankara´ya da gönderilmişti. Dönemin Trabzon Emniyet Müdürü ise Ramazan Akyürek´ti. Akyürek´in gönderdiği istihbarat raporu, dönemin İstanbul İstihbarat Şube müdürü Ahmet İlhan Güler´e gitmiş ve Güler´in gerekli önlemleri almadığı ortaya çıkmıştı.

Avcı ve ekibinin hedefi Yılmazer

Bu ihmalin ortaya çıkmasının ardından Emniyet´te tartışmalar ve gruplaşmalar başladı. Dink´in öldürüleceği istihbaratını ciddiye almayan ve gerekli incelemeyi yapmayan, Ahmet İlhan Güler ve çevresi karşı operasyona başladı. Sorumluluğun kendilerine ulaşmaması için, İstihbarat daire Başkanı Sabri Uzun´un yerine göreve atanan ve Dink öldürülecek diyen Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek´i suçlamaya başladılar. Suçlamaların hedefindeki bir kişi de Güler´in yardımcısı, şu an İstihbarat´ta sorumlu İstanbul Emniyet müdür Yardımcısı olan Ali Fuat Yılmazer´di. Hanefi Avcı´da bu ekibe destek vermişti. Çünkü Yılmazer son dönemde Türkiye yakın tarihinin en önemli operasyonlarını Ergenekon, Kafes, Poyrazköy gibi soruşturmaların “beyni” konumundaydı. Tüm teknik takip ve dinlemeler Yılmazer´in başkanlığında yapılıyordu. Yılmazer´i yıpratmak ve görevden almak bu operasyonlara büyük darbe vuracak, Avcı ve ekibi kendilerine ulaşacaklarından endişe ettikleri soruşturmalardan kurtulacaklardı. ( Aktifhaber)

(30 Kasım 2010, 12:32)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2570    yazdır/print


 

Mösyö Avcı ile Devrimci Karargah´ın gizemli ilişkisi

Taraf muhabiri Mehmet Baransu ´Mösyö Hanefi Avcı´nın Yazamadıkları´ isimli yeni kitabında, Avcı´yla ilgili çok sayıdaki iddia gibi onun Devrimci Karargah isimli sol örgütle ortaya çıkan ve tutuklanmasına da neden olan gizemli bağlantısına dair iddiaları derli toplu şekilde işliyor.

Mösyö Avcı ile Devrimci Karargah´ın gizemli ilişkisi

Taraf muhabiri Mehmet Baransu ´Mösyö Hanefi Avcı´nın Yazamadıkları´ isimli yeni kitabında, Avcı´yla ilgili çok sayıdaki iddia gibi onun Devrimci Karargah isimli sol örgütle ortaya çıkan ve tutuklanmasına da neden olan gizemli bağlantısına dair iddiaları derli toplu şekilde işliyor.

Türkiye kamuoyu Devrimci Karargah Örgütü´yle (DKÖ) ikinci kez 27 Nisan 2009 tarihinde İstanbul Bostancı´da gerçekleştirilen bir polis baskınıyla tanıştı. Baskında bir Operasyon Amiri Başkomiser Semih Balaban ile olay yerinde toplanan vatandaşlardan bir genç hayatını kaybetmişti. Devrimci Karargah Örgütü, ´naylon´ bir örgüt müydü? Ergenekon´un çaresiz kalınca devreye soktuğu bir yapılanma mıydı? Yoksa taşeronsuz kalan derin devletin yeni bir tezgahı mıydı? Örgütün ne olduğu bilinmiyor ancak kuruluş şekli ve sloganları itibarıyla belli bir sol ideolojik zemine dayandığı anlaşılıyordu. Örgütün Ergenekon´la bağlantısı sık sık gündeme geliyordu. Özellikle de ´Amirallere Suikast Planı´ kapsamında tutuklanan teğmenlerde elde edilen Devrimci Karargah örgütüyle ilgili birtakım dokümanlar bu iddiayı güçlendiriyordu. Söz konusu 4 teğmenin evinde Bostancı´daki operasyonda ölü olarak ele geçirilen ve Devrimci Karargah örgütünün lideri Orhan Yılmazkaya´nın fotoğrafı ve bazı örgüt dokümanları bulunmuştu. Ele geçen bu dokümanlar Ergenekon´un devrimci Karargah Örgütü´yle bağlantısını ortaya koyan önemli bir gelişmeydi.

Emniyet camiasına ihanet etti

Devrimci Karargah Örgütü´nün gizem perdesi Hanefi Avcı´nın tutuklanmasıyla yırtılacaktı. Avcı´nın tutuklanması cemaatle ilgili bir kitap yazdığı için değil, Devrimci Karargah örgütü soruşturması kapsamında takibe alınan Nejdet Kılıç´la olan bağlantısı nedeniyle olmuştu. Bu takip ise kitabın yayınlanmasından çok öncesine dayanmaktaydı. Orhan Yılmazkaya´nın evinde bulunan parmak izlerinden SDP´ye oradan da örgütle ilişkisi olduğu tespit edilen isim Nejdet Kılıç´a ulaşılmıştı. Devrimci Karargah soruşturması kapsamında teknik takibe alınan Nejdet Kılıç´ın telefonunun Avcı´nın sevgilisi Kezban Küçük´ün telefonuyla irtibatlı olduğu ortaya çıkmıştı. Avcı, arkadaşım dediği Nejdet Kılıç´la ilişkisi hakkında hiçbir suç delili bulunmadığını, Devrimci Karargah Operasyonu hakkında Kılıç´a bilgi sızdırmadığını, haksızlığa uğradığını iddia etse de Avcı-Kılıç görüşmelerinde suç unsuru ve suç içerikli konuşmalar telefon dinlemelerine takılmıştı. Avcı, Devrimci Karargah Soruşturması kapsamında dinlenen arkadaşına, soruşturmanın gizliliğini ihlal ederek, dinlendiğini, hem de mahkeme kararı numarasını vererek telefonda söylemiş ve dikkatli olmasını tavsiye etmişti. Bu 1. Sınıf bir Emniyet Müdürü´nün yapmaması gereken bir şeydi. Avcı, devam eden gizli bir soruşturmayla ilgili “Köstebeklik” yapmış ve şüpheli bir şahsa dinlendiğini ve takip edildiğini söylemişti. Bu ise bir suçtu.

Avcı ihanet edince operasyon başladı

Avcı, kitabında polisin gizli yürüttüğü Devrimci Karargah Operasyonu´nu deşifre etmişti. Operasyonun Avcı eliyle deşifre olmasının ardından polis hemen harekete geçerek belli adreslere eş zamanlı operasyonlar düzenlemişti Operasyonlarda tutuklananlar arasında yer alan Kılıç üzerinden de Avcı´ya ulaşılıyordu. Bir anlamda yasadışı örgüt üyesi iddiasıyla hapsedilen Kılıç direk Avcı ile bağlantılı gözüküyordu. Soruşturmalar derinleştikçe elde edilen deliller Avcı´ya “örgüte yardım ve yataklık” suçlamasının yapılmasına sebep oluyordu. Avcı, sözde yıllarca mücadele ettiğini savunduğu terör örgütlerinden birine yardım ve yataklık ettiği için tutuklanarak Silivri Cezaevi´ne konulmuştu.

Soruşturmayı itibarsızlaştırma çabası

Avcı, yasadışı dinleme ve kendisiyle ilgili komplolara ait resmi şikayetlerine cevap alamaması üzerine kitabın “cemaat” bölümünü yazdığını belirtmekteydi. Oysa söz konusu şikayet dilekçelerini Ocak 2010 tarihinde vermişti. Bu tarih sonradan kendisiyle ilgisi ortaya çıkacak olan Kılıç´ın adli soruşturma kapsamına alındığı tarihle aynı zamanı gösteriyordu. Başka bir deyimle Avcı Kılıç´la ilişkisi sebebiyle başının yasalarla derde gireceğini çoktan öngörmüştü. Dolayısıyla da Avcı´nın tüm bu olaylardan sonra yazdığı kitap nedeniyle soruşturma kapsamına alındığı iddiası tarihler göz önüne alınınca gerçeği yansıtmıyordu. Avcı, kitabında gizli belgeleri ifşa etmekle kalmamış, istihbari işleyişi de ifşa etmiş, dahası tüm bu bilgileri Devrimci Karargah mensubu Nejdet Kılıç´la paylaşmıştı. Bu suçları işleyen her memur soruşturmaya tabi tutulurdu, müfettişlerin yürüttüğü soruşturma da bundan başka bir şey değildi. Dolayısıyla Avcı, kitap yazdığı için değil, bir örgütün mensubuna yardım ettiği için gözaltına alınmış ve tutuklanmıştı. Görünen o ki Avcı, her zaman yaptığı gibi yine psikolojik harekat uygulamaya kalkmıştı. Başka bir deyimle kitabın çıkışıyla tutuklanmasının ardı ardına gelmesi durumunu öyle bir ayarlamıştı ki insanların bu iki olay arasında bağ kurmasını sağlamıştı. Bu ayarlama ise tabii ki Avcı´nın soruşturma sürecinden haberdar olmasıyla açıklanabilirdi.

Devrimci Karargah´ın gizemi

Muhafazakar kimliğiyle tanınan bir emniyetçinin sol örgüt ve yapılanmalarla ilişkisi sabit birisiyle ne işi olabilirdi? Nejdet Kılıç´ın ilişkide olduğu yapılanmalar Devrimci Karargah Örgütü ve SDP´ydi. Bu sol yapılanmalar bir Öcalan projesi olan örgütlü Türk solundan Kürt meselesi için faydalanma projesi kapsamında faaliyet yürütüyorlardı. Avcı-Nejdet kılıç ilişkisinin önemi de bu noktadan itibaren beliriyordu. Bu sol yapılanmalara rahatlıkla girip çıkabilen Kılıç´a solcu arkadaşları dahi muhbir gözüyle bakıyorlardı. Hanefi Avcı´nın itirafçılarla geçmişteki ilişkisi göz önüne alındığında, onun Kılıç´ı da bu şekilde kullanmış olabileceği bu işlerin içerisinde olan hemen herkes tarafından konuşuluyordu. Polis araması sırasında Avcı´nın evinde yakalanan sahte kimlikler bu ilişkiler çerçevesinde açıklanabilecek dokümanlardan sadece bir kaçıydı.

Hanefi Avcı makamını hiç boşaltmadı

Hanefi Avcı, Eskişehir Emniyet Müdürlüğü görevinden 26 Ağustos 2010 tarihinde alınmıştı. 28 Eylül 2010 tarihinde gözaltına alındığı ana kadar da makamını ve lojmanını terk etmemişti. Avcı´nın Özel Kalem memuru Nazmi Ayhan, Eskişehir Emniyetindeki yetkililer, Eskişehir Emniyet Müdür Vekili Abdulkadir Kutlu da Avcı´nın odasını kullanmaya devam ettiğini belirtmişlerdi. Avcı´nın aranan makamında yasadışı dinleme kayıtları ortaya çıkmıştı. Tutuklanmasının ardından 6 Ekim 2010 günü CHP Milletvekili Ahmet Ersin başkanlığında bir heyet Avcı´yı Silivri Cezaevi´nde ziyaret etti. Bu ziyarette Avcı´ya makam odasında ele geçirilen kasetlerin ne olduğu soruldu. Avcı bu soruya “teyp (müzik) kaseti” cevabını verdi. CHP heyetiyle yaptığı görüşmede makamında bulunan kasetlerin ve ele geçirilen dokümanların kendisine ait olmadığı yönünde bir beyanda bulunmayan Avcı, dinlettiği Mehmet Ali Birand´ın İstanbul Savcılığı´na kasetle ilgili çağrılması üzerine, bir gün sonra farklı bir açıklama yaptı. Avcı, 8 Ekim´de Birand´a ulaştırılmak üzere Cüneyt Özdemir´e gönderdiği faksta “Yemin ederim kasetler bana ait değil” açıklamasında bulundu.12 Eylül 2010 tarihinde Mülkiye eski Başmüfettişi Nuri Yaman da Avcı´nın kaset ve belgeleri arşivlediğini bildiğini ifade etti. Daha önceleri Avcı´ya devlette kişisal arşiv tutulmayacağı ve başının belaya girebileceği uyarısında bulunduğunu fakat, Avcı´nın da kendisine “Tüm belgeler güvenli bir yerde. Bir örneği de çok güvendiğim bir arkadaşta.” Şeklinde cevap verdiğini belirtti. ( Aktifhaber)

(29 Kasım 2010, 16:36)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2565    yazdır/print


 

Hanefi Avcı, Danıştay saldırısının neresinde?

Taraf muhabiri Mehmet Baransu ´Mösyö Hanefi Avcı´nın Yazamadıkları´ isimli yeni kitabında, Avcı´nın Danıştay saldırısının Ergenekon davasına bakan mahkeme tarafından çok detaylı olarak tekrar soruşturulmasını eleştirmesine dikkat çekiyor. Avcı´nın ´Haliç´te Yaşayan Simonlar Dün Devlet Bugün Cemaat´ adını verdiği kitabındaki Danıştay olayıyla ilgili küçümseyici ve yanıltıcı iddialarını ele alan Baransu, emniyette bulunduğu görevler sırasında Avcı´nın Danıştay saldırısında adı geçen bir çok ismin bağlantılarını tespit etme imkanı olduğu halde bunu kasten yapmamış olabileceğini ima ediyor.

Hanefi Avcı, Danıştay saldırısının neresinde?

Taraf muhabiri Mehmet Baransu ´Mösyö Hanefi Avcı´nın Yazamadıkları´ isimli yeni kitabında, Avcı´nın Danıştay saldırısının Ergenekon davasına bakan mahkeme tarafından çok detaylı olarak tekrar soruşturulmasını eleştirmesine dikkat çekiyor. Avcı´nın ´Haliç´te Yaşayan Simonlar Dün Devlet Bugün Cemaat´ adını verdiği kitabındaki Danıştay olayıyla ilgili küçümseyici ve yanıltıcı iddialarını ele alan Baransu, emniyette bulunduğu görevler sırasında Avcı´nın Danıştay saldırısında adı geçen bir çok ismin bağlantılarını tespit etme imkanı olduğu halde bunu kasten yapmamış olabileceğini ima ediyor.

´Haliç´te Yaşayan Simonlar´ kitabında Avcı´nın dile getiremediklerini ´Mösyö Avcı´nın Yazamadıkları´ kitabıyla Gazeteci Baransu deşifre etti. Hanefi Avcı´nın kitabında değerlendirmelerde bulunduğu olaylardan birisi de Danıştay saldırısıydı. Avcı´ya göre, Avukat Alparslan Arslan Danıştay cinayetini işlemişti, görüştüğü ve etkilendiği kişi de Şeyh Salih Kurter´di. Ergenekon sanığı Muzaffer tekin´le Alparslan Arslan arasında en ufak bir fikir birliği mevcut değildi. Peki gerçekler Avcı´nın dediği gibi miydi? Belki de Türkiye tarihinin en önemli suikast teşebbüsü esnasında olay yerine bakan farklı yerlerdeki kameralar hem de aynı gün kayıt alamamıştı. Kamera kayıtlarının yer aldığı hard disklerde bir gün önceki kayıtların geri getirilmeyecek şekilde silindiği ise Danıştay saldırısı Ergenekon soruşturmasına bağlandıktan sonra ortaya çıktı. TÜBİTAK bozuk hard diskler üzerinde yaptığı incelemede bazı dosyaların geri getirilmeyecek kadar silindiğini ortaya çıkarttı. Danıştay saldırısı Ergenekon operasyonuna bağlanmadan önce Ankara´da görülen ve sonuçlanan duruşmada, mahkeme bu olayların hiçbirinin üzerine gitmedi. Hatta Danıştay saldırısından önce kaydedilen bazı görüntülerin, mahkeme tarafından talep edilmediğinden dolayı silindiği de anlaşıldı. Yani ortada en basit ihtimalle bir ihmal vardı.

Tekin´in intiharını masum gösterdi

Avcı, Muzaffer Tekin´in intihara kalkışmasını tecrübesizlik, çaresizliğe bağlamış ve hata olarak görmüştü. Unuttuğu bir nokta vardı. Saldırıyla ilişkisi olmadığını iddia ettiği Tekin, evi arandıktan sonra kaçıp saklanmış, üç gün sonra çakıyla intihara teşebbüs ederek mağdur pozisyonunda gündeme gelmişti.

Danıştay saldırısını Ergenekon´a Emniyet değil, Yargıtay bağladı

Avcı´nın bir diğer iddiasına gelince, Danıştay saldırısını Ergenekon davasına Emniyet dolayısıyla cemaat bağlamıştı. Bu iddia da doğru değildi. Yargıtay 9. Ceza dairesi, davanın ilk görüldüğü Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Danıştay saldırısını Ergenekon´a bağladı. Davayı başörtüsü kararına bağlayan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi´nin emekli olan başkanı bile, davaların birleştirilmesinden sonra “o zaman elimizde yeterli kanıt yoktu” diye açıklama yaptı. Ergenekon soruşturması sonrasında ortaya çıkan yeni bilgi ve belgeler ışığında aynı mahkeme dosyanın, Ergenekon davası ile birleştirilmesini talep etti. Yani talebi yapan birim, cemaat değil, Yargıtay, ilk davada Ergenekon irtibatını kuramayan mahkeme ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´ydi.

Kurter´i suçlu gösterdi

Danıştay saldırısında gerçek faillerin bulunamaması için tıpkı daha önce yaşanan olaylar gibi cinayetin İslami kesime yıkılmasının planlandığı açık bir şekilde görülüyordu. Katil Alparslan Arslan´ın cinayetten önce ilginç bir şekilde 84 yaşındaki bir şeyhle irtibata geçmesi de bunun en büyük kanıtıydı. Avcı, yine o dönemde Alparslan Arslan´ın “her eylemden önce ve sonra İstanbul´daki Şeyh Salih Kurter ile irtibat kurduğunu” iddia ediyordu. Ancak Arslan´ın Cumhuriyet Gazetesi´nin bombalanması, Danıştay saldırısı gibi eylemlerinden önce ve sonrasına denk gelen zamanda sadece bir kez Salih Kurter´i aradığı o aramanın da 8 saniye sürdüğü ortadaydı ve Avcı bunu bilinçli bir şekilde karartıyordu.

Doğuş Factoring-Tekin-Arslan bağlantılarını görmedi

Avcı´nın kitabında bahsettiği, sahibinin ölümü sebebiyle dinlemeye aldım dediği, Doğuş Factoring isimli şirketin ortaklarından biri Muzaffer Tekin´di. Danıştay tetikçisi Alparslan Arslan işte bu şirketin, avukatlığını yapmıştı. Doğuş Factoring´in büyük ortağı olan Düzce Gölyaka doğumlu Ertuğrul Yılmaz ise 3 Nisan 2003´te Almanya´nın Hannover eyaletinde öldürülmüştü. Avcı´nın, Danıştay saldırısı sonrasında aralarındaki ilişkileri küçümsediği kişiler yıllar önce birçok karanlık işte bir araya gelmişti. Öldürülen Ertuğrul Yılmaz, Muzaffer Tekin ve Danıştay sanığı Alparslan Arslan´ın kaderi de aynı şirkette ortak olarak çalıştıklarında kesişmişti. Ertuğrul Yılmaz´a ait Doğuş Factoring´in hisseleri bu cinayetin ardından muzaffer tekin´e geçti. Doğuş Factoring´in avukatı ise Danıştay katili Alparslan Arslan´dı. 2004 yılında Ertuğrul Yılmaz olayı Türkiye´de soruşturulduğunda KOM Dairesi´nin bayında Hanefi avcı bulunuyordu. Yılmaz olayı bizzat Avcı tarafından soruşturuluyordu! Avcı´nın takip ettiği soruşturmada Ertuğrul Yılmaz´ın öldürülmesi kayıtlara, “PKK´lı tarafından öldürüldü” şeklinde geçmişti.

Danıştay olayını engelleyebilirdi

Avcı, kitabında da “Ergenekon´la, Danıştay saldırısı arasında bir ilişkisi olsaydı ilgili isimleri o dönem yakalardık” diyordu ama Muzaffer Tekin´le Alparslan Arslan´ın arasındaki ilişki o dönem Avcı tarafından tespit edilememişti. Belki de edilmek istenmemişti. Olay aydınlatılmamak üzere kapatılmıştı anlaşılan. Eğer Avcı, soruşturmayı derinleştirmiş olsaydı, Ergenekon-PKK-Ertuğrul Yılmaz-Muzaffer Tekin-Ayhan Parlak-Alparslan Arslan ilişkisi çok önceleri tespit edilecek, Danıştay saldırısı da gerçekleştirilmemiş olacaktı. Muzaffer Tekin üzerinden, Ergenekon örgütlenmesi de 2004 yılında deşifre edilecek ve örgüt Türkiye´nin gündemine çok daha önce gelmiş olacaktı. ( Aktifhaber)

(28 Kasım 2010, 22:02)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

Danıştay saldırısının Ergenekon davasıyla birleştirilmesi manşetlerimiz

Danıştay soruşturması sil baştan

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2557    yazdır/print


 

Baransu, Avcı´nın yazamadıklarını yazdı

´Haliç´te Yaşayan Simonlar Dün Devlet Bugün Cemaat´ adını verdiği kitabında Avcı´nın dile getiremediklerini ´Mösyö Avcı´nın Yazamadıkları´ kitabıyla Gazeteci Baransu deşifre etti. Kitaptan bazı bölümler şöyle: Avcı´nın yumuşak karnı Süleyman Üger.. Susurluk´un Kara Kutusu Babat.. Hizbullah karşısında üç maymunu oynadı.. Avcı Diyarbakır´dayken örgüte hiç operasyon yapılmadı.. Velioğlu´nun evi polis lojmanlarının yanıydı.. Hizbullah arşivi yakalandı, emir geldi imha edildi.. Telekulak Avcı´ya av olanlar.. Çevik Bir´i de dinledi.. Avcı, askerlerin Çarşamba´yı bombalayacağını nasıl öğrendi?..

Baransu, Avcı´nın yazamadıklarını yazdı

´Haliç´te Yaşayan Simonlar Dün Devlet Bugün Cemaat´ adını verdiği kitabında Avcı´nın dile getiremediklerini ´Mösyö Avcı´nın Yazamadıkları´ kitabıyla Gazeteci Baransu deşifre etti. Kitaptan bazı bölümler şöyle: Avcı´nın yumuşak karnı Süleyman Üger.. Susurluk´un Kara Kutusu Babat.. Hizbullah karşısında üç maymunu oynadı.. Avcı Diyarbakır´dayken örgüte hiç operasyon yapılmadı.. Velioğlu´nun evi polis lojmanlarının yanıydı..Hizbullah arşivi yakalandı, emir geldi imha edildi.. Telekulak Avcı´ya av olanlar.. Çevik Bir´i de dinledi.. Avcı, askerlerin Çarşamba´yı bombalayacağını nasıl öğrendi?..

“Gardaş, şimdi sana bir telefon numarası vereceğim. Hemen ara, telefonunu verdiğim şahıs Kadıköy´de seni bekliyor. Çalıştığın gazeteyi söyleme. Hürriyet´te çalışıyorum diyebilirsin. Kolay gelsin.” Gazeteci, Hanefi Avcı´nın bu sözleri üzerine söylenen yere gider ve Süleyman´la tanışır. Süleyman, dönemin Eminönü Belediye Başkanı Doç. Dr. Ahmet Çetinsaya´nın mafya içersinde ´Kelebek İbrahim´ lakaplı bir adamı olduğunu ve Çetinsaya´nın yaptığı yasadışı işleri anlatmaya hazır olduğunu söyler. Bunun üzerine üçlü buluşur ve Kelebek İbrahim, konuşmasında Çetinsaya´nın tüm kirli çamaşırlarını ortaya döker. Peki Hanefi Avcı, Süleyman´a anlattığı bilgilere nasıl ulaştı? Kadir Çelik, Kelebek İbrahim üzerinden dinlemeye takılmış, Çetinsaya da aynı yöntemle Avcı´nın avı olmuştu. Süleyman, Avcı´dan “Hanefi Abi” diye bahsediyordu ve bir dediğini iki etmiyordu. Süleyman Aktüel dergisinden iki gazeteciyle daha tanışıyordu. Bu gazetecilere Avcı´dan gelen bazı kritik haberleri ulaştırıyordu. Süleyman´ın bir de Faysal adında bir arkadaşı vardı. Gazetecinin gözlemlerine göre Süleyman ve Faysal ´parça başı iş´ yapıyorlardı. Faysal zaman zaman ´çözmesi´ için Süleyman´a iş getiriyordu. Süleyman, Susurluk Skandalı´nda adı geçen Süleyman Üger´den başkası değildi. Faysal ise, PKK itirafçısı olan Faysal Esen´di.

Avcı´nın yumuşak karnı Süleyman Üger

Ergenekon Terör Örgütü´ne yönelik hazırlanan Birinci İddianame´de yasal dinlemeye takılan Gazeteci Belma Akçura ile Ergenekon sanığı, bir dönemin ünlü polis şefi Adil Serdar Saçan´ın konuşmaları dikkat çekicidir. Saçan telefonda Akçura´ya Avcı´nın yumuşak karnının Süleyman Üger olduğunu söylüyor “Üger´in üzerine gidin biraz bakim. Hanefi zıplayacak mı zıplamayacak mı?” diyordu.

Susurluk´un Kara Kutusu Babat

Avcı´nın itirafçılar arasında en sıkı şekilde koruyup kolladığı isimler arasında İbrahim Babat başı çekiyordu. Adı İbrahim Babat. Kod adı Mete. PKK itirafçısı. 1990-1992 yılları arasında Binbaşı Ahmet Cem Ersever´in komutanı olduğu, sadece itirafçılardan oluşan, “öldürmeye yetkili” JİTEM grubunun komutan yardımcısı. Devlet ve kendi adına öldürdüğü insanların sayısını hatırlamıyor. Avcı, cezaevinden ´Rahşan affı´ ile serbest kalan ve Suriye´ye teslim edilen Babat´a olan ilgisini hiçbir zaman kesmedi. Avcı nerede görev yapıyorsa Babat´ın Türkiye´de yaşayan karısı Zelal Alataş ve çocuklarını da orada, yakın çevresinde tutmaya çalıştı. Avcı´nın PKK itirafçılarıyla ilişkisinin iki önemli tanığı da Abdülkadir Aygan ve Sedat Peker´dir. Hanefi Avcı ile tanışıklığının 90´lı yıllara kadar gittiğini, hem asker olduğu hem de JİTEM´de bulunduğu dönemlerde kendisiyle görüşmelerinin olduğunu aktaran Aygan, Cem Ersever vesilesiyle Emniyet´teki işler için Avcı´nın yanına gidip geldiğini aktarmıştı. Aygan, Avcı´nın itirafçılar Adil Timurtaş, Murat demir, Murat Aydın, Zelal Alataş, Kemal Başkan, Mustafa Deniz ve Mardinli İbrahim Arslan´ı birtakım görevlerde çalıştırdığını da söyledi. Aygan´ın açıklamalarını teyit eden bir başka isim ise Sedat Peker´di. Peker´in iddiasına göre Avcı JİTEM elemanlarını ve itirafçıları kendisine emanet etmişti. Peker, Avcı´nın selamıyla devlete hizmetleri olmuş itirafçılardan Tilki Selim, İbrahim Babat, Hidayet Bozyiğit, Süleyman Üger ve kardeşi Cemal Üger´i de tanıdığını belirtti. Avcı´nın itirafçılarından biri de Ferid kod adlı Mustafa Deniz´di. Deniz bir dönem JİTEM´de Cem Ersever´le de çalışmış ve Ersever ile birlikte infaz edilmişti. Bir diğer itirafçı Murat Demir, Avcı´nın itirafçılara Diyarbakır´da silah ve patlayıcı madde eğitimi verdiği, eylem amaçlı şehir dışına gönderdiğini belirtiyordu.

Hizbullah karşısında üç maymunu oynadı

Ergenekon Terör Örgütü´nün en önemli sanıklarından Emekli Albay Arif Doğan, Avcı´yı Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü´nde İstihbarat Şube Müdürü olduğu zaman JİTEM´e transfer ettiklerini ve Hizbullah´ı kurduklarını söylemişti. Avcı Resmi Yazıyla “Hizbullah Yok” Dedi. Dönemin Emniyet Müdürlüğü Siyasi Şubesi, İstihbarat Şubesi´ne bir yazı yazdı. Bu yazıda Hizbullah´ın şehirde gösterdiği faaliyetler soruluyordu. Başında o tarihlerde Hanefi Avcı´nın bulunduğu İstihbarat Şube sorulara şaşırtıcı bir cevap verdi; “Hizbullah örgütünün legal ve illegal herhangi bir faaliyeti tespit edilememiştir.” Oysa Hizbullah adı, örgüt Güneydoğu menşeli, Diyarbakır merkezli olsa da, İstanbul´da bile radikal İslamcılar arasında biliniyordu. O tarihlerde henüz ikiye ayrılmamış olan örgüt, İlim ve Menzil kitapevleri çevresinde yapılanıyordu. Neticede, Emniyet 23 Ocak 1985 tarihli cevabıyla büyük bir skandala imza atmıştı. 1980´lerin ortalarından itibaren Güneydoğu Anadolu´da gelişmeler hızlandı. PKK hızla büyüdü, Hizbullah ikiye bölündü fakat Menzil grubu ortadan kaldırıldı. Özellikle Diyarbakır ve Şırnak´ta satırlı saldırılar başladı. 1992 yılında sadece Diyarbakır´da öldürülen insan sayısı 132´ye çıkmıştı.

Avcı Diyarbakır´dayken örgüte hiç operasyon yapılmadı

Bu gelişmeler üzerine Jandarma Genel Komutanlığı Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü´ne bir yazı gönderdi. Diyarbakır´da Hizbullah´ın faaliyetlerini soruyordu. Emniyet Müdürü Ramazan Er´in cevabi yazısı oldukça ilginçti. Er, Diyarbakır´da ve Hizbullah örgütünün özellikle çok hareketli olduğu Silvan´da vere vere on kişinin adını verebilmişti. Bunun dışında hizbullahçı´ya rastlanamamıştı. Er imzalı bu yazıyı yine dönemin İstihbarat Şube Müdürü Hanefi Avcı ve yardımcısı Adem Demir hazırlamıştı. Dikkat çeken bir diğer ayrıntı da Avcı´nın İstihbarat Şube Müdürü olduğu dönemde Diyarbakır´da Hizbullah´a yönelik hiçbir operasyon yapılmamış olmasıdır. Avcı döneminde, Hüseyin Velioğlu, İsa Altsoy, Sülhattin Ürük, Hacı Bayancuk gibi örgütün üst düzey yöneticileri diyarbakır´da faaliyet gösteriyordu. İddialara göre Avcı ile Hizbullah´ın lider kadrosu arasında irtibatı S. S. sağlıyordu. S.S., Avcı´nın yanında çalışıyordu. Bir defasında Avcı, S.S. aracılığıyla Hizbullah liderlerinden Hacı Bayuncuk´a haber göndermişti. Bayuncuk PKK´nın hedefiydi ve Avcı Hizbullah liderine koruma teklif ediyordu. Bu dönemde Avcı´nın teknik kabiliyetinden yararlanılarak infaz edilecek isimlerin listesi belirleniyor, bu listeler Yeşil kanalıyla Hizbullah´a iletiliyordu.

Velioğlu´nun evi polis lojmanlarının yanıydı

Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu´nun kaldığı ev, hemen polis lojmanlarının yanı başındaydı. Velioğlu, Diyarbakır´da oturmak için bula bula polis lojmanlarının dibinde, İç Ofis semtinde ev bulmuştu. Aynı dönemde ünlü itirafçı “Yeşil” kodlu Mahmut yıldırım da Diyarbakır´daydı. İddialara göre o da Hüseyin Velioğlu ve Sülhaddin Ürür gibi üst düzey Hizbullahçılarla görüşüyordu. Avcı da bu dönemde Yeşil ile birlikteydi, JİTEM´in şehir merkezindeki faaliyetlerine yardımcı olmaktaydı. Yeşil o dönemde terörle Mücadele Şubesi´nde yapılan sorgulara bile rahat rahat katılabiliyordu.

Hizbullah arşivi yakalandı, emir geldi imha edildi

Hanefi Avcı´nın İstanbul Emniyet Müdürlüğü´nde, İstihbarat Şube Müdürü olmasıyla birlikte yerine Adem Demir geçmişti. Bu ikili daha önce birlikte çalışmıştı. Demir, hep Avcı´nın boşalttığı makama oturmuştu. Demir´in şube müdürü olmasından kısa bir süre sonra, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri Hizbullah´ın 74 kişilik kurucu kadrosu, üst düzey yöneticilerinin tamamının özgeçmişi, köy raporları, özellikle “Özümüz” isimli dosyanın içinde örgütün çok önemli sırları, öldürmek istediği 138 kişilik infaz listesi ve bu kişilerin biyografik bilgilerinin yer aldığı arşivini ele geçirdi. Ancak Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü´nde bu arşiv ele geçirildikten sonra şok edici bir gelişme yaşandı. İstihbarat Şube Müdürü Adem Demir ve Siyasi Şube´den emniyet amiri Ramazan Sürücü ele geçirilen arşivin imhasına karar verdiler. Her iki isim de “Yukarıdan emir geldi” diyerek yakalanan disketlerin imha edilmesini istedi.

Telekulak Avcı´ya av olanlar

28 Eylül´de Devrimci Karargah Örgütü´ne yardım ve yataklık yapmaktan tutuklanan Hanefi Avcı´nın lojmanında ve makamında yasadışı dinlemelerin kaydedildiği kasetler bulundu. Dinlenenler arasında Ertuğrul Özkök, Mehmet Ali Birand, Cüneyt Özdemir, Uğur Dündar, Mehmet Ali Yılmaz, Ahmet Özal, Enis Berberoğlu gibi isimler vardı. Avcı´nın bir diğer önemli kurbanı ise Güven Erkaya´ydı. Erkaya 28 Şubat sürecinin başat aktörlerinden birisiydi. Avcı, Erkaya´nın yumuşak karnının damadı ve kızı olduğunu biliyordu. Erkaya´nın kızının özel hayatını incelemeye almıştı. Erkaya ile dost, arkadaş olan emekli paşaları da mercek altına almıştı. Bunlardan birisi Doğan Grubu´nda görev yapan Emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı Orhan karabulut oldu. Erkaya´nın dinlenmesinin asıl nedeni ise ´Türkbank Skandalı´nın baş aktörü İşadamı Korkmaz Yiğit ile olan ilişkisiydi.

Çevik Bir´i de dinledi

Avcı´nın dinlemeleri içinde şüphesiz en ´flaş´ı Çevik Bir´in dinlenmesiydi. Avcı´nın anlattıklarına göre Bir, dönemin ünlü mankenlerinden Sevda Demirel´le birlikteydi. Bu birliktelikten hastalık kapan Bir, Gülhane Askeri Tıp Akademisi´nde görev yapan bir doktorla telefonda görüşmesi esnasında dinlemeye takılmıştı. Çevik Bir, Hanefi Avcı´nın ağına ikinci defa PKK´nın cezaevi sorumlusu Sabri Ok´la haberleşirken takıldı. Avcı, Türk medyasının sık sık görüşlerine başvurduğu ABD´li stratejistlerden Michael Rubin, Harold Rhode ve Richard Perle´nin Türkiye´deki yakın dostu, kendisini tanıtırken ´Kürt Yahudisi´ olduğunu belirtmeden geçmeyen, Rahmetli Turgut Özal´ın da danışmanlığını yapmış olan Aydan Kodaloğlu´na da özel ilgi gösterdi ve kısa sürede hakkındaki tüm bilgilere ulaştı. Kullanılan yöntem de teknik takipti. Elde ettiği bilgileri de Cüneyt Ülsever´in de dahil olduğu bazı gazetecilerle paylaştı. Hep yasadışı dinlemelerden dert yanan, kendisinin dinlendiğinden dem vuran Avcı´nın torbasında Abdullah Çatlı ve Turgay Ciner´de yer aldı. Avcı bu isimleri de her zaman büyüteç altında tutardı.

Avcı, askerlerin Çarşamba´yı bombalayacağını nasıl öğrendi?

28 Şubat sürecinin zorlu günlerinde Avcı pek çok bilgiyi gazetecilerle paylaşmaktan çekinmemişti. Bunlardan biri de İstanbul- Çarşamba semtinin askerler tarafından bombalanacağıydı. Çarşamba askerlere göre irticacıların yuvalandığı bir semtti. Bu semt adeta şeriatçıların kalesiydi. Öyleyse gerekli dersin verilmesi gerekiyordu. Bunun için de askeri bir yol seçilmişti. Hava Kuvvetleri Komutanlığı´na bağlı uçaklar tatbikat maksadıyla bomba yüklü olarak havalanacaklardı. Uçakların güzergahı Fatih- Çarşamba´dan geçecekti. Bu sırada bomba yüklü uçaklardan bir tanesi üzerindeki bombaları bırakacaktı. Meydana gelecek bu katliamdan sonra, uçak bombalarını mekanizmasının bozulması yüzünden kazayla düşürmüş olacaktı. Bu dehşet planının iddia sahibi Avcı´ydı. Duyulmuş olmasından ya da planın yapıldığı birimin deşifre olmasından dolayı bu korkunç plan hayata geçirilememişti. Avcı´nın izlemede, dinleme ya da araştırma yaptırmak için taktikleri vardı. Bir konuyu merak ettiğinde gizlice araştırır, sonra da o konuyla ilgili bilgileri bir mektupla ilgilisine gönderir, araştırma başlatılmasını sağlardı. Avcı´nın bir diğer merakı da kendisine boş, büyük, sarı zarflar postalatmasıydı. Avcı evinde ya da işyerinde bir baskın ya da arama olduğunda bu zarfları delil olarak kullanacaktı. Avcı´da her zaman askerler ve askeriyeyle ilgili çok önemli belgeler bulunurdu. Birisi bu belgeleri nereden buldun diye sorduğunda Avcı “Bana postayla gelmiş” diyebilmek için önceden delil oluştururdu. Görüldüğü gibi Avcı şimdi meslektaşlarını neyle suçluyorsa aynısını hatta fazlasını kendisi geçmişte yapıyordu. Kendisi yaptığı için de bugün herkesten işkilleniyordu. ( Aktifhaber)

(27 Kasım 2010, 17:21)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2553    yazdır/print


 

Hanefi Avcı hakkında iddianame

Tutuklu Emniyet Müdürü Hanefi Avcı hakkında ´Haliç´te Yaşayan Simonlar Dün Devlet Bugün Cemaat´ adlı kitabında ´İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer´e hakaret ettiği ve iftirada bulunduğu´ iddiasıyla hazırlanan iddianame mahkemeye gönderildi. Avcı hakkında 2 yıl 8 aydan 8 yıl 4 aya kadar hapis cezasının istendiği iddianame kabul edilirse yargılama Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi´nde yapılacak.

Hanefi Avcı hakkında iddianame

Tutuklu Emniyet Müdürü Hanefi Avcı hakkında ´Haliç´te Yaşayan Simonlar Dün Devlet Bugün Cemaat´ adlı kitabında ´İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer´e hakaret ettiği ve iftirada bulunduğu´ iddiasıyla hazırlanan iddianame mahkemeye gönderildi. Avcı hakkında 2 yıl 8 aydan 8 yıl 4 aya kadar hapis cezasının istendiği iddianame kabul edilirse yargılama Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi´nde yapılacak.

Tutuklu Emniyet Müdürü Hanefi Avcı hakkında iddianame hazırlandı. Edinilen bilgiye göre, Cumhuriyet Savcısı Abdulvahap Yaren, Yılmazer´in suç duyurusunun ardından başlattığı soruşturmayı tamamladı. Yaren´in hazırladığı iddianamede, Avcı´nın ´Haliç´te Yaşayan Simonlar Dün Devlet Bugün Cemaat´ adlı kitabında Yılmazer´in toplumda küçük düşürülmesine neden olduğunu ifade edilerek, Avcı´nın ´kamu görevlisini görevinden dolayı yayın yoluyla hakaret´ ve ´iftira´ suçlarından 2 yıl 8 aydan 8 yıl 4 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istendi. Avcı, iddianamenin kabul edilmesi durumunda Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanacak. ( AA)

Hanefi Avcı ifade verdi

28 Kasım 2010: Devrimci Karargah örgütü soruşturması kapsamında tutuklanan Hanefi Avcı kendisine açılan hakaret davasında ifade verdi. Devrimci Karargah örgütü soruşturması kapsamında tutuklanan Hanefi Avcı hakkında Haliç´te Yaşayan Simonlar kitabında istihbarattan sorumlu Müdür Yardımcısı Yılmazer´e iftira ve hakarette bulunduğu iddiasıyla dava açıldı. Yazdığı Haliç´te Yaşayan Simonlar kitabı ile Türkiye´nin gündemini oturan, Devrimci Karargah örgütüne yardım ettiği ve devam eden gizli bir terör örgütü soruşturmasının gizliliğini ihlal ettiği için tutuklanan Hanefi Avcı hakkında, şimdi de iftira ve hakaret davası açıldı. Dava, istihbarattan sorumlu İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer´in şikayeti üzerinde açıldı. Yılmazer, kitabında kendisini suçladığını ve hakaret ettiğini, iftira attığını düşündüğü Avcı hakkında 22 sayfalık şikayet dilekçesi hazırlayarak Ankara Cumhuriyet Savcılığına başvurdu. Konuyu inceleyen Cumhuriyet Savcısı Abdulvahap Yaren, Silivri Cezaevi´nde tutuklu bulunan Hanefi Avcı´nın talimatla ifadesini aldırdı.

İddiasından çark etti

Avcı, kitabında emniyet müdürleri Emin Aslan, Mustafa Gülcü, Celal Uzunkaya, Faruk Ünsal ve Orhan Özdemir´in tutuklanmasının arkasında cemaat yapılanmasını olduğunu iddia etmişti. Bu operasyonların aslında cemaatin tasfiye operasyonu olduğunu iddia eden Avcı, talimatla alınan savunmasında kitabında anlattığı bu soruşturmaların Yılmazer ile ilgisinin olmadığını söyledi. Yılmazer ile ilgili bazı yayın organlarında kendisine dayandırılan iddiaların da kendisiyle ilgisinin olmadığını savunan Avcı, gazeteci Nedim Şener tarafından kaleme alınan kitabın da kendisiyle ilgisinin bulunmadığını söyledi.

´Yılmazer´e iftira attı´

Yılmazer´in dava dilekçesini inceleyen ve Avcının savunmasını alan Cumhuriyet Savcısı Yaren dava açtı. Yaren hazırladığı iddianamede Avcı´nın Yılmazer´e kitabında iftira ve hakaret ettiğini belirtti. Savcı Yaren, Yılmazerin dilekçesinde yer alan suç uydurma, yargılama görevi yapanı etkileme, adil yargılamaya etkileme ve Terörle Mücadele Kanunu´na muhalefet iddialarının da iftira ve hakaret suçununun içinde olduğu için bu konularda ayrıca dava açılmadığını belirtti. Avcı hedefindeki isim olan Yılmazer ile ilgili olarak “Sonunda Ahmet görevden alındı. Yerine ise normalde hiçbir zaman bu göreve gelemeyecek, gerekli niteliklere sahip olmayan, hatta sosyal ve psikolojik açıdan sorunlu olduğunu değerlendirdiğim Ali Fuat Yılmazer atandı ifadelerini kullanmıştı. ( Bugün)

Nedim Şener´i de yalanladı

29 Kasım 2010: Avcı, Yılmazer ile iddialarını inkar etti. Ancak Avcı´nın kitabında İstanbul İstihbarat Şubesi eski Müdürü Ahmet İlhan Güler´in Dink Suikastı olmasa idi yine de görevden alınacağını, burada asıl hedefin Ali Fuat Yılmazer´in İstihbarat Müdürü olması olduğunu iddia etmişti. Avcı ayrıca Emin Aslan, Mustafa Gülcü, Celal Uzunkaya, Faruk Ünsal, Orhan Özdemir´in tutuklanmasının perde arkasında cemaat yapılanması olduğunu ve bu operasyonların İstanbul İstihbarat Şubesi tarafından yürütüldüğünü iddia etmişti. Avcı ayrıca Ordu, MİT ve Emniyet teşkilatı içersinde cemaatin imamları olduğunu hatta İstanbul Emniyeti´nin de bir imamı olduğunu öne sürmüştü. Avcı isim vermedi ama gazeteci Nedim Şener 31 Ağustos tarihli köşe yazısında “Cemaatin İstanbul polisindeki lideri kim/kimler. Bu kişi aynı zamanda Hanefi Avcı´nın kitabını yazmasına sebep olan kişi. Avcı kitapta isim vermemiş ama sorduğumda söyledi: Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer ve İstihbarat Müdürü Erol” ifadelerini kullanmıştı. Yılmazer´in açtığı davayla ilgili ifade veren Avcı, yapılan tüm operasyonların arkasındaki kurum olarak gösterdiği Yılmazer´in kitapta anlattığı konulardan sadece yasadışı dinlemelerle ilgili olduğunu söyledi. Avcı cemaatin operasyonları olarak lanse ettiği, Emin Aslan, Mustafa Gülcü, Celal Uzunkaya, Faruk Ünsal gibi emniyet müdürlerinin soruşturmaları ile Yılmazer´in ilgisinin olmadığını söyledi. Yılmazer´i sadece yasadışı dinlemelerle ilgili suçlayan ve suç duyurusunda bulunan Avcı diğer tüm konuların “uzaktan yakından ilgisi olmayan konular” olduğunu söyledi. Avcı gözaltına alındığı gün aradığı gazeteci Nedim Şener´i de yalanladı. Avcı ifadesinde “Benim kitabımda müştekiye ilişkin yazdıklarım sabittir açıktır. Diğer basın kuruluşlarının yazdıkları beni ilgilendirmez onların kendi yorumlarıdır. Ben şikayetci hakkında Cemaat imamı demedim. O görevi yapanları savcılıktaki ifademde belirttim” dedi. Nedim Şener ise “´Kitaptaki İstanbul polis şefi kim´ diye sordum kendisine.´ İki isim verdi. Biri Ali Fuat Yılmazer, istihbarattan sorumlu emniyet müdür yardımcısı. Diğeri de Erol isimli soy adını hatırlamıyorum İstihbarat Şube Müdürü. O iki ismi verdi ben aynen yazdım zaten” dedi. ( Star)

(25 Kasım 2010), son güncel.: (29 Kasım 2010)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2540    yazdır/print


 

Avcı´yı işkence mahkumiyetinden darbeciler kurtarmış

Taraf muhabiri Mehmet Baransu ´Mösyö Hanefi Avcı´nın Yazamadıkları´ isimli yeni kitabında, Devrimci Karargah soruşturması kapsamında tutuklanan eski polis müdürü Hanefi Avcı´nın 1984 yılında Mersin Sıkıyönetim Mahkemesi´nde işkenceden mahkum olduğunu, ancak bu cezadan Askeri Yargıtay 4. Dairesi tarafından skandal bir gerekçeyle kurtarıldığını anlatıyor.

Avcı´yı işkence mahkumiyetinden darbeciler kurtarmış

Taraf muhabiri Mehmet Baransu ´Mösyö Hanefi Avcı´nın Yazamadıkları´ isimli yeni kitabında, Devrimci Karargah soruşturması kapsamında tutuklanan eski polis müdürü Hanefi Avcı´nın 1984 yılında Mersin Sıkıyönetim Mahkemesi´nde işkenceden mahkum olduğunu, ancak bu cezadan Askeri Yargıtay 4. Dairesi tarafından skandal bir gerekçeyle kurtarıldığını anlatıyor.

Piyasaya yeni çıkan ´Mösyö´ kitabı, Hanefi Avcı´nın gizli hayatını gözler önüne serdi. Hanefi Avcı´nın 1984 yılında işkenceden mahkum olduğu ortaya çıktı. Mehmet Baransu´nun yeni kitabı Mösyö´de yer alan bilgiye göre Avcı´yı bu cezadan Askeri Yargıtay 4. Dairesi kurtardı. Devrimci Karargah Soruşturması kapsamında gözaltına alınan Eskişehir eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın ilk görev yeri Mersin´de, işkence yaptığı kişiler tarafından Mersin Sıkı Yönetim Mahkemesi´ne açılan davada mahkum olduğu belirlendi. Mehmet Baransu´nun MÖSYÖ - Hanefi Avcı´nın Anlatamadıkları isimli kitabında yer alan bilgiye göre, Avcı´nın Mersin yılları sert polislik yaptığı, gözaltındakileri işkenceden geçirdiği dönem olarak dikkat çekiyor.

1 yıl hapis 3 yıl meslekten men

Baransu, Karakutu Yayınları arasından çıkan kitabında Hanefi Avcı´yı mahkumiyete götüren süreci şöyle anlatıyor: Adana 2 Nolu Askeri Sıkıyönetim Mahkemesi 982/372 Nolu Esas kaydıyla görülen bir davada Remzi Korkmaz, Halit Ertan ve Kalender Irmak, Hanefi Avcı tarafından işkence gördüklerini iddia ediyordu. Bu yüzden Adana 2 Nolu Askeri Sıkıyönetim Mahkemesi Hanefi Avcı´ya 19-04-1984 tarihli 982/372 esas 1984/118 sayılı kararla TCK´nın 243/1 maddesi gereğince 1 yıl ağır hapis ve 3 yıl memuriyetten men cezası vermişti. Korkmaz´ın ayaklarında doku zedelenmesi, Ertan´ın sağ el bileğinde kırık, Irmak´ın ise dişleri dökülmüştü. Bu arada işkenceye şahit gösterilen Ertan Çıral, kendisinin de Avcı´nın işkencesine maruz kaldığını söylediği için mahkemece muteber olmadığı için kabul görmüyordu. Avcı, işkence yaptığı gerekçesiyle aldığı hapis cezası üzerine Mersin Sıkıyönetim Komutanlığı Nezdinde Kurulan 2´Nolu Sıkı Yönetim Askeri Mahkemesi´ne ait 1984-467 Nolu dosya kaydıyla kendisi hakkındaki karar için, Askeri Yargıtay 4. Dairesi´ne temyize başvurmuştu. Askeri Yargıtay 4. Dairesi de kararı esastan bozmuştu. Dava tekrar ilk mahkemeye geri gönderilmiş ve Askeri Yargıtay 4. Dairesi´nin esastan bozduğu karara uyulmuştu.

Yargıtay´dan vicdansız kanaat

İşte burada biraz sıkı durmak gerekiyor, çünkü 23-01-1985 tarihli ve 1985 / 15 Nolu Karar ile Avcı beraat ettirilmişti. Askeri Yargıtay´ın esastan bozduğu kararın gerekçesi dünya hukuk tarihine geçecek kadar sıra dışıydı: ´Şahitlerin ve müştekilerin aynı örgüte mensup oldukları ve şikayetleri ile ifade tarihlerinde aynı cezaevinde birlikte bulundukları ve 12 Eylül sonrasında örgüt mensuplarının güvenlik güçleri mensuplarına iftiralar ile yıpratmayı kendi ideoloji ve taktiklerinin bir parçası olarak kabul ettikleri ve bunu da tüm yandaşları örgüt mensuplarına yaydıkları böylece sanıkların iddia edilen suçu işlediklerine dair mahkumiyetlerine yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, bu nedenle tüm sanıkların beraatine karar verilmesi gerekmiş ve vicdani kanaat bu şekilde hasıl olmuştur.

Hukuk dışı bir yorum

Baransu´ya göre Avcı´nın mahkumiyetinin bozulması; delilsiz, dayanaksız, doğruluğunu yanlış bir kanaatten alan hukuk dışı bir yorumun sonucu olduğu kesindi. Ancak bir gerçek vardı ki gerekçenin herhangi bir yasaya dayandırılmayan ironik özü şu şekilde algılanmaya müsaitti: Siz örgüt mensupları bizim memurumuzdan daha mı kıymetli olduğunuzu sanıyorsunuz? Vermişsiniz aynı cezaevinde kafa kafaya, iftira atıp bizi burada meşgul ediyorsunuz. Ayrıca işkence yaptıysa da benim memurum yapmış, ne olacak ki?

Dönemin ün yapan valisi: Encümeni Daniş üyesi Karaduman

Mehmet Baransu, kitabında Hanefi Avcı´nın ilk görev yeri Mersin´de hızla ün yaptığını ve tüm devlet birimlerinde konuşulmaya başlandığını belirtiyor. Baransu aynı tarihlerde Avcı´yla birlikte Mersin´de bir başka ismin daha ün yaptığına dikkat çekiyor. İşte Baransu´nun kaleminden o isim: Bu kişi o dönemki Mersin Valisi, TBMM eski Başkanı ve Ergenekon sürecinde sıkça gündeme gelen Encümen-i Daniş´in üyesi olan Necmettin Karaduman´dı. Avcı, Karaduman tarafından Mersin´de fikri olarak devşirilmişti. Devşirme operasyonu hemen meyvelerini vermiş, Avcı´nın darbeye giden süreçte solcu ve sağcılara karşı devlet adına daha da sert bir yöntem sergilemesinin ilk sinyalleri Mersin´de kendini göstermeye başlamıştı. Darbe öncesi ideolojik kamplar arasında oluşturulacak baskı ve tedirginliğin ipleri işte bu dönemde Avcı gibilerin ellerine teslim edilmişti.

Avcı´dan MHP´ye rüşvet iddiası

Mehmet Baransu´nun kitabında yer verdiği bilgilere göre DSP - MHP - ANAP koalisyonu döneminde Hanefi Avcı´nın ilgisi siyasilere yoğunlaşıyor. Baransu, Avcı´nın bu dönemini şu sözlerle açıklıyor: Koalisyonun MHP kanadıyla bağlantıları iyiydi. Avcı´nın eşi Kayseri´li idi. Avcı da Kayserili dostları sayesinde MHP´yle bağlantı sağlamıştı. Koalisyonu umutla karşılayan Avcı bir müddet sonra çevresine MHP´nin yolsuzluklarını anlatır olmuştu. Özellikle hükümetin MHP kanadından Bayındırlık ve İskan Bakanı Koray Aydın´ın yaptıklarından bizardı. Ancak Aydın´ın bu işte yalnız olmadığını, aldığı her türlü rüşvetten parti Genel Başkanına yüzde yirmi pay verdiğini, hatta büyük bir işten Genel Başkanın payını vermediği için ikilinin tartıştığı iddiasını da gazetecilere ulaştıran Hanefi Avcı´dan başkası değildi. Aydın´la görüşüp, iş alamayan, rüşvet verip karşılığını bulamadığını iddia ettiği bazı işadamlarının gazetecilerle de temas etmesini de sağlamıştı. ( Bugün)

(24 Kasım 2010, 13:06)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı, Derin-Sol´un önünü açtı

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2529    yazdır/print


 

Avcı, infaz listelerini Yeşil aracılığıyla Hizbullah´a iletti

Taraf muhabiri Mehmet Baransu ´Mösyö Hanefi Avcı´nın Yazamadıkları´ isimli yeni kitabında, Devrimci Karargah soruşturması kapsamında tutuklanan eski polis müdürü Hanefi Avcı´nın İstanbul´da ölü olarak ele geçirilen Hizbullah örgütünün lideri Hüseyin Velioğlu´nu koruyup kolladığı, hatta Avcı´nın teknik kabiliyetinden yararlanılarak infaz edilecek isimler listesinin belirlendiği ve bu listelerin Yeşil kanalıyla Hizbullah´a iletildiği iddia ediliyor.

Avcı, infaz listelerini Yeşil aracılığıyla Hizbullah´a iletti

Taraf muhabiri Mehmet Baransu ´Mösyö Hanefi Avcı´nın Yazamadıkları´ isimli yeni kitabında, Devrimci Karargah soruşturması kapsamında tutuklanan eski polis müdürü Hanefi Avcı´nın İstanbul´da ölü olarak ele geçirilen Hizbullah örgütünün lideri Hüseyin Velioğlu´nu koruyup kolladığı, hatta Avcı´nın teknik kabiliyetinden yararlanılarak infaz edilecek isimler listesinin belirlendiği ve bu listelerin Yeşil kanalıyla Hizbullah´a iletildiği iddia ediliyor.

Örgütün ele geçen arşivlerinin ise Avcı´nın yardımcısı Adem Demir tarafından yakıldığı iddia edildi. Taraf Gazetesi muhabiri Mehmet Baransu´nun yeni çıkan ´Mösyö-Hanefi Avcı´nın Yazamadıkları´ isimli kitabında ilginç bilgiler yer alıyor. Kitapta Hanefi Avcı´nın 1984-1992 yılları arasında, Diyarbakır İstihbarat şube müdürlüğü görevinde bulunduğuna dikkat çekilerek bu süre zarfında, terör örgütü Hizbullah´ın bu dönemde ortaya çıkıp geliştiğine işaret ediliyor. İddiaya göre Hizbullah, Avcı döneminde koruma altına alındı: Avcı döneminde, Hüseyin Velioğlu, İsa Altsoy, Sülhaddin Ürük, Hacı Bayancuk gibi örgütün üst düzey yöneticileri Diyarbakır´da faaliyet gösteriyordu. İddialara göre Avcı ile Hizbullah´ın lider kadrosu arasındaki irtibatı S.S. sağlıyordu. S.S., Avcı´nın yanında çalışıyordu. Bir defasında Avcı, S.S. aracılığıyla, Hizbullah lideri Hacı Bayancuk´a haber göndermişti. Bayancuk, PKK´nın hedefiydi ve Hizbullah liderine koruma teklif ediyordu. Bu dönemde Avcı´nın Velioğlu ile de görüştüğü İstihbarat Şube´de çalışanlar arasında biliniyordu. Diyarbakır´da Avcı´nın teknik kabiliyetinden yararlanılarak infaz edilecek isimler listesi belirleniyor, bu listeler Yeşil kanalıyla Hizbullah´a iletiliyordu. Kitaptaki bir diğer iddia ise Avcı´nın 1980-1991 yılları arasında Mersin Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesi´nde görev yapan ulusalcı başkomiser Kemal Canay sayesinde istihbaratçı olduğu. ( Zaman)

(24 Kasım 2010, 10:26)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Hanefi Avcı Hizbullah´ı neden korudu?

Ergenekon-Hizbullah bağlantıları

Hizbullah (Hizbulkontra) örgütüyle ilgili manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2527    yazdır/print


 

Görüntülenen: 21 - 40 (Toplam 130)  |  Önceki 20 | Sonraki 20 

| Paylaş:


Kozmik Oda´da paralel şüphe

14.03.2014 11:10 2009 sonunda Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast şüphesiyle başlatılan ve Özel Harp Dairesi'nde (ÖHD) 1 ay süreyle aramalar yapılmasına neden olan Kozmik Oda soruşturması 5 yıla yakın süredir tamamlanmadı. 60'lı..
Tamamı 14.03.2014

Paralel´e de Ergenekon´a da hayır

11.03.2014 14:52 Türkiye'de dün yargıda şiddetli bir deprem yaşandı. Daha önce benzeri yaşanmayan bu depremin merkez üssü, Ergenekon davasına bakan özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi oldu. Ergenekon davasına bakan İstanbul ..
Tamamı 11.03.2014

Şok!!! 509 bin kişi dinlenmiş

07.03.2014 13:13 Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nda yürütülen soruşturma çerçevesinde, 2012'de 257 bin 454 kişi, 2013'te 252 bin 062 kişi olmak üzere toplam 509 bin 516 kişinin dinlendiği tespit edildi. TİB'de dinlemeler konusun..
Tamamı 07.03.2014

Suç duyurusu & Basın açıklaması

22.01.2014 12:42 Son günlerde Türkiye gündemini meşgul eden ve birbiriyle bağlantılı olduğu düşünülen iki konuda, 'Paralel Devlet' ve 'Kaset Komplocuları' konusunda TMK ile yetkili cumhuriyet savcılığına çok sayıda somut delil içeren i..
Tamamı 22.01.2014

Ayasofya camiye çevrilsin

27.11.2013 12:17 İstanbul'u 1453'te fetheden Fatih Sultan Mehmed'in şehirde ilk iş olarak kiliseden camiye çevirdiği ve cuma namazını kıldığı Ayasofya Camii, 1934 yılında Bakanlar Kurulu kararnamesi ile müzeye çevrilmiş ve ibadete kapa..
Tamamı 27.11.2013

Darbe kaydına suç duyurusu

18.11.2013 13:10 Sivil Toplum Kuruluşu olan Adalet Platformu, geçtiğimiz yıl Genelkurmay karargahında yapılan çok gizli bir darbe toplantısına ait ses kaydıyla ilgili suç duyurusu yaptı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilen ve sit..
Tamamı 18.11.2013

Flaş!!! Temizöz mütalaada

06.09.2013 18:26 Şırnak´ın Cizre ilçesinde 1993-95 yılları arasında işlenen 20 faili meçhul cinayetle ilgili açılan Temizöz davasına iki aylık ara sonrası devam edildi. Güneydoğu´da işlenen faili meçhul cinayet ve kayıp olaylarıyla ilg..
Tamamı 06.09.2013

Mahkemeden 41 suç duyurusu

15.08.2013 13:08 Ergenekon davası 5 yıl sonra bitti denirken, 4 gruptaki onlarca isme suç duyurusu geldi. Bu gruplardan birisinde, aralarında gazeteci Zeyno Baran´ın da bulunduğu 41 isim yer alıyor. Mahkeme tarafından yapıldığı için hu..
Tamamı 15.08.2013

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

05.08.2013 12:41 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde yaklaşık 5 yıldır görülen Ergenekon davasında karar duruşması başladı. 67´si tutuklu 275 sanığın yargılandığı dava duruşmasında 6 hakim ve 3 savcı kürsüdeki yerlerini aldı. Tutuklu ..
Tamamı 05.08.2013

BM´nin balyoz raporu çöktü

24.07.2013 10:01 ´BM´den Balyoz Gibi Karar´ başlıklı haberin gerçekleri yansıtmadığı açıklandı. TRT Haber´e özel açıklamalar yapan Birleşmiş Milletler genel sekreter sözcüsü, BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu´nun BM adına açıklama ya..
Tamamı 24.07.2013

Hanefi Avcı´ya 15 yıl hapis

19.07.2013 16:12 89 sanıklı ´Devrimci Karargah Örgütü´ (DKÖ) davasında karar açıklandı. Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aralarında gazeteci Aylin Duruoğlu´nun da bulunduğu 24 kişi ise örgüt üyeliğinde..
Tamamı 19.07.2013

Özel Harp´e operasyon geliyor

10.06.2013 13:44 Gezi Parkı´nda ortaya çıkan Özel Harp´e iki şok darbe geliyor.. Türkiye´de pek çok karanlık olayın arkasında olduğu gibi Gezi Parkı olaylarının arkasından da Özel Harp Dairesi çıktı demiştik. Geçtiğimiz günlerde intern..
Tamamı 10.06.2013

İşte Özal dosyasındaki isimler

29.04.2013 13:35 8´nci Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın ölümüne dair soruşturmada iddianame hazırlanarak mahkemeye sunuldu. Mahkemenin de kabul etmesiyle dava açıldı. 56 sayfalık iddianamede, Özal´ın Ergenekon tutuklusu emekli tuğgeneral L..
Tamamı 29.04.2013

Başbakan: Saldırı Ergenekon işi

20.03.2013 20:58 Dün gece Ankara´da Adalet Bakanlığı binası ile AK Parti Genel Merkezi´ne eş zamanlı olarak iki saldırı düzenlenmiş, el bombaları ve law roketatarları kullanılmıştı. Ergenekon davasında önceki gün verilen savcılık mütal..
Tamamı 20.03.2013

27 Nisan soruşturması sürüyor

06.03.2013 18:25 Adalet Platformu Başkanı Adem Çevik´in suç duyurusu üzerine, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 27 Nisan 2007 askeri muhtırasıyla ilgili başlatılan soruşturmanın sürdüğü öğrenildi. Savcılığa yeni belgeler sunan ..
Tamamı 06.03.2013

Flaş!!! Özel Harp´e dava açılıyor

23.02.2013 13:38 Türkiye´nin en gizli ve gizemli yeri olarak gösterilen Özel Harp Dairesi´nin (ÖHD) ´kozmik oda´sının sır perdesi aralanıyor. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´a suikast iddiası ile başlayan soruşturma yakın tarihle yüzl..
Tamamı 23.02.2013

Savcı: Hamido Özel Harp işi

18.02.2013 13:47 Terörle Mücadele Kanunu´nun (TMK) 10. maddesiyle görevli Malatya Cumhuriyet Savcısı, Zirve Yayınevi cinayetleri davası kapsamında tutuklu bulunan muvazzaf asker Haydar Yeşil´in kayınbiraderi H.K. tarafından teslim edil..
Tamamı 18.02.2013

Genelkurmay, Özel Harp´i yalanladı

15.02.2013 15:05 Genelkurmay Başkanlığı, resmi internet sitesinden yayınladığı açıklamada, son dönemde Özel Kuvvetler Komutanlığı ile ilgili medyada yer alan haberlere tepki gösterdi. Açıklamada, Özel Kuvvetler Komutanlığı gizli ve ill..
Tamamı 15.02.2013

Gezi Belgeseli

Belgeleriyle Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılan, haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçilerini delilleriyle birlikte sergilemeye başlıyoruz. Halka ve verdiği oya güvenmeyen, onları aşağılayan, sandık yerine başka yerlerden iktidara çıkmaya çalışan, kısacası seçimlerden fayda ummayan bu güçlerin..
Tamamı 24.06.2013

Ayasofya Camiye Çevrilsin

Ayasofya için dilekçe kampanyası

26.11.2013 13:01 Milli Türk Talebe Birliği (MTTB), 'Peygamberimizin'in işareti, Fatih'in emaneti, Büyük Türkiye'nin alameti; Ayasofya açılsın' sloganıyla Ayasofya'nın yeniden camiye çevrilmesi için dilekçe kampanyası başlattı. Türkiye çapında yapılacak kampanya, İstanbul'un Fethi'nin sene-i devriyesi olan 29 Mayıs 2014'te sonlanacak ve toplanılan dilekçeler yine..
Tamamı 26.11.2013

Ergenekon davasındayız!

Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu

Ergenekon davasının 202. duruşmasında eski Başbakan Bülent Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu konuşuldu. Ecevit'in doktoru Mücahit Pehlivan tanık olarak ifade verdi. Duruşmada Abdullah Harun'un konuyla ilgili bir yazısı da gündeme geldi. O ve benzer diğer yazılarda Ecevit'in koruma müdürü Recai Birgün'ün "Dünyada tedavisi kesilince iyileşen tek hasta..
Tamamı 11.03.2013

Yeni kitabımız çıktı!

Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi

'Ordu Suikast Düzenler mi? Bülent Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi' başlıklı kitap, 2009 yılı sonunda gerçekleşen Arınç Suikasti ve Kozmik Aramalar konusunu ve üç yıldır tamamlanmayan soruşturmanın örtbas edilip edilmediğini sorgulayan, konuyla ilgili iddiaları da aktaran bir çalışma.. Subayların Ergenekon ve diğer örgüt bağlantıları.. Kozmik Aramalar.. Tepkiler..
Tamamı 27.12.2012

İddianame yayından kaldırılmıştır

İzmir casusluk davası

İzmir casusluk davasının iddianamesinde 196'sı müşteki, 831'i mağdur olmak üzere toplam 1027 kişi için kimlik bilgilerinin sansürlenmesi çalışması yapılmıştı. Bu süreçte çok yoğun emek harcandı. Ancak sitemize artarak gelmeye devam eden taleplerden anlaşıldığı gibi, iddianamelerde mağdur ya da müşteki olarak yer almadığı halde çok sayıda başka ismin de..
Tamamı 14.05.2013

Skandal!!! Hakim mi militan mı?

13.03.2014 11:33 Denizli'de gezi eylemlerine katıldıkları için Ali Şimşek, Kerem Yıldırım, Güldane Pekdoğan, Recai Altuntaş, Cem Dikmen, Cüneyt Çelik, Süleyman Can Bayram ve Mustafa Kayhan hakkında geçen yıl 'Kanuna Aykırı Toplantı ve ..
Tamamı 13.03.2014

Erdoğan: Hoca, ülkeyi karıştırma!

27.02.2014 14:27 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan yerel seçim mitingleri kapsamında Türkiye'yi dolaşıyor. Erdoğan şimdi Burdur'da halka sesleniyor.. İşte Başbakan Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları: Rabbim kardeşliğimizi inşallah dai..
Tamamı 27.02.2014

Mütalaa: Zirve=Ergenekon

25.02.2014 12:20 2007'de Malatya'da Zirve Yayınevi'nde biri Alman uyruklu 3 kişinin boğazının kesilerek öldürülmesi olayına ilişkin davanın 92. duruşması dün görüldü. Zirve Yayınevi'nde 18 Nisan 2007'de Alman uyruklu Tilman Ekkehart G..
Tamamı 25.02.2014

Başbakan: Gülen, örgüt lideri

11.02.2014 21:20 Başbakan Erdoğan, Fethullah Gülen hakkında ilk kez 'Örgütün lideri' ifadesini kullandı. Paralel yapılanmanın sınavlarda usulsüzlükten şantaj ve tehdide kadar ne kadar kirli iş varsa bulaştığını söyleyen Başbakan Erdoğa..
Tamamı 11.02.2014

Flaş!!! Taraf´a paralel soruşturma

05.02.2014 12:59 Taraf gazetesine şok!.. Adalet Platformu ile Abdullah Harun'un suç duyuruları üzerine harekete geçen savcılık, Taraf gazetesi sorumlularına, muhabir Mehmet Baransu ve gazeteci Emre Uslu'ya paralel yapılanma ile bağlant..
Tamamı 05.02.2014

Paralel soruşturma endişeli başladı

31.01.2014 17:03 İstanbul'da flaş gelişme.. Hükümet'in 17 Aralık operasyonu sonrasında sıkça dile getirdiği 'paralel devlet' ve örgüt' iddialarıyla ilgili ilk adım atıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 17 ve 25 Aralık operasyonunu y..
Tamamı 31.01.2014

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

27.01.2014 13:03 Fethullah Gülen'in avukatı: Psikolojik harekâtta yeni aşamaya geçildi.. Fethullah Gülen Hocaefendi'nin avukatı Nurullah Albayrak, müvekkili hakkında ortaya atılan iftiraların suç duyurusu şeklinde yargıya taşınması sur..
Tamamı 27.01.2014

Paralel Devlet´e suç duyurusu

23.01.2014 11:20 Milli İradeyi Savunanlar Platformu (MİSAP), 'Paralel Devlet' konulu bir suç duyurusu yaptı.  TMK ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başssavcılığı'na yapılan suç duyurusunda; birkaç aydır yaşanmakta olan paralel devle..
Tamamı 23.01.2014

Koç suç duyurusunda şok iddia

15.01.2014 15:27 Sivil toplum kuruluşlarından Adalet Platformu, yabancı vakıfların Gezi olaylarına karıştığına dair 2 Aralık 2013'de verdikleri suç duyurusuyla ilgili şok bir iddiada bulundu. MÜRACAAT SAVCISI KOÇ'A DİKKAT ÇEKTİ, DİLE..
Tamamı 15.01.2014

Paralel Yapı = P2 Locası

14.01.2014 15:48 Gülen cemaatinin lideri Fethullah Gülen'in paralel yapıyı uzaktan yönetmek için yaptığı telefon görüşmeleri bugün internette yayınlandı. (1) Görüşmelerde Gülen'in, bir dini cemaat liderinin ötesine geçerek siyaset..
Tamamı 14.01.2014

Hanefi Avcı haklı çıktı

13.01.2014 15:43 Hükümet-cemaat kavgası, özellikle cemaatin yargı üzerinden yaptığı salvolar pek çok adli süreçle ilgili soru ve kuşkuları tekrar akla getirdi. Cemaatin emniyet ve yargı içinde keyfi ve kendi hesabına girişimleriyle ilg..
Tamamı 13.01.2014

Flaş!!! Savcı: Darbeye direnin

31.12.2013 10:25 İstanbul'da şok gelişme.. İstanbul Cumhuriyet Savcılarından Mehmet Demir, içinde bazı yargı mensuplarının da olduğu bir yapının Başbakan Erdoğan'a darbe yapmak istediğini belirterek, "Yargının bağımsızlığına ve tarafsı..
Tamamı 31.12.2013

İkinci 7 Şubat krizi

18.12.2013 11:00 Seçimler yaklaştıkça şok gelişmeler peşpeşe geliyor.. Dün AK Partili belediye ve kamu kuruluşlarına yönelik yolsuzluk operasyonları üzerine bugün İstanbul Emniyeti'nde operasyon yetkisine sahip 5 üst düzey emniyet müdü..
Tamamı 18.12.2013

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 02.12.2013

Darbe kaydına tekzip talebi

25.11.2013 14:10 Adalet Platformu'nun suç duyurusu ses getirdi. Platform, geçtiğimiz yıl Genelkurmay karargahında yapılan çok gizli bir darbe toplantısına ait ses kaydıyla ilgili 1 hafta önce suç duyurusu yapmıştı. Ankara Cumhuriyet Ba..
Tamamı 25.11.2013

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
7.681.827